Türk Hukukunda Nafaka Türleri ve Görevli Mahkeme
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu kapsamında tedbir nafakası, iştirak nafakası, yoksulluk nafakası ve yardım nafakası olmak üzere dört ayrı nafaka türü düzenlenmiştir. Tedbir nafakası boşanma davasından önce veya dava süresince eşlerin ve ergin olmayan çocukların geçimini sağlamaya yöneliktir. İştirak nafakası velayet kendisine bırakılmayan eşin çocuğun giderlerine katılımını amaçlar. Yoksulluk nafakası boşanma kararı neticesinde yoksulluğa düşecek eş yararına hükmedilirken, yardım nafakası boşanma davası ya da evlilik ilişkisinden bağımsız olarak aile bireylerinin yoksulluğa düşmesini önlemeye hizmet eder. Nafaka davalarında görevli mahkeme 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun uyarınca kurulan Aile Mahkemesidir.
Evlilik Birliğinde ve Boşanma Aşamasında Tedbir Nafakası
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 197. maddesi uyarınca eşlerden biri, evlilik birliğinin sürdürülmesi kişiliği, maddi güvenliği ya da aile huzuru bakımından ciddi tehlike oluşturduğu sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir. Birlikte yaşamın kesintiye uğraması haklı temele dayanıyorsa hâkim, talep üzerine eşin yapacağı parasal ödemeyi, ortak konut ile ev eşyalarının tahsisini ve mal varlığının idaresini düzenleyen tedbirleri belirler. Bir eşin haklı neden bulunmaksızın ortak hayattan kaçınması veya müşterek hayatın imkansızlaşması durumunda da bu koruma önlemleri istenebilir. Reşit olmayan müşterek çocukların varlığı halinde ana ve baba ile kurulan bağlar da yasal hükümler çerçevesinde koruma altına alınır. Bu doğrultuda talep edilen bağımsız tedbir nafakası davası, Kanun'un 201. maddesi uyarınca eşlerden herhangi birinin yerleşim yerindeki Aile Mahkemesinde açılabilir.
4721 sayılı Kanun'un 200. maddesi uyarınca tarafların durumlarında farklılık meydana gelmesi halinde hâkim, eşlerden birinin başvurusuyla mevcut tedbir kararını uyarlayabilir ya da önlemi gerektiren hal ortadan kalkmışsa kararı tamamen kaldırabilir. Alınan önlemlerin değiştirilmesi, tamamlanması veya kaldırılması yönündeki incelemede yetki kural olarak önlem kararını veren mahkemeye aittir; ancak her iki taraf da yerleşim yerini değiştirmişse eşlerden birinin yeni yerleşim yeri mahkemesi de yetkili olur.
Boşanma veya ayrılık davası açıldığında hâkim, 4721 sayılı Kanun'un 169. maddesi gereğince yargılama boyunca eşlerin barınma ve iaşesi, malların idaresi ile çocukların bakım ve gözetimine dair geçici nitelikteki koruyucu tedbirleri kendiliğinden hayata geçirir. Yargılama evresinde eş ve küçük çocuklar lehine kararlaştırılan tedbir nafakası koruma mahiyetinde bir önlem olduğundan, tarafların kusur dereceleri inceleme konusu yapılmaz.
Boşanma davası sırasında bağlanan tedbir nafakası boşanma kararı kesinleşene kadar varlığını sürdürür. Hükmün kesinleşmesiyle birlikte tedbir nafakası sona erer veya şartları gerçekleştiği takdirde yoksulluk ya da iştirak nafakasına dönüşür. Boşanma davası açıldıktan sonra dünyaya gelen ortak çocuk yararına doğum tarihinden itibaren tedbir nafakasına, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren ise iştirak nafakasına hükmedilmesi gerekir. Bununla birlikte evlilik birliği hukuken sürerken fiilen başka bir kişiyle evlilik bağı olmaksızın birlikte yaşayan taraf yararına 4721 sayılı Kanun'un 169. maddesi koşulları oluşmadığından tedbir nafakası takdir edilmez.
Ortak Çocuğun Bakım ve Eğitim Giderleri: İştirak Nafakası
4721 sayılı Kanun'un 327. maddesi gereğince çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması ana ve babanın ortak sorumluluğunda olup velayet hakkı kendisine bırakılmayan taraf da bu harcamalara katılmak zorundadır. Ana ve baba yoksul ise ya da olağan dışı gider gerektiren bir sebep varsa hâkim izniyle çocuğun mallarından yeteri kadar harcama yapılması mümkündür. Kanun'un 182. maddesi çerçevesinde mahkeme boşanma veya ayrılık kararı verirken velayet hakkını düzenler ve kişisel ilişki kararına uyulmaması halinde velayetin değiştirilebileceğini ihtar eder. Velayeti üstlenmeyen eşin çocuğun giderlerine mali gücü nispetinde katılımını sağlayan iştirak nafakası, dava dosyasında açık bir istem bulunmasa dahi hâkimce kendiliğinden karara bağlanır ve bu aşamada tarafların boşanmadaki kusur durumu dikkate alınmaz.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 169Kaynağı aç
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 344Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 328Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 329Kaynağı aç
4721 sayılı Kanun'un 329. maddesi uyarınca iştirak nafakası davası küçüğe fiilen bakan ana veya baba tarafından açılabileceği gibi, vesayet altındaki çocuk için vasi ya da kayyım tarafından veya ayırt etme gücünü haiz küçük tarafından bizzat açılabilir. Bu nafaka türü boşanma davası içinde öne sürülebileceği gibi, boşanma kararının kesinleşmesini müteakip açılacak bağımsız bir dava veya velayetin değiştirilmesi davasıyla birlikte de ileri sürülebilir. Kanun'un 330. maddesi uyarınca nafaka miktarı belirlenirken çocuğun yaşı, eğitim basamağı ve olağan ihtiyaçları ile tarafların mali güçleri, yaşam koşulları ve varsa çocuğun şahsi gelirleri birlikte değerlendirilir ve kural olarak her ay peşin ödenir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 176Kaynağı aç
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 206Kaynağı aç
Boşanma davası sürecinde müşterek çocuk lehine istenen nafaka yargılama müddetince tedbir nafakası, hükmün kesinleşmesiyle birlikte iştirak nafakası niteliğini kazanır; boşanma talebi reddedildiğinde ise iştirak nafakası talebi konusuz kalır. Dava içinde talep edilen iştirak nafakasının velayet kararının kesinleşmesinden değil, doğrudan boşanma hükmünün kesinleşme tarihinden başlatılması gerekir. Ayrıca talep edilmesi durumunda hâkim, dönemsel olarak ödenen bu nafakanın gelecek senelerde tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına göre hangi ölçüde ödeneceğini de hükme bağlayabilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 175Kaynağı aç
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 39Kaynağı aç
4721 sayılı Kanun'un 328. maddesinin birinci fıkrası doğrultusunda ebeveynin bakım borcu çocuğun reşit olmasına kadar geçerlidir. İştirak nafakası çocuğun on sekiz yaşını tamamlaması, evlenmesi ya da mahkemece ergin kılınması durumlarında kendiliğinden düşer. Bununla birlikte aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca çocuk erginliğe ulaştığı halde tahsil hayatını sürdürüyorsa, ana ve babanın kendilerinden beklenebilecek sınırlar dahilinde tahsil bitene kadar yardım borcu devam eder ve bu aşamada yükümlülük istem üzerine yardım nafakası kurallarına göre yürütülür.
4787 sayılı AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR KANUN m. 2Kaynağı aç
Boşanma Sonrası Yoksulluk Nafakası ve Şartları
4721 sayılı Kanun'un 175. maddesi uyarınca, evliliğin sona ermesi sebebiyle yoksulluğa sürüklenecek taraf, boşanmaya neden olan olaylarda kusuru diğer taraftan daha ağır olmamak kaydıyla, karşı tarafın mali gücüyle orantılı olarak süresiz nafaka talebinde bulunabilir; nafaka ödeyecek tarafın kusurlu olması şartı aranmaz. Yoksulluk nafakası boşanma davasıyla beraber talep edilebileceği gibi kesinleşmeden sonra ayrı bir dava konusu da yapılabilir. Bağımsız bir dava yoluyla talepte bulunulabilmesi için boşanma kararının kesinleşmiş olması ön koşuldur. Kanun'un 178. maddesi gereğince boşanmadan kaynaklanan bu nevi dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir senelik zamanaşımı süresine tabidir.
Terk hukuki sebebine dayalı boşanma davasının kabul edilmesi halinde kusur tamamen haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmeyen tarafa ait olacağından tam kusurlu eş yararına yoksulluk nafakasına hükmedilemez. Aynı şekilde evlilik bağı olmaksızın fiilen başka bir kişiyle birlikte yaşayan taraf yararına Kanun'un 175. maddesi koşulları oluşmadığından yoksulluk nafakası takdir edilmez.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 201Kaynağı aç
Boşanma davasının dilekçeler aşamasında ileri sürülmeyen yoksulluk nafakası talebi tahkikat aşamasında öne sürüldüğünde, karşı tarafın talep sonucunun genişletilmesine açık muvafakati bulunmadığı ve usulüne uygun bir ıslah işlemi de yapılmadığı takdirde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 141. maddesi uyarınca talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerekir.
4721 sayılı Kanun'un 176. maddesinin birinci fıkrası uyarınca yoksulluk nafakasının toplu biçimde veya periyodik irat tarzında ödenmesi kararlaştırılabilir; bu tercihte tarafların sosyal ve iktisadi şartları ile ödeme kabiliyetleri dikkate alınır. Kanun'un açık hükmü gereğince manevi tazminatın irat şeklinde takdirine karar verilemez. Dönemsel ödemelerde tarafların mali durumlarındaki değişim ya da hakkaniyet ölçüleri doğrultusunda nafakanın uyarlanması istenebilir. Talep halinde hâkim, iradın ilerleyen yıllardaki miktarını tarafların iktisadi durumlarına göre önceden belirleyebilir. Tarafların gelir ve giderlerinde olağan dışı bir sapma bulunmadıkça uyarlama taleplerinde Üretici Fiyat Endeksi dikkate alınarak önceki hükümdeki denge korunur.
4721 sayılı Kanun'un 176. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca irat şeklinde bağlanan nafaka, hak sahibinin evlenmesi veya taraflardan birinin vefatı durumunda kendiliğinden ortadan kalkar. Nafaka alanın resmi evlilik akdi olmaksızın fiilen evliymişçesine bir başkasıyla hayat sürmesi, yoksulluk halinin ortadan kalkması ya da haysiyetsiz bir yaşam tarzı benimsenmesi hallerinde ise nafakanın kaldırılması mahkeme hükmüyle karara bağlanır.
Aile Dayanışması Kapsamında Yardım Nafakası
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 364. maddesinin birinci fıkrası uyarınca herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Kardeşlerin nafaka yükümlülüğü ise refah içinde bulunmalarına bağlı kılınmıştır. Bu yükümlülükte eş ile ana ve babanın bakım borçlarına ilişkin yasal hükümler saklı tutulmuştur.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 197Kaynağı aç
Kanun'un 365. maddesine göre yardım nafakası davası mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılır ve davacının geçinmesi için gerekli ile karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir. Nafakanın yükümlülerin bir veya birkaçından istenmesi hakkaniyete aykırıysa hâkim, ilgililerin nafaka yükümlülüğünü azaltabilir veya tamamen kaldırabilir. Bu dava nafaka alacaklısına bakmakta olan resmi veya kamuya yararlı kurumlar tarafından da açılabilir. Hâkim, istem halinde irat biçiminde ödenmesine hükmedilen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini belirleyebilir. Yardım nafakası davalarında yetkili mahkeme taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 182Kaynağı aç
Nafaka Alacaklarının İcrası, Tazyik Hapsi ve Zamanaşımı
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 367. maddesinin ikinci fıkrası gereğince aile ve şahsın hukukuna ilişkin ilamlar kesinleşmedikçe icra edilemez. Boşanma ilamının eklentisi niteliğindeki yoksulluk nafakası da kural olarak ilam kesinleşmeden infaz edilemez. Ancak boşanma ilamı daha önce kesinleşmişse iştirak ve yoksulluk nafakalarının takibe konulabilmesi için nafakaya dair ihtilafın ayrıca kesinleşmesi gerekmez. Tedbir nafakasının infazı ise ilamın kesinleşmesi şartına bağlı değildir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 344. maddesinde nafaka kararlarına uyulmaması hali tazyik hapsi yaptırımına bağlanmıştır. Yargıtay kararlarında bu hükmün yalnızca ilam niteliğindeki kesinleşmiş nafakaları değil, yargılama sırasında verilen tedbir nafakası ara kararlarını da kapsadığı kabul edilmektedir. Bununla birlikte kimi hukuki yaklaşımlarda tedbir nafakasının nihai bir ilam olmaması sebebiyle tazyik hapsine konu edilemeyeceği, yalnızca genel icra takibiyle tahsilinin istenebileceği ileri sürülmektedir. Ayrıca nafaka borçlarının tahsili amacıyla borçlunun emekli maaşı üzerine haciz tatbik edilmesi de mümkündür.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 344. maddesi gereğince nafakaya dair yargı kararlarını yerine getirmeyen borçlu hakkında, alacaklının şikayetiyle üç aya kadar tazyik hapsine karar verilebilir. Hapsin infazına başlandıktan sonra nafaka borcu ifa edilirse borçlu derhal salıverilir. Nafaka borçlusunun nafakanın indirilmesi veya kaldırılması gayesiyle dava ikame etmesi durumunda mahkemece bu davadaki gerekçeler değerlendirilerek hapis cezasının yerine getirilmesi açılan davanın neticesine bırakılabilir. Alacaklı vekilinin borçlu hakkında yalnızca ödeme şartını ihlalden şikayette bulunması durumunda ise mahkemece talep aşılarak kendiliğinden nafaka hükümlerine uymamaktan ceza verilemez.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 178Kaynağı aç
2004 sayılı Kanun'un 39. maddesinin birinci fıkrasına göre ilama dayanan takip son işlem üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Nafakaya ilişkin mahkeme kararları bu kuralın istisnasını oluşturur ve ilamın kendisi zamanaşımına uğramaz. Ancak muaccel hale gelmiş birikmiş nafaka alacakları üzerinden on yıl geçmesi durumunda bu döneme ait birikmiş alacaklar zamanaşımına tabi olur.
Nafaka davalarında görevli mahkeme hangisidir?
Nafaka davalarında 4787 sayılı Kanun uyarınca kurulan Aile Mahkemesi görevlidir.
Birlikte yaşamaya ara verilmesi halinde tedbir nafakası istenebilir mi?
Eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğünde ayrı yaşama hakkına sahip olup haklı sebebe dayanarak bağımsız dava yoluyla parasal katkı ve tedbir nafakası isteyebilir.
Boşanma kesinleşmeden nafaka takibi yapılabilir mi?
Tedbir nafakasının infazı kararın kesinleşmesine bağlı değildir ve derhal icraya konulabilir; boşanmanın eklentisi olan yoksulluk nafakası ise boşanma hükmü kesinleşmeden takibe konulamaz.
Nafakanın ödenmemesi tazyik hapsi sonucunu doğurur mu?
Nafakaya ilişkin mahkeme kararlarını yerine getirmeyen borçlu hakkında alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsi kararlaştırılabilir ve borç ödendiğinde tahliye sağlanır; yargı içtihatlarında ara kararla hükmedilen tedbir nafakaları da bu yaptırım kapsamında değerlendirilmekle birlikte, ilam vasfı bulunmadığından hapis uygulanamayacağını savunan karşıt yaklaşımlar da mevcuttur.
Çocuk reşit olduğunda iştirak nafakası sona erer mi?
İştirak nafakası kural olarak çocuğun ergin olmasıyla kendiliğinden sona erer; ancak ergin olan çocuğun eğitim hayatı devam ediyorsa ana ve babanın bakım yükümlülüğü istem üzerine yardım nafakası kapsamında devam eder.
Yoksulluk nafakası hangi hallerde kendiliğinden veya mahkeme kararıyla sona erer?
İrat biçimindeki yoksulluk nafakası alacaklının yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden kalkar; alacaklının resmi evlilik olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi durumlarında ise mahkeme kararıyla kaldırılır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

