Nafaka Artışı: Hukuki Dayanak, Endeks ve Dava Yolu

by Avukat Erdal Ersoy
Nafaka Artışı: Hukuki Dayanak, Endeks ve Dava Yolu

Nafaka artışı, boşanma sonrasında değişen ekonomik koşulların mevcut nafaka miktarını yetersiz kılması hâlinde başvurulan bir hukuki yoldur. Yoksulluk nafakasının artırımı Türk Medeni Kanunu'nun 176. maddesi kapsamında, iştirak ve yardım nafakasının artırımı ise aynı Kanun'un 331. maddesi kapsamında düzenlenmektedir.

Artışın Yasal Temeli: TMK m. 176 ve m. 331

TMK m. 176 uyarınca tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde hâkim, iradın artırılmasına ya da azaltılmasına karar verebilir. Bu hüküm yalnızca artış taleplerini değil, nafakayı ödeyen taraf lehine azaltım taleplerini de kapsar.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 176Kaynağı aç
Madde 176- Maddî tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir. Manevî tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez. İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır. Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir. Hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir. 4. Yetki

İştirak ve yardım nafakalarında ise TMK m. 331 işletilir. Durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı tamamen kaldırır. Bu maddede 'istem üzerine' ifadesi açıkça yer almakta olup hâkim re'sen harekete geçemez.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 331Kaynağı aç
Madde 331- Durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır. VI. Geçici önlemler 1. Genel olarak

TMK m. 176, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafaka için ayrı bir imkân daha sunar: hâkim, istem hâlinde, gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre nafakanın ne miktarda ödeneceğini baştan karara bağlayabilir.

Otomatik Artış Hükmü: Varsa Dava Gerekmez

Mahkeme kararında belirli bir oran üzerinden her yıl artırılmasına ilişkin bir hüküm yer alıyorsa nafaka kendiliğinden yükseltilir; alacaklının ayrıca dava açmasına gerek yoktur. Buna karşılık kararda böyle bir hüküm bulunmuyorsa nafaka kendiliğinden artmaz ve artırım davası açılması gerekmektedir.

Mahkeme kararında yalnızca 'endeks' sözcüğü yer alıp hangi endeksin kastedildiği belirtilmemişse hukuken zorunlu bir varsayılan endeks bulunmamaktadır; ilamın yorumlanması gerekir. Taraflar arasında bu konuda uyuşmazlık çıkarsa icra mahkemesine başvurulabilir.

Artış Endeksi: Hukuken Zorunlu Tek Bir Oran Yok

Türk Medeni Kanunu'nda nafaka artışına uygulanacak endeks doğrudan belirlenmemiştir; hâkim, tarafın talebi doğrultusunda kurduğu hükümle oranı saptar. Uygulamada Yİ-ÜFE, TÜFE ve her iki endeksin ortalaması esas alınarak verilen kararlar mevcuttur. Hukuken zorunlu tek bir endeks bulunmamaktadır.

Artırım Davası: Yetkili Mahkeme ve Dava Yolu

Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında yetkili mahkeme, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesidir (TMK m. 177). Bu kural özel bir yetki hükmü niteliği taşımakta olup nafaka alacaklısının yerleşim yerini esas alır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 177Kaynağı aç
Madde 177- Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. 5. Zamanaşımı

Artırım talebinin baştan kesin biçimde belirlenemediği durumlarda kısmi dava açılabilir. HMK m. 109/1 uyarınca talep konusu bölünebilir nitelikteyse yalnızca bir kısmı dava yoluyla ileri sürülebilir. Kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez; ancak dava açılırken açıkça feragat bildirilmişse o kısım bakımından bu kural işlemez (HMK m. 109/3).

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 109Kaynağı aç
MADDE 109- (1) Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir. (2) (Mülga: 1/4/2015-6644/4 md.) (3) Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez. Davaların yığılması

Dava dilekçesinin belirli unsurları içermesi zorunludur. HMK m. 119/2 uyarınca (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan hususların eksikliği hâlinde hâkim, davacıya bir haftalık kesin süre verir; süre içinde eksiklik tamamlanmazsa dava açılmamış sayılır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 119Kaynağı aç
MADDE 119- (1) Dava dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur: a) Mahkemenin adı. b) Davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri. c) Davacının Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası. ç) Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin ve davacı vekilinin adı, soyadı ve adresleri. d) Davanın konusu ve malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, dava konusunun değeri. e) Davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri. f) İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği. g) Dayanılan hukuki sebepler. ğ) Açık bir şekilde talep sonucu. h) Davacının, varsa kanuni temsilcisinin veya vekilinin imzası. (2) Birinci fıkranın (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan hususların eksik olması hâlinde, hâkim davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde dava açılmamış sayılır. Harç ve gider avansının ödenmesi[10][11]

Birikmiş Nafaka ve İcra Yolu

Her aylık nafaka taksiti muaccel olduğu tarihten itibaren yasal faize tabidir; icra dairesi her taksit için ayrı faiz işletir.

Mahkeme kararında otomatik artış şartı bulunmasına karşın borçlunun eksik ödeme yaptığı durumlarda birikmiş farklar icra yoluyla talep edilebilir.

Nafaka Ödememenin Yaptırımı: Tazyik Hapsi

Nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlu hakkında, alacaklının şikâyeti üzerine İcra ve İflas Kanunu'nun 344. maddesi uyarınca üç aya kadar tazyik hapsine karar verilebilir. Hapsin uygulanmasına başlandıktan sonra karar yerine getirilirse borçlu tahliye edilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 344Kaynağı aç
Madde 344 – (Değişik: 31/5/2005-5358/15 md.) Nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse, borçlu tahliye edilir. Borçlunun, nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmış olması halinde, ileri sürdüğü sebepler göz önünde bulundurularak, tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir. Hükmi şahısların muamelelerinde kimlerin ceza göreceği:

Borçlunun nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmış olması hâlinde hâkim, ileri sürülen sebepleri göz önünde bulundurarak tazyik hapsinin uygulanmasını bu davanın sonucuna bırakabilir (İİK m. 344).

İflas Hâlinde Nafaka Alacaklarının Önceliği

Borçlunun iflası hâlinde, iflasın açılmasından önceki son bir yıl içinde tahakkuk etmiş ve nakden ifası gereken aile hukukundan doğan nafaka alacakları, İİK m. 206 uyarınca teminatsız veya rehinle karşılanmamış alacaklar arasında birinci sıra imtiyazlı alacak sayılır. Bu imtiyaz yalnızca bir yıllık tahakkuk dönemini kapsar; önceki dönemlere ait nafaka alacakları bu sıralama kapsamında değildir. Söz konusu düzenleme iflas rejimine özgüdür; haciz yoluyla takipte uygulanacak sıralama bu maddede düzenlenmemektedir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 206Kaynağı aç
Madde 206 – (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) (Değişik birinci fıkra: 28/2/2018-7101/5 md.) Alacakları rehinli olan alacaklıların satış tutarı üzerinde rüçhan hakları vardır. Gümrük resmi ve akar vergisi gibi Devlet tekliflerinden muayyen eşya ve akardan alınması lazım gelen resim ve vergi, rehinli alacaklardan sonra gelir. Bir alacak birden ziyade rehinle temin edilmiş ise satış tutarı borca mahsup edilirken her rehinin idare ve satış masrafı ve bu rehinlerden bir kısmı ile temin edilmiş başka alacaklar da varsa bunlar nazara alınıp paylaştırmada lazım gelen tenasübe riayet edilir. Alacakları taşınmaz rehniyle temin edilmiş olan alacaklıların sırası ve bu teminatın faiz ve eklentisine şümulü Kanunu Medeninin taşınmaz rehnine müteallik hükümlerine göre tayin olunur. (Ek cümle: 29/6/1956-6763/42 md.; Mülga cümle: 14/1/2011-6103/41 md.) (…) (Değişik dördüncü fıkra: 17/7/2003-4949/52 md.) Teminatlı olup da rehinle karşılanmamış olan veya teminatsız bulunan alacaklar masa mallarının satış tutarından, aşağıdaki sıra ile verilmek üzere kaydolunur: Birinci sıra: A) İşçilerin, iş ilişkisine dayanan ve  iflâsın açılmasından önceki bir yıl içinde tahakkuk etmiş ihbar ve kıdem tazminatları dahil alacakları ile  iflâs nedeniyle iş ilişkisinin sona ermesi üzerine hak etmiş oldukları ihbar ve kıdem tazminatları, B) İşverenlerin, işçiler için yardım sandıkları veya sair yardım teşkilatı kurulması veya bunların yaşatılması maksadıyla meydana gelmiş ve tüzel kişilik kazanmış bulunan tesislere veya derneklere olan borçları, C) İflâsın açılmasından önceki son bir yıl içinde tahakkuk etmiş olan ve nakden ifası gereken aile hukukundan doğan her türlü nafaka alacakları. İkinci sıra: Velâyet ve vesayet nedeniyle malları borçlunun idaresine bırakılan kimselerin bu ilişki nedeniyle doğmuş olan tüm alacakları; Ancak bu alacaklar, iflâs, vesayet veya velâyetin devam ettiği müddet yahut bunların bitmesini takip eden yıl içinde açılırsa imtiyazlı alacak olarak kabul olunur. Bir davanın veya takibin devam ettiği müddet hesaba katılmaz. Üçüncü sıra: Özel kanunlarında imtiyazlı olduğu belirtilen alacaklar. Dördüncü sıra: İmtiyazlı olmayan diğer bütün alacaklar. (Ek fıkra: 17/7/2003-4949/52 md.) Bir ve ikinci sıradaki müddetlerin hesaplanmasında aşağıdaki süreler hesaba katılmaz: 1. İflâsın açılmasından önce mühlet de dahil olmak üzere geçirilen konkordato süresi. 2. İflâsın ertelenmesi süresi. 3. Alacak hakkında açılmış olan davanın devam ettiği süre. 4. Terekenin iflâs hükümlerine göre tasfiyesinde, ölüm tarihinden tasfiye kararı verilmesine kadar geçen süre. (Ek fıkra: 14/1/2011-6103/41 md.) Gemilerin paraya çevrilmesi hâlinde yapılacak sıra cetveli, bayrağına ve sicile kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın bütün gemiler için Türk Ticaret Kanununun 1389 ilâ 1397 nci maddesi hükümlerine göre düzenlenir. Sıralar arasındaki münasebet:

Yoksulluk Nafakasının Sona Ermesi

İrat biçiminde ödenmesine karar verilen nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden sona erer. Alacaklının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâllerinde ise nafaka, mahkeme kararıyla kaldırılır (TMK m. 176).

Anlaşmalı Boşanma Protokolü ve Uyarlama

Anlaşmalı boşanma protokolünden doğan nafakalarda, sonradan ortaya çıkan öngörülemeyen koşulların taraf aleyhine değişmesi hâlinde Türk Borçlar Kanunu'nun 138. maddesi kapsamında uyarlama talebi gündeme gelebilir. TBK m. 138, sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını; bunun mümkün olmaması hâlinde sürekli edimli sözleşmelerde fesih hakkını öngörmektedir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 138Kaynağı aç
MADDE 138- Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır. Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır. F. Takas I. Koşulları 1. Genel olarak

Sıkça Sorulan Sorular

Nafaka artış davası hangi mahkemede açılır?

Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında yetkili mahkeme nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesidir. Bu kural TMK m. 177'de düzenlenmiştir.

Kararımda artış oranı yazılı değilse ne yapmalıyım?

Mahkeme kararında otomatik artış hükmü bulunmuyorsa nafaka kendiliğinden artmaz; nafaka artırım davası açılması gerekmektedir. Kararda yalnızca 'endeks' gibi genel bir ifade yer alıp hangi endeksin kastedildiği belirtilmemişse hukuken zorunlu bir varsayılan yoktur; ilamın yorumlanması ve uyuşmazlık çıkması hâlinde icra mahkemesine başvurulması gerekir.

Nafaka artışında hangi endeks uygulanır?

Hukuken zorunlu tek bir endeks yoktur; uygulanacak oran hâkimin kurduğu hükme ve tarafın talebine göre belirlenir. Yİ-ÜFE, TÜFE ve her iki endeksin ortalaması esas alınarak verilen kararlar bulunmakla birlikte bu yaklaşımların hiçbiri kanunda zorunlu kılınmamıştır.

Nafaka ödenmezse ne olur?

Nafakaya ilişkin kararın gereğini yerine getirmeyen borçlu hakkında, alacaklının şikâyeti üzerine İİK m. 344 uyarınca üç aya kadar tazyik hapsine karar verilebilir. Borç ödendikten sonra borçlu tahliye edilir. Borçlunun nafakanın kaldırılması veya azaltılması amacıyla dava açmış olması hâlinde hâkim, tazyik hapsinin uygulanmasını davanın sonucuna erteleyebilir.

Artırım davasında talep miktarı baştan bilinmiyorsa ne yapılır?

Talep konusu bölünebilir nitelikteyse kısmi dava açılabilir. Kısmi dava açılması, geri kalan kısımdan feragat edildiği anlamına gelmez; dava açılırken açıkça feragat edilmiş olması hâli bu kuralın istisnasıdır.

İştirak nafakası ile yoksulluk nafakası artışı arasında fark var mı?

Evet. Yoksulluk nafakasının artırımı TMK m. 176 kapsamında, iştirak ve yardım nafakasının artırımı ise TMK m. 331 kapsamında değerlendirilir. TMK m. 331'de artış için tarafın istemi ve durumun değişmesi açıkça aranmaktadır.

Borçlunun iflası hâlinde nafaka alacağı nasıl korunur?

İflasın açılmasından önceki son bir yıl içinde tahakkuk etmiş ve nakden ifası gereken aile hukukundan doğan nafaka alacakları, İİK m. 206 uyarınca iflas masasında teminatsız veya rehinle karşılanmamış alacaklar arasında birinci sıra imtiyazlı alacak sayılır. Bu koruma iflas rejimine özgüdür ve yalnızca bir yıllık tahakkuk dönemiyle sınırlıdır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu