Görevli ve Yetkili Mahkemenin Belirlenmesi
Mala zarar verme tazminat davası, genel görevli olan Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanına giren bir dava türüdür.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 16. maddesi gereğince haksız fiilden doğan davalarda; fiilin işlendiği yer, zararın meydana geldiği yer, zararın gerçekleşme ihtimalinin bulunduğu yer yahut zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Bu yasal düzenleme davacıya seçimlik bir hak tanımaktadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2016/14841 Esas ve 2017/168 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, zarar gören davacının bu seçimlik hakkını kullanarak davasını kendi yerleşim yeri mahkemesinde açması durumunda, mahkemenin yetkisizlik kararı vermeksizin delilleri toplayıp uyuşmazlığın esasına girmesi gerekir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 16Kaynağı aç
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2016/14841, K. 2017/168Kaynağı aç
Zamanaşımı Süreleri ve Ceza Hukuku ile Bağlantısı
Mala zarar verme eylemi niteliği itibarıyla haksız fiil teşkil ettiğinden zamanaşımı bakımından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesi uygulama alanı bulur. Tazminat istemi, zarar gören tarafın zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 72Kaynağı aç
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca tazminat istemi, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa bu zamanaşımı süresi uygulanır. Kasten işlenebilen bir suç niteliği taşıyan mala zarar verme fiilinde, eşyasına zarar verilen kişi fail hakkında savcılığa suç duyurusunda da bulunabilir.
Zararın Kapsamı, İspat Yükü ve Zararın Takdiri
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesinin birinci fıkrası uyarınca zarar gören kişi, uğradığı zararı ve zarar verenin kusurunu ispat etmekle yükümlüdür. Mala zarar verme tazminat davasında hükmedilecek tazminat miktarı malda meydana gelen zarar kadardır. Davacı meydana gelen zararı aşan bir munzam zarar talep ediyorsa bu zararı ayrıca ispatlamak zorundadır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 50Kaynağı aç
Mala zarar verme tazminat davasında zararın miktarı bilirkişi vasıtasıyla da belirlenebilmektedir. Örneğin araçta meydana gelen zararın hesaplanması ile değer kaybı için dosya bilirkişiye tevdi edilerek eşyadaki zararın tespiti sağlanabilir.
Uğranılan zararın miktarının tam olarak ispat edilemediği durumlarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesinin ikinci fıkrası devreye girer. Bu düzenlemeye göre hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun biçimde takdir eder. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2015/16304 Esas ve 2016/1709 Karar sayılı ilamında da eşyaların elden çıkması ya da hasara uğraması nedeniyle miktar tam olarak kanıtlanamadığında, hakkaniyete uygun takdir ilkesinin gözetilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2015/16304, K. 2016/1709Kaynağı aç
Yemin Teklifi Yasağı ve Usul Hükümleri
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 226. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca, yemin edecek kişinin namus ve onurunu etkileyecek ya da kendisini ceza soruşturması yahut kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalara dair yemin teklif olunamaz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2015/16304 Esas ve 2016/1709 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere haksız fiil, hukuk kurallarına aykırı biçimde malvarlığı veya şahıs varlığında zarar meydana getiren bir eylemdir. Bu fiilin niteliği ve kanun hükmü karşısında haksız fiil failine yemin teklif edilemez; teklif edilmesi veya yeminin eda edilmesi hukuki bir sonuç doğurmaz.
Mala zarar verme tazminat davalarında iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı dilekçeler teatisinin tamamlanması ile başlar. Yargılama sürecinde tarafların usuli işlemleri bu yasağa uygun şekilde yerine getirmesi gerekir. Bununla birlikte, mahkemenin tahkikat aşamasının sona erdiğine kanaat getirmesi halinde hüküm vermek üzere ayrıca bir duruşma günü tayin etme zorunluluğu bulunmamaktadır; hâkim aynı duruşmada karar aşamasına geçerek hükmünü kurabilir.
Mala zarar verme tazminat davasında avukatla temsil zorunlu mudur?
Tazminat davasının bir avukat aracılığıyla takibi kanunen zorunlu olmayıp ihtiyaridir; hak sahipleri davalarını bizzat açıp yürütebilirler.
Zarar gören kişi tazminat davasını kendi ikamet ettiği yerde açabilir mi?
Evet, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 16. maddesi gereğince zarar gören taraf, haksız fiil tazminat davasını kendi yerleşim yeri mahkemesinde açma hakkına sahiptir.
Haksız fiil failine olayla ilgili yemin teklif edilebilir mi?
Hayır, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 226/1-c maddesi gereğince faili ceza soruşturması veya kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalara dair yemin teklif olunamaz ve böyle bir teklif hukuki sonuç doğurmaz.
Zararın tam miktarı ispatlanamazsa hâkim nasıl karar verir?
Zararın miktarı tam olarak ispat edilemediğinde hâkim, Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri gözeterek miktarı hakkaniyete uygun biçimde belirler.
Mala zarar verme nedeniyle tazminat davası açma süresi ne kadardır?
Zarar görenin zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren on yıl içinde dava açılmalıdır; fiil daha uzun süreli bir ceza zamanaşımına tabi bir suç teşkil ediyorsa bu süre uygulanır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

