Cezaevinde bulunan bir eşe karşı boşanma davası açmak hukuken her zaman mümkündür. Eşin tutuklu mu yoksa hükümlü mü olduğu; hükümlüyse kesinleşmiş cezanın infazı kapsamında kısıtlama kararı verilip verilmediği, davanın nasıl yürütüleceğini belirleyen temel ayrımları oluşturmaktadır.
Tutuklu Eş ile Hükümlü Eş Arasındaki Temel Fark
Hakkında henüz kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmayan tutuklu eş dava ehliyetini korur; boşanma davasını bizzat takip edebilir ya da bir vekile vekâlet verebilir. Hükümlü eşin durumu ise kesinleşmiş cezanın infazına ve kısıtlama kararı verilip verilmediğine göre farklılaşır.
Hükümlü Eşin Kısıtlanması: TMK m. 407
Türk Medeni Kanunu'nun 407. maddesi, 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun ile değiştirilmiştir. Güncel düzenlemeye göre kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin kişi isteği üzerine kısıtlanır veya kendisine kayyım atanır. Beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin kişi ise isteği bulunmasa dahi kişiliğinin veya malvarlığının korunması bakımından gerekli görülmesi hâlinde kısıtlanabilir. Cezayı yerine getirmekle görevli makam hapis cezasının infazına başlandığını derhâl vesayet makamına bildirir; vesayet makamı karar vermeden önce hükümlüyü dinler.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 407Kaynağı aç
TMK m. 407, aynı zamanda kayyımlığa ilişkin hükümlerin niteliğine uygun düştüğü ölçüde bu madde için de uygulanacağını öngörmektedir. Vesayet işlerinde yetki ise TMK m. 411 uyarınca kısıtlının yerleşim yerindeki vesayet dairelerine aittir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 411Kaynağı aç
Kısıtlı Hükümlü Eşin Boşanma Davası Açma Ehliyeti
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/945, K. 2015/11223 sayılı kararında kesinleşmiş hapis cezası nedeniyle kısıtlanan davacının sınırlı ehliyetsiz konumunda olduğunu ve kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarını yasal temsilcisinin rızası olmaksızın kullanabileceğini belirlemiştir. Söz konusu kararda TMK m. 16'ya dayanılmıştır. TMK m. 16 ise karşılıksız kazanmada ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada yasal temsilci rızasının aranmadığını hükme bağlamaktadır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/945, K. 2015/11223Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 16Kaynağı aç
Aynı kararda hükümlü davacının anlaşmalı boşanmaya (TMK m. 166/3) yönelik talebi de değerlendirmeye alınmıştır. Mahkemece davacının bulunduğu cezaevinden getirtilerek davalının da davet edilmesi ve her iki tarafın beyanlarının alınması gerektiği belirlenmiş; bu şartların sağlanması hâlinde anlaşmalı boşanmaya karar verilebileceği saptanmış, yalnızca hükümlülük gerekçesiyle talebin reddedilmesi bozma sebebi yapılmıştır.
Vasinin Boşanma Davasındaki Rolü ve Menfaat Çatışması
Boşanma davası açmak isteyen eşin aynı zamanda hükümlü eşin vasisi olması hâlinde menfaat çatışması doğar. Bu durumda önce vesayet makamından vasilikten çekilme talep edilmeli, yeni vasi atandıktan sonra boşanma davası bu yeni vasiye karşı açılmalıdır.
Vasinin anlaşmalı boşanma davası açması ya da açılmış bir anlaşmalı boşanmayı kabul etmesi mümkün değildir.
Anlaşmalı Boşanmada Hâkimin Bizzat Dinleme Yükümlülüğü
TMK m. 166/3 uyarınca anlaşmalı boşanmaya hükmedilebilmesi için hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir; bu değişiklikler taraflarca da kabul edilirse boşanmaya hükmolunur. Anlaşmalı boşanma yoluna başvurabilmek için ayrıca evliliğin en az bir yıl sürmüş olması gerekmektedir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 166Kaynağı aç
Cezaevindeki hükümlü eşin duruşmaya katılımı, mahkemece ilgili cezaevi müdürlüğüne müzekkere yazılarak Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla sağlanabilmektedir; gün ve saat önceden bildirilmektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/945, K. 2015/11223 sayılı kararda ise hükümlünün bizzat cezaevinden getirtilmesi yolu esas alınmıştır. SEGBİS aracılığıyla beyan alınmasının bu kararın kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği söz konusu karardan doğrudan çıkarılamamaktadır.
Boşanma Sebebi Olarak Küçük Düşürücü Suç
TMK m. 163 uyarınca eşlerden birinin küçük düşürücü bir suç işlemesi ya da haysiyetsiz bir hayat sürmesi ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenememesi hâlinde, mağdur eş her zaman boşanma davası açabilir. Maddedeki 'her zaman' ifadesi, bu boşanma sebebinin herhangi bir süre kaydına bağlı olmadığına işaret etmektedir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 163Kaynağı aç
Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması
TMK m. 166/1 uyarınca evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmışsa her iki eş de boşanma davası açabilir. Davacının kusuru davalıya göre daha ağır ise davalının itiraz hakkı doğar; ancak bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ile çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa yine boşanmaya karar verilebilir (TMK m. 166/2).
Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa, evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. Bu fıkra 14/11/2024 tarihli değişiklikle yeniden düzenlenmiştir.
Dava Süresince Geçici Önlemler ve Nafaka
Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan geçici önlemleri, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, malların yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin olanları, TMK m. 169 uyarınca re'sen alır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 169Kaynağı aç
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/223, K. 2019/849 sayılı bozma kararında davalının cezaevinde tutuklu veya hükümlü olmasının tedbir ve iştirak nafakasından sorumlu tutulmamasını gerektirmeyeceği açıkça belirlenmiştir. Kararda, TMK m. 169, 182, 185/2 ve 186/3 uyarınca tarafların ekonomik ve sosyal durumları gözetilerek dava tarihinden itibaren davalının mali gücü oranında nafakaya hükmedilmesi gerekirken bu yapılmaksızın karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu saptanmıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/223, K. 2019/849Kaynağı aç
Aynı kararda yoksulluk nafakası incelemesinde de eksiklik saptanmıştır: kadının sürekli gelir getiren bir işte çalışıp çalışmadığı, geliri varsa bu gelirin kendisini yoksulluktan kurtarıp kurtarmadığı, işten ayrılmışsa tarihi ve ayrılışın kendi rızasıyla olup olmadığı ile davalı erkeğin geliri ve malvarlığı durumu araştırılmadan karar verilmesi eksik inceleme sayılarak bozma sebebi yapılmıştır. Yine aynı kararda davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminatın tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusur dereceleri, paranın alım gücü ve ihlâl edilen menfaatler çerçevesinde yetersiz kaldığı tespit edilmiş; TMK m. 174/1 ve 174/2 kapsamında yeniden değerlendirme yapılmak üzere hüküm bozulmuştur.
Nafaka Kararına Uymama: Tazyik Hapsi
Nafakaya ilişkin kararın gereğini yerine getirmeyen borçlu, alacaklının şikâyeti üzerine İcra ve İflâs Kanunu'nun 344. maddesi uyarınca üç aya kadar tazyik hapsine tabi tutulabilir. Hapsin uygulanmasına başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse borçlu tahliye edilir. Nafaka borçlusunun nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmış olması hâlinde ise ileri sürdüğü sebepler göz önünde bulundurularak tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir; bu karar mahkemenin takdirindedir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 344Kaynağı aç
Sık Sorulan Sorular
Tutuklu eşe karşı boşanma davası açılabilir mi?
Evet, tutuklu eşe karşı boşanma davası her zaman açılabilir. Hakkında henüz kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunmayan tutuklu eş dava ehliyetini korur; davayı bizzat takip edebilir ya da bir vekile vekâlet verebilir.
Hükümlü eş kısıtlanmışsa boşanma davasını kim açabilir?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/945, K. 2015/11223 sayılı kararında kesinleşmiş hapis cezası nedeniyle kısıtlanan hükümlü davacının kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarını yasal temsilcisinin rızası olmaksızın kullanabileceğini belirlemiştir; bu sonuç TMK m. 16'ya dayandırılmıştır. Boşanma talebinin kişiye sıkı sıkıya bağlı hak niteliği taşıdığı bu kararda kabul edilmiştir. Öte yandan vasinin anlaşmalı boşanma davası açması ya da açılmış bir anlaşmalı boşanmayı kabul etmesi mümkün değildir.
Cezaevindeki eşin kısıtlanması için ceza süresi ne olmalıdır?
TMK m. 407, 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun ile değiştirilmiştir. Güncel hükme göre hükümlü ergin kişi, ceza süresine bakılmaksızın isteği üzerine kısıtlanabilir veya kendisine kayyım atanabilir. Beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin kişi ise isteği bulunmasa dahi gerekli görülmesi hâlinde kısıtlanabilir.
Cezaevindeki eş anlaşmalı boşanmayı kabul edebilir mi?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/945, K. 2015/11223 sayılı kararında hükümlü davacının anlaşmalı boşanma talebinin (TMK m. 166/3) usule uygun biçimde değerlendirilebileceğine hükmedilmiştir. Mahkemece davacının cezaevinden getirtilmesi, davalının davet edilmesi ve beyanların alınması gerektiği belirlenmiş; bu şartlar sağlandığında anlaşmalı boşanmaya karar verilebileceği saptanmış, yalnızca hükümlülük gerekçesiyle talebin reddedilmesi bozma sebebi yapılmıştır. TMK m. 166/3 uyarınca hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi zorunludur.
Cezaevindeki eş nafaka ödemek zorunda mıdır?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/223, K. 2019/849 sayılı bozma kararına göre eşin cezaevinde tutuklu veya hükümlü olması tedbir ve iştirak nafakasından sorumlu tutulmamasını gerektirmez. Hâkimin tarafların ekonomik ve sosyal durumlarını gözetmesi ve dava tarihinden itibaren davalının mali gücü oranında nafakaya hükmetmesi gerektiği bu kararda açıkça saptanmıştır.
Boşanma davasında hâkim geçici tedbir alır mı?
TMK m. 169 uyarınca boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan geçici önlemleri, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, malların yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin olanları re'sen alır. Sayılan konuların örnek niteliği taşıdığı madde metninde açıkça belirtilmiştir.
Nafaka borçlusu cezaevindeyse tazyik hapsi uygulanır mı?
Nafakaya ilişkin karara uymayan borçlu, alacaklının şikâyeti üzerine İİK m. 344 uyarınca üç aya kadar tazyik hapsine tabi tutulabilir. Borçlunun nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmış olması hâlinde, ileri sürdüğü sebepler göz önünde bulundurularak tazyik hapsinin bu davanın sonuna bırakılması mahkemenin takdirindedir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

