7589 sayılı Kanunun 19. maddesiyle HMK m.107, 31 Temmuz 2026’da yürürlükten kaldırılmıştır. Bu tarihten önce açılan davalarda eski m.107 uygulanmaya devam eder; aşağıdaki belirsiz alacak açıklamaları bu eski dosyalarla sınırlıdır. Yeni davalarda kaldırılmış m.107’ye dayanılarak belirsiz alacak davası açılamaz. HMK m.109/4 kapsamında kısmi davada talep, aynı davada bir defaya mahsus, tahkikat sona erinceye kadar iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmadan artırılabilir; bu durumda artırılan kısımda zamanaşımı dava tarihinden kesilmiş sayılır. Ayrı ek dava ve yalnızca fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması bu artırım sonucu ile aynı değildir.
7589 sayılı Kanun, Madde 19Kaynağı aç
Mal rejimi tasfiyesi davası; evliliğin boşanma, iptal veya vefat nedeniyle son bulması durumunda, evlilik sürecinde elde edilen malvarlığı değerlerinin kanundaki esaslara göre tasfiyesini ve doğan alacakların tahsilini konu edinen bağımsız bir davadır. Mal rejiminden kaynaklanan parasal istemler boşanmanın zorunlu ferilerinden kabul edilmediğinden, boşanma davasından ayrı bir dava olarak ikame edilebilir. Evliliğin mahkemece iptal veya boşanma kararıyla sona erdirilmesine ya da hâkim kararıyla mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi durumunda mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarihten itibaren geçerli olmak üzere son bulur; ölüm durumunda ise sona erme anı ölüm tarihidir.
Edinilmiş Mallar ile Kişisel Malların Kapsamı
Türk Medeni Kanunu'nun 218. maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejimi, edinilmiş mallar ile eşlerin her birine ait kişisel malları kapsar. Türk Medeni Kanunu'nun 219. maddesi uyarınca edinilmiş mal, eşlerden birinin bu mal rejiminin sürdüğü müddetçe emeğinin veya malvarlığının karşılığını vererek elde ettiği değerlerdir. Bir eşin çalışmasının karşılığı olan edinimler, sosyal güvenlik ya da yardım kuruluşlarının veya personele yardım amacıyla oluşturulan sandık benzeri kurumların ödemeleri, iş gücü kaybı dolayısıyla ödenen tazminatlar, kişisel malların gelirleri ve edinilmiş malların yerine geçen ikame değerler kanunen özellikle edinilmiş mal grubuna dahildir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 218Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 219Kaynağı aç
Türk Medeni Kanunu'nun 220. maddesi uyarınca eşlerden birinin sırf kendi kişisel kullanımına yarayan eşyalar, mal rejiminin başında eşe ait olan veya sonradan miras yoluyla yahut herhangi bir şekilde karşılıksız kazanmayla elde ettiği malvarlığı değerleri, manevi tazminat alacakları ile kişisel malların yerine geçen ikame değerler kanun gereği kişisel maldır. Evlilik akdinden önce satın alınmış mallar mülkiyet kimin adına tescilli ise onun kişisel varlığı kabul edilir ve boşanma sonrasındaki mal paylaşımı hesaplamasına katılmaz.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 220Kaynağı aç
Yasal Mal Rejimi Dönemleri ve Tasfiye Değerlemesi
Eşler arasında sözleşmeyle farklı bir rejim seçilmemişse, 01.01.2002 tarihine kadar 743 sayılı Kanun gereğince yasal mal ayrılığı rejimi geçerlidir. Bu dönemde satın alınan mallar kimin üzerine kayıtlıysa ona ait kabul edilir. 01.01.2002 tarihinden mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar ise yasal edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır ve bu zaman diliminde edinilen mallar kural olarak paylaşıma tabidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2013/8-375, K. 2013/520Kaynağı aç
Tasfiye aşamasında yalnızca mal rejiminin son bulduğu tarihte fiilen mevcut olan edinilmiş mallar hesaba katılır. Söz konusu malvarlığı unsurları, mal rejiminin sona erdiği andaki fiziki nitelik, seviye ve durumlarına göre değerlendirilir; hesaplamaya esas tutar bakımından ise kural olarak tasfiye yani mahkemenin karar anına en yakın tarihteki sürüm (rayiç) değerleri dikkate alınır.
Değer Artış Payı ve Artık Değere Katılma Alacağı
Eşlerden biri diğerine ait bir malvarlığının edinilmesine, korunmasına veya iyileştirilmesine karşılık almaksızın katkı vermişse, Türk Medeni Kanunu'nun 227. maddesi gereğince tasfiye esnasında malda meydana gelen değer artışı için katkısı nispetinde değer artış payı alacağına hak kazanır. Alacak, malın tasfiye anındaki sürüm değeri üzerinden belirlenir; katkı sunulan malda bir değer kaybı oluşmuşsa katkının başlangıçtaki değeri esas alınır. Mal tasfiyeden önce elden çıkarılmışsa hâkim alacak tutarını hakkaniyete göre tayin eder. Eşler yazılı anlaşma yaparak değer artış payından vazgeçebilecekleri gibi katkı oranını da farklılaştırabilirler.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 227Kaynağı aç
Tasfiyede edinilmiş malların aktifinden borçlar düşüldükten sonra kalan artık değer üzerinden Türk Medeni Kanunu'nun 236. maddesi uyarınca her eş veya mirasçıları yarısı üzerinde hak sahibi olur ve alacaklar karşılıklı olarak takas edilir. Boşanmanın zina veya hayata kast nedenine dayalı gerçekleşmesi hâlinde hâkim, kusurlu olan eşin artık değer üzerindeki pay oranını hakkaniyete uygun şekilde azaltabilir veya tamamen ortadan kaldırabilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 236Kaynağı aç
Eklenecek Değerler ve Üçüncü Kişilere Karşı Talep Hakkı
Türk Medeni Kanunu'nun 229. maddesi doğrultusunda eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden geriye doğru bir yıl içinde diğer eşin rızası bulunmaksızın, olağan hediyeler haricinde yaptığı karşılıksız kazandırmalar tasfiyede edinilmiş mallara değer olarak eklenir. Benzer şekilde, mal rejiminin sürdüğü dönemde diğer eşin katılma alacağını azaltma kastıyla yapılmış devirler de eklenecek değer sayılır. Bu nitelikteki uyuşmazlıklarda verilecek mahkeme hükmü, davanın ihbar edilmiş olması şartıyla kazandırma veya devirden yararlanan üçüncü şahıslara karşı da ileri sürülebilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 229Kaynağı aç
Tasfiye neticesinde borçlu eşin mevcut malvarlığı veya geride bıraktığı terekesi hesaplanan katılma alacağını karşılamaya yetmezse, Türk Medeni Kanunu'nun 241. maddesi gereğince alacaklı eş ya da mirasçıları hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmalardan faydalanan üçüncü kişilerden eksik kalan bedelle sınırlı olmak üzere talepte bulunabilir. Bu dava hakkı, hak sahiplerinin alacaklarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her hâlükârda mal rejiminin sona ermesini izleyen beş yıl geçmekle düşer.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 241Kaynağı aç
Krediyle Satın Alınan Taşınmazların Tasfiyesi
Evlilik birliğinde banka kredisiyle edinilen taşınmazların tasfiyesinde belirli bir denkleştirme yöntemi uygulanır. Kredi ödeme evrakı getirtilerek boşanma dava tarihine kadar ödenen taksitlerin ve peşinatın edinilmiş maldan karşılandığı, boşanma dava tarihindeki ödenmemiş ana para borcunun ise mala ait bir borç olduğu kabul edilir. Peşinat ile boşanma davasına kadar yapılan taksit ödemeleri toplamının taşınmazın satın alma değerine olan oranı belirlenir; bu oran taşınmazın karar tarihine en yakın sürüm değeriyle çarpılarak toplam edinilmiş mal miktarı tespit edilir ve Türk Medeni Kanunu'nun 236. maddesi gereğince yarısına katılma alacağı olarak hükmedilir.
Boşanma davasının açıldığı tarihten sonra ödenen kredi taksitleri bakımından ise mal rejimi dava tarihiyle son bulmuş sayıldığından, yapılan ödemeler kişisel mal kabul edilir ve tasfiye hesabına dahil edilmez.
Yargılama Usulü, Görevli Mahkeme ve Bekletici Mesele
Mal rejiminin tasfiyesinde görevli mahkeme Aile Mahkemeleridir. Mahkemenin inceleme yapabilmesi için harcı yatırılarak usulüne uygun şekilde açılmış bir davanın veya karşı davanın mevcudiyeti zorunludur. Tasfiye davasını ölüm durumunda sağ kalan eş veya mirasçıları; boşanma ya da iptal hâlinde eşler veya vefatları durumunda mirasçıları açabilir; davalı taraf ise diğer eş, mirasçıları veya duruma göre borçlu eşin alacaklılarıdır. Dava dilekçesinin tebliğinden itibaren davalı tarafın cevap dilekçesi sunması için tanınan yasal süre iki haftadır.
31 Temmuz 2026’dan önce açılan ve eski HMK m.107’nin uygulanmasına devam edilen davalar bakımından: Tasfiye aşamasında alacak miktarının başlangıçta kesin ve net olarak saptanması karmaşık hesaplamalara bağlı olduğundan, değer artış payı veya artık değere katılma alacağı talepleri belirsiz alacak davası olarak ikame edilebilir. Boşanma, evlenmenin iptali veya olağanüstü mal rejimine geçiş davaları devam ederken açılan tasfiye davasında mahkeme, evliliğin sona ermesine ilişkin davanın kesinleşmesini bekletici mesele yapar. Boşanma kararı kabul edilip kesinleştiğinde tasfiye davası esastan karara bağlanır; boşanma davasının reddedilerek kesinleşmesi hâlinde ise tasfiye davası usulden reddedilir.
Mal rejimi tasfiyesinde yetkili mahkeme; mal rejiminin vefat ile son bulması hâlinde ölen eşin son yerleşim yeri mahkemesidir. Boşanma, evlenmenin iptali veya hâkim tarafından mal ayrılığına karar verilmesi hâllerinde bu davalara bakmaya yetkili olan eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi veya davadan önce son altı aydır birlikte oturulan yer mahkemesi yetkilidir. Diğer durumlarda genel yetki kuralı uyarınca davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi yetkili kılınmıştır.
Zamanaşımı Süreleri ve Sürenin İşlemesi
Katılma alacağı boşanmanın fer'i niteliğinde bulunmadığından ve mal rejiminin tasfiyesine özgü ayrı bir zamanaşımı düzenlenmediğinden, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (E. 2013/8-375, K. 2013/520) kararı uyarınca Borçlar Kanunu'ndaki 10 yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanır. Boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren geçerli olan bir yıllık zamanaşımı yalnızca boşanmanın fer'isi niteliğindeki maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası taleplerini kapsar; katılma alacağını kapsamaz. Zamanaşımı süresi ölümle tasfiyede ölüm gününden, boşanma veya iptal durumunda ise kararın kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Evlilik sürdükçe eşlerin birbirinden alacakları hakkında zamanaşımı işlemez; boşanmadan sonra eşlerin yeniden birbiriyle evlenmesi de zamanaşımını durdurur. Mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu döneme ilişkin katkı payı alacağı davalarında da 10 yıllık zamanaşımı süresi geçerlidir.
Evlenmeden önce alınan ev veya araç boşanmada paylaşılır mı?
Evlilik öncesinde satın alınan mallar tapuda kimin adına kayıtlı ise onun kişisel malı sayılır ve artık değere katılma payı hesabına katılmaz. Ancak diğer eş bu malın alımına, korunmasına veya geliştirilmesine karşılıksız katkı sunmuşsa Türk Medeni Kanunu'nun 227. maddesi uyarınca değer artış payı alacağı talep edebilir.
Boşanma davası kesinleşmeden mal rejimi tasfiye davası sonuçlanır mı?
Boşanma davası derdest iken mal rejiminin tasfiyesi davası açılabilir; ancak mahkeme tasfiyeyi esastan karara bağlamak için boşanma davasının kesinleşmesini bekletici mesele yapar. Boşanma talebi kesin olarak reddedildiğinde tasfiye davası esasa girilmeden usulden reddedilir.
Katılma alacağını azaltmak amacıyla elden çıkarılan mallar için ne yapılabilir?
Mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmaksızın yapılan olağan dışı karşılıksız kazandırmalar veya rejimin devamında katılma alacağını azaltma kastıyla yapılan devirler edinilmiş mallara değer olarak eklenir. Borçlu eşin malvarlığı alacağı karşılayamazsa eksik kalan kısımla sınırlı olmak üzere hak düşürücü süreler içinde üçüncü kişilere karşı eda davası açılabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

