Tazminat Alma Şartları: Kıdem, İhbar ve Haklı Fesih

by Avukat Erdal Ersoy
Tazminat Alma Şartları: Kıdem, İhbar ve Haklı Fesih

İş ilişkisinde her tazminat aynı şartla doğmaz. Kıdem tazminatı, 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14 üncü maddesinde sayılan sona erme hâllerinde ve hizmet süresine göre gündeme gelir. İhbar tazminatı, belirsiz süreli iş sözleşmesinde 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17 nci maddesindeki bildirim sürelerine uyulmamasının sonucudur. Aynı Kanunun 24 ve 25 inci maddeleri ise işçinin veya işverenin sözleşmeyi süre dolmadan ya da bildirim süresini beklemeden feshedebileceği hâlleri düzenler. Bu maddeler fesih hakkını kurar; ayrıca kıdem veya ihbar tazminatı doğduğunu hükme bağlamaz.

1475 sayılı İŞ KANUNU m. 14Kaynağı aç
Madde 14 – (Değişik birinci fıkra: 29/7/1983 – 2869/3 md.) Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin: 1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle, 4. Bağlı bulundukları kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla;[2] 5. (Ek: 25/8/1999 – 4447/45 md.) 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler gözönüne alınarak hesaplanır. İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12/7/1975 tarihinden, itibaren işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur. Ancak, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. 12/7/1975 tarihinden evvel işyeri devrolmuş veya herhangi bir suretle el değiştirmişse devir mukavelesinde aksine bir hüküm yoksa işlemiş kıdem tazminatlarından yeni işveren sorumludur.[3] [4] İşçinin birinci bendin 4 üncü fıkrası hükmünden faydalanabilmesi için aylık veya toptan ödemeye hak kazanmış bulunduğunu ve kendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme yapılması için yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa müracaat etmiş olduğunu belgelemesi şarttır. İşçinin ölümü halinde bu şart aranmaz. T.C. Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanununa veya yalnız Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak sadece aynı ya da değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir. Yukarıda belirtilen kamu kuruluşlarında işçinin hizmet akdinin evvelce bu maddeye göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona ermesi suretiyle geçen hizmet süreleri kıdem tazminatının hesabında dikkate alınmaz. Ancak, bu tazminatın T.C. Emekli Sandığına tabi olarak geçen hizmet süresine ait kısmı için ödenecek miktar, yaşlılık veya malullük aylığının başlangıç tarihinde T.C. Emekli Sandığı Kanununun yürürlükteki hükümlerine göre emeklilik ikramiyesi için öngörülen miktardan fazla olamaz. Bu maddede geçen kamu kuruluşları deyimi, genel, katma ve özel bütçeli idareler ile 468 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde sayılan kurumları kapsar. Aynı kıdem süresi için bir defadan fazla kıdem tazminatı veya ikramiye ödenmez. Kıdem tazminatının hesaplanması, son ücret üzerinden yapılır. Parça başı, akort, götürü veya yüzde usulü gibi ücretin sabit olmadığı hallerde son bir yıllık süre içinde ödenen ücretin o süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama ücret bu tazminatın hesabına esas tutulur. Ancak, son bir yıl içinde işçi ücretine zam yapıldığı takdirde, tazminata esas ücret, işçinin işten ayrılma tarihi ile zammın yapıldığı tarih arasında alınan ücretin aynı süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle hesaplanır. (Değişik: 29/7/1983 – 2869/3 md.) 13 üncü maddesinde sözü geçen tazminat ile bu maddede yer alan kıdem tazminatına esas olacak ücretin hesabında 26 ncı maddenin birinci fıkrasında yazılı ücrete ilaveten işçiye sağlanmış olan para ve para ile ölçülmesi mümkün akdi ve kanundan doğan menfaatler de gözönünde tutulur. Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle açılacak davanın sonunda hakim gecikme süresi için, ödenmeyen süreye göre mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine hükmeder. İşçinin mevzuattan doğan diğer hakları saklıdır.[5] (Değişik: 17/10/1980 – 2320/1 md.) Bu maddede belirtilen kıdem tazminatı ile ilgili 30 günlük süre hizmet akidleri veya toplu iş sözleşmeleri ile işçi lehine değiştirilebilir. (Değişik: 10/12/1982 – 2762/1 md.) Ancak, toplu sözleşmelerle ve hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatlarının yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçinin ölümü halinde yukarıdaki hükümlere göre doğan tazminat tutarı, kanuni mirasçılarına ödenir. Kıdem tazminatından doğan sorumluluğu işveren şahıslara veya sigorta şirketlerine sigorta ettiremez. İşveren sorumluluğu altında ve sadece yaşlılık, emeklilik, malullük, ölüm ve toptan ödeme hallerine mahsus olmak kaydiyle Devlet veya kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurumlarda veya % 50 hisseden fazlası Devlete ait bir bankada veya bir kurumda işveren tarafından kıdem tazminatı ile ilgili bir fon tesis edilir.[6] Fon tesisi ile ilgili hususlar kanunla düzenlenir.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 17Kaynağı aç
Madde 17 – Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekir. İş sözleşmeleri; a) İşi altı aydan az sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak iki hafta sonra, b) İşi altı aydan birbuçuk yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak dört hafta sonra, c) İşi birbuçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak altı hafta sonra, d) İşi üç yıldan fazla sürmüş işçi için, bildirim yapılmasından başlayarak sekiz hafta sonra, feshedilmiş sayılır. Bu süreler asgari olup sözleşmeler ile artırılabilir. Bildirim şartına uymayan taraf, bildirim süresine ilişkin ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır. İşveren bildirim süresine ait ücreti peşin vermek suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir. İşverenin bildirim şartına uymaması veya bildirim süresine ait ücreti peşin ödeyerek sözleşmeyi feshetmesi, bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddesi hükümlerinin uygulanmasına engel olmaz. 18 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddelerinin uygulanma alanı dışında kalan işçilerin iş sözleşmesinin, fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat ödenir. Fesih için bildirim şartına da uyulmaması ayrıca dördüncü fıkra uyarınca tazminat ödenmesini gerektirir. Bu maddeye göre ödenecek tazminatlar ile bildirim sürelerine ait peşin ödenecek ücretin hesabında 32 nci maddenin birinci fıkrasında yazılan ücrete ek olarak işçiye sağlanmış para veya para ile ölçülmesi mümkün sözleşme ve Kanundan doğan menfaatler de göz önünde tutulur. Feshin geçerli sebebe dayandırılması
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 24Kaynağı aç
Madde 24 – Süresi belirli olsun veya olmasın işçi, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir: I. Sağlık sebepleri: a) İş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa. b) İşçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü işveren yahut başka bir işçi bulaşıcı veya işçinin işi ile bağdaşmayan bir hastalığa tutulursa. II. Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri: a) İşveren iş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri hakkında yanlış vasıflar veya şartlar göstermek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler vermek veya sözler söylemek suretiyle işçiyi yanıltırsa. b) İşveren işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söyler, davranışlarda bulunursa veya işçiye cinsel tacizde bulunursa. c) İşveren işçiye veya ailesi üyelerinden birine karşı sataşmada bulunur veya gözdağı verirse, yahut işçiyi veya ailesi üyelerinden birini kanuna karşı davranışa özendirir, kışkırtır, sürükler, yahut işçiye ve ailesi üyelerinden birine karşı hapsi gerektiren bir suç işlerse yahut işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnad veya ithamlarda bulunursa. d) İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemler alınmazsa. e) İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse, f) Ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp da işveren tarafından işçiye yapabileceği sayı ve tutardan az iş verildiği hallerde, aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığı ücret karşılanmazsa, yahut çalışma şartları uygulanmazsa. III. Zorlayıcı sebepler: İşçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler ortaya çıkarsa. İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 25Kaynağı aç
Madde 25 – Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir: I- Sağlık sebepleri: a) İşçinin kendi kastından veya derli toplu olmayan yaşayışından yahut içkiye düşkünlüğünden doğacak bir hastalığa yakalanması veya engelli hâle gelmesi durumunda, bu sebeple doğacak devamsızlığın ardı ardına üç iş günü veya bir ayda beş iş gününden fazla sürmesi.[7] b) İşçinin tutulduğu hastalığın tedavi edilemeyecek nitelikte olduğu ve işyerinde çalışmasında sakınca bulunduğunun Sağlık Kurulunca saptanması durumunda. (a) alt bendinde sayılan sebepler dışında işçinin hastalık, kaza, doğum ve gebelik gibi hallerde işveren için iş sözleşmesini bildirimsiz fesih hakkı; belirtilen hallerin işçinin işyerindeki çalışma süresine göre 17 nci maddedeki bildirim sürelerini altı hafta aşmasından sonra doğar. Doğum ve gebelik hallerinde bu süre 74 üncü maddedeki sürenin bitiminde başlar. Ancak işçinin iş sözleşmesinin askıda kalması nedeniyle işine gidemediği süreler için ücret işlemez. II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri: a) İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek, yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması. b) İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması. c) İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması. d) İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması, işyerine sarhoş yahut uyuşturucu madde almış olarak gelmesi ya da işyerinde bu maddeleri kullanması.[8] e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması. f) İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi. g) İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi. h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi. ı) İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması. III- Zorlayıcı sebepler: İşçiyi işyerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması. IV- İşçinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde devamsızlığın 17 nci maddedeki bildirim süresini aşması. İşçi feshin yukarıdaki bentlerde öngörülen sebeplere uygun olmadığı iddiası ile 18, 20 ve 21 inci madde hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir. Derhal fesih hakkını kullanma süresi

Kıdem tazminatını doğuran hâller

1475 sayılı İş Kanunu’nun 14 üncü maddesine göre, maddede sayılan hâllerde işçiye, işe başladığı tarihten itibaren hizmet akdinin sürdüğü her tam yıl için 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yılı aşan süreler de aynı oran üzerinden hesaplanır. Düzenleme; işverenin aynı Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışındaki feshini, işçinin aynı Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca feshini, muvazzaf askerliği, yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı ya da toptan ödeme almak amacıyla ayrılmayı ve 506 sayılı Kanunun belirtilen şartlarını tamamlayıp kendi isteğiyle ayrılmayı kapsar. Kadın işçinin evlenme tarihinden itibaren bir yıl içinde kendi arzusuyla sözleşmeyi sona erdirmesi ve işçinin ölümü de bu kapsamdadır.

İşçinin 14 üncü maddenin birinci bendinin 4 üncü fıkrasından yararlanması, aylık veya toptan ödemeye hak kazandığını ve yaşlılık sigortası bakımından bağlı olduğu kuruma ya da sandığa başvurduğunu belgelemesine bağlıdır. İşçinin ölümü hâlinde bu belgeleme şartı aranmaz. Ölüm hâlinde maddeye göre doğan tazminat tutarı kanuni mirasçılara ödenir.

Kıdem süresi, hizmet akdinin aralıksız sürmesine veya aralıklarla yeniden kurulmasına bakılmaksızın, aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süreler birleştirilerek hesaplanır. İşyerinin devri, intikali, herhangi bir suretle el değiştirmesi veya nakli hâlinde de hizmet süreleri toplanır. 12/7/1975 tarihinden itibaren işyerinin devri veya el değiştirmesinde işlemiş kıdem tazminatından her iki işveren sorumludur. Devreden işverenin sorumluluğu, işçiyi çalıştırdığı sürelerle ve devir sırasındaki ücret seviyesiyle sınırlıdır. Bu tarihten önceki devirde, devir sözleşmesinde aksi kararlaştırılmamışsa işlemiş kıdem tazminatından yeni işveren sorumludur.

Kamu hizmetlerinin birleştirilmesine dayanan kıdem ödemesi, sürelerin yalnız aynı ya da değişik kamu kuruluşlarında geçmiş olmasına ve bu sürelerin T.C. Emekli Sandığı Kanunu ile Sosyal Sigortalar Kanununa ya da yalnızca Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olmasına bağlıdır. Bu şartlarla Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, söz konusu kuruluşlarda geçen hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işvereni kıdem tazminatı öder. Kamu kuruluşu ifadesi genel, katma ve özel bütçeli idareler ile 468 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde belirtilen kurumlarla sınırlıdır. T.C. Emekli Sandığına tabi süreye düşen kısım, yaşlılık veya malullük aylığının başladığı tarihte yürürlükte bulunan hükümlere göre emeklilik ikramiyesi için öngörülen miktarı geçemez.

Kıdem tazminatının hesabı ve sınırları

Kıdem tazminatı son ücret üzerinden hesaplanır. Ücret parça başı, akort, götürü veya yüzde usulü gibi sabit değilse, son bir yılda ödenen ücretin bu sürede çalışılan günlere bölünmesiyle bulunan ortalama esas alınır. Son bir yıl içinde ücret zammı yapılmışsa, ayrılma tarihi ile zam tarihi arasındaki ücret de aynı yöntemle hesaplanır. Hesapta, 26 ncı maddenin birinci fıkrasında yazılı ücrete ek olarak işçiye sağlanan para ve parayla ölçülebilen akdi ve kanuni menfaatler dikkate alınır.

Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi nedeniyle açılan davanın sonunda hâkim, gecikme süresi için ve ödenmeyen süreye göre mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine hükmeder. İşçinin mevzuattan doğan diğer hakları saklıdır. Maddede belirtilen 30 günlük süre, hizmet akitleri veya toplu iş sözleşmeleriyle işçi lehine değiştirilebilir. Ancak sözleşme veya toplu iş sözleşmesiyle belirlenen yıllık kıdem tazminatı, en yüksek devlet memuruna bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez. İşveren, kıdem tazminatından doğan sorumluluğunu şahıslara veya sigorta şirketlerine sigorta ettiremez.

İhbar tazminatı ve bildirim süreleri

Belirsiz süreli iş sözleşmesinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekir. Bildirimden sonra sözleşme, işi altı aydan az sürmüş işçi için iki hafta, altı aydan bir buçuk yıla kadar sürmüş işçi için dört hafta, bir buçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş işçi için altı hafta ve üç yıldan fazla sürmüş işçi için sekiz hafta sonra feshedilmiş sayılır. Bu süreler asgaridir ve sözleşmelerle artırılabilir.

Bildirim koşuluna uymayan taraf, bildirim süresine denk gelen ücret tutarında tazminat ödemekle yükümlüdür. İşveren, bu süreye ait ücreti peşin ödeyerek fesih yapabilir. Bildirim koşuluna uyulmaması veya ücretin peşin ödenmesi, 18, 19, 20 ve 21 inci maddelerin uygulanmasını engellemez.

18 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca 18, 19, 20 ve 21 inci maddelerin uygulama alanı dışında kalan işçilerde, fesih hakkının kötüye kullanılarak sözleşmenin sona erdirilmesi hâlinde işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat ödenir. Fesihte bildirim şartına ayrıca uyulmamışsa, dördüncü fıkra uyarınca tazminat da gerekir. 17 nci maddeye göre ödenecek tazminatlar ile peşin bildirim ücretinin hesabında, 32 nci maddenin birinci fıkrasında yazılı ücrete ek olarak para veya parayla ölçülmesi mümkün sözleşme ve kanundan doğan menfaatler göz önünde tutulur.

İşçinin bildirimsiz fesih sebepleri

4857 sayılı İş Kanunu’nun 24 üncü maddesine göre, süresi belirli olsun veya olmasın işçi, maddede yazılı sağlık, ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan hâller ve benzerleri ile zorlayıcı sebep hâllerinde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir. Bu hüküm fesih hakkını düzenler; kıdem veya ihbar tazminatı sonucunu ayrıca belirtmez.

Sağlık başlığındaki ilk bent, işin niteliğinden kaynaklanan bir nedenle işin görülmesinin işçinin sağlığını veya yaşayışını tehlikeye düşürmesi hâlinde bildirimsiz fesih imkânı tanır. Bu bent sağlık sebebiyle fesih hakkını düzenler.

Ahlak ve iyiniyet başlığında her bent kendi şartıyla uygulanır. İşverenin işçiyi esaslı noktada yanıltması, işçinin veya aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak söz veya davranış ya da işçiye cinsel taciz, işçiye veya aile üyelerine sataşma, gözdağı, kanuna aykırı davranışa yöneltme, hapsi gerektiren suç veya ağır asılsız isnat hâlleri bu kapsamda düzenlenir. İşçinin başka bir işçi veya üçüncü kişi tarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ise, durumun işverene bildirilmesine rağmen gerekli önlemlerin alınmaması şartıyla haklı fesih sebebi oluşturur.

İşveren tarafından ücretin kanun hükümlerine veya sözleşme şartlarına uygun hesaplanmaması ya da ödenmemesi, işçiye bildirimsiz fesih hakkı verir. Parça başına veya iş tutarı üzerinden ücret ödenen işte işverenin işçiye eksik iş verip aradaki farkı karşılamaması yahut çalışma şartlarının uygulanmaması da aynı bentte yer alır. İşçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süreyle işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler ortaya çıkarsa işçi sözleşmeyi bildirimsiz feshedebilir.

İşverenin bildirimsiz feshi ve son fıkra

4857 sayılı İş Kanunu’nun 25 inci maddesine göre işveren, süresi belirli olsun veya olmasın, maddede sayılan sağlık, ahlak ve iyiniyet, zorlayıcı sebep ile gözaltı veya tutukluluk sebeplerinde sözleşmeyi sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir. İşçinin kendi kastından, derli toplu olmayan yaşayışından veya içkiye düşkünlüğünden doğan hastalık ya da engellilikte, bu sebeple oluşan devamsızlığın ardı ardına üç iş gününü veya bir ayda beş iş gününü aşması gerekir.

İşçinin tutulduğu hastalığın tedavi edilemeyecek nitelikte olduğu ve işyerinde çalışmasında sakınca bulunduğu Sağlık Kurulunca saptanırsa işveren bildirimsiz feshedebilir. Bu bentte Sağlık Kurulu saptaması ayrıca aranır. Birinci fıkranın (a) bendi dışındaki hastalık, kaza, doğum ve gebelik hâllerinde bildirimsiz fesih hakkı, hâlin işçinin çalışma süresine göre 17 nci maddedeki bildirim sürelerini altı hafta aşmasından sonra doğar. Doğum ve gebelikte bu süre, 74 üncü maddedeki sürenin bitiminde işlemeye başlar; sözleşme askıda kaldığı sürede ücret işlemez.

Ahlak ve iyiniyet sebepleri bent bent ayrıdır. İşçinin esaslı vasıf veya şart konusunda işvereni yanıltması, şeref ve namusa dokunan davranış veya asılsız ihbar, başka işçiye cinsel taciz, sataşma, işyerine sarhoş ya da uyuşturucu madde almış gelme veya işyerinde bunları kullanma bu kapsamdadır. Güveni kötüye kullanma, hırsızlık veya meslek sırrını açıklama gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlar ile işyerinde yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlenmesi de bildirimsiz fesih sebebi olarak yazılmıştır. Suç bendinde hem süre hem cezanın ertelenmemesi şartı birlikte aranır.

İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki iş günü, bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü ya da bir ayda üç iş günü devamsızlığı, bildirimsiz fesih sebebidir. Hatırlatıldığı hâlde görevini yapmamakta ısrar etmesi de ayrı bir sebeptir. İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden iş güvenliğini tehlikeye düşürmesi ya da işyerine ait veya eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara veya kayba uğratması aynı maddede yer alır.

İşçiyi işyerinde bir haftadan fazla çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması, işverene bildirimsiz fesih hakkı verir. Gözaltı veya tutukluluk sebebiyle devamsızlıkta ayrıca, devamsızlığın 17 nci maddedeki bildirim süresini aşması aranır. 25 inci maddenin son fıkrasına göre işçi, feshin bentlerde öngörülen sebeplere uygun olmadığı iddiasıyla 18, 20 ve 21 inci maddeler çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir. Bu fıkra, 25 inci maddeye dayanan feshi kendiliğinden işe iade yolunu kapatan bir istisna olarak düzenlemez; başvuru imkânını gösterir.

Zarar, illiyet ve iş kazası

Tazminat, haksız bir fiil veya ihmal sonucu oluşan zararın karşılanması amacıyla ödenen bedel olarak açıklanabilir. İş sözleşmesinin haksız feshi, iş kazası ve meslek hastalığı bu bağlamda tazminat gerekçesi olarak sayılabilir. Maddi tazminat; maaş kaybı ve tedavi masrafları gibi maddi zararın, manevi tazminat ise onur kırılması ve psikolojik sorunlar gibi manevi zararın giderilmesine yönelik bedel olarak ayrılır. Zararın haksız fiil veya ihmal sonucu meydana gelmiş olması da aranır. Bu çerçeve her tazminat türüne kendiliğinden uygulanacak tek şart listesi değildir.

İş kazası geçiren çalışanın, işverenin kusuru oranında maddi ve manevi tazminat davası açabileceği belirtilmektedir. Tazminat miktarının belirlenmesinde işçinin çalışma gücü kaybı, yaşı ve maaşı ana ölçütler olarak gösterilir. Kusurun bulunmadığı hâllerde sorumluluğun kapsamı, birden fazla kişinin sorumluluğu veya sosyal güvenlik ödemelerinin bu tazminatla ilişkisi bu açıklamada yer almaz.

Kendi isteğiyle ayrılan işçi kıdem tazminatı alabilir mi?

Genel olarak kendi isteğiyle işten ayrılan işçinin kıdem tazminatı hakkı bulunmaz. Bununla birlikte 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14 üncü maddesi; muvazzaf askerlik, yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı ya da toptan ödeme amacıyla ayrılma, ilgili şartların belgelenmesi ve kadın işçinin evlenme tarihinden itibaren bir yıl içinde kendi arzusuyla sözleşmeyi sona erdirmesi gibi ayrı hâller öngörür. İşçinin aynı Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca feshi de maddede kıdem doğuran hâller arasında sayılır.

İhbar tazminatı hangi bildirim sürelerine bağlanır?

Belirsiz süreli sözleşmede bildirim süresi, çalışma süresi altı aydan azsa iki hafta, altı aydan bir buçuk yıla kadarsa dört hafta, bir buçuk yıldan üç yıla kadarsa altı hafta ve üç yıldan fazlaysa sekiz haftadır. Süreler asgari olup artırılabilir. Bildirim şartına uymayan taraf, bildirim süresine ilişkin ücret tutarında tazminat öder; işveren bu ücreti peşin vererek feshedebilir.

25 inci maddeye dayanan fesih yargı yolunu kapatır mı?

Hayır. İşçi, feshin 25 inci maddedeki bentlerde öngörülen sebeplere uygun olmadığı iddiasıyla 18, 20 ve 21 inci maddeler çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir. Son fıkra bu başvuruyu düzenler; feshi kendiliğinden işe iade yolunu kapatan bir istisna olarak yazılmamıştır.

İşçinin ölümü hâlinde kıdem tazminatı kime ödenir?

1475 sayılı İş Kanunu’nun 14 üncü maddesine göre doğan tazminat tutarı kanuni mirasçılara ödenir. Ölüm hâlinde, aylık veya toptan ödeme için kuruma ya da sandığa başvurulduğunu belgelemeye ilişkin şart aranmaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu