Muhasebe Sözleşmesinde Fesih, İhbar ve Rekabet Yasağı

by Avukat Erdal Ersoy
Muhasebe Sözleşmesinde Fesih, İhbar ve Rekabet Yasağı

Muhasebe Sözleşmesinin Hukuki Niteliği

Muhasebe sözleşmesi, tarafların iradesine ve fiilî çalışma koşullarına göre farklı hukuki rejimlere tabi olabilir. Sözleşme belirsiz süreli bir iş sözleşmesi biçiminde kurulduğunda 4857 sayılı İş Kanunu'nun ihbar süresi, iş güvencesi ve fesih usulüne ilişkin koruyucu hükümleri devreye girer. Bu nitelendirme her somut olayın koşullarına göre belirlenir.

Deneme Süresi ve Bildirimsiz Fesih Hakkı

Muhasebe sözleşmelerinde deneme süresi öngörülmesi yaygın bir uygulamadır. Sözleşmede iki aylık deneme süresi kararlaştırıldığında bu süre içinde her iki taraf da bildirim süresine uymaksızın ve tazminat ödemeksizin sözleşmeyi sona erdirebilir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun deneme süresi için koyduğu üst sınırla uyumluluğun sözleşme kurulurken kontrol edilmesi gerekir.

İhbar Süreleri ve Bildirim Yükümlülüğü

Belirsiz süreli iş sözleşmesinin feshinden önce durumun karşı tarafa bildirilmesi zorunludur. 4857 sayılı İş Kanunu m. 17 kıdeme bağlı asgari ihbar sürelerini belirlemektedir. Bu süreler asgari olup sözleşmeyle artırılabilir; azaltılamaz.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 17Kaynağı aç
Madde 17 – Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekir. İş sözleşmeleri; a) İşi altı aydan az sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak iki hafta sonra, b) İşi altı aydan birbuçuk yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak dört hafta sonra, c) İşi birbuçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak altı hafta sonra, d) İşi üç yıldan fazla sürmüş işçi için, bildirim yapılmasından başlayarak sekiz hafta sonra, feshedilmiş sayılır. Bu süreler asgari olup sözleşmeler ile artırılabilir. Bildirim şartına uymayan taraf, bildirim süresine ilişkin ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır. İşveren bildirim süresine ait ücreti peşin vermek suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir. İşverenin bildirim şartına uymaması veya bildirim süresine ait ücreti peşin ödeyerek sözleşmeyi feshetmesi, bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddesi hükümlerinin uygulanmasına engel olmaz. 18 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddelerinin uygulanma alanı dışında kalan işçilerin iş sözleşmesinin, fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat ödenir. Fesih için bildirim şartına da uyulmaması ayrıca dördüncü fıkra uyarınca tazminat ödenmesini gerektirir. Bu maddeye göre ödenecek tazminatlar ile bildirim sürelerine ait peşin ödenecek ücretin hesabında 32 nci maddenin birinci fıkrasında yazılan ücrete ek olarak işçiye sağlanmış para veya para ile ölçülmesi mümkün sözleşme ve Kanundan doğan menfaatler de göz önünde tutulur. Feshin geçerli sebebe dayandırılması

Kıdeme göre farklılaşan asgari ihbar süreleri şu şekilde sıralanmaktadır: altı aydan az çalışmışlar için iki hafta, altı aydan bir buçuk yıla kadar çalışmışlar için dört hafta, bir buçuk yıldan üç yıla kadar çalışmışlar için altı hafta, üç yıldan fazla çalışmışlar için sekiz haftadır. Sözleşmede bu sürelerin üzerinde bir bildirim süresi kararlaştırılmışsa uzatılmış süre uygulanır; daha kısa bir süre yazılmış olsa dahi kanunî asgari geçerliliğini korur.

Bildirim şartına uymayan taraf, bildirim süresine ilişkin ücret tutarında ihbar tazminatı ödemekle yükümlüdür. İşveren dilerse bildirim süresine ait ücreti peşin vermek suretiyle sözleşmeyi derhal feshedebilir. Her iki yolun seçilmesi de 4857 sayılı İş Kanunu m. 18, 19, 20 ve 21'de düzenlenen iş güvencesi hükümlerinin uygulanmasının önüne geçmez.

İhbar tazminatı ile peşin ödenen ihbar süresi ücretinin hesabında yalnızca çıplak ücret değil, işçiye sağlanan para veya para ile ölçülebilir sözleşme ve kanundan doğan menfaatler de göz önünde tutulur.

Kötüniyet Tazminatı

4857 sayılı İş Kanunu m. 18 birinci fıkrası kapsamı dışında kalan bir işçinin sözleşmesi fesih hakkı kötüye kullanılarak sona erdirilirse, işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat ödenir. Bildirim şartına da uyulmamışsa bu tazminata ek olarak ihbar tazminatı ayrıca istenir.

İşverenin Haklı Nedenle Fesih Hakkı

4857 sayılı İş Kanunu m. 25, işverene belirli koşulların gerçekleşmesi hâlinde bildirim süresi beklemeksizin iş sözleşmesini sona erdirme imkânı tanır. Bu koşullar sağlık sebeplerini, ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık hâllerini, zorlayıcı sebepleri ve işçinin tutuklanmasını kapsar.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 25Kaynağı aç
Madde 25 – Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir: I- Sağlık sebepleri: a) İşçinin kendi kastından veya derli toplu olmayan yaşayışından yahut içkiye düşkünlüğünden doğacak bir hastalığa yakalanması veya engelli hâle gelmesi durumunda, bu sebeple doğacak devamsızlığın ardı ardına üç iş günü veya bir ayda beş iş gününden fazla sürmesi.[7] b) İşçinin tutulduğu hastalığın tedavi edilemeyecek nitelikte olduğu ve işyerinde çalışmasında sakınca bulunduğunun Sağlık Kurulunca saptanması durumunda. (a) alt bendinde sayılan sebepler dışında işçinin hastalık, kaza, doğum ve gebelik gibi hallerde işveren için iş sözleşmesini bildirimsiz fesih hakkı; belirtilen hallerin işçinin işyerindeki çalışma süresine göre 17 nci maddedeki bildirim sürelerini altı hafta aşmasından sonra doğar. Doğum ve gebelik hallerinde bu süre 74 üncü maddedeki sürenin bitiminde başlar. Ancak işçinin iş sözleşmesinin askıda kalması nedeniyle işine gidemediği süreler için ücret işlemez. II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri: a) İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek, yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması. b) İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması. c) İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması. d) İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması, işyerine sarhoş yahut uyuşturucu madde almış olarak gelmesi ya da işyerinde bu maddeleri kullanması.[8] e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması. f) İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi. g) İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi. h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi. ı) İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması. III- Zorlayıcı sebepler: İşçiyi işyerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması. IV- İşçinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde devamsızlığın 17 nci maddedeki bildirim süresini aşması. İşçi feshin yukarıdaki bentlerde öngörülen sebeplere uygun olmadığı iddiası ile 18, 20 ve 21 inci madde hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir. Derhal fesih hakkını kullanma süresi

Sağlık sebepleri bakımından birkaç ayrım göze çarpar. İşçinin kendi kastından, düzensiz yaşayışından veya içkiye düşkünlüğünden doğan hastalık ya da engellilik hâlinde bildirim süresiz fesih hakkı, devamsızlığın ardı ardına üç iş gününü ya da bir ayda beş iş gününü aşması koşuluna bağlıdır. İşçinin tedavi edilemez bir hastalığa yakalanması ve işyerinde çalışmasının sakıncalı olduğunun Sağlık Kurulunca saptanması hâlinde ise ayrıca bir devamsızlık eşiği aranmaz. Hastalık, kaza, doğum veya gebelik gibi işçinin kastı dışındaki sağlık nedenlerine dayanan devamsızlıklarda bildirim süresiz fesih hakkı, devamsızlığın kıdeme göre belirlenen bildirim sürelerini altı hafta aşmasından sonra doğar; doğum ve gebelik hâllerinde bu sürenin hesabı 4857 sayılı Kanun m. 74'te öngörülen sürenin bitiminden başlar.

Ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık hâlleri arasında özellikle dikkat edilmesi gerekenler şunlardır: işçinin sözleşmenin esaslı bir unsuru için gerekli nitelik veya şartların kendisinde bulunmadığı hâlde bunların var olduğunu ileri sürerek ya da gerçeğe aykırı bilgi vererek işvereni yanıltması; işçinin işverenin güvenini kötüye kullanması, hırsızlık yapması veya işverenin meslek sırlarını ifşa etmesi. Bunların yanı sıra işçinin izinsiz ve haklı bir neden olmaksızın ardı ardına iki iş günü ya da bir ay içinde iki defa tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç iş günü işe devam etmemesi de haklı fesih gerekçesi oluşturur.

İşçiyi işyerinde bir haftadan fazla çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması ile işçinin gözaltına alınması veya tutuklanması hâlinde devamsızlığın 4857 sayılı Kanun m. 17'deki bildirim süresini aşması da bildirim süresiz fesih hakkı doğurur.

Sözleşmede m. 25'e dayalı fesih için disiplin kurulu kararı aranmayacağı öngörülmüş olabilir; bu tür bir hüküm sözleşmeden kaynaklanan bir düzenleme niteliği taşır. İşçi, feshin m. 25'te öngörülen sebeplere uymadığını ileri sürerek 4857 sayılı İş Kanunu m. 18, 20 ve 21 kapsamında yargı yoluna başvurabilir. Bu düzenleme, m. 25'e dayalı feshin iş güvencesi koşullarını sağlayan işçi için işe iade yolunu kendiliğinden kapattığı anlamına gelmez.

Haklı Fesih Hakkının Kullanılabileceği Süreler

4857 sayılı İş Kanunu m. 26 uyarınca ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hallere dayanan fesih hakkı, diğer tarafın bu davranışı öğrendiği günden başlayarak altı iş günü geçmekle sona erer. Her hâlde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl içinde bu hak kullanılmamışsa da sona erer. İşçinin olayda maddî çıkar sağlaması hâlinde bir yıllık bu üst süre uygulanmaz; yalnızca altı iş günlük süre geçerliliğini korur. Fesih hakkını bu süreler içinde kullanan tarafın karşı taraftan tazminat hakları saklıdır.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 26Kaynağı aç
Madde 26 – 24 ve 25 inci maddelerde gösterilen ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan hallere dayanarak işçi veya işveren için tanınmış olan sözleşmeyi fesih yetkisi, iki taraftan birinin bu çeşit davranışlarda bulunduğunu diğer tarafın öğrendiği günden başlayarak altı iş günü geçtikten ve her halde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl sonra kullanılamaz. Ancak işçinin olayda maddi çıkar sağlaması halinde bir yıllık süre uygulanmaz. Bu haller sebebiyle işçi yahut işverenden iş sözleşmesini yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde feshedenlerin diğer taraftan tazminat hakları saklıdır. Yeni iş arama izni

İş Güvencesi Kapsamı

4857 sayılı İş Kanunu m. 18 uyarınca iş güvencesi hükümleri, otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan ve belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçilere uygulanır. Yer altı işlerinde çalışan işçiler için altı aylık kıdem şartı aranmaz. İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile ayrıca işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri hakkında iş güvencesi hükümleri uygulanmaz; aynı istisna m. 25'in son fıkrasını da kapsamaktadır. Altı aylık kıdemin hesabında aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süreler birleştirilerek hesap edilir; aynı işkolunda birden fazla işyeri bulunması hâlinde işçi sayısı bu işyerlerindeki toplam işçi sayısına göre belirlenir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 18Kaynağı aç
Madde 18 – Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. (Ek cümle: 10/9/2014-6552/2 md.) Yer altı işlerinde çalışan işçilerde kıdem şartı aranmaz. Altı aylık kıdem hesabında bu Kanunun 66 ncı maddesindeki süreler dikkate alınır. Özellikle aşağıdaki hususlar fesih için geçerli bir sebep oluşturmaz: a) Sendika üyeliği veya çalışma saatleri dışında veya işverenin rızası ile çalışma saatleri içinde sendikal faaliyetlere katılmak. b) İşyeri sendika temsilciliği yapmak. c) Mevzuattan veya sözleşmeden doğan haklarını takip veya yükümlülüklerini yerine getirmek için işveren aleyhine idari veya adli makamlara başvurmak veya bu hususta başlatılmış sürece katılmak.[6] d) Irk, renk, cinsiyet, medeni hal, aile yükümlülükleri, hamilelik, doğum, din, siyasi görüş ve benzeri nedenler. e) 74 üncü maddede öngörülen ve kadın işçilerin çalıştırılmasının yasak olduğu sürelerde işe gelmemek. f) Hastalık veya kaza nedeniyle 25 inci maddenin (I) numaralı bendinin (b) alt bendinde öngörülen bekleme süresinde işe geçici devamsızlık. İşçinin altı aylık kıdemi, aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süreler birleştirilerek hesap edilir. İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan işçi sayısı, bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir. İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri hakkında bu madde, 19 ve 21 inci maddeler ile 25 inci maddenin son fıkrası uygulanmaz. Sözleşmenin feshinde usul

Hastalık veya kaza nedeniyle 4857 sayılı Kanun m. 25/I-b'deki bekleme süresi içindeki geçici devamsızlık, işveren tarafından geçerli fesih sebebi olarak kullanılamaz.

Fazla Çalışma ve Ücret Bordrosuna İtiraz

Muhasebe sözleşmelerinde fazla çalışma sürelerine ilişkin iç bildirim yükümlülüğü kararlaştırılabilir. Böyle bir hüküm, çalışılan ayın bitiminden itibaren on iş günü içinde bildirim yapılmaması hâlinde o aya ait fazla çalışma ücretinin talep edilemeyeceğini öngörebilir. Bu tür hükmün 4857 sayılı İş Kanunu'nun fazla çalışma alacağına ilişkin kurallarıyla bağdaşıp bağdaşmadığı her somut olayın koşullarına göre değerlendirilmesi gereken ayrı bir konudur.

Tahakkuk eden ödemelerin ücret bordrosuyla bildirilmesinin ardından bir hafta içinde yazılı itiraz yoluna gidilmemesi hâlinde personelin bordroya bağlı kaldığının kabul edileceğine dair bir hüküm sözleşmeye eklenebilir. Bu tür hükümlerin somut uyuşmazlıkta nasıl değerlendirileceği her olayın koşullarına göre belirlenir.

Gizlilik Yükümlülüğü

Muhasebe sözleşmesinde düzenlenen gizlilik yükümlülüğü, iş ilişkisi sona erdikten sonra da devam edebilir. Bu yükümlülük, muhasebe ortamında hassas finansal ve ticari bilgilerin korunması açısından özellikle önem taşır.

Rekabet Yasağı: Geçerlilik Koşulları

Rekabet yasağı kaydı ancak yazılı olarak kararlaştırılabilir; yazılılık geçerlilik şartıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 444 uyarınca yalnızca fiil ehliyetine sahip işçi bu yükümlülüğü yazılı olarak üstlenebilir. Yasak; sözleşme sona erdikten sonra işverenle rekabet etmeyi, kendi hesabına rakip işletme açmayı, rakip işletmede çalışmayı ve rakip işletmeyle menfaat ilişkisine girmeyi kapsar.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 444Kaynağı aç
MADDE 444- Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir. 2. Sınırlandırılması

Rekabet yasağı kaydının geçerli olabilmesi için iki koşulun birlikte bulunması gerekir: hizmet ilişkisinin işçiye müşteri çevresi, üretim sırları veya işverenin işleri hakkında bilgi edinme imkânı sağlaması ve bu bilgilerin kullanılmasının işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması. Bu iki koşuldan birinin eksikliği yasağın geçersizliğine yol açabilir. Her somut sözleşme bu koşullar yönünden ayrıca incelenmelidir.

Muhasebe sözleşmelerinde rekabet yasağı süresi olarak sözleşmenin feshini izleyen belirli bir dönem öngörülebilir. Yasağa aykırılık hâlinde cezai şart ödenmesi kararlaştırılabilir; işverenin zararı bu miktarı aşıyorsa fazlasının da tazmin edilmesi istenebilir. Toplu çıkarma nedeniyle yapılan fesihlerde rekabet yasağının uygulanmayacağına dair bir hüküm de sözleşmeye eklenebilir. Rekabet yasağının azami süre ve coğrafi sınırlılık koşulları 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 445, yasağa aykırılığın yaptırımları ise m. 446 kapsamında ayrıca değerlendirilmelidir.

Sık Sorulan Sorular

Muhasebe sözleşmesi belirsiz süreli iş sözleşmesi sayılırsa ihbar tazminatı nasıl hesaplanır?

Belirsiz süreli iş sözleşmesinin feshi bildirim şartına uyulmadan gerçekleştirilirse, bildirim süresine ilişkin ücret tutarında ihbar tazminatı ödenmesi gerekir. Hesaplamada yalnızca çıplak ücret değil, işçiye sağlanan para veya para ile ölçülebilir diğer menfaatler de göz önünde tutulur. Bildirim süresi kıdeme göre farklılaşan asgari süreler esas alınarak belirlenir; sözleşmeyle bu süreler artırılmış olabilir ancak azaltılamaz.

İşveren muhasebecinin sözleşmesini m. 25'e dayanarak feshederse işçi işe iade davası açabilir mi?

4857 sayılı İş Kanunu m. 25'in son fıkrası, işçiye feshin bu madde kapsamındaki sebeplere uymadığını ileri sürerek m. 18, 20 ve 21 hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurma hakkı tanımaktadır. Dolayısıyla m. 25'e dayalı bir fesih, iş güvencesi koşullarını sağlayan işçi için işe iade yolunu kendiliğinden kapatmaz.

Rekabet yasağı her muhasebe sözleşmesinde geçerli midir?

Hayır. Rekabet yasağı kaydının geçerli olabilmesi için öncelikle sözleşmenin yazılı yapılmış olması şarttır. Bunun yanı sıra hizmet ilişkisinin işçiye müşteri çevresi, üretim sırları veya işverenin işleri hakkında bilgi edinme imkânı sağlaması ve bu bilgilerin kullanılmasının işverenin önemli bir zararına yol açabilecek nitelikte olması da birlikte aranmaktadır. Bu iki maddi koşuldan birinin eksikliği yasağın geçersizliğine yol açabilir.

Haklı fesih hakkı ne kadar süre içinde kullanılmalıdır?

4857 sayılı İş Kanunu m. 26 uyarınca ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hallere dayanan fesih hakkı, diğer tarafın olayı öğrendiği günden başlayarak altı iş günü içinde kullanılmalıdır. Ayrıca her hâlde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl geçmesiyle bu hak sona erer. İşçinin olayda maddî çıkar sağlaması hâlinde ise bir yıllık üst süre uygulanmaz.

Muhasebecinin gizlilik yükümlülüğü iş sözleşmesi sona erdikten sonra da sürer mi?

Sözleşmede bu yönde bir hüküm varsa gizlilik yükümlülüğü iş ilişkisinin sona ermesinden sonra da devam eder.

İş güvencesi kapsamı dışında kalan muhasebecinin sözleşmesi kötüye kullanılarak feshedilirse ne olur?

4857 sayılı İş Kanunu m. 18 birinci fıkrası kapsamı dışında kalan işçinin sözleşmesi fesih hakkı kötüye kullanılarak sona erdirilirse, işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat ödenir. Bildirim şartına da uyulmamışsa bu tazminata ek olarak ayrıca ihbar tazminatı da istenir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu