Türk Hukukunda Nafaka Davası ve Nafaka Çeşitleri

by Avukat Erdal Ersoy
Türk Hukukunda Nafaka Davası ve Nafaka Çeşitleri

Türk Hukukunda Nafaka Türleri ve Görevli Mahkeme

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu kapsamında tedbir nafakası, iştirak nafakası, yoksulluk nafakası ve yardım nafakası olmak üzere dört ayrı nafaka türü düzenlenmiştir. Tedbir nafakası boşanma davasından önce veya dava süresince eşlerin ve ergin olmayan çocukların geçimini sağlamaya yöneliktir. İştirak nafakası velayet kendisine bırakılmayan eşin çocuğun giderlerine katılımını amaçlar. Yoksulluk nafakası boşanma kararı neticesinde yoksulluğa düşecek eş yararına hükmedilirken, yardım nafakası boşanma davası ya da evlilik ilişkisinden bağımsız olarak aile bireylerinin yoksulluğa düşmesini önlemeye hizmet eder. Nafaka davalarında görevli mahkeme 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun uyarınca kurulan Aile Mahkemesidir.

Evlilik Birliğinde ve Boşanma Aşamasında Tedbir Nafakası

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 197. maddesi uyarınca eşlerden biri, evlilik birliğinin sürdürülmesi kişiliği, maddi güvenliği ya da aile huzuru bakımından ciddi tehlike oluşturduğu sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir. Birlikte yaşamın kesintiye uğraması haklı temele dayanıyorsa hâkim, talep üzerine eşin yapacağı parasal ödemeyi, ortak konut ile ev eşyalarının tahsisini ve mal varlığının idaresini düzenleyen tedbirleri belirler. Bir eşin haklı neden bulunmaksızın ortak hayattan kaçınması veya müşterek hayatın imkansızlaşması durumunda da bu koruma önlemleri istenebilir. Reşit olmayan müşterek çocukların varlığı halinde ana ve baba ile kurulan bağlar da yasal hükümler çerçevesinde koruma altına alınır. Bu doğrultuda talep edilen bağımsız tedbir nafakası davası, Kanun'un 201. maddesi uyarınca eşlerden herhangi birinin yerleşim yerindeki Aile Mahkemesinde açılabilir.

4721 sayılı Kanun'un 200. maddesi uyarınca tarafların durumlarında farklılık meydana gelmesi halinde hâkim, eşlerden birinin başvurusuyla mevcut tedbir kararını uyarlayabilir ya da önlemi gerektiren hal ortadan kalkmışsa kararı tamamen kaldırabilir. Alınan önlemlerin değiştirilmesi, tamamlanması veya kaldırılması yönündeki incelemede yetki kural olarak önlem kararını veren mahkemeye aittir; ancak her iki taraf da yerleşim yerini değiştirmişse eşlerden birinin yeni yerleşim yeri mahkemesi de yetkili olur.

Boşanma veya ayrılık davası açıldığında hâkim, 4721 sayılı Kanun'un 169. maddesi gereğince yargılama boyunca eşlerin barınma ve iaşesi, malların idaresi ile çocukların bakım ve gözetimine dair geçici nitelikteki koruyucu tedbirleri kendiliğinden hayata geçirir. Yargılama evresinde eş ve küçük çocuklar lehine kararlaştırılan tedbir nafakası koruma mahiyetinde bir önlem olduğundan, tarafların kusur dereceleri inceleme konusu yapılmaz.

Boşanma davası sırasında bağlanan tedbir nafakası boşanma kararı kesinleşene kadar varlığını sürdürür. Hükmün kesinleşmesiyle birlikte tedbir nafakası sona erer veya şartları gerçekleştiği takdirde yoksulluk ya da iştirak nafakasına dönüşür. Boşanma davası açıldıktan sonra dünyaya gelen ortak çocuk yararına doğum tarihinden itibaren tedbir nafakasına, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren ise iştirak nafakasına hükmedilmesi gerekir. Bununla birlikte evlilik birliği hukuken sürerken fiilen başka bir kişiyle evlilik bağı olmaksızın birlikte yaşayan taraf yararına 4721 sayılı Kanun'un 169. maddesi koşulları oluşmadığından tedbir nafakası takdir edilmez.

Ortak Çocuğun Bakım ve Eğitim Giderleri: İştirak Nafakası

4721 sayılı Kanun'un 327. maddesi gereğince çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması ana ve babanın ortak sorumluluğunda olup velayet hakkı kendisine bırakılmayan taraf da bu harcamalara katılmak zorundadır. Ana ve baba yoksul ise ya da olağan dışı gider gerektiren bir sebep varsa hâkim izniyle çocuğun mallarından yeteri kadar harcama yapılması mümkündür. Kanun'un 182. maddesi çerçevesinde mahkeme boşanma veya ayrılık kararı verirken velayet hakkını düzenler ve kişisel ilişki kararına uyulmaması halinde velayetin değiştirilebileceğini ihtar eder. Velayeti üstlenmeyen eşin çocuğun giderlerine mali gücü nispetinde katılımını sağlayan iştirak nafakası, dava dosyasında açık bir istem bulunmasa dahi hâkimce kendiliğinden karara bağlanır ve bu aşamada tarafların boşanmadaki kusur durumu dikkate alınmaz.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 169Kaynağı aç
Madde 169- Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re'sen alır. C. Karar I. Boşanma veya ayrılık
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 344Kaynağı aç
Madde 344 – (Değişik: 31/5/2005-5358/15 md.) Nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse, borçlu tahliye edilir. Borçlunun, nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmış olması halinde, ileri sürdüğü sebepler göz önünde bulundurularak, tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir. Hükmi şahısların muamelelerinde kimlerin ceza göreceği:
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 328Kaynağı aç
Madde 328- Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler. III. Dava hakkı
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 329Kaynağı aç
Madde 329- Küçüğe fiilen bakan ana veya baba, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabilir. Ayırt etme gücüne sahip olmayan küçük için gereken hâllerde nafaka davası, atanacak kayyım veya vasi tarafından da açılabilir. Ayırt etme gücüne sahip olan küçük de nafaka davası açabilir. IV. Nafaka miktarının takdiri

4721 sayılı Kanun'un 329. maddesi uyarınca iştirak nafakası davası küçüğe fiilen bakan ana veya baba tarafından açılabileceği gibi, vesayet altındaki çocuk için vasi ya da kayyım tarafından veya ayırt etme gücünü haiz küçük tarafından bizzat açılabilir. Bu nafaka türü boşanma davası içinde öne sürülebileceği gibi, boşanma kararının kesinleşmesini müteakip açılacak bağımsız bir dava veya velayetin değiştirilmesi davasıyla birlikte de ileri sürülebilir. Kanun'un 330. maddesi uyarınca nafaka miktarı belirlenirken çocuğun yaşı, eğitim basamağı ve olağan ihtiyaçları ile tarafların mali güçleri, yaşam koşulları ve varsa çocuğun şahsi gelirleri birlikte değerlendirilir ve kural olarak her ay peşin ödenir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 176Kaynağı aç
Madde 176- Maddî tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir. Manevî tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez. İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır. Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir. Hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir. 4. Yetki
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 206Kaynağı aç
Madde 206 – (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) (Değişik birinci fıkra: 28/2/2018-7101/5 md.) Alacakları rehinli olan alacaklıların satış tutarı üzerinde rüçhan hakları vardır. Gümrük resmi ve akar vergisi gibi Devlet tekliflerinden muayyen eşya ve akardan alınması lazım gelen resim ve vergi, rehinli alacaklardan sonra gelir. Bir alacak birden ziyade rehinle temin edilmiş ise satış tutarı borca mahsup edilirken her rehinin idare ve satış masrafı ve bu rehinlerden bir kısmı ile temin edilmiş başka alacaklar da varsa bunlar nazara alınıp paylaştırmada lazım gelen tenasübe riayet edilir. Alacakları taşınmaz rehniyle temin edilmiş olan alacaklıların sırası ve bu teminatın faiz ve eklentisine şümulü Kanunu Medeninin taşınmaz rehnine müteallik hükümlerine göre tayin olunur. (Ek cümle: 29/6/1956-6763/42 md.; Mülga cümle: 14/1/2011-6103/41 md.) (…) (Değişik dördüncü fıkra: 17/7/2003-4949/52 md.) Teminatlı olup da rehinle karşılanmamış olan veya teminatsız bulunan alacaklar masa mallarının satış tutarından, aşağıdaki sıra ile verilmek üzere kaydolunur: Birinci sıra: A) İşçilerin, iş ilişkisine dayanan ve  iflâsın açılmasından önceki bir yıl içinde tahakkuk etmiş ihbar ve kıdem tazminatları dahil alacakları ile  iflâs nedeniyle iş ilişkisinin sona ermesi üzerine hak etmiş oldukları ihbar ve kıdem tazminatları, B) İşverenlerin, işçiler için yardım sandıkları veya sair yardım teşkilatı kurulması veya bunların yaşatılması maksadıyla meydana gelmiş ve tüzel kişilik kazanmış bulunan tesislere veya derneklere olan borçları, C) İflâsın açılmasından önceki son bir yıl içinde tahakkuk etmiş olan ve nakden ifası gereken aile hukukundan doğan her türlü nafaka alacakları. İkinci sıra: Velâyet ve vesayet nedeniyle malları borçlunun idaresine bırakılan kimselerin bu ilişki nedeniyle doğmuş olan tüm alacakları; Ancak bu alacaklar, iflâs, vesayet veya velâyetin devam ettiği müddet yahut bunların bitmesini takip eden yıl içinde açılırsa imtiyazlı alacak olarak kabul olunur. Bir davanın veya takibin devam ettiği müddet hesaba katılmaz. Üçüncü sıra: Özel kanunlarında imtiyazlı olduğu belirtilen alacaklar. Dördüncü sıra: İmtiyazlı olmayan diğer bütün alacaklar. (Ek fıkra: 17/7/2003-4949/52 md.) Bir ve ikinci sıradaki müddetlerin hesaplanmasında aşağıdaki süreler hesaba katılmaz: 1. İflâsın açılmasından önce mühlet de dahil olmak üzere geçirilen konkordato süresi. 2. İflâsın ertelenmesi süresi. 3. Alacak hakkında açılmış olan davanın devam ettiği süre. 4. Terekenin iflâs hükümlerine göre tasfiyesinde, ölüm tarihinden tasfiye kararı verilmesine kadar geçen süre. (Ek fıkra: 14/1/2011-6103/41 md.) Gemilerin paraya çevrilmesi hâlinde yapılacak sıra cetveli, bayrağına ve sicile kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın bütün gemiler için Türk Ticaret Kanununun 1389 ilâ 1397 nci maddesi hükümlerine göre düzenlenir. Sıralar arasındaki münasebet:

Boşanma davası sürecinde müşterek çocuk lehine istenen nafaka yargılama müddetince tedbir nafakası, hükmün kesinleşmesiyle birlikte iştirak nafakası niteliğini kazanır; boşanma talebi reddedildiğinde ise iştirak nafakası talebi konusuz kalır. Dava içinde talep edilen iştirak nafakasının velayet kararının kesinleşmesinden değil, doğrudan boşanma hükmünün kesinleşme tarihinden başlatılması gerekir. Ayrıca talep edilmesi durumunda hâkim, dönemsel olarak ödenen bu nafakanın gelecek senelerde tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına göre hangi ölçüde ödeneceğini de hükme bağlayabilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 175Kaynağı aç
Madde 175- Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. 3. Tazminat ve nafakanın ödenme biçimi
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 39Kaynağı aç
Madde 39 – İlama müstenit takip, son muamele üzerinden on sene geçmekle zamanaşımına uğrar. Noter senedine müstenit takip, senedin mahiyetine göre borçlar veya ticaret kanunlarında muayyen olan zamanaşımlarına tabidir. İcranın iadesi:

4721 sayılı Kanun'un 328. maddesinin birinci fıkrası doğrultusunda ebeveynin bakım borcu çocuğun reşit olmasına kadar geçerlidir. İştirak nafakası çocuğun on sekiz yaşını tamamlaması, evlenmesi ya da mahkemece ergin kılınması durumlarında kendiliğinden düşer. Bununla birlikte aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca çocuk erginliğe ulaştığı halde tahsil hayatını sürdürüyorsa, ana ve babanın kendilerinden beklenebilecek sınırlar dahilinde tahsil bitene kadar yardım borcu devam eder ve bu aşamada yükümlülük istem üzerine yardım nafakası kurallarına göre yürütülür.

4787 sayılı AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR KANUN m. 2Kaynağı aç
Madde 2- Aile mahkemeleri, Adalet Bakanlığınca Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak her ilde ve merkez nüfusu yüzbinin üzerindeki her ilçede, tek hâkimli ve asliye mahkemesi derecesinde olmak üzere kurulur. Aile mahkemelerinin yargı çevresi, kurulduğu il ve ilçenin mülkî sınırlarıyla belirlenir. Ancak yargı çevresi, Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca değiştirilebilir. Gerektiğinde birinci fıkradaki usule göre bir yerdeki aile mahkemesinin birden çok dairesi kurulabilir. Bu durumda daireler numaralandırılır. Aile mahkemesi kurulamayan yerlerde bu Kanun kapsamına giren dava ve işlere, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemesince bakılır. Aile mahkemelerinde bir yazı işleri müdürü ile yeteri kadar personel bulunur. Aile mahkemeleri hâkimlerinin nitelikleri ve atanmaları

Boşanma Sonrası Yoksulluk Nafakası ve Şartları

4721 sayılı Kanun'un 175. maddesi uyarınca, evliliğin sona ermesi sebebiyle yoksulluğa sürüklenecek taraf, boşanmaya neden olan olaylarda kusuru diğer taraftan daha ağır olmamak kaydıyla, karşı tarafın mali gücüyle orantılı olarak süresiz nafaka talebinde bulunabilir; nafaka ödeyecek tarafın kusurlu olması şartı aranmaz. Yoksulluk nafakası boşanma davasıyla beraber talep edilebileceği gibi kesinleşmeden sonra ayrı bir dava konusu da yapılabilir. Bağımsız bir dava yoluyla talepte bulunulabilmesi için boşanma kararının kesinleşmiş olması ön koşuldur. Kanun'un 178. maddesi gereğince boşanmadan kaynaklanan bu nevi dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir senelik zamanaşımı süresine tabidir.

Terk hukuki sebebine dayalı boşanma davasının kabul edilmesi halinde kusur tamamen haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmeyen tarafa ait olacağından tam kusurlu eş yararına yoksulluk nafakasına hükmedilemez. Aynı şekilde evlilik bağı olmaksızın fiilen başka bir kişiyle birlikte yaşayan taraf yararına Kanun'un 175. maddesi koşulları oluşmadığından yoksulluk nafakası takdir edilmez.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 201Kaynağı aç
Madde 201 – Evlilik birliğinin korunmasına yönelik önlemler konusunda yetkili mahkeme eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesidir. Eşlerin yerleşim yerleri farklı ve her ikisi de önlem alınması isteminde bulunmuş ise, yetkili mahkeme ilk istemde bulunanın yerleşim yeri mahkemesidir. Önlemlerin değiştirilmesi, tamamlanması veya kaldırılması konusunda yetkili mahkeme, önlem kararını veren mahkemedir. Ancak, her iki eşin de yerleşim yeri değişmişse, yetkili mahkeme eşlerden herhangi birinin yeni yerleşim yeri mahkemesidir. DÖRDÜNCÜ BÖLÜM EŞLER ARASINDAKİ MAL REJİMİ BİRİNCİ AYIRIM GENEL HÜKÜMLER A. Yasal mal rejimi

Boşanma davasının dilekçeler aşamasında ileri sürülmeyen yoksulluk nafakası talebi tahkikat aşamasında öne sürüldüğünde, karşı tarafın talep sonucunun genişletilmesine açık muvafakati bulunmadığı ve usulüne uygun bir ıslah işlemi de yapılmadığı takdirde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 141. maddesi uyarınca talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerekir.

4721 sayılı Kanun'un 176. maddesinin birinci fıkrası uyarınca yoksulluk nafakasının toplu biçimde veya periyodik irat tarzında ödenmesi kararlaştırılabilir; bu tercihte tarafların sosyal ve iktisadi şartları ile ödeme kabiliyetleri dikkate alınır. Kanun'un açık hükmü gereğince manevi tazminatın irat şeklinde takdirine karar verilemez. Dönemsel ödemelerde tarafların mali durumlarındaki değişim ya da hakkaniyet ölçüleri doğrultusunda nafakanın uyarlanması istenebilir. Talep halinde hâkim, iradın ilerleyen yıllardaki miktarını tarafların iktisadi durumlarına göre önceden belirleyebilir. Tarafların gelir ve giderlerinde olağan dışı bir sapma bulunmadıkça uyarlama taleplerinde Üretici Fiyat Endeksi dikkate alınarak önceki hükümdeki denge korunur.

4721 sayılı Kanun'un 176. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca irat şeklinde bağlanan nafaka, hak sahibinin evlenmesi veya taraflardan birinin vefatı durumunda kendiliğinden ortadan kalkar. Nafaka alanın resmi evlilik akdi olmaksızın fiilen evliymişçesine bir başkasıyla hayat sürmesi, yoksulluk halinin ortadan kalkması ya da haysiyetsiz bir yaşam tarzı benimsenmesi hallerinde ise nafakanın kaldırılması mahkeme hükmüyle karara bağlanır.

Aile Dayanışması Kapsamında Yardım Nafakası

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 364. maddesinin birinci fıkrası uyarınca herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Kardeşlerin nafaka yükümlülüğü ise refah içinde bulunmalarına bağlı kılınmıştır. Bu yükümlülükte eş ile ana ve babanın bakım borçlarına ilişkin yasal hükümler saklı tutulmuştur.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 197Kaynağı aç
Madde 197 – Eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddî biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir. Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır. Eşlerden biri, haklı bir sebep olmaksızın diğerinin birlikte yaşamaktan kaçınması veya ortak hayatın başka bir sebeple olanaksız hâle gelmesi üzerine de yukarıdaki istemlerde bulunabilir. Eşlerin ergin olmayan çocukları varsa hâkim, ana ve baba ile çocuklar arasındaki ilişkileri düzenleyen hükümlere göre gereken önlemleri alır. IV. Borçlulara ait önlemler

Kanun'un 365. maddesine göre yardım nafakası davası mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılır ve davacının geçinmesi için gerekli ile karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir. Nafakanın yükümlülerin bir veya birkaçından istenmesi hakkaniyete aykırıysa hâkim, ilgililerin nafaka yükümlülüğünü azaltabilir veya tamamen kaldırabilir. Bu dava nafaka alacaklısına bakmakta olan resmi veya kamuya yararlı kurumlar tarafından da açılabilir. Hâkim, istem halinde irat biçiminde ödenmesine hükmedilen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini belirleyebilir. Yardım nafakası davalarında yetkili mahkeme taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 182Kaynağı aç
Madde 182 – Mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altında ise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler. (Ek ikinci fıkra:24/11/2021-7343/37 md.) Mahkeme, kararında kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini ihtar eder. Velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Hâkim, istem hâlinde irat biçiminde ödenmesine karar verilen bu giderlerin gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir. 2. Durumun değişmesi

Nafaka Alacaklarının İcrası, Tazyik Hapsi ve Zamanaşımı

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 367. maddesinin ikinci fıkrası gereğince aile ve şahsın hukukuna ilişkin ilamlar kesinleşmedikçe icra edilemez. Boşanma ilamının eklentisi niteliğindeki yoksulluk nafakası da kural olarak ilam kesinleşmeden infaz edilemez. Ancak boşanma ilamı daha önce kesinleşmişse iştirak ve yoksulluk nafakalarının takibe konulabilmesi için nafakaya dair ihtilafın ayrıca kesinleşmesi gerekmez. Tedbir nafakasının infazı ise ilamın kesinleşmesi şartına bağlı değildir.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 344. maddesinde nafaka kararlarına uyulmaması hali tazyik hapsi yaptırımına bağlanmıştır. Yargıtay kararlarında bu hükmün yalnızca ilam niteliğindeki kesinleşmiş nafakaları değil, yargılama sırasında verilen tedbir nafakası ara kararlarını da kapsadığı kabul edilmektedir. Bununla birlikte kimi hukuki yaklaşımlarda tedbir nafakasının nihai bir ilam olmaması sebebiyle tazyik hapsine konu edilemeyeceği, yalnızca genel icra takibiyle tahsilinin istenebileceği ileri sürülmektedir. Ayrıca nafaka borçlarının tahsili amacıyla borçlunun emekli maaşı üzerine haciz tatbik edilmesi de mümkündür.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 344. maddesi gereğince nafakaya dair yargı kararlarını yerine getirmeyen borçlu hakkında, alacaklının şikayetiyle üç aya kadar tazyik hapsine karar verilebilir. Hapsin infazına başlandıktan sonra nafaka borcu ifa edilirse borçlu derhal salıverilir. Nafaka borçlusunun nafakanın indirilmesi veya kaldırılması gayesiyle dava ikame etmesi durumunda mahkemece bu davadaki gerekçeler değerlendirilerek hapis cezasının yerine getirilmesi açılan davanın neticesine bırakılabilir. Alacaklı vekilinin borçlu hakkında yalnızca ödeme şartını ihlalden şikayette bulunması durumunda ise mahkemece talep aşılarak kendiliğinden nafaka hükümlerine uymamaktan ceza verilemez.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 178Kaynağı aç
Madde 178- Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. VI. Mal rejiminin tasfiyesi 1. Boşanma hâlinde

2004 sayılı Kanun'un 39. maddesinin birinci fıkrasına göre ilama dayanan takip son işlem üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Nafakaya ilişkin mahkeme kararları bu kuralın istisnasını oluşturur ve ilamın kendisi zamanaşımına uğramaz. Ancak muaccel hale gelmiş birikmiş nafaka alacakları üzerinden on yıl geçmesi durumunda bu döneme ait birikmiş alacaklar zamanaşımına tabi olur.

Nafaka davalarında görevli mahkeme hangisidir?

Nafaka davalarında 4787 sayılı Kanun uyarınca kurulan Aile Mahkemesi görevlidir.

Birlikte yaşamaya ara verilmesi halinde tedbir nafakası istenebilir mi?

Eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğünde ayrı yaşama hakkına sahip olup haklı sebebe dayanarak bağımsız dava yoluyla parasal katkı ve tedbir nafakası isteyebilir.

Boşanma kesinleşmeden nafaka takibi yapılabilir mi?

Tedbir nafakasının infazı kararın kesinleşmesine bağlı değildir ve derhal icraya konulabilir; boşanmanın eklentisi olan yoksulluk nafakası ise boşanma hükmü kesinleşmeden takibe konulamaz.

Nafakanın ödenmemesi tazyik hapsi sonucunu doğurur mu?

Nafakaya ilişkin mahkeme kararlarını yerine getirmeyen borçlu hakkında alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsi kararlaştırılabilir ve borç ödendiğinde tahliye sağlanır; yargı içtihatlarında ara kararla hükmedilen tedbir nafakaları da bu yaptırım kapsamında değerlendirilmekle birlikte, ilam vasfı bulunmadığından hapis uygulanamayacağını savunan karşıt yaklaşımlar da mevcuttur.

Çocuk reşit olduğunda iştirak nafakası sona erer mi?

İştirak nafakası kural olarak çocuğun ergin olmasıyla kendiliğinden sona erer; ancak ergin olan çocuğun eğitim hayatı devam ediyorsa ana ve babanın bakım yükümlülüğü istem üzerine yardım nafakası kapsamında devam eder.

Yoksulluk nafakası hangi hallerde kendiliğinden veya mahkeme kararıyla sona erer?

İrat biçimindeki yoksulluk nafakası alacaklının yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden kalkar; alacaklının resmi evlilik olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi durumlarında ise mahkeme kararıyla kaldırılır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu