20 Mayıs 1982’de kabul edilip 1982’nin Kasım ayında yürürlüğe giren 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun, Türkiye’de milletlerarası özel hukuku kodifiye eden ilk kanundur. Kanun, 46 maddeyle milletlerarası özel hukuk ilişkilerini, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini ve yabancı hakem ile mahkeme kararlarının tenfizini düzenlemiştir. Adalet Bakanlığınca hazırlanan yeni kanun tasarısı ile gerekçesinin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulması, Bakanlar Kurulunca 5 Haziran 2006’da kararlaştırılmıştır.
Önceki kanun ve yeni tasarının hazırlanma nedeni
2675 sayılı Kanun yürürlüğe girince, beş maddeden oluşan ve bunlardan yalnız dördüncü maddesi kanunlar ihtilafını düzenleyen 23 Mart 1330 tarihli Ecnebilerin Hak ve Vazifeleri Hakkında Muvakkat Kanun yürürlükten kaldırılmıştır. Bu geçici kanunun dördüncü maddesi, 2675 sayılı Kanundan önce milletlerarası özel hukukun tek kaynağı olarak anılmaktadır. Konuşmanın yapıldığı dönemde yürürlükteki kanunun yirmi beş yıl boyunca değişikliğe uğramadığı da belirtilmiştir.
Metnin ayrı bir kanun tasarısı olarak sunulmasının gerekçesi, yürürlük ve yürütme maddeleri hariç 46 maddeden yalnız onunun aynen alınması, yirmi dokuzunun değiştirilmesi ve yirmi üç yeni madde eklenmesidir. Esas yaklaşım farkları, eklenen maddeler dışında, değişen maddelerde atıf, soybağı, nafaka ve borç sözleşmeleri olmak üzere dört noktada toplanmış; ek maddelerin büyük kısmı borç sözleşmelerine ayrılmıştır.
Uygulama kapsamı ve genel bağlama tercihleri
Düzenleme, yabancı unsur içeren hukuk konularında ceza konuları dışında hangi devlet hukukunun uygulanacağını kanunlar ihtilafı çerçevesinde ele alır. Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümlerini saklı tutan 2675 sayılı Kanunun birinci maddesinin ikinci fıkrasının tasarıda aynen korunması öngörülmüştür. Tasarının Avrupa Birliği üyesi devlet vatandaşlarıyla sınırlı olmadığı, tüm milletlerarası ilişkilere uygulanacağı açıklanmıştır.
Yabancı hukukun uygulanmasına ilişkin ikinci maddede değişiklik yapılırken atıf kurumunun uygulama alanının daraltılmasına yönelik görüşler dikkate alınmıştır. Aynı maddeye eklenen son fıkrayla, bölgesel hukuka sahip devletler bakımından uygulanacak hukuka açıklık getirilmesi amaçlanmıştır. Tarafların uygulanacak hukuku seçmesine genel kurallar arasında yer verilmiş; bu imkânın sınırları varsa bunların ilgili özel maddelerde gösterilmesi öngörülmüştür.
Milletlerarası özel hukukta kullanılan ikametgâh kavramı yerine, Türk Medenî Kanunundaki yerleşim yeri kavramının benimsenmesi yolu seçilmiştir. Aile hukukundaki basamaklı bağlama sistemi korunmuş, ancak ikinci basamak olan yerleşim yeri ölçütüne yeni düzenlemede yer verilmemiştir. Müşterek millî hukuk bulunmadığında müşterek mutat mesken hukukunun geldiği açıklanmıştır.
Borç sözleşmeleri ve özel bağlama kuralları
Borç sözleşmelerinin genel hükmü olarak anılan yirmi üçüncü maddede, 1990’dan itibaren Avrupa Topluluğunda uygulanan Roma Sözleşmesinden esinlenen bir konsept değişikliği öngörülmüştür. Açık hukuk seçiminin yanında, sözleşme hükümlerinden veya hâlin şartlarından tereddüde yer vermeyecek biçimde anlaşılan örtülü hukuk seçimine de yer verilmiştir. Hukuk seçimi yapılmazsa eski metindeki ağırlıklı edimin ifa yeri ölçütü bırakılmış ve genel olarak en sıkı ilişkili hukuk esas alınmıştır.
En sıkı ilişkiyi belirleyen kıstaslar somut olayın adaletini karşılamazsa uygulanmak üzere, daha sıkı ilişkili hukuk diye adlandırılabilecek bir istisna öngörülmüştür. Taşınmaz mülkiyeti ile tüketici, iş, eşyanın taşınması ve fikrî mülkiyet sözleşmeleri için 2675 sayılı Kanunda bulunmayan yeni bağlama kuralları düzenlenmiştir. Taşıma araçlarının mülkiyeti, taşınmazlara ilişkin borç sözleşmeleri, taşıma sözleşmeleri, temsil yetkisi ve müdahaleci nitelikli emredici kurallar da yeni düzenleme konuları arasında sayılmıştır. İradi temsil ile müdahaleci emredici kurallar, sözleşmeden doğan borç ilişkileri bakımından ele alınmıştır.
Haksız fiil, milletlerarası yetki ve tenfiz
Haksız fiillerde mevcut genel bağlama kuralının yanında kişilik haklarının ihlali, imalatçının sorumluluğu, haksız rekabet ve rekabetin engellenmesi için yeni bağlama kuralları öngörülmüştür. Aynı çerçevede kişilik haklarının ihlali, tüketicinin sözleşme dışı sorumluluğu, haksız rekabet ve rekabetin korunması da yeni hükümler arasında açıklanmıştır. İş, tüketici, taşınmaz ve benzeri korunması gerekli kişilere ilişkin sözleşmeler hakkında yetkili mahkemeleri belirleyen özel hükümler konulduğu belirtilmiştir.
Yabancı hakem kararlarının tenfizinde, kararın taraflar için bağlayıcılık kazanmasının tenfiz bakımından yeterli sayılması madde metninde öngörülmüştür. Kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış hakem kararlarının yanında, taraflar için bağlayıcı hakem kararlarının tenfizi de tasarıda yer almıştır. Yabancı hakem kararlarının tanınmasının tenfiz şartlarına bağlı olduğuna ilişkin hükümle açıklık sağlanması amaçlanmış; yürürlükteki kanunda bu konuda hüküm bulunmadığı ve tasarıda tanıma ile tenfize ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir.
Tasarıya göre ihtilafsız kaza kararları tanıma ve tenfiz hükümlerine tabi olacak; ancak hasımsız ihtilafsız kaza kararlarında tebligata ilişkin hükümler uygulanmayacaktır. Elli sekizinci madde bakımından, yabancı mahkeme kararının kendi hukukuna göre kesinleştiği andan itibaren kesin hüküm ve kesin delil etkisine sahip olacağı belirtilmiştir. İkinci Kısımda uygulama kolaylığı için kırk üç, kırk dört, kırk beş, elli sekiz ve altmış ikinci maddeler dâhil yeni maddelere ve bazı değişikliklere yer verilmiştir.
Brüksel Sözleşmesinin yetki hükümleriyle ilişki
1968 tarihli Brüksel Sözleşmesinin mahkemelerin yetkisine ilişkin hükümleri, egemenlikle bağlantılı görülmeleri nedeniyle yalnız üye devletler arasında uygulanabilir nitelikte açıklanmıştır. Türkiye’nin bu hükümleri o aşamada kendi hukukuna aktarmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir.
2675 sayılı Kanun hangi konuları düzenlemiştir?
2675 sayılı Kanun, milletlerarası özel hukuk ilişkilerini, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini ve yabancı hakem ile mahkeme kararlarının tenfizini 46 maddeyle düzenlemiştir.
Ceza konuları bu düzenlemenin neresindedir?
Yabancı unsur içeren hukuk konularında hangi devlet hukukunun uygulanacağı, ceza konuları dışında ve kanunlar ihtilafı çerçevesinde ele alınır.
Hukuk seçilmezse sözleşmede hangi ölçü benimsenmiştir?
Tasarının genel yaklaşımında ağırlıklı edimin ifa yeri ölçütü bırakılmış ve en sıkı ilişkili hukuk esas alınmıştır. Öngörülen kıstaslar somut olayın adaletini karşılamazsa daha sıkı ilişkili hukuk istisnasının uygulanması da düzenlenmiştir.
Yabancı hakem kararında bağlayıcılık nasıl ele alınmıştır?
Tasarının madde metninde, kararın taraflar için bağlayıcılık kazanması tenfiz için yeterli sayılmıştır. Kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış kararların yanında taraflar için bağlayıcı hakem kararlarının tenfizi de öngörülmüş; tanımanın tenfiz şartlarına bağlanması amaçlanmıştır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

