Maddi ve Manevi Tazminat Davası Şartları ve Usulü

by Avukat Erdal Ersoy
Maddi ve Manevi Tazminat Davası Şartları ve Usulü

Maddi tazminat davası, hukuka aykırı bir fiil nedeniyle malvarlığında eksilme meydana gelen kişinin uğradığı zararın giderilmesini amaçlar. Bu tazminatın talep edilebilmesi için hukuka aykırı bir fiilin gerçekleşmiş olması, bu fiil sebebiyle bir zararın meydana gelmesi ve zarar ile haksız fiil arasında nedensellik bağının bulunması şartlarının tamamının birlikte gerçekleşmesi zorunludur. Haksız fiil sorumluluğunda zararın meydana geldiğini ispat yükü zarar gören tarafın üzerindedir.

Maddi ve manevi tazminat davaları tek başlarına açılabileceği gibi, olayın özelliğine ve zararın niteliğine göre aynı dava dilekçesiyle birlikte de açılabilir. Aynı zarar verici olay nedeniyle kişi hem malvarlığı hakları yönünden hem de manevi yönden eş zamanlı olarak zarara uğrayabilir.

Maddi Zararın Kapsamı ve Tazmin Edilebilecek Zarar Türleri

Maddi zarar fiili zarar ve mahrum kalınan kâr olmak üzere iki biçimde ortaya çıkar. Fiili zarar, kişinin iradesi dışındaki zarar verici fiil neticesinde malvarlığının aktifinde azalma ya da pasifinde artış meydana getiren zararları kapsar. Mahrum kalınan kâr ise haksız fiil gerçekleşmeseydi malvarlığında doğacak olan artışı ifade eder.

Bedensel bütünlüğün ihlali halinde tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar talep edilebilir. Ölüm halinde ise cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalması veya yitirilmesinden kaynaklanan kayıplar ve ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları zararlar tazmin kapsamına dahildir.

Zarar gören kişinin ölmemesi, yalnızca yaralanması durumunda yakınları kural olarak maddi tazminat davası açamaz. Ancak ağır bedensel zarar durumunda zarar görenin yakınlarının manevi tazminat davası açma hakkı mevcuttur.

Görevli ve Yetkili Mahkemeler

Haksız fiilden doğan tazminat davalarında zararın giderilmesi için genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Özel hastanenin yahut hekimin tıbbi hizmet kusurundan doğan haksız fiil sorumluluğuna başvurulacaksa görevli mahkeme tüketici mahkemesidir. Trafik kazalarından kaynaklanan zararların karşılanması amacıyla sigorta şirketine karşı yöneltilecek davalarda ise görev asliye ticaret mahkemesine aittir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 174 uyarınca boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu taraf, kusurlu olan eşten uygun bir maddi tazminat talep edebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf ise kusurlu eşten manevi tazminat olarak uygun bir para ödenmesini isteyebilir. Bu talepler aile mahkemesinde görülür ve boşanma davasıyla birlikte açılabileceği gibi boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde ayrı bir dava olarak da ileri sürülebilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 174Kaynağı aç
Madde 174- Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. 2. Yoksulluk nafakası

Haksız fiile dayalı tazminat davalarında yetkili mahkeme haksız fiilin işlendiği yer, zararın meydana geldiği veya gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesidir. Sözleşmeden kaynaklanan tazminat taleplerinde ise davalının yerleşim yeri mahkemesi veya sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi yetkilidir.

Tazminat Taleplerinde Zamanaşımı Süreleri

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 72 uyarınca, haksız eylemlerden kaynaklanan tazminat talepleri; mağdurun zarara uğradığını ve tazminat sorumlusunu öğrendiği günden itibaren iki yıl, her durumda ise fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Bununla birlikte, tazminata konu fiilin ceza kanunlarında daha uzun bir zamanaşımına tabi bir suça vücut vermesi halinde, davada bu uzamış ceza zamanaşımı süresi esas alınır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 72Kaynağı aç
MADDE 72- Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır. Haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa zarar gören, haksız fiilden doğan tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcu ifadan kaçınabilir. II. Rücu isteminde

Sözleşmesel ilişkilerden doğan alacak ve tazminat davalarında genel zamanaşımı süresi on yıldır. Buna karşılık 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 147 uyarınca; kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi dönemsel edimler, konaklama ve yeme içme bedelleri, küçük sanat işlerinden ve perakende satışlardan doğan alacaklar, ortaklık sözleşmesinden doğan belirli alacaklar, vekâlet, komisyon, acentalık ve simsarlık sözleşmelerinden doğan alacaklar ile yüklenicinin ağır kusuru hariç olmak üzere eser sözleşmesinden doğan alacaklar beş yıllık zamanaşımına tabidir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 147Kaynağı aç
MADDE 147- Aşağıdaki alacaklar için beş yıllık zamanaşımı uygulanır: 1. Kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi diğer dönemsel edimler. 2. Otel, motel, pansiyon ve tatil köyü gibi yerlerdeki konaklama bedelleri ile lokanta ve benzeri yerlerdeki yeme içme bedelleri. 3. Küçük sanat işlerinden ve küçük çapta perakende satışlardan doğan alacaklar. 4. Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar. 5. Vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden, ticari simsarlık ücreti alacağı dışında, simsarlık sözleşmesinden doğan alacaklar. 6. Yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden doğan alacaklar. III. Sürelerin kesinliği

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 13 gereğince, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların tam yargı davası açmadan önce bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri zorunludur. İdareye yapılan başvurunun kısmen veya tamamen reddedilmesi halinde ret işleminin tebliğini izleyen günden itibaren ya da başvuruya otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren yasal dava süresi içinde idari dava açılabilir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 13Kaynağı aç
Madde 13 – 1. İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.[9] 2. Görevli olmayan adli (…)[10] yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz. Dilekçeler üzerine ilk inceleme:

Dava Dilekçesi, Usul Kuralları ve Kanun Yolları

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 119 uyarınca dava dilekçesinde mahkemenin adı, tarafların kimlik ve adres bilgileri, konu, malvarlığı haklarında dava değeri, vakıalar, deliller, hukuki sebepler, açık talep sonucu ve imza unsurları yer almalıdır. Mahkeme adı, dava konusu ve değeri, vakıalar, deliller ve hukuki sebepler dışındaki zorunlu unsurların eksik bırakılması durumunda hâkim eksikliğin giderilmesi için davacıya bir haftalık kesin süre verir. Bu kesin süre içinde eksiklik tamamlanmazsa davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 119Kaynağı aç
MADDE 119- (1) Dava dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur: a) Mahkemenin adı. b) Davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri. c) Davacının Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası. ç) Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin ve davacı vekilinin adı, soyadı ve adresleri. d) Davanın konusu ve malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, dava konusunun değeri. e) Davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri. f) İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği. g) Dayanılan hukuki sebepler. ğ) Açık bir şekilde talep sonucu. h) Davacının, varsa kanuni temsilcisinin veya vekilinin imzası. (2) Birinci fıkranın (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan hususların eksik olması hâlinde, hâkim davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde dava açılmamış sayılır. Harç ve gider avansının ödenmesi[10][11]

Haksız fiilden doğan tazminat taleplerinde faiz, haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren talep edilebilir ve hazırlanan dava dilekçesinin talep sonucunda faizin başlangıcı ile talep edildiği açıkça belirtilmelidir. Manevi tazminat miktarının bölünmesi mümkün olmadığından, dava dilekçesinde belirtilen manevi tazminat tutarının dava devam ederken ıslah yoluyla artırılması mümkün değildir.

Bilirkişi incelemesi yapılması için mahkemece talep edilen bilirkişi delil avansının dosyaya yatırılmaması durumunda bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçilmiş sayılır.

Hukuk mahkemelerince verilen kararlara karşı istinaf başvuru süresi ilamın usulen taraflardan her birine tebliğinden itibaren iki haftadır. İdare mahkemelerinin kararlarına karşı bölge idare mahkemesine başvuru süresi ise kararın tebliğini izleyen günden itibaren otuz gündür. İstinaf yoluna başvurulmuş olması ilk derece mahkemesi kararının icrasını kendiliğinden durdurmaz.

Manevi tazminat davasında talep edilen tutar sonradan ıslahla artırılabilir mi?

Hayır, manevi tazminat istemi bölünemez nitelikte olduğundan, dava dilekçesinde belirtilen tutarın yargılama aşamasında ıslah yoluyla artırılması mümkün değildir.

Haksız fiil tazminatlarında zamanaşımı süresi ne kadardır?

Haksız fiilden doğan tazminat istemleri, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar; eylemin daha uzun zamanaşımına tabi bir cezayı gerektirmesi halinde ise uzamış ceza zamanaşımı uygulanır.

Boşanma davasında kimler maddi ve manevi tazminat talep edebilir?

Boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu eş maddi tazminat isteyebilir; boşanmaya yol açan olaylar sebebiyle kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf ise kusurlu eşten manevi tazminat talebinde bulunabilir.

İstinaf kanun yoluna başvurulması mahkeme kararının icrasını durdurur mu?

Hayır, istinaf kanun yoluna başvurulmuş olması ilk derece mahkemesince verilen kararın icrasını kendiliğinden durdurmaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu