Müteahhit İnşaatı Yarım Bırakırsa Ne Olur?

by Avukat Erdal Ersoy
Müteahhit İnşaatı Yarım Bırakırsa Ne Olur?

Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin Niteliği ve Şekil Şartı

Kat karşılığı inşaat sözleşmeleri, arsa sahibinin arsa mülkiyetinin veya belirlenen arsa payının devrini taahhüt ettiği, yüklenicinin ise bu pay karşılığında bir bina meydana getirmeyi üstlendiği sözleşmelerdir. Türk Medeni Kanunu'nun 706. maddesi gereğince taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerliliği resmî şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır. Bu doğrultuda Türk Borçlar Kanunu'nun 237, Tapu Kanunu'nun 26 ile Noterlik Kanunu'nun 60 ve 89. maddeleri uyarınca kat karşılığı inşaat sözleşmelerinin noterde resen düzenleme şeklinde yapılması zorunludur. Emredici nitelikteki bu resmî şekle uyulmaksızın akdedilen sözleşmeler kural olarak hukuken geçerlilik kazanmaz.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2021/194, K. 2023/411Kaynağı aç
Hukuk Genel Kurulu         2021/194 E.  ,  2023/411 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, … Batı 5. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar davacılar vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacılar İstemi 4. Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri ile yüklenici kooperatif arasında … ili, … ilçesi, … Mahallesi 47357 ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bina inşa edilmesine ilişkin … 52. Noterliğinde 07.03.2005 tarihli düzenleme şeklinde taşınmaz mal satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, daha sonra kooperatif ile 29.05.2006 tarihli ve 03.12.2008 tarihli ek sözleşmelerin düzenlendiğini, sözleşmeler uyarınca kooperatife yer teslimi yapıldığını, kooperatif tarafından inşaat belli bir aşamaya getirildikten sonra sözleşme gereğince kooperatife düşecek A blok 2 No.lu bağımsız bölümün davalı …’ya devredilmesinin istendiğini, kooperatifin talebi üzerine devir işleminin yapıldığını ve bağımsız bölümün davalı adına tescil edildiğini, ancak kooperatif sözleşme gereğince edimlerini yerine getirmediğinden sözleşmenin feshi davası açıldığını, Sincan Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/222 Esas sayılı dosyasında sözleşmenin geriye etkili olarak feshine karar verildiğini, kararın Yargıtay incelemesinden geçerek 18.11.2013 tarihinde kesinleştiğini, davalı …’nın tapuda pay sahibi olabilmesi için arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin tarafı olan kooperatifin edimini yerine getirmesi gerektiğini, ancak kooperatifin edimini yerine getirmeyerek sözleşmenin geriye etkili feshine karar verildiğini ileri sürerek davalı adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini, 22.01.2016 tarihli ıslah dilekçesi ile de dava konusu bağımsız bölümün her türlü takyidattan arındırılmış olarak tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar Cevabı 5. Davalı … vekili, dava konusu bağımsız bölümün bizzat davacı … tarafından müvekkiline satılarak devredildiğini, bedelin kendisine ödendiğini, müvekkilinin iyiniyetli üçüncü kişi olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. 6. Dahili davalı S.S. Güzel Çağ Hedef Konut Yapı Kooperatifi vekili, dava konusu bağımsız bölümün davalı … adına kayıtlı olduğunu, eldeki davada kooperatifin sıfatının bulunmadığını belirterek davanın sıfat yokluğundan reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi Kararı 7. … Batı 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.02.2016 tarihli ve 2015/18 Esas, 2016/43 Karar sayılı kararı ile; davacı arsa sahipleri ile kooperatif arasında düzenleme şeklinde taşınmaz mal satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve devamında ek sözleşmeler imzalandığı, ancak Sincan Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/222 Esas sayılı dosyasında inşaatın %63,30 seviyesinde olduğu tespit edilerek sözleşmelerin geriye etkili olarak feshine karar verildiği, dava konusu A blok 2 No.lu bağımsız bölümün 30.05.2008 tarihinde kat irtifakı tesisi sonucu … adına tescil edildiği, …'ın 03.06.2008 tarihli ve 16579 yevmiye sayılı resmî senetle taşınmazı 13.500,00 TL bedelle davalı …'ya satarak devrettiği, kat karşılığı inşaat sözleşmesi geriye etkili olarak feshedilmiş olmakla yükleniciye isabet eden ve yüklenicinin temlik ettiği kişilere devredilmiş olan bağımsız bölümlere ait tapu kayıtlarının iptalinin gerektiği, her ne kadar davalı, dava konusu bağımsız bölümü bizzat arsa sahibi olan davacıdan satın aldığını savunmuş ise de, dava konusu bağımsız bölümün yüklenici olan kooperatife isabet ettiğinin sözleşme, bilirkişi raporu ve kesinleşmiş olan mahkeme kararı ve dayanağı olan bilirkişi raporuyla sabit olduğu, davalı …’nın satış bedelinin davacı arsa sahibine ödendiğini gösterir kesin delil sunamadığı, sözleşme gereğince yükleniciye isabet eden bağımsız bölümün yüklenici tarafından ve temlik ettiği kişiye devredilmiş olduğunun kabulü gerektiği, yükleniciden temlik alan kişinin, binanın inşaat hâlinde olması sebebiyle iyiniyetli olduğuna dair itirazının dinlenemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu bağımsız bölümün davalı adına olan tapu kaydının iptali ile eşit paylarla davacılar adına tesciline karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı 8. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 9. Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 04.07.2018 tarihli ve 2018/999 Esas, 2018/2889 Karar sayılı kararı ile; “…1-Davacılar vekili 07.09.2016 tarihli temyize cevap dilekçesi ile ıslahla ileri sürülen talepleri yönünden hükmün düzeltilerek onanmasını talep etmiş ise de; dilekçesi temyiz defterine kayıtlı olmadığı gibi temyiz harcının da yatırılmadığı ve bu arada temyiz süresi de geçmiş olduğundan, katılma yoluyla temyiz talebinin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Davalı …'nın temyiz itirazlarına gelince; bu davalı cevap dilekçesi ve aşamalardaki savunmalarında dava konusu bağımsız bölümü davalı yükleniciden değil, davacı arsa sahiplerinden Mürivet 'dan bedelini ödeyerek satın aldığını ileri sürmüştür. Dosyadaki tapu kaydı ve … Tapu Sicil Müdürlüğü'nün 03.06.2008 gün 16579 yevmiye nolu satış akit tablosuna (resmi senet) göre dava konusu … Mahallesi 47357 ada 1 parsel A blok zemin kat 2 nolu bağımsız bölümün davacı … adına kayıtlı iken 03.06.2008 tarihinde satış suretiyle davalı …'ya devredildiği ve halen adı geçen şahıs adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Tapuda satışı bizzat davacı arsa sahibi Mürivet yapmış olup, yüklenicinin talimat ve isteğiyle ve onun adına yapıldığına dair akit tablosunda açıklık bulunmamaktadır. Arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesinin geriye etkili feshi halinde yükleniciden bağımsız bölüm ya da bölümleri satın alanlara yapılan tapu devirleri sözleşme gereği arsa sahibince yapılan avans ödemesinin iadesi niteliğinde olduğundan tapu kayıtlarının iptâl ve arsa sahipleri adına tescili gerekir ise de, satış arsa sahibince yapılıp satın alanın arsa sahibinden satın aldığını savunması ve arsa sahibinin kendisince yapılan tapu devrini yüklenicinin istek ve talimatı ile yapıldığını kanıtlayamaması halinde satış işleminin bedel karşılığı arsa sahibi ile satın alan kişi arasında yapıldığının kabulü zorunlu olacağından tapu kaydının iptâl ve tesciline karar verilmesi mümkün değildir. Somut olayda davalı …'nın bu yoldaki savunmasına karşı davacı arsa sahiplerince bu davalı ile yüklenici kooperatif arasında devir ve satış ilişkisinin bulunduğu ile tapu devrinin yüklenicinin talimatı ve isteği ile yapıldığı yasal delillerle kanıtlanmamıştır. Bu durumda mahkemece, davalı … dava konusu taşınmazı arsa sahibi Mürivet 'dan satın aldığı ve arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesi feshedilse dahi arsa sahibince satılan bağımsız bölümler geri istenemeyeceğinden hakkındaki davanın reddi yerine bu husus gözden kaçırılarak yanlış değerlendirme ile kabulü doğru olmamış, kararın bozulması uygun görülmüştür,…’’ gerekçesiyle karar davalı … yararına bozulmuştur. Direnme Kararı 10. … Batı 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.11.2019 tarihli ve 2019/287 Esas, 2019/425 Karar sayılı kararı ile; önceki karar gerekçesi yanında, kat karşılığı inşaat sözleşmesinde arsa, yükleniciye devredilebileceği gibi kat irtifakı tesis edildikten sonra yükleniciye isabet eden bağımsız bölümlerin tapularının yüklenici veya yüklenicinin sattığı kişilere de devredilebileceği, arsanın yükleniciye devredilmediği durumlarda kanun gereği kat irtifakı tesisi sonucu bağımsız bölümlerin arsa sahipleri adına tescil edilmesi zorunlu olduğundan, iki kez devir işlemi yapmak yerine arsa sahiplerince kendilerine isabet eden bağımsız bölümlerin yükleniciye devredilmeksizin satış yaptığı üçüncü kişilere devrinin yaygın ve bilinen bir uygulama olduğu, somut olayda, A blok 2 No.lu bağımsız bölümün sözleşme gereğince yükleniciye isabet ettiğinin belirli olduğu, kat irtifakı sonucu bağımsız bölümün arsa sahiplerinden … adına tescil edildiği, kooperatifin A blok 2 No.lu bağımsız bölüm kendisine isabet ettiği hâlde arsa sahibi tarafından satıldığı konusunda iddiasının bulunmadığı, bu durumda sözleşmeye göre yükleniciye isabet eden bağımsız bölümün yüklenicinin sattığı kişiye devredilmiş olduğunun kabul edilmesi gerektiği, yüklenici tarafından satılan dava konusu bağımsız bölümün, satın alan kişiye arsa sahibi tarafından devredildiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi 11. Direnme kararı süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 12. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda davalının, davacı ile yüklenici kooperatif arasında imzalanan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca yükleniciye düşen dava konusu bağımsız bölümü bizzat arsa sahibinden mi yoksa kooperatifin talebi üzerine arsa sahibinden mi aldığı, buradan varılacak sonuca göre mahkemece tapu iptali ve tescile karar verilmesinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 13. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konu ile ilgili kavramların ve yasal mevzuatın incelenmesinde yarar bulunmaktadır. 14. Somut olayda uygulanması gereken ve uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarihte yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 355 inci maddesinde “İstisna akdi” olarak tanımlanan, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda (TBK) ise 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen “Eser sözleşmesi” yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. 15. Her iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olan eser sözleşmesinde “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsur vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yapıp zamanında tamamlayarak teslim etmeyi, iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi üstlenmektedir. 16. Bu noktada eser sözleşmesinin bir türü olan “kat karşılığı inşaat sözleşmesi” başka bir ifadeyle “arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi” ile ilgili açıklama yapılmasında fayda vardır. 17. Türk Hukuk Lûgatında, hukuki niteliği itibariyle taşınmaz satış sözleşmesi ile eser sözleşmesinden oluşan bir sözleşme türü olarak vurgulanan (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt 1, … 2021, s. 669) kat karşılığı inşaat sözleşmesi; bir yönüyle arsa sahibinin koşullar gerçekleştiğinde sahibi olduğu taşınmazın mülkiyetinin bir kısmını yükleniciye devretmesini öngörürken, diğer yönüyle de, yüklenicinin yapacağı inşaat bakımından arsa sahibine karşı yükümlülüklerini gösteren, tapulu taşınmazın mülkiyetinin bir kısmının devrine ilişkin vaadi ve eser sözleşmesini içeren, iki tipli karma bir sözleşmedir. Başka bir anlatımla yüklenici yönünden inşaat yapma yükümlülüğünü, arsa sahibi yönünden ise tapuda pay intikal ettirme yükümlülüğünü içeren kat karşılığı inşaat sözleşmesi, hem inşaat yapma hem de satış vaadi sözleşmesini bünyesinde birleştiren özel bir sözleşme türüdür. 18. Kat karşılığı inşaat sözleşmesinin konusu, arsa sahibinin maliki olduğu arsa üzerine yapılacak bina inşaatıdır. Yüklenici, finansmanını sağlayarak, lüzumunda sanat, beceri ve emek sarfıyla bir bina (inşaat) meydana getirmeyi üstlenirken, arsa sahibi de buna karşılık arsa payı devri suretiyle bir bedel ödemeyi borçlanmaktadır. Bu sözleşmede ücret (bedel) arsa sahibi tarafından ayın olarak ödenmektedir. 19. Hukukumuzda egemen ilke “şekil serbestisi” olup, kural olarak eser sözleşmesi herhangi bir geçerlilik şartına tabi değildir. Yasada aksi öngörülmedikçe, sözlü veya yazılı yahut resmî biçimde yapılabilir. Bununla birlikte bazı sözleşmelerin geçerli olabilmesi için yasada belirlenen şekle uygun olarak yapılması zorunludur. 20. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “Hukuki işlem” başlıklı 706 ncı maddesi, “Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması, resmî şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır” şeklindedir. BK’nın 213 üncü maddesinde de (TBK md. 237) “Akdin şekli” başlığı altında; taşınmaz satımının geçerli olması için getirilen resmî senede bağlanması şartı, taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri için de öngörülmüştür. 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 26 ncı maddesine göre taşınmaz satışları için tapu sicil müdürü veya tapu sicil görevlileri yetkili iken, 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 60/3 üncü ve 89 uncu maddelerinde taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinin noterlerce resen düzenleme şeklinde yapılacağı kuralı getirilmiştir. 21. Anılan düzenlemeler uyarınca tapulu taşınmazlarda mülkiyetin devrini öngören sözleşmelerin geçerli olmaları için resmî şekilde yapılmaları zorunlu olup; kat karşılığı inşaat sözleşmeleri, arsa sahibi yönünden taşınmaz mülkiyetinin ileride yükleniciye devrine ilişkin bir yükümlülüğü (mülkiyetin nakline yönelik vaadi) içerdiğinden, bu tür sözleşmelerin noterde resen düzenleme şeklinde yapılmaları geçerlilik koşuludur. Emredici kural gereği, resmî şekle uyulmadan yapılan sözleşmeler geçersizdir. 22. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 30.09.1988 tarihli ve 1987/2 Esas, 1988/2 Karar sayılı kararında belirtildiği gibi, bazı istisnaî hâllerin gerçekleşmesi durumunda, TMK’nın 2 nci maddesi gereğince zorunlu şekil koşuluna uygun şekilde yapılmayan kat karşılığı inşaat sözleşmesi de tarafları bağlayıcı nitelikte olabilmektedir. Öngörülen bu şekle uymaksızın imzalanan sözleşmelerin sonradan geçerlilik kazanması için ya tapuda pay devrinin yapılmış olması ya da ifanın tamamlanmış olması gerekir. Yine, şekil bakımından geçersiz olan bir kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre yapılan karşılıklı ve kısmî ifada da tarafların yaptıkları sözleşme ile bağlı oldukları kabul edilmelidir. 23. Kat karşılığı inşaat sözleşmesi, tapulu taşınmazın veya tapulu taşınmaz payının devrini içermesi nedeniyle tek taraflı irade beyanıyla feshedilemez; taraf iradelerinin fesih konusunda uyuşması gerekir veya mahkeme kararı ile fesih mümkündür. Taraf iradeleri fesih konusunda uyuşmamış ise, mutlaka hâkim kararı gereklidir. 24. Hukukumuzda, kişilerin satın aldığı şeylerin ileride kendilerinden alınabileceği endişesi taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle, satın alan kişinin iyiniyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bir tanımlama yapmak gerekirse, iyiniyetten maksat “hakkın doğumuna engel olacak bir hususun, hak iktisap edilirken kusursuz olarak bilinmemesidir”. 25. Belirtilen ilke, TMK’nın 1023 üncü maddesinde aynen “Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur” şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki 1024 üncü maddede; “Bir aynî hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz” biçiminde vurgulanmıştır. 26. Ne var ki; tapulu taşınmazların intikallerinde, huzur ve güveni koruma, toplum düzenini sağlama uğruna, tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden, iktisapta bulunan kişinin iyiniyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır. Söz konusu kişinin gerçekten iyiniyetli olması sözleşme yaptığı tapu malikinin gerçek hak sahibi olduğuna inanması kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen gerçek hak sahibi olmadığını, tapu sicilinde yolsuzluk bulunduğunu bilmesinin imkânsız olması gerekir. Bu görüşten hareketle kötüniyet iddiasının def’i değil itiraz olduğu, her zaman ileri sürülebileceği, mahkemece resen nazara alınacağı gerek 08.11.1991 tarihli ve 1990/4 Esas 1991/3 Karar sayılı İnançları Birleştirme Kararında ve gerekse bilimsel görüşlerde ortaklaşa kabul edilmiş, benimsenen bu ilke Hukuk Genel Kurulunun 23.05.2001 tarihli ve 2001/1-422 Esas, 2001/434 Karar sayılı kararında da kapsamlı olarak açıklanmıştır. 27. Kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre inşaat yapan yüklenicinin, yaptığı işin karşılığı olan arsa payını, BK’nın 364 üncü maddesi hükmü doğrultusunda, kural olarak arsa sahibine verilmesi gereken dairelerin teslimi anında talep hakkı doğar. Ancak taraflar yasa hükmünün aksine, arsa payının devrine ilişkin özel koşullar kararlaştırabilir. Örneğin, üzerinde inşaat yapılacak arsanın yükleniciye verilmesi öngörülen payının, peşinen devri kabul edilebileceği gibi, yükleniciye isabet edecek bağımsız bölümlerin kat irtifaklı arsa paylarının, inşaatın belirli aşamalarında devri de kararlaştırılabilir. İnşaatın tamamlanmasından önce yükleniciye pay devri yapılması, inşaat yapımı sırasında yükleniciye gerekli olan sermayenin sağlanarak işin bir an önce bitirilmesi amacını gütmektedir. Peşinen tapuda yapılan bu pay devri bir nevi avans niteliğindedir. 28. Kat karşılığı inşaat sözleşmeleri karşılıklı edimler içerdiğinden, yüklenicinin peşinen kendisine devredilen tapuya hak kazanabilmesi için sözleşmede açık bir hüküm bulunmadıkça kendi edimini yüklendiği özen borcu uyarınca kanuna, sözleşme hükümlerine fen ve sanat kurallarına uygun olarak ifa etmiş olması gerekmektedir. Bir başka deyişle yüklenici edimini tam olarak yerine getirdiğinde, kendi adına düşen bağımsız bölümlerin tescilini isteyebilecektir. Yükleniciden pay satın alan üçüncü kişiler de yüklenicinin halefi olduklarından ancak, yüklenici edimi tam olarak yerine getirip tapuyu almaya hak kazandığı takdirde hak sahibi olacaklardır. Nitekim yüklenici edimini yerine getirmediği takdirde arsa sahibine sözleşmenin feshi ile devredilen tapunun iptalini isteme hakkı doğmaktadır. Zira ani edimli türden olan eser sözleşmeleri kural olarak geriye etkili olarak sonuç doğurmaktadır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 25.01.1984 tarihli ve 1983/3 Esas, 1984/1 Karar sayılı kararında da kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde yüklenicinin kendi kusuruyla işi muayyen bir zamanda bitirmeyerek temerrüde düşmesi hâlinde, uyuşmazlığın kural olarak mülga BK’nın 106-108 inci maddeleri gereğince çözümlenmesi gerektiği, ancak olayın niteliği ve özelliği haklı gösteriyorsa TMK’nın 2 nci maddesi uyarınca sözleşmenin feshinin ileriye etkili sonuç doğuracağına karar vermek gerektiği belirtilmiştir. 29. İnşaatın kısa sürede tamamlanması amacıyla inşaatın başında bu sözleşme uyarınca tapuda devir yapılmasına rağmen, yüklenicinin edimini yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmeden dönüldüğünde artık tapuda yapılan devrin sebebi ortadan kalkacak ve kayıt yolsuz tescile dönüşecektir. Avans niteliğindeki bu paylar, yüklenici temerrüde düştüğünde arsa sahibi tarafından geri istenebilir ve yüklenici ile bağımsız bölüm almak üzere sözleşme yapan üçüncü kişiler, tapuda yapılan devre rağmen bu payları arsa sahibine iade etmek zorundadır. Bu durumda üçüncü kişiler için TMK’nın 1023 üncü maddesi uygulanamaz. Zira üçüncü kişiler yüklenicinin halefidir. Bu sözleşmenin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine istinaden yapıldığını, yüklenici inşaatı tamamladığında bağımsız bölümü alabileceğini bilirler veya bilmeleri gerekir. Bu sebeple TMK’nın 1023 üncü maddesi hükmünün uygulanması için aranan iyiniyet şartı, üçüncü kişi açısından gerçekleşmez. Anayasa Mahkemesi 2014/12321 başvuru numaralı ve 20.07.2017 tarihli kararında da, bu durumda yükleniciden tapuda devir suretiyle pay alan üçüncü kişilerin mülkiyet haklarının ihlal edilmediğine karar vermiştir. 30. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 08.04.2021 tarihli ve 2017/(23)15-1612 Esas, 2021/441 Karar; 24.06.2021 tarihli ve 2017/(23)15-2930 Esas, 2021/831 Karar; 23.12.2021 tarihli ve 2018/(23)6-1057 Esas, 2021/1756 Karar; 08.02.2022 tarihli ve 2021/(15)6-843 Esas, 2022/80 Karar, 17.05.2022 tarihli ve 2017/(23)6-1817 Esas, 2022/643 Karar ve 28.12.2022 tarihli ve 2021/(15)6-108 Esas, 2022/1929 Karar sayılı kararlarında da aynı hususlara değinilmiştir. 31. Tüm bu açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığında somut olay değerlendirildiğinde, davacı arsa sahipleri ile kooperatif arasında … ili, … ilçesi, … Mahallesi 47357 ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bina inşa edilmesine ilişkin … 52. Noterliğinde 07.03.2005 tarihli düzenleme şeklinde taşınmaz mal satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalanmış, sözleşmede taşınmaz 100 hisse kabul edilerek 69 hissesinin 1.000,00 TL karşılığında ve taşınmaz üzerinde 16 adet villa yapılması koşuyla satışı vaat edilmiş, satış bedeli olan 1.000,00 TL yerine taşınmaz üzerinde yapılacak villalardan planda belirtilen 1, 13, 14, 15, 16 No.lu villaların arsa sahiplerine, geriye kalan 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11 ve 12 No.lu villaların ise kooperatife ait olacağı kararlaştırılmış, daha sonra imzalanan 29.05.2006 tarihli ve 03.12.2008 tarihli ek sözleşmeler ile asıl sözleşmedeki şartlar geçerli olmak kaydıyla inşaatın tamamlanma süresine ve bu süreçte yükleniciye verilmesi kararlaştırılan villaların yükleniciye devir zamanına ilişkin hususlar düzenlenmiştir. 32. Davacı arsa sahiplerinden … ile davalı … arasında düzenlenen 03.06.2008 tarihli ve 16579 yevmiye sayılı resmî senet ile, davacılar ile kooperatif arasında imzalanan kat karşılığı inşaat sözleşmesine konu taşınmazda 8/128 arsa paylı A blok, zemin kat, 2 No.lu dubleks meskenin davalı …’ya satıldığı, satış bedelinin nakden ve tamamen ödendiği belirtilmiştir. 33. Davacı arsa sahipleri tarafından 03.10.2011 tarihinde, kooperatif ile imzalanan kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve ek sözleşmelerin feshi talebiyle açılan dava sonucunda Sincan Asliye Ticaret Mahkemesinin 27.12.2012 tarihli ve 2011/222 Esas, 2012/393 Karar sayılı kararı ile, kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca yapılacak villalardan 1, 13, 14, 15, 16 No.lu villaların davacı arsa sahiplerine, geriye kalan villaların yüklenici payına tahsis edileceği, davacı arsa sahiplerine düşen villaların toplam yapım oranının %63,30 seviyesinde olduğu, kooperatif tarafından inşaatın sözleşmede kararlaştırılan süre içerisinde teslim edilmediği, arsa sahiplerinin sözleşmenin feshi talebinde haklı oldukları gerekçesiyle arsa sahipleri ile kooperatif arasında imzalanan 07.03.2005 tarihli düzenleme şeklinde taşınmaz mal satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile 29.05.2006 tarihli ve 03.12.2008 tarihli ek sözleşmelerin, kooperatifin kusurlu olduğunun kabulü ile geriye etkili feshine karar verilmiş, mahkemece verilen kararın kooperatif tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 15.05.2013 tarihli ve 2013/2161 Esas, 2013/3197 Karar sayılı kararı ile hükmün onanmasına karar verilmiş, onama kararına karşı davalının karar düzeltme talebi de aynı Dairenin 18.11.2013 tarihli ve 2013/5490 Esas. 2013/7161 Karar sayılı kararı ile reddedilmiştir. 34. Az yukarıda da açıklandığı üzere yükleniciden daire satın alan üçüncü kişiler, yüklenicinin edimini tam ve eksiksiz olarak yerine getirmesi hâlinde, yüklenicinin halefi olarak mülkiyete hak kazanabilecek olup, arsa sahiplerinin yapım aşamasında yükleniciye veya yüklenicinin göstereceği üçüncü kişilere pay devri, inşaata finansman sağlayabilmesi için yükleniciye verilmiş avans niteliğindedir. Yükleniciye isabet eden bağımsız bölümleri satın alan kişilerin de inşaatın yapım aşamasında olduğunu, yüklenicinin edimini ifa etmesi hâlinde hak sahibi olacaklarını bildiklerinin kabulü gerekir. Sözleşme gereğince yükleniciye isabet eden bağımsız bölümleri arsa sahiplerinden satın alan üçüncü kişilerin hakları, sözleşme geriye etkili olarak feshedildiği için korunamayacak iken sözleşme gereği arsa sahiplerine isabet eden bağımsız bölümleri arsa sahiplerinden satın alan üçüncü kişilerin hakları ise muhafaza edilecektir. 35. Eldeki uyuşmazlıkta olduğu gibi tapuda devir işlemi arsa sahibi tarafından yapıldığından, mevcut karine de arsa sahibinin kendisine ait bağımsız bölümü sattığı yönündedir. Ancak bu karinenin aksinin ispatı mümkün olup, arsa sahibi tapuda devrettiği bağımsız bölümün dava dışı yükleniciye bırakıldığını, bu bağımsız bölümün yüklenici tarafından satıldığını kanıtlayabilir. 36. Dosya içerisinde yer alan delillerin değerlendirilmesi sonucunda, davacı arsa sahipleri ile yüklenici kooperatif arasında imzalanan 07.03.2005 tarihli düzenleme şeklinde taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinde, dava konusu A blok 2 No.lu bağımsız bölümün yüklenici kooperatife bırakıldığı sabittir. Davacı arsa sahipleri ile kooperatif arasında imzalanan sözleşmelerde inşaatın yapım aşamasında yüklenici kooperatife aşamalı olarak pay devri de kararlaştırılmıştır. 37. Dava konusu bağımsız bölüm, düzenlenen kat irtifakı uyarınca davacı arsa sahiplerinden … adına tescil edilmiş olup, inşaatın yapım aşamasında dava konusu A blok 2 No.lu bağımsız bölüm 03.06.2008 tarihinde arsa sahiplerinden … tarafından davalıya devredilmiştir. 38. Yargılama aşamasında yüklenici kooperatifin, söz konusu bağımsız bölüm kendisine bırakıldığı hâlde arsa sahibi tarafından bilgisi dışında davalıya satıldığı yönünde iddiası da bulunmamaktadır. 39. Bu durumda davacı arsa sahipleri ile kooperatif arasından imzalanan düzenleme şeklinde taşınmaz mal satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve ek sözleşmeler uyarınca, yükleniciye düşen A blok 2 No.lu bağımsız bölümün inşaatın yapımı aşamasında yüklenici kooperatif tarafından davalıya satıldığı, arsa sahibi tarafından da devir işleminin gerçekleştirildiğinin kabulü gerekir. 40. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; dosya içerisinde yer alan 03.06.2008 tarihli resmî satış senedi incelendiğinde, dava konusu bağımsız bölümün bizzat arsa sahibi tarafından davalıya satıldığı ve satış bedelinin nakten ve tamamen ödendiğinin anlaşıldığı, arsa sahibi davacı tarafından yapılan satış işleminin yüklenicinin talebi ve talimatıyla yapıldığının kanıtlanamadığı, bu durumda satış işleminin bedel karşılığında arsa sahibi ile davalı arasında yapıldığının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında belirtilen gerekçe ve nedenlerle bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. 41. Hâl böyle olunca, mahkemece usul ve yasaya uygun olarak verilen direnme kararı açıklanan gerekçelerle onanmalıdır. IV. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı … vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının ONANMASINA, Aşağıda dökümü yazılı (10.246,50 TL) harcın temyiz edenden alınmasına, 6217 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440 ıncı maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03.05.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 706Kaynağı aç
Madde 706- Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması, resmî şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır. Ölüme bağlı tasarruflar ve mal rejimi sözleşmeleri, kendilerine özgü şekillere tâbidir. 2. İşgal

Resmî şekle uyulmadan yapılan sözleşmelerin sonradan geçerlilik kazanabilmesi için tapuda pay devrinin gerçekleştirilmiş olması veya inşaat ediminin ifa edilmiş bulunması gerekir. Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi kapsamında hakların kullanımında ve borçların yerine getirilmesinde dürüst davranılması esas olup, hakkın açıkça kötüye kullanılması hukuk düzeni tarafından korunmaz. Tarafların edimlerini karşılıklı olarak kısmen veya tamamen yerine getirdikleri hallerde şekil eksikliğinin ileri sürülmesi dürüstlük kuralıyla bağdaşmaz ve tarafların sözleşmeyle bağlı oldukları kabul edilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 2Kaynağı aç
Madde 2 – Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. II. İyiniyet

Arsa Payı Talep Hakkı ve Avans Niteliğindeki Devirler

Kat karşılığı inşaat sözleşmesinde yüklenicinin üstlendiği işin karşılığı olan arsa payını talep etme hakkı kural olarak arsa sahibine düşen bağımsız bölümlerin teslimi anında doğar. Bununla birlikte taraflar sözleşmede özel koşullar kararlaştırarak payların inşaat başlamadan peşinen veya inşaatın seyrine göre aşamalı olarak devredilmesini öngörebilir.

İnşaat tamamlanmadan önce yükleniciye pay devri yapılması, inşaat yapımı sırasında yükleniciye sermaye ve finansman sağlanması amacına yöneliktir. Tapuda peşinen yapılan bu devre konu paylar bir nevi avans niteliğindedir. Yüklenicinin kendisine devredilen tapuya kesin olarak hak kazanabilmesi için sözleşmede açık bir düzenleme bulunmadıkça edimini kanuna, sözleşme hükümlerine, fen ve sanat kurallarına uygun olarak eksiksiz şekilde ifa etmiş olması şarttır.

Müteahhidin Temerrüdü ve Arsa Sahibinin Hakları

Müteahhidin inşaatı sözleşmede kararlaştırılan sürede tamamlamaması veya çalışmaları fiilen durdurması borçlu temerrüdüne yol açar. Türk Borçlar Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrası uyarınca temerrüde düşen borçluya verilen sürede borcun ifa edilmemesi veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durumun bulunması halinde alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat talep edebilir. Bununla birlikte arsa sahibinin proje değişikliklerini geciktirmesi, gerekli vekâletnameyi vermemesi veya belediye işlemlerini yerine getirmemesi gibi geciktirici eylemleri bulunuyorsa gecikmenin tamamı yükleniciye yüklenemeyebilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 125Kaynağı aç
MADDE 125- Temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir. Alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir. Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir. d. Sürekli edimli sözleşmelerde

Arsa sahibi, borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini derhal bildirerek Türk Borçlar Kanunu'nun 125. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca borcun ifa edilmemesinden doğan müspet zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir. Sözleşmeden dönülmesi halinde taraflar karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulur ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu halde borçlu temerrüde düşmekte kusuru bulunmadığını ispat edemediği takdirde, alacaklının sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür.

İnşaatın Nama İfaya İzin Yoluyla Tamamlanması

Müteahhidin inşaatı yarım bırakması durumunda arsa sahibi sözleşmeyi feshetmek zorunda değildir. Türk Borçlar Kanunu'nun 113. maddesinin birinci fıkrası uyarınca yapma borcu borçlu tarafından ifa edilmediğinde alacaklı, masrafı borçluya ait olmak üzere edimin kendisi veya başkası tarafından ifasına izin verilmesini isteyebilir ve her türlü giderim isteme hakkı saklıdır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 113Kaynağı aç
MADDE 113- Yapma borcu, borçlu tarafından ifa edilmediği takdirde alacaklı, masrafı borçluya ait olmak üzere edimin kendisi veya başkası tarafından ifasına izin verilmesini isteyebilir; her türlü giderim isteme hakkı saklıdır. Yapmama borcuna aykırı davranan borçlu, bu aykırı davranışının doğurduğu zararı gidermekle yükümlüdür. Alacaklı, ayrıca borca aykırı durumun ortadan kaldırılmasını veya bu konuda masrafı borçluya ait olmak üzere kendisinin yetkili kılınmasını isteyebilir. II. Sorumluluğun ve giderim borcunun kapsamı 1. Genel olarak

Sözleşmenin Feshinde Mahkeme Kararı ve Feshin Sonuçları

Kat karşılığı inşaat sözleşmesi, tapulu taşınmazın veya taşınmaz payının devrini içermesi sebebiyle tek taraflı irade beyanıyla ortadan kaldırılamaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 03.05.2023 tarihli, E. 2021/194, K. 2023/411 sayılı kararında belirtildiği üzere tarafların sona erdirme konusunda anlaşamamaları halinde sözleşmenin feshedilebilmesi için hâkim kararı gereklidir.

Yüklenicinin kendi kusuruyla işi süresinde bitirmeyerek temerrüde düşmesi halinde uyuşmazlığın kural olarak borçlu temerrüdü hükümleri uyarınca sözleşmeden dönme (geriye etkili fesih) şeklinde çözümlenmesi gerekir. Ancak inşaatın ulaştığı fiziki seviye ve olayın somut niteliği haklı gösteriyorsa Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi ve hakkaniyet ilkesi uyarınca feshin ileriye etkili sonuç doğuracağına karar verilebilir.

Sözleşmenin geriye etkili sona ermesi durumunda arsa sahibi vermeyi taahhüt ettiği arsa paylarını devretmekten kaçınabileceği gibi daha önce devretmiş olduğu payların geri verilmesini talep edebilir; taraflar karşılıklı ifa yükümlülüğünden kurtularak daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Buna karşılık sözleşmenin ileriye etkili sona erdirilmesi halinde geçmişte usulüne uygun şekilde yerine getirilmiş edimler bütünüyle ortadan kaldırılmaz; yüklenici gerçekleştirdiği inşaat oranı nispetinde hak kazanır ve tasfiye bu orana göre yapılır.

İnşaatın başında veya devamında yükleniciye devredilen paylara rağmen yüklenicinin edimini yerine getirmemesi sebebiyle sözleşmeden dönüldüğünde devrin hukuki sebebi ortadan kalkar ve kayıt yolsuz tescile dönüşür. Avans niteliğindeki bu paylar arsa sahibi tarafından tapu iptali ve tescil talebiyle geri istenebilir.

Üçüncü Kişilerin Hukuki Durumu ve İktisabın Korunması

Tapuda devir işlemi arsa sahibi tarafından yapılmışsa mevcut karine arsa sahibinin kendisine ait bağımsız bölümü sattığı yönündedir. Ancak arsa sahibi bu karinenin aksini ispatlayarak tapuda devredilen bağımsız bölümün yükleniciye bırakıldığını ve yüklenici tarafından satıldığını kanıtlayabilir.

Sözleşmenin geriye etkili feshi halinde hak sahipliği bakımından bağımsız bölümün kime ait olduğuna göre farklı sonuçlar doğar. Sözleşme gereğince arsa sahiplerine isabet eden bağımsız bölümleri arsa sahiplerinden satın alan üçüncü kişilerin hakları korunurken, yükleniciye isabet eden bağımsız bölümleri satın alan üçüncü kişilerin hakları sözleşme geriye etkili feshedildiği için korunamayacaktır.

Yükleniciden pay veya bağımsız bölüm edinen üçüncü kişilerin hukuki koruması konusunda iki farklı hukuki değerlendirme mevcuttur. Bir değerlendirmeye göre yükleniciden bağımsız bölüm devralan üçüncü kişiler yüklenicinin halefi niteliğinde olup inşaatın devam ettiğini ve yüklenicinin edimini ifa etmesi halinde hak sahibi olunabileceğini bildikleri veya bilmeleri gerektiği kabul edildiğinden, sözleşmenin geriye etkili feshinde Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesindeki sicile güven korumasından yararlanamazlar ve devraldıkları payları arsa sahibine iade etmekle yükümlüdürler. Diğer değerlendirmeye göre ise yüklenici adına tapu devri yapıldıktan sonra yükleniciden pay veya bağımsız bölüm edinen iyiniyetli üçüncü kişilerin mülkiyet kazanımları Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesi kapsamında korunur; ancak üçüncü kişinin kötüniyetli olduğunun ispatlanması halinde bu koruma geçerli olmaz.

Delil Tespiti, İhtiyati Tedbir ve Görevli Mahkeme

İnşaat yarım bırakıldığında yapının mevcut fiziki seviyesinin, tamamlanmış, eksik ve ayıplı imalatların belirlenebilmesi amacıyla mahkemeden delil tespiti talep edilmesi önemli bir hukuki imkandır. Bu kapsamda yapılacak keşifte teknik bilirkişiler inşaatın durumunu kayıt altına alabilir. Ayrıca dava süresince uyuşmazlık konusu arsa paylarının üçüncü kişilere devrinin engellenmesi amacıyla arsa sahibi tarafından tapu kaydı üzerine ihtiyati tedbir konulması talep edilebilir; mahkeme bu istemi Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri çerçevesinde karara bağlar.

Kat karşılığı inşaat uyuşmazlıklarında her iki tarafın tacir olduğu ve uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgili bulunduğu hallerde ticaret mahkemesi görevli iken, arsa sahibinin tacir olmadığı durumlarda genel görevli hukuk mahkemeleri görevlidir. Bunun yanında sözleşmeden kaynaklanan her uyuşmazlık kendiliğinden zorunlu arabuluculuk kapsamında olmayıp, talebin para alacağına veya ayni hakka dayalı tapu iptali ve tescil talebine ilişkin olup olmamasına göre arabuluculuk dava şartı ayrıca değerlendirilir.

Müteahhit inşaatı yarım bırakırsa sözleşme tek taraflı feshedilebilir mi?

Taraflar sona erdirme hususunda anlaşamadığı müddetçe kat karşılığı inşaat sözleşmesi tek taraflı irade beyanıyla feshedilemez; fesih için mahkeme kararı alınması zorunludur.

Arsa sahibi yarım kalan inşaatı kendisi tamamlayabilir mi?

Arsa sahibi Türk Borçlar Kanunu'nun 113. maddesinin birinci fıkrası uyarınca mahkemeden nama ifaya izin talep ederek masrafı borçlu yükleniciye ait olmak üzere inşaatı kendisi veya başkası vasıtasıyla tamamlama yetkisi isteyebilir.

Müteahhide devredilen arsa payları geri alınabilir mi?

Yüklenicinin temerrüdü sebebiyle sözleşmeden dönüldüğünde devrin hukuki sebebi ortadan kalkarak kayıt yolsuz tescile dönüşür ve avans niteliğindeki bu paylar arsa sahibi tarafından geri istenebilir.

Müteahhitten daire alan üçüncü kişilerin tapuları iptal edilir mi?

Sözleşmenin geriye etkili feshi durumunda üçüncü kişilerin yüklenicinin halefi sayılarak TMK m. 1023 korumasından yararlanamayacağı ve payları iade edeceği yönünde kural bulunmakla birlikte, tapu devri yapılmışsa iyiniyetli üçüncü kişilerin iktisabının TMK m. 1023 uyarınca korunacağını kabul eden içtihat yaklaşımı da mevcuttur.

Kat karşılığı inşaat davalarında arabuluculuk zorunlu mudur?

Kat karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan her uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu söylenemez; para alacağı veya tazminat talebi ile tapu iptali ve tescil talebinin birlikte bulunduğu dosyalarda dava şartı arabuluculuk meselesi talebin niteliğine göre ayrıca incelenmelidir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu