Takipten Sonraki Menfi Tespit Davası ve Haciz İşlemleri

by Avukat Erdal Ersoy
Takipten Sonraki Menfi Tespit Davası ve Haciz İşlemleri

İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davası icra takibini durdurmaz ve mahkemece ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez. Borçlu, icra takibinden önce veya icra takibi sırasında borçlu bulunmadığını ispat etmek amacıyla 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesinin 1. fıkrası uyarınca menfi tespit davası açabilir. Takip başlatıldıktan sonra dava açılması durumunda ise aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca borçlu, gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden yalnızca icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini talep edebilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 72Kaynağı aç
Madde 72 – (Değişik: 18/2/1965-538/43 md.) Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir. (Değişik: 9/11/1988-3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. (Değişik: 9/11/1988-3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir. Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazımgelmediğini ispata mecburdur. Hususi hükümler:

Takipten Önce ve Sonra Açılan Menfi Tespit Davasında Tedbir Ayrımı

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi, davanın takipten önce veya sonra ikame edilmiş olması ihtimallerine farklı hukuki sonuçlar bağlamıştır. Maddenin 2. fıkrasına göre icra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. Buna karşılık takipten sonra dava açıldığında, 3. fıkra gereğince ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez; borçlu alacağın en az yüzde on beşi oranında teminat göstererek yalnızca icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmesini durdurabilir.

Davanın Görüleceği Mahkeme ve İcra Yargılamalarına Etkisi

Uyuşmazlığın esasına ilişkin olan menfi tespit davası icra mahkemesinde değil, görevli genel mahkemede karara bağlanır ve varılan sonuç maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder. Borçlunun icra dairesine itiraz sunması, aleyhine itirazın kaldırılması yoluna gidilmesi ya da kambiyo takibinde imza veya borca itiraz etmiş olması, temel borç ilişkisinin genel mahkeme önüne taşınmasına mani teşkil etmez. Diğer yandan takibin kesinleşmesini engellemek veya icra mahkemesindeki itiraz süreçlerini durdurmak adına menfi tespit davası açılması, icra mahkemesindeki itiraz veya itirazın kaldırılması yargılamalarını kendiliğinden bekletici meseleye dönüştürmez.

Yetkili mahkemenin tayininde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesinin 8. fıkrası uygulanır. Buna göre menfi tespit ve istirdat davaları, icra takibinin yürütüldüğü icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir.

Haciz ve Satış İşlemlerinin Durdurulması Yöntemi

Takipten sonra açılan menfi tespit davasında mahkemeden doğrudan satışın durdurulması talep edilemez. Satış ve muhafaza işlemlerinin önüne geçilebilmesi için İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesinin 3. fıkrası uyarınca mahkemeden icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı alınmalıdır. Ardından icra müdürlüğüne başvurularak güncel dosya borcunun tamamı depo edilmeli veya fer'ileriyle birlikte karşılayacak kesin teminat sunulmalıdır.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2016/31340, K. 2018/4251Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2016/31340 E.  ,  2018/4251 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (İcra Hukuk) Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından şikayetçi borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibine geçildiği, borçlu tarafından yapılan başvuru üzerine, … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/514 Esas sayılı dosyasında 18.11.2015 tarihli ara kararı ile %15 oranında nakdi teminat karşılığında icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi konusunda ve ayrıca tüm alacağın, masrafların ve %15 teminatın yatırılması halinde de satışın durdurulması yönünde İİK'nun 72. maddesi gereğince tedbir konulmasına karar verildiği, borçlunun, dosya borcunun tamamını ve %15 teminatı yatırdığını, buna rağmen hacizlerin kaldırılması isteğinin icra memurluğunca reddedildiğini ileri sürerek memurluk kararının iptali ve hacizlerin kaldırılması talebiyle icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. İİK'nun 72/3. maddesine göre; “İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.” İİK'nun 72/4. maddesinde ise; menfi tespit davasının alacaklı lehine neticelenmesi halinde ihtiyati tedbir kararının kalkacağı, buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını, gösterilen teminattan alacağı ve alacaklının uğradığı zararın aynı davada takdir olunarak karara bağlanacağı hüküm altına alınmıştır. Kural olarak, borçlu tarafından, İİK’nun 72/3. maddesi koşullarında menfi tespit davası açılması halinde, alacağın %15’inden aşağı olmamak üzere teminat karşılığında, mahkemeden, ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi istenebilir. Borçlunun, mahkemece tayin edilen teminattan ayrı olarak icra müdürlüğüne talep anına kadar fer'ileri ile birlikte hesaplanan dosya borcunun tamamını karşılayan ve her an paraya çevrilebilir muteber kesin banka teminat mektubunu vermesi halinde ise alacaklı tarafından takibe devam edilemez. Öte yandan İİK'nun 85.maddesi uyarınca borçlunun mal ve haklarından, alacaklının ana, faiz ve masraflar dahil tüm alacağına yetecek miktarı haczolunur. Buna göre, dosya alacağının tamamının icra müdürlüğüne yatırılması halinde, mevcut hacizler aşkın hale geleceği gibi, hacizlerin devam etmesinde alacaklının da hukuki yararı kalmayacağından kaldırılmaları gerekir. Somut olayda; icra takibinin kesinleşmesinden sonra, dosya borcunun tamamını, asıl alacak ve fer'ileri ile birlikte karşılayacak teminat mektubunun icra dosyasına sunulduğu görülmektedir. O halde, mahkemece, dosya borcunun tamamının yatırıldığı ve dolayısıyla hacizlerin aşkın hale geldiği dikkate alınarak şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile istemin reddi isabetsizdir. SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04/05/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

2004 sayılı Kanun'un 85. maddesinin 1. fıkrası uyarınca icra takibinde borçluya ait taşınır, taşınmaz ile alacak ve haklar, alacaklının asıl alacak, işlemiş faiz ve takip giderlerini karşılayacak ölçüde haczedilebilir; alacak miktarını aşan aşkın haciz tesisi yasaktır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 04.05.2018 tarihli, E. 2016/31340 ve K. 2018/4251 sayılı kararında vurgulandığı üzere, borçlu mahkemenin öngördüğü yüzde on beşlik ihtiyati tedbir teminatından bağımsız biçimde icra dairesine başvurarak güncel fer'ileriyle dosya borcunun tümünü karşılayacak nitelikte, her an nakde dönüştürülebilir muteber ve kesin banka teminat mektubu sunduğunda alacaklının takibi sürdürme imkânı kalmaz. Takip borcunun eksiksiz olarak icra veznesine yatırılması veya bu nitelikte teminatla karşılanması durumunda konulan hacizler aşkın konuma düşer; alacaklının hacizleri devam ettirmekte korunmaya değer hukuki menfaati kalmadığından hacizlerin kaldırılması ve bunlara dayanan satış işlemlerinin yürütülmemesi icap eder.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 85Kaynağı aç
Madde 85 – (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) Borçlunun kendi yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır mallariyle taşınmazlarından ve alacak ve haklarından alacaklının ana, faiz ve masraflar da dahil olmak üzere bütün alacaklarına yetecek miktarı haczolunur; ancak bu miktarı aşacak şekilde haciz yapılamaz.[38] (Değişik fıkra: 9/11/1988-3494/8 md.) Borçlu yahut borçlu ile birlikte malı elinde bulunduran şahıslar, taşınır mal üzerinde üçüncü bir şahsın mülkiyet veya rehin hakkı gibi sınırlı bir ayni hakkının bulunması veya taşınır malın üçüncü şahıs tarafından haczedilmiş olması halinde bu hususu haciz yapan memura beyan etmek ve beyanının haciz tutanağına geçerilmesini talep etmek, haczi yapan memur da borçluyu yahut borçlu ile birlikte malı elinde bulunduran şahısları bu beyana davet etmek zorundadır. Bu tür mallar ile üçüncü şahıs tarafından ihtiyaten haciz veya istihkak iddia edilmiş bulunan malların haczi en sonraya bırakılır.[39] Ancak haczolunan taşınmaz artırmaya çıkarılmadan borçlu borcun itfasına yetecek taşınır mal veya vadesi gelmiş sağlam alacak gösterirse taşınmaz üzerinde haciz baki kalmak üzere önce gösterilen taşınır veya alacak da haczolunur. Şu kadar ki, bu suretle mahcuz kalan taşınmazın idare ve işletmesine ve hasılat ve menfaatlerine icra dairesi müdahale etmez. Hasılatı paraya çevirme masraflarını ve icabında muhafaza ve idare masraflarını tecavüz etmeyeceği muhakkak olan şeyler haczolunmaz. Haczi koyan memur borçlu ile alacaklının menfaatlerini mümkün olduğu kadar telif etmekle mükelleftir. Taşınır mallarda haczin neticeleri:

Menfi Tespit Davasının Sona Ermesi ve Hukuki Sonuçları

Menfi tespit davası alacaklı lehine sonuçlandığında verilmiş olan ihtiyati tedbir kararı kalkar. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesinin 4. fıkrasına göre hükmün kesinleşmesiyle alacaklı, ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır ve bu zarar her halde takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı tayin edilemez.

Yargılama sonucunda menfi tespit davasının borçlu lehine neticelenmesi durumunda, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesinin 5. fıkrası gereğince icra takibi derhal durur. Verilen ilam kesinleştiğinde, ilam içeriği doğrultusunda ve başkaca bir mahkeme kararına ihtiyaç duyulmaksızın icra muameleleri tamamen veya kısmen eski durumuna getirilir. Takip alacaklısının borçluyu bu davayı açmaya haksız ve kötü niyetli biçimde mecbur bıraktığı saptanırsa, borçlunun istemde bulunması şartıyla yargılama nedeniyle uğradığı zarar alacaklıya yükletilir; mahkemece hükmedilecek bu tazminat haksız takip konusu yapılan alacağın yüzde yirmisinden daha az bir tutar olarak belirlenemez.

Davanın İstirdat Davasına Dönüşmesi ve İspat Yükü

Borçlu, menfi tespit davasında tedbir kararı almamış ve takip borcu da ödenmiş olursa 2004 sayılı Kanun'un 72. maddesinin 6. fıkrası gereğince davaya istirdat davası olarak devam edilir. Takibe itiraz etmemiş veya itirazı kaldırılmış olması sebebiyle borçlu olmadığı parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan kimse ise aynı maddenin 7. fıkrası dairesinde parayı ödediği tarihten itibaren bir yıl içinde genel hükümler uyarınca mahkemeye başvurarak istirdat davası açabilir. İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesinin 8. fıkrası uyarınca istirdat davası açan davacı, yalnızca paranın verilmesi gerekmediğini ispat etmekle yükümlüdür.

Takipten sonra açılan menfi tespit davasında icra takibi durur mu?

İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez. Borçlu ancak gecikmeden doğan zararları karşılamak üzere alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak şartıyla göstereceği teminat karşılığında icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.

Menfi tespit davasında satış işlemleri nasıl durdurulabilir?

Mahkemeden doğrudan satışın durdurulması istenemez; İcra ve İflas Kanunu m. 72/3 uyarınca veznedeki paranın ödenmemesi tedbiri alındıktan sonra güncel dosya borcunun tamamı depo edilerek veya kesin teminat mektubu sunularak icra müdürlüğünden aşkın hacizlerin kaldırılması ve satış işlemlerinin sürdürülmemesi talep edilmelidir.

Takipten sonraki ihtiyati tedbir teminatı ne kadardır?

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesinin 3. fıkrasına göre borçlunun icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini talep edebilmesi için alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere teminat göstermesi gerekir.

Takip borcu ödendiğinde menfi tespit davası nasıl devam eder?

Borçlu menfi tespit davasında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesinin 6. fıkrası uyarınca davaya istirdat davası olarak devam edilir.

İstirdat davasında borçlunun ispat yükü nedir?

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesinin 8. fıkrası uyarınca davacı, istirdat davasında yalnızca paranın verilmesi gerekmediğini ispat etmekle yükümlüdür.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu