Mirastan Feragat Sözleşmesi ve Hukuki Sonuçları

by Avukat Erdal Ersoy
Mirastan Feragat Sözleşmesi ve Hukuki Sonuçları

Mirastan Feragat Sözleşmesi Nedir?

Mirastan feragat sözleşmesi, mirasbırakan ile mirasçısı arasında yapılan ve mirasçının gelecekteki miras payından vazgeçmesini düzenleyen bir ölüme bağlı tasarruftur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 528. maddesinin birinci fıkrası uyarınca mirasbırakan, bir mirasçısı ile karşılıksız olarak veya belirli bir karşılık sağlanması şartıyla mirastan feragat sözleşmesi akdedebilir. Bu sözleşmenin yapılmasıyla birlikte feragat eden mirasçı, Türk Medeni Kanunu'nun 528. maddesinin ikinci fıkrası gereğince mirasçılık sıfatını kaybeder ve mirasbırakanın ölümü anında tereke üzerinde miras hakkı öne süremez.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 528Kaynağı aç
Madde 528 – Mirasbırakan, bir mirasçısı ile karşılıksız veya bir karşılık sağlanarak mirastan feragat sözleşmesi yapabilir. Feragat eden, mirasçılık sıfatını kaybeder. Bir karşılık sağlanarak mirastan feragat, sözleşmede aksi öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için de sonuç doğurur. 2. Hükümden düşmesi

Geçerlilik Koşulları ve Resmî Şekil Şartı

Mirastan feragat sözleşmesi miras sözleşmesinin bir çeşidi niteliğindedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 545. maddesi uyarınca miras sözleşmesinin geçerli olması için resmî vasiyetname şeklinde düzenlenmesi emredici kuraldır. Bu kapsamda sözleşmenin tarafları arzularını resmî memura aynı zamanda bildirirler ve düzenlenen metni memurun ile iki tanığın önünde bizzat imzalarlar. Türk Medeni Kanunu'nun 532. maddesine göre resmî vasiyetnameyi sulh hâkimi, noter veya kanunla kendisine yetki tanınmış diğer bir görevli memur düzenleyebilir.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/8822, K. 2019/2813Kaynağı aç
14. Hukuk Dairesi         2016/8822 E.  ,  2019/2813 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından 05.12.2014 gününde verilen dilekçe ile mirastan feragat sözleşmesinin iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 08.12.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: KARAR Dava, mirastan feragat sözleşmesinin iptali isteğine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin mirasbırakan … ile 18.02.2014 tarihinde evlendiğini, 25.02.2014 tarihinde … 1. Noterliğinin 04908 yevmiye sayılı düzenleme şeklinde mirastan feragat sözleşmesi ile müvekkili ile mirasbırakan arasında ivaz karşılığında mirastan feragat sözleşmesi akdettiklerini, mirastan feragat sözleşmesinin tanıklarından birinin mirasbırakanın çocuğu olan davalı … olduğunu, Türk Medeni Kanunu madde 536 uyarınca mirasbırakanın altsoyunun tanık olarak mirastan feragat sözleşmesine katılmasının yasak olduğunu, bu nedenlerle mirastan feragat sözleşmesinin geçersiz olduğunu beyanla mirastan feragat sözleşmesinin iptalini istemiştir. Davalılar, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmü, davalı … vekili temyiz etmiştir. Mirastan feragat sözleşmesi (TMK. md. 528), miras sözleşmesinin bir çeşidi olduğundan, resmi vasiyetname şeklinde yapılması zorunludur. (TMK. md. 545 ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kanunu 11.02.1959 tarih, 16/14 sayılı kararı ). Türk Medeni Kanunu m. 536’da yer alan mirasbırakanın altsoy kan hısımlarının resmî vasiyetnamenin düzenlenmesine memur veya tanık olarak katılamayacağına ilişkin kural, mirastan feragat sözleşmesi için de geçerlidir. Mirasbırakanın altsoyu olan davalı …, davaya konu … 1. Noterliğinin 25.02.2014 tarihli ve 04908 yevmiye sayılı düzenleme şeklinde mirastan feragat sözleşmesinde tanık olarak yer almıştır. Bu nedenle geçerli bir mirastan feragat sözleşmesinden söz edilemez. Ancak, davacı aynı mirastan feragat sözleşmesinde bütün miras hisselerinin tamamından murisi …’dan aldığı 20.000TL bedel karşılığında feragat ettiğini, feragat bedeli olan 20.000TL’yi murisi …’dan nakden ve defaten noterliğin haricinde aldığını ifade etmiştir. Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz (TMK m. 2). Edimlerin ifasından sonra davacının şekil eksikliğini ileri sürerek, gerçekleştirdiği hukuksal işlemin iptalini istemesi; Medeni Kanununun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük ilkesine aykırıdır. Bu bakımdan; mahkemece şekil eksikliği nedeniyle iptal isteminin reddine karar verilmesi gerekirken; yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuş; bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.03.2019 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. (Muhalif) K A R Ş I O Y Ölüme bağlı tasarrufların hüküm ve neticelerini, mirasbırakının ölümünden sonra meydana getirmesi söz konusu olduğu için, bu özelliği nedeniyle, kanun koyucu bu tasarrufların kurulmasını sıkı şekil şartına bağlamıştır. Kanun koyucu ölüme bağlı tasarrufların yapılması için iki farklı şekil şartı öngörmüştür. Bunlardan biri, mirasbırakanın tek taraflı yaptığı ve her zaman dönebileceği vasiyetname (MK 531-544), diğeri iki taraflı, bağlayıcı özelliği olan miras sözleşmesidir. Miras sözleşmesinin geçerli olması için Türk Medeni Kanununun 545/I. maddesi uyarınca resmî vasiyetname şeklinde düzenlenmesi gerekir. Türk Medeni Kanununun 536. maddesinde resmi vasiyetnamede yer alacak tanıkların bazı özellikleri taşıması hükme bağlanmış; bazı kişilerin resmî memur veya tanık olarak, resmî vasiyetnamenin tanziminde yer alamayacağı açıkça öngörülmüştür. Düzenlemeye katılma yasağını öngören 536. madde emredicidir. Türk Medeni Kanununun 536. maddesinin 1. fıkrası mutlak yasakları öngörmüştür. Birinci fıkraya göre “Fiil ehliyeti bulunmayanlar, bir ceza mahkemesi kararıyla kamu hizmetinden yasaklılar, okur yazar olmayanlar, mirasbırakanın eşi, üstsoy ve altsoy kan hısımları, kardeşleri ve bu kişilerin eşleri, resmi vasiyetnamenin düzenlenmesine memur veya tanık olarak katılamazlar”. Kanun koyucu, Türk Medeni Kanununun 536/I. maddesine tanıkların ve resmi memurun tarafsızlığının sağlanmasını istediği için böyle bir hükmü düzenlemiştir. Türk Medeni Kanununun 536/I. maddesinde öngörülen unsurlardan birini içinde barındıran resmî vasiyetname resmi şekle aykırı olarak düzenlenmiş addedilir ve işlem iptal davasına konu edilebilir. Mirastan feragat sözleşmesi, hukuki niteliği itibariyle bir miras sözleşmesi olduğu için, yukarıda açıklanan kurallar mirastan feragat sözleşmesinin kurulmasında da geçerli olacaktır. Muris ile davacı arasında … 1. Noterliğinde düzenlenen 25.02.2014 tarihli mirastan feragat sözleşmesine miras bırakanın altsoyu olan … tanık sıfatı ile katılmıştır. Türk Medene Kanununun 536. maddesinde belirtilen emredici ve yasaklayıcı kural nedeniyle mirastan feragat sözleşmesinin iptaline karar veren ilk derece mahkemesinin kararı doğrudur. Temyiz itirazlarının reddi ile mahkeme kararının onanması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun kararına katılamamaktayım.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 545Kaynağı aç
Madde 545- Miras sözleşmesinin geçerli olması için resmî vasiyetname şeklinde düzenlenmesi gerekir. Sözleşmenin tarafları, arzularını resmî memura aynı zamanda bildirirler ve düzenlenen sözleşmeyi memurun ve iki tanığın önünde imzalarlar. II. Ortadan kaldırılması 1. Sağlararasında a. Sözleşme veya vasiyetname ile
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 532Kaynağı aç
Madde 532 – Resmî vasiyetname, iki tanığın katılmasıyla resmî memur tarafından düzenlenir. Resmî memur, sulh hâkimi, noter veya kanunla kendisine bu yetki verilmiş diğer bir görevli olabilir. b. Memurun işlevi

Sözleşmenin düzenlenmesinde görev alacak memur ve tanıklar açısından yasal yasaklar getirilmiştir. Türk Medeni Kanunu'nun 536. maddesinin birinci fıkrası gereğince fiil ehliyeti bulunmayanlar, ceza mahkemesi kararıyla kamu hizmetinden yasaklı olanlar, okur yazar olmayanlar, mirasbırakanın eşi, üstsoy ve altsoy kan hısımları, kardeşleri ve bu kişilerin eşleri resmî işlemin düzenlenmesine memur veya tanık olarak katılamazlar. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin E. 2016/8822, K. 2019/2813 sayılı kararında belirtildiği üzere, mirasbırakanın altsoy kan hısımlarının memur ya da tanık olamayacağına ilişkin bu yasak mirastan feragat sözleşmeleri bakımından da aynen geçerlidir. Ayrıca Türk Medeni Kanunu'nun 536. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca düzenlemeye katılan memura, tanıklara ve bu kişilerin üstsoy, altsoy, kardeşleri ile eşlerine sözleşmeyle herhangi bir kazandırmada bulunulamaz.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 536Kaynağı aç
Madde 536- Fiil ehliyeti bulunmayanlar, bir ceza mahkemesi kararıyla kamu hizmetinden yasaklılar, okur yazar olmayanlar, mirasbırakanın eşi, üstsoy ve altsoy kan hısımları, kardeşleri ve bu kişilerin eşleri, resmî vasiyetnamenin düzenlenmesine memur veya tanık olarak katılamazlar. Resmî vasiyetnamenin düzenlenmesine katılan memura ve tanıklara, bunların üstsoy ve altsoy kan hısımlarına, kardeşlerine ve bu kişilerin eşlerine o vasiyetname ile kazandırmada bulunulamaz. f. Vasiyetnamenin saklanması

Resmî şekil zorunluluğu geçerlilik koşulu olduğundan bu usule uyulmadan adi yazılı yahut sözlü yapılan sözleşmeler hukuken geçerli sayılmaz. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin E. 2017/1857, K. 2021/651 sayılı kararında ifade edildiği üzere, kanunun emredici şekil koşuluna uyulmaksızın yapılan mirastan feragat sözleşmesinin hukuken geçerliliği bulunmadığından iptali de dava konusu edilemez ve bu yönde açılan iptal davasının reddi gerekir.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2017/1857, K. 2021/651Kaynağı aç
14. Hukuk Dairesi         2017/1857 E.  ,  2021/651 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 24/11/2016 gününde verilen dilekçe ile mirastan feragat sözleşmesinin iptali talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24/11/2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili ve bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: _ K A R A R _ Dava, mirastan feragat sözleşmesinin iptali isteğine ilişkindir. Davacılar vekili, mirasbırakan …'nın 10/07/1999 tarihinde vefat ettiğini, mirasbırakan …'nın …’dan olma çocukları olduklarını, davalıların ise mirasbırakanın resmi eşi ve çocukları olduklarını, mirasbırakana ait taşınmazlar için … 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/1226 Esas sayılı ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, davalıların vekilinin dosyaya sunduğu 14/12/2001 tarihli mirastan feragat sözleşmesi gereğince davacıların mirasçılık sıfatlarının bulunmadığını iddia ettiğini, bahsi geçen mirastan feragat sözleşmesinin davalılar tarafından davacıların annesi …’un kandırılarak veya ikna edilerek düzenlendiğini, davacıların reşit olmadıkları dönemde anneleri tarafından imzalanan mirastan feragat sözleşmesinin hukuken geçerli olmadığını, 14/12/2001 tarihli mirastan feragat sözleşmesinin hükümsüz olduğunun tespiti ile iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, mirasbırakan …'nın eşi ve çocukları olduklarını, dava konusu mirastan feragat sözleşmesinin davacıların velisi … tarafından düzenlendiğini, karşılığında davacılara…. 129 ada 38 parsel numaralı taşınmaz üzerindeki 5 bağımsız bölüm ile bir kısım nakit para verildiğini, mirastan feragat sözleşmesinin resmi şekil şartına tabi olmadığını, dava konusu sözleşmenin geçerli olduğundan bahisle davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, davanın kabulü ile … imzalı 14/12/2001 tarihli … ve …’nın miras hakkından ve terekedeki saklı paylarından feragat ettiğine ilişkinin belgenin hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmiştir. Hükmü, davalı … vekili ve bir kısım davalılar vekili temyiz etmişlerdir. Ölüme bağlı tasarrufların hüküm ve neticelerini, mirasbırakanın ölümünden sonra meydana getirmesi söz konusu olduğu için, bu özelliği nedeniyle, kanun koyucu bu tasarrufların kurulmasını sıkı şekil şartına bağlamıştır. Kanun koyucu ölüme bağlı tasarrufların yapılması için iki farklı şekil şartı öngörmüştür. Bunlardan biri, mirasbırakanın tek taraflı yaptığı ve her zaman dönebileceği vasiyetname (MK 531-544), diğeri iki taraflı, bağlayıcı özelliği olan miras sözleşmesidir. Miras sözleşmesinin geçerli olması için Türk Medeni Kanununun 545/I. maddesi uyarınca resmî vasiyetname şeklinde düzenlenmesi gerekir. Mirastan feragat sözleşmesi, hukuki niteliği itibariyle bir miras sözleşmesi olduğu için, yukarıda açıklanan kurallar mirastan feragat sözleşmesinin kurulmasında da geçerli olacaktır. Somut olayda, mirastan feragat sözleşmesi ölüme bağlı tasarruf şeklinde yapılması geçerlilik koşulu olup resmi şekil koşuluna uyulmadan yapılan sözleşmenin hukuken geçerliliği bulunmadığından iptali de söz konusu değildir. Türk Medeni Kanununun 545. maddesinde belirtilen emredici kural nedeniyle geçerli bir mirastan feragat sözleşmesinden söz edilemez. Bu sebeple davanın reddine karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirmeyle davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuş; bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekili ve bir kısım davalılar vekili temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatıranlara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.02.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Buna karşın şekil noksanlığının ileri sürülmesi hakkın dürüst kullanımı ilkesiyle sınırlıdır. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin E. 2016/8822, K. 2019/2813 sayılı kararı uyarınca, tarafların edimlerini karşılıklı olarak yerine getirmesinden sonra feragat edenin şekil eksikliğini öne sürerek tasarrufun iptalini talep etmesi Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesindeki dürüstlük kuralına aykırılık oluşturur ve hakkın kötüye kullanılması sayıldığından hukuk düzenince korunmaz.

İvazlı ve İvazsız Mirastan Feragatin Farkları

Mirastan feragat sözleşmesi karşılıksız yapılabileceği gibi belirli bir karşılık temin edilerek de kurulabilir. Feragatin ivazlı veya ivazsız olması özellikle altsoyun mirasçılığı bakımından farklı yasal sonuçlar doğurur. İvazsız feragatte, feragat eden mirasçının altsoyunun miras hakkı korunur. Bu halde feragat eden mirasçı mirasbırakandan önce ölmüş gibi kabul edilerek miras payı kendi altsoyuna geçer.

Karşılık sağlanarak gerçekleştirilen ivazlı feragatte ise Türk Medeni Kanunu'nun 528. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca sözleşmede aksine bir kural kararlaştırılmadıkça feragat, feragat edenin altsoyu için de sonuç doğurur. Dolayısıyla ivazlı feragatte feragat edenin çocukları ve altsoyu da kural olarak miras hakkını kaybeder; altsoyun mirasçılığının devam edebilmesi ancak sözleşmede buna açıkça yer verilmesiyle mümkündür.

İvazlı feragat sözleşmesinde mirasbırakan tarafından karşı edim olarak taşınmaz devri kararlaştırılabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2014/1111, K. 2016/605 sayılı kararında belirtildiği üzere, sözleşmede karşılık olarak belirlenen taşınmazın tapu sicilinde satış gösterilerek devredilmesi, tarafın kendi edimini ifa etmiş sayılması sonucunu etkilemez.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2014/1111, K. 2016/605Kaynağı aç
Hukuk Genel Kurulu         2014/1111 E.  ,  2016/605 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki “tapu iptali ve tescili” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Düzce 1. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 14/06/2012 gün ve E:2010/239, K:2012/248 sayılı kararın incelenmesi davacı vekilince istenilmesi üzerine, Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 01.04.2013 gün ve E:2012/17062, K:2013/4598 sayılı ilamı ile; (…Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davalının kendi edimini yerine getirmediği, bu nedenle de çekişmeli 267 ve 268 parsel sayılı taşınmazların kendi adına tescilini isteme hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı, ortak muris Mustafa Sağlam'dan kalan 267, 268 ve 214 parsel sayılı taşınmazlar nedeniyle 21.09.2001 tarihinde noterde davalılarla birlikte mirastan feragat sözleşmesi yaptıklarını, sözleşme uyarınca davalılara 214 parsel sayılı taşınmazdaki paylarını verdiğini, onların da 267 ve 268 parsellerdeki paylarını kendisine vermeleri gerekirken devri yapmadıklarını ve hileli davrandıklarını ileri sürerek, 267 ve 268 parsel sayılı taşınmazların tapularının iptali ile adına tescili, olmadığı takdirde ise 214 parselin aynen miras bırakan adına iadesi isteğiyle eldeki davayı açmıştır. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, ortak muris Mustafa Sağlam'ın 07.09.1989 tarihinde ölümü ile geride oğulları davacı … ile İbrahim ve torunları olan davalılar …. kaldıkları, İbrahim'in 06.02.2010 tarihinde öldüğü, ancak öncesinde miras bırakan Mustafa'nın tüm mirasçılarının 21.09.2001 tarihinde noterde düzenlenen mirastan feragat sözleşmesini imzaladıkları, sözleşmede davalıların 267 ve 268 parsellerde tüm hak ve hisselerinden davacı amcaları İrfan lehine feragat ettikleri, diğer amcaları İbrahim'in ölümü halinde de kendilerine intikal edecek olan miras hak ve hisselerinden de yine davacı lehine feragat ettikleri, karşılığında ise davacı … ile amcaları İbrahim'in 214 parseldeki paylarını aldıklarını, devraldıkları 214 parselin tahmini değerinin 500.000.000 TL olduğunun belirtildiği, 19.10.2001 tarihinde ise çekişmeli 214 parsel sayılı taşınmazın tüm mirasçılar adına intikal ettirilip, aynı gün satış suretiyle dava dışı Hanife Sağlam'a 500.000.000 TL bedelle temlik edildiği, onun tarafından da 06.12.2005 tarihinde dava dışı … satıldığı, taşınmazın halen bu kişi adına kayıtlı olduğu, çekişmeli diğer taşınmazlar olan 267 ve 268 parsellerin ise ortak miras bırakan Mustafa adına kayıtlı oldukları anlaşılmaktadır. Dava dışı Hanife'nin davalıların annesi olduğu dosyadaki nüfus kayıtları ile sabittir. Diğer iki parça taşınmaz ise halen muris Mustafa adına kayıtlıdır. Davacı, aralarındaki mirastan feragat sözleşmesi uyarınca ve davalıların isteği üzerine 214 parsel sayılı taşınmazın davalıların annesine aktarıldığını ileri sürmüş olup, bu iddianın aksi kanıtlanamamıştır. Bu durumda davacının edimini yerine getirdiği açıktır. Hal böyle olunca, dava konusu 267 ve 268 parseller yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın reddi doğru değildir. Kabule göre de; davalılar lehine hükmedilen avukatlık ücretinin harcı tamamlanan dava değeri üzerinden hesaplanması gerekirken, dava dilekçesinde belirtilen değer üzerinden avukatlık ücret tayini isabetsizdir…) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir. HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Mahkemenin, davacının kendi edimini yerine getirmediği, bu nedenle de çekişmeli 267 ve 268 parsel sayılı taşınmazları kendi adına tescilini isteme hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verdiği karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece, yukarıda belirtilen gerekçelerle bozulmuş; yerel mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Direnme kararını davacı vekili temyiz etmiştir. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davacının edimini yerine getirip getirmediği; varılacak sonuca göre, 267 ve 268 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydının davacı adına tescilinin gerekip, gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, Düzce 3.Noterliğince 21 Eylül 2001 tarih ve 11616 sayılı "Düzenleme Şeklinde Mirastan Feragat Sözleşmesi" isimli belge içeriğinde aynen; "…İlgililerin kimliklerinin tetkiki ve şahitlerin şahadetleri ile kişilikleri hakkında kanı sahibi bu işi yapmaya ehil olduklarını gördüm, bunun üzerine ilgililerden feragat edenler hep birlikte şahitlerin huzurunda söze başlayarak dedi ki: Dedemiz Mustafa Sağlam'ın adına kayıtlı bulunan ve onunda ölümü ile intikalen hak sahibi bulunduğumuz Düzce İli, Merkez İlçesi, Ovapınar köyü, Köyiçi mevkiinde kain ve tapunun pafta no:1, parsel no:267 ve 268 parselde kayıtlı gayrimenkullerde diğer hak sahibi olan ve çocuğu bulunmayan amcamız İbrahim Sağlam öldüğü takdirde miras yoluyla irsen ve teselsülen ondan bizlere intikal edecek olan miras hak ve hisselerimizden diğer amcamız … lehine feragat ediyoruz. Çünki biz onlardan yani amcalarımız İrfan ile İbrahim Sağlam'dan Düzce İli, Ovapınar köyü, Köyiçi mevkiinde bulunan pafta no:1, Parsel no: 214 de kayıtlı bulunan gayrimenkul üzerindeki hak ve hisselerini tapuda devir aldık onlar dedem Mustafa Sağlam'dan kendilerine kalan bu parsel üzerindeki miras hak ve hisselerini bizlere devir ettiler. Bu devir aldığımız gayrimenkulün tahmini değeri 500.000.000 TL (beş yüz milyon liradır) civarındadır. Bu nedenle Medeni Kanunun 475. maddesi gereğince ivazlı feragat ettiğimizi, böylece yukarıda belirtilen parsellerle ilgili olarak hiçbir hak talebinde bulunmayacağımızı tenkis davası açmayacağımızı noter ve şahitlerin huzurunda beyan ve ikrar ederiz. Diyerek sözlerini bitirdiler. Diğer taraftan lehine feragat edilen … söz alarak dediki: bende yukarıda feragat edenlerin beyanlarını aynen anlaşarak kabul ettiğimi beyan ve ikrar ederim. Diyerek sözlerini bitirdi. Oturumda hazır bulunan İbrahim Sağlam söz alarak dediki: Bende yukarıda bahsi geçen sözleri aynen kabul ile ivazlı bu feragata aynen anlaşarak kabul ettiğimi, noter ve şahitlerin huzurunda beyan ve ikrar ederim. Diyerek sözlerini bitirdi. Feragat edenler …, …, …, Saniye Toğru, …. Lehine Feragat Edilen: …; Muvafakat Eden (muris): İbrahim Sağlam.” ifadeleri yer almaktadır. Ayrıca duruşmada dinlenen davacı tanığı Mehmet Karaçayır yeminli beyanında aynen; “Ben taraflar arasında noterde yapılmış bulunan mirastan feragat sözleşmesinde tanık olarak bulundum. Noter sözleşmesinde yazılı hususlarda davacı ve davacının abisi İbrahim Sağlam benden anlaştıklarını söyleyerek tanık olmamı istediler. Bana söylediklerine göre İbrahim Sağlam’ın oturduğu evin olduğu yeri …’a verdiklerini ayrıca bir çeşmenin başında olan bu evin biraz aşağısında olan bir arsayı Hanife Sağlam ve …’a verdiklerini söylediler, sanırım bu bahsettiğim arsanın tapu kaydı 214 parseldi, ben bu anlaşma doğrultusunda tapuda işlem yapılıp yapılmadığını bilemiyorum.” şeklindedir. Yukarıda düzenleme şeklindeki noter senedinin içeriği ve davacı tanığının beyanları bir bütün olarak incelenip, değerlendirildiğinde; muris İbrahim Sağlam ile davalılar arasında 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (4721 sayılı TMK)'nun 528.maddesi (743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m.475) kapsamında mirastan feragat sözleşmesi, diğer taraftan da davacı ile davalılar arasında 4721 sayılı TMK. 677.maddesi (743 sayılı MK. m.612) kapsamında miras payının devrini öngören sözleşme bulunmaktadır. Davalıların yukarıda içeriğine aynen yer verilen noter senedinde yer alan “…belirtilen parsellerle ilgili olarak hiçbir hak talebinde bulunmayacağımızı tenkis davası açmayacağımızı …beyan ve ikrar ederiz…” şeklindeki ifade de dikkate alındığında, davalıların uyuşmazlığa konu olan 267 ve 268 parsellerdeki taşınmazlardan hem kök muris Mustafa Sağlam’dan intikal eden hem de amcaları muris İbrahim Sağlam’dan intikal edecek miras haklarının tamamından davacı … lehine feragat ettikleri anlaşılmaktadır. Davacının kendi edimini yerine getirip getirmediği hususuna gelince; noter senedi içeriğinde davalıların, davacı … ile amcaları İbrahim'in 214 parseldeki paylarını aldıklarını beyan ettikleri, devraldıkları 214 parselin tahmini değerinin 500 TL olduğunun belirtildiği, 19.10.2001 tarihinde ise çekişmeli 214 parsel sayılı taşınmazın önce tüm mirasçılar adına intikal ettirilip, daha sonra aynı gün satış suretiyle dava dışı Hanife Sağlam'a 500 TL bedelle temlik edildiği, bu kişi tarafından da 06.12.2005 tarihinde dava dışı Mehmet Emin Toğru'ya 27.200 TL bedel ile satıldığı, taşınmazın halen bu kişi adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere, davalıların da katılımıyla 214 parsel sayılı taşınmazın noter senedinin düzenlendiği tarihten (21.09.2001) çok kısa bir süre sonra (19.10.2001 tarihinde) ve noter senedinde belirtilen bedelle (500 TL) dava dışı Hanife Sağlam’a (davalıların annesine) devrinin yapılması karşısında, davacının kendi edimini yerine getirdiğinin kabulü gerekir. Devrin tapuda “satış” olarak gösterilmesinin, varılan bu sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Şu halde; yerel mahkemece, dava konusu 267 ve 268 parseller yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın reddi doğru değildir. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşme sırasında bir kısım üyelerce; uyuşmazlığa konu noter senedi içeriğine göre, davalıların sadece amcaları muris İbrahim Sağlam’dan intikal edecek miras haklarını davacı …’a devretmeyi taahhüt ettikleri, ancak kök muris Mustafa Sağlam’dan intikal eden miras payının devrini de taahhüt ettiklerini gösterecek bir ibarenin bulunmadığı, dolayısıyla kök muris Mustafa’dan intikal eden miras payı bakımından yerel mahkemenin direnmesinin bu yönüyle kısmen yerinde olduğu, zira mirastan feragat sözleşmesinin geçerli olabilmesi için murisin sağlığında ve onun katılımıyla yapılmasının zorunlu olduğu, kök muris Mustafa’nın noter senedi düzenlenmeden önce öldüğü, bu nedenle noter senedinin muris İbrahim’den intikal edecek miras hakkını kapsaması ve davacının kendi edimini yerine getirdiğinin anlaşılması karşısında davanın tamamen değil kısmen kabul edilmesi gerektiği, belirtilen nedenlerle yerel mahkeme kararının bu değişik gerekçeyle bozulması gerektiği ileri sürülmüş ise de; Kurul çoğunluğunca yukarıda belirtilen gerekçelerle bu görüş benimsenmemiştir. Öte yandan, Özel Daire bozma ilamında 214 parsel sayılı taşınmazın davalıların annesine devrine gerekçe olarak yazılan “…davalıların isteği üzerine…” ibaresinin sehve dayalı olarak yazıldığı anlaşılmaktadır. Zira, bu ibareyi doğrulayacak bir bilgi veya belgeye dosyada rastlanamamıştır. Hal böyle olunca; yerel mahkemece, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen ilave gerekçeyle Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen ilave gerekçe ve nedenden dolayı BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 11.05.2016 gününde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY YAZISI Davanın dayanağı davalılar ile amcaları İbrahim arasında Düzce 3.Noterliğinde resmi vasiyetname şeklinde düzenlenen 21.09.2001 tarihli "mirastan feragat sözleşmesi" dir. Bu sözleşme ile; davalılar, dedeleri Mustafa Sağlam'dan intikal eden 267 ve 268 parselde kayıtlı gayrimenkullerde, diğer hak sahibi olan ve çocuğu bulunmayan amcaları İbrahim Sağlam öldüğü takdirde, miras yoluyla irsen ve teselsülen ondan kendilerine intikal edecek olan miras hak ve hisselerinden aldıkları ivaz karşılığında diğer amcaları (davacı) İrfan lehine feragat etmişlerdir. Bu husus sözleşmenin içeriğinden açık bir şekilde anlaşılmaktadır. İbrahim Sağlam, 06.02.2010 tarihinde çocuksuz olarak ölmüş ve mirasçı olarak eşini ve davalılar ile davacı …'ı bırakmıştır. 267 ve 268 parsel numaralı gayrimenkullerde davalılara, 1989 da ölen dedeleri Mustafa Sağlam'dan intikal eden miras hakları, sözleşmenin kapsamına dahil değildir. Dolayısıyla, bu parsellerde davalılara amcaları İbrahim'den intikal eden, İbrahim'in miras payıyla sınırlı olarak iptal ve tescil karar verilmesi gerekir. Aynı parsellerde davalılara dedeleri Mustafa Sağlam'dan intikal eden miras paylarıyla ilgili iptal ve tescil kararı verilemez. Bu bakımdan davanın reddine dair direnme kararı, davalılara dedeleri Mustafa'dan intikal eden miras payları bakımından sonucu itibarıyla doğrudur. Bu yöne ilişkin direnme kararının onanmasına, İbrahim'den intikal eden miras payları bakımından kabul kararı verilmek üzere hükmün bozulmasına karar verilmelidir. Bu itibarla sayın çoğunluğun, "sözleşmenin kapsamına, dede Mustafa'dan davalılara intikal eden payların da dahil olduğunu, bu paylar bakımından sözleşmenin, miras payının temlikini de ihtiva ettiğini" kabul eden görüşüne iştirak etmiyorum.

Noterlik işlemlerinde birden fazla hukuki kurum aynı senette birleştirilebilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2014/1111, K. 2016/605 sayılı kararında vurgulandığı üzere, aynı düzenleme şeklindeki noter senedinde bir yandan mirasbırakan ile mirasçı arasında Türk Medeni Kanunu'nun 528. maddesi çerçevesinde mirastan feragat sözleşmesi kurulurken, diğer yandan mirasçılar arasında Türk Medeni Kanunu'nun 677. maddesi kapsamında miras payının devri sözleşmesi yapılması mümkündür. Miras payının devri sözleşmesi mirasçılar arasında yazılı şekle, üçüncü kişiyle yapıldığında ise noterlikçe düzenleme şekline bağlıdır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 677Kaynağı aç
Madde 677- Terekenin tamamı veya bir kısmı üzerinde miras payının devri konusunda mirasçılar arasında yapılan sözleşmelerin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır. Bir mirasçının üçüncü kişiyle yapacağı böyle bir sözleşmenin geçerliliği, noterlikçe düzenlenmesine bağlıdır. Sözleşme bu kişiye paylaşmaya katılma yetkisi vermez; sadece paylaşma sonunda mirasçıya özgülenen payın kendisine verilmesini isteme hakkını sağlar. III. Mirasın açılmasından önce yapılan sözleşmeler

Feragatin Hükümden Düşmesi ve Tenkis Kuralları

Mirastan feragatin geçerliliğini koruması, feragatin kimin yararına yapıldığına bağlı olarak değişir. Türk Medeni Kanunu'nun 529. maddesi gereğince sözleşme muayyen bir şahıs gözetilerek akdedilmişse ve bu kişi miras açıldığında herhangi bir nedenle mirasçı vasfını kazanamazsa feragat kendiliğinden hükümsüz hale gelir. Buna karşılık sözleşmede açıkça belirli bir lehtar gösterilmemişse, feragatin en yakın ortak kökten gelen altsoy yararına gerçekleştiği kabul edilir; söz konusu kişilerin mirasçılık sıfatını elde edememesi halinde de tasarruf yine hükümden düşer.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 529Kaynağı aç
Madde 529- Mirastan feragat sözleşmesi belli bir kişi lehine yapılmış olup bu kişinin herhangi bir sebeple mirasçı olamaması hâlinde, feragat hükümden düşer. Mirastan feragat sözleşmesi belli bir kişi lehine yapılmamışsa, en yakın ortak kökün altsoyu lehine yapılmış sayılır ve bunların herhangi bir sebeple mirasçı olamaması hâlinde, feragat yine hükümden düşer. 3. Tereke alacaklılarının hakları

Karşılık sağlanarak yapılan feragatler saklı payları ihlal edebilir. Türk Medeni Kanunu'nun 565. maddesinin birinci fıkrasının ikinci bendine göre miras haklarının ölümden önce tasfiyesi maksadıyla yapılan kazandırmalar ölüme bağlı tasarruflar gibi tenkise tâbidir. Türk Medeni Kanunu'nun 573. maddesi gereğince mirasbırakan mirastan feragat eden mirasçıya sağlığında terekenin tasarruf edilebilir kısmını aşan edimlerde bulunmuşsa diğer saklı paylı mirasçılar tenkis talebinde bulunabilirler; bu halde feragat edenin yalnızca kendi saklı payını aşan miktarı tenkise tâbi tutulur ve edimlerin değerlerinin mahsubunda mirasta denkleştirme kuralları uygulanır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 565Kaynağı aç
Madde 565- Aşağıdaki karşılıksız kazandırmalar, ölüme bağlı tasarruflar gibi tenkise tâbidir: 1. Mirasbırakanın, mirasçılık sıfatını kaybeden yasal mirasçıya miras payına mahsuben yapmış olduğu sağlararası kazandırmalar, geri verilmemek kaydıyla altsoyuna malvarlığı devri veya borçtan kurtarma yoluyla yaptığı kazandırmalar ya da alışılmışın dışında verilen çeyiz ve kuruluş sermayesi, 2. Miras haklarının ölümden önce tasfiyesi maksadıyla yapılan kazandırmalar, 3. Mirasbırakanın serbestçe dönme hakkını saklı tutarak yaptığı bağışlamalar ve ölümünden önceki bir yıl içinde âdet üzere verilen hediyeler dışında yapmış olduğu bağışlamalar, 4. Mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalar. b. Geri verme borcu
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 573Kaynağı aç
Madde 573- Mirasbırakan, mirastan feragat eden mirasçıya, sağlığında terekenin tasarruf edilebilir kısmını aşan edimlerde bulunmuşsa; diğer mirasçılar bunun tenkisini isteyebilirler. Bu durumda, mirastan feragat edenin sadece saklı payını aşan miktar tenkise tâbi olur. Edimlerin değerlerinin mahsubu, mirasta denkleştirme kurallarına göre yapılır. II. Geri verme

Tenkis davası neticesinde terekeye iade mecburiyeti doğduğunda feragat eden mirasçıya kanun iki yönlü bir serbesti tanımıştır. Türk Medeni Kanunu'nun 574. maddesi doğrultusunda feragat eden mirasçı, dilerse tenkise tâbi tutulan iktisabı terekeye vermeyi seçebilir ya da feragat karşılığı temin ettiği tüm edimleri eksiksiz biçimde terekeye bırakarak feragat işlemi hiç gerçekleşmemişçesine mirasın paylaştırılmasına iştirak edebilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 574Kaynağı aç
Madde 574- Mirastan feragat eden, tenkis sebebiyle terekeye bir malı veya diğer bir değeri geri vermekle yükümlü olursa; dilerse tenkise tâbi değeri geri verir, dilerse almış olduklarının tamamını terekeye geri vererek mirastan feragat etmemiş gibi paylaşmaya katılır. İKİNCİ KISIM MİRASIN GEÇMESİ BİRİNCİ BÖLÜM MİRASIN AÇILMASI A. Açılma ve değerlendirme anı

Alacaklıların Hakları ve Reddin İptali Hükmünün Kıyas Yasağı

Mirastan feragat sözleşmesinde mirasbırakanın alacaklılarının menfaati özel olarak gözetilmiştir. Türk Medeni Kanunu'nun 530. maddesi uyarınca mirasın açılması anında tereke mevcut borçları karşılayamıyor ve borçlar diğer mirasçılarca da ödenmiyorsa; feragat eden ve mirasçıları, mirasbırakanın ölümünden önceki beş yıl içinde feragat karşılığı aldıkları değerlerden ötürü mirasın açılması anındaki zenginleşmeleri tutarında tereke alacaklılarına karşı sorumlu olurlar.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 530Kaynağı aç
Madde 530- Mirasın açılması anında tereke, borçları karşılayamıyorsa ve borçlar mirasçılar tarafından da ödenmiyorsa, feragat eden ve mirasçıları, alacaklılara karşı feragat için ölümünden önceki beş yıl içinde mirasbırakandan almış oldukları karşılıktan, mirasın açılması anındaki zenginleşmeleri tutarında sorumludurlar. DÖRDÜNCÜ AYIRIM ÖLÜME BAĞLI TASARRUFLARIN ŞEKİLLERİ A. Vasiyet I. Şekilleri 1. Genel olarak
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2015/18071, K. 2016/11027Kaynağı aç
14. Hukuk Dairesi         2015/18071 E.  ,  2016/11027 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 18.08.2014 gününde verilen dilekçe ile mirastan feragat sözleşmesinin iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 17.02.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü: KA R A R Dava, mirastan feragat sözleşmesinin iptali istemine ilişkindir. Davacı … Pazl. Dağ.Tic. Ltd. Şti vekili; davalının müvekkil şirkete borçlu olduğunu, hakkında yapılan icra takibinde malvarlığına rastlanmadığını, davalının murisi ile yapmış olduğu mirastan feragat sözleşmesinde mirastan feragat ettiğini, mirastan feragat sözleşmesinin muvazaalı olması nedeniyle iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir. Davalı ile murisi…. arasında …. 3. Noterliğinde 19.02.2010 tarihli mirastan feragat sözleşmesi aktedilmiştir. Miras ölümle açılır. Herhangi bir işleme gerek olmadan kendiliğinden bir bütün olarak mirasçılara intikal eder. Türk Medeni Kanununda alacaklıların bundan zarar görmemesi için bazı tedbirleri alınmıştır. Söz konusu tedbirler acze düşen mirasbırakanın mirasçısının mirası ret işlemine karşı, alacaklıların reddin iptalini isteme (TMK. m.618); mirası reddeden mirasçıların alacaklılarının reddin iptalini isteme (TMK. m. 617); mirasçının alacaklılarına tenkis davası açma hakkının tanınması (TMK. m. 562/I); mirasçılıktan çıkarılan mirasçının alacaklılarına iptal veya tenkis davası açmasına imkan verme (TMK. m. 562/II); paylaşmaya katılma (TMK m.648) resmi tasfiyeyi talep (TMK. m.633); ivaz almak suretiyle feragat eden mirasçının tereke alacaklılarına karşı sorumlu tutulması imkân sağlanması (TMK. m. 530) ile terekeye ilişkin koruma önlemlerinin alınmasını isteme haklarının (TMK. m. 589) sağlanmasıdır. Mirastan ivazsız olarak feragat eden mirasçının alacaklılarının feragatin iptalini isteyip isteyemeyecekleri hakkında Türk Medeni Kanununda açık bir düzenleme bulunmamaktadır. "Malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçı, alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse; alacaklıları veya iflas idaresi, kendilerine yeterli bir güvence verilmediği takdirde, ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali hakkında dava açabilirler. Reddin iptaline karar verilirse, miras resmen tasfiye edilir. Bu suretle tasfiye edilen mirastan reddeden mirasçının payına bir şey düşerse bundan, önce itiraz eden alacaklıların, daha sonra diğer alacaklıların alacakları ödenir. Arta kalan değerler ise, ret geçerli olsa idi bundan yararlanacak olan mirasçılara verilir.”(TMK m 617) Söz konusu hükmün lafzından malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçının, alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirastan feragat etmesi halinde de feragatin iptalini isteyebilme yönünde bir sonuç elde edilememektedir. Feragat, mirasbırakanın ölümünden önce gerçekleşen bir hukuki işlemdir. Mirasın reddi ise, mirasbırakanın ölümünden sonra gerçekleşir. Mirastan feragatte beklemece bir haktan vazgeçme söz konusu iken, mirasın reddinde somut, güncel bir haktan vazgeçme söz konusudur. Mirasın reddinin iptaline ilişkin hükmün kıyas yolu ile mirastan feragate de uygulanması mümkün değildir. Kanundaki düzenleme eksikliği bir ihmalin sonucu olmayıp; bilinçli bir tercihin ürünüdür. Mirastan feragatte, kişinin beklenen bir haktan feragat ettiği, mirasçının ölümü anında sağ olup olmayacağı, dolayısıyla mirasçılık sıfatını kazanıp kazanamayacağı; mirasçı olabilse dahi, miras hissesine düşen mirasın parasal değerinin ne olacağı belirli değildir. Kanun koyucu bilinçli olarak susmuş ve olumsuz bir çözüm tarzını benimsemiştir. Buna karşın hukuk düzenince öngörülen diğer imkânlarının kullanılmasının önünü kapatmamamıştır. Mahkemece, davanın bu gerekçe ile reddedilmesi gerekirken, feragat sözleşmesinin tespitine ilişkin mahkeme kararının kesinleşmesi nedeniyle iptalinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş ise de; davanın reddi sonucu itibariyle doğru bulunduğundan HUMK' nun 438/IX. maddesi gereğince gerekçe düzeltilerek hükmün onanmasına karar verilmiştir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün gerekçesi düzeltilerek ONANMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinte yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.12.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Feragat eden mirasçının kendi alacaklılarının durumu bakımından ise Türk Medeni Kanununda ivazsız feragatin iptaline yönelik açık bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Mirasın açılmasından sonra gerçekleşen ve kesinleşmiş somut bir haktan vazgeçmeyi içeren mirasın reddinden farklı olarak feragat, mirasbırakanın sağlığında henüz doğmamış beklenen bir haktan feragati içerir. Bu aşamada mirasçının mirasbırakanın vefatında sağ olup olamayacağı, mirasçılık sıfatını kazanıp kazanamayacağı ve miras hissesine düşecek parasal değer belirsizdir. Bu nedenle Türk Medeni Kanunu'nun 617. maddesinde düzenlenen mirasın reddinin alacaklılarca iptali kuralı kıyas yoluyla mirastan feragat sözleşmelerine uygulanamaz.

Mirastan feragat eden kişinin altsoyu mirasçı olabilir mi?

Karşılıksız mirastan feragatte feragat eden mirasbırakandan önce ölmüş kabul edildiğinden altsoyunun miras hakkı devam eder. Karşılık alınarak yapılan ivazlı feragatte ise sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça feragat edenin altsoyu da miras hakkını kaybeder.

Mirastan feragat sözleşmesi adi yazılı şekilde geçerli midir?

Hayır, mirastan feragat sözleşmesinin geçerliliği resmî vasiyetname şeklinde yapılmasına bağlıdır. Sulh hâkimi, noter veya yetkili resmî memur huzurunda iki tanıkla düzenlenmeyen sözleşmeler hukuken geçersizdir ve bu sebeple açılan iptal davaları reddedilir.

Lehine feragat edilen kişi mirasçı olamazsa sözleşme ne olur?

Feragat sözleşmesi belirli bir kişi lehine yapılmış olup da bu kişinin mirasçı olamaması durumunda feragat hükümden düşer. Feragat belirli bir kişi lehine yapılmamışsa en yakın ortak kökün altsoyu lehine sayılır ve bu kişilerin mirasçı olamaması halinde de feragat yine hükümden düşer.

İvazlı feragat eden kişi tereke borçlarından sorumlu tutulabilir mi?

Miras açıldığında tereke mevcut borçları karşılamaz ve borçlar diğer mirasçılarca ödenmezse feragat eden ve mirasçıları, mirasbırakanın vefatından önceki beş yıl içinde aldıkları karşılıktan ötürü mirasın açılması anındaki zenginleşmeleri tutarında tereke alacaklılarına karşı sorumlu olurlar.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu