Gıda zehirlenmesi mağdurları, olayın koşullarına göre hem ceza hem de hukuk yoluyla hak arayışına girişebilir. Ceza boyutunda sorumluların yargılanması söz konusuyken, hukuki boyutta uğranılan zararın tazmini talep edilebilir. Mağdur, devam eden ceza davasına katılarak ya da bağımsız bir hukuk davası açarak tazminat talebini ileri sürebilir.
Ceza Hukukunda Sorumluluk: Hangi Fiil Hangi Suçu Oluşturur?
Türk Ceza Kanunu, gıdayla ilgili suçları birbirinden ayrı maddelerle düzenler. TCK m. 185/1, içilecek sulara veya yenilecek ya da içilecek her çeşit besine zehir katarak ya da başka surette bunları bozarak kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşüren kişiye iki yıldan on beş yıla kadar hapis cezası öngörmektedir. Bu suçun dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık, yani taksirle işlenmesi halinde TCK m. 185/2 devreye girer ve ceza üç aydan bir yıla kadar hapis olarak belirlenir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 185Kaynağı aç
Bozulmuş veya değiştirilmiş gıdayı piyasaya sunmak TCK m. 185'ten bağımsız, ayrı bir suç tipidir. TCK m. 186/1 uyarınca, kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde bozulmuş ya da değiştirilmiş yenilecek veya içilecek şeyleri satan, tedarik eden ya da bulunduran kişi bir yıldan beş yıla kadar hapis ve bin beş yüz güne kadar adli para cezasıyla karşılaşır. Bu suçun resmi izne dayalı olarak yürütülen bir meslek ve sanatın icrası kapsamında işlenmesi halinde TCK m. 186/2 gereğince verilecek ceza üçte bir oranında artırılır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 186Kaynağı aç
Gıda zehirlenmesi ölüme yol açarsa TCK m. 85 uygulanabilir. Taksirle bir kişinin ölümüne neden olmak iki yıldan altı yıla kadar hapis cezasını gerektirirken (TCK m. 85/1), birden fazla kişinin ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümüyle birlikte başkalarının yaralanmasına sebebiyet verilmesi halinde bu ceza iki yıldan on beş yıla kadar hapis olarak uygulanır (TCK m. 85/2). Olayın ölüm değil yaralanmayla sonuçlandığı durumlarda ise taksirle yaralama hükümleri gündeme gelebilir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 85Kaynağı aç
Taksir ve Bilinçli Taksir Ayrımının Önemi
Taksirli suçlar yalnızca kanunun açıkça öngördüğü hallerde cezalandırılır (TCK m. 22/1). Taksir; dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranış sonucunda suçun kanuni tanımındaki neticenin öngörülmeksizin gerçekleştirilmesidir (TCK m. 22/2). Buna karşılık kişi neticenin gerçekleşeceğini öngörmüş, ancak bunu istememişse bilinçli taksir söz konusu olur; bu halde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır (TCK m. 22/3). Gıda zehirlenmelerinde sıradan ihmal ile neticenin öngörüldüğü ancak istenmediği haller arasındaki bu ayrım, uygulanacak ceza miktarını belirlemede belirleyici rol oynar.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 22Kaynağı aç
Taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek ceza failin kusuruna göre belirlenir (TCK m. 22/4). Birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda ise herkes yalnızca kendi kusurundan sorumlu tutulur ve her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir (TCK m. 22/5).
TCK m. 22/6, taksirli hareket sonucunda ortaya çıkan neticenin münhasıran failin kendi kişisel ve ailevi durumu bakımından artık ceza verilmesini gereksiz kılacak ölçüde mağdur olmasına yol açması halinde ceza verilmeyeceğini öngörür; bilinçli taksirde ise verilecek ceza yarıdan altıda bire kadar indirilebilir. Bu hükmün uygulanması somut koşullara bağlıdır.
Taksirle Yaralama: Ceza Miktarları ve Ağırlaştırıcı Haller
Gıda zehirlenmesinin yaralanmayla sonuçlandığı hallerde TCK m. 89 gündeme gelebilir. Temel hal olan taksirle yaralama (TCK m. 89/1), dört aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasını gerektirmektedir. Mağdurun duyularından ya da organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması, kemik kırılması, konuşmada sürekli güçlük, yüzde sabit iz, yaşamı tehlikeye sokan durum ya da gebe bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğması gibi ağır sonuçların gerçekleşmesi halinde temel ceza yarı oranında artırılır (TCK m. 89/2). Mağdurun iyileşmesi olanaksız bir hastalığa ya da bitkisel hayata girmesi, duygu veya organ işlevini yitirmesi, konuşma ya da çocuk yapma yeteneğini kaybetmesi, yüzünün sürekli değişmesi ya da gebe kadının çocuğunun düşmesi sonuçlarının gerçekleşmesi durumunda ise ceza bir kat artırılır (TCK m. 89/3). Aynı fiilden birden fazla kişinin zarar görmesi halinde ceza dokuz aydan beş yıla kadar hapis olarak uygulanır (TCK m. 89/4).
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 89Kaynağı aç
Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması kural olarak şikayete bağlıdır. Ancak basit taksirle yaralama hariç olmak üzere suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikayet aranmaz (TCK m. 89/5).
Tutuklama: Ön Koşullar ve Sınırlar
Ceza soruşturması sürecinde tutuklama kararı verilebilmesi için kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve ayrıca bir tutuklama nedeninin bulunması zorunludur; işin önemiyle ve beklenen cezayla ölçülü olmayan hallerde tutuklama kararı verilemez (CMK m. 100/1). Tutuklama nedenleri arasında şüphelinin kaçması, saklanması ya da kaçacağı şüphesini doğuran somut olgular ile delil karartma veya tanık ve mağdur üzerinde baskı yapma girişiminde bulunulduğuna dair kuvvetli şüphe sayılabilir (CMK m. 100/2). Sadece adli para cezası gerektiren suçlarda ya da vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler dışında hapis cezasının üst sınırı iki yılı aşmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez (CMK m. 100/4).
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 100Kaynağı aç
Maddi Tazminat: Talep Edilebilecek Kalemler
Gıda zehirlenmesinden kaynaklanan zararın tazmini Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiil hükümlerine dayanır. TBK m. 49 uyarınca, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bedensel zarar halinde TBK m. 54, talep edilebilecek maddi tazminat kalemlerini tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak sayar; madde bu kalemleri 'özellikle' ifadesiyle anmaktadır, dolayısıyla liste sınırlı sayıda değildir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 49Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 54Kaynağı aç
Ölüm halinde tazminat kalemleri cenaze giderlerini, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücü kaybından doğan kayıpları ve ölenin desteğinden yoksun kalanların uğradığı kayıpları kapsar (TBK m. 53). Bu düzenleme de aynı şekilde 'özellikle' ifadesiyle kaleme alınmış olup gıda zehirlenmesine özgü değil, genel haksız fiil hükmüdür.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 53Kaynağı aç
Manevi Tazminat
Bedensel bütünlüğün zedelenmesi halinde hakim, olayın özelliklerini göz önünde tutarak zarar görene uygun bir miktar manevi tazminat ödenmesine karar verebilir (TBK m. 56/1). Bu hüküm takdiri niteliktedir; tazminata hükmedilip hükmedilmeyeceği ve miktarı hakimin değerlendirmesine bırakılmıştır. Ağır bedensel zarar veya ölüm söz konusu olduğunda ise zarar görenin ya da ölenin yakınları da manevi tazminat talep edebilir (TBK m. 56/2). Yakınların bu haktan yararlanabilmesi için ağır bedensel zarar veya ölüm koşulunun gerçekleşmiş olması aranmaktadır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 56Kaynağı aç
Zamanaşımı: Tazminat Talebini Ne Zamana Kadar İleri Sürebilirsiniz?
Haksız fiilden doğan tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl, her halükarda fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar (TBK m. 72). Tazminat talebi, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü bir fiilden doğuyorsa o daha uzun ceza zamanaşımı uygulanır (TBK m. 72).
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 72Kaynağı aç
Haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa, tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile zarar gören bu borcu ifadan kaçınabilir (TBK m. 72).
Tüketici Hukuku Kapsamındaki Haklar
Gıda zehirlenmesi bir tüketici ilişkisi çerçevesinde gerçekleşmişse 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun da devreye girebilir. Ayıplı mal durumunda tüketici; sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedel indirimi, aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde ücretsiz onarım ya da imkan varsa ayıpsız misliyle değiştirilme seçimlik haklarından birini kullanabilir ve satıcı tercih edilen talebi yerine getirmekle yükümlüdür (TKHK m. 11/1).
6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 11Kaynağı aç
Ücretsiz onarım veya ayıpsız misliyle değiştirilme hakları üretici ya da ithalatçıya karşı da kullanılabilir. Bu hakların yerine getirilmesi konusunda satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur (TKHK m. 11/2). Üretici veya ithalatçı, malın kendisi tarafından piyasaya sürülmesinden sonra ayıbın doğduğunu ispat ettiği takdirde bu sorumluluktan kurtulabilir (TKHK m. 11/2). Ücretsiz onarım veya ayıpsız misliyle değiştirme satıcı için orantısız güçlük doğurursa tüketici sözleşmeden dönme ya da ayıp oranında bedelden indirim haklarından birini kullanabilir (TKHK m. 11/3). Tüketici, seçimlik haklardan birini kullanmakla birlikte Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat da talep edebilir (TKHK m. 11/6).
Ücretsiz onarım veya misliyle değiştirilme talebinin satıcıya, üreticiye ya da ithalatçıya yöneltilmesinden itibaren azami otuz iş günü içinde yerine getirilmesi zorunludur (TKHK m. 11/4).
Tüketici uyuşmazlıklarında talep miktarına göre Tüketici Hakem Heyeti'ne başvuru zorunlu olabilir. 6502 sayılı Kanun m. 68/1 uyarınca belirli bir parasal sınırın altındaki uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetine başvuru zorunludur; bu sınırın üzerindeki uyuşmazlıklarda hakem heyetine başvurulamaz. Söz konusu parasal sınır her takvim yılı başında yeniden değerleme oranında artırılarak güncellenmektedir. Tüketici hakem heyetleri kendilerine yapılan başvuruları gereğini yapmak üzere kabul etmek zorundadır. Başvurular, tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu veya tüketici işleminin yapıldığı yerdeki heyete yöneltilebilir; tüketici hakem heyetinin bulunmadığı yerlerde ise başvurular o ilçe kaymakamlığına yapılabilir (TKHK m. 68/3). Bu zorunluluk, ilgili mevzuata göre alternatif uyuşmazlık çözüm mercilerine başvurmayı engellemez (TKHK m. 68/5). Ayrıca tarafların İcra ve İflas Kanunu'ndan doğan hakları bu düzenlemeden bağımsız olarak saklıdır.
6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 68Kaynağı aç
Sık Sorulan Sorular
Gıda zehirlenmesinden dolayı ceza davası açılabilir mi?
Evet. Gıdanın zehirlenmesi veya bozulması yoluyla kişilerin hayatı ve sağlığının tehlikeye sokulması halinde TCK m. 185 kapsamında ceza soruşturması başlatılabilir. Bozulmuş gıdanın satılması, tedarik edilmesi ya da bulundurulması ise TCK m. 186 kapsamında ayrı bir suç oluşturur. Olayın kasten mi yoksa taksirle mi gerçekleştiğine göre uygulanacak madde ve öngörülen ceza miktarı değişmektedir.
Gıda zehirlenmesinde tazminat davası açma süresi ne kadardır?
Haksız fiilden doğan tazminat talebi, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl, her halükarda fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl içinde ileri sürülmelidir (TBK m. 72). Fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa ve ceza kanunları daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa o uzun süre uygulanır.
Ruhsatlı işletmenin sorumluluğu neden farklıdır?
Bozulmuş gıdanın satışı veya temini suçu, resmi izne dayalı olarak yürütülen bir meslek ve sanatın icrası kapsamında işlenirse TCK m. 186/2 uyarınca verilecek ceza üçte bir oranında artırılır.
Manevi tazminat alabilmek için ne gerekir?
Bedensel bütünlüğün zedelenmesi halinde hakim, olayın özelliklerini değerlendirerek manevi tazminata hükmedebilir; tazminata hükmedilip hükmedilmeyeceği ve miktarı hakimin takdirine bırakılmıştır (TBK m. 56/1). Yakınların manevi tazminat talep edebilmesi ise ağır bedensel zarar veya ölüm koşuluna bağlıdır (TBK m. 56/2).
Taksirle yaralama suçunda şikayet zorunlu mu?
Kural olarak evet; taksirle yaralama suçu şikayete bağlıdır (TCK m. 89/5). Ancak bilinçli taksirle işlenen hallerde, temel taksirle yaralama dışında, şikayet aranmaz.
Tüketici olarak satın aldığım gıdadan zehirlenirsem hangi hakları kullanabilirim?
6502 sayılı Kanun kapsamında sözleşmeden dönme, bedel indirimi, ücretsiz onarım veya ayıpsız misliyle değiştirilme gibi seçimlik haklardan birini kullanabilir, bunun yanı sıra Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat da talep edebilirsiniz (TKHK m. 11/1 ve m. 11/6). Ücretsiz onarım ve ayıpsız misliyle değiştirme bakımından satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur (TKHK m. 11/2).
Ölüm halinde hangi tazminat kalemleri talep edilebilir?
TBK m. 53 uyarınca cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücü kaybından doğan kayıplar ve ölenin desteğinden yoksun kalanların uğradığı kayıplar talep edilebilir. Madde bu kalemleri 'özellikle' ifadesiyle saydığından liste sınırlı değildir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

