Mala Zarar Verme Tazminat Davası ve Hukuki Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
Mala Zarar Verme Tazminat Davası ve Hukuki Şartları

Görevli ve Yetkili Mahkemenin Belirlenmesi

Mala zarar verme tazminat davası, genel görevli olan Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanına giren bir dava türüdür.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 16. maddesi gereğince haksız fiilden doğan davalarda; fiilin işlendiği yer, zararın meydana geldiği yer, zararın gerçekleşme ihtimalinin bulunduğu yer yahut zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Bu yasal düzenleme davacıya seçimlik bir hak tanımaktadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2016/14841 Esas ve 2017/168 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, zarar gören davacının bu seçimlik hakkını kullanarak davasını kendi yerleşim yeri mahkemesinde açması durumunda, mahkemenin yetkisizlik kararı vermeksizin delilleri toplayıp uyuşmazlığın esasına girmesi gerekir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 16Kaynağı aç
MADDE 16- (1) Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Yetki sözleşmesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2016/14841, K. 2017/168Kaynağı aç
4. Hukuk Dairesi         2016/14841 E.  ,  2017/168 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 28/…/2015 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın usulden reddine dair verilen …/05/2016 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, haksız fiil nedeniyle uğranılan maddi zararların tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece yetkisizlik kararı verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı; alışverişe aracı olması nedeni ile davalıya verdiği paraya karşılık, aracın satıldığı söylenerek araç yerine altın verildiğini, ancak altınların gerçek altın olmadığını, altın görünümlü 134 adet … …. dönemi sikkelerin pirinç taklidi olduğunu belirterek oluşan maddi zararlarının tazminini istemiştir. Davalı; söz konusu davanın yetkili mahkemede açılmadığını, davada yetkili mahkemenin kendi ikamet ettiği yer olan ……. Mahkemeleri olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, yetkili mahkemenin ……. Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu …. maddesine göre, haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Anılan kanun hükmü haksız eylemden kaynaklanan tazminat davaları için özel yetki kuralı olup, davacıya seçimlik hak tanımaktadır. Dosya içeriğinden, uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklanmış olmasına göre zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. HMK'nın …. maddesi kapsamında zarar gören davacının seçimlik hakkını kullanarak yerleşim yeri olan …'de dava açtığı anlaşılmaktadır. Mahkemece işin esasına girilerek toplanacak delillere göre karar verilmesi gerekirken yetkisizlik kararı verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda gösterilen nedenle davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine …/01/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Zamanaşımı Süreleri ve Ceza Hukuku ile Bağlantısı

Mala zarar verme eylemi niteliği itibarıyla haksız fiil teşkil ettiğinden zamanaşımı bakımından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesi uygulama alanı bulur. Tazminat istemi, zarar gören tarafın zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 72Kaynağı aç
MADDE 72- Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır. Haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa zarar gören, haksız fiilden doğan tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcu ifadan kaçınabilir. II. Rücu isteminde

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca tazminat istemi, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa bu zamanaşımı süresi uygulanır. Kasten işlenebilen bir suç niteliği taşıyan mala zarar verme fiilinde, eşyasına zarar verilen kişi fail hakkında savcılığa suç duyurusunda da bulunabilir.

Zararın Kapsamı, İspat Yükü ve Zararın Takdiri

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesinin birinci fıkrası uyarınca zarar gören kişi, uğradığı zararı ve zarar verenin kusurunu ispat etmekle yükümlüdür. Mala zarar verme tazminat davasında hükmedilecek tazminat miktarı malda meydana gelen zarar kadardır. Davacı meydana gelen zararı aşan bir munzam zarar talep ediyorsa bu zararı ayrıca ispatlamak zorundadır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 50Kaynağı aç
MADDE 50- Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. III. Tazminat 1. Belirlenmesi

Mala zarar verme tazminat davasında zararın miktarı bilirkişi vasıtasıyla da belirlenebilmektedir. Örneğin araçta meydana gelen zararın hesaplanması ile değer kaybı için dosya bilirkişiye tevdi edilerek eşyadaki zararın tespiti sağlanabilir.

Uğranılan zararın miktarının tam olarak ispat edilemediği durumlarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesinin ikinci fıkrası devreye girer. Bu düzenlemeye göre hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun biçimde takdir eder. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2015/16304 Esas ve 2016/1709 Karar sayılı ilamında da eşyaların elden çıkması ya da hasara uğraması nedeniyle miktar tam olarak kanıtlanamadığında, hakkaniyete uygun takdir ilkesinin gözetilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2015/16304, K. 2016/1709Kaynağı aç
4. Hukuk Dairesi         2015/16304 E.  ,  2016/1709 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı … vekili Avukat .. tarafından, davalılar … ve diğeri aleyhine 12/01/2010 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 17/04/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince; Dava, mala zarar vermeden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, istemin reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, kiracısı bulunduğu kapıcı dairesindeki eşyalarının, cezaevinde olduğu süre içerisinde davalılarca çöpe atıldığını iddia ederek, uğranılan zararın davalılardan tazmini isteminde bulunmuştur. Davalılar, eşyaların atılmasına davacının kendisinin sebebiyet verdiğini beyanla davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır. Mahkemece, davacının davasını ispat edemediği, yemin deliline de başvurmayacağını bildirdiği gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir. a)6100 sayılı .. 226/c maddesinde yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalara dair yemin teklif olunamayacağı açıkça düzenlenmiştir. Haksız fiil, hukuk kurallarına aykırı bir şekilde diğer bir kişinin malvarlığı veya şahıs varlığında zarar meydana gelmesine neden olan eylem olup niteliği gereği belirtilen yasa maddesi de dikkate alındığında haksız fiil failine yemin teklif olunamaz. Davaya konu olay haksız fiilden kaynaklandığından yemin teklif edilmesi ve yeminin eda edilmesi hukuki sonuç doğurmayacağından, bu hususun davanın reddi gerekçesi yapılması doğru olmamış, usul ve yasaya aykırı kararın bozulması gerekmiştir. b)Dosyada bulunan bilgi ve belgelerden; davalıların 20/11/2010 tarihli cevap dilekçesindeki "…" şeklindeki beyanları da gözetildiğinde, davacıya ait eşyaların davalılar tarafından çöpe atıldığı sabittir. Dava konusu eşyaların atılması nedeniyle, uğranılan zararın miktarının tam olarak ispat edilememesi halinde hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde bulundurarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun şekilde takdir etmelidir. 818 sayılı BK/42 (TBK/50) maddesi de gözetilerek zarar kapsamının belirlenmesi gerekirken, mahkemece eksik inceleme ile istemin reddine karar verilmesi doğru olmamış ve bu durum bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2/ a ve b) sayılı bentlerde gösterilen nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, davacının diğer temyiz itirazlarının ilk bentte gösterilen nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 15/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yemin Teklifi Yasağı ve Usul Hükümleri

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 226. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca, yemin edecek kişinin namus ve onurunu etkileyecek ya da kendisini ceza soruşturması yahut kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalara dair yemin teklif olunamaz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2015/16304 Esas ve 2016/1709 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere haksız fiil, hukuk kurallarına aykırı biçimde malvarlığı veya şahıs varlığında zarar meydana getiren bir eylemdir. Bu fiilin niteliği ve kanun hükmü karşısında haksız fiil failine yemin teklif edilemez; teklif edilmesi veya yeminin eda edilmesi hukuki bir sonuç doğurmaz.

Mala zarar verme tazminat davalarında iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı dilekçeler teatisinin tamamlanması ile başlar. Yargılama sürecinde tarafların usuli işlemleri bu yasağa uygun şekilde yerine getirmesi gerekir. Bununla birlikte, mahkemenin tahkikat aşamasının sona erdiğine kanaat getirmesi halinde hüküm vermek üzere ayrıca bir duruşma günü tayin etme zorunluluğu bulunmamaktadır; hâkim aynı duruşmada karar aşamasına geçerek hükmünü kurabilir.

Mala zarar verme tazminat davasında avukatla temsil zorunlu mudur?

Tazminat davasının bir avukat aracılığıyla takibi kanunen zorunlu olmayıp ihtiyaridir; hak sahipleri davalarını bizzat açıp yürütebilirler.

Zarar gören kişi tazminat davasını kendi ikamet ettiği yerde açabilir mi?

Evet, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 16. maddesi gereğince zarar gören taraf, haksız fiil tazminat davasını kendi yerleşim yeri mahkemesinde açma hakkına sahiptir.

Haksız fiil failine olayla ilgili yemin teklif edilebilir mi?

Hayır, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 226/1-c maddesi gereğince faili ceza soruşturması veya kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalara dair yemin teklif olunamaz ve böyle bir teklif hukuki sonuç doğurmaz.

Zararın tam miktarı ispatlanamazsa hâkim nasıl karar verir?

Zararın miktarı tam olarak ispat edilemediğinde hâkim, Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri gözeterek miktarı hakkaniyete uygun biçimde belirler.

Mala zarar verme nedeniyle tazminat davası açma süresi ne kadardır?

Zarar görenin zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren on yıl içinde dava açılmalıdır; fiil daha uzun süreli bir ceza zamanaşımına tabi bir suç teşkil ediyorsa bu süre uygulanır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu