Memurluğa Dönme Talebinin Reddi Kararının İptali

by Avukat Erdal Ersoy
Memurluğa Dönme Talebinin Reddi Kararının İptali

Devlet memurluğundan kendi isteğiyle çekilen, çekilmiş sayılan veya disiplin cezası yahut memuriyet şartlarının kaybedildiği gerekçesiyle ilişiği kesildikten sonra bu işlemleri iptal ettiren kişilerin yeniden göreve başlatılma taleplerinin idarece reddedilmesi halinde iptal davası açılabilir. Göreve dönme talebine muhatap olan idare kadro, ihtiyaç ve hizmet gereklerini göz önünde bulundurarak takdir yetkisine dayanarak karar vermektedir; ancak idarenin takdir yetkisi mutlak olmayıp kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlıdır.

Kendi İsteğiyle Ayrılan Memurların Yeniden Atanma Şartları

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m. 92 uyarınca, iki defadan fazla olmamak üzere memurluktan kendi istekleriyle çekilenler veya bu Kanun hükümlerine göre çekilmiş sayılanlar tekrar memurluğa dönmek amacıyla başvuruda bulunabilirler. Bu kapsamdaki kişilerin yeniden atanabilmesi için ayrıldıkları sınıfta boş kadro bulunması ve bu sınıfın niteliklerini taşımaları şarttır. Bu şartların gerçekleşmesi halinde ilgililer, ayrıldıkları tarihte almakta oldukları aylık derecesine eşit bir derecenin aynı kademesine veya 657 sayılı Kanun'un 71. maddesi hükümleri gözetilerek diğer bir sınıfta eşit derecedeki kadrolara atanabilirler.

Yeniden memuriyete dönmek isteyenlerin ayrıldıkları sınıfta boş kadro bulunmaması halinde, mevzuatta aranan diğer koşulları taşımaları kaydıyla 657 sayılı Kanun'un 45. maddesi uyarınca atanmaları mümkündür; ancak bu kadrolar ilgilisine kazanılmış hak sağlamaz. Ayrıca 657 sayılı Kanun m. 92'de yer alan açıktan atama kuralları, aynı Kanun'un 68/B maddesinde düzenlenen şartları haiz memurların üst dereceli kadrolara atanmasına engel teşkil etmemektedir.

Başvuru Yapılabilecek Kurumlar ve Memuriyet Statüsü

Görevinden kendi isteğiyle ayrılan kişilerin açıktan atama başvurusunda bulunabileceği merciler memuriyet statüsüne göre farklılaşmaktadır. Aday memur iken görevinden ayrılanlar yeniden memuriyete dönmek için yalnızca ayrıldıkları kendi kurumlarına başvuru yapabilirler. Buna karşılık asil memurluğa atandıktan sonra memuriyetten ayrılan kişiler, talepleri doğrultusunda kendi kurumlarına başvurabileceği gibi başka bir kuruma da açıktan atama dilekçesi verebilirler.

Görevine Son Verilenlerin ve Emeklilerin Memurluğa Dönüşü

Devlet memurluğundan çıkarma cezası alan veya memurluğa alınma şartlarını taşımadığı yahut kaybettiği gerekçesiyle memuriyeti sonlandırılan personelin açtığı idari davada söz konusu işlemin mahkemece iptaline karar verilmesi halinde, ilgililer çıkarma cezasını tesis eden kuruma müracaat ederek memuriyete tekrar atanmalarını talep edebilirler.

Emekli Sandığı hükümleri kapsamında emekli olan memurların yeniden kamu görevine dönebilmesi için sınıfında yazılı nitelikleri taşımaları ve ayrıldıkları sınıfta boş kadro bulunması şartı aranır. Bununla birlikte 5335 sayılı Kanun'un 30. maddesi uyarınca, herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar kanundaki istisnalar saklı kalmak üzere kamu kurumlarının kadrolarına açıktan atanamazlar ve aylıkları kesilmeksizin bu kadro veya görevlerde çalıştırılamazlar.

5335 sayılı BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN m. 30Kaynağı aç
Madde 30- Cumhurbaşkanı tarafından (…)[1] atanan veya görevlendirilenler, Türkiye Büyük Millet Meclisince yapılan seçimler sonucunda görev verilenler ile yükseköğretim kurumlarının öğretim üyeliklerine ve Sağlık Bakanlığının tabip ve uzman tabip kadrolarına yapılacak atamalar hariç olmak üzere, herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar, genel bütçeye dahil dairelerin, katma bütçeli idarelerin, döner sermayelerin, kefalet sandıklarının, sosyal güvenlik kurumlarının ve bütçeden yardım alan kuruluşların kadrolarına açıktan atanamazlar. Diğer kanunların bu fıkraya aykırı hükümleri uygulanmaz.[2][3] Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar bu aylıkları kesilmeksizin; genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar, belediyeler, il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafından kurulan birlik ve işletmeler, sosyal güvenlik kurumları, bütçeden yardım alan kuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmelerinde ve sermayesinin %50'sinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklarda herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamaz ve görev yapamazlar. Diğer kanunların emeklilik veya yaşlılık aylığı almakta iken emeklilik veya yaşlılık aylıkları ve/veya diğer tazminatları kesilmeksizin atanmaya, çalıştırılmaya veya görevlendirilmeye izin veren hükümleri ile 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun ek 11 inci maddesine göre 1.1.2005 tarihinden önce alınmış Bakanlar Kurulu kararları uygulanmaz. Bu maddenin ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri;[4][5] a) Cumhurbaşkanlığına seçilenler, b) Cumhurbaşkanı yardımcılığı veya bakanlığa atananlar, c) Yasama Organı üyeliğine seçilenler, d) Mahalli idareler seçimleri sonucuna göre görev alanlar, e) Sadece toplantı veya huzur ücreti ya da hakkı ödenen görevleri yürütenler ile yönetim ve denetim kurulu üyeliği ücreti karşılığında görevlendirilenler, f) Yaş haddini aşmamış olmaları kaydıyla her derece ve türdeki örgün ve yaygın eğitim kurumlarında ders ücreti karşılığı ders görevi verilenler (üniversitelerde ders ücreti karşılığı ders görevi verilenler hakkında yaş haddini aşmamış olmaları kaydı aranmaz.), g) Vakıf üniversitelerinde görev alanlar, h) Özel kanunlarında veya Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde emeklilik veya yaşlılık aylığı kesilmeksizin çalıştırılma veya görev yapma hakkı verilenlerden Cumhurbaşkanı tarafından (…)4 atanan veya görevlendirilenler ve Türkiye Büyük Millet Meclisince yapılan seçimler sonucunda görev verilenler, i) 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 60 ıncı maddesinin (a) fıkrası uyarınca Yasama Organı üyeliğinin bitiminden sonra öğretim üyesi olarak atanmış olanlar, j) (Ek: 31/10/2016-KHK-678/20 md.; Değiştirilerek kabul: 1/2/2018-7071/20 md.) 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun ek 36 ncı maddesi kapsamında istihdam edilen ihtiyat pilotlar ile Millî Savunma Bakanlığı ve bağlı birimlerinde personel ve askeri öğrenci temin faaliyetine yönelik hizmetlerin yürütülmesi için görevlendirilen emekli subay ve astsubaylar, k) (Ek: 17/4/2017-KHK-690/34 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7077/30 md.) 18/3/1924 tarihli ve 442 sayılı Köy Kanununun 74 üncü maddesine göre görevlendirilen güvenlik korucuları, l) (Ek:28/7/2024-7524/27 md.) Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğu 1949 tarihli Cenevre Sözleşmeleri ve bu sözleşmelerin 1977 tarihli ek protokolleri gereği, savaşta ve barışta uluslararası yardımları yürütmekle mükellef özel hukuk tüzel kişiliğini haiz kamuya yararlı dernek olan Türkiye Kızılay Derneği ile bu derneğe ait veya bağlı işletmelerde çalışanlar, Hakkında uygulanmaz. (Ek fıkra: 10/1/2013-6385/2 md.) İkinci fıkraya göre emeklilik veya yaşlılık aylığı kesilenlerin sigortalılıklarının sona erdiği tarih yazılı istek tarihi kabul edilerek ilgili sosyal güvenlik kanunlarına göre aylıkları yeniden bağlanır.

İdarenin Takdir Yetkisi ve Yargısal Denetim Sınırları

Kadroya açıktan veya yeniden atama yapma konusunda idare mutlak bir takdir serbestisine sahip değildir. İdare bu yetkisini kadro durumu, kurumun personel ihtiyacı, hizmet gerekleri ve kamu yararı ilkeleriyle sınırlı olarak kullanmak zorundadır. Danıştay 2. Dairesinin 2020/151 Esas ve 2021/436 Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere, boş bulunan kadrolara atama yapma konusunda idarenin takdir yetkisi bulunmakla birlikte, atanacak personelin mevzuatta öngörülen nitelik ve koşulların tamamını taşıması zorunludur.

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2020/3155, K. 2021/172Kaynağı aç
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2020/3155 E.  ,  2021/172 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2020/3155 Karar No : 2021/172 KARAR DÜZELTME İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI): … VEKİLİ: Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı – ANKARA VEKİLİ: Av. … İSTEMİN ÖZETİ:Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının onanmasına ilişkin … tarih ve E:…, K:… sayılı karara karşı, davacı karar düzeltme isteminde bulunmaktadır. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Malatya … Hastanesi Baştabipliği emrinde memur olarak görev yapmakta iken 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılması üzerine 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48 ve 98. maddeleri gereğince 20/07/2010 tarihinde görevine son verilen davacının, görevine iade ve yoksun kaldığı parasal hakları ile özlük haklarının tarafına verilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; Davacının, hakkında kesinleşmiş hüküm bulunması nedeniyle 20/07/2010 tarihinde görevine son verildikten sonra, 26/12/2011 tarihli dilekçe ile hakkında kesinleşen hüküm bulunan suçtan dolayı yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunduğu, Bu talebinin, Askeri Yargıtay tarafından kabul edilerek görevsizlik kararı verilmesi üzerine dosyanın gönderildiği… Ağır Ceza Mahkemesince davanın zaman aşımından düşürülmesine karar verildiği, Davacının bu düşme kararı üzerine yeniden devlet memurluğuna atanması mümkün olsa da, açıktan atama yapma konusunda takdir yetkisine sahip olan idarece, davacının talebinin değerlendirilerek, işlenen fiilin niteliği, yürüteceği hizmetin özelliği ve önemini dikkate alınarak takdir yetkisinin davacının atanmaması yönünde kullanıldığı, Bu nedenle, dava konusu işlemde kamu yararı ve hizmet gerekleri bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Karar düzeltme aşamasında verilen Danıştay Onikinci Dairesinin 29/03/2018 tarih ve E:2018/451, K:2018/1369 sayılı kararıyla; … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla verilen zaman aşımı nedeniyle düşme kararının, Yargıtay … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla onanarak kesinleştiğinin görüldüğü, Anayasa'nın 38. maddesinde, "Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz." hükmüne yer verilerek masumiyet karinesinin anayasal güvence altına alındığı, Açıktan atama konusunda idarelerin, hukuka uygun kullanılmak koşulu ile, takdir yetkisi bulunsa da davaya konu olay, devlet memurluğu sona erdirilen memurun yeniden atanması talebine ilişkin olduğundan, davacının memuriyetinin ne şekilde sona erdiğinin ihtilafın çözümü için önem arz ettiği, Şayet davacının memurluğunun sona erme şekli hukuka aykırı ise idarenin hukuka aykırı işlemine dayanmasına imkan vermenin hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacağı, Uyuşmazlıkta, davacının aldığı mahkumiyet kararı nedeniyle memurluk görevinin sona erdirildiği ve bu mahkumiyet kararının da davanın düşmesi nedeniyle hukuken tamamen ortadan kalktığı, yani davacının netice itibarıyla atılı suçtan dolayı herhangi bir ceza almadığı ve işlemin dayanağının kalmadığı görüldüğünden, hukuka aykırı şekilde görevine son verilen davacının yeniden atanma talebinin idarenin takdir yetkisine bırakılmasının masumiyet karinesi ve hukuk devleti ilkeleri ile bağdaşmayacağı, Bu nedenle, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılarak …İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla; davanın reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararının özeti: Davacının temyiz başvurusu üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/03/2020 tarih ve E:2019/978, K:2020/784 sayılı kararıyla … İdare Mahkemesinin… tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının onanmasına karar verilmiştir. KARAR DÜZELTME TALEP EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, hakkında usulüne uygun olarak verilmiş ve kesinleşmiş ceza hükmü bulunmadığı, suçlu kabul edilmesinin Anayasa'nın 38. maddesi uyarınca mümkün olmadığı, dava konusu işlemin açıktan atama işlemi olarak değerlendirilmemesi gerektiği, memuriyetten çıkarma işleminin geri alınması niteliğinde olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, karar düzeltme isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NUN DÜŞÜNCESİ: Karar düzeltme isteminin kabulü ile ısrar kararının Daire kararı doğrultusunda bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, davacının karar düzeltme dilekçesinde öne sürdüğü hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 16/03/2020 tarih ve E:2019/978, K:2020/784 sayılı onama kararı kaldırılarak,… İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararına yönelik davacının temyiz istemi yeniden incelendi, gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dosyanın incelenmesinden; Malatya … Hastanesi … emrinde memur olarak görev yapan davacı, "Askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçuna iştirak" suçundan… Ordu Komutanlığı … Mahkemesinin … tarih ve … sayılı kararıyla 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmış, bu kararın Askeri Yargıtay … Dairesinin …tarih ve E:…, K:… sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmesi üzerine, 657 sayılı Kanun'un 48. ve 98/b maddeleri kapsamında, hakkında kesinleşmiş hüküm bulunması nedeniyle 20/07/2010 tarihinde davacının görevine son verilmiştir. Ardından davacının yargılamanın yenilenmesi talebinin Askeri Yargıtay tarafından kabul edilerek dava hakkında, Kara Kuvvetleri Komutanlığı … Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla görevsizlik kararı ve … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla davanın zaman aşımı nedeniyle düşmesine karar verilmiştir. Söz konusu karar üzerine davacının göreve iade edilmesi ve bütün özlük hakları ile yoksun kaldığı maaşlarının ödenmesi istemiyle 28/11/2014 tarihli dilekçeyle idareye yaptığı başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Davacının bu düşme kararı üzerine yeniden devlet memurluğuna atanması mümkün olsa da, açıktan atama yapma konusunda takdir yetkisine sahip olan idarece takdir yetkisinin davacının atanmaması yönünde kullanıldığı görülmektedir. Takdir yetkisinin açıktan atamaya ilişkin bir işlemde kullanılması hâlinde bunun kadro, ihtiyaç, hizmet gerekleri ve atama isteminde bulunan kişinin kişisel konumu gibi durumlar dikkate alınarak kullanılıp kullanılmadığı yargı merciince incelenebilecektir. Bakılan uyuşmazlıkta, idarenin takdir yetkisini hizmetin özelliğini dikkate alarak kullandığı anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Sonuç olarak temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın reddi yolunda verilen … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:…sayılı ısrar kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, 3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 03/02/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY X- Malatya … Hastanesi Baştabipliğinde sivil memur olarak görev yapan davacının, "Askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçuna iştirak" suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılması yolunda verilen kararın ardından 20/07/2010 tarihli işlemle 657 sayılı Kanun'un 48 ve 98/b maddeleri gereğince memurluk görevine son verilmiştir. Ardından davacının yargılamanın yenilenmesi talebi Askeri Yargıtay tarafından kabul edilmiş, dava hakkında, Kara Kuvvetleri Komutanlığı …Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla görevsizlik kararı ve …Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla davanın zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmiştir. Söz konusu karar üzerine davacının göreve iade edilmesi ve bütün özlük hakları ile yoksun kaldığı maaşlarının ödenmesi istemiyle 28/11/2014 tarihli dilekçeyle idareye yaptığı başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Dava konusu … tarih ve … sayılı işlemde, davacı hakkında kesinleşen mahkeme kararı nedeniyle memuriyetine son verildiği, göreve son verme işleminin mevzuata uygun olması nedeniyle görevine iade talebinin uygun görülmediği ifade edilmiştir. Dava konusu işlemin, davacının yargılandığı fiili işlediği kabulüyle tesis edildiği anlaşılmaktadır. Söz konusu durumun, davacının masumiyet karinesine saygı ilkesiyle bağdaştığını söylemek mümkün değildir. Bu nedenle, suçluluğu mahkeme kararlarıyla sabit olmayan davacının başvurusu üzerine tesis edilen işlemle, Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında güvence altına alınan masumiyet karinesi ihlal edildiğinden davacının başvurusunun işlemde yer alan gerekçeyle reddedilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Nitekim, Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru yoluyla önüne gelen bir uyuşmazlıkta, … tarih ve Başvuru No:… sayılı kararıyla; "suçluluğu mahkeme kararlarıyla sabit olmayan başvurucunun yargılamaya konu eylemleri işlediği ve suçlu olduğu inancının karara yansıtıldığı anlaşıldığından başvurucunun Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında güvence altına alınan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine" karar vermiştir. Diğer taraftan, dava konusu işlemin hukuka aykırılığı nedeniyle iptali sonucunda, davacının memuriyet görevine yeniden atanması mutlak olmayıp, davacının başvurusunun idarece, kadro, ihtiyaç, hizmet gerekleri gibi durumlar dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği de açıktır. Açıklanan nedenlerle, davacının kararın düzeltilmesi isteminin kabulü ile davanın reddi yolunda verilen ısrar kararının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz.
Danıştay 2. Daire, E. 2020/151, K. 2021/436Kaynağı aç
Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2020/151 E.  ,  2021/436 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2020/151 Karar No : 2021/436 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLLERİ : 1- Av. … 2- Av. … 3- Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri … DAVALI İDARE YANINDA DAVAYA KATILANLAR (MÜDAHİLLER) : 1 – … 2 – … 3 – … 4 – … 5 – … 6 – … 7 – … 8 – … İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…; K:… sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem : Dava; Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı emrinde memur olarak görev yapan davacı tarafından, 08/06/2011 – 20/05/2013 tarihleri arasında (Mülga) Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının hukuk müşaviri kadrolarına yapılan atamaların iptali istemiyle açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : … İdare Mahkemesince, davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararının Danıştay Beşinci Dairesinin 11/12/2014 günlü, E:2014/798, K:2014/9262 sayılı kararıyla bozulması üzerine, anılan Mahkemece bozma kararına uyulmayarak verilen … günlü, E:…, K:… sayılı ısrar kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/02/2017 günlü, E:2016/3298, K:2017/724 sayılı kararı ile bozulması üzerine, anılan bozma kararına uyularak verilen temyize konu kararla; (Mülga) Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının yeniden teşkilatlandığı ve buna ilişkin hükümleri içeren 633 sayılı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 08/06/2011 tarihinde yürürlüğe girdiği, 657 sayılı Kanun'un atama yapma ve görevden alma konusunda idareye takdir yetkisi tanıyan 76. maddesi ile anılan KHK hükümleri bir arada değerlendirildiğinde 08/06/2011 – 20/05/2013 tarihleri arasında hukuk müşaviri kadrolarına yapılan atamaların idarenin takdir yetkisi kapsamında olduğu, idarenin kamu hizmetinin gerekleri doğrultusunda personelin görevini değiştirme konusunda yasalarla ve idare hukuku ilkelerine dayalı olarak sahip olduğu takdir yetkisini dava konusu işlemin tesisi sırasında kamu yararı ve hizmet gerekleri dışında subjektif (öznel) nedenlerle kullandığına dair dosyada herhangi bir bilgi ya da belge bulunmadığı, takdir yetkisine dayalı olarak tesis edilen dava konusu işlemlerde kamu yararı ve hizmet gerekleri ile hukuka aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine hükmedilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararında hukuk müşaviri kadrolarına atanabilmek için görevde yükselme sınavına girip başarılı olunması gerektiğinin hüküm altına alındığı, söz konusu karar keşinleştiği halde Mahkemece dava konusu atamaların idarenin takdir yetkisi kapsamında olduğu yolunda değerlendirme yapıldığı ve karar tesisinde görevde yükselme sınavına girilmiş olması gerektiği koşulunun dikkate alınmadığı; davacının fiili olarak hukuk müşaviri olarak görev yaptığı halde atamasının hukuk müşaviri kadrosuna yapılmadığı; Mahkeme kararının eşitlik ilkesini, adil yargılanma hakkını ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılması ilkelerini ihlal ettiği; davanın eksik ve hatalı incelemeye dayalı olarak görüldüğü ve sonuçlandırıldığı ileri sürülerek, dava konusu işlemlerin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN CEVABI : Davacının hukuk müşaviri kadrosuna atanma talebinin reddine ilişkin işlemin iptali talebiyle açtığı davada, davanın reddi yolunda … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın kesinleştiği; davalı idare bünyesinde görev yapan tüm hukuk müşavirlerinin hukuka uygun olarak atandıkları; davalı Bakanlığın hukuk müşaviri kadrolarının hiçbir zaman tam olarak dolmadığı, dolayısıyla dava konusu işlemlerin davacının hukuk müşaviri kadrosuna atanmasına engel olmadığı, bu bağlamda, davacı ile dava konusu işlemler arasında menfaat bağı bulunmadığı; daha önce hiçbir memur unvanlı personelin hukuk müşaviri kadrosuna atanmadığı, davacının hukuk müşaviri kadrosuna atanabilmesi için görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavında başarılı olması gerektiği yolunda cevap verilmiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının eksik inceleme nedeniyle bozulması gerektiği düşünülmüştür. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; davacının duruşma istemi 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca yerinde görülmeyerek, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Hukuk fakültesi mezunu olan ve avukatlık ruhsatnamesi bulunun davacının, memur kadrosunda görev yaptığı (Mülga) Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının hukuk müşaviri kadrolarına 08/06/2011 ile 20/05/2013 tarihleri arasında yapılan atamaların iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Memurların bir kurumdan diğerine nakilleri" başlıklı 74. maddesinde; "Memurların bu Kanuna tabi kurumlar arasında, kurumların muvafakatı ile kazanılmış hak dereceleri üzerinden veya 68 inci maddedeki esaslar çerçevesinde derece yükselmesi suretiyle, bulundukları sınıftan veya öğrenim durumları itibariyle girebilecekleri sınıftan, bir kadroya nakilleri mümkündür.", "Memurların kurumlarınca görevlerinin ve yerlerinin değiştirilmesi" başlıklı 76. maddesinde; "Kurumlar, görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68 inci maddedeki esaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilirler." hükmü yer almaktadır. 08/06/2011 günlü, 27958 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 633 sayılı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin "Personele İlişkin Hükümler" başlıklı 29. maddesinin 1. fıkrasında; ''2451 sayılı Bakanlıklar ve Bağlı Kuruluşlarda Atama Usulüne İlişkin Kanunun eki cetvellerde sayılanlar dışında kalan memurların atamaları Bakan tarafından yapılır. Bakan bu yetkisini alt kademelere devredebilir.'' hükmü mevcuttur. 28/12/2004 günlü, 25684 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Yönetmelik'in 1. maddesi ile, 15/03/1999 günlü, 99/12647 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Devlet Memurlarının Görevde Yükselme Esaslarına Dair Genel Yönetmelik'in adı "Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmelik" şeklinde değiştirilmiş olup; adı geçen Yönetmelik'in "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, bu Yönetmelik'in; özel kanunlardaki düzenlemeler saklı kalmak kaydıyla; 18/7/1984 tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan kadrolarda; il özel idareleri ve belediyeler ile bunların kurdukları birlik, müessese ve işletmelere ait memur kadrolarında, özelleştirme kapsam ve programında bulunan kuruluşlar da dahil olmak üzere kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıklarına ait memur kadroları ile sözleşmeli personel pozisyonlarında istihdam edilen personelin, müdür ve daha alt görevlere yapılacak görevde yükselme mahiyetindeki asaleten atamaları ile en az ortaöğretim düzeyinde mesleki veya teknik eğitim sonucu ihraz edilen unvanlara ilişkin unvan değişikliği mahiyetindeki asaleten atamaları hakkında uygulanacağı hükme bağlanmış; "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin, (b) bendinde, aynı düzey görevin; kurumların, hiyerarşi, görev, yetki ve sorumluluk açısından aynı grupta ya da grup içinde alt gruplar olması halinde aynı alt grupta gösterdikleri görevleri ifade ettiği belirtilmiş; Ek 1. maddesinde, kurumların aynı unvana veya bu unvanın bulunduğu aynı alt gruptaki diğer unvanlara veya daha alt unvanlara naklen atama yapılabileceği, diğer personel kanunlarına tabi olanların 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi görevlere atanmalarında ihraz ettikleri unvanların, aynı unvanın olmaması halinde öğrenim durumu ve ihraz ettiği unvanla birlikte atanacağı unvan ve (Mülga) Devlet Personel Başkanlığının olumlu görüşünün dikkate alınacağı, ilk defa açıktan atamalarda bu Yönetmelik hükümlerinin uygulanmayacağı düzenlenmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Boş bulunan kadrolara atama yapma konusunda idarenin takdir yetkisi bulunmakla birlikte, ataması yapılacak olan kişilerin mevzuatta öngörülen nitelikleri taşımaları gerektiği tartışmasızdır. Bu bağlamda, yukarıda anılan mevzuat uyarınca, davaya konu uyuşmazlığın çözüme kavuşturulabilmesi için, İdare Mahkemesince; (Mülga) Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının hukuk müşaviri kadrolarına 08/06/2011 ile 20/05/2013 tarihleri arasında atamaları yapılan personelin Personel Hareket Onaylarının, hizmet cetvelleri ile birlikte incelenmesi suretiyle söz konusu personelin hukuk müşaviri kadrolarına atanma koşullarının tamamını taşıyıp taşımadıklarının tespit edilerek bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu durumda, uyuşmazlığın çözüme kavuşturulabilmesi için gerekli araştırma yapılmadan eksik incelemeye dayalı olarak verilen Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE, 2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın reddine ilişkin … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…; K:… sayılı kararın BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, tebliğ tarihini izleyen (15) onbeş gün içinde Danıştayda karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04/03/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Takdir yetkisinin açıktan atamaya ilişkin bir işlemde kullanılması halinde, işlemin kadro, ihtiyaç, hizmetin niteliği ve atama talebinde bulunan kişinin kişisel konumu dikkate alınarak tesis edilip edilmediği yargı mercilerince denetlenir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 2020/3155 Esas ve 2021/172 Karar sayılı ilamında, daha önce memuriyetine son verilen ilgilinin ceza davasının zamanaşımından düşmesi üzerine yaptığı göreve iade başvurusunun, hizmetin özelliği gözetilerek idarenin takdir yetkisi kapsamında reddedilmesi hukuka uygun bulunmuştur. Benzer şekilde, geçici ve sözleşmeli nitelikte kadrosuz usta öğretici olarak çalışmış olanların denklik iptali kararının kaldırılması sonrasında yaptıkları göreve iade başvuruları açıktan atama niteliğinde değerlendirilmiş ve Danıştay 12. Dairesinin 2018/9739 Esas ve 2021/4771 Karar sayılı ilamında idarenin hizmet gereklerine dayalı ret işleminin hukuka uygun olduğu kabul edilmiştir.

Danıştay 12. Daire, E. 2018/9739, K. 2021/4771Kaynağı aç
Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2018/9739 E.  ,  2021/4771 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2018/9739 Karar No : 2021/4771 KARAR DÜZELTİLMESİNİ İSTEYENLER : 1-(DAVACI): … VEKİLİ : Av. … 2- (DAVALI) : … Başkanlığı VEKİLİ : Av. … DİĞER DAVALI : … Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri … İSTEMİN ÖZETİ : Danıştay Sekizinci ve Onikinci Dairelerince müşterek toplantıda verilen 10/04/2018 tarih ve E:2016/4978, K:2018/1473 sayılı kararın, taraflarca aleyhlerine olan kısımların 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanunla değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Özbekistan'daki Taşkent Pedagoji Yüksekokulu'nun Anaokulu programını başarıyla tamamlayarak ve bu alanda ön lisansa eşdeğer öğrenim gördüğüne ilişkin denklik belgesi alarak Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) bünyesinde kadrosuz usta öğretici olarak görev yapan ve denklik belgesi, yurt dışından aldığı diploma gerçek olmadığından bahisle Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanlığınca iptal edilen davacının, belgenin ilk düzenlenme tarihinden itibaren geçerli olarak yeniden düzenlenmesi istemiyle Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'na yapmış olduğu 16/01/2007 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin … İdare Mahkemesi'nin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararıyla iptaline karar verilerek ve kanun yolu aşamalarından geçerek kesinleşmesi üzerine, iptal edilen işlem nedeniyle görevine son verildiği tarih ile yeniden denklik belgesi düzenlendiği tarih arasında yoksun kaldığı her türlü parasal hakkın ve 50.000,00 TL manevi tazminatın Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve kıdem, terfi, maaş, emeklilik gibi özlük haklarının görevine son verilmemiş gibi düzenlenerek eski görevine yeniden başlatılması istemiyle davalı idarelere yapmış olduğu 04/03/2015 tarihli başvuruların zımnen reddine ilişkin işlemlerin, göreve iade, özlük hakları ve parasal hakların yasal faiziyle ödenmesi istemlerinin zımnen reddine ilişkin kısımlarının iptali ile bu parasal hakların yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce müştereken ödenmesi ile 50.000,00 TL manevi tazminatın Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; uyuşmazlık konusu olayda; davacının denklik belgesinin iptal edilmesi üzerine buna dayalı olarak öğretmenlik görevine son verildiği hususu dikkate alındığında, denklik belgesinin iadesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davada, denklik belgesinin ilk verildiği tarihten geçerli olmak üzere iade edilmesi gerektiği belirtilerek dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi karşısında, davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının haksız bir şekilde davacının denklik belgesini iptali üzerine öğretmenlik görevine son verildiğinden ve davacının görevine son verilmesi işleminin dayanağı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı işlemi olduğundan, görevine son verildiği tarih ile memuriyete iade edildiği tarih arasında yargı kararıyla iptal edilen işleme bağlı olarak yoksun kaldığı mali haklarının davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından ödenmesi gerektiği sonucuna varılmış olup, aksi yöndeki Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı, bu itibarla, davacının öğretmenlik görevini yapamaması nedeniyle mahrum kaldığı parasal haklarının davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca tazmini gerektiği, Milli Eğitim Bakanlığı işlemine gelince; Davacının denklik belgesinin iptal edilmesi üzerine buna dayalı olarak da öğretmenlik görevine son verildiği dikkate alındığında, denklik belgesinin iadesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davada, denklik belgesinin verildiği ilk tarihten geçerli olmak üzere iade edilmesi gerektiği belirtilerek dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi karşısında, davacının görevine son verilmesinin dayanağı olan denklik belgesinin ilk verildiği tarihten itibaren geçerli olmak üzere iade edilmesi gerektiğine dair mahkeme kararının bulunması nedeniyle, davacının tekrar değerlendirilerek işlem tesis edilmesi gerekirken başvurusunun reddi yönünde tesis edilen işlemde hukuka uyarlık görülmediği, Olayda, özü itibari ile Taşkent Pedagoloji Yüksekokulu Anaokulu Öğretmenliği önlisans programını bitiren davacının önlisans denklik belgesi davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca geçersiz sayılmış, buna bağlı olarak da Milli Eğitim Bakanlığınca öğretmenlik görevi ile ilişiği kesilmiştir. İlişik kesme işleminin sebep unsuru olan denklik belgesinin iptaline ilişkin işlemin hukuka aykırılığı daha sonra mahkemece tespit edilmiş ve kesinleşmiş olup, şu halde davacı hakkında tesis edilen işlemler ortadan kalktığına göre, davacı hakkındaki tasarruf ve işlemlerin tesis ve icrasından önceki hukuki durumun sağlanması gerekmekle birlikte hizmet kusuru nedeniyle doğan maddi ve manevi zararlarının da idarelerce tazmini zorunlu olduğu, buradan hareketle, davacının özlük haklarının tümünün iadesi gerektiğinden, davacının bu hakların iadesi istemiyle Milli Eğitim Bakanlığına yaptığı başvurunun reddine dair işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, Davacının manevi tazminata ilişkin istemine gelince; Davacının denklik belgesinin iptal edilmesi üzerine öğretmenlik görevine de son verildiği ve ayrıca davacı hakkında sahtecilik suçundan dolayı kamu davası açıldığı hususları birlikte dikkate alındığında; bu süreçte duyulan elem ve üzüntü sebebiyle 10.000,00-TL manevi tazminatın Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı'nca davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçeleriyle, dava konusu işlemlerin iptaline, davacının maddi tazminat istemlerinin Milli Eğitim Bakanlığı ve Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı yönünden kabulü ile mahrum kaldığı özlük ve parasal haklarının idarelere başvuru tarihi olan 06/01/2015 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, davacının 50.0000 TL'lik manevi tazminat isteminin kısmen kabulüyle ile, 10.000,00-TL manevi tazminatın başvuru tarihi olan 06/01/2015 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce davacıya ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Davalı idarelerin ve davacının mahkeme kararının aleyhlerine olan kısımlarına ilişkin yapılan temyiz başvurusu üzerine Danıştay Sekizinci ve Onikinci Dairelerince 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun Ek 1. maddesi uyarınca yapılan müşterek toplantıda verilen Danıştay Onikinci Dairesinin 10/04/2018 tarih ve E:2016/4978, K:2018/1473 sayılı kararı ile; Dava konusu işlemlerin iptali istenilen kısımları ile yoksun kalınan parasal hakların yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce ödenmesi istemi incelendiğinde; Bakılan olayda, davacının son olarak 2003-2004 eğitim öğretim döneminde kadrosuz usta öğretici olarak görev yaptığı, YÖK Başkanlığınca usta öğretici olarak istihdamını olanaklı kılan denklik belgesinin 17/12/2004 tarihinde iptal edildiği, dolayısıyla hukuka açıkça aykırılığı ortaya konulan işlemin tesis edildiği tarihte kadrosuz usta öğretici olarak görev yapmadığı, diğer yandan, denklik belgesi iptal edildiği için, bu belgenin yargı kararıyla yeniden düzenlendiği tarihe kadar olan süre içinde usta öğretici olarak görev yapamadığından, yoksun kaldığı mali ve özlük hakların tazmini talep edilmekte ise de, kadrosuz usta öğretici istihdamının eğitim öğretim hizmetlerinde görev yapan öğretmenlerin istihdamlarından farklı bir mevzuata sahip olduğu, mali ve özlük haklarının da farklı olduğu, kadrosuz usta öğreticilerin, geçici olarak sözleşme ile istihdam edildiği ve hizmetlerinin sürekli ve asli olmadığı görüldüğü, bu durumda, iptal edilen işleme bağlı olarak davacının, kadrosuz usta öğretici unvanıyla görev yapacağı hususu, dosya içerisinde bulunan MEB savunma dilekçesi ekinde yer alan hizmet belgesinden ve kadrosuz usta öğretici istihdamına ilişkin yasal düzenlemelerden anlaşıldığı üzere, kesin ve mutlak olmadığı, davacının uğradığını iddia ettiği mali ve özlük haklarına ilişkin zararların muhtemel nitelikte zarar olduğundan, tazmini gereken maddi bir zarar ve özlük hakkı bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu zımnen ret işlemlerinin mali ve özlük hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminin reddine ilişkin kısmında hukuka aykırılık, zımnen ret işlemlerinin iptali ile yoksun kalınan parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesi yolunda verilen Mahkeme kararının bu kısmında hukuki isabet bulunmadığı, davacının göreve yeniden başlatılması talebinin MEB tarafından zımnen reddi işlemine yönelik ise, yukarıda aktarılan gerekçeler ışığında; Mahkemece iptal edilerek kanun yollarından geçtikten sonra hukuka aykırılığı kesinleşen denklik belgesinin iptali işlemi ile, davacının usta öğretici olarak görev yapmaması arasında kesinlik arz eden bir neden sonuç bağı olmaması, davacının 04/02/2015 tarihinde yaptığı atanma talebinin açıktan atama talebi niteliğinde bulunması, bu talebin de idarece takdir yetkisi çerçevesinde değerlendirilerek karara bağlanabileceği hususları karşısında, bu talebin olumlu değerlendirilmeyerek reddine yönelik işlemde hukuka aykırılık, bu işlemin iptali yolunda verilen Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmadığı, Davanın, 50.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte YÖK Başkanlığınca ödenmesi istemine ilişkin kısmı incelendiğinde; İdare ve vergi Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, temyize konu Mahkeme kararının manevi tazminat isteminin 40.000,00 TL'lik bölümünün reddine ilişkin kısmında 49. maddede belirtilen bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, kararın bu kısmına yönelik temyiz istemi yerinde görülmediği, kararın, 10.000,00 TL manevi tazminat isteminin kabulü ile MEB ve YÖK Başkanlığınca yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin kısmına gelince; davalı MEB'in işlemlerinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı, ayrıca, dava dilekçesinin istem ve sonuç bölümlerinde, manevi tazminat isteminin yalnızca YÖK Başkanlığı'na karşı talep edildiği, dolayısı ile davacının iptal edilen işlemden kaynaklanan manevi zararının da hukuka aykırı olarak gördüğü muamele ile hakkında kamu davası açılmasına sebebiyet verilmesinden kaynaklandığı ve bu zararın YÖK Başkanlığı'nın işlemlerinden oluştuğu hususu gözetildiğinde, 10.000,00 TL manevi tazminatın yalnızca YÖK Başkanlığınca ödenmesine hükmedilmesi gerekirken, kararın, MEB tarafından da müştereken manevi tazminat ödenmesi yolunda hüküm kurulmasına ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmadığı gerekçeleriyle, davalı Milli Eğitim Bakanlığının temyiz isteminin kabulü, davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'nın temyiz isteminin kısmen kabulü ile Mahkeme kararının, dava konusu işlemlerin iptaline yönelik kısmının oybirliği ile, davacının yoksun kaldığı parasal hakların 06.01.2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce davacıya ödenmesine yönelik kısmın oyçokluğu ile, hükmedilen manevi tazminatın MEB tarafından ödenmesine yönelik kısmın oybirliği ile bozulmasına; davacının temyiz isteminin reddi, davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'nın temyiz isteminin kısmen reddi ile Mahkeme kararının, 10.000,00 TL manevi tazminatın 06.01.2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca davacıya ödenmesine yönelik kısım ile fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine yönelik kısmının oybirliği ile onanmasına, karar verilmiştir. KARARIN DÜZELTİLMESİNİ İSTEYENLERİN İDDİALARI : 1-Davacı tarafından, öğretmenlik görevine son verilmesine sebep olan denklik belgesinin iptaline dair işlemin mahkeme kararı ile iptaline karar verildiğinden ve iptal kararları işlemin tesis edildiği tarihten önceki hukuki durumun geri sağladığından, iptal edilen işlemin doğurduğu hukuki ve fiili bütün sonuçları ortadan kaldırmak için iptal edilen işlem ile ilişkisi bulunan bütün maddi haklarının -görev yapılmış gibi- tazmini gerektiği, hizmet belgesinde 2001-2002, 2002-2003 ve 2003-2004 eğitim-öğretim yıllarında Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki okullarda istihdam edildiği ve 2001 yılından denklik belgesinin iptal edildiği tarihe kadar her eğitim -öğretim yılında MEB bünyesinde öğretmenlik görevini yerine getirdiği, denklik belgesinin iptal edildiği tarihte(17/12/2004) dahi MEB … İlköğretim Okulu’nda öğretmenlik yaptığı, belgesini Ek’te sunduğu, denklik belgesi iptal edilmeseydi görevine devam edeceği, bu nedenle de denklik belgesinin iptaline dair işlemin iptal edilmesiyle görevine başlatılması ve parasal ve özlük haklarının görevine hiç son verilmemiş gibi ödenmesi gerektiği, manevi tazminata uygulanması gereken faiz başlangıç tarihinin başvuru tarih olarak esas alınmasının hatalı olduğu, faizin başlangıç tarihinin, işlem tarihi olması gerektiği; ancak, talep kabul edilmezse ilk iptal davasının açıldığı tarih olması gerektiği, kararın aleyhine olan kısımlar yönünden düzeltilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. 2- Davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından, zarar ile birlikte idari işlem ve eylemler arasında illiyet bağı bulunmadığı, manevi bir zarar oluşmuş ise bu idari işlemin Kurul’dan değil Dışişleri Bakanlığı’ndan kaynaklandığı, bu nedenle manevi tazminat yönünden hasım konumundan çıkartılarak Dışişleri Bakanlığı hasım konumuna alınması gerektiği, davacının manevi tazminat talebinin Borçlar Kanunu’nda aranan şartları taşımadığı, kararın aleyhine olan kısımlar yönünden düzeltilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. SAVUNMANIN ÖZETİ :1- Davacı tarafından, Davalı idarelerden …Başkanlığı'nın düzeltme isteminin reddine, söz konusu kararın aleyhine olan kısmınına ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü gerektiği savunulmaktadır. 2-Davalı … Bakanlığı tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. 3- Davalı … Başkanlığı tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Karar düzeltme istemin kısmen reddi, kısmen düzelterek reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci ve Onikinci Dairelerince 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun Ek 1. maddesi uyarınca yapılan müşterek toplantıda işin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava daireleri ile İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulları tarafından verilen kararların düzeltme yolu ile yeniden incelenebilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun; düzeltilmesi talep edilen kararın verildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan 54. maddesinde yazılı sebeplerden birinin varlığı ile mümkündür. Davacı ve davalı idarelerden Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca, Danıştay Onikinci Dairesince verilen 10/04/2018 tarih ve E:2016/4978, K:2018/1473 sayılı kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek aleyhlerine olan kısımlarının incelenip düzeltilmesi istenilmektedir. Dairemiz kararının; mahkeme kararının, dava konusu işlemlerin iptaline yönelik kısmının, davacının yoksun kaldığı parasal hakların 06/01/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce davacıya ödenmesine yönelik kısmının ve hükmedilen manevi tazminatın Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ödenmesine yönelik kısmının bozulmasına Mahkeme kararının, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca davacıya ödenmesine yönelik kısmı ile fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine yönelik kısmının onanmasına ilişkin kısmına dair karar düzeltme istemi incelendiğinde; kararın düzeltilmesi istenen bu kısmı kanun ve usule uygun olup, düzeltmeyi gerektiren bir sebep de bulunmadığından düzeltme isteminin reddi gerekmektedir. Dairemiz kararının, Mahkeme kararının, 10.000,00 TL manevi tazminatın 06/01/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca davacıya ödenmesine yönelik kısımının onanmasına ilişkin kısmının manevi tazminata işletilecek olan yasal faiz başlangıç tarihi kısmınına dair karar düzeltme istemi incelendiğinde; Hukuka aykırı işlem nedeniyle yoksun kalınan maddi ve manevi zararın karşılanmasında zaman içinde gecikme olması ve bu gecikmeden doğan zararın telafisi için davacıya ödenecek tazminata uygulanacak faizin, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca hesaplanması gerekeceği açık olmakla birlikte, davalı idarece davacıya ödenmesi gereken parasal haklara uygulanacak faizin başlangıç tarihinin de ayrıca incelenmesi gerekli görülmüştür. Bir idari işlem veya eylemden dolayı uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davalarda, uygulanacak yasal faizin başlangıç tarihi olarak; a) İdareye başvuru var ise, bu başvuru tarihinin; b) İdareye başvuru yok ise, davanın açıldığı tarihin; c) Önce, yalnızca idari işlemin iptaline yönelik iptal davası açılması ve işlemin iptaline karar verilmesini takiben yasal süresi içerisinde iptal kararına dayalı olarak tam yargı davası açılması durumunda, ilk davanın (iptal) açıldığı tarihteki başvuru tarihinin; başvuru yok ise, anılan (iptal) davasının açıldığı tarihin; esas alınması gerektiği, istikrar kazanmış Danıştay İçtihatlarıyla kabul edilmektedir. Uyuşmazlıkta, davacı tarafından denklik belgesinin iptali üzerine söz konusu işlemin iptali istemiyle dava açılmadan önce, denklik belgesinin iptali üzerine adına verilen … seri numaralı Yükseköğretim Denklik Belgesinin ilk verildiği tarihten itibaren geçerli olmak üzere iade edilmesi istemiyle 16/01/2007 tarihinde davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına başvuru yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, düzeltmeye konu kararda; davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca davacıya ödenmesine hükmedilen 10.000,00 TL manevi tazminat için iptal davası açılmadan önce davacının, davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına başvuru yaptığı 16/01/2007 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiğinden, Dairemiz kararının hüküm fıkrasının, "… Mahkeme kararının, 10.000,00 TL manevi tazminatın davacının, davalı idareye başvuru tarihi olan 16/01/2007 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca davacıya ödenmesine yönelik kısmının onanmasına …" şeklinde düzeltilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı … Başkanlığı'nın karar düzeltme isteminin reddine, davacının karar düzeltme isteminin ise kısmen reddine ve kısmen düzelterek reddine, 2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle düzeltmeye konu Danıştay Sekizinci ve Onikinci Dairelerince müştereken verilen 10/04/2018 tarih ve E:2016/4978, K:2018/1473 sayılı kararın hüküm fıkrasının "Mahkeme kararın, 10.000,00 TL manevi tazminatın davacının, davalı idareye başvuru tarihi olan 16/01/2007 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca davacıya ödenmesine yönelik kısmının onanmasına …" şeklinde düzeltilerek karar düzeltme isteminin oyçokluğuyla, diğer kısımların ise oybirliğiyle karar düzeltme isteminin reddine, 3. Karar düzeltme giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, 4. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 13/10/2021 tarihinde karar verildi. (X)KARŞI OY : Düzeltmeye konu, Danıştay Sekizinci ve Onikinci Dairelerince müştereken verilen 10/04/2018 tarih ve E:2016/4978, K:2018/1473 sayılı kararın, 10.000,00 TL manevi tazminatın 06/01/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı YÖK Başkanlığınca davacıya ödenmesine yönelik kısımının onanmasına ilişkin kısmının manevi tazminata işletilecek olan yasal faiz başlangıç tarihi kısmınına ilişkin karar düzeltme istemi incelendiğinde; Hukuka aykırı işlem nedeniyle yoksun kalınan maddi ve manevi zararın karşılanmasında zaman içinde gecikme olması ve bu gecikmeden doğan zararın telafisi için davacıya ödenecek tazminata uygulanacak faizin, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca hesaplanması gerekeceği açık olmakla birlikte, davalı idarece davacıya ödenmesi gereken parasal haklara uygulanacak faizin başlangıç tarihinin de ayrıca incelenmesi gerekli görülmüştür. Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından dava dilekçesinde manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebinde bulunulduğu; ancak, manevi tazminata işletilecek yasal faizin başlangıç tarihine ilişkin bir talep olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, hükmedilen manevi tazminata işletilecek yasal faizin başlangıç tarihinin, iptal davasının açıldığı tarih olması gerektiğinden, temyize konu kararın hüküm fıkrasının, "… Mahkeme kararının, 10.000,00 TL manevi tazminatın iptal davasının açıldığı tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca davacıya ödenmesine yönelik kısmının onanmasına …" şeklinde düzeltilmesi gerektiği görüşüyle çoğunluk kararının bu kısmına katılmıyoruz.

Dava Açma Süresi, İtiraz Usulü ve Görevli Mahkeme

Memurluğa dönme talebinin reddi kararına karşı, kararın ilgiliye tebliğ edildiği tarihi izleyen günden itibaren 60 gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açılması gerekmektedir. Dava açmadan önce idareye itiraz edilmesi zorunlu olmayıp doğrudan dava açılabilir. Ancak ret kararının tebliğinden itibaren 60 günlük süre içinde idareye itiraz edilmesi durumunda dava açma süresi durur; idarece itiraza cevap verilene veya 30 günlük bekleme süresi dolana kadar süre işlemez, bu sürenin bitimiyle kalan dava açma süresi yeniden işlemeye başlar.

Memurluğa dönme talebinin reddi işlemine karşı açılacak iptal ve tam yargı davalarında görevli mahkeme idare mahkemesi olup yetkili mahkeme idari işlemi yapan idari merciin bulunduğu yer mahkemesidir. Tam yargı davasının tek başına açılması mümkün olduğu gibi iptal davasıyla birlikte veya iptal davasının karara bağlanması üzerine açılması da mümkündür. İptal davasının karara bağlanması üzerine açılan tam yargı davası, iptal kararı tebliğinden veya ret kararının icrasından itibaren 60 gün içinde açılabilir.

Tam Yargı Davasında Yasal Faiz Başlangıcı

İdari işlem veya eylemden doğan zararların tazmini talebiyle açılan davalarda uygulanacak yasal faizin başlangıç tarihi Danıştay 12. Dairesinin 2018/9739 Esas ve 2021/4771 Karar sayılı ilamında yer verilen ilkeler doğrultusunda belirlenir. Zararın tazmini için idareye yapılmış bir başvuru varsa faiz başlangıcı başvuru tarihidir; idareye başvuru yapılmamışsa dava tarihi esas alınır. Yalnızca işlemin iptali talebiyle dava açılıp iptal kararının ardından süresi içinde tam yargı davası ikame edilmesi durumunda ise ilk davanın açıldığı tarihteki başvuru tarihi, idari başvuru bulunmuyorsa ilk iptal davasının açıldığı tarih yasal faizin başlangıcı kabul edilir.

Memurluktan istifa eden kişi en fazla kaç kez geri dönebilir?

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m. 92 uyarınca, memurluktan kendi isteğiyle çekilen veya çekilmiş sayılanların dönebilmesi için iki defadan fazla çekilmemiş olmaları şarttır; ikiden fazla istifa edenlerin dönüş başvurusu kabul edilmez.

Memurluğa dönme başvurusunun reddine karşı dava açma süresi ne kadardır?

Memurluğa dönme talebinin reddi kararına karşı, talebin reddine ilişkin kararın ilgiliye tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde iptal davası açılması gerekmektedir.

Aday memur iken ayrılanlar başka bir kuruma atanma başvurusunda bulunabilir mi?

Aday memur iken görevden ayrılanlar yalnızca önceden çalıştıkları kendi kurumlarına açıktan atama başvurusu yapabilir; başka bir kuruma atanma başvurusu hakkı asil memur iken ayrılanlara tanınmıştır.

İdare memurluğa dönme talebini takdir yetkisine dayanarak serbestçe reddedebilir mi?

İdare boş kadrolara açıktan atama konusunda takdir yetkisine sahip olmakla birlikte bu yetki mutlak olmayıp kamu yararı, hizmet gerekleri, kadro ve personel ihtiyacı durumuyla sınırlıdır ve yargı denetimine tabidir.

Tam yargı davasında yasal faiz hangi tarihten itibaren işletilir?

İdareye önceden başvuru yapılmışsa başvuru tarihinden, başvuru yapılmadan dava açılmışsa davanın açıldığı tarihten; iptal kararından sonra açılan tam yargı davasında ise ilk iptal davası öncesindeki başvuru veya davanın açılış tarihinden itibaren yasal faiz işletilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu