Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi yasal bir zorunluluktur. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca fesih bildirim süreleri işçinin kıdemine göre iki hafta ile sekiz hafta arasında değişir. Kanunda belirlenen bu süreler asgari nitelikte olup emredici kural gereğince sözleşmelerle kısaltılamaz veya tamamen ortadan kaldırılamaz; bu süreleri azaltan sözleşme hükümleri geçersizdir. Buna karşılık, kanunda öngörülen asgari bildirim sürelerinin sözleşmeler ile artırılması mümkündür. Bildirim sürelerine ilişkin bu kurallar münhasıran belirsiz süreli iş sözleşmelerinde uygulama alanı bulur; belirli süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçi ve işverenin bildirim süresi verme yükümlülüğü bulunmamaktadır.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 17Kaynağı aç
Fesih Bildiriminin Hukuki Niteliği ve Şekil Şartları
Fesih bildirimi, muhataba yöneltilmesi gereken tek taraflı ve bozucu yenilik doğuran bir haktır. Bu hak kullanıldığında hüküm ve sonuçlarını karşı tarafa ulaştığı anda doğurur. Fesih bildirimi karşı tarafa ulaşmadan önce beyan sahibi tarafından tek taraflı olarak geri alınabilir; ancak muhataba ulaştıktan sonra fesih iradesinin geri alınabilmesi yalnızca karşı tarafın açık rızasıyla mümkündür.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 19. maddesinin birinci fıkrası gereğince işveren, fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih gerekçesini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Yazılı şekil şartının hukuki niteliği işçinin tabi olduğu koruma rejimine göre farklılık gösterir; iş güvencesine tabi olmayan iş ilişkilerinde fesih bildiriminin yazılı yapılması bir geçerlilik şartı olmayıp uyuşmazlıklarda ispat şartıdır. Öte yandan, 4857 sayılı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle belirsiz süreli iş sözleşmesi feshedilmeden önce hakkındaki iddialara karşı savunmasının alınması zorunludur; ancak işverenin 25. maddenin (II) numaralı bendi şartlarına uygun fesih hakkı saklı tutulmuştur.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 19Kaynağı aç
Kıdeme Göre Bildirim Sürelerinin Hesaplanması
4857 sayılı İş Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca fesih bildirim süreleri işçinin kıdemine göre kademelendirilmiştir. Bu doğrultuda; işteki kıdemi altı aydan az olan işçiler için iki hafta, altı aydan bir buçuk yıla kadar sürenlerde dört hafta, bir buçuk yıldan üç yıla kadar olan çalışmalarda altı hafta ve üç yılı aşan hizmetlerde sekiz haftalık sürenin geçmesiyle sözleşme feshedilmiş sayılır. Belirlenen bu yasal bildirim süreleri taraflarca sözleşmelerle artırılabilir, ancak yasal asgari sınırın altına indirilemez.
Peşin Ödeme Yoluyla Fesih ve Kötüniyet Tazminatı
4857 sayılı İş Kanunu'nun 17. maddesinin beşinci fıkrası doğrultusunda işveren, bildirim sürelerini beklemek yerine bu sürelere ait ücreti peşin ödemek suretiyle iş sözleşmesini derhal sona erdirebilir. Bildirim süresine ait ücreti peşin ödeyerek fesih imkânı münhasıran işverene tanınmış bir hak olup işçinin peşin ödeme yoluyla sözleşmeyi sona erdirme yetkisi bulunmaz. İşveren fesih iradesini kullanırken ya bildirim sürelerini fiilen uygulatmak ya da sürenin ücretini peşin ödemek seçeneklerinden birini tercih etmek zorundadır; bildirim süresi bölünerek bu iki fesih yolu birlikte uygulanamaz.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 17. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca, Kanun'un 18, 19, 20 ve 21. maddelerinin uygulama alanı dışında kalan, yani iş güvencesi kapsamına girmeyen işçilerin iş sözleşmesinin fesih hakkı kötüye kullanılarak sonlandırılması halinde işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında kötüniyet tazminatı ödenir. İş sözleşmesinin feshinde ayrıca bildirim şartına uyulmamış olması durumunda, kötüniyet tazminatına ilave olarak bildirim süresine ait ücret tutarında ihbar tazminatının da ödenmesi gerekir.
Yeni İş Arama İzni ve İhlalinin Sonuçları
Bildirim sürelerinin fiilen işletildiği fesihte işveren, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca işçiye yeni bir iş bulması için gerekli olan iş arama iznini iş saatleri içinde ve ücretinde hiçbir kesinti yapmaksızın vermek zorundadır. Kanun gereğince yeni iş arama izninin süresi günde iki saatten az olamaz. İşçi dilerse iş arama izin saatlerini birleştirerek toplu halde kullanabilir. Ancak bu izni toplu kullanmak isteyen işçinin, bunu işten ayrılacağı günden önceki günlere rastlatması ve bu durumu işverene önceden bildirmesi zorunludur.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 27Kaynağı aç
İşveren, yeni iş arama iznini hiç vermez veya eksik kullandırırsa o süreye ilişkin ücreti işçiye ödemekle yükümlüdür. İşveren iş arama izni esnasında işçiyi çalıştırırsa, işçinin izin kullanarak bir çalışma karşılığı olmaksızın alacağı ücrete ilaveten, çalıştırdığı sürenin ücretini yüzde yüz zamlı öder. Yeni iş arama izni yalnızca iş sözleşmesinin bildirim süreleri beklenerek feshedildiği durumlarda geçerlidir. İş sözleşmesinin derhal feshedildiği ya da bildirim sürelerine ilişkin ücretin peşin ödendiği durumlarda işverenin iş arama izni kullandırma yükümlülüğü doğmaz ve ihbar tazminatı alan işçi iş arama izin ücreti talep edemez.
İhbar Tazminatının Hukuki Şartları ve Hesaplanması
4857 sayılı İş Kanunu'nun 17. maddesinin dördüncü fıkrasına göre fesih bildirim şartına uymayan taraf, bildirim süresine ilişkin ücret tutarında ihbar tazminatı ödemekle yükümlüdür. Kanun metninde bildirim şartına uymayan taraf ifadesi yer aldığından bu tazminat yalnızca işverenin usulsüz feshinde değil, bildirim sürelerine riayet etmeksizin işi bırakan işçi bakımından da doğar. Fesih nedeniyle bir zararın doğmuş olması ya da bu zararın ispatlanması aranmaz; zarar ihbar tazminatından az olsa veya hiçbir zarar gerçekleşmese dahi tazminat talep hakkı mevcuttur. Buna karşılık, iş sözleşmesini bizzat kendisi fesheden taraf, sözleşmeyi sona erdiren taraf olması sebebiyle ihbar tazminatı isteyemez.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 17. maddesinin yedinci fıkrası gereğince, ödenecek ihbar tazminatı ile bildirim sürelerine ait peşin ödenecek ücretin hesabında işçinin fesih anındaki temel brüt ücretine ek olarak, süreklilik arz etmesi şartıyla para veya para ile ölçülmesi mümkün sözleşme ve kanundan doğan tüm giydirilmiş menfaatler göz önünde tutulur.
Haklı Nedenle Fesihte Hak Düşürücü Süreler
4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesinin ikinci fıkrası ile 25. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hallere dayalı fesih yetkisi, İş Kanunu'nun 26. maddesi gereğince iki taraftan birinin bu çeşit davranışlarda bulunduğunu diğer tarafın öğrendiği günden başlayarak altı iş günü ve her halde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl geçtikten sonra kullanılamaz. Bu süreler ayrı ayrı hak düşürücü niteliktedir ve sürelerden birinin dahi geçmesi haklı fesih imkânını tamamen ortadan kaldırır. Hak düşürücü niteliği sebebiyle bu süreler hâkim tarafından yargılamada resen dikkate alınır. Ancak haklı feshe konu olayda işçinin maddi çıkar sağlamış olması halinde bir yıllık hak düşürücü süre işlemez; işverenin öğrenmeden itibaren altı iş günü kuralına uyması fesih için yeterlidir. Ayrıca haklı fesih nedeninin süreklilik göstermesi durumunda da İş Kanunu m. 26'da öngörülen hak düşürücü süreler işlemez.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2016/6122, K. 2019/15301Kaynağı aç
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 26Kaynağı aç
Haklı fesihte fesih iradesinin altı iş günü içinde açıklanması yeterli olup bu süre içinde tebligatın muhatabına fiilen ulaşmış olması zorunlu değildir. İşverenin tüzel kişi olması halinde altı iş günlük süre feshe yetkili merciin olayı öğrendiği tarihte başlar; müfettiş soruşturması yapılması veya olayın disiplin kurulunda görüşülmesi süreyi başlatmaz, olayın feshe yetkili kişi ya da kurula intikal ettirildiği gün sürenin başlangıcı kabul edilir. Nitekim Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2016/6122 Esas ve 2019/15301 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, işyerinde kavga etme eylemine dayalı disiplin sürecinde yetkili disiplin kurulunun toplandığı gün fesih kararı verilmesi durumunda altı iş günlük sürenin geçmediği ve feshin haklı nedene dayandığı tespit edilerek kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerekmektedir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 26. maddesindeki altı iş günü ve bir yıllık hak düşürücü süreler yalnızca haklı nedenle derhal fesih hallerinde uygulanır; geçerli nedene dayanan fesih durumlarında bu hak düşürücü süreler işlemez. Geçerli nedene dayalı fesihlerin makul süre içinde yapılması aranır.
Feshe İtiraz, İspat Yükü ve Arabuluculuk Süreci
İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiasıyla 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesinin birinci fıkrası uyarınca işe iade talebiyle arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk başvurusunun, ihbar önelinin sona erdiği tarihten değil, fesih bildiriminin işçiye tebliğ edildiği tarihten itibaren bir ay içinde yapılması şarttır. Kanun'un 20. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir; işçi ise feshin bildirilen sebepten başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 20Kaynağı aç
Belirli süreli iş sözleşmelerinde ihbar süresi işletilir mi?
Hayır, bildirim süreleri yalnızca belirsiz süreli iş sözleşmelerinde uygulanır; belirli süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçi ve işverenin bildirim süresi verme zorunluluğu bulunmaz.
Sözleşmeyi kendisi fesheden taraf ihbar tazminatı alabilir mi?
Hayır, iş sözleşmesini bizzat kendisi fesheden taraf ihbar tazminatı talep edemez.
İşe iade talebinde arabuluculuk başvuru süresi ne zaman başlar?
İşe iade talebiyle yapılacak arabuluculuk başvuru süresi, ihbar süresinin bittiği tarihte değil, fesih bildiriminin işçiye tebliğ edildiği tarihten itibaren bir aydır.
İş arama izni kullandırılmaz veya bu sürede işçi çalıştırılırsa ne olur?
İşveren yeni iş arama iznini vermez veya eksik kullandırırsa o sürenin ücretini öder; izin saatlerinde işçiyi çalıştırırsa çalıştırdığı sürenin ücretini yüzde yüz zamlı olarak ödemek zorundadır.
İşçinin maddi çıkar sağladığı durumlarda 1 yıllık hak düşürücü süre uygulanır mı?
Hayır, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan olayda işçinin maddi çıkar sağlaması halinde bir yıllık hak düşürücü süre uygulanmaz; ancak olayın öğrenilmesinden itibaren altı iş günü içinde fesih hakkının kullanılması şarttır.
Haklı fesih iradesinin altı iş günü içinde tebliğ edilmiş olması şart mıdır?
Hayır, haklı fesih iradesinin altı iş günü içinde açıklanması yeterlidir; bu süre içerisinde fesih tebligatının muhatabına fiilen ulaşmış olması şart değildir.
Feshin geçerli bir nedene dayandığını ispat yükü kime aittir?
Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükü işverene aittir; işçi feshin gösterilen sebepten başka bir nedene dayandığını iddia ederse bu iddiasını kendisi ispatlamakla yükümlüdür.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

