İnternet Bankacılığı Dolandırıcılığında Bankanın Sorumluluğu

by Avukat Erdal Ersoy
İnternet Bankacılığı Dolandırıcılığında Bankanın Sorumluluğu

Bankalar sıradan bir ticari işletme olarak değil, güven kurumu niteliğinde kabul edilmekte ve bu nitelikleri gereğince ağır bir özen yükümlülüğü altında bulunmaktadır. Müşterinin hesabındaki paranın yetkisiz kişilerce çekilmesi halinde, gerçekleşen usulsüz ödeme kural olarak bankanın zararı sayılır. Banka, müşteriye ait mevduatı gerçek hak sahibine ödemedikçe kural olarak hesap sahibine karşı borcundan kurtulmuş sayılmaz ve hesap sahibinin mevduat alacağı devam eder.

Teknik Güvenlik Tedbirleri ve Şüpheli İşlemler

Bankaların Bilgi Sistemleri ve Elektronik Bankacılık Hizmetleri Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca, 34 ve 35. maddeler elektronik bankacılık kanallarında kimlik doğrulama ile işlem güvenliğine, 38 ve 39. maddeler ise internet ve mobil bankacılık özelindeki ilave güvenlik tedbirlerine ilişkin düzenlemeler içermektedir.

Yetkisiz işlemin müşteriye ait şifre veya cep telefonuna iletilen tek kullanımlık SMS onay kodu kullanılarak yapılmış olması, bankanın hiçbir kusurunun bulunmadığını tek başına göstermeyebilir. Hukuki inceleme yalnızca şifrenin ya da onay kodunun doğru girilmesine indirgenemez; somut olayın bütün koşulları çerçevesinde bankanın olağan dışı veya şüpheli durumu fark etmesinin gerekip gerekmediği araştırılır.

Müşteri Kusuru ve Sorumluluğun Sınırları

Usulsüz para transferlerinde müşterinin ağır ve belirleyici bir kusurunun bulunması, somut olayın özelliklerine göre bankanın sorumluluğunu azaltabilir veya tamamen ortadan kaldırabilir.

Bankanın asgari objektif özen yükümlülüğünü yerine getirdiği ve taraflar arasındaki yerleşik uygulama doğrultusunda işlem yaptığı hallerde, dolandırıcılığın şirket yetkilisinin kendi e-posta güvenliğini sağlayamamasından kaynaklanması bankanın sorumluluğunu doğurmaz. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 16.12.2024 tarihli ve E. 2024/657, K. 2024/9023 sayılı ilamında, e-posta üzerinden iletilen talimata dayalı somut olayda, bankanın asgari özenini gösterdiği ve yerleşik uygulamaya uygun hareket ettiği gözetilerek davanın reddi yönündeki bölge adliye mahkemesi kararı onanmıştır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/657, K. 2024/9023Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2024/657 E.  ,  2024/9023 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1444 Esas, 2023/1071 Karar HÜKÜM : Yeniden hüküm kurularak davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/21 E., 2019/1033 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı banka nezdindeki mevduat hesaplarında yıllık yaklaşık 3.000.000,00 euro işlem hacmi mevcut olduğunu, davacının davalı banka nezdinde sıklıkla talimat ile havale, eft işlemleri yaptığını, gelen talimatların doğru olup olmadığının kontrol edilmesi amacı ile davacının davalı banka tarafından aranarak sözlü teyit alındığını, davalı bankanın 11.12.2017 tarihinde davacının hiçbir bilgisi ve rızası olmaksızın davacıya ait imzanın ve kaşenin kopyalanması suretiyle oluşturulan eft talimat mailinin davalı bankaya gönderilmesi neticesinde … Reklam ve Organizasyon Gayrimenkul Danışmanlığı Otomotiv Tic. Ltd. Şti'ne 70.000,00 euro eft gönderildiğinin hesapların kontrolü sırasında öğrenildiğini, bankanın bu işlemi yaparken davacıdan teyit almadığını, güven kurumu olan bankanın oluşan zarardan sorumlu olduğunu, özen yükümlülüğüne aykırı davranışı sebebiyle zarara neden olan davalı bankanın, davacının zararını tazminden haksız olarak kaçındığını ileri sürerek 70.000,00 euronun karar aşamasında geçerli euro kuru üzerinden hesaplanacak değerin 11.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davalı bankaya başvurarak tüzel kişi müşteri sabit bilgileri başlığını taşıyan belgeyi doldurarak kaşe ve imza ile hesap açtırdığını, bu belgede … Ecza Deposu ve Sağlık Ürünleri San.Tic.Ltd.Şti'nin sahibi ve yetkilisi olan … e-posta adresi olarak mohammadzadeh655@yahoo.com'u gösterdiğini ve bankayla iletişimin bu yolla yapılacağını beyan ettiğini, davacı şirket ile davalı banka arasında Bankacılık Hizmetleri Çerçeve Sözleşmesi imzalandığını, davacının kendi ifadesiyle sıklıkla talimat ile havale, eft işlemleri, para transferi yaptığını, bu işlemlerin tamamının davacı şirketin sahibi ve tek yetkilisi olarak kendisine ait mail adresi ile yaptığını, dava konusu olaydan önce aynı mailden talimat vererek işlemler talep ettiğini, davalı banka tarafından talep edilen işlemlerin gerçekleştirildiğini, davacının haberi ve izni olmadan davalı bankanın davacıya ait 70.000,00 euroyu dava dışı bir şirkete havale ettiği iddiasının doğru olmadığını, davacının bilgisi dışında bir mail gönderilmiş ise davacı şirketin sahibi ve yetkilisinin mailine nasıl girildiğinin araştırılması gerektiğini, bunun sorumlusunun davalı banka olamayacağını, davalı banka tarafından müşterisinin aranmadığı iddiasının doğru olmadığını, 05.12.2017 tarihinde 150.000,00 euro talimatının bankaya geldiğini ve hesap bakiyesi müsait olmadığından o talimatın yerine getirilemediğini, davacı yetkilisi ile telefon görüşmesi yapıldığını ve hesap bakiyesinin müsait olmadığının bildirildiğini, hesap bakiyesi miktarı söylendikten sonra 70.000,00 euro bedellin talimatın bankaya gönderildiğini, bunların davacı şirketin yetkilisinin bilgisi doğrultusunda gerçekleştiğini, firma yetkilisinin yazılı firma talimatlarını ekleyerek ilettiği e posta adresinin güvenliğinin kendisine ait olduğunu, kendisi tarafından gönderilmediği iddia edilen işlemlerle aynı gün veya sonrasında kendisinin kabul ettiği işlemler ve diğer yazışmaların yine aynı e posta adresinden ulaştığını, davalı bankanın herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davalı bankanın güven kurumu olduğu, internet dolandırıcılığı ve sahte işlemler için gerekli alınabilecek tüm önlemleri alması gerektiği, esasen taraflar arasında akdedilen 21 inci maddede faks talimatlarının düzenlendiği, oysa havale ve eft'nin sadece mail ile gönderilen talimata istinaden yapıldığı, davacının mailine 4 saat gibi kısa bir süre içinde farklı ülkelerden giriş yapılıp oturum açıldığının sabit olduğu, davalı bankanın kendisine gelen bu maillerin davacı şirket tarafından gönderildiğine ilişkin gerekli teyitleri almadığı, ilgili teyitler alınmaksızın ve maillerin gerçekten davacıdan gelip gelmediğinin tespit edilmeksizin söz konusu bedelin gönderilmesinde davalı bankanın kusurunun bulunduğu, özellikle ilgili hesapta daha önce iki kez 150.000,00 euro gönderilmesi hususunda talimatlar gelmiş olmasına rağmen ve davacı şirketin hesabının müsait olmaması sebebiyle ödenmediği dikkate alındığında, söz konusu işlemlerden davalı banka yetkililerinin şüphe duyması gerektiği, esasen bu şekilde yapılacak havale ve eft işlemleri gibi işlemlerden bankanın müşterinin cep telefonuna şifre gönderme ve bu şifrenin verilmesi suretiyle havale ve eft işlemlerine onay verme şeklinde basit bir işlemle alabileceği bir güvenlik önlemi ile bu tarz işlemlerin önüne geçebileceği, yada sözleşmede düzenlendiği şekli ile davalı bankanın başlangıçta cep telefonu bilgisi verilen davacı şirket yetkilisinden sözlü teyit alması ve bu sözlü teyidi gerekirse ses kaydı ile ispatlaması gibi işlemlerle de bu şekildeki dolandırıcılık işlemlerinin önüne geçebileceği, ancak davalı bankanın hem sözleşmede düzenlenen uyarı kontrol yöntemlerini yerine getirmemiş oluşu, sözleşmede düzenlenmemiş bir şekilde mail adresinden gelen bilgilerle işlem yapması (sözleşmenin 21 inci maddesi faks talimatlarına ilişkin olup, mail aracılığıyla gönderilen talimatlar faks talimatı olarak nitelendirilememektedir), sözlü teyit almaması sebepleri ile kusurlu olduğu, ayrıca diğer pek çok bankanın yapmış olduğu gibi cep telefonuna gelen şifrenin girilmesi vb.güvenlik önlemlerini almaması sebebiyle kusurlu olduğu, bu nedenle özellikle ikinci bilirkişi kurulunun davalı bankanın kusurlu bulunmadığına yönelik görüşüne itibar edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında belirtildiği üzere taraflar arasındaki yerleşik uygulamanın transfer talimatının e-posta üzerinden davalı Banka'ya iletilmesi, taraflar arasında iletişim kurulması, ıslak imza ve talimat aslı aranmaksızın e-posta üzerinden iletilen talimata istinaden işlemin yapılması şeklinde olduğu, bu uygulama çerçevesinde taraflar arasında davaya konu para transferi öncesinde ve sonrasında birçok işlem yapıldığı, davacı şirket yetkilisinin e-posta gönderimlerinde kullandığı imzasının “…” olarak görüldüğü, davaya konu e-postada imzasında “… ” ifadesi yer alsa da dava konusu olmayan 16.06.2017 tarihli yine davalı banka yetkilisine gönderilen e-postada imzasında “…” ibaresinin yer aldığı, taraflar arasındaki Bankacılık Hizmetleri Çerçeve Sözleşmesi'nde havale işlemlerinde telefonla teyit alınacağına dair hüküm bulunmadığı, davaya konu transfer talimatının davalının müdahale imkanı olmayan davacı adına kayıtlı e-mail adresinden gönderildiği, davacı şirketin mail adresinde yapılan incelemelerde yahoo.com isimli sitede açmış olduğu oturumlarda 26.11.2017 ve 05.12.2017 tarihlerinde Nijerya'dan oturum açtığı, bir başka oturum bilgisinde ise 4 saatlik zaman farkıyla Nijerya ve İran'da farklı oturumlar açtığı tespit edilmiş ise de davacı şirket yetkilisinin mail güvenliğinden davalı bankanın sorumlu olmayacağı ve taraflar arasında yerleşik uygulama doğrultusunda davalı bankanın asgari objektif özen yükümlülüğünü yerine getirdiği gözetildiğinde mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, sözlü teyit alınmamış olması ve somut olayda uygulama yeri bulunmayan cep telefonu bankacılığına ilişkin güvenlik önlemlerinin alınmamış olması hususlarına yer verilerek davanın kabulüne karar verilmesinin isabetli görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş ve karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, bankacılık işleminden kaynaklı alacak talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 16.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Tüketici Hukuku Kapsamında Uyuşmazlıklar

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendi uyarınca ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiler tüketici kabul edilir. Kanun'un aynı maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinde ise mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil ticari veya mesleki amaçlarla hareket edenler ile tüketiciler arasında kurulan bankacılık sözleşmeleri de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem tüketici işlemi olarak nitelendirilmiştir. Bu çerçevede, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla bankacılık işlemi gerçekleştiren kişilerin uyuşmazlıkları tüketici işlemi niteliği taşıyabilir.

6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 3Kaynağı aç
MADDE 3- (1) Bu Kanunun uygulanmasında; a) Bakan: Gümrük ve Ticaret Bakanını, b) Bakanlık: Gümrük ve Ticaret Bakanlığını, c) Genel Müdür: Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürünü, ç) Genel Müdürlük: Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğünü, d) Hizmet: Bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan ya da yapılması taahhüt edilen mal sağlama dışındaki her türlü tüketici işleminin konusunu, e) İthalatçı: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere mal veya hizmetleri ya da bu malların hammaddelerini yahut ara mallarını ticari veya mesleki amaçlarla ithal ederek satım, kira, finansal kiralama veya benzeri bir yolla piyasaya süren gerçek veya tüzel kişiyi, f) Kalıcı veri saklayıcısı: Tüketicinin gönderdiği veya kendisine gönderilen bilgiyi, bu bilginin amacına uygun olarak makul bir süre incelemesine elverecek şekilde kaydedilmesini ve değiştirilmeden kopyalanmasını sağlayan ve bu bilgiye aynen ulaşılmasına imkân veren kısa mesaj, elektronik posta, internet, disk, CD, DVD, hafıza kartı ve benzeri her türlü araç veya ortamı, g) Konut finansmanı kuruluşu: Konut finansmanı kapsamında doğrudan tüketiciye kredi kullandıran ya da finansal kiralama yapan bankalar ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu tarafından konut finansmanı faaliyetinde bulunması uygun görülen finansal kiralama şirketleri ve finansman şirketlerini, ğ) Kredi veren: Mevzuatı gereği tüketicilere kredi vermeye yetkili olan gerçek veya tüzel kişiyi, h) Mal: Alışverişe konu olan; taşınır eşya, konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallar ile elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri her türlü gayri maddi malları, ı) Sağlayıcı: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, i) Satıcı: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, j) Teknik düzenleme: 29/6/2001 tarihli ve 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanunda yer alan tanımı, k) Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, l) Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi, m) Tüketici örgütleri: Tüketicinin korunması amacıyla kurulan dernek, vakıf veya bunların üst kuruluşlarını, n) Üretici: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere tüketiciye sunulmuş olan mal ya da bu malların hammaddelerini yahut ara mallarını üretenler ile mal üzerine markasını, unvanını veya herhangi bir ayırt edici işaretini koyarak kendisini üretici olarak gösteren gerçek veya tüzel kişiyi, ifade eder. İKİNCİ KISIM Genel Esaslar Temel ilkeler

Bilişim Suçlarına İlişkin Cezai Yaptırımlar

Bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına hukuka aykırı olarak girilmesi veya sistemde kalmaya devam edilmesi fiili, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 243. maddesinin birinci fıkrası gereğince bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 243Kaynağı aç
Madde 243- (1) Bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına, hukuka aykırı olarak giren veya orada kalmaya devam eden kimseye bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir.[100] (2) Yukarıdaki fıkrada tanımlanan fiillerin bedeli karşılığı yararlanılabilen sistemler hakkında işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranına kadar indirilir. (3) Bu fiil nedeniyle sistemin içerdiği veriler yok olur veya değişirse, altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (4) (Ek: 24/3/2016-6698/30 md.) Bir bilişim sisteminin kendi içinde veya bilişim sistemleri arasında gerçekleşen veri nakillerini, sisteme girmeksizin teknik araçlarla hukuka aykırı olarak izleyen kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme

Bilişim sistemindeki verileri bozan, yok eden, değiştiren, erişilmez kılan, sisteme veri yerleştiren veya var olan verileri başka bir yere gönderen kişilere 5237 sayılı Kanun'un 244. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir. Bu fiillerin bir banka veya kredi kurumuna ait bilişim sistemi üzerinde işlenmesi durumunda ise aynı maddenin üçüncü fıkrası gereğince ceza yarı oranında artırılır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 244Kaynağı aç
Madde 244- (1) Bir bilişim sisteminin işleyişini engelleyen veya bozan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Bir bilişim sistemindeki verileri bozan, yok eden, değiştiren veya erişilmez kılan, sisteme veri yerleştiren, var olan verileri başka bir yere gönderen kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Bu fiillerin bir banka veya kredi kurumuna ya da bir kamu kurum veya kuruluşuna ait bilişim sistemi üzerinde işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. (4) Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan fiillerin işlenmesi suretiyle kişinin kendisinin veya başkasının yararına haksız bir çıkar sağlamasının başka bir suç oluşturmaması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması

Başkasına ait bir banka veya kredi kartını her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimsenin, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya başkasına yarar sağlaması halinde, 5237 sayılı Kanun'un 245. maddesinin birinci fıkrası uyarınca faile üç yıldan altı yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası öngörülmüştür.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 245Kaynağı aç
Madde 245 – (Değişik: 29/6/2005 – 5377/27 md.) (1) Başkasına ait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimse, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya başkasına yarar sağlarsa, üç yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (2) Başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üreten, satan, devreden, satın alan veya kabul eden kişi üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (3) Sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlayan kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, dört yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (4) Birinci fıkrada yer alan suçun; a) Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin, b) Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlâtlığın, c) Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin, zararına olarak işlenmesi hâlinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz. (5) (Ek: 6/12/2006 – 5560/11 md.) Birinci fıkra kapsamına giren fiillerle ilgili olarak bu Kanunun malvarlığına karşı suçlara ilişkin etkin pişmanlık hükümleri uygulanır. Yasak cihaz veya programlar
Hesaptan yetkisiz para çekildiğinde mevduat alacağı biter mi?

Banka mevduatı gerçek hak sahibine ödemedikçe kural olarak borcundan kurtulmuş sayılmaz; usulsüz ödeme bankanın zararı kabul edildiğinden müşterinin mevduat alacağı kural olarak devam eder.

SMS onay kodu girilmiş olması bankanın kusursuzluğunu kanıtlar mı?

İşlemin şifre veya SMS onay koduyla yapılmış olması tek başına bankanın kusursuz olduğunu göstermeyebilir; bankanın somut koşullarda olağan dışı durumu fark etmesinin gerekip gerekmediği değerlendirilir.

Müşterinin kusuru bankanın sorumluluğunu etkiler mi?

Müşterinin ağır ve belirleyici kusurunun bulunması somut olayın niteliğine göre bankanın sorumluluğunu azaltabilir veya ortadan kaldırabilir.

Bireysel bankacılık mağduriyetleri tüketici işlemi sayılır mı?

6502 sayılı Kanun'un 3. maddesi uyarınca ticari veya mesleki amaç gütmeyen kişilerin bankalarla kurduğu sözleşmeler tüketici işlemi tanımı kapsamına girebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu