Miras Taksim Sözleşmesi Nedir? Miras Nasıl Paylaşılır?

by Avukat Erdal Ersoy
Miras Taksim Sözleşmesi Nedir? Miras Nasıl Paylaşılır?

Miras taksim sözleşmesi, mirasçıların tereke mallarını kendi aralarında paylaştıkları bağlayıcı bir hukuki işlemdir. Türk Medeni Kanunu m. 676/1 uyarınca, mirasçılar arasında payların oluşturulması ve fiilen alınması ya da aralarında akdedecekleri paylaşma sözleşmesi mirasçıları bağlar.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 676Kaynağı aç
Madde 676- Mirasçılar arasında payların oluşturulması ve fiilen alınması veya aralarında yapacakları paylaşma sözleşmesi mirasçıları bağlar. Paylaşma sözleşmesiyle mirasçılar, tereke mallarının tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesini de kabul edebilirler. Paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. II. Miras payı üzerinde sözleşme

Miras Taksim Sözleşmesinin Geçerlilik Koşulları

Paylaşma sözleşmesinin hüküm doğurabilmesi için Türk Medeni Kanunu m. 676/3 gereğince yazılı şekilde yapılması şarttır. Kanun koyucu paylaşma iradesinin geçerliliğini açıkça yazılı şekil koşuluna bağlamıştır.

Taksim sözleşmesinin geçerli sayılabilmesi için mirasbırakanın ölümünden sonra bütün mirasçıların veya temsilcilerinin iradelerinin birleşmesi asıldır. Bu doğrultuda tüm mirasçıların veya temsilcilerinin bir araya gelerek paylaşımı gerçekleştirmesi, her birinin kendi payına düşeni alması ve diğer mirasçıların payları yönünden de karşılıklı olarak vazgeçtiklerinin açık ve kesin biçimde belirlenmesi aranır.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2018/1304, K. 2021/2792Kaynağı aç
14. Hukuk Dairesi         2018/1304 E.  ,  2021/2792 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 19.03.2015 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; 318 parsel yönünden karar verilmesine yer olmadığına, diğer parseller yönünden kabulüne dair verilen 20.04.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir. Davacı vekili; tarafların müşterek miras bırakanı … adına kayıtlı … Köyünde bulunan 318, 487, 624, 626, 77, 92 ve 157 parsel sayılı taşınmazların paylaşımı konusunda taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını belirterek ortaklığın satış yolu ile giderilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Bir kısım davalılar vekili, taksim sözleşmesi nedeniyle davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, "… ili, … ilçesi, … Köyü, … Mevkii 624 ve 626 parsel, … Mevkii 157 parsel, … Mevkii 92 parsel, … Mevkii 487 parsel, … Mevkii 77 parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki ortaklığın satış yoluyla giderilmesine, … ili, … ilçesi, … Köyü, … Mevkii 318 parsel sayılı taşınmaz hakkında talep olmadığından bu taşınmaz yönünden karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmiştir. Hükmü, bir kısım davalılar vekili temyiz etmiştir. Mirasçılar arasında payların oluşturulması ve fiilen alınması veya aralarında yapacakları paylaşma sözleşmesi mirasçıları bağlar. Paylaşma sözleşmesiyle mirasçılar, tereke mallarının tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesini de kabul edebilirler. Paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır (TMK m. 676). Öncelikle şu ifade edilmelidir ki, taksim sözleşmesinin geçerli olabilmesi için miras bırakanın ölümünden sonra bütün mirasçıların veya temsilcilerinin iradelerinin birleşmesi asıldır. Bir başka ifadeyle, tüm mirasçıların veya temsilcilerinin bir araya gelerek taşınmazları paylaşıp herbirinin kendi payına düşeni aldığı ve diğer mirasçıların paylarına düşenler bakımından da karşılıklı olarak vazgeçtikleri açık ve kesin şekilde belirlenmedikçe taksimin sabit olduğu kabul edilemez. İşte bunun içindir ki, gerek 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 676/2. maddesi hükmünde ve gerekse 10.12.1952 tarihli ve 2/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında taksim sözleşmesinin tüm mirasçıların katılımı ve yazılı olması taksimin geçerliliği için yeterli kabul edilmiştir. Somut olaya gelince; dosya içeriğinde muris …'ın 25.04.2001 tarihinde ölümünden sonra mirasçıları arasında düzenlenmiş 11.09.2003 tarihli adi yazılı taksim sözleşmesi olduğu anlaşıldığından, taksime konu 77, 157, 92 ve 487 parsel sayılı taşınmazlar bakımından ortaklığın giderilmesi isteminin reddi gerekirken yazılı şekilde bu parseller yönünden davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatıranlara iadesine, 14.04.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Elbirliği Mülkiyetinin Paylı Mülkiyete Dönüştürülmesi

Türk Medeni Kanunu m. 676/2 hükmü gereğince mirasçılar, paylaşma sözleşmesiyle tereke mallarının tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesini de kararlaştırabilirler. Bu düzenleme sayesinde tereke üzerindeki mülkiyet ilişkisi paylı mülkiyet rejimine çevrilebilir.

Miras Paylaşımında Denkleştirme Yükümlülüğü

Türk Medeni Kanunu m. 669 uyarınca yasal mirasçılar, miras paylarına mahsup edilmek üzere mirasbırakandan sağlığında elde ettikleri karşılıksız kazandırmaları denkleştirme amacıyla terekeye iade etmekle birbirlerine karşı yükümlüdür. Mirasbırakan aksini açıkça kararlaştırmadıkça; altsoyuna karşılık almaksızın sağladığı çeyiz, kuruluş sermayesi, malvarlığı devri veya borçtan kurtarma gibi tasarruflar denkleştirmeye tabi tutulur.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 669Kaynağı aç
Madde 669- Yasal mirasçılar, mirasbırakandan miras paylarına mahsuben elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaları, denkleştirmeyi sağlamak için terekeye geri vermekle birbirlerine karşı yükümlüdürler. Mirasbırakanın çeyiz veya kuruluş sermayesi vermek ya da bir malvarlığını devretmek veya borçtan kurtarmak ve benzerleri gibi karşılık almaksızın altsoyuna yapmış olduğu kazandırmalar, aksi mirasbırakan tarafından açıkça belirtilmiş olmadıkça, denkleştirmeye tâbidir. B. Mirasçılık sıfatının kaybı hâlinde

Paylaşma Sözleşmesine Dayalı Talepler ve Dava Usulü

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2018/1304 Esas ve 2021/2792 Karar sayılı ilamında, mirasbırakanın ölümünden sonra mirasçılar arasında düzenlenen adi yazılı taksim sözleşmesine konu taşınmazlar bakımından açılan ortaklığın giderilmesi isteminin reddi gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 2021/4716 Esas ve 2022/685 Karar sayılı kararında, miras taksim sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasında, taksim sözleşmesine ilişkin başka bir mahkemede görülmekte olan davanın sonucunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 165 uyarınca bekletici mesele yapılması gerektiği hükme bağlanmıştır.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/4716, K. 2022/685Kaynağı aç
7. Hukuk Dairesi         2021/4716 E.  ,  2022/685 K. "İçtihat Metni" 7. Hukuk Dairesi MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi … Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 13/03/2014 tarihinde verilen dilekçeyle tapu iptali ve tescil talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 02/07/2019 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davalılardan … vekili tarafından talep edilmiştir. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen kararın Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalılardan … vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 25/01/2022 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı … vekili Av. … geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenin sözlü açıklamaları dinlenildi. Açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü: -K A R A R- Davacılar vekili, tarafların murisleri …'ın 1998'de, … 'ın ise 1999 tarihinde vefat ettiğini, tarafların babadan kalan iştirak halindeki taşınmazları, varisleri olarak 28/05/2004 tarihli miras sözleşmesi ile rızaen taksim ettiklerini, davalılara; …,… bulunan 165 ve 169 parsel sayılı taşınmazların tevhit ve üçe ifrazı ile müstakil üç parsel oluşturulacak şekilde verildiğini, davalıların Karamürsel Sulh Hukuk Mahkemesinin 2004/116 Esas, 2005/582 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı ile taşınmazdaki haklarını sözleşme ve ilam gereği aldıklarını, her üç kardeş üzerine müstakil tapu yapıldığını, davalılardan …,…'in anlaşma doğrultusunda hiçbir itirazları olmamasına rağmen davalılardan … 'in sözleşme şartlarına uymayarak hisseleri devretmediğini belirterek taşınmazlardaki davalılar adına olan payların iptali ile dava dilekçesinde belirtildiği şekilde müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı …; davanın reddini savunmuştur. Davalı …; sözleşmedeki paylarını kabul etmediğini bildirmiştir. Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükme karşı davalı … vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuştur. Bu kez davalı … vekili süresi içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmiştir. Dava; miras taksim sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeye konu 305 parsel sayılı taşınmazın tarafların miras bırakanı Hamit ile dava dışı kişiler adına paylı mülkiyet şeklinde kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca davalı … tarafından davacılar aleyhine Yalova 1. Mahkemesinin 2015/1469 Esası üzerinden sözleşmenin geçersizliğine ilişkin dava açılmış olup, dosyanın derdest olduğu görülmektedir. Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK'nın 165. maddesine göre; “Bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir. O halde, miras taksim sözleşmesine ilişkin olarak Yalova 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan ve eldeki davanın esasına etkili olacağı açık olan dava dosyasının sonucunun beklenilmesi gerekeceği açıktır. Hal böyle olunca, miras taksim sözleşmesine yönelik davanın HMK'nın 165. maddesi gereğince bekletici mesele yapılması ve sonuçlarına göre davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından, bölge adliye mahkemesinin esastan ret kararının kaldırılmasına ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. Öte yandan, az yukarıda izah edildiği üzere hakkında iptal kararı verilen 305 parsel sayılı taşınmazda dava dışı kayıt maliklerinin payları bulunmaktadır. Bu kişilerin davada taraf olmadığı gözetilmeden taşınmazın tamamı hakkında hüküm tesis edilmesi de doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle ve Hukuk Muhakemeleri Kanununun 373/1. maddesi gereğince davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, ilk derece mahkeme hükmünün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 3.815,00TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı …’e verilmesine, karardan bir örneğin Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesine, dosyanın İLK DERECE MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 25/01/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Paydaşlığın giderilmesi davalarında ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 27 uyarınca davada bütün paydaşların yer alması zorunludur. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 2023/5639 Esas ve 2024/38 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, paydaşlardan veya ortaklardan birinin ölümü hâlinde mirasçılık belgesine göre mirasçıların davaya katılımı sağlandıktan sonra işin esası incelenir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/5639, K. 2024/38Kaynağı aç
7. Hukuk Dairesi         2023/5639 E.  ,  2024/38 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/1595 E., 2021/320 K. KARAR : Davanın kısmen kabulü Taraflar arasındaki ortaklığın giderilmesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; Malatya ili, … Köyü, 279, 290, 679 ve 681 parsel sayılı taşınmazlardaki (bozma sonrası yapılan toplulaştırma uygulaması sonucu 279, 111 ada 1, 131 ada 4, 137 ada 1 parseller) ortaklığın giderilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı … vekili; öncelikle mirasın aynen taksimine karar verilmesini, taksim mümkün değil ise arazilerin müvekkiline satılmasını ve davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 10.06.2014 tarihli ve 2013/1751 Esas, 2014/821 Karar sayılı kararı ile 279, 290, 679 ve 681 parseller üzerinde 3083 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi uyarınca konulan "kısıtlıdır" şerhinin devam ettiği, sona ermediği ve bu durumun izaleyi şuyu davasına engel olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 24.05.2016 tarihli ve 2015/4215-2016/6249 Esas, Karar sayılı kararıyla ''…3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nun 13 üncü maddesi kapsamındaki uygulama alanlarında kalan ve işlemleri henüz tamamlanamayan arazilerin miras yoluyla intikali ve ortaklığının satış suretiyle giderilmesine ilişkin olarak herhangi bir yasaklama bulunmadığından davaya konu Malatya ili, … Köyü 279, 290, 679, 681 parsel sayılı taşınmazların ortaklığın giderilmesi davasına konu edilmeleri mümkündür. Dava konusu taşınmazlara 3083 sayılı Kanun gereğince konulan şerhle ilgili herhangi bir kısıtlama söz konusu olmadığı halde mahkemece eksik inceleme ile ve yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir…'' gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, 279 parsel, 131 ada 4 parsel (eski 290 parsel), 111 ada 1 parsel (eski 679 parsel), 137 ada 1 parsel (eski 681 parsel) sayılı taşınmalar üzerindeki ortaklığın satış suretiyle giderilmesine; eski 681 parsel sayılı taşınmaz üzerinde toplulaştırma işlemi sonucu oluşan aynı yerdeki 137 ada 2 parsel,137 ada 3 parsel ve 137 ada 4 parsel sayılı taşınmazlarda davacının payı kalmadığı anlaşıldığından bu parseller yönünden aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı … vekili; taraf teşkili sağlanmadan keşif yapılıp bilirkişi raporu düzenlendiğini, 19.12.2016 tarihli dilekçelerinde de belirttikleri gibi keşfe katılmalarının engellendiğini, keşfin yeniden yapılması gerektiğini, 5403 sayılı Toprak Koruma Kanun'un 8/C maddesinin (a) bendi gereğince ehil mirasçı olarak arazinin davalı …’ya bilirkişi raporundaki değer üzerinden satılmasını talep ettiklerini, zira bu araziyi ekip biçen ve bakımını yapanın davalı olduğunu, bu kanun hükmüne göre başka talep eden olmadığından davalı …’ya satılması gerekirken aleni ve umumi açık artırmada satılmasının kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 698 ve 699 uncu maddeleri ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 ve 439 uncu maddeleri. 2. 5403 sayılı Kanunun geçici 5 inci maddesinde ‘‘Bu maddenin yayımı tarihinde mirasçılar arasında henüz paylaşımı yapılmamış tarımsal arazilerin devir işlemleri, bu maddeyi ihdas eden Kanundan önceki kanun hükümlerine göre tamamlanır.’’ hükmü mevcuttur. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı, tarafları için benzer sonuçlar doğuran davalardır. 3. Paydaşlığın giderilmesi davasını paydaşlardan biri veya birkaçı diğer paydaşlara karşı açar. HMK'nın 27 nci maddesi uyarınca davada bütün paydaşların yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birinin ölümü hâlinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir. 4. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı ve temyiz eden davalının dava konusu taşınmazlarda paydaş olan murisi … ’nın 5403 sayılı Kanunun uygulama tarihinden önce öldüğünün ve adı geçen Kanunun geçici 5’inci maddesi gereği bu durumda temyiz eden davalının ehil mirasçı sıfatını kazanamayacağının anlaşılmasına göre; davalı … vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı … vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Taşınmaz malın satış bedelinden payına düşecek paranın %011,38 oranında hesaplanacak onama harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiyesinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 08.01.2024 tarihinde karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Miras taksim sözleşmesi sözlü olarak yapılabilir mi?

Hayır, Türk Medeni Kanunu m. 676/3 uyarınca paylaşma sözleşmesinin geçerliliği kanunen yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır.

Taksim sözleşmesine tüm mirasçıların katılması gerekir mi?

Taksim sözleşmesinin geçerli olabilmesi için mirasbırakanın vefatının ardından bütün mirasçıların veya temsilcilerinin iradelerinin birleşmesi asıldır; mirasçıların paylaşıp paylarına düşeni alarak karşılıklı vazgeçtiklerinin açıkça belirlenmesi gerekir.

Mirasbırakan sağken taksim sözleşmesi düzenlenebilir mi?

Hayır, geçerli bir taksim sözleşmesinin kurulabilmesi için sözleşmenin mirasbırakanın ölümünden sonra yapılmış olması zorunludur.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu