Menfi Tespit Davasında Hukuki Yarar Koşulu ve Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
Menfi Tespit Davasında Hukuki Yarar Koşulu ve Şartları

Menfi tespit davası, borçlunun icra takibinden önce veya icra takibi sırasında borçlu bulunmadığını ispat etmek amacıyla açtığı davadır. İcra ve İflas Kanunu m. 72/1 uyarınca borçlu, aleyhine bir icra takibi başlamadan önce de takip devam ederken de bu yola başvurabilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 106/2 uyarınca tespit davası açılabilmesi için davacının hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunması gerekir. Aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca maddi vakıalar tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz; bu nedenle davacının ileri sürdüğü borçsuzluk durumunun bir hukuki ilişkiye dayanması aranır.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 72Kaynağı aç
Madde 72 – (Değişik: 18/2/1965-538/43 md.) Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir. (Değişik: 9/11/1988-3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. (Değişik: 9/11/1988-3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir. Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazımgelmediğini ispata mecburdur. Hususi hükümler:
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 106Kaynağı aç
MADDE 106- (1) Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir. (2) Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır. (3) Maddi vakıalar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz. Belirsiz alacak davası[9]

Dava Şartı Olarak Hukuki Yararın Değerlendirilmesi

Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 114/1-h çerçevesinde davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması bir dava şartıdır. Hukuki yararın varlığı yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilir ve aleyhe bozma yasağının kapsamı dışındadır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 138 uyarınca dava şartları dilekçeler aşaması tamamlandıktan sonra ön inceleme aşamasında incelenir ve karara bağlanır. Dilekçeler aşaması tamamlanmadan ve davalıya tebligat yapılmaksızın davanın hukuki yarar yokluğundan reddedilmesi, davacıya iddiasını ispatlama olanağı tanımayacağından Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 27 ile korunan hukuki dinlenilme hakkına aykırılık teşkil eder.

Menfi tespit davasında hukuki yararın mevcudiyeti kural olarak dava tarihine göre belirlenir. Dava açıldıktan sonra davalı alacaklının icra takibinden feragat etmesi, davanın açıldığı andaki hukuki yararı ortadan kaldırmaz. Bu durumda feragat nedeniyle dava konusuz kalmış sayılır; mahkemece hukuki yarar yokluğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi yerine konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerekir.

Eda Davası Açılabilecek Hallerde Tespit Talebi

Hukuk sisteminde eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde kural olarak tespit davası açılmasında hukuki yararın varlığı kabul edilmez. Talep edilen hukuki koruma eda davası yoluyla bütünüyle sağlanabiliyorsa borçlu yalnızca tespit talebinde bulunamaz.

Kambiyo Senetlerinde Hukuki Yarar ve Ödeme Tehdidi

Türk Ticaret Kanunu m. 670 ve devamı maddelerinde düzenlenen kambiyo senetlerine dayalı menfi tespit davalarında hukuki yararın kabulü için senetlerin bankaya tahsile verilmesi, protesto çekilmesi, ihtarname gönderilmesi veya icra takibine başlanması gibi yollarla borçlunun ödeme tehdidi altında bulunması gerekir. Çekin icraya konulmaması, bankaya ibraz edilmemesi ve üçüncü bir kişiye devredilmemesi halinde borçlunun menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmaz.

Kambiyo senetlerinde senedin vadesinin dava tarihinde henüz gelmemiş olması borçlunun menfi tespit davası açmaktaki hukuki yararını ortadan kaldırmaz. Vade tarihi gelmemiş olsa bile borçlu aleyhine ödeme tehdidi doğuran durumlar mevcutsa dava açılabilir.

Davaya konu senette ya da başlatılan icra takibinde borçlu, keşideci veya ciranta sıfatı taşımayan ve aleyhine takip başlatılmamış olan üçüncü kişilerin menfi tespit davası açmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Benzer şekilde davacı lehtarın keşideci aleyhine menfi tespit davası açmasında da hukuki yararı yoktur.

Borcun Ödenmesi ve İstirdat Davasına Dönüşüm

Borcun dava açılmadan önce alacaklıya veya icra dosyasına tamamen ödenmiş olduğu durumlarda borçlunun menfi tespit davası açmakta hukuki yararı kalmaz. Bedeli ödenmiş borç ilişkilerinde ödemenin haksız olduğu yönündeki taleplerin istirdat davası yoluyla ileri sürülmesi gerekir. Buna karşılık menfi tespit davası açıldıktan sonra yargılama sırasında ihtiyati tedbir kararı alınmamış olması sebebiyle borç ödenirse, İcra ve İflas Kanunu m. 72/6 gereğince dava kendiliğinden istirdat davasına dönüşür ve yargılamaya bu sıfatla devam edilir.

Borcun ödenmiş olmasına rağmen senedin alacaklı tarafından borçluya iade edilmemesi durumu ise bu kuralın istisnasını oluşturur. Alacaklının elinde bulundurduğu senet her an ödeme veya takip tehdidi yaratabileceğinden, borçlunun bu tehdidi bertaraf etmek ve maddi hukuk açısından borçsuzluğunu kesin hükme bağlatmak amacıyla menfi tespit davası açmasında hukuki yarar vardır.

İcra Mahkemesindeki İtirazlar ve Menfi Tespit Davası

İcra mahkemesinde senedin sahte olduğu, imzanın borçluya ait olmadığı veya çekin banka tarafından yanlış unvanla basıldığı gibi borca ve imzaya yönelik itirazlar ileri sürülmüş olsa bile genel yetkili mahkemelerde İcra ve İflas Kanunu m. 72 uyarınca menfi tespit davası açılmasında hukuki yarar kabul edilir.

Kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla yürütülen takipte borca itiraz eden ancak kanunun aradığı nitelikte resmî belgesi bulunmayan borçlunun genel mahkemede menfi tespit davası açmasında hukuki yararı mevcuttur. İcra ve İflas Kanunu m. 169/a uyarınca, icra mahkemesince hükmedilen tazminatın tahsili menfi tespit veya istirdat davası açılması yahut alacaklının genel mahkemeye başvurması halinde dava sonuna kadar ertelenir ve uyuşmazlığın lehine sonuçlandığı taraf bakımından önceki tazminat ortadan kalkar.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 169/aKaynağı aç
Madde 169/a – (Ek: 18/2/1965-538/83 md.) (Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/46 md.) İcra mahkemesi hâkimi, itiraz sebeplerinin tahkiki için iki tarafı en geç otuz gün içinde duruşmaya çağırır. Hâkim, duruşma sonucunda borcun olmadığının veya itfa veya imhal edildiğinin resmî veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispatı hâlinde itirazı kabul eder. İcra mahkemesi hâkimi yetki itirazının incelenmesinde taraflar gelmese de gereken kararı verir. (Değişik ikinci fıkra: 17/7/2003-4949/46 md.) İcra mahkemesi hâkimi, borçlunun itiraz dilekçesine ekli olarak ibraz ettiği belgelerden borcun itfa veya imhal edildiği veya senedin metninden zamanaşımına uğradığı veya borçlunun borçlu olmadığı yahut icra dairesinin yetkili olmadığı kanaatine varırsa, daha evvel itirazın esası hakkındaki kararına kadar icra takibinin muvakkaten durdurulmasına karar verebilir. (Değişik: 9/11/1988-3494/32 md.) Borçlunun ibraz ettiği belge altındaki imza alacaklı tarafından inkar edilirse, icra mahkemesi hakimi, 68/a maddesindeki usule göre yapacağı inceleme neticesinde imzanın alacaklıya ait olduğuna kanaat getirdiği takdirde, borçlunun itirazının kabulüne karar verir ve alacaklıyı, sözü edilen belgenin taalluk ettiği değer veya miktarın yüzde onu oranında para cezasina mahküm eder.Alacaklı birinci fıkra gereğince çağrıldığı duruşmaya gelmediği takdirde icra mahkemesi hakimi alacağın itiraz edilen kısmı için icranın muvakkaten durdurulmasına karar verir. Bunun üzerine alacaklı en geç altı ay içinde icra mahkemesi önünde duruşma talep ederek makbuz altındaki imzanın kendisine ait olmadığını ispat etmek suretiyle, takibin devamına karar alabilir. İcra mahkemesi, imzanın alacaklıya ait olmadığına karar verirse borçluyu, sözü edilen belgenin taalluk ettiği değer veya miktarın yüzde onu oranında para cezasına mahküm eder. İcra hakimi, borçlunun zamanaşımı itirazını alacaklının ibraz ettiği kambiyo senedindeki tarihe göre varit görür ve alacaklı da zamanaşımının kesildiğini veya tatil edildiğini resmi veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispat edemezse, itirazın kabulüne; aksi halde reddine karar verir. İtirazın kabulü kararı ile takip durur. Alacaklının genel hükümlere göre dava açmak hakkı mahfuzdur. Alacaklı, genel mahkemede dava açarsa, inkar tazminatı ve para cezasının tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve bu davayı kazanırsa hakkında verilmiş olan inkar tazminatı ve para cezası kalkar. (Ek fıkra: 9/11/1988-3494/32 md.) (Değişik birinci cümle: 17/7/2003-4949/46 md.) Borçlunun itirazının icra mahkemesince esasa ilişkin nedenlerle kabulü hâlinde kötü niyeti veya ağır kusuru bulunan alacaklı, takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere; takip muvakkaten durdurulmuş ise bu itirazın reddi hâlinde borçlu, diğer tarafın isteği üzerine takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir. Borçlu, menfi tespit ve istirdat davası açarsa yahut alacaklı genel mahkemede dava açarsa, hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için, daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar.[65] (Değişik son fıkra: 2/3/2005-5311/13 md.) İtirazın reddi kararına karşı istinaf yoluna başvurulması, hiçbir icra muamelesini durdurmaz. Şu kadar ki, borçlu 33 üncü maddenin üçüncü fıkrasına göre teminat gösterirse icra durur. b) İmzaya itiraz:
Menfi tespit davasında hukuki yarar hangi tarihe göre belirlenir?

Hukuki yararın varlığı davanın açıldığı tarihe göre belirlenir; davadan sonra alacaklının takipten feragat etmesi hukuki yararı kaldırmaz, davayı konusuz bırakır ve davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilir.

Senedin vadesi gelmeden menfi tespit davası açılabilir mi?

Evet, dava tarihinde kambiyo senedinin vadesinin henüz gelmemiş olması borçlunun menfi tespit davası açmaktaki hukuki yararını ortadan kaldırmaz.

Borç tamamen ödendikten sonra menfi tespit davası açılabilir mi?

Borç dava açılmadan önce tamamen ödenmişse kural olarak menfi tespit davası açılamaz ve istirdat davası açılması gerekir; ancak senedin alacaklı tarafından iade edilmeyip borç tehdidinin sürdüğü durumlarda menfi tespit davası açılabilir.

İcra mahkemesinde itiraz sürerken menfi tespit davası açılabilir mi?

Evet, icra mahkemesinde borca veya imzaya itiraz edilmiş olsa ve takipte resmi belge sunulamamış bulunsa dahi genel mahkemede menfi tespit davası açılmasında hukuki yarar mevcuttur.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu