Müteahhit Evi Zamanında Teslim Etmezse Ne Yapılabilir?

by Avukat Erdal Ersoy
Müteahhit Evi Zamanında Teslim Etmezse Ne Yapılabilir?

Müteahhidin konutu sözleşmede kararlaştırılan tarihte teslim etmemesi durumunda alıcı veya arsa sahibi; gecikme tazminatı talep etme, sözleşmeden dönerek ödediği bedelleri faiziyle geri isteme ya da mahkeme yoluyla aynen ifa ile inşaatın üçüncü bir kişiye tamamlatılmasını sağlama haklarına sahiptir. Tercih edilecek hukuki yol; taşınmazın inşaat seviyesine, alıcının tüketici veya tacir sıfatına ve akdedilen sözleşmenin hukuki niteliğine göre belirlenir.

Gecikme Tazminatı ve Emsal Kira Talebi

Evin sözleşmede belirlenen sürede teslim edilmemesi halinde, fiili teslim tarihine kadar geçen süre için müteahhitten gecikme tazminatı istenebilir. Bu tazminat, sözleşmede kararlaştırılan resmi teslim tarihi ile konutun alıcıya fiilen ve oturulabilir şekilde teslim edildiği tarih arasındaki gün veya ay sayısı esas alınarak hesaplanır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrası uyarınca borçlunun temerrüde düşmesi ve verilen sürede borcun ifa edilmemesi halinde alacaklı her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat talep etme hakkına sahiptir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 125Kaynağı aç
MADDE 125- Temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir. Alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir. Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir. d. Sürekli edimli sözleşmelerde

Sözleşmede gecikme halinde ödenecek özel bir tazminat veya cezai şart kararlaştırılmışsa öncelikle sözleşmedeki bu hüküm uygulanır; sözleşmede herhangi bir hüküm bulunmadığında ise uğranılan gerçek zararın karşılığı olarak taşınmazın emsal kira bedeli esas alınır. Tüketici sözleşmelerine müteahhitler tarafından konulan, gecikme durumunda sorumluluk kabul edilmeyeceğine veya gecikme cezasının sınırlandırıldığına yönelik tek taraflı kayıtlar 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında geçersiz sayılır.

Sözleşmeden Dönme, Fesih ve Aynen İfa Hakları

İnşaatın aşırı derecede gecikmesi veya projenin müteahhit tarafından tamamlanamayacağının açıkça anlaşılması durumunda alıcı sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedebilir. Sözleşmeden dönüldüğünde müteahhide yapılan tüm ödemeler yasal faiziyle birlikte geri talep edilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 125. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca temerrüt halinde alacaklı, borcun ifasından ve gecikme tazminatından vazgeçtiğini hemen bildirerek borcun ifa edilmemesinden doğan zararının giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir; bu durumda taraflar ifa yükümlülüğünden kurtulur, verilen edimler iade edilir ve müteahhit kusursuzluğunu ispatlayamazsa sözleşmenin hükümsüz kalmasından doğan zararı da karşılar.

Arsa sahibi, gecikme karşısında sözleşmeyi feshetmek yerine inşaatın bitirilmesini istiyorsa mahkemeden aynen ifa talep edebilir. Mahkemece verilen kesin sürede inşaat tamamlanmazsa mahkeme kararıyla arsa sahibi üçüncü bir firmayla anlaşarak inşaatı tamamlatabilir ve oluşan masrafı müteahhitten tahsil edebilir. Kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde arsa sahibinin sözleşmeden dönebilmesi için öncelikle müteahhide noter aracılığıyla makul bir ek süre tanıması ve fesih ihtarı yapması gerekir. Fesih halinde müteahhide inşaatın ilerleme oranına göre önceden devredilmiş arsa payları veya tapular varsa bunların iadesi dava yoluyla sağlanır.

Ön Ödemeli Konut Satışında Teslim Süresi ve Şartları

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 44. maddesi uyarınca, ön ödemeli konut satışlarında konutun sözleşmede taahhüt edilen vadede alıcıya sunulması zorunlu olup bu süre sözleşmenin yapıldığı tarihten başlayarak hiçbir surette kırk sekiz ayı geçemez. Taşınmaza ait kat irtifakının tapu kütüğünde tüketici adına tescil edilmesiyle birlikte fiili kullanım zilyetliğinin devredilmesi durumunda da teslim borcu ifa edilmiş kabul edilir. Belirlenen veya azami kanuni sürenin dolmasına rağmen bağımsız bölüm teslim edilmemişse, tüketici cezai şart yükümlülüğü altına girmeksizin sözleşmeden dönebilir; teslim borcunu ifa etmeyen müteahhidin dönme hakkını kullanan tüketiciden cayma tazminatı, ceza veya masraf kesintisi yapması hukuken mümkün değildir.

6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 44Kaynağı aç
MADDE 44- (1) (Değişik:24/3/2022-7392/6 md.) Ön ödemeli konutun sözleşmede taahhüt edilen süre içinde tüketiciye teslim edilmesi zorunludur. Bu süre her hâlükârda sözleşme tarihinden itibaren kırk sekiz ayı geçemez. Kat irtifakının tüketici adına tapu siciline tescil edilmesiyle birlikte zilyetliğin devri hâlinde de devir ve teslim yapılmış sayılır. Sözleşmeden dönme

Mücbir Sebep Savunması ve Geçerlilik Şartları

Müteahhidin gecikmeden ötürü hukuki sorumluluktan kurtulabilmesi için ileri sürdüğü olayın mücbir sebep teşkil etmesi gerekir. Bir durumun mücbir sebep sayılabilmesi için öngörülemez olması, tüm özene rağmen önlenemez nitelik taşıması ve müteahhidin kusurundan kaynaklanmayıp tamamen dışsal olması unsurlarını bir arada barındırması zorunludur. Gecikmenin mücbir sebepten kaynaklandığını ileri süren müteahhit, bu durumu somut delillerle ispat etmekle yükümlüdür.

İnşaat maliyetlerinin artması, demir ve çimento fiyatlarındaki yükseliş veya piyasadaki ekonomik daralmalar ticari risk kapsamında kaldığından mücbir sebep oluşturmaz. Belediyeden ruhsat alma, imar planı onaylatma veya yapı denetim süreçleri de inşaat sektörünün olağan işleyişi içinde yer aldığından idari süreçlerdeki olağan gecikmeler mücbir sebep sayılmaz. Ancak müteahhidin hiçbir kusuru bulunmaksızın, idarenin hukuka aykırı, öngörülemez ve keyfi bir kararla inşaatı mühürlemesi ya da ruhsatı iptal etmesi halinde, müteahhit bu idari karara karşı yasal yollara başvurup süreci ispatladığı takdirde gecikme sorumluluğundan kurtulabilir.

Müteahhidin İflası veya Konkordato İlan Etmesi

Müteahhit firma hakkında yetkili mahkemece konkordato mühleti kararı verildiğinde alacaklılar belirli bir süre icra takibi başlatamaz. Müteahhidin iflası durumunda ise konutun tapusu önceden alıcı adına tescil edilmişse taşınmaz kural olarak iflas masasına dahil edilmez ve alıcının mülkiyetinde kalır. Tapusunu henüz devralmamış alıcılar ise ödedikleri ana parayı ve faizlerini iflas masasına süresi içinde alacak olarak kaydettirmek durumundadır. Kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde müteahhidin iflası halinde arsa sahipleri sözleşmeyi feshederek daha önce devrettikleri arsa paylarının iadesini talep edebilirler.

Görevli Mahkeme ve Zamanaşımı Süreleri

Konut alımının tüketici işlemi niteliğinde olduğu durumlarda, talep tutarı yasal Tüketici Hakem Heyeti parasal sınırını aşıyorsa veya talep sözleşmenin feshi gibi yapısal hukuki işlemleri kapsıyorsa görevli merci Tüketici Mahkemesidir; belirlenen sınırın altındaki uyuşmazlıklarda ise Hakem Heyetine başvurulur. Tüketici mahkemelerinde dava açılmadan önce belirli parasal alacak ve tazminat taleplerinde dava şartı olan arabuluculuk sürecinin tamamlanması gerekir. Konut veya iş yerini satın alan taraf şirket ya da tacir sıfatını haizse ve sözleşme ticari nitelik taşıyorsa uyuşmazlık Asliye Ticaret Mahkemesinde karara bağlanır.

Kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde arsa sahibinin temel amacı taşınmazı değerlendirmek ve mülkiyet nakletmek olduğundan bu sözleşmeler 6502 sayılı Kanun kapsamında tüketici işlemi sayılmaz. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2018/934 Esas ve 2018/1219 Karar sayılı ilamında ifade edildiği üzere, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan gecikme tazminatı davalarında tüketici mahkemesi görevli olmayıp Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir ve tüketici mahkemesinde açılan davaların göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerekir. Teslim gecikmesinden kaynaklanan sözleşmeye aykırılık ve tazminat taleplerinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesinde yer alan on yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanır ve bu süre kural olarak sözleşmedeki teslim tarihinden itibaren işlemeye başlar.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 146Kaynağı aç
MADDE 146- Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. II. Beş yıllık zamanaşımı
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2018/934, K. 2018/1219Kaynağı aç
15. Hukuk Dairesi         2018/934 E.  ,  2018/1219 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Tüketici Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: – K A R A R – Dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan gecikme tazminatı niteliğinde kira kaybı tazminatı ve sözleşme gereğince kira yardımı niteliğinde ödenmesi gereken paranın ödenmemesi nedeniyle alacak istemine ilişkin olup; mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tüketici mahkemesinde görülen ve esastan inceleme yapılarak karar verilen davada, davacı taraflar arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi bulunduğunu, inşaat aşamasında kira yardımı olarak ödenmesi gereken alacağın ödenmediği ve geç teslim nedeniyle kira kaybı alacağı bulunduğunu belirterek 20.000,00 TL alacağın tahsilini istemiş, davalı kira yardımlarının fazlasıyla ödendiğini ve teslimde gecikme bulunmadığı belirterek davanın reddini savunmuş, mahkemece esastan inceleme yapılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. 6502 sayılı TKHK 3. maddedeki tanımlara göre: Hizmet, bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan ya da yapılması taahhüt edilen mal sağlama dışındaki her türlü tüketici işleminin konusunu; sağlayıcı, kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi; tüketici, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi; mal, alışverişe konu olan; taşınır eşya, konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallar ile elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri her türlü gayri maddi malları; tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder. Bu tanımlara göre taşınmaz satım sözleşmesinin tüketici işlemi sayılması için tüketici tarafından konut veya tatil amaçlı taşınmaz mal satın alınması gerekir. Bu amacı aşan boyuttaki işlemlerde ticari ve mesleki amaç olmasa da taşınmazı satın alan kişi tüketici sayılmaz. Eser sözleşmeleri de bu yasa kapsamına alınmış ancak hangi eser sözleşmelerinin tüketici işlemi sayılacağına açıklık getirilmemiştir. Satım sözleşmesinde konulan bu sınırın eser sözleşmeleri yönünden de kıyasen uygulanması gerekir. Kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde arsa sahibinin sözleşme yapmaktaki asıl amacı bizzat oturmak amacıyla arsasına bina yaptırmak olmayıp taşınmazını değerlendirmektir. Salt kişisel ihtiyaçlar için kullanma amacını aşan saikler ön plandadır. Öncelikli amaç mülkiyet hakkından doğan getirilerin daha rantabl hale getirilmesidir. Bu sözleşme bedeli karşılığı hizmet alınmasından ibaret dar kapsamlı bir sözleşme değildir. Arsa sahibi yüklenicinin yaptığı binanın bir kısmına sahip olabilmek için, arsa üzerindeki mülkiyet hakkının bir kısmını yükleniciye devretmektedir. Kat karşılığı inşaat sözleşmesinde arsa sahibinin asıl amacı ve sözleşmenin mülkiyet nakletme borcu da içeren unsurları gözetildiğinde eser sözleşmesinin bir türü olan bu sözleşme 6502 sayılı TKHK kapsamında kalan tüketici işlemi niteliğinde sayılamaz. Bu nedenle açılacak davaya bakmaya da tüketici mahkemesi görevli değildir. Görev 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğu gibi HMK 114/1-c maddede de dava şartı olarak düzenlendiğinden mahkemece her aşamada incelenmesi gerektiği gibi, dava şartı yokluğu halinde de HMK 115/2. madde gereğince de davanın usulden reddi gerekir Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan bu uyuşmazlıkta davaya bakmaya tüketici mahkemesi görevli olmayıp asliye hukuk mahkemesi olduğu halde, HMK 115/2. madde gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken esastan inceleme yapılarak yazılı şekilde kısmen kabul kararı verilmesi doğru olmadığından kararın temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 28.03.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Müteahhide ihtarname çekmek zorunlu mudur?

Sözleşmede kesin teslim tarihi kararlaştırılmış olsa dahi bazı hukuki durumlarda borçlunun temerrüde düşürülmesi için noter aracılığıyla ihtarname gönderilmesi gerekir. Bu ihtarnamede müteahhide edimini yerine getirmesi veya borcunu ifa etmesi için genellikle yedi ya da on beş günlük makul bir süre tanınır.

Gecikme halinde emsal kira tazminatı nasıl belirlenir?

Sözleşmede gecikmeye yönelik özel bir tazminat hükmü kararlaştırılmamışsa, sözleşmedeki resmi teslim tarihi ile konutun alıcıya fiilen oturulabilir şekilde teslim edildiği tarih arasındaki süre esas alınarak gerçek zarar karşılığı emsal kira bedeli talep edilir.

Ön ödemeli konutta azami teslim süresi aşılırsa tüketici ne yapabilir?

6502 sayılı Kanun'un 44. maddesi gereğince sözleşme tarihinden itibaren azami kırk sekiz aylık yasal teslim süresi aşılmasına rağmen konut teslim edilmemişse, tüketici cezai şart veya cayma bedeli ödemeksizin sözleşmeden dönerek yaptığı ödemeleri yasal faiziyle birlikte geri isteyebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu