6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 311 uyarınca davadan feragat, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur ve uyuşmazlığı esastan sona erdirir. Mahkeme feragat gerekçesiyle davanın reddine henüz karar vermemiş olsa dahi davacı feragatten dönemez ve feragat ıslah yoluyla hükümsüz kılınamaz. Ancak feragat tarihinde tarafın ayırt etme gücünün bulunmadığı veya iradenin aldatma ya da baskı altında sakatlandığı ileri sürüldüğünde bu kural mutlak biçimde davayı bitirmez; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 15 ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 311 kapsamında feragatin geçerliliğinin denetlenmesi gerekir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 311Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 15Kaynağı aç
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/2008, K. 2024/3216Kaynağı aç
Muris Muvazaasının Hukuki Çerçevesi ve İspat Ölçütleri
Muris muvazaası, mirasbırakanın tapulu taşınmazını devretme iradesi bulunmasına karşılık, diğer mirasçıları miras hakkından yoksun bırakmak gayesiyle gerçekteki bağışlama iradesini resmi akitte satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi şeklinde göstermesidir. 1.4.1974 tarihli ve 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile Türk Medeni Kanunu m. 706, Türk Borçlar Kanunu m. 237 ve Tapu Kanunu m. 26 hükümleri çerçevesinde, şekil şartından yoksun gizli bağış sözleşmesi geçersiz sayılır. Bu sebeple saklı pay sahibi olsun ya da olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar muvazaa nedeniyle resmi işlemin geçersizliğinin tespitini ve tapu kaydının iptalini talep edebilir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2015/5831, K. 2018/1049Kaynağı aç
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2015/5700, K. 2018/1047Kaynağı aç
Muvazaa iddiasının kanıtlanmasında ülke ve yörenin gelenekleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, devralanın alım gücü, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark ve tanık beyanları dikkate alınır. Buna karşılık, mirasbırakan sağlığında hak dengesini gözeten, kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçıları kapsayan bir paylaştırma yapmışsa mal kaçırma kastının varlığından söz edilemez.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2014/8538, K. 2015/9658Kaynağı aç
Feragatin Geçerliliği ve Ayırt Etme Gücü Yokluğunun Sonuçları
Davadan feragat tek taraflı bir usul işlemi olmakla birlikte sonuç doğurabilmesi feragat edenin geçerli bir irade beyanında bulunabilmesine bağlıdır. Türk Medeni Kanunu m. 15 uyarınca, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak kaydıyla, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/2008, K. 2024/3216 sayılı kararında, feragat tarihinde ayırt etme gücünün bulunmadığının saptanması hâlinde feragatin yok hükmünde kalacağını ifade etmiştir.
Ayırt etme gücü bulunmayan kişinin geçerli bir iradesi bulunmadığından yapılan hukuki işlemlere geçerlilik bağlanamaz ve karşı tarafın iyi niyetli olması bu işlemi geçerli kılmaz. Bu kural 11.06.1941 tarihli ve 4/21 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile de benimsenmiştir. Tarafın işlem tarihindeki ayırt etme gücü kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece resen gözetilir ve taraflarca ileri sürülmese dahi araştırılması zorunludur.
Hile İddiası ve İrade Bozukluğu Hâllerinde İnceleme Usulü
Feragat eden tarafın işlem tarihinde hukuki ehliyete sahip olduğunun saptanması hâlinde, feragatin hile veya aldatma sonucu temin edildiği iddiası incelenir. Türk hukukunda irade bozukluğuna bağlanan yaptırım kesin hükümsüzlük yani butlan değildir; Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 311 uyarınca irade bozukluğu hâllerinde feragatin iptali talep edilebilir.
Feragate ilişkin irade açıklamasının gerçeği yansıtmadığı ileri sürüldüğünde, bu husus ya aynı dava içerisinde Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 163 uyarınca ön sorun olarak ya da müstakil bir dava yoluyla incelenebilir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/2008, K. 2024/3216 sayılı kararında, ehliyetli olduğu saptanan davacının hile iddiasını aynı dava içerisinde her türlü delille ispatlayabileceğini ve deliller toplanarak sonuca göre karar verilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Yargılamada İnceleme Sırası ve Feragatin Tahkiki Zorunluluğu
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/2008, K. 2024/3216 sayılı kararında, davacının istinaf aşamasındaki feragati üzerine bölge adliye mahkemesinin feragatin geçerliliğini araştırmadan feragat gerekçesiyle ret hükmü kurmasını hatalı bulmuş; feragatten sonra davacının vesayet altına alınması ve feragatin ehliyetsizlik yahut hile ile alındığının iddia edilmesi durumunda, feragatin hukuken geçerli olup olmadığı araştırılmadan feragat gerekçesine dayalı bir ret kararı verilemeyeceğini belirtmiştir.
Bu doğrultuda yargılamada izlenecek sıra öncelikle feragat tarihindeki ayırt etme gücünün tespit edilmesidir. Ayırt etme gücünün bulunmadığı belirlenirse feragat yok hükmünde sayılır ve davaya devam edilir. Ehliyetin bulunduğu sonucuna varılırsa bu aşamada hile iddiasına yönelik taraf delilleri toplanarak feragatin iptal edilip edilmeyeceği karara bağlanır.
Sık Sorulan Sorular
Miras davasından feragat eden davacı feragatinden tek taraflı dönebilir mi?
Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 311 gereğince feragat kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur ve uyuşmazlığı esastan sona erdirir. Mahkemece ret kararı verilmemiş olsa dahi feragatten dönülemez ve feragat ıslah yoluyla hükümsüz kılınamaz; ancak ayırt etme gücü yokluğu veya irade bozukluğu kanıtlanırsa feragat iptal edilebilir veya yok hükmünde sayılabilir.
Feragat tarihinde ayırt etme gücü bulunmayan kişinin feragati hukuken geçerli midir?
Türk Medeni Kanunu m. 15 gereğince ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz. Feragat tarihinde ayırt etme gücü bulunmadığı saptanan kişinin feragati yok hükmündedir ve bu husus kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece resen incelenir.
Ayırt etme gücü olmayan tarafın feragatinde karşı tarafın iyi niyeti feragati korur mu?
Hayır, ayırt etme gücü bulunmayan kişinin geçerli bir iradesi bulunmadığından işlemlerine hukuki sonuç bağlanamaz ve karşı tarafın iyi niyetli olması işlemi geçerli kılmaz.
Feragatin hileyle alındığı iddiası aynı davada ileri sürülebilir mi?
Evet, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 163 çerçevesinde feragatin hileye dayandığı iddiası aynı dava içinde ön sorun şeklinde ileri sürülebileceği gibi ayrı bir dava olarak da açılabilir ve bu iddia her türlü delille ispatlanabilir.
Mirasbırakanın tüm mirasçılar arasında yaptığı paylaştırma muvazaa sayılır mı?
Mirasbırakan sağlığında hak dengesini gözeten, kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçıları kapsayan bir paylaştırma yapmışsa mal kaçırma kastının bulunmadığı kabul edilir ve muvazaa iddiasıyla açılan tapu iptali davası reddedilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

