Müteahhit İnşaata Başlamazsa Arsa Sahibinin Hakları

by Avukat Erdal Ersoy
Müteahhit İnşaata Başlamazsa Arsa Sahibinin Hakları

Müteahhidin İşe Başlamaması ve Sözleşmenin Durumu

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde müteahhidin henüz işe başlamamış olması veya uzun süre işlem yapmaması sözleşmenin kendiliğinden sona erdiği sonucunu doğurmaz. Bu durumda öncelikle sözleşmedeki işe başlama koşullarının, ruhsat yükümlülüklerinin, arsanın yükleniciye teslim edilip edilmediğinin, gecikmenin hangi tarafın davranışından kaynaklandığının ve inşaatın kararlaştırılan tarihte tamamlanmasının hâlen mümkün olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.

Müteahhidin inşaata hiç başlamamış olması hâlindeki tasfiye ile inşaatın önemli bir bölümünü tamamladıktan sonra işi bırakması hâlindeki tasfiye aynı nitelikte değildir. Hiç başlanmamış bir projede sahada gerçekleşmiş fiziki bir imalat bulunmayabileceği gibi yüklenicinin hak kazandığı bir bağımsız bölüm oranı da doğmamış olabilir; böyle bir tabloda tasfiye süreci daha çok devredilmiş tapular ve tarafların yaptığı masraflar üzerinde yoğunlaşabilir.

Arsa Sahibinin Yükümlülükleri ve Kusur Durumu

Arsa sahibinin taşınmazı müteahhide teslim etmemesi, yıkılması gereken binayı tahliye ettirmemesi, sözleşmeyle üstlendiği vekâletnameyi vermemesi, ruhsat işlemleri için gerekli imzaları haklı bir gerekçe olmaksızın atmaması veya taşınmazdaki imar ve tapu sorunlarını gidermemesi durumunda ortaya çıkan gecikmenin tamamının yükleniciye yüklenmesi mümkün olmayabilir.

İnşaat süresinin ruhsattan başladığı sözleşmelerde yapı ruhsatının alınamaması arsa sahibinin kusurundan kaynaklanıyorsa inşaat süresi arsa sahibinin kusuruyla başlamamış sayılacağından geriye etkili fesih istemi reddedilebilir; ruhsatın alınamaması yüklenicinin kusurundan kaynaklanıyorsa Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2018/1277 Esas ve 2018/3790 Karar sayılı ilamı çerçevesinde, ruhsatın alınabileceği tarihe göre kaba inşaat yapım süresi dikkate alınarak inşaatın tamamlanıp tamamlanamayacağı ve Türk Borçlar Kanunu'nun 473. maddesindeki fesih koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği bilirkişi incelemesiyle belirlenmelidir.

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2018/1277, K. 2018/3790Kaynağı aç
15. Hukuk Dairesi         2018/1277 E.  ,  2018/3790 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde taraf vekilleri yapılan tebligata rağmen gelmediklerinden incelemenin evrak üzerinden yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan sonra dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü: – K A R A R – Dava, eser sözleşmesinin süresi içinde ifa edilmediğinden geriye etili feshi istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekilince süresi içinde temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Davacılar murisleri ile davalı şirket arasında imzalanan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi nden 15 ay geçmesine rağmen davalının inşaata başlamak için hiçbir hazırlığının olmadığını tesbit ettiklerinden … 26. Noterliği'nin 09.04.2013 tarih ve 06856 yevmiye nolu ihtarnamesiyle sözleşmeyi fessih ihbarınıda bulundularını, davalının ihtara cevabında fesih istemlerini reddetmesi nedeniyle mevcut sözleşmenin mahkemece geriye etkili feshine karar verilmesini istemişlerdir. Davalı, dava tarihi itibariyle henüz sözleşmedeki teslim süresinin dolmadığını,uygun bir süre verilmeden sözleşmenin feshedilmesinin mümün olmadığı gibi, gerçek dışı sebeplerle feshin haksız olduğunu bildirerek davanın reddini savunmuştur. Davacıların miras bırakanı ve yüklenici arasında imzalanmış bulunan … 16. Noterliği'nin 16.01.2012 tarihli 01451 yevmiye nolu arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde; 18 ay olarak saptanan inşaat süresinin, ruhsat tarihinden başlayacağı anlaşılmaktadır. İfraz ve tevhit işlemlerinden sonra oluşan 15 parselin muris adına 21.06.2012 tarihinde tapuya tescil edilip, bu tarih itibariyle yapı ruhsatı alınabilir hale gelmiş ise de; murisin 02.11.2012 tarihli başvurusundan sonra, eksikler nedeniyle başvuru dosyasının 07.01.2014 tarihinde iade edildiği anlaşıldığından, mahkemece ilgili belediyeden yapı ruhsat başvurusuyla ilgili işlem dosyası getirtilip, dosyanın iade sebepleri de sorularak araştırıldıktan sonra, yapı ruhsatı alınması, davacı arsa sahibi ya da mirasçılarının kusurundan kaynaklanmış ise, inşaat süresi arsa sahiplerinin kusuruyla başlamamış olacağından, davanın reddine karar verilmesi, yüklenicinin kusurundan kaynaklanmış ise, 21.06.2012 tarihinde ruhsat alınabilir hale geldiğinde, ruhsatın alınması gereken 6 aylık sürenin sonu 21.12.2012 olduğuna göre, kaba inşaat yapım süresi dikkate alınarak inşaatın tamamlanıp tamamlanamayacağı ve TBK'nın 473. maddesindeki fesih koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda, hükme esas alınan bilirkişi kurulundan ek rapor alınıp, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekir. Açıklanan bu hususlar gözetilmeksizin mahkemece davanın kabulü doğru olmadığından kararın temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulü ile hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilmediğinden davalı yararına vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 15.10.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Teslim Tarihini Beklemeden Sözleşmeden Dönme

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 473. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, yüklenicinin işe zamanında başlamaması veya sözleşme hükümlerine aykırı olarak işi geciktirmesi ya da iş sahibine yüklenemeyecek bir sebeple ortaya çıkan gecikme yüzünden bütün tahminlere göre yüklenicinin işi kararlaştırılan zamanda bitiremeyeceği açıkça anlaşılırsa, arsa sahibi teslim için belirlenen günü beklemek zorunda kalmaksızın sözleşmeden dönebilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 473Kaynağı aç
MADDE 473- Yüklenicinin işe zamanında başlamaması veya sözleşme hükümlerine aykırı olarak işi geciktirmesi ya da işsahibine yüklenemeyecek bir sebeple ortaya çıkan gecikme yüzünden bütün tahminlere göre yüklenicinin işi kararlaştırılan zamanda bitiremeyeceği açıkça anlaşılırsa, işsahibi teslim için belirlenen günü beklemek zorunda olmaksızın sözleşmeden dönebilir. Meydana getirilmesi sırasında, eserin yüklenicinin kusuru yüzünden ayıplı veya sözleşmeye aykırı olarak meydana getirileceği açıkça görülüyorsa, işsahibi bunu önlemek üzere vereceği veya verdireceği uygun bir süre içinde yükleniciye, ayıbın veya aykırılığın giderilmesi; aksi takdirde hasar ve masrafları kendisine ait olmak üzere, onarımın veya işe devamın bir üçüncü kişiye verileceği konusunda ihtarda bulunabilir. 4. Ayıp sebebiyle sorumluluk a. Ayıbın belirlenmesi

Temerrüt İhtarı ve Süre Verilmesi Koşulu

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 117. maddesi gereğince muaccel bir borcun borçlusu kural olarak alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün taraflarca birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanılarak usulüne uygun bildirimle belirlenmişse bu günün geçmesiyle borçlu temerrüde düşer; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte temerrüt gerçekleşmiş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 117Kaynağı aç
MADDE 117- Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır. II. Hükümleri 1. Genel olarak a. Gecikme tazminatı

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 123. maddesi uyarınca, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde taraflardan birinin temerrüde düşmesi durumunda diğeri, borcun yerine getirilmesi için uygun bir mehil verebilir veya böyle bir sürenin hâkim tarafından tayin edilmesini talep edebilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 123Kaynağı aç
MADDE 123- Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan biri temerrüde düştüğü takdirde diğeri, borcun ifa edilmesi için uygun bir süre verebilir veya uygun bir süre verilmesini hâkimden isteyebilir. b. Süre verilmesini gerektirmeyen durumlar

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 124. maddesi gereğince, borçlunun sergilediği tutumdan veya mevcut durumundan mehil tanınmasının sonuçsuz kalacağı anlaşılıyorsa, borcun ifası temerrüt sebebiyle alacaklı bakımından yararsız hâle gelmişse ya da edimin belirli bir zamanda veya sürede yerine getirilmemesi durumunda ifanın artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden çıkarılıyorsa ek süre tanınmasına gerek bulunmamaktadır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 124Kaynağı aç
MADDE 124- Aşağıdaki durumlarda süre verilmesine gerek yoktur: 1. Borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa. 2. Borçlunun temerrüdü sonucunda borcun ifası alacaklı için yararsız kalmışsa. 3. Borcun ifasının, belirli bir zamanda veya belirli bir süre içinde gerçekleşmemesi üzerine, ifanın artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa. c. Seçimlik haklar

Arsa Sahibinin Seçimlik Hakları ve Tazminat Talepleri

Türk Borçlar Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrası uyarınca temerrüde düşen borçlu verilen süre içinde borcunu ifa etmezse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir hâl varsa alacaklı her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat talep edebilir. Müteahhidin kusurlu temerrüdü ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması durumunda aynen ifanın yanında gecikmeden kaynaklanan zararın tazmini istenebilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 125Kaynağı aç
MADDE 125- Temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir. Alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir. Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir. d. Sürekli edimli sözleşmelerde

Türk Borçlar Kanunu'nun 125. maddesinin ikinci fıkrası doğrultusunda alacaklı, borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirmek şartıyla borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini talep edebilir veya sözleşmeden dönebilir.

Türk Borçlar Kanunu'nun 125. maddesinin üçüncü fıkrasına göre sözleşmeden dönme hâlinde taraflar karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulur ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu temerrüde düşmekte kusuru olmadığını kanıtlayamazsa alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir.

Devredilen Arsa Paylarının İadesi ve Üçüncü Kişilerin Durumu

Sözleşmenin ifası amacıyla yükleniciye devredilen arsa payları, sözleşmenin sona ermesi hâlinde koşulları oluşmuşsa tapu iptali ve tescil davası yoluyla arsa sahibine geri dönebilir. Müteahhidin henüz işe başlamadan uhdesindeki arsa paylarını üçüncü kişilere devretme tehlikesi bulunuyorsa, açılacak davada payların başkalarına aktarılmasını önlemek amacıyla tapu kaydı üzerine mahkemeden ihtiyati tedbir konulması talep edilebilir.

Kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde arsa sahibince yükleniciye veya yüklenicinin talimatıyla üçüncü kişilere yapılan tapu payı devirleri avans niteliğinde görülmekte ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/3217 Esas ve 2022/393 Karar sayılı ilamında çoğunluk görüşü uyarınca bu tescillerin ilgililere gerçek mülkiyet hakkı kazandırmayacağı kabul edilmektedir. Aynı kararda yer alan karşı oyda ise yükleniciden arsa hissesi veya bağımsız bölüm edinen iyiniyetli üçüncü kişilerin kazanımının Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesindeki tapuya güven ilkesi uyarınca korunması gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2021/3217, K. 2022/393Kaynağı aç
6. Hukuk Dairesi         2021/3217 E.  ,  2022/393 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Zonguldak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı olan bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen kararın temyizen tetkiki birleşen davada davacı … ve asıl davada davalılar … ve … vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Asıl ve birleşen dava, arsa sahibi tarafından açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin de aralarında bulunduğu arsa sahipleri ile davalı … arasında Zonguldak 1. Noterliğinin 24.08.2009 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, yüklenicinin sözleşme gereği müvekkiline düşen bağımsız bölümleri devretmediğini, bu nedenle C Blok 8 no.lu ve D blok 4,8,9 no.lu bağımsız bölümlerin yüklenicinin temsilcisi olduğu davalı şirket adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini, davanın kabulünü talep etmiştir. Asıl davada davalılar vekili, dava konusu edilen bağımsız bölümlerin fiilen davacıya teslim edildiğini ve C Blok 8 no.lu bağımsız bölümde davacının ikamet ettiğini, diğer bağımsız bölümlerin ise kiraya verdiğini, C Blok 8 no.lu bağımsız bölüm için iskanın alındığını, diğer bağımsız bölüm için ise iskan alınmadığını ve bu nedenle müvekkillerinin temerrüdünün söz konusu olmadığını, davanın reddini savunmuştur. Birleşen davada ise, asıl davaya konu edilen C Blok 8 nolu bağımsız bölümün davalı … A. Ş adına tescilli olduğunu, davalı yüklenicinin bu bağımsız bölümü kredi borçları karşılığında davalı …Ş’ye devrettiğini, davalı adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini, davanın kabulünü talep etmiştir. Birleşen dava davalısı, davaya cevap vermemiş, HMK 128. maddesi gereği, dava dilekçesinde ileri sürülen maddi vakıaları inkar etmiş sayılmıştır. Yerel mahkemece, asıl dava konusu D Blok 4,8,9 nol.u bağımsız bölümler bakımından davanın kabulüne ve davalı … Mühendislik İnş. Taah. Petrol Ürünleri Nakliyat Mobilya Cam San. ve Tic. Ltd. Şti. adına olan tapu kaydının iptali ile belirtilen bağımsız bölümlerin davacı adına tesciline, asıl davada davalı … bakımından davanın husumetten reddine, … Finansal Kiralama A.Ş. adına kayıtlı C Blok 8 no.lu bağımsız bölüm bakımından davanın reddine, birleşen dava bakımından ise; dava konusu taşınmazın dava tarihinden önce 11.07.2014 tarihinde 6361 sayılı Yasa gereğince davalıya devredildiği ve davalı ile asıl dosya davalısı … Mühendislik İnş. Taah. Petrol Ürünleri Nakliyat Mobilya Cam San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan finansal kiralama sözleşmesinin, taşınmazın şerhler hanesine kaydedildiği, 6361 sayılı Yasa'nın 22 maddesinde tescil veya şerhten sonra, üçüncü kişilerin finansal kiralama konusu mal üzerindeki ayni hak iktisaplarını kiralayana karşı ileri sürülemeyeceklerinin belirtildiği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir. Yerel mahkemece verilen karar, asıl davada taraf vekilleri , birleşen davada ise davacı vekilince istinaf edilmiştir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, asıl dava bakımından davacı vekili ve davalı … Mühendislik İnş. Taah. Petrol Ürünleri Nakliyat Mobilya Cam San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, asıl davada davalı … ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vererek yerel mahkeme kararını kaldırmış, asıl davada C Blok 8 nolu bağımsız bölün bakımından davalıların taraf sıfatı yokluğundan davanın reddine, diğer bağımsız bölümler bakımından davanın kabulüne ve davalı … Mühendislik İnş. Taah. Petrol Ürünleri Nakliyat Mobilya Cam San. ve Tic. Ltd. Şti. adına kayıtlı tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, davacı lehine nispi vekalet ücretine, davalılar lehine tek maktu vekalet ücretine hükmetmiş, birleşen dava bakımından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, birleşen davanın ise reddine karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar, asıl dava bakımından davalılar vekili, birleşen dava bakımından davacı vekilince temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve HMK 355. maddedeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş ve verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiş olmasına göre asıl davada davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2- Birleşen dava bakımından davacının temyiz itirazlarına gelince; Kat karşılığı inşaat yapım sözleşmesinde arsa sahibi ya da arsa sahiplerince yüklenici veya yüklenicinin talimatıyla üçüncü kişilere borcunun tapu payı ya da bağımsız bölümün devri, arsa sahibinin üstlendiği arsa payı devri ödenmesi borcu ile ilgili avans niteliğinde olup bu yolla yapılan temlik sonucu oluşturulan tapu kaytıları ile adına tescil yapılanlar, gerçek mülkiyet hakkını kazanamazlar. TMK'nın 1023. maddesi hükmü gereğince tapu kütüğündeki tescile iyiniyette dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu iktisabı, yasal olarak korunur ise de; aynı Yasa'nın 1024. maddesi hükmü gereğince, bir ayni hak, yoksun olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan veya hukuki sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur. Somut olayda taraflar, Zonguldak 1. Noterliğinin 24.08.2009 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesinde inşaat ruhsatının alınması ile yüklenici … üzerine kat irtifakı kurulacağını ve sözleşmenin imzası ile arsa sahiplerinin hisselerini yükleniciye devredeceğini kararlaştırmışlardır. Birleşen dava konusu C Blok 8 nolu bağımsız bölüm, 11.07.2014 tarihinde 6361 sayılı Yasa'ya göre devir ve finansal kiralama sözleşmesi şerhi ile asıl dava davalısı … Mühendislik İnş. Taah. Petrol Ürünleri Nakliyat Mobilya Cam San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından birleşen dosya davalısı …’ne devredilmiş ve birleşen dosya davalısı adına tescil edilmiştir. Her ne kadar yerel mahkemece ve devamında Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi’nce 6361 sayılı Yasa'nın 22 maddesinde tescil veya şerhten sonra, üçüncü kişilerin finansal kiralama konusu mal üzerindeki ayni hak iktisaplarının kiralayana karşı ileri süremeyeceklerinin belirtildiği gerekçesi ile birleşen davanın reddine karar verilmiş ise de kanunun lafzında ''tescil ve şerhten sonra ayni hak iktisaplarının ileri sürülemeyeceği'' belirtilmiştir. Oysa ki yukarıda belirtildiği üzere birleşen dosya davacısının tapu devrinin avans niteliğinde olması ve davacının hakkının tescil veya şerhten sonra doğmadığı, aksine davacının hakkının taraflar arasındaki Zonguldak 1. Noterliğinin 24.08.2009 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre baştan beri var olan bir hak olduğu, bu durumda birleşen dava konusu bağımsız bölüm bakımından tapu iptal tescil talebinin, taraflar arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesi hükümlerine değerlenidirlip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde birleşen davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte açıklanan nedenlerle birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün birleşen dava davacısı lehine BOZULMASINA, 6100 sayılı HMK 373. madde hükümleri gözetilerek dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden birleşen davada davacı …'ya iadesine, aşağıda yazılı harcın temyiz eden asıl davada davalılardan alınmasına, karardan bir örneğinin ise ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 31.01.2022 gününde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ Hukuk sistemimizde taşınmaz mülkiyeti edinmek ancak tapu sicili ile mümkündür. Tapu sicili herkese açıktır. İlgili herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfa ve belgelerin kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini tapu memurundan isteyebilir. Tapu kütüğüne yapılmış her tescil, bir ayni hakkı karşılar. Geçerli bir tescil, sicil dışı meydana gelen bir değişiklik sonucu sonradan yolsuz tescil haline gelebilir. Bu durumda bile iyi niyetli üçüncü kişiler bakımından, tescilin olumlu hükmü uygulanır. Yani, iyi niyetli üçüncü kişilerin böyle bir tescile güvenerek kazandıkları ayni haklar korunur.(…m.1023) Üçüncü kişinin yolsuz kayda dayanarak ayni hak kazanımının korunabilmesi için tescilin yolsuzluğunu bilmemesi veya bilebilecek durumda olmaması gerekir. Bu bağlamda, üçüncü kişilerin Medeni Kanun’un 3. maddesi çerçevesinde iyiniyetli olması esastır. Buna göre, kendisinden beklenen özeni göstermeyen, tescilin yolsuz olduğunu bilen veya bilebilecek durumda olan üçüncü kişiler iyi niyet iddiasında bulunamazlar. Burada aranan iyi niyet, tescil isteminin yevmiye defterine kaydı esnasında mevcut olmalıdır. Ancak, kütükteki tescilin belgelerle çeliştiğini bilmesine ya da şüphelenmesine rağmen bunu incelemekten veya gerekli özeni göstermekten kaçınır ise, iyiniyet iddiasında bulunamaz. Üçüncü kişinin iyiniyetli olmadığını ispat etme yükü, iddia eden tarafa aittir. Ancak iyiniyetin olmadığını kanıtlamak zor olduğundan bunu iddia eden bazı fiili karinelerden yararlanabilir. Örneğin, ayni hak kazanan kişiyle yakın bir ilişkinin bulunması, malın kısa sürede el değiştirmesi veya düşük bir bedelle el değiştirmesi durumlarında iyiniyet iddiasında bulunulamayacağı karine olarak kabul edilebilir. Yukarıda izah edildiği gibi, yükleniciden arsa hissesi veya bağımsız bölüm satın alan iyi niyetli üçüncü kişinin TMK nın 1023. maddesine istinaden "tapuya güven ilkesi" gereğince iktisabının korunması gerekir. Bu ilkeden ancak üçüncü kişinin taşınmazı satın alırken kötü niyetli olduğunun ispatlanması halinde vazgeçilebilir. Yüklenici adına yapılan tescil işlemini her halde "yolsuz tescil" kabul etmek, toplumda onarılmaz zararlara sebep olmakta ve adalet duygusuna zarar vermektedir. Her arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine istinaden tapu intikali yapılan yükleniciden tamamen iyi niyetli olarak arsa payı veya bağımsız bölüm satın alanın bu iktisabını geçersiz saymak TMK nın 1023. maddesi karşısında açıkça Kanuna aykırı davranmak olacaktır. Arsa sahibi iyi niyetli ve risk almak istemiyorsa; tapu devrinin, sözleşme nedeniyle yapıldığını tapunun beyanlar hanesine şerh vermek suretiyle üçüncü kişilerin iyi niyet iddialarını bertaraf edebilir. Tapu siciline basit bir şerh vermekten kaçınan arsa sahibinin tamamen iyi niyetli üçüncü kişiler karşısında ve onların zararına sebep olacak şekilde korunması menfaatler dengesine aykırıdır. Öte yandan TMK nın 1023. Maddesi hukuki işlem güvenliği ve tapuya güven ilkesini gerçek hak sahipliğine tercih etmektedir. Kaldı ki, ticari bir risk alarak ve yükleniciye güvenerek arsanın mülkiyetini intikal ettiren, yüklenici seçiminde gerekli özeni göstermeyen, peşin ifa yükümlülüğü olmamasına rağmen arsa tapusunu teminat almadan yükleniciye devreden arsa sahibinin, tapuya güvenmiş olan üçüncü kişiler karşısında korunmaya değer bir yanı da bulunmamaktadır. Keza, arsa sahibinin tapuyu yükleniciye devretmesinin “avans” niteliğinde olduğu, mülkiyetin ancak yüklenicinin tüm borcunu ifa ettikten sonra geçeceğini kabul edilmesi de hukuki dayanağı olan bir kabul değildir. Zira hukukumuzda “yolsuz tescil” terimi mevcut olmasına rağmen “avans tapu” terimi mevcut değildir. Somut olayda, davacı ile asıl davada davalı şirket arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapılmış ve bu sözleşme gereğince arsa sahibi taşınmazlarını yükleniciye tapuda devretmiştir. Yüklenici inşaatı tamamladıktan sonra dava konusu C Blok 6 no.lu bağımsız bölümü birleşen davada davalı … AŞ ye devretmiş ve tapu kaydına Finansal Kiralama Sözleşmesi Şerhi düşülmüştür. Yerel mahkeme ve istinaf mahkemesi isabetle birleşen davada 8 nolu bağımsız bölümle ilgili tapu iptali ve tescil talebinin reddine karar vermesine rağmen Dairemizin Sayın çoğunluğu; 6331 sayılı Kanun'un 22. maddesinde “tescil ve şerhten sonra ayni hak iktisaplarının ileri sürülemeyeceği” belirtildiği ve tapunun yükleniciye avans olarak devredildiği gerekçesiyle istinaf mahkemesinin red kararının bozulmasına karar verilmiştir. Arsa sahibi, taşınmazı tapuda yüklenici … … Ltd.şti’ ye satmış ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesiyle ilgili her hangi bir şerh tapuya konulmamıştır. … … Ltd.şti’ ise 8 no.lu bağımsız bölümü … Finasman AŞ, ye satarak tapuda mülkiyeti devremiş, ayrıca söz konusu bağımsız bölüm tapu kaydına … … Ltd.şti lehine finansal kiralama sözleşme şerhi verilmiştir. Birleşen dava davalısı … Finasman AŞ tapuya güvenerek taşınmazı satın almış ve finansman kiralama sözleşmesi kapsamında yüklenici şirkete kiralamıştır. Bu durumda 6361 sayılı Kanunun 23/1. maddesi gereğince, 8 no.lu bağımsız bölümün (finansal kiralama konusu malın) mülkiyetinin kiralayana ait olduğu Kanunda açıkça belirtilmiştir. Davacı arsa sahibi davalı … Finasman AŞ, nin kötüniyetli olduğunu iddia ve ispat etmediğine göre yerel mahkeme ve istinaf mahkemesinin 8 no.lu bağımsız bölümle ilgili kararının onanması gerekirken bozulmasına karar verilmesi TMK nın 1023. maddesinde düzenlenen "tapuya güven ilkesine" aykırı olmuştur. Anılan ilkeye göre tapuya güvenen kişinin iyi niyetli olduğu karine olarak kabul edilir. Bu karinenin aksini, yani davalının kötü niyetli olduğunu davacı tarafın ispatlaması gerekir. Somut olayda davacı taraf, “afaki” iddialar dışında davalının kötüniyetli olduğuna dair hiçbir delil sunamamıştır. Bu nedenle, davalının mülkiyet iktisabının TMK nın 1023. maddesi gereğince korunması gerekir. Sayın çoğunluğun 6361 s.Kanunun 22/5. maddesinde “Tescil veya şerhten sonra, üçüncü kişilerin finansal kiralama konusu mal üzerindeki ayni hak iktisapları kiralayana karşı ileri sürülemez.” Hükmüne istinaden kararın bozulmasına karar verilmesine de katılmamız mümkün değildir. Zira davalı … iyiniyetle mülkiyet edindikten sonra finansal kiralama şerhi verilmiştir. Dolayısıyla 6361 s.K.m.22/5. fıkrası, TMK nın 1023. maddesini bertaraf etmez. Yerel mahkemenin TMK nın 1023. maddesinin amaç ve koruduğu yarara uygun olan ilk derece ve istinaf mahkemesi kararının onanması gerekirken bozulmasına karar verilmesine iştirak etmediğimizden Dairemizin Sayın çoğunluğunun onama kararına muhalifiz

Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesi gereğince tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı kural olarak korunur; ancak aynı Kanun'un 1024. maddesi uyarınca bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan veya hukuki sebepten yoksun bulunan tescil yolsuz olup tescilin hukuki sebepten yoksun olduğunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişiler bu tescile dayanamaz.

Sıkça Sorulan Sorular

Müteahhit işe başlamazsa teslim vadesi beklenmek zorunda mıdır?

Hayır, Türk Borçlar Kanunu m. 473/1 gereğince yüklenicinin işe zamanında başlamaması veya işi kararlaştırılan sürede bitiremeyeceğinin açıkça anlaşılması hâlinde arsa sahibi teslim gününü beklemeden sözleşmeden dönebilir.

İnşaata başlanmaması sözleşmeyi kendiliğinden sona erdirir mi?

Hayır, müteahhidin işe başlamaması sözleşmeyi kendiliğinden sona erdirmez; işe başlama şartları, teslim, ruhsat ve kusur durumunun hukuki zeminde değerlendirilmesi gerekir.

Müteahhide ifa için süre verilmesi hangi hâllerde aranmaz?

Borçlunun tutumundan sürenin sonuçsuz kalacağı anlaşılıyorsa, borcun ifası arsa sahibi için yararsız kalmışsa ya da belirlenen sürede ifa edilmemesi hâlinde ifanın kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa süre verilmesi gerekmez.

Sözleşmeden dönüldüğünde arsa sahibi tazminat talep edebilir mi?

Evet, Türk Borçlar Kanunu m. 125/3 uyarınca yüklenici temerrütte kusursuz olduğunu kanıtlayamazsa arsa sahibi sözleşmenin hükümsüz kalmasından doğan zararının giderilmesini isteyebilir.

İnşaata başlamayan yükleniciye devredilen tapular nasıl korunur?

Yükleniciye ifa amacıyla devredilen payların koşulları varsa tapu iptali ve tescil davasıyla iadesi istenebilir; devrin önlenmesi için de dava sırasında tapu kaydı üzerine ihtiyati tedbir konulması talep edilebilir.

Yapı ruhsatının arsa sahibinin kusuruyla alınamaması davayı nasıl etkiler?

İnşaat süresinin ruhsattan başladığı sözleşmelerde ruhsatın alınamaması arsa sahibinin kusuruna dayanıyorsa süre başlamış sayılmayacağından geriye etkili fesih talebi reddedilebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu