Tasarrufun İptali Davasının Maksadı ve Dava Şartları
İcra ve İflas Kanunu'nun 277'nci maddesi uyarınca tasarrufun iptali davasının maksadı; kanunun 278, 279 ve 280'inci maddelerinde düzenlenen tasarrufların butlanına hükmettirmektir. Bu dava, elinde geçici veya kesin aciz belgesi bulunan alacaklılar tarafından açılabilir. Tasarrufun iptali davasının açılabilmesi için borçlu aleyhine icra takibi yapılmış olmasına rağmen borcun ödenememiş bulunması ve bu ödeyememe hâlinin geçici veya kesin aciz belgesiyle tevsik edilmesi şarttır. Ayrıca iptale konu tasarrufun borcun doğumundan sonraki bir tarihte yapılmış olması ve mülkiyetin karşı tarafa rıza ile geçmiş bulunması gerekir. Borçlunun malvarlığından mahkeme kararı yahut cebri icra yoluyla çıkan mallar ise tasarrufun iptali davasına konu edilemez.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 277Kaynağı aç
Bağışlama ve İvazsız Tasarrufların İptali
İcra ve İflas Kanunu'nun 278'inci maddesinin ilk fıkrasına göre, mutad hediyeler bu kapsamın haricinde tutulmak üzere; borçlu adına kesin veya geçici aciz belgesi ya da aynı mahiyetteki haciz zaptının tanzim edildiği yahut iflasın açıldığı tarihten geriye doğru bir yıllık süre zarfında akdedilen ivazsız muameleler ile bağışların tamamı iptal davasına konu edilebilir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 278Kaynağı aç
Kanun koyucu belirli akrabalık ve yakınlık bağları bulunan şahıslar arasındaki tasarruflarda bağışlama karinesini geçerli kılmıştır. Hakiki değerine münasip bir karşılıkla yapıldığı kanıtlanmadıkça; borçlunun altsoyu, üstsoyu, üçüncü derece dâhil kan ve kayın hısımları, evlilik birliği son bir yıl içinde bitmiş olsa dahi eşi, evlat edinen ile evlatlığı ve borçluyla birlikte aynı evde oturan şahıslar arasındaki tasarruflar bağışlama niteliğinde kabul edilir.
Aksi ispat edilmedikçe, sözleşmenin yapıldığı esnada borçlunun kendi verdiği şeyin gerçek değerine göre ivaz olarak pek aşağı bir fiyatı kabul ettiği sözleşmeler bağışlama sayılır. Bununla birlikte uygun bir karşılık sağlandığı ispatlanmadığı takdirde borçlunun bizzat kendisi veya üçüncü bir şahıs yararına tesis ettiği intifa hakkı, ömür boyu gelir sözleşmeleri yahut ölünceye kadar bakma sözleşmeleri de bağışlama hükmündedir.
Alacaklıya Zarar Verme Kastıyla Yapılan İşlemler
İcra ve İflas Kanunu'nun 280'inci maddesinin ilk fıkrası uyarınca, malvarlığı mevcut borçlarını ödemeye kafi gelmeyen bir borçlunun alacaklılarını zarara uğratma kastıyla gerçekleştirdiği muameleler; borçlunun iktisadi durumunun ve bu niyetinin sözleşmenin karşı tarafınca bilindiği veya bilinmesini icap ettiren açık delillerin varlığı durumunda iptale tabidir. Ancak bu nedene dayanılarak tasarrufun iptali talep edilebilmesi için, işlemin yapıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde borçlu aleyhine haciz yahut iflas takibine girişilmiş bulunması şarttır.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 280Kaynağı aç
Zarar verme kastıyla yapılan tasarruflarda, üçüncü kişinin borçlunun durumunu bildiği belirli akrabalık bağlarında kanunen farz olunur. Borçlunun eşi, usul veya füruu ile üçüncü derece dâhil kan ve kayın hısımları, evlat edineni veya evlatlığı olan şahısların borçlunun mali durumunu ve zarar verme kastını bildiği kabul edilir. Üçüncü şahıs bu karinenin aksini ancak İcra ve İflas Kanunu'nun 279'uncu maddesinin son fıkrasında yer alan çerçevede ispat edebilir.
Ticari işletmenin veya işyerinde bulunan ticari emtianın tamamını yahut mühim bir kısmını devir veya satın alan veya bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını zarara uğratma kastını bildiği ve borçlunun da bu hâllerde zarar verme kastıyla hareket ettiği kabul edilir. Bu yasal karine; davayı açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel durumun yazılı olarak bildirildiğinin ispatıyla yahut işletmenin bulunduğu yere görülebilir levhalar asılmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesiyle, bu mümkün olmadığı takdirde alacaklıların tamamının öğrenmesini temin edecek uygun vasıtalarla ilan yapıldığının kanıtlanmasıyla çürütülebilir.
İflas Halinde Tasarrufun İptali ve Tasfiyeden Hariç Kalan Mallar
İcra ve İflas Kanunu'nun 277'nci maddesinin ikinci bendi uyarınca iptal davası, iflas idaresi yahut kanunun 245'inci maddesinde ve 255'inci maddesinin üçüncü fıkrasında yazılı hâllerde bizzat alacaklılar tarafından açılabilir. İflas masası tarafından neticelendirilmesine lüzum görülmeyen bir iddianın takip hakkı, talep eden alacaklıya devrolunur. Bu takipten elde edilen hasılattan yargılama masrafları mahsup edildikten sonra devralan alacaklının alacağı ödenir ve artan tutar masaya aktarılır.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 245Kaynağı aç
İflas tasfiyesi kapandıktan sonra tasfiyeden hariç kalmış bir mal bulunduğu haber alınırsa iflas dairesi o mala el koyarak satışını gerçekleştirir ve başkaca bir merasime gerek kalmaksızın bedelini eksik pay alan alacaklılara sıralarına göre dağıtır. Tasfiyeden hariç kalmış şüpheli bir hak söz konusu olduğunda ise iflas dairesi durumu alacaklılara ilan yoluyla veya mektupla bildirir ve kanunun 245'inci maddesi hükmü uyarınca takip hakkının devri yolu işletilir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 255Kaynağı aç
Sıkça Sorulan Sorular
Borçlunun yakın akrabalarıyla yaptığı işlemler bağışlama sayılır mı?
Gerçek değerine uygun bir ivazla yapıldığı ispatlanmadığı müddetçe borçlunun altsoyu, üstsoyu, üçüncü derece dâhil kan hısımları, son bir yıl içinde evlilik birliği sona ermiş olsa bile eşi, üçüncü derece dâhil kayın hısımları, evlat edineni, evlatlığı ve ortak konutta yaşayan kişilerle yaptığı tasarruflar bağışlama kabul edilir.
Düşük bedelle yapılan sözleşmeler iptale konu olur mu?
Sözleşmenin akdedildiği sırada borçlunun kendi verdiği şeyin gerçek değerine kıyasla ivaz olarak pek aşağı bir fiyatı kabul ettiği işlemler aksi ispatlanmadıkça bağışlama sayılır. Alışılmış hediyeler dışındaki bu tasarruflar, aciz belgesinin ya da aciz belgesi hükmündeki haciz tutanağının düzenlendiği veya iflasın açıldığı tarihten önceki bir yıl içinde yapılmışsa iptale tabidir.
Ticari işletme devrinde alacaklıya zarar verme kastı nasıl tespit edilir?
Ticari işletmeyi ya da mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devralan, satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın borçlunun zarar verme kastını bildiği ve borçlunun da bu kastla hareket ettiği kabul olunur. Bu karine; alacaklıya en az üç ay evvel yazılı bildirim yapıldığı veya işletmeye levhalar asılmakla birlikte Ticaret Sicili Gazetesiyle, bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların öğrenmesini sağlayacak münasip vasıtalarla ilan olunduğu ispatlanarak çürütülebilir.
Mahkeme kararı veya icra yoluyla borçludan çıkan mallar iptal edilebilir mi?
Hayır; tasarrufun iptali davası mülkiyetin rızai olarak karşı tarafa geçtiği tasarruflara ilişkin olup mahkeme kararı veya cebri icra vasıtasıyla borçlunun elinden çıkan mallar bu davaya konu edilemez.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

