Türk Hukukunda Nafaka Türleri
Türk Medeni Kanunu, nafakayı tek bir kategori olarak değil, farklı hukuki gereksinimlere karşılık gelen dört ayrı tür olarak düzenlemektedir: tedbir nafakası, yoksulluk nafakası, iştirak nafakası ve yardım nafakası. Her birinin uygulama koşulları, talep edebilecek kişiler ve sona erme halleri birbirinden farklıdır.
Tedbir Nafakası: Dava Süresince Geçici Koruma
Boşanma veya ayrılık davası açılmasıyla birlikte hâkim, davanın devamı süresince eşlerin barınmasına, geçimine, mallarının yönetimine ve çocukların bakım ile korunmasına ilişkin gerekli geçici önlemleri re'sen almakla yükümlüdür (TMK m. 169). Bu geçici önlemler çerçevesinde ekonomik olarak daha elverişsiz durumda olan eşe diğer eş tarafından tedbir nafakası ödenebilir; bu nafaka türü için kusur şartı aranmaz.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 169Kaynağı aç
Tedbir nafakası boşanma hükmünün kesinleşmesiyle son bulur; bu tarihten itibaren koşullar oluşmuşsa yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gündeme gelir. Ortak çocuklar yönünden dönemleme yapılırken boşanma hükmünün kesinleştiği tarih esas alınır; kesinleşme tarihine kadar tedbir nafakası, bu tarihten çocuğun ergin olduğu tarihe kadar ise iştirak nafakası söz konusu olur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2020/4180, K. 2020/6836 sayılı kararında bu geçişin hükümde açıkça gösterilmesinin zorunlu olduğunu vurgulamış; infazda tereddüt doğuracak biçimde hüküm kurulmasını bozma sebebi saymıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2020/4180, K. 2020/6836Kaynağı aç
Yoksulluk Nafakası: Koşulları ve Süresi
TMK m. 175 gereğince boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla, geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Yükümlü tarafın kusurlu olup olmadığı bu değerlendirmede aranmaz; nafaka yükümlüsü için kusur bir ön koşul değildir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 175Kaynağı aç
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/11025, K. 2018/2353Kaynağı aç
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/11025, K. 2018/2353 sayılı kararında nafaka talep eden tarafın boşanmaya sebebiyet veren olaylarda daha ağır kusurlu olmadığını, herhangi bir geliri ve malvarlığının bulunmadığını ve boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceğini tespit etmiş; bu koşulların gerçekleşmesine karşın nafaka talebinin reddedilmesini hatalı bulmuştur.
Boşanmaya sebebiyet veren olaylarda ağır kusurlu olan taraf yararına yoksulluk nafakasına hükmedilemez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/4096, K. 2019/11459 sayılı kararında ağır kusurlu tarafın nafaka talebinin reddedilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymuştur. Eşit kusurlu olmanın nafakaya engel oluşturup oluşturmadığı ise kusur dağılımının somut olaya göre değerlendirilmesini gerektiren ayrı bir meseledir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/4096, K. 2019/11459Kaynağı aç
Boşanmadan Sonra Yoksulluk Nafakası Davası Açılabilir mi?
Anlaşmalı boşanma davasında yoksulluk nafakası talep edilmemişse veya bu haktan açıkça feragat edilmişse, boşanmadan sonra ayrı bir dava yoluyla yoksulluk nafakası istemek mümkün değildir. Öte yandan boşanma kararı kesinleştikten sonra açılan yoksulluk nafakası davasında tarafların kusur dağılımı yeniden incelenemez ve yeni vakıalara dayanılamaz; boşanma davasında tespit edilen kusur belirlemesi esas alınır. Kesinleşmiş boşanma kararında tarafların kusurları belirlenmiş olduğundan, nafaka davasında kesin hükmün bağlayıcılığı kuralı gereği bu konuda yeniden inceleme yapılamaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1006, K. 2019/1132 sayılı kararında bu ilkeyi somutlaştırmış; boşanma kararında şeklen kusur derecesi belirtilmemiş olsa dahi kararın gerekçesinden hangi tarafın daha az kusurlu olduğu anlaşılabiliyorsa bu gerekçenin nafaka davası bakımından esas alınabileceğini kabul etmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1006, K. 2019/1132Kaynağı aç
İştirak Nafakası: Çocuğun Giderlerine Katılım
İştirak nafakası, velayeti kendisine bırakılmayan eşin ergin olmayan müşterek çocuğun bakım ve eğitim giderlerine kendi ekonomik imkânları oranında katılmasını sağlamak amacıyla hükmedilen nafaka türüdür. TMK m. 182 uyarınca velayeti almayan eş, bu giderlere gücü oranında katılmak zorunda olup hâkim istem hâlinde söz konusu giderlerin irat biçiminde ödenmesine ve gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğine karar verebilir; bu son husus hâkimin takdirine bırakılmıştır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 182Kaynağı aç
Ana ve babanın bakım borcu kural olarak çocuğun ergin olmasına kadar sürer. Ancak TMK m. 328 gereğince çocuk ergin olduğu hâlde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitim sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlü olmaya devam eder.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 328Kaynağı aç
Boşanma davasında ortak çocuk yararına dönemleme yapılırken boşanma hükmünün kesinleştiği tarihe kadar tedbir nafakası, bu tarihten çocuğun ergin olduğu tarihe kadar ise iştirak nafakası dönemi esas alınır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2020/4180, K. 2020/6836 sayılı kararında infazda tereddüt doğuracak biçimde hüküm kurulmasını bozma sebebi saymıştır.
İştirak nafakası çocuk lehine hükmedilen bir nafaka olduğundan anlaşmalı boşanmada tarafların bu nafakaya ilişkin feragati hukuken geçerli sayılmaz. Boşanma kararında iştirak nafakasına yer verilmemiş olsa dahi çocuğun üstün yararı ve kamu düzenine ilişkin niteliği gözetilerek ayrı bir dava açılması mümkündür.
Yardım Nafakası: Aile İçi Dayanışma Yükümlülüğü
TMK m. 364 kapsamındaki yardım nafakası boşanma hukukundan bağımsız olarak düzenlenen bir nafaka türüdür. Bu hükme göre herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu, altsoyu ve kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Kardeşler arasındaki nafaka yükümlülüğü ise yükümlünün refah içinde bulunması koşuluna bağlıdır. TMK m. 364 aynı zamanda eş ile ana ve babanın bakım borçlarına ilişkin hükümleri saklı tutmakta; yardım nafakası bu bakım borçlarını ortadan kaldırmamaktadır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 364Kaynağı aç
Nafakanın Ödeme Biçimi, Artırılması ve Kaldırılması
TMK m. 176 uyarınca maddi tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan ya da irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir. Manevi tazminatın ise irat biçiminde ödenmesine karar verilemez.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 176Kaynağı aç
İrat biçiminde hükmedilen nafaka, nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden sona erer. Nafaka alacaklısının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde ise nafakanın kaldırılması için mahkemeye başvurulması gerekir (TMK m. 176/3).
Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılmasına ya da azaltılmasına karar verilebilir. Hâkim istem hâlinde irat biçimindeki nafakanın ya da maddi tazminatın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini de karara bağlayabilir (TMK m. 176/4-5).
Durumun değişmesi hâlinde hâkim istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır (TMK m. 331).
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 331Kaynağı aç
Nafaka artırım davalarında hâkim, nafaka alacaklısının ihtiyaçlarını karşılayacak ve nafaka yükümlüsünün gelir durumuyla orantılı olacak biçimde hakkaniyet ölçüsünde nafaka miktarını belirler. Artırım için belirli bir sürenin geçmesi yasal olarak aranmaz; tarafların mali durumunun değişmesi ya da hakkaniyetin artırımı zorunlu kılması yeterlidir. Artırım davasında tarafların ekonomik ve sosyal durumlarındaki değişikliğin önceki nafaka takdirinde sağlanan dengeyi bozup bozmadığı gözetilmelidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/21259, K. 2017/10239 sayılı kararında bu ölçütleri somutlaştırmış; taraflarda olağanüstü bir değişiklik bulunmadığı hâllerde TÜİK tarafından yayımlanan ÜFE oranının denge ölçüsü olarak dikkate alınabileceğini belirtmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/21259, K. 2017/10239Kaynağı aç
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Nafaka davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Aile Mahkemesinin bulunmadığı yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi bu davalara Aile Mahkemesi sıfatıyla bakar.
Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında TMK m. 177, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesini yetkili kılmaktadır. Bu özel yetki kuralı, HMK m. 6'daki davalının yerleşim yeri mahkemesi genel yetkisini ortadan kaldırmaz; davacı nafaka alacaklısı kendi yerleşim yeri mahkemesinde ya da davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açmayı seçebilir. Kesin yetki söz konusu olmadığından yetki itirazının cevap dilekçesiyle ileri sürülmesi zorunludur; usulüne uygun itiraz edilmezse dava ilk açıldığı mahkemede görülür (HMK m. 116 ve 117).
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 177Kaynağı aç
Maddi ve Manevi Tazminat ile Nafaka İlişkisi
Boşanma davasında nafaka talepleriyle birlikte tazminat talepleri de gündeme gelebilir. TMK m. 174/1 uyarınca mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir. TMK m. 174/2 kapsamında ise boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini talep edebilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 174Kaynağı aç
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/4096, K. 2019/11459 sayılı kararında manevi tazminat talep eden tarafın ağır ya da eşit kusurlu olmadığını ve karşı tarafın kusurlu davranışlarının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiğini o davaya özgü olgular çerçevesinde tespit etmiştir. Manevi tazminata hükmedilebilmesi için söz konusu koşulların somut olayda birlikte gerçekleşmesi aranır.
Sık Sorulan Sorular
Yoksulluk nafakası almak için kusursuz olmak şart mı?
Hayır. TMK m. 175 gereğince yoksulluk nafakası talep edebilmek için kusursuz olmak zorunlu değildir; nafaka talep eden tarafın kusuru, diğer tarafın kusurundan daha ağır olmaması yeterlidir. Buna karşın boşanmaya sebebiyet veren olaylarda ağır kusurlu olan taraf yararına yoksulluk nafakasına hükmedilemez.
Anlaşmalı boşanmadan sonra nafaka talep edilebilir mi?
Duruma göre değişir. İştirak nafakası çocuğun üstün yararı kapsamında kamu düzenine ilişkin olduğundan, anlaşmalı boşanmada feragat edilmiş olsa dahi boşanma sonrasında ayrı bir dava açılması mümkündür. Yoksulluk nafakası ise farklıdır: anlaşmalı boşanmada bu haktan açıkça feragat edilmişse veya nafaka talep edilmemişse, sonradan yoksulluk nafakası davası açmak mümkün değildir.
İştirak nafakası çocuk ergin olduğunda sona mı erer?
Kural olarak evet; iştirak nafakası çocuğun ergin olduğu tarihte sona erer. Ancak TMK m. 328 uyarınca çocuk ergin olmasına karşın eğitimine devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere eğitim sona erinceye kadar bakım yükümlülüğünü sürdürür.
Nafaka miktarı sonradan değiştirilebilir mi?
Evet. Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını artırabilir ya da azaltabilir (TMK m. 176/4-5, TMK m. 331). Artırım için belirli bir sürenin geçmesi yasal olarak aranmaz.
Nafaka davası nerede açılır?
Nafaka davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir; bu mahkemenin bulunmadığı yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi aynı sıfatla bakar. Boşanmadan sonra açılan nafaka davalarında nafaka alacaklısı, kendi yerleşim yeri mahkemesinde ya da davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açmayı seçebilir (TMK m. 177).
Yoksulluk nafakası hangi durumlarda kendiliğinden sona erer?
İrat biçiminde hükmedilen nafaka, nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar. Nafaka alacaklısının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hâllerinde ise nafakanın kaldırılması için mahkemeye başvurulması gerekir (TMK m. 176/3).
Boşanma davası süresince eş lehine tedbir nafakasına hükmedilebilmesi için ne gerekir?
Boşanma veya ayrılık davası açılmasıyla hâkim, davanın devamı süresince eşlerin geçimine ilişkin gerekli geçici önlemleri re'sen almakla yükümlüdür (TMK m. 169). Bu çerçevede ekonomik olarak daha elverişsiz durumda olan eş yararına tedbir nafakasına hükmedilebilir; kusur şartı aranmaz. Nafaka miktarının belirlenmesine ilişkin usul ve ölçütler TMK m. 169'da ayrıca düzenlenmemiştir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

