Gıda Zehirlenmesinde Haklarınız: Tazminat ve Ceza Sorumluluğu

by Avukat Erdal Ersoy
Gıda Zehirlenmesinde Haklarınız: Tazminat ve Ceza Sorumluluğu

Gıda zehirlenmesi mağdurları, olayın koşullarına göre hem ceza hem de hukuk yoluyla hak arayışına girişebilir. Ceza boyutunda sorumluların yargılanması söz konusuyken, hukuki boyutta uğranılan zararın tazmini talep edilebilir. Mağdur, devam eden ceza davasına katılarak ya da bağımsız bir hukuk davası açarak tazminat talebini ileri sürebilir.

Ceza Hukukunda Sorumluluk: Hangi Fiil Hangi Suçu Oluşturur?

Türk Ceza Kanunu, gıdayla ilgili suçları birbirinden ayrı maddelerle düzenler. TCK m. 185/1, içilecek sulara veya yenilecek ya da içilecek her çeşit besine zehir katarak ya da başka surette bunları bozarak kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşüren kişiye iki yıldan on beş yıla kadar hapis cezası öngörmektedir. Bu suçun dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık, yani taksirle işlenmesi halinde TCK m. 185/2 devreye girer ve ceza üç aydan bir yıla kadar hapis olarak belirlenir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 185Kaynağı aç
Madde 185- (1) İçilecek sulara veya yenilecek veya içilecek veya kullanılacak veya tüketilecek her çeşit besin veya şeylere zehir katarak veya başka suretlerle bunları bozarak kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşüren kimseye iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir. (2) Yukarıdaki fıkrada belirtilen fiillerin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olarak işlenmesi halinde, üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Bozulmuş veya değiştirilmiş gıda veya ilaçların ticareti

Bozulmuş veya değiştirilmiş gıdayı piyasaya sunmak TCK m. 185'ten bağımsız, ayrı bir suç tipidir. TCK m. 186/1 uyarınca, kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde bozulmuş ya da değiştirilmiş yenilecek veya içilecek şeyleri satan, tedarik eden ya da bulunduran kişi bir yıldan beş yıla kadar hapis ve bin beş yüz güne kadar adli para cezasıyla karşılaşır. Bu suçun resmi izne dayalı olarak yürütülen bir meslek ve sanatın icrası kapsamında işlenmesi halinde TCK m. 186/2 gereğince verilecek ceza üçte bir oranında artırılır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 186Kaynağı aç
Madde 186- (1) Kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde bozulmuş, değiştirilmiş her tür yenilecek veya içilecek şeyleri veya ilaçları satan, tedarik eden, bulunduran kimseye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve binbeşyüz güne kadar adlî para cezası verilir. (2) Bu suçun, resmi izne dayalı olarak yürütülen bir meslek ve sanatın icrası kapsamında işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte bir oranında artırılır. Kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde ilaç yapma veya satma

Gıda zehirlenmesi ölüme yol açarsa TCK m. 85 uygulanabilir. Taksirle bir kişinin ölümüne neden olmak iki yıldan altı yıla kadar hapis cezasını gerektirirken (TCK m. 85/1), birden fazla kişinin ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümüyle birlikte başkalarının yaralanmasına sebebiyet verilmesi halinde bu ceza iki yıldan on beş yıla kadar hapis olarak uygulanır (TCK m. 85/2). Olayın ölüm değil yaralanmayla sonuçlandığı durumlarda ise taksirle yaralama hükümleri gündeme gelebilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 85Kaynağı aç
Madde 85- (1) Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.[35] İKİNCİ BÖLÜM Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar Kasten yaralama[36][37]

Taksir ve Bilinçli Taksir Ayrımının Önemi

Taksirli suçlar yalnızca kanunun açıkça öngördüğü hallerde cezalandırılır (TCK m. 22/1). Taksir; dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranış sonucunda suçun kanuni tanımındaki neticenin öngörülmeksizin gerçekleştirilmesidir (TCK m. 22/2). Buna karşılık kişi neticenin gerçekleşeceğini öngörmüş, ancak bunu istememişse bilinçli taksir söz konusu olur; bu halde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır (TCK m. 22/3). Gıda zehirlenmelerinde sıradan ihmal ile neticenin öngörüldüğü ancak istenmediği haller arasındaki bu ayrım, uygulanacak ceza miktarını belirlemede belirleyici rol oynar.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 22Kaynağı aç
Madde 22- (1) Taksirle işlenen fiiller, kanunun açıkça belirttiği hallerde cezalandırılır. (2) Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir. (3) Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır; bu halde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır. (4) Taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek olan ceza failin kusuruna göre belirlenir. (5) Birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda, herkes kendi kusurundan dolayı sorumlu olur. Her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir. (6) Taksirli hareket sonucu neden olunan netice, münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa ceza verilmez; bilinçli taksir halinde verilecek ceza yarıdan altıda bire kadar indirilebilir. Netice sebebiyle ağırlaşmış suç

Taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek ceza failin kusuruna göre belirlenir (TCK m. 22/4). Birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda ise herkes yalnızca kendi kusurundan sorumlu tutulur ve her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir (TCK m. 22/5).

TCK m. 22/6, taksirli hareket sonucunda ortaya çıkan neticenin münhasıran failin kendi kişisel ve ailevi durumu bakımından artık ceza verilmesini gereksiz kılacak ölçüde mağdur olmasına yol açması halinde ceza verilmeyeceğini öngörür; bilinçli taksirde ise verilecek ceza yarıdan altıda bire kadar indirilebilir. Bu hükmün uygulanması somut koşullara bağlıdır.

Taksirle Yaralama: Ceza Miktarları ve Ağırlaştırıcı Haller

Gıda zehirlenmesinin yaralanmayla sonuçlandığı hallerde TCK m. 89 gündeme gelebilir. Temel hal olan taksirle yaralama (TCK m. 89/1), dört aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasını gerektirmektedir. Mağdurun duyularından ya da organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması, kemik kırılması, konuşmada sürekli güçlük, yüzde sabit iz, yaşamı tehlikeye sokan durum ya da gebe bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğması gibi ağır sonuçların gerçekleşmesi halinde temel ceza yarı oranında artırılır (TCK m. 89/2). Mağdurun iyileşmesi olanaksız bir hastalığa ya da bitkisel hayata girmesi, duygu veya organ işlevini yitirmesi, konuşma ya da çocuk yapma yeteneğini kaybetmesi, yüzünün sürekli değişmesi ya da gebe kadının çocuğunun düşmesi sonuçlarının gerçekleşmesi durumunda ise ceza bir kat artırılır (TCK m. 89/3). Aynı fiilden birden fazla kişinin zarar görmesi halinde ceza dokuz aydan beş yıla kadar hapis olarak uygulanır (TCK m. 89/4).

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 89Kaynağı aç
Madde 89- (1) Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, dört aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.[45] (2) Taksirle yaralama fiili, mağdurun; a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına, b) Vücudunda kemik kırılmasına, c) Konuşmasında sürekli zorluğa, d) Yüzünde sabit ize, e) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma, f) Gebe bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına, Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, yarısı oranında artırılır. (3) Taksirle yaralama fiili, mağdurun; a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine, b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine, c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına, d) Yüzünün sürekli değişikliğine, e) Gebe bir kadının çocuğunun düşmesine, Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, bir kat artırılır. (4) Fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması halinde, dokuz aydan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.[46] (5) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/5 md.) Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak, birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet aranmaz. İnsan üzerinde deney

Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması kural olarak şikayete bağlıdır. Ancak basit taksirle yaralama hariç olmak üzere suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikayet aranmaz (TCK m. 89/5).

Tutuklama: Ön Koşullar ve Sınırlar

Ceza soruşturması sürecinde tutuklama kararı verilebilmesi için kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve ayrıca bir tutuklama nedeninin bulunması zorunludur; işin önemiyle ve beklenen cezayla ölçülü olmayan hallerde tutuklama kararı verilemez (CMK m. 100/1). Tutuklama nedenleri arasında şüphelinin kaçması, saklanması ya da kaçacağı şüphesini doğuran somut olgular ile delil karartma veya tanık ve mağdur üzerinde baskı yapma girişiminde bulunulduğuna dair kuvvetli şüphe sayılabilir (CMK m. 100/2). Sadece adli para cezası gerektiren suçlarda ya da vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler dışında hapis cezasının üst sınırı iki yılı aşmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez (CMK m. 100/4).

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 100Kaynağı aç
Madde 100 – (1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.[13] (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir: a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa. b) Şüpheli veya sanığın davranışları; 1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, 2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa. (3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:[14] a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;[15] 1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78), 2. (Ek:6/12/2019-7196/58 md.)[16] Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80) 3. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83), 4.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Kasten yaralama (madde 86, fıkra 3, bent b, e ve f) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87),[17] 5. İşkence (madde 94, 95) 6. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102), 7. Çocukların cinsel istismarı (madde 103), 8.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149), 9. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188), 10. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220), 11. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308), 12. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), b) 10.7.1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları. c) 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu. d) 10.7.2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar. e) 21.7.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar. f) 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin dört ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları. g) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33 üncü maddesinde sayılan suçlar. h) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçlar. i) (Ek:12/5/2022-7406/9 md.) Kadına karşı işlenen kasten yaralama suçu. j) (Ek:12/5/2022-7406/9 md.) Sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen kasten yaralama suçu. k) (Ek:10/10/2024-7528/35 md.) Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumlarında yönetici, öğretmen, usta öğretici, yabancı uyruklu öğrencilerin eğitimine yönelik Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen projelerde öğretici/öğretmen veya rehber danışman; özel öğretim kurumlarında yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğretici olarak görev yapanlar ile Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumları ve özel öğretim kurumlarında ders ücreti karşılığı ders okutanlara ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan öğretmenlere karşı görevleri sırasında veya görevleri sebebiyle işlenen kasten yaralama suçu. (4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.) Sadece adlî para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.[18] Tutuklama kararı

Maddi Tazminat: Talep Edilebilecek Kalemler

Gıda zehirlenmesinden kaynaklanan zararın tazmini Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiil hükümlerine dayanır. TBK m. 49 uyarınca, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bedensel zarar halinde TBK m. 54, talep edilebilecek maddi tazminat kalemlerini tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak sayar; madde bu kalemleri 'özellikle' ifadesiyle anmaktadır, dolayısıyla liste sınırlı sayıda değildir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 49Kaynağı aç
MADDE 49- Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür. II. Zararın ve kusurun ispatı
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 54Kaynağı aç
MADDE 54- Bedensel zararlar özellikle şunlardır: 1. Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar. c. Belirlenmesi

Ölüm halinde tazminat kalemleri cenaze giderlerini, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücü kaybından doğan kayıpları ve ölenin desteğinden yoksun kalanların uğradığı kayıpları kapsar (TBK m. 53). Bu düzenleme de aynı şekilde 'özellikle' ifadesiyle kaleme alınmış olup gıda zehirlenmesine özgü değil, genel haksız fiil hükmüdür.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 53Kaynağı aç
MADDE 53- Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır: 1. Cenaze giderleri. 2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar. b. Bedensel zarar

Manevi Tazminat

Bedensel bütünlüğün zedelenmesi halinde hakim, olayın özelliklerini göz önünde tutarak zarar görene uygun bir miktar manevi tazminat ödenmesine karar verebilir (TBK m. 56/1). Bu hüküm takdiri niteliktedir; tazminata hükmedilip hükmedilmeyeceği ve miktarı hakimin değerlendirmesine bırakılmıştır. Ağır bedensel zarar veya ölüm söz konusu olduğunda ise zarar görenin ya da ölenin yakınları da manevi tazminat talep edebilir (TBK m. 56/2). Yakınların bu haktan yararlanabilmesi için ağır bedensel zarar veya ölüm koşulunun gerçekleşmiş olması aranmaktadır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 56Kaynağı aç
MADDE 56- Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. 2. Haksız rekabet

Zamanaşımı: Tazminat Talebini Ne Zamana Kadar İleri Sürebilirsiniz?

Haksız fiilden doğan tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl, her halükarda fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar (TBK m. 72). Tazminat talebi, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü bir fiilden doğuyorsa o daha uzun ceza zamanaşımı uygulanır (TBK m. 72).

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 72Kaynağı aç
MADDE 72- Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır. Haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa zarar gören, haksız fiilden doğan tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcu ifadan kaçınabilir. II. Rücu isteminde

Haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa, tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile zarar gören bu borcu ifadan kaçınabilir (TBK m. 72).

Tüketici Hukuku Kapsamındaki Haklar

Gıda zehirlenmesi bir tüketici ilişkisi çerçevesinde gerçekleşmişse 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun da devreye girebilir. Ayıplı mal durumunda tüketici; sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedel indirimi, aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde ücretsiz onarım ya da imkan varsa ayıpsız misliyle değiştirilme seçimlik haklarından birini kullanabilir ve satıcı tercih edilen talebi yerine getirmekle yükümlüdür (TKHK m. 11/1).

6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 11Kaynağı aç
MADDE 11- (1) Malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici; a) Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, b) Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme, c) Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, ç) İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme, seçimlik haklarından birini kullanabilir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. (2) Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi hakları üretici veya ithalatçıya karşı da kullanılabilir. Bu fıkradaki hakların yerine getirilmesi konusunda satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur. Üretici veya ithalatçı, malın kendisi tarafından piyasaya sürülmesinden sonra ayıbın doğduğunu ispat ettiği takdirde sorumlu tutulmaz. (3) Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesinin satıcı için orantısız güçlükleri beraberinde getirecek olması hâlinde tüketici, sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim haklarından birini kullanabilir. Orantısızlığın tayininde malın ayıpsız değeri, ayıbın önemi ve diğer seçimlik haklara başvurmanın tüketici açısından sorun teşkil edip etmeyeceği gibi hususlar dikkate alınır. (4) Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi haklarından birinin seçilmesi durumunda bu talebin satıcıya, üreticiye veya ithalatçıya yöneltilmesinden itibaren azami otuz iş günü, konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda ise altmış iş günü içinde yerine getirilmesi zorunludur. Ancak, bu Kanunun 58 inci maddesi uyarınca çıkarılan yönetmelik eki listede yer alan mallara ilişkin, tüketicinin ücretsiz onarım talebi, yönetmelikte belirlenen azami tamir süresi içinde yerine getirilir. Aksi hâlde tüketici diğer seçimlik haklarını kullanmakta serbesttir. (5) Tüketicinin sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim hakkını seçtiği durumlarda, ödemiş olduğu bedelin tümü veya bedelden yapılan indirim tutarı derhâl tüketiciye iade edilir. (6) Seçimlik hakların kullanılması nedeniyle ortaya çıkan tüm masraflar, tüketicinin seçtiği hakkı yerine getiren tarafça karşılanır. Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat da talep edebilir. Zamanaşımı

Ücretsiz onarım veya ayıpsız misliyle değiştirilme hakları üretici ya da ithalatçıya karşı da kullanılabilir. Bu hakların yerine getirilmesi konusunda satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur (TKHK m. 11/2). Üretici veya ithalatçı, malın kendisi tarafından piyasaya sürülmesinden sonra ayıbın doğduğunu ispat ettiği takdirde bu sorumluluktan kurtulabilir (TKHK m. 11/2). Ücretsiz onarım veya ayıpsız misliyle değiştirme satıcı için orantısız güçlük doğurursa tüketici sözleşmeden dönme ya da ayıp oranında bedelden indirim haklarından birini kullanabilir (TKHK m. 11/3). Tüketici, seçimlik haklardan birini kullanmakla birlikte Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat da talep edebilir (TKHK m. 11/6).

Ücretsiz onarım veya misliyle değiştirilme talebinin satıcıya, üreticiye ya da ithalatçıya yöneltilmesinden itibaren azami otuz iş günü içinde yerine getirilmesi zorunludur (TKHK m. 11/4).

Tüketici uyuşmazlıklarında talep miktarına göre Tüketici Hakem Heyeti'ne başvuru zorunlu olabilir. 6502 sayılı Kanun m. 68/1 uyarınca belirli bir parasal sınırın altındaki uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetine başvuru zorunludur; bu sınırın üzerindeki uyuşmazlıklarda hakem heyetine başvurulamaz. Söz konusu parasal sınır her takvim yılı başında yeniden değerleme oranında artırılarak güncellenmektedir. Tüketici hakem heyetleri kendilerine yapılan başvuruları gereğini yapmak üzere kabul etmek zorundadır. Başvurular, tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu veya tüketici işleminin yapıldığı yerdeki heyete yöneltilebilir; tüketici hakem heyetinin bulunmadığı yerlerde ise başvurular o ilçe kaymakamlığına yapılabilir (TKHK m. 68/3). Bu zorunluluk, ilgili mevzuata göre alternatif uyuşmazlık çözüm mercilerine başvurmayı engellemez (TKHK m. 68/5). Ayrıca tarafların İcra ve İflas Kanunu'ndan doğan hakları bu düzenlemeden bağımsız olarak saklıdır.

6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 68Kaynağı aç
MADDE 68- (1) (Değişik cümle:24/3/2022-7392/13 md.) Tarafların İcra ve İflas Kanunundaki hakları saklı kalmak kaydıyla; değeri otuz bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetlerine başvuru zorunludur. Bu değerlerin üzerindeki uyuşmazlıklar için tüketici hakem heyetlerine başvuru yapılamaz. (2) Tüketici hakem heyetleri kendilerine yapılan başvuruları gereğini yapmak üzere kabul etmek zorundadır. (3) Başvurular, tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu veya tüketici işleminin yapıldığı yerdeki tüketici hakem heyetine yapılabilir. (Değişik cümle:24/3/2022-7392/13 md.) Tüketici hakem heyetinin bulunmadığı yerlerde ise başvurular o ilçe kaymakamlığına yapılabilir. (Ek cümle:24/3/2022-7392/13 md.) Yapılan bu başvurular, kaymakamlıklarca gereği yapılmak üzere Bakanlıkça belirlenen yetkili tüketici hakem heyetine iletilir. (4) Bu maddede belirtilen parasal sınırlar her takvim yılı başından itibaren geçerli olmak üzere, o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır. Bu artışların hesabında bin Türk Lirasının küsuru dikkate alınmaz. [16] (5) Bu madde tüketicilerin ilgili mevzuatına göre alternatif uyuşmazlık çözüm mercilerine başvurmasına engel değildir. İnceleme

Sık Sorulan Sorular

Gıda zehirlenmesinden dolayı ceza davası açılabilir mi?

Evet. Gıdanın zehirlenmesi veya bozulması yoluyla kişilerin hayatı ve sağlığının tehlikeye sokulması halinde TCK m. 185 kapsamında ceza soruşturması başlatılabilir. Bozulmuş gıdanın satılması, tedarik edilmesi ya da bulundurulması ise TCK m. 186 kapsamında ayrı bir suç oluşturur. Olayın kasten mi yoksa taksirle mi gerçekleştiğine göre uygulanacak madde ve öngörülen ceza miktarı değişmektedir.

Gıda zehirlenmesinde tazminat davası açma süresi ne kadardır?

Haksız fiilden doğan tazminat talebi, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl, her halükarda fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl içinde ileri sürülmelidir (TBK m. 72). Fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa ve ceza kanunları daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa o uzun süre uygulanır.

Ruhsatlı işletmenin sorumluluğu neden farklıdır?

Bozulmuş gıdanın satışı veya temini suçu, resmi izne dayalı olarak yürütülen bir meslek ve sanatın icrası kapsamında işlenirse TCK m. 186/2 uyarınca verilecek ceza üçte bir oranında artırılır.

Manevi tazminat alabilmek için ne gerekir?

Bedensel bütünlüğün zedelenmesi halinde hakim, olayın özelliklerini değerlendirerek manevi tazminata hükmedebilir; tazminata hükmedilip hükmedilmeyeceği ve miktarı hakimin takdirine bırakılmıştır (TBK m. 56/1). Yakınların manevi tazminat talep edebilmesi ise ağır bedensel zarar veya ölüm koşuluna bağlıdır (TBK m. 56/2).

Taksirle yaralama suçunda şikayet zorunlu mu?

Kural olarak evet; taksirle yaralama suçu şikayete bağlıdır (TCK m. 89/5). Ancak bilinçli taksirle işlenen hallerde, temel taksirle yaralama dışında, şikayet aranmaz.

Tüketici olarak satın aldığım gıdadan zehirlenirsem hangi hakları kullanabilirim?

6502 sayılı Kanun kapsamında sözleşmeden dönme, bedel indirimi, ücretsiz onarım veya ayıpsız misliyle değiştirilme gibi seçimlik haklardan birini kullanabilir, bunun yanı sıra Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat da talep edebilirsiniz (TKHK m. 11/1 ve m. 11/6). Ücretsiz onarım ve ayıpsız misliyle değiştirme bakımından satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur (TKHK m. 11/2).

Ölüm halinde hangi tazminat kalemleri talep edilebilir?

TBK m. 53 uyarınca cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücü kaybından doğan kayıplar ve ölenin desteğinden yoksun kalanların uğradığı kayıplar talep edilebilir. Madde bu kalemleri 'özellikle' ifadesiyle saydığından liste sınırlı değildir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu