Manevi Tazminat Davalarında Yargılama Giderlerinin Paylaştırılması

by Avukat Erdal Ersoy
Manevi Tazminat Davalarında Yargılama Giderlerinin Paylaştırılması

Manevi tazminat davalarında yargılama giderlerinin hangi tarafa yükleneceği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 326. maddesiyle belirlenmektedir. Temel kural, kanunda yazılı hâller dışında yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasıdır. Ancak davanın kısmen kabul kısmen reddedildiği durumlarda uygulanan orantılı paylaştırma hükmü, Anayasa Mahkemesi'nin E.2024/29, K.2024/226 sayılı kararıyla manevi tazminat davaları yönünden iptal edilmiştir; iptal hükmü Resmî Gazete'de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girmektedir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 326Kaynağı aç
MADDE 326- (1) Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. (2) Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.[39][40] (3) Aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerini, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebilir. Dürüstlük kuralına aykırılık sebebiyle yargılama giderlerinden sorumluluk

HMK m. 326: Temel Gider Kuralı

HMK m. 326/1'e göre, kanunda yazılı hâller dışında yargılama giderleri aleyhine hüküm verilen taraftan alınır. Dava tamamen reddedilmişse giderlerin tamamı davacıya, tamamen kabul edilmişse davalıya yüklenir. Her iki tarafın kısmen haklı çıktığı durumlarda ise HMK m. 326/2, giderlerin tarafların haklılık oranına göre paylaştırılmasını öngörmektedir.

Aynı maddenin üçüncü fıkrası, aleyhine hüküm verilen taraf birden fazla olduğunda mahkemeye iki seçenek tanımaktadır: yargılama giderleri bu kişiler arasında paylaştırılabilir ya da müteselsil sorumluluk kararı verilebilir. Hangisinin tercih edileceği mahkemenin takdirindedir.

Anayasa Mahkemesi İptal Kararının Kapsamı

Anayasa Mahkemesi, E.2024/29, K.2024/226 sayılı kararıyla HMK m. 326/2'yi manevi tazminat davaları yönünden iptal etmiştir. İptal hükmü Resmî Gazete'de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girmektedir. Bu kararın iptal gerekçesine Basri Bağcı, İrfan Fidan, Kenan Yaşar, Muhterem İnce, Yılmaz Akçil ve Ömer Çınar katılmamıştır.

İptal kararından önce, manevi tazminat davalarında yargılama giderlerinin paylaştırılmasında talep edilen tutara ilişkin kabul-ret oranının esas alınması gerektiği yönünde bir uygulama mevcuttu. HMK m. 326/2'nin iptalinin yürürlüğe girmesiyle bu uygulamanın manevi tazminat davaları bakımından devam edip etmeyeceği, iptal sonrasında yasal düzenleme yapılıp yapılmadığına bağlıdır.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/1144, K. 2024/5727Kaynağı aç
4. Hukuk Dairesi         2022/1144 E.  ,  2024/5727 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1991 Esas, 2021/1898 Karar HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul – Davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/731 Esas, 2021/482 Karar Taraflar arasındaki manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun reddine, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derce Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; motosiklet sürücüsü olan davacı ile davalının işleteni olduğu otobüsün 31.08.2015 tarihinde yaptığı kaza neticesinde müvekkilinin %49 oranında malul kaldığını, kazada %75 oranında davacının, %25 oranında ise davalının kusurlu olduğunu, kaza nedeni ile davacının acı ve ızdırap duyduğu, bedensel bütünlüğünün bozulması nedeni ile kazanın etkilerini ömür boyu taşıyacağını beyanla 250.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kusuru ile kazanın meydana geldiğini, otobüs sürücünün yargılandığı ceza mahkemesinde kusur durumu dikkate alınarak adli para cezasına hükmedildiği, davacının açtığı maddi tazminat davası neticesinde ise 43.688,76 TL tazminata karar verildiği, talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 31.08.2015 tarihli kazada yaralanan davacının manevi tazminat isteminde bulunduğunu, ceza mahkemesince yapılan yargılamada Adli Tıp Kurumundan alınan kusur raporu ile davacının %75 oranında, davalının ise %25 oranında kusurlu olduğuna ilişkin rapor verildiği, yine davacının davalıya ait aracın sigorta şirketine karşı ikame ettiği maddi tazminat davasının yargılaması esnasında alınan maluliyet raporu ile %49 oranında malul kaldığının anlaşıldığı, kusur oranları, davacının olay nedeni ile yaralanmasının niteliğinin dikkate alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 20.000,00 TL manevi tazminatın 31.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf başvurusunda; ATK raporunca müvekkilinin %75, davalı sürücünün %25 oranında kusurlu olduğunu, müvekkilinin %49 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiş sayılacağı ve iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayacağının tespitinin yapıldığını, bu duruma göre talep edilen manevi tazminat miktarının tamamına veya daha üst tutara hükmedilmesi gerekirken az miktarın takdir edilmesinin hatalı olduğunu, tazminata yasal faiz işletilmesine karar verilmesinin ve taraflarınca yatırılan peşin harcın davalıdan tahsiline karar verilmemiş olmasının hatalı olduğunu, yargılama giderinin eksik hesaplandığını, manevi tazminatın reddedilen bölümü için davalı lehine vekalet ücretine takdir edilmesinin de hatalı olduğunu belirtmiştir. Davalı vekili istinaf başvurusunda; kazada kusurları olmadığını, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ilk derece mahkemesi kararına karşı tarafların istinaf başvurusunda bulunduğu, kusur raporuna itiraz olduğu, dosya davalısının ihbar olunan sıfatı ile yer aldığı Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/253 Esas, 2020/814 Karar sayılı dosyası ile davalı araç sigorta şirketine karşı geçici ve sürekli iş göremezlik zararından kaynaklı açılan maddi tazminat davası sonucunda davacı lehine 54.610,95 TL maddi tazminata karar verildiği, karara esas alınan kusur raporunun taraflara tebliğ edildiği ve kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, ihbar olunana raporların tebliğ edildiği ve ihbar olunanın kusur raporu ile bağlı olduğu, kusur oranları ve davacının maluliyeti dikkate alınınca manevi tazminat miktarının yerinde olduğu, peşin harcın davalıdan tahsili gerekirken hükümde bunun unutulmasına ilişkin istinaf talebinin yerinde olduğu, reddedilen manevi tazminat miktarı için davalı lehine vekalet ücreti verilmesine ilişkin itirazın ise yersiz olduğu gerekçesi ile davalının istinaf nedenlerinin reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere kaldırılması ve düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle, davanın kısmen kabulü ile; 20.000,00 TL manevi tazminatın 31.08.2015 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf talebinde ileri sürdüğü nedenleri tekrar etmiştir. C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalının işleteni olduğu aracın, motosiklet sürücüsü olan davacıya 31.08.2015 tarihinde çarpması sonucu davacının yaralanması nedeniyle manevi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56'ncı maddesi. 3. Değerlendirme Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, kusur oranları ve maluliyet durumu birlikte değerlendirilmek suretiyle hükmedilen manevi tazminat miktarının yerinde olmasına, yasaya uygun şekilde yasal faize karar verilmiş olmasına, yargılama giderine ret / kabul oranlaması yapılarak hükmedilmesinin yerinde olmasına, reddedilen miktar üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi dikkate alınarak davalı lehine vekalet ücreti takdirinin yerinde olduğunun anlaşılmasına göre, karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Gereksiz Gider Yaratan Tarafın Sorumluluğu

HMK m. 327/1, yargılama giderleri konusunda genel bir sorumluluk kuralı getirmektedir. Kanun metnine göre, gereksiz yere davanın uzamasına veya gider yapılmasına sebebiyet vermiş olan taraf, davada lehine karar verilmiş olsa bile, karar ve ilam harcı dışında kalan yargılama giderlerinin tamamını veya bir kısmını ödemeye mahkûm edilebilir. Bu kural manevi tazminat davalarına özgü olmayıp genel bir yargılama ilkesidir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 327Kaynağı aç
MADDE 327- (1) Gereksiz yere davanın uzamasına veya gider yapılmasına sebebiyet vermiş olan taraf, davada lehine karar verilmiş olsa bile, karar ve ilam harcı dışında kalan yargılama giderlerinin tamamını veya bir kısmını ödemeye mahkûm edilebilir. (2) Bir kişi davada sıfatı olmadığı hâlde, davacıyı, davalı sıfatı kendisine aitmiş gibi yanıltıp, kendisine karşı dava açılmasına sebebiyet verirse, davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddi hâlinde, davalı yararına yargılama giderlerine hükmedilemez. Fer’î müdahale gideri

HMK m. 327/2 ise bu genel sorumluluğun bir istisnasını düzenlemektedir. Kanun metnine göre, bir kişi davada sıfatı olmadığı hâlde davacıyı, davalı sıfatı kendisine aitmiş gibi yanıltıp kendisine karşı dava açılmasına sebebiyet verirse, davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddi hâlinde o kişi yararına yargılama giderlerine hükmedilemez.

Vekâlet Ücreti: Kısmi Kabul ve Tam Ret Ayrımı

Manevi tazminat davalarında vekâlet ücreti, davanın kısmen mi yoksa tamamen mi reddedildiğine göre farklı esaslara tabidir. Kısmen kabul durumunda, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10. maddesinin birinci fıkrası uyarınca hükmedilen miktar üzerinden tarifenin üçüncü kısmı esas alınır; ikinci fıkra, bu durumda davalı vekili lehine hükmedilecek ücretin davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceğini öngörmektedir. Davanın diğer taleplerle birlikte açılması hâlinde ise manevi tazminat yönünden vekâlet ücreti ayrı bir kalem olarak belirlenir.

20407 sayılı AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİ m. 10Kaynağı aç
MADDE 10 – (1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. (4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir. İcra ve iflas müdürlükleri ile icra mahkemelerinde ücret

Davanın tamamının reddi durumunda ise Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi m. 10/3 uyarınca vekâlet ücreti tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre maktu olarak belirlenir; reddedilen miktar üzerinden nispi hesaplama yapılmaz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E.2016/1315, K.2018/682 sayılı kararında reddedilen manevi tazminat miktarı için maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin E.2022/1144, K.2024/5727 sayılı kararında ise kısmen ret durumunda reddedilen miktar üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi dikkate alınarak davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin yerinde olduğu değerlendirilmiştir. Bu iki kararın biri tam ret diğeri kısmi ret durumuna aittir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2016/1315, K. 2018/682Kaynağı aç
4. Hukuk Dairesi         2016/1315 E.  ,  2018/682 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar … ve … tarafından, davalılar … ve … aleyhine 01/04/2011 gününde verilen dilekçe ile haksız fiil nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 17/11/2015 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı … vekili ve davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacı …'nun tüm; davalıların ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davalıların diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacılar dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak maddi ve manevi tazminat istemişler, daha sonra 24/02/2015 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 232.540 TL’ ye arttırmışlardır. Yerel mahkemece maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.Davacıların maddi ve manevi tazminat istemleri reddedildiğine göre, davada kendilerini vekilleri aracılığı ile temsil ettiren davalılar yararına, reddedilen maddi tazminat yönünden ıslah edilen miktar üzerinden nisbi vekalet ücretine; ayrıca reddedilen manevi tazminat yönünden ise karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 10. maddesinin 3. fıkrasına göre, manevi tazminat davalarının tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre maktu olarak belirlenir düzenlemesi gereği maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.Mahkemece açıklanan yön gözetilmeyerek, maddi ve manevi tazminat yönünden davalılar yararına eksik vekalet ücreti takdir edilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7 maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle hüküm fıkrasının davalılar yararına vekalet ücreti takdirine ilişkin 5 sayılı bendinde yer alan “…belirlenen 11.650,00 TL …” biçimindeki sözcük ve sayı dizisinin silinerek yerine “…reddedilen manevi tazminat nedeniyle 1.500,00TL, reddedilen maddi tazminat nedeniyle de 19.902,40 TL …” sözcük ve sayı dizisinin yazılmasına; davacının tüm; davalıların ise diğer temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddiyle kararın düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine ve davalılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 08/02/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Manevi Tazminat Miktarının Belirlenmesi

TBK m. 56/1 uyarınca, bedensel bütünlüğün zedelenmesi durumunda zarar görene ödenecek uygun miktardaki paranın belirlenmesi hâkimin takdirine bırakılmıştır. Aynı maddenin ikinci fıkrası, ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde zarar görenin ya da ölenin yakınlarına da manevi tazminata hükmedilebileceğini düzenlemektedir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 56Kaynağı aç
MADDE 56- Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. 2. Haksız rekabet

TBK m. 58, kişilik hakkının zedelenmesi hâlinde manevi tazminat talep edilebileceğini ve hâkimin para ödenmesi yerine ya da buna ek olarak saldırıyı kınayan bir kararla bu kararın yayımlanmasına hükmedebileceğini öngörmektedir. Bu düzenleme, yargılama giderlerinin paylaştırılmasını ayrıca düzenlememektedir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 58Kaynağı aç
MADDE 58- Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir. 4. Ayırt etme gücünün geçici kaybı

Manevi tazminat miktarı belirlenirken ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, kusur durumu ve olayın ağırlığı gibi ölçütlerin gözetilmesi; tatmin işlevinin yanı sıra caydırıcılık amacının da dikkate alınması gerektiği Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E.2019/2308, K.2019/7289 sayılı kararında vurgulanmıştır. Bu ölçütler tazminat miktarına ilişkin olup giderlerin paylaştırılma yöntemini doğrudan belirlememektedir.

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2019/2308, K. 2019/7289Kaynağı aç
21. Hukuk Dairesi         2019/2308 E.  ,  2019/7289 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesin karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi. K A R A R 1-Dosyadaki temyiz kapsam ve nedenlerine göre; davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2-Dava, 07/09/2007 tarihli iş kazası nedeniyle vefat eden sigortalının anne, baba ve kardeşinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, Dairemizin 2016/13170 esas ve 2018/1352 karar sayılı Bozma ilamı öncesinde, davacı anne ile baba lehine ayrı ayrı 20000 TL ve kardeş lehine 15000 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 07/09/2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz oranı ile birlikte davalı …'tan alınarak ayrı ayrı davacılara verilmesine hükmedilmiş; peşinden Dairemiz Bozma İlamına uyulmuş; akabinde ise davacı anne ile baba lehine ayrı ayrı 37000 TL ve kardeş lehine 20000 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 07/09/2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz oranı ile birlikte davalı …'tan alınarak ayrı ayrı davacılara verilmesine, fazlaya dair taleplerin ise reddine karar verilmiş ve fakat davacı anne ile baba yönünden Dairemiz Bozma İlamına uygun şekilde hüküm tesis edilmemiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06/03/2002 tarih ve 1/119-135 sayılı ilamında da belirtildiği üzere; bozma kararına uyulması ile Mahkemenin bozma kararı doğrultusunda işlem yapma yükümlüğü doğar. Bu ilke usul kanununun dayandığı ana esaslardan olup kamu düzeni ile ilgilidir. Yargıtayın bozma kararına uymuş olan Mahkemenin, bozma gereğince değerlendirme yaparak yeni hükmü tesis etme zorunluluğu vardır. Bu açıklamalar ve Dairemiz Bozma ilamı ışığında; Mahkemece ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özelliklerin göz önünde tutulması, bunun yanında olayın işverence iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek, gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23.6.2004, 13/291-370) Neticeten dosya kapsamı gözetilerek, Bozma İlamının amacına aykırı mahiyette davacı anne ve baba lehine az miktarda manevi tazminata hükmedilmesi usule ve yasaya aykırıdır. 3-Diğer yönden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’nin 10. maddesinde; “(1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. (4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir.” düzenlemesine ve 13.maddede; “(1) Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 9 uncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.” ifadelerine yer verilmiştir. O halde, davacıların maddi ve manevi tazminat istemleri nedeniyle tarifeye uygun şekilde toplam rakamlar gözetilerek maddi ve manevi tazminat için ayrı vekalet ücreti takdir edilmesine rağmen, manevi tazminat yönünden reddedilen ve kabul edilen miktarlara göre tespit edilen vekalet ücretlerinin, yürürlükte bulunan AAÜT‘nin 13. ve 10.maddeleri gözetilmeksizin hatalı rakamlar üzerinden belirlenmesi isabetsiz olmuştur. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene davacılara iadesine, 28/11/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Boşanma ve Kişilik Hakkı Davalarına Özgü Hükümler

TMK m. 174/2, boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın kusurlu eşten manevi tazminat isteyebileceğini düzenlemektedir. TMK m. 26/2 ise adının haksız kullanılması hâlinde, haksız kullanan kusurlu ise haksızlığın niteliğinin gerektirdiği ölçüde manevi tazminat talep edilebileceğini öngörmektedir. Her iki hükümde de yargılama giderlerinin paylaştırılmasına dair özel bir kural yer almamaktadır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 174Kaynağı aç
Madde 174- Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. 2. Yoksulluk nafakası
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 26Kaynağı aç
Madde 26- Adının kullanılması çekişmeli olan kişi, hakkının tespitini dava edebilir. Adı haksız olarak kullanılan kişi buna son verilmesini; haksız kullanan kusurlu ise ayrıca maddî zararının giderilmesini ve uğradığı haksızlığın niteliği gerektiriyorsa manevî tazminat ödenmesini isteyebilir. 2. Adın değiştirilmesi

Sık Sorulan Sorular

Manevi tazminat davası kısmen kabul edilirse yargılama giderleri nasıl paylaşılır?

HMK m. 326/2, kısmi kabul durumunda giderlerin tarafların haklılık oranına göre paylaştırılmasını öngörmüştür. Ancak bu hüküm, Anayasa Mahkemesi'nin E.2024/29, K.2024/226 sayılı kararıyla manevi tazminat davaları yönünden iptal edilmiştir. İptal, Resmî Gazete'de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girmekte olup bu tarihten sonra hangi kuralın uygulanacağı, yasal düzenleme yapılıp yapılmadığına bağlıdır.

Manevi tazminat davası tamamen reddedilirse vekâlet ücreti nasıl belirlenir?

Davanın tamamının reddi hâlinde, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi m. 10/3 uyarınca vekâlet ücreti tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre maktu olarak belirlenir; reddedilen miktar üzerinden nispi hesaplama yapılmaz.

Gereksiz yargılama giderine yol açan taraf bu giderleri ödemek zorunda kalır mı?

HMK m. 327/1 uyarınca gereksiz yere davanın uzamasına veya gider yapılmasına sebebiyet veren taraf, davada lehine karar verilmiş olsa bile karar ve ilam harcı dışındaki yargılama giderlerinin tamamını veya bir kısmını ödemeye mahkûm edilebilir. Bu kural, manevi tazminat davalarını da kapsayan genel bir yargılama ilkesidir.

Manevi tazminat, maddi tazminatla birlikte talep edilirse vekâlet ücreti nasıl hesaplanır?

Bu durumda manevi tazminat yönünden vekâlet ücreti ayrı bir kalem olarak belirlenir; iki talep tek bir hesap üzerinden birleştirilmez. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi m. 10/4 bu ayrımı açıkça düzenlemektedir.

Aleyhine hüküm verilen birden fazla davalı varsa yargılama giderleri nasıl dağıtılır?

HMK m. 326/3 bu durumda mahkemeye iki seçenek tanımaktadır: giderler davalılar arasında paylaştırılabilir ya da davalılar müteselsilen sorumlu tutulabilir. Hangisinin tercih edileceği mahkemenin takdirindedir.

Davalı olarak yanıltılarak dava açılan kişi yargılama giderlerini alabilir mi?

HMK m. 327/2 uyarınca, bir kişi davada sıfatı olmadığı hâlde davacıyı yanıltarak kendisine karşı dava açılmasına sebebiyet vermişse, davanın sıfat yokluğuyla reddedilmesi durumunda o kişi yararına yargılama giderlerine hükmedilemez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu