Mülkiyet Hakkı, Arsa Payı ve İnşaat Sözleşmesi

by Avukat Erdal Ersoy
Mülkiyet Hakkı, Arsa Payı ve İnşaat Sözleşmesi

Mülkiyet ve miras hakkı herkese tanınır. Bu haklar ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabilir. Hakkın kullanılması da toplum yararına aykırı olamaz.

2709 sayılı TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI m. 35 (1/2)Kaynağı aç
Madde 35 – Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz. XIII. Hakların korunması ile ilgili hükümler A. Hak arama hürriyeti

Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 2Kaynağı aç
Madde 2 – Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. II. İyiniyet

Kat mülkiyeti ve arsa payının bağlı olduğu rejim

Kat mülkiyeti, bağımsız bölüme ait arsa payı ve anagayrimenkuldeki ortak yerlerle bağlantılı özel bir mülkiyet biçimidir.

634 sayılı KAT MÜLKİYETİ KANUNU m. 3Kaynağı aç
Madde 3 – Kat mülkiyeti, arsa payı ve anagayrimenkuldeki ortak yerlerle bağlantılı özel bir mülkiyettir. (Değişik ikinci fıkra: 14/11/2007-5711/1 md.) Kat mülkiyeti ve kat irtifakı, bu mülkiyete konu olan anagayrimenkulün bağımsız bölümlerinden her birinin konum ve büyüklüklerine göre hesaplanan değerleri ile oranlı olarak projesinde tahsis edilen arsa payının ortak mülkiyet esaslarına göre açıkça gösterilmesi suretiyle kurulur. Arsa paylarının bağımsız bölümlerin payları ile oranlı olarak tahsis edilmediği hallerde, her kat maliki veya kat irtifakı sahibi, arsa paylarının yeniden düzenlenmesi için mahkemeye başvurabilir. Bağımsız bölümlerden her birine bu fıkra uyarınca tahsis edilen arsa payı, o bölümlerin değerinde sonradan meydana gelen çoğalma veya azalma sebebiyle değiştirilemez. 44 üncü madde hükmü saklıdır. (Değişik üçüncü fıkra: 23/6/2009-5912/1 md.) Kat irtifakı arsa payına bağlı bir irtifak çeşidi olup, yapının tamamı için düzenlenecek yapı kullanma izin belgesine dayalı olarak, bu Kanunda gösterilen şartlar uyarınca kat mülkiyetine resen çevrilir. Bu işlem, arsa malikinin veya kat irtifakına sahip ortak maliklerden birinin istemi ile dahi gerçekleştirilebilir. IV – Ortak yerler:

Arsa paylarının bağımsız bölümlerin paylarıyla oranlı olarak tahsis edilmediği hâllerde, her kat maliki veya kat irtifakı sahibi, arsa paylarının yeniden düzenlenmesi için mahkemeye başvurabilir.

Bir bağımsız bölüme bu kural uyarınca tahsis edilen arsa payı, o bölümün değerinde sonradan oluşan çoğalma veya azalma gerekçesiyle değiştirilemez. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 44. maddesi saklı tutulmuştur.

Kat irtifakı arsa payına bağlı bir irtifaktır. Yapının tamamı için düzenlenecek yapı kullanma izin belgesine ve kanunda gösterilen şartlara dayanılarak kat mülkiyetine resen çevrilir. Aynı işlem, arsa malikinin veya kat irtifakı sahibi ortak maliklerden birinin istemiyle de yapılabilir.

Arsa payının yeniden düzenlenmesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin E. 2023/2533, K. 2023/8412 sayılı kararında incelenen uyuşmazlık, kat maliklerinin bulunduğu anagayrimenkulde bağımsız bölümlerin arsa paylarının değerleriyle orantılı olup olmadığının belirlenmesi ve yeni payların tapuya tescili istemidir. Bu nitelendirme o davaya özgüdür.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2023/2533, K. 2023/8412Kaynağı aç
5. Hukuk Dairesi         2023/2533 E.  ,  2023/8412 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 54. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/60 Esas, 2022/233 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 8. Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/104 Esas, 2019/567 Karar Taraflar arasındaki bağımsız bölümlere özgülenen arsa paylarının düzeltilerek tapuya tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ana gayrimenkulde bulunan bağımsız bölümlere, değerleriyle doğru orantılı arsa payı verilmediğini mahkemece yeni arsa paylarının belirlenerek tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılardan … vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın davacı tarafından kentsel dönüşümde 2/3 çoğunluğu sağlamak amacıyla kötü niyetli olarak açıldığını, davacı tarafın iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davaya konu yerde müvekkiline ait taşınmazın şerefiye manzara değerinin olduğunu, müvekkiline ait taşınmazla davacının taşınmazı arasında m² farkı olduğunu, davaya konu yerde aynı sırada Emlak Kredi Bankası tarafından yapılan 6 binanın mevcut olduğunu, tüm binalarda benzer şekilde arsa payı dağılımlarının olduğunu beyan ederek haksız ve kötü niyetli davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, rapora itirazlarının değerlendirilmediğini, eksik inceleme ve değerlendirme yapıldığını, kararın usul ve kanuna aykırı olması nedeni ile kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa payları arasında orantısızlık olduğu hususunun ispat edilemediği, böylece mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mülkiyet hakkı çerçevesinde dava açma haklarının olduğunu, Kanun maddesi uyarınca yeterli araştırmanın yapılmadığını, istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, tarafların kat maliki oldukları ana gayrimenkulde bağımsız bölümlerin arsa paylarının değerleriyle orantılı olup olmadığının tespiti ile yeni arsa paylarının tapu siciline tesciline ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 3 üncü maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dava konusu ana gayrimenkulde 1967 yılında kat mülkiyetinin tesis edildiği hususunda uyuşmazlık yoktur. 3. Taşınmaza ait kat mülkiyeti ve kat irtifakı tesisi belgeleri birlikte değerlendirildiğinde davanın reddine karar verilmesi yerindedir. 4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.10.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 3 üncü maddesi kat irtifakı ya da Kat Mülkiyeti’nin kurulduğu tarih itibarıyla Bağımsız Bölümlerin arsa paylarındaki orantısızlığın Bağımsız Bölüm maliklerince dava yoluyla giderilmesi halini düzenlemektedir. Anılan maddede Bağımsız Bölüm malikinin bu hakkını kullanmasını engelleyen herhangi bir zamanaşamı ya da hak düşürücü süre öngörülmemiştir. İlk Derece Mahkemesince "TMK 2 nci maddesi uyarınca herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğu, bir hakkında açıkça kötüye kullanılması hukuk düzeni korumaz hükmü çerçevesinde aradan uzunca bir zaman geçmesine rağmen mevcut arsa paylarına herhangi bir itiraz olmaksızın ana taşınmazdan kaynaklanan yükümlülüklere yıllarca (Davacının edinme tarihiden itibaren bu hususları da ayrıca kabulü ile) bu oran üzerinde ifa edildikten sonra iş bu davanın açılması gerekçesi ile Ret kararı verilmiş ve sayın çoğunlukta bu gerekçe ile Ret kararının Onanmasına karar vermişlerdir. Sayın çoğunluğun bu gerekçeyi onaması görüşüne katılmamaktayım. Şöyle ki; Ana taşınmazda Kat Mülkiyetine 1967 yılıhnda geçildiği davacının da 7 nolu Bağımsız Bölümü 1973 yılında aldığı dosya kapsamı ile sabittir. Dava sonradan malik olduktan sonra açılmıştır. Davacı Kat irtifakını kuran ya da kat mülkiyetini tesis eden kişi olmadığı gibi onların halefide değildir. (Böyle olsa idi, Yargıtay uygulamalarıyla sabit olduğu üzere kuruluş Bağımsız Bölüm listesini kendi imzası ile veren kişiler için bu davayı açmakta iyi niyetli olmadıkları ileri sürülebilirdi.) Kat mülkiyeti Kanunu'nun 3 üncü maddesinde sonradan malik olan Bağımsız Bölüm maliklerinin arsa paylarındaki varsa orantısızlığın giderilmesini her zaman Mahkemelerde dava yoluyla isteyebilecekleri açıkça düzenlenmiş olup, diğer bazı maddelerde düzenlenen zamanaşımı ya da hak düşürücü süre bu madde de öngörülmemiştir. Davacının malik olduktan sonra dava açmasını MK2 Dürüstlük kuralına aykırı bulan yerel mahkemenin bu gerekçesi kanuna aykırı olup hak arama hürriyetini kısıtlayacak şekilde kullanılamaz. Hiç kimse kanunun verdiği hakkı kullandığı için kötü niyetli kabul edilemez. Kanun amacı değişen durumlarda değil baştan mevcut olan arsa paylarındaki oransızlık hallerinin sonradan malik olanların aleyhine işletilmemesi açısından sonraki malik olan Bağımsız Bölüm sahiplerine orantısızlığın düzeltilmesini isteme hakkı sağlamaktır. Bu hakkın kullanılması kötü niyetli addedilemez. Yeni malik duruma vakıf olduğu her an bu davayı açabilir. Hiçbir hukukî engel yoktur. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesinin gerekçesine ve bu gerekçeyi onaylayan sayın çoğunluğun görüşlerine katılmamaktayım.04.10.2023

Aynı dosyada davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmeyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir. Karar oy çokluğuyla verilmiştir.

Eser sözleşmesinde gecikme ve ayıbın önlenmesi

Yüklenici işe zamanında başlamazsa, işi sözleşme hükümlerine aykırı olarak geciktirirse ya da iş sahibine yüklenemeyecek bir sebepten doğan gecikme nedeniyle bütün tahminlere göre işi kararlaştırılan zamanda bitiremeyeceği açıkça anlaşılırsa, iş sahibi teslim için belirlenen günü beklemeden sözleşmeden dönebilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 473Kaynağı aç
MADDE 473- Yüklenicinin işe zamanında başlamaması veya sözleşme hükümlerine aykırı olarak işi geciktirmesi ya da işsahibine yüklenemeyecek bir sebeple ortaya çıkan gecikme yüzünden bütün tahminlere göre yüklenicinin işi kararlaştırılan zamanda bitiremeyeceği açıkça anlaşılırsa, işsahibi teslim için belirlenen günü beklemek zorunda olmaksızın sözleşmeden dönebilir. Meydana getirilmesi sırasında, eserin yüklenicinin kusuru yüzünden ayıplı veya sözleşmeye aykırı olarak meydana getirileceği açıkça görülüyorsa, işsahibi bunu önlemek üzere vereceği veya verdireceği uygun bir süre içinde yükleniciye, ayıbın veya aykırılığın giderilmesi; aksi takdirde hasar ve masrafları kendisine ait olmak üzere, onarımın veya işe devamın bir üçüncü kişiye verileceği konusunda ihtarda bulunabilir. 4. Ayıp sebebiyle sorumluluk a. Ayıbın belirlenmesi

Eser meydana getirilirken eserin yüklenicinin kusuru yüzünden ayıplı veya sözleşmeye aykırı olarak meydana getirileceği açıkça görülüyorsa, iş sahibi bunu önlemek üzere vereceği veya verdireceği uygun bir süre içinde yükleniciye ayıbın veya aykırılığın giderilmesi, aksi takdirde hasar ve masrafları kendisine ait olmak üzere onarımın veya işe devamın bir üçüncü kişiye verileceği konusunda ihtarda bulunabilir.

Tapu siciline güven ve taraf oluşumu

Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 1023Kaynağı aç
Madde 1023- Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur. 3. İyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı

Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin E. 2016/8636, K. 2017/700 sayılı kararında, tapu kaydındaki takyidatların kaldırılmasına karar verilecekse lehine takyidat kaldırılan kişilerin tamamının davada taraf olarak gösterilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bir kısım lehtar davaya alınmadan aleyhlerine karar kurulması usul ve yasaya aykırı görülerek bozma yapılmış, diğer temyiz itirazları bu aşamada incelenmemiştir.

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2016/8636, K. 2017/700Kaynağı aç
23. Hukuk Dairesi         2016/8636 E.  ,  2017/700 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak, müdahelenin men'i, sözleşmenin feshi, tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen 2011/209 E. sayılı davanın kabulüne, birleşen 2011/223 E. sayılı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı …bank vekili, müdahil … vekili, …Doğalgaz İnş. Müh. Taah. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili, birleşen her iki dava davacıları …, …, … vekili, …, birleşen dava davalıları …, …,…, …, …, …, …, …, …, …, … Malzeme San. ve Tic. A.Ş. vekili, …bankası vekili, davalılar …, …, … vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. – K A R A R – Davacılar vekili, taraflar arasında düzenleme şeklinde taşınmaz mal satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi bağıtlandığını, inşaatın ruhsatının sözleşmenin imzalanmasından sonra 4 ay içerisinde alınıp, bu tarihten itibaren 20 ayda yüklenicinin inşaatı tamamlayıp anahtar teslimi teslim edeceğini, ancak davalı yüklenicinin sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmediğini, teslim yükümlülüğünün doğduğu 30.07.2010 tarihinde ve bugün itibariyle henüz inşaatı yarı oranında dahi tamamlamadığını, davalı yüklenicinin 31.07.2007 günü temerrüte düştüğünü ve bu tarih itibariyle sözleşmenin feshini isteme hakkının doğduğunu, davaya konu olayda inşaatın bitirilme oranının %50'nin altında olduğunu, müvekkilleri tarafından davalı yüklenicinin gösterdiği üçüncü şahıslara yapılan temliklerin hukuki dayanağı bulunmadığından tapu kayıtlarının iptali ile arsa sahiplerinin adlarına döndürülmesi gerektiğini ileri sürerek, düzenleme şeklinde taşınmaz mal satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili şekilde feshini ve dava dilekçesinde bildirilen taşınmazın tapu kaydının iptali ile tapunun eski haline döndürülerek her türlü takyidattan ari olarak payları oranında arsa sahipleri müvekkillerinin adlarına tapuya kayıt ve tescilini talep ve dava etmiştir. Davalı …Doğalgaz… Tic. Ltd. Şti. vekili, davaya bir itirazlarının olmadığını, sözleşmenin feshi istemini kabul ettiklerini, sözleşmenin feshi sebebiyle müvekkili şirketin yapmış olduğu 2.000.000,00 TL'ye yakın imalat bedelinin müvekkili şirkete ödenmesi gerektiğini savunmuştur. Davalılar … ve …, davayı kabul ettiğini beyan etmiştir. Diğer bir kısım davalılar davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, inşaatın geldiği seviye itibariyle davalı yüklenicinin edimlerini yerine getirmeyip temerrüde düştüğü, davalı yüklenicinin de cevap dilekçesinde davacıların geriye etkili fesih taleplerini kabul ettiği, yükleniciden devam eden inşaattan bağımsız bölüm arsa payını satın alanlar satın aldıkları bu bağımsız bölümlerin arsa payları ile tapularına ancak yüklenicinin arsa sahibine karşı edimini ifa etmesi durumunda hak kazanabileceği, inşaat halindeki bir binada arsa payı (bağımsız bölüm) satın alanların iyiniyetli olduklarının kabul edilemeyeceği gerekçeleriyle sözleşmenin geriye etkili olarak feshine, davaya konu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile kat irtifakı kurulmazdan önceki tapudaki hisseleri oranında ve takyidatsız olarak davacı arsa malikleri adına kayıt ve tesciline, davalı yüklenicinin dava konusu taşınmaza ne tür müdahalede bulunduğu açıklanmadığı, herhangi bir delil bildirilmediği gerekçeleriyle müdahalenin meni talebinin reddine, davacının yapmış olduğu 10.000,00 TL imalat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı arsa sahiplerinden kat irtifakı kurulmadan önceki tapudaki hisseleri oranında tahsiline, diğer birleşen dosyada, dava konusu bağımsız bölümlerin davalı arsa malikleri adına tescil isteminde hukuki yarar bulunmadığından talebin reddine karar verilmiştir. Kararı davalı …bank vekili, müdahil … vekili, …Doğalgaz İnş. Müh. Taah. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili, birleşen her iki dava davacıları …, …, … vekili, …, birleşen dava davalıları …, …,…, …, …, …, …, …, …, …, … Malzeme San. ve Tic. A.Ş. vekili, …bankası vekili, davalılar …, …, … vekili temyiz etmiştir. 1-Davacılar vekili, dava dilekçesinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca yükleniciye avans niteliğinde verilen ve yüklenici tarafından diğer davalılara devir edilen arsa paylarının tapusunun iptali ile tescilinin yanı sıra tapu kayıtları üzerine konulan haciz, tedbir, ipotek ve her türlü takyidatın da kaldırılmasını istemiş, mahkemece anılan istemin kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece tapu kayıtları üzerinde yüklenici veya davalıların borcu nedeniyle konulmuş olan tüm takyidatların kaldırılmasına karar verilmiş ise de lehine takyidatları kaldırılan bir kısım lehtarların işbu davada taraf olarak gösterilmedikleri anlaşılmış olup, adı geçenlerin aleyhine karar verilmiş olması nedeni ile, bu lehtarların tümünün işbu davada hasım olarak gösterilmesi zorunlu olup, bu husus gözetilmeksizin ve taraf teşkili usulünce sağlanmadan yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, bozmayı gerektirmiştir. 2-Bozma nedenine göre, diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harçların istek halinde temyiz edenlere iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Arsa payı karşılığı inşaatta temlik ve fesih

Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin E. 2019/2908, K. 2019/8725 sayılı kararında, borçlunun devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları devralana karşı da ileri sürebileceği açıklanmıştır. Temliği öğrenen arsa sahibi, yükleniciye karşı kullanabileceği defileri temlik alana karşı da kullanabilir.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2019/2908, K. 2019/8725Kaynağı aç
14. Hukuk Dairesi         2019/2908 E.  ,  2019/8725 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 27.08.2014 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12.01.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi bir kısım davalılar vekili ve davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, yüklenicinin temlikine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı, davalı yüklenici şirket ile arsa sahibi diğer davalılar arasında noterde yapılan 03.07.2002 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca 281 ada 12 parselde inşa edilecek binalardan davalı yükleniciye düşen… numaralı villa niteliğindeki bağımsız bölümü … 5. Noterliğinin 14.08.2012 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile yükleniciden satın aldığını, satış bedelini davalı yükleniciye ödediğini, buna rağmen tapunun halen devredilmediğini ileri sürerek dava konusu bağımsız bölümün davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile adına tescilini talep ve dava etmiştir. Davalı arsa sahipleri, yüklenicinin kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve bu sözleşmeye ek protokoller gereği edimlerini yerine getirmediğini, inşaatın imara aykırı olduğundan iskan alınamadığını ve kat mülkiyeti kurulamadığını, yüklenici ile aralarındaki sözleşmenin ve ek protokollerinin geriye etkili feshi için … 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/537 Esas sayılı dosyasında açtıkları davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı yüklenici şirket, davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, kayıt malikleri olan davalılar yönünden davanın kabulü ile dava konusu 30 numaralı bağımsız bölümün tapu kaydının iptaliyle davacı adına tesciline; kayıt maliki olmayan davalı yüklenici şirket ve diğer arsa maliki davalı … yönünden ise davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. Hükmü, davalı arsa sahipleri vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir. Davadaki istemin dayanağı, davalı yüklenici ile davalı arsa sahipleri arasında düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ve yüklenicinin davacıya şahsi hakkını devretmesine ilişkin “alacağın temliki” (alacağın devri) sözleşmesidir. Arsa sahibi ile aralarında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi bulunan yükleniciden, sözleşmede ona bırakılması kararlaştırılan bağımsız bölümü temlik alan üçüncü kişinin (davacının) arsa sahibini (borçluyu) ifaya zorlayabilmesi için bazı koşulların varlığı gerekir. Türk Borçlar Kanununun 188. maddesi gereğince; “Borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları, devralana karşı da ileri sürebilir. Buna göre temliki öğrenen arsa sahibi, temlik olmasaydı önceki alacaklıya (yükleniciye) karşı ne tür defiler ileri sürebilecekse, aynı defileri yeni alacaklıya (temlik alan davacıya) karşı da ileri sürebilir. Temlikin konusu, yüklenicinin arsa sahibi ile yaptığı sözleşme uyarınca hak kazandığı gerçek alacak ne ise o olacağından, temlik eden yüklenicinin arsa sahibinden kazanmadığı hakkı üçüncü kişiye temlik etmesinin arsa sahibi bakımından bir önemi bulunmamaktadır. Diğer taraftan, yüklenici arsa sahibine karşı edimini tamamen veya kısmen yerine getirmeden kazanacağı şahsi hakkı üçüncü kişiye (davacıya) temlik etmişse, üçüncü kişi (davacı) Türk Borçlar Kanununun 97. maddesi hükmünden yararlanma hakkı bulunan arsa sahibini ifaya zorlayamaz. Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere, bu gibi davalarda arsa sahipleri ile yüklenici arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğunun kabulü gerekir. Dolayısıyla, inceleme ve araştırmanın yüklenicinin de taraf olduğu bir davada yapılması gerektiğinden mahkemece, diğer davalı arsa sahipleri ile aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunan davalı yüklenici şirket aleyhindeki davanın, yüklenicinin kayıt maliki olmadığı gerekçesi ile husumet yokluğundan reddine karar verilmesi doğru değildir. Öte yandan, somut olayda, davalı arsa sahipleri ile davalı yüklenici arasında resmi şekle uygun olarak noterde düzenlenen 03.07.2002 günlü kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile 281 ada 12 parsel sayılı taşınmaz üzerinde toplam 55 adet villa niteliğindeki bağımsız bölümden oluşan inşaat yapımının kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Ancak davalı arsa malikleri, … 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/537 Esas sayılı dosyası ile anılan kat karşılığı inşaat sözleşmenin yerine getirilmediğini ileri sürerek sözleşmenin feshini istemişlerdir. Burada sözleşmenin feshinin ileriye veya geriye etkili olması ayırımı önem kazanmaktadır. Bu ayrım, yüklenicinin yapımını üstlendiği inşaatı kısmen tamamlaması, fakat temerrüdü yüzünden teslim edememesi halinde tasfiyenin nasıl yapılacağı sorunu ile ilgilidir. Eğer feshin sonuçları geriye etkili olacaksa, sözleşme yokmuşçasına tasfiye edileceğinden yüklenici inşaatın yaptığı kısmına orantılı arsa payı değil, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre imal ettiği inşaat bedelini alır. Fesih ileriye etkili kabul edilirse, yükleniciye imalat oranına paralel arsa payı bırakılır. Davalı yüklenici … İnşaat ve Taahhüt Ticaret Ltd. Şti. ile davacı arasında 14.08.2012 tarihinde noterde düzenlenen satış vaadi sözleşmesi ile yapılan temlik işlemi gereğince davacının temlik aldığı şahsi hakkın konusunun, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin ileriye veya geriye etkili olarak feshi sonucunda yükleniciye bırakılıp bırakılmayacağı belirleneceğinden, satış vaadi sözleşmesinin ifa olanağının bulunup bulunmadığı davalı arsa maliklerince açılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi davasının sonucu ile doğrudan ilgilidir. Bu durumda mahkemece, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshine ilişkin davanın "bekletici mesele" yapılarak sonuçlanmasının beklenmesi ve daha sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiş; bu nedenlerle kararın bozulması gerekmiştir. Kabule göre de, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 73/II. maddesinde "Tüketici Mahkemeleri nezdinde tüketiciler, tüketici örgütleri ve Bakanlıkça açılacak her türlü dava harçtan muaftır." hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasa hükmü, tüketici ve tüketici örgütlerinin kolaylıkla dava açmalarını sağlama amacına yönelik olup bu nedenle dava açarken bunlar harçtan sorumlu tutulmamışlardır. Tüketiciler açtıkları davanın reddi halinde de harçla sorumlu tutulamazlar. Ancak tüketicilerin açtığı davayı kazanmaları halinde tüketici olmayan davalıların harçtan sorumlu tutulmaları gerekir. Somut olaya gelince, tüketici konumunda olan davacının, tapu iptali ve tescile ilişkin isteminin kabulüne karar verildiğine göre, davalıların harçtan sorumlu tutulmamaları da doğru değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.12.2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.Başkan

Yüklenici, arsa sahibine karşı edimini tamamen veya kısmen yerine getirmeden kazanacağı şahsi hakkı üçüncü kişiye temlik etmişse, üçüncü kişi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 97. maddesinden yararlanma hakkı bulunan arsa sahibini ifaya zorlayamaz.

Kararda, kat karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı bu tür davalarda arsa sahipleri ile yüklenici arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğu kabul edilmiştir. Yüklenicinin tapuda kayıt maliki olmaması, aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan reddini haklı göstermez.

Aynı karardaki açıklamaya göre fesih geriye etkili olursa sözleşme hiç kurulmamış gibi tasfiye edilir; yüklenici yaptığı kısım oranında arsa payı değil, sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde imal ettiği inşaatın bedelini alır. Fesih ileriye etkili kabul edilirse yükleniciye imalat oranına paralel arsa payı bırakılır. Hangi sonucun uygulanacağı, feshin niteliğinin yeniden değerlendirilmesine bırakılmıştır; bu ayrım bağlayıcı tek sonuç olarak kurulmamıştır.

Kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshine ilişkin dava bekletici mesele yapılmadan ve temlikin ifa olanağı buna göre belirlenmeden hüküm kurulması, eksik inceleme nedeniyle bozma sebebi sayılmıştır.

Arsa payı sonradan değişen değere göre değiştirilir mi?

Hayır. Bağımsız bölüme tahsis edilen arsa payı, bölümün değerinde sonradan oluşan çoğalma veya azalma nedeniyle değiştirilemez. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 44. maddesi saklıdır.

İş sahibi teslim gününü beklemeden sözleşmeden dönebilir mi?

Yüklenicinin işe zamanında başlamaması, işi sözleşmeye aykırı geciktirmesi veya iş sahibine yüklenemeyecek gecikme yüzünden işi zamanında bitiremeyeceğinin bütün tahminlere göre açıkça anlaşılması hâlinde iş sahibi teslim gününü beklemeden dönebilir.

Tapu kaydına iyiniyetle dayanan üçüncü kişi korunur mu?

Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.

Üçüncü kişiye onarımın masrafı kime aittir?

İş sahibi, ayıbın giderilmemesi hâlinde onarımın veya işe devamın üçüncü kişiye verileceğini ihtar edebilir. Bu işlemdeki hasar ve masraflar iş sahibine aittir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu