İnançlı işlem, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere bir mal varlığı değerini veya hakkını inanılana devretmesi, inanılanın da bu hakkı belirlenen şartlara uygun olarak kullanıp amaç gerçekleştiğinde inanana iade etmesini düzenleyen sözleşmedir. Bu hukuki ilişkide devre konu nesne inanç konusu şey olarak adlandırılırken devri gerçekleştiren inanan, mülkiyeti kendi adına veya yararına doğrudan yahut dolaylı kullanan taraf ise inanılan konumundadır. İnanılan tarafın inanç konusunu iade borcunu yerine getirmemesi durumunda inanan, dava yoluyla mülkiyetin hükmen devrini talep edebilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 33 uyarınca hâkim Türk hukukunu resen uygular ve ileri sürülen maddi vakıaların hukuki tavsifini kendisi belirler.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2013/12550, K. 2014/420Kaynağı aç
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 33Kaynağı aç
Arabuluculuk Şartının Bulunmaması ve İhtiyari Başvuru
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/B fıkra 1 hükmünde; kira ilişkisi, taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesi, Kat Mülkiyeti Kanunu ve komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartı olarak düzenlenmiştir. İnanç sözleşmesinden kaynaklanan davalar maddede sayılan bu uyuşmazlık kategorileri arasında açıkça yer almamaktadır; taraflar uyuşmazlığın çözümü için dava öncesinde ihtiyari arabuluculuk yoluna başvurabilir. Taşınmazın devrine veya sınırlı ayni hak kurulmasına ilişkin arabuluculuk anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi verilmesinden sonra, 6325 sayılı Kanun m. 18/B fıkra 5 uyarınca tapu müdürlüğünce gerekli inceleme ve değerlendirme yapılarak resmi senet düzenlenmeksizin tescil talebi yerine getirilir.
6325 sayılı HUKUK UYUŞMAZLIKLARINDA ARABULUCULUK KANUNU m. 18/BKaynağı aç
İnanç Sözleşmesinin Yazılı Delille İspatı ve İstisnaları
05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca inanç sözleşmesinin varlığı kural olarak tarafların imzalarını taşıyan yazılı delille kanıtlanabilir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin E. 2018/5340, K. 2020/5372 sayılı kararında da inanan ile ilk el arasındaki taşınmaz temlikinin gerçek bir satış olmadığını ve geri alma koşuluyla yapıldığını gösteren yazılı belge inançlı işlemin kanıtı kabul edilmiş, ancak son kayıt maliki üçüncü kişinin ediniminde kötüniyetli olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle hüküm bozulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 201 uyarınca ise senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler tanıkla ispat olunamaz.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 201Kaynağı aç
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2018/5340, K. 2020/5372Kaynağı aç
Tarafların imzasını içeren tam bir yazılı delilin bulunmadığı durumlarda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 202 çerçevesinde delil başlangıcına dayanılabilir. Delil başlangıcı, iddia edilen işlemi tam olarak ispata yetmemekle birlikte bu işlemi muhtemel gösteren ve aleyhine ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir. İnanılanın el yazısıyla düzenlenip imzalanmamış mektupları, paraf taşıyan metinler veya usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler delil başlangıcı niteliğinde kabul edilir; bu tür belgelerin varlığı halinde inanç sözleşmesi tanık dahil her türlü delille ispatlanabilir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 202Kaynağı aç
Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin E. 2016/14171, K. 2019/6322 sayılı ve E. 2015/17422, K. 2016/9665 sayılı kararlarında, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil taleplerinde yazılı delil bulunmadığı gerekçesiyle verilen ret kararları çoğunluk tarafından usul ve yasaya uygun bulunarak onanmıştır. Bununla birlikte 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 203 uyarınca altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemlerde; işin niteliğine ve tarafların durumlarına göre senede bağlanmaması teamül olarak yerleşmiş işlemlerde; senet alınmasında imkânsızlık veya olağanüstü güçlük bulunan durumlarda; irade bozukluğu, aşırı yararlanma ve üçüncü kişilerin muvazaa iddialarında tanık dinlenebilir. E. 2016/14171, K. 2019/6322 sayılı karardaki karşı oyda ise mülkiyet hakkına dayalı inançlı işlem ile şahsi hakka dayalı işlem arasında ayrım yapılarak HMK m. 203 çerçevesinde tanık dinlenebilmesi gerektiği savunulmuştur.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/14171, K. 2019/6322Kaynağı aç
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 203Kaynağı aç
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2015/17422, K. 2016/9665Kaynağı aç
İkrar ve Yemin Yoluyla İspat Usulü
İnanç sözleşmesine dair yazılı belge veya delil başlangıcı sunulamadığı takdirde uyuşmazlık kesin delillerle çözümlenebilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 188 uyarınca tarafların veya vekillerinin mahkeme önünde ikrar ettikleri vakıalar çekişmeli olmaktan çıkar, ispatı gerekmez ve maddi bir hata bulunmadıkça ikrardan dönülemez. Sulh görüşmeleri esnasında yapılan ikrarlar ise tarafları bağlamaz.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 188Kaynağı aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 225 uyarınca yeminin konusunu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalar oluşturur; bir kimsenin bir hususu bilmesi de kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır. İnanç sözleşmesine dayalı davada davacının yemin deliline dayanması halinde, mahkemece davacıya bu hakkın hatırlatılması gerekir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 225Kaynağı aç
Zamanaşımı Süresi ve Başlangıç Anı
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 146 gereğince kanunda aksine bir düzenleme bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. İnanç sözleşmesine dayalı alacak ve iade talepleri bakımından özel bir zamanaşımı süresi belirlenmediğinden bu genel on yıllık süre tatbik edilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 146Kaynağı aç
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 149 fıkra 1 uyarınca zamanaşımı alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar; alacağın muaccel olmasının bir bildirime bağlı olduğu hâllerde ise zamanaşımı bildirimin yapılabileceği günden itibaren işlemeye başlar. İnanç sözleşmesinden doğan davalarda zamanaşımının başlangıç tarihi, inanç sözleşmesine dayanan kişinin ferağ verileceği umudunu yitirdiği tarih olarak kabul edilmektedir. İddiada bulunanın ferağ umudunu dava açarak gösterdiği ve aksi kanıtlanmadıkça bu umudun dava tarihinde yitirilmiş sayılacağı değerlendirilmekle birlikte, ferağ umudunun somut olayda hangi tarihte yitirildiği uyuşmazlığın koşullarına göre belirlenir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 149Kaynağı aç
Taşınmazın Üçüncü Kişiye Devredilmesi ve İyiniyetin Korunması
İnanılan tarafın inanç konusunu oluşturan taşınmazı üçüncü bir kişiye devretmesi durumunda, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 1023 hükmü uyarınca tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu edinimi kanunen korunur.
Taşınmazı devralan son kayıt maliki üçüncü kişi aleyhine tapu iptali ve tescil kararı verilebilmesi, bu kişinin iktisap anında iyiniyetli olmadığının kanıtlanmasına bağlıdır. Üçüncü kişinin ediniminde kötüniyetli olduğunun ortaya konulamaması ve tapu kaydına güvenerek iyi niyetle hak iktisap ettiğinin anlaşılması halinde aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davası dinlenmez ve tescil geçerliliğini muhafaza eder.
İnanç sözleşmesine dayalı davada arabuluculuk zorunlu mudur?
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/B fıkra 1'de sayılan dava şartı arabuluculuk kapsamındaki uyuşmazlıklar arasında inançlı işlem davaları açıkça yer almamaktadır; bu nedenle dava açılmadan önce arabulucuya başvuru zorunlu bir dava şartı oluşturmaz, ancak taraflar ihtiyari arabuluculuk yoluna başvurabilir.
İnanç sözleşmesi hangi delillerle ispatlanır?
İnanç sözleşmesi kural olarak tarafların imzasını taşıyan yazılı delille ispatlanır; delil başlangıcı bulunması halinde tanık dahil her türlü delille, yazılı kanıt bulunmadığında ise ikrar veya yemin gibi kesin delillerle kanıtlanabilir.
İnançlı işlemde zamanaşımı süresi ne zaman başlar?
İnanç sözleşmesinden doğan davalarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 146 uyarınca on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır; bu süre inanç sözleşmesine dayanan kişinin ferağ verileceği umudunu yitirdiği tarihte işlemeye başlar ve aksi kanıtlanmadıkça bu umudun davanın açıldığı tarihte yitirildiği kabul edilir.
İnanç konusu taşınmazı satın alan üçüncü kişinin tapusu iptal edilebilir mi?
Tapu kütüğüne güvenerek iyiniyetle taşınmazı devralan üçüncü kişinin kazanımı Türk Medeni Kanunu m. 1023 gereğince korunur; tapu iptali ancak üçüncü kişinin kötüniyetli olduğunun kanıtlanması halinde mümkündür.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

