6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 285 uyarınca bağışlama sözleşmesi, bağışlayanın sağlararası sonuç doğurmak üzere malvarlığından bağışlanana karşılıksız bir kazandırma yapmayı üstlendiği sözleşmedir. Bununla birlikte ahlaki bir ödevin yerine getirilmesi, henüz edinilmemiş bir haktan feragat edilmesi veya bir mirasın reddedilmesi bağışlama sayılmaz. Mirasbırakanın sağlığında gerçekleştirdiği kazandırmaların mirasçılar tarafından geri alınabilmesi ya da etkisiz kılınabilmesi; işlemin saklı payları zedelemesine, mirasta denkleştirme kapsamına girmesine veya hukuki geçerlilik şartlarına bağlıdır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 285Kaynağı aç
Bağışlama İşlemlerinin Geçerlilik Unsurları ve Eşin Tasarruf Yetkisi
Taşınmaz malların bağışlanmasında geçerlilik, tapu sicil müdürlüğü nezdinde resmi şekil şartının yerine getirilmesine, bağışlayanın bağışlama iradesini tereddüde mahal vermeyecek açıklıkta ortaya koymasına ve mülkiyetin tescil edilmesine bağlıdır. Kurucu unsurlardaki bir sakatlık, yapılan temlikin baştan itibaren hukuki geçerlilik kazanmasını engeller. Mirasbırakanın ölümünden sonra sonuç doğurması öngörülen bağışlama taahhütleri ise ölüme bağlı tasarruf vasfı taşır ve vasiyetname için aranan şekil koşullarına uyulmadığı durumlarda geçersizlik yaptırımıyla karşılaşır.
Bağışlamaya konu taşınmaz üzerinde mülkiyet rejimine bağlı tasarruf sınırları da mevcuttur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 223 hükmü uyarınca eşlerden her biri yasal sınırlar dairesinde kişisel malları ile edinilmiş mallarını yönetme, bunlardan istifade etme ve bunlar üzerinde tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Ancak aksine bir sözleşme veya anlaşma bulunmadıkça, eşlerden biri diğer eşin açık rızası olmaksızın paylı mülkiyete tabi bir maldaki payı üzerinde tasarrufta bulunamaz. Dolayısıyla paylı mülkiyet konusu bir taşınmaz payının rıza alınmadan bağışlanması tasarruf yetkisi eksikliği doğurur.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 223Kaynağı aç
Saklı Payların İhlali Durumunda Tenkis Davası ve Yasal Süreler
Mirasbırakan hayatta iken malvarlığı üzerinde kural olarak dilediği tasarrufta bulunabilse de bu tasarruf serbestisi saklı paylı mirasçıların kanunen korunan asgari miras haklarıyla sınırlıdır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 560 uyarınca saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini talep etme hakkına sahiptir. Tenkis davası, yapılan bağışlamayı bütünüyle iptal edip malı aynen terekeye döndüren bir tapu iptali yolu değildir; tasarrufun yalnızca mirasbırakanın serbestçe tasarruf edebileceği sınırı aşan ve saklı payı zedeleyen kısmının etkisizleştirilmesini amaçlar.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 560Kaynağı aç
Sağlararası yapılan karşılıksız kazandırmaların hangilerinin tenkise tabi olacağı kanunda düzenlenmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 565 uyarınca; mirasçılık sıfatını kaybeden yasal mirasçıya miras payına mahsuben yapılan kazandırmalar, geri verilmemek kaydıyla altsoya malvarlığı devri veya borçtan kurtarma yoluyla sağlanan edimler ile alışılmışın dışındaki çeyiz ve kuruluş sermayesi ölüme bağlı tasarruflar gibi tenkise tabidir. Bunların yanı sıra miras haklarının ölümden önce tasfiyesi maksadıyla yapılan kazandırmalar, mirasbırakanın serbestçe dönme hakkını saklı tutarak yaptığı bağışlamalar, ölümünden önceki bir yıl içinde âdet üzere verilen hediyeler haricindeki bağışlamalar ve saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yapıldığı açık olan kazandırmalar da tenkis davasına konu edilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 565Kaynağı aç
Tenkis davası açma hakkı kanunda belirtilen hak düşürücü sürelere bağlanmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 571/1 gereğince mirasçılar, saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl içinde bu davayı açmalıdır; her durumda vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmesiyle hak düşer. Bir tasarrufun mahkemece iptal edilmesi önceki bir tasarrufun yürürlüğe girmesine yol açarsa süreler iptal kararının kesinleştiği tarihte işlemeye başlar. Tenkis iddiası ise aleyhine tasarrufun yerine getirilmesi istenen saklı paylı mirasçı tarafından süre sınırlaması olmaksızın def'i yoluyla her zaman ileri sürülebilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 571Kaynağı aç
Mirasta Denkleştirme ve Terekeye İade Yükümlülüğü
Mirasbırakanın sağlığında gerçekleştirdiği karşılıksız kazandırmalar saklı pay sınırlarını zedelemese dahi yasal mirasçılar arasında adalet ve eşitliğin sağlanması amacıyla denkleştirmeye konu edilebilir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 669 uyarınca yasal mirasçılar, mirasbırakandan miras paylarına mahsuben elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaları denkleştirmeyi sağlamak amacıyla terekeye geri vermekle birbirlerine karşı yükümlüdürler. Mirasbırakanın çeyiz veya kuruluş sermayesi temin etmek, malvarlığı devretmek yahut borçtan kurtarmak gibi karşılık almaksızın altsoyuna yapmış olduğu sağlararası kazandırmalar, mirasbırakan tarafından aksi açıkça belirtilmedikçe denkleştirmeye tabidir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 669Kaynağı aç
Tapuda Açık Bağış ile Muris Muvazaasının Ayrımı
Murisin sağlığında yaptığı devirleri geri almak isteyen mirasçıların başvurduğu muris muvazaası iddiası, tapu müdürlüğünde açıkça bağışlama olarak akdedilen temliklerde uygulama alanı bulmaz. Tapuda bağış şeklinde yapılan işlemler hukuken geçerli kabul edildiğinden, bu işlemlere karşı muvazaa gerekçesiyle tapu iptal ve tescil davası açılamaz; bu tasarruflara karşı kanuni şartların gerçekleşmesi halinde yalnızca saklı payın ihlali sebebiyle tenkis yoluna başvurulabilir.
Buna karşılık mirasbırakanın gerçek iradesi bağışlama olduğu halde, mirasçılarından mal kaçırmak kastıyla tapu dairesinde satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi ivazlı bir işlem görünümü vermesi halinde muris muvazaası söz konusu olur. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2016/11064 Esas ve 2019/5912 Karar sayılı ilamında ifade edildiği üzere, uyuşmazlığın adil çözüme kavuşturulabilmesi mirasbırakanın asıl irade ve gayesinin duraksamaya yer bırakmayacak biçimde açıklığa kavuşturulmasını zorunlu kılar. Gizlenen gerçek amacın tespiti bakımından; yöresel gelenekler, toplumsal eğilimler, hayatın olağan akışı, mirasbırakanın devri gerçekleştirmesinde makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, devralanın mali alım gücü, akit tarihindeki gerçek değer ile resmi bedel arasındaki fark ve tarafların beşeri ilişkileri titizlikle incelenir. Muvazaa iddiasına dayalı davalarda mirasbırakanın kastının açık bir şekilde ortaya konulması gerekir ve ispat yükü bu iddiayı ileri süren davacı taraftadır.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2016/11064, K. 2019/5912Kaynağı aç
Mirasbırakanın temliki gerçekleştirirken mal kaçırma amacı taşımadığı, temlikin haklı ve makul gerekçelere dayandığı durumlarda muvazaa davası dinlenmez. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2016/11064 Esas ve 2019/5912 Karar sayılı ilamında, mirasbırakanın birikmiş borçlarının ödenmesi ve vefatına kadar kendisine sağlanan bakım karşılığında minnet duygusuyla gerçekleştirdiği taşınmaz devrinin mirastan mal kaçırma gayesi gütmediği ve işlemin iptal edilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Ayrıca mirasbırakanın terekesinde işlem dışı bırakılmış başkaca taşınmaz mallarının yer alması ve mal kaçırma iradesi taşısaydı bu mallarını da devredebilecek olması durumu, somut devirde mal kaçırma kastının bulunmadığına ilişkin bir veri olarak değerlendirilebilir.
Dava Ehliyeti, Miras Ortaklığı ve Terekenin Temsili
Birden fazla mirasçının bulunması halinde miras ortaklığının hukuki statüsü dava açma usulünü belirler. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 640/1 ve m. 640/2 uyarınca, mirasın intikaliyle birlikte taksim aşamasına kadar terekeye dahil tüm hak ve borçları içeren bir miras ortaklığı meydana gelir; mirasçılar tereke mallarına elbirliğiyle malik olurlar ve sözleşmeden yahut kanundan kaynaklanan yönetim yetkileri saklı kalmak üzere terekedeki tüm haklar üzerinde kural olarak birlikte tasarruf ederler.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 640Kaynağı aç
Terekeye karşı yapılan işlemlerin niteliği dava ehliyetinin sınırlarını çizer. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2016/13155 Esas ve 2019/5597 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, terekeye karşı haksız fiil mahiyetinde olan muris muvazaası ve elatmanın önlenmesi davalarında her bir mirasçı kendi payı yönünden bağımsız olarak dava ikame edebilir. Ancak ehliyetsizlik, vekalet görevinin kötüye kullanılması ve benzeri hukuksal sebeplere dayanan tapu iptal ve tescil taleplerinde terekeyi temsil eden tüm mirasçıların birlikte dava açması veya açılan davaya onay vermesi şarttır. Onayın temin edilemediği durumlarda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 640/3 uyarınca sulh mahkemesinden terekeye temsilci atanması talep edilerek yargılama yürütülür.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2016/13155, K. 2019/5597Kaynağı aç
Ortaklığın devamı süresince terekedeki malvarlığının güvence altına alınması da kanuni koruma altındadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 640/4 uyarınca mirasçılardan her biri terekedeki hakların korunmasını mahkemeden talep edebilir ve sağlanan bu hukuki muhafazadan tüm mirasçılar müştereken yararlanır. Ayrıca mirasçılardan birinin borç ödemeden aciz halinde bulunması durumunda diğer mirasçılar, mirasın açılmasıyla haklarının zedelenmesini önlemek adına gerekli acil tedbirlerin alınmasını sulh hukuk mahkemesinden isteyebilirler.
Bağıştan Dönme Sebepleri ve Mirasçıların Geri Alma Hakkı
Bağışlama ilişkisi yalnızca miras hukuku kurallarıyla değil, borçlar hukuku kapsamında bağıştan dönme hükümleriyle de sona erdirilebilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 295 gereğince; bağışlananın bağışlayana veya onun yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemesi, bağışlayana veya ailesine karşı kanundan doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı hareket etmesi ya da yüklemeli bağışlamada haklı bir sebep bulunmaksızın yüklemeyi ifa etmemesi hallerinde elden bağışlama veya bağışlama sözü geri alınabilir. Bu koşulların gerçekleşmesi halinde bağışlayan, bağışlananın istem anındaki zenginleşmesi tutarında bağışlama konusunun iadesini talep etme yetkisine haizdir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 295Kaynağı aç
Bağıştan dönme hakkının kullanım süresi ve mirasçılara intikali özel kanuni kurallarla düzenlenmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 297/1 uyarınca bağışlayan, geri alma sebebini öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içinde bağışlamayı geri alabilir. Bağışlayanın bu bir yıllık süre tamamlanmadan vefat etmesi halinde, geri alma hakkı kanun gereği mirasçılarına geçer ve mirasçılar kalan sürenin bitimine kadar bu hakkı kullanarak bağışlamayı geri alabilirler. Eğer bağışlayan hayattayken geri alma sebebini öğrenemeden ölmüşse, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 297/3 uyarınca mirasçıları mirasbırakanın ölüm tarihinden itibaren bir yıllık süre içerisinde bağışlamayı geri alma hakkını bizzat kullanabilirler.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 297Kaynağı aç
Tapuda doğrudan bağış yapılan taşınmaz muris muvazaası davasıyla mirasçılarca geri alınabilir mi?
Açıkça bağış olarak tapuda kaydettirilen işlemler gizli bir sözleşme içermediğinden muvazaa iddiasıyla iptal edilemez; bu devir saklı pay kurallarını ihlal ediyorsa mirasçılar yalnızca tenkis davası açabilirler.
Mirasbırakanın borcunu ödeyen evladına yaptığı devir mirastan mal kaçırma sayılır mı?
Mirasbırakanın birikmiş borçlarının karşılanması veya kendisine ömrü boyunca sağlanan bakım karşılığında minnet duygusuyla yaptığı taşınmaz devirleri mirastan mal kaçırma kastı taşımadığından iptal edilmez.
Saklı payı zedelenen mirasçı tenkis davasını hangi süre içinde açmalıdır?
Tenkis davası, mirasçıların saklı paylarının ihlal edildiğini öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde mirasın açıldığı tarihten itibaren on yıl geçmekle düşer.
Tenkis talebi dava süresi geçtikten sonra mahkemede ileri sürülebilir mi?
Evet, tenkis iddiası aleyhine tasarrufun yerine getirilmesi istenen mirasçı tarafından herhangi bir hak düşürücü süreye bağlı kalmaksızın def'i yoluyla her zaman ileri sürülebilir.
Mirasbırakanın sağlığında çocuklarına yaptığı mal devirleri mirasta denkleştirmeye tabi midir?
Mirasbırakanın altsoyuna karşılıksız yaptığı çeyiz, kuruluş sermayesi, malvarlığı devri ve borçtan kurtarma kazandırmaları, aksine açık bir irade bildirilmedikçe denkleştirmeye tabidir.
Mirasbırakanın sağlığında sahip olduğu bağıştan dönme hakkını mirasçılar kullanabilir mi?
Mirasbırakan bir yıllık süre dolmadan vefat ederse mirasçıları kalan sürede; geri alma sebebini öğrenemeden ölmüşse vefattan başlayarak bir yıl içinde bağışlamayı geri alabilirler.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

