Lojistik Sözleşmelerinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

by Avukat Erdal Ersoy
Lojistik Sözleşmelerinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Tarafların Hukuki Sıfatının Belirlenmesi

Lojistik sözleşmelerinde tarafların hukuki sıfatının açıkça yazılması, hasar veya gecikme hâlinde sorumluluğun kime yükleneceğini doğrudan etkiler. Sözleşmede karşı tarafın taşıyıcı mı, freight forwarder mı, depo işletmecisi mi, acente mi, alt taşıyıcı mı yoksa tüm süreci üstlenen lojistik hizmet sağlayıcı mı olduğunun belirtilmemesi, uyuşmazlık anında sorumluluğun tespitini zorlaştırır. Taşıma işleri, TTK m. 850 uyarınca ticari işletme faaliyeti sayılmakta olup bu nitelendirme lojistik ilişkisinde ticari hükümlerin uygulanma zeminini oluşturur.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 850Kaynağı aç
MADDE 850- (1) Taşıyıcı, taşıma sözleşmesiyle eşya veya yolcu taşıma işini veya ikisini birlikte üstlenen kişidir. Eşya her türlü yükü de kapsar. (2) Taşıyıcı, taşıma sözleşmesiyle eşyayı varma yerine götürmeyi ve orada gönderilene teslim etmeyi veya yolcuyu varma yerine ulaştırmayı; buna karşılık, eşya taşımada gönderen ve yolcu taşımada yolcu, taşıyıcıya, taşıma ücretini ödemeyi borçlanır. (3) Taşıma işleri ticari işletme faaliyetidir. B) Hükümlerin uygulama alanı

Freight forwarder özelinde bu ayrım ayrıca önem kazanır: yalnızca taşıma organizasyonu yapan bir freight forwarder ile taşıma işini kendi adına üstlenen bir freight forwarder arasında sorumluluk rejimi farklılık gösterebilir. Sözleşmede bu rolün hangi çerçevede tanımlandığının yazılı olması, uyuşmazlık hâlinde konumun netleştirilmesi açısından işe yarayabilir.

Hizmet Kapsamı ve Ek Masrafların Dağılımı

Hangi hizmetlerin sözleşme kapsamında olduğu, hangilerinin kapsam dışında kaldığı ve ek hizmetlerin hangi koşullarda sağlanacağı açıkça düzenlenmelidir. Taşıma, depolama, paketleme, gümrükleme, sigorta, dağıtım, elleçleme ve teslim organizasyonu gibi kalemlerin ayrı ayrı tanımlanması, ileride çıkabilecek yorum anlaşmazlıklarını önler.

Ardiye, demuraj, detention, bekleme ücreti, fazla mesai, gümrük masrafı, liman masrafı ve elleçleme gibi ek masrafların hangi tarafça karşılanacağı da sözleşmede açıkça belirtilmelidir. Bu kalemlerin belirsiz bırakılması, taraflar arasında ayrı bir anlaşmazlık kaynağı oluşturabilir.

Malın Niteliği ve Gönderenin Bildirim Yükümlülüğü

Soğuk zincir, ilaç, gıda, kimyasal ürün ve tehlikeli madde taşımacılığında malın niteliği sözleşmede ayrıntılı biçimde belirtilmeli; gerektiğinde teknik şartname, ürün bilgi formu veya güvenlik bilgi formu sözleşmeye ek olarak dahil edilmelidir.

Gönderenin mal hakkında eksik veya yanlış bilgi vermesi, taşıyıcının sorumluluğunu azaltabilir ya da ortadan kaldırabilir. Bu nedenle sözleşmede gönderenin doğru ve eksiksiz bildirim yapma yükümlülüğünün belirlenmesi yerinde olur.

Risk Geçişi ve Incoterms Kullanımı

Uluslararası ticarette malın hangi aşamada ve hangi tarafın sorumluluğunda bulunduğunu belirlemek için Incoterms kurallarından yararlanılabilir. Incoterms, bağlayıcı bir mevzuat olmayıp uluslararası ticaret pratiğinde yaygın kabul görmüş bir kural setidir. Sözleşmede Incoterms kullanılıyorsa teslim şekli ve teslim yerinin doğru ve eksiksiz yazılması zorunludur; aksi hâlde riskin ne zaman geçtiği tartışmaya açık kalabilir.

Sorumluluk Sınırlamaları: Hukuki Çerçeve

Lojistik sözleşmelerine sorumluluk sınırlaması hükmü konulabilir; ancak TBK m. 115/1 uyarınca borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. Aynı maddenin üçüncü fıkrasına göre, uzmanlığı gerektiren ve yalnızca kanun ya da yetkili makamlarca verilen izinle yürütülebilen bir hizmet söz konusu olduğunda hafif kusurun dahi sorumluluk dışı tutulmasına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüz sayılır; bu durumun lojistik hizmetlerine uygulanıp uygulanmayacağı somut izin ve lisans koşullarına göre değerlendirilmelidir. Bunlara ek olarak, sözleşme hizmet sözleşmesi niteliği taşıyorsa TBK m. 115/2 uyarınca borçlunun bu sözleşmeden kaynaklanan herhangi bir borç sebebiyle sorumlu olmayacağına ilişkin olarak önceden yapılan her türlü anlaşma da kesin olarak hükümsüzdür.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 115Kaynağı aç
MADDE 115- Borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. Borçlunun alacaklı ile hizmet sözleşmesinden kaynaklanan herhangi bir borç sebebiyle sorumlu olmayacağına ilişkin olarak önceden yaptığı her türlü anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun ya da yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun hafif kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. 3. Yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluk

Cezai şart tutarı belirlenirken TBK m. 182 uyarınca hâkimin aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indireceği göz önünde bulundurulmalıdır. Asıl borç herhangi bir sebeple geçersizse ya da borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir nedenle imkânsız hâle gelmişse cezanın ifası istenemez; buna karşın ceza koşulunun geçersiz olması asıl borcun geçerliliğini etkilemez. Cezai şartın tazminat talebinin yanı sıra mı yoksa yerine mi uygulanacağı da sözleşmede açıkça belirtilmelidir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 182Kaynağı aç
MADDE 182- Taraflar, cezanın miktarını serbestçe belirleyebilirler. Asıl borç herhangi bir sebeple geçersiz ise veya aksi kararlaştırılmadıkça sonradan borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkânsız hâle gelmişse, cezanın ifası istenemez. Ceza koşulunun geçersiz olması veya borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple sonradan imkânsız hâle gelmesi, asıl borcun geçerliliğini etkilemez. Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir. BEŞİNCİ BÖLÜM Borç İlişkilerinde Taraf Değişiklikleri BİRİNCİ AYIRIM Alacağın Devri A. Koşulları I. İradi devir 1. Genel olarak

Götürü Bedel ve Uyarlama

Sözleşmede götürü bedel belirlenmişse TBK m. 480 uyarınca yüklenici, iş öngörülenden fazla emek ve masraf gerektirmiş olsa bile belirlenen bedelin artırılmasını isteyemez. Bununla birlikte, başlangıçta öngörülemeyen ya da taraflarca göz önünde tutulmayan durumlar sözleşmenin ifasını engeller veya son derece güçleştirirse hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanması; bu mümkün değilse sözleşmeden dönme talep edilebilir. TBK m. 480 doğrudan eser sözleşmesini düzenler; lojistik sözleşmesine uygulanabilirliği sözleşmenin hukuki nitelendirmesine bağlıdır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 480Kaynağı aç
MADDE 480- Bedel götürü olarak belirlenmişse yüklenici, eseri o bedelle meydana getirmekle yükümlüdür. Eser, öngörülenden fazla emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile yüklenici, belirlenen bedelin artırılmasını isteyemez. Ancak, başlangıçta öngörülemeyen veya öngörülebilip de taraflarca göz önünde tutulmayan durumlar, taraflarca belirlenen götürü bedel ile eserin yapılmasına engel olur veya son derece güçleştirirse yüklenici, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı veya karşı taraftan beklenemediği takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Dürüstlük kurallarının gerektirdiği durumlarda yüklenici, ancak fesih hakkını kullanabilir. Eser, öngörülenden az emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile işsahibi, belirlenen bedelin tamamını ödemekle yükümlüdür. b. Değere göre bedel

Sigorta: Taşıyıcı Sorumluluk Sigortası ile Nakliyat Emtia Sigortası

Taşıyıcı sorumluluk sigortası ile nakliyat emtia sigortası farklı riskleri güvence altına alır. Taşıyıcı sorumluluk sigortası, taşıyıcının hukuken sorumlu tutulduğu zararları teminat kapsamına alır; taşıyıcının sorumlu olmadığı hâllerde mal sahibi bu poliçeden yararlanamayabilir. Nakliyat emtia sigortası ise doğrudan taşınan malı korur. Sözleşmede hangi sigortanın kimin tarafından yaptırılacağı ve teminat kapsamının ne olduğunun belirlenmesi, olası kayıplarda hak kaybını önler.

Teslim Sırasında Hasar Tespiti ve Belgeleme

Mal teslim alınırken hasar veya eksiklik fark edildiğinde teslim belgesine şerh düşülmesi gerekir. Şerh düşülmeksizin teslim alınan mallarda malın sağlam teslim edildiği ileri sürülebilir ve hasarın teslimden önce mi sonra mı oluştuğunu ispat etmek güçleşir. Uluslararası karayolu taşımalarına uygulanan CMR'nin 30. maddesi çerçevesinde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2015/1316, K. 2015/6439 sayılı kararında ihbar yükümlülüğünü yerine getiren alıcı bakımından eksik teslimin taşımadan kaynaklanmadığını ispat yükünün taşıyıcıya geçeceğine hükmetmiştir. Bu kural CMR kapsamındaki uluslararası karayolu taşımalarına özgüdür; iç hukuk taşımalarındaki uygulaması ayrıca değerlendirilmelidir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2015/1316, K. 2015/6439Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2015/1316 E.  ,  2015/6439 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada … Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03/07/2014 tarih ve 2013/292-2014/341 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davacı nezdinde nakliyat emtia sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan muhtelif mutfak eşyası emtiasının….'dan ….'ya taşınması işinin davalı tarafça gerçekleştiğini, emtianın 17/08/2011 tarihinde alıcıya eksik teslim edildiğini, eksik teslimin CMR belgesine de şerh düşüldüğünü, bu yüzden müvekkilinin sigortalısına 5.426,72 TL ödeme yaptığını ileri sürerek anılan miktarın tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının sigortalısı dava dışı …Madeni Eşya A.Ş'ye ait emtianın gönderici olan bu firma tarafından yüklendiğini ve toplamda 35 kap emtianın taşınacağı bilgisinin gerek CMR'de gerekse tır karnesi üzerinde kayıt altına alındığını, nakliyenin yüklemesinin gönderici tarafından gerçekleştiğini, müvekkili şirket şöförünün alıcıya emtiaları teslim ettiği tarihte alıcının CMR üzerine 33 kap eşya teslim alındığı yönünde şerh düştüğünü, 2 kap eksik eşyanın akıbetinden müvekkilinin sorumluluğu yoluna gidilemeyeceğini, yüklemenin tamamen sigortalı şirket tarafından yapılmış olup…Gümrüğü'nde vurulan mührün yükün alıcısına teslimine kadar sökülmediğini, bu hususun CMR'ye de not düşüldüğünü savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu taşımaya ilişkin CMR'ye alıcı tarafından tek taraflı olarak emtianın 2 kap eksik teslim edildiğinin şerh olarak düşüldüğü, dava konusu taşıma işinin CMR Konvansiyonu hükümlerine tabi olmakla birlikte aynı zamanda taşımanın tır karnesi himayesinde gerçekleştirilmiş olan tır taşıması işi olduğu, söz konusu tır karnesi hakkında düzenlenmiş her hangi bir noksanlık tutanağı bulunmadığı, karnenin şartlı ibra edildiğine dair bir belgenin dosyada mevcut olmadığı, aynı şekilde .. plakalı araç hamulesi yükün…'da ithalat ile ilgili gümrük işlemlerinin rezervli ve/veya noksan tamamlandığını gösteren bir belgenin de sunulmadığı, alıcısına mühürleri bozulmamış araç hamulesi yük olarak teslim edilen eşya içinden noksan çıktığı öne sürülen dava dışı gönderenin sevk aracına yükleyip istiflediği ve ihracat ile ilgili gümrük formalitelerini de tamamladığı 2 kap 4 parça malın davalı taşıyıcının sorumluluğunda gerçekleştirilen nakliye sürecinde kaybolduğunu söylemenin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, nakliyat sigorta poliçesine dayalı rücuan tazminat istemine ilişkin olup, davacı, davalı tarafından taşınan malın…'da bulunan alıcısına eksik teslim edildiğini, bu hususta gönderilen tarafından CMR belgesine ihtirazi kayıt konulduğunu ileri sürmüş, davalı ise eksik teslimden kendisinin sorumlu tutulamayacağını, malın yükleme işinin davacının sigortalısı tarafından yapıldığını ve aracın mühürlendiğini, taşımanın bu şekilde gerçekleştirildiğini, ihtirazi kaydın alıcı tarafından tek taraflı olarak konulduğunu bu nedenle kendisini bağlamayacağını savunmuştur. Mahkemece davalının bu savunmasına itibar edilerek CMR belgesine kaydın alıcı tarafından tek taraflı konulduğu, dava konusu taşımanın aynı zamanda tır karnesi himayesinde gerçekleştirildiği ve tır karnesi muhteviyatındaki emtianın eksik teslimine ilişkin bir tutanak da bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şeklide davanın reddine karar verilmiştir. Dava konusu taşımaya, taşımanın yapıldığı güzergah itibariyle, uygulanması gereken CMR'nin 30. maddesine göre; alıcı, taşımacı ile beraber durumlarını kontrol etmeden veya ziyan ve hasarın açıkça görüldüğü hallerde teslim anında veya açıkça görülmediği hallerde teslimden itibaren 7 gün içinde durumu kendisine bildirmeden tesellüm ederse, bu husus onun yükü taşıma senedinde belirtildiği şekilde alındığına kanıt oluşturur. Somut olayda, davalı taşıyıcı tarafından ibraz edilen CMR belgesinden, alıcının, teslim anında, 2 kap eşyanın eksik teslim edildiği yönünde ihtirazi kayıt düştüğü anlaşılmaktadır. Bu durumda alıcı, az önce açıklanan CMR'nin 30. maddesinde düzenlenen ihbar şartını yerine getirmiş olup, artık malların eksik teslim edilmediğinin ya da eksik teslimin taşımadan kaynaklanmadığının ispat yükü davalı taşıyana düşeceğinden mahkemece bu hususlar nazara alınmadan yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 06/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Uyuşmazlıklarda başvurulacak belgeler arasında taşıma senedi, sevk irsaliyesi, e-irsaliye, fatura, teslim tutanağı, depo giriş-çıkış kayıtları, CMR belgesi, konişmento, hasar tutanağı ve sigorta evrakı yer alır. Bu belgelerin eksiksiz düzenlenmesi ve saklanması, hak kaybını önleme açısından kritik önem taşır.

Taşıyıcının Eşya Ziyaı ve Hasarından Sorumluluğu

Taşıyıcıya teslim edilen eşyanın varma yerinde noksan teslim edilmesi hâlinde taşıyıcı, TTK'nın ilgili hükümleri kapsamında sorumlu tutulabilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/374, K. 2025/2707 sayılı kararında taşıyıcının emtianın kısmen ziyaından sorumlu olduğunu ve taşıma konusu bir kısım emtianın eksikliği nedeniyle zayi edildiğini belirlemiştir. Aynı kararda, sahte belge düzenlenmesi ve ağır kusur olgusuna dayalı olarak taşıyıcının uluslararası karayolu taşımasına ilişkin CMR'nin 23. maddesindeki sınırlı sorumluluk hükmünden yararlanamayacağı da tespit edilmiştir; bu tespit söz konusu somut olaya özgüdür.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/374, K. 2025/2707Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2025/374 E.  ,  2025/2707 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi HÜKÜM : Asıl davanın kabulü-karşı davanın reddi İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA – KARŞI DAVAYA CEVAP Davacılar vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkillerinin Irak'a mercimek ve fasulye ihraç ettiğini, davalı ile aralarında 06.04.2006 tarihli taşıma sözleşmesi yapıldığını, emtianın davalının araçları ile Bağdat/Irak ve diğer şehirlere taşındığını, taşıma işleminin tamamlanmasından sonra yükün alıcısı ile yapılan mutabakatta 195.250 kg mercimek ile 70.000 kg fasulyenin noksan olduğunun beyan edildiğini, araştırma neticesinde davalı taşıma firmasına tam olarak teslim edilen mercimek için dava konusu edilen miktar kadar sahte teslim belgesi ibraz ettiğinin tespit edildiğini, davalının ağır kusur ve hileli işlemde bulunduğunu, ayrıca davalı taşıyıcıya gümrük beyannameleri ile teslim edilen fasulye emtiasının da noksan teslim edildiğini, şimdilik Irak'taki alıcısına teslim edilmeyen 70.000 kg emtianın davalı şirketin zimmetinde kaldığını, bu emtiaların parasal değerinin belirlenmesi için İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2008/31 D.iş sayılı dosyası ile tespit ve tedbir talep edildiğini, düzenlenen rapor ve 19.06.2008 tarihli mahkeme kararına göre davalı taşıyıcı firmaya teslim edilen emtiadan 195.250 kg mercimek ile 1.176.327 kg fasulyenin Irak'taki alıcısına teslim edilmediğinin belirlendiğini, davalının noksan teslimden dolayı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 781. maddesine göre sorumlu olup, TTK'nın 786/son hükmü gereği sahte belge tanzim ederek hileli işlem yaptığından ağır kusurlu olduğunu, 195.250 kg mercimek ile 70.000 kg fasulyenin bedelini talep ettiklerini, bu miktarın toplam 182.037,50 USD olduğunu, ayrıca teslim edilmeyen toplam 265.250 kg emtia için sözleşmede ton başına 87,00 USD nakliye ücreti ödendiğinden teslim edilmeyen mal bedeline göre ödenen 23.076,50 USD nakliye ücreti ile birlikte toplam 205.114,25 USD olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 205.114,25 USD’nin dava tarihinden itibaren Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle fiili ödeme günü Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı olarak davalıdan tahsilini talep etmiş, karşı davaya cevap dilekçesinde karşı davanın reddini istemiştir. II. CEVAP-KARŞI DAVA Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiş, karşı davasında, 104.547,00 USD navlun alacağının faizi ile fiili ödeme gününde Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı TL olarak tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davalının taşıyıcı olarak emtianın kısmen zayi olmasından sorumlu olduğu, taşıma konusu bir kısım emtianın eksik olması nedeniyle zayi edildiği, davalı taşıyıcı tarafından olaya ve nedenine ilişkin olarak özellikle mercimek yükü bakımından teslimin gerçekleştiğini, ancak alıcı tarafından yapılan muayene sonucunda bir kısım emtianın kabul edilmeyerek iade prosedürünün başlatıldığını savunarak buna ilişkin Irak makamlarınca tutulduğunu ileri sürdüğü CMR belgeleri ve üzerindeki şerhler ile Irak depo görevlilerince düzenlendiğini iddia ettiği belgelerin ve şerhlerin sahte olduğu, dolayısıyla emtianın zayi edilmesinin davalının ağır kusurundan kaynaklandığı, davalının Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi'nin (CMR) 23. maddesindeki sınırlı sorumluluk hükmünden yararlanması mümkün olmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, karşı dava, eksik ödenen navlun alacağının tahsili istemine ilişkin olup tüm dosya kapsamı ve Yargıtay bozma ilamları uyarınca davalı karşı davacı taşıyanın kendisince taşınmak üzere teslim alınan malın alıcısına usulüne uygun teslim edildiğini ve mal bedelinin ödendiğini ispata yarar delil sunmadığı gibi dava konusu taşımada kusurundan kaynaklı asıl davada davacıların zararına sebebiyet verdiği, kaldı ki 17.01.2018 tarih ve 2015/109 E., 2018/35 K. sayılı kararı ile asıl ve karşı davanın reddine dair verilen karara karşı, karşı davacı tarafından temyiz başvurusu yapılmadığı, usuli kazanılmış haklarında gözetilmesi gerektiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin bozma ilamının dışında kaldığı gerekçesiyle karşı davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı-karşı davacı vekilince temyiz edilmiştir. IV. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava taşıma sözleşmesine dayalı tazminat ve teslim edilmeyen mal bedeline göre ödenen nakliye ücretinin istirdatı, karşı dava ise eksik ödenen navlun alacağının tahsili istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı-karşı davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. V. SONUÇ: Davalı-karşı davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 22.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Taşıyıcının Nezaret Yükümlülüğü ve Müşterek Kusur

Yükleme gönderen tarafından yapılmış olsa dahi taşıyıcı, taşıma sırasındaki yol, güzergah ve iklim koşullarını göz önünde bulundurarak her türlü tedbiri almak; hatalı ambalajlama, istifleme, yükleme ve boşaltmaya itiraz etmekle yükümlüdür. Taşıyıcının ambalajlama ve istifleme aşamasında basiretli bir taşıyıcıdan beklenen davranışla nezaret görevini yerine getirmesi, gördüğü aksaklığı gönderene veya alıcıya bildirmesi gerekmektedir. Bu ilke, mülga TTK dönemine ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesi kararlarında benimsenmiştir; 6102 sayılı TTK kapsamındaki taşımalar için güncel içtihadın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2014/3507, K. 2014/11005Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2014/3507 E.  ,  2014/11005 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İZMİR 2. SULH HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 28/11/2013 NUMARASI : 2012/207-2013/1282 Taraflar arasında görülen davada İzmir 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.11.2013 tarih ve 2012/207-2013/1282 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilince nakliyat emtia sigorta poliçesiyle sigortalı cam emtiasının davalı tarafından İzmir Sivas arası taşınması sırasında meydana gelen sarsıntılar nedeniyle hasarlandığını, müvekkilinin hasar nedeniyle sigortalısına 5.377,00 TL ödediğini ileri sürerek, 5.377,00 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, yüklemenin gönderici tarafından yapıldığını, cam emtiasının yüklenmesi ayrı bir bilgi ve tecrübe gerektirdiğinden müvekkilinin yüklemeye karışmadığını, müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, yükleme ve istiflemenin gönderen tarafından gerçekleştirildiği, davalı taşıyıcının müterafik kusuru bulunmadığı, davanın kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Dava, nakliyat emtia sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 781/1. maddesi "Taşıyıcı eşyanın kendisine teslim edildiği tarihten gönderilene teslim olunduğu tarihe kadar geçen müddet içinde; uğradığı zıya ve hasardan mesuldür. Taşıyıcı zıya ve hasarın: 1. kendi kusurundan doğmayan bir sebepten; 2. eşyada zaten mevcut noksan ve ayıplardan, yahut eşyanın mahiyetinden veya ambalajın fena yapılmasından; 3. gönderen veya gönderilenin fiilinden yahut verdikleri emir ve talimatın tatbikinden; ileri geldiğini ispat edecek olursa mesuliyetten kurtulur." hükmünü haizdir. Dairemizin yerleşmiş kararlarında da belirtildiği üzere, yükleme gönderen tarafından yapılsa dahi taşıyıcının taşıma sırasındaki yol, güzergah ve iklim koşullarını düşünerek her türlü tedbiri alması varsa hatalı ambalajlama, istifleme, yükleme ve boşaltmaya karşı çıkması gerekmektedir. Taşıyıcının ambalajlama ve istifleme aşamasında nezaret görevini basiretli bir taşıyıcıdan beklenen davanışla yerine getirmesi, gördüğü aksaklığı derhal gönderene veya alıcıya bildirmesi icap etmektedir. Taşıyıcı tarafından bu sorumlulukların gereği gibi yerine getirilmemesi durumunda hasardan doğan sorumluluğun dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nun 44. maddesi uyarınca taşıyıcı ile diğer sorumlular arasında paylaştırılması gerekir. Somut olayda, sigortalı tarafından gönderilen cam emtianın taşıma sırasında meydana gelen sarsıntılar nedeniyle birbirine ve sehpa demirine çarpması neticesi hasarlandığı, taşınan emtianın niteliği gereği yüklemenin gönderici tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır. Davalı taraf, yüklemenin gönderici tarafından yapıldığını, bu nedenle sorumluluğu bulunmadığını savunmakta ise de, davalı duruşmadaki beyanında kasaya dayanan camın önüne koruyucu köpük konulduğunu, ancak camlar arasına herhangi bir koruyucu malzeme yerleştirmediğini, ilk defa cam taşıdığı için bu şekildeki yüklemeye müdahale etmediğini ifade etmesi karşısında, yukarıda açıklandığı üzere 6762 sayılı TTK'nın 781. maddesi uyarınca davalı taşıyıcının nezaret görevini tam olarak yerine getirdiğinden söz edilemeyeceğinden, davalı taşıyıcının müterafik kusurunun bulunmadığı yönündeki bilirkişi raporuna itibar edilemez. Bu durumda, davalı taşıyıcının kusur oranı ile hasar bedeli konusunda alanında uzman yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Taşıyıcının sorumluluktan kurtulabilmesi için hasarın, kanunda sınırlı olarak sayılan istisnai hâllerden birinden meydana geldiğini ispat etmesi gerekmektedir. Mülga TTK dönemine ait Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2019/1922, K. 2020/385 sayılı kararında, taşıyıcının kusur oranıyla orantılı olarak sorumlu tutulduğu ve bu sorumluluktan kurtulmak için sınırlı sayıdaki kurtuluş hâllerinden birini ispat etmesi gerektiği vurgulanmıştır. Taşıyıcı tarafından nezaret yükümlülüğünün yerine getirilmemesi durumunda hasardan doğan sorumluluk, taşıyıcı ile diğer sorumlular arasında paylaştırılabilmektedir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2019/1922, K. 2020/385Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2019/1922 E.  ,  2020/385 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 08.10.2018 tarih ve 2018/117-2018/456 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, …Finansal Kiralama A.Ş'ye ait olan 2011 model delgi makinesinin İstanbul'dan 22/04/2011 tarihinde … çekici ve … dorse plakalı … sevk ve idaresindeki araca yüklendiğini, 24/04/2011 tarihinde Gölbaşı/Adıyaman adresine geldiğinde hortum makarası arasındaki kolun kaynak yerinden kırıldığının tespit edildiğini, 16/05/2011 tarihli ekspertiz raporunda hasarın makinenin nakliyesi sırasında yaşanan çarpma hadisesi neticesinde gerçekleşmiş olduğu kanaatine varıldığını, zararın KDV hariç 5.005,01 EURO olduğunun tespit edildiğini, meydana gelen hasar sonucunda sigortalı …Yer Bilimleri İnş. ve Tic. Ltd. Şti.'nin banka hesabına, tazminatın TL karşılığı olan 11.343,86 TL davacı tarafından 27/05/2011 tarihinde havale yolu ile aktarıldığını, sigortalının zararlarının karşılanması sonrasında zarar sorumlusu davalı aleyhine icra işlemlerine başlanıldığını, gönderilen ödeme emrine karşı davalı tarafından itirazda bulunularak takibin durdurulduğunu ileri sürerek borçlunun itirazının iptali ile %20'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, davaya konu hasarın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun olmadığını, söz konusu makineyi aracına kendisinin yerleştirmediğini, yükün taşınması sırasında da hiçbir trafik kuralını ihlal etmediğini, hasarın meydana gelme nedeninin makinenin araca hatalı yüklenmesinden kaynaklandığını, hasar bedeli olarak talep edilen miktarın yüksek olduğunu, ticari faiz talep edilmesinin de mümkün olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça ekspertiz raporu dışında davalının asli kusurlu olduğunu gösteren herhangi bir delil ibraz edilemediği, alınan raporda davalın tali kusurlu olduğunun belirtildiği, ancak bu tespitin varsayıma dayandığı gibi yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre, 6762 sayılı TTK'nın 788/3, 6102 sayılı TTK'nın 889. maddesi gereğince taşıyıcının ağır kusurlu sayılabilmesi, kasta yaklaşan bir kusur halini ifade etmekte olup somut olay bakımından davalı taşıyıcının bu nitelikte bir kusurunun varlığının ispat edilemeyişi karşısında davalının sorumluluğuna gidilmesinin mümkün olmayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, taşıma nedeniyle oluşan hasar bedelinin rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece evvelce verilen karar, Dairemizin 15/11/2017 tarih 2016/8657 E. 2017/6223 K. sayılı ile ilamı ile; taşıma tarihi itibariyle uygulanacak olan mülga 6762 sayılı TTK’nın 781. maddesi uyarınca, taşyıcının eşyanın kendisine teslim edildiği tarihten gönderilene teslim olunduğu tarihe kadar geçen müddet içinde uğradığı ziya veya hasardan mesul olduğu, taşıyıcının sorumluluktan kurtulabilmesi için hasarın aynı maddenin 2. fıkrasında tadadi olarak gösterilen durumlardan birinde meydana geldiğinin ispat edilmesinin gerektiği, mahkemece taşıma uzmanı ve taşınan makine konusunda uzman bir makine mühendisinin de bulunduğu bilirkişi heyetinden, tarafların iddia ve savunmalarının TTK’nın 781 vd. maddeleri uyarınca değerlendirilerek hasara ve tarafların kusur durumlarına ilişkin rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyulmasına bozmadan sonra alınan bilirkişi raporunda yükleyen ve taşıyanın müşterek kusurlu olduğunun belitilmesine rağmen, davalı taşıyanın hasarın meydana gelmesinde 6762 sayılı TTK'nın 788/3, (6102 sayılı TTK'nın 889.) maddesi gereğince taşıyıcının ağır kusurlu olduğunun ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, uyulan Dairemiz bozma ilamında belirtildiği, üzere taşıma tarihi itibariyle uygulanacak olan mülga 6762 sayılı TTK’nın 781. maddesi uyarınca, taşıyıcı eşyanın kendisine teslim edildiği tarihten gönderilene teslim olunduğu tarihe kadar geçen müddet içinde uğradığı hasardan kusur oranıyla orantılı olarak sorumludur. Taşıyıcının bu sorumluluktan kurtulabilmesi için hasarın, aynı maddenin 2. fıkrasında sınırlı olarak sayılan durumlardan birinden meydana geldiğini ispat etmesi gerekmektedir. Anılan Kanun hükmü uyarınca, ispat yükü davalı tarafta olup, davalı tarafça, hasarın meydana gelmesinde kendi kusurundan kaynaklanmayan bir sebepten, eşyada zaten mevcut noksan ve ayıplardan, yahut eşyanın mahiyetinden veya ambalajın fena yapılmasından, gönderen ve gönderilenin fiilinden yahut verdikleri emir ve talimatın tatbikinden ileri geldiğinin ispatlaması gerekmektedir. Bu durumda mahkemece bozma ilamında belirtildiği şekilde oluşturulan bilirkişi heyetinden, tarafların iddia ve savunmalarının TTK’nın 781 vd. maddeleri uyarınca değerlendirilerek hasara ve tarafların zararın oluşumuna etkili olan kusur durumlarına ilişkin rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yalnızca makine mühendisinden alınan rapor uyarınca ve 6762 sayılı TTK'nın 788/3, 6102 sayılı TTK'nın 889. maddeleri uyarınca değerlendirme yapılarak, eksik ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıdaki açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 15/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eksik teslim iddiasında, açığın hangi aşamada ve kimin eyleminden kaynaklandığı kanıtlanamıyorsa mahkeme, ilgili teknik konularda uzman bilirkişi incelemesi yapılmasını gerekli görebilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/13809, K. 2014/3373 sayılı kararında, eksik teslimatın ölçüm hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve mühürlerin bozulmamasına rağmen boşaltma yapılmasının mümkün olup olmadığı konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmadan hüküm kurulmasını eksik inceleme sayarak kararı bozmuştur.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/13809, K. 2014/3373Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2013/13809 E.  ,  2014/3373 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : LÜLEBURGAZ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 19/04/2013 NUMARASI : 2013/6-2013/240 Taraflar arasında görülen davada Lüleburgaz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 19/04/2013 tarih ve 2013/6-2013/240 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirkete ait ham petrol ve condansadenin üretim sahasından Marmara Ereğlisi dolum tesisine taşınması işinin davalı şirket tarafından yürütüldüğünü, müvekkili şirketin üretim müdürlüğü tarafından davalı E.. K..'a ait tankerle yapılan taşımalarda, akaryakıt teslim ve tesellüm fişlerinde oynama yapmak suretiyle hırsızlık yapıldığının ve emtianın eksik teslim edildiğinin tespit edildiğini, diğer davalıların ise taşımayı gerçekleştiren şoförler olduklarını, zararın bir kısmının davalı şirketin hakedişinden mahsup edildiğini ileri sürerek, 4.006,66 TL'nin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, öncelikle iddia olunan hırsızlık olayına ilişkin ceza soruşturmasının sonucunun beklenilmesinin gerektiğini, teslim ve tesellüm fişlerinde müvekkilleri tarafından herhangi bir tahrifat yapılmadığını, ayrıca eksik taşıma iddiasının da şüpheli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece bozmaya uyularak, davacı tarafça teslim olunan eşyanın davalı şirket tarafından taşımasının yapıldığı, eşyada noksan teslimat nedeni ile davacının 5.098,71 TL zararının olduğu, davalı tarafın eksik teslimatın kendi kusurundan kaynaklanmadığını ispat edemediği, diğer davalıların davalı İ. Petrol Ltd. Şti. çalışanı olduğu, haklarında açılan ceza davasında şahsi kusurlarının tespit edilemediği gerekçesiyle, davalı şirket hakkında açılan davanın kabulüne, diğer davalılar hakkında açılan davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı şirket vekili temyiz etmiştir. Davacı taraf, davalıların taşıyıcısı oldukları petrol emtiasının eksik teslim edildiğini ileri sürerek tazminat talebinde bulunmuştur. Mahkemece eksik teslim hususunun hatalı ölçümden kaynaklandığı bilirkişi incelemesi sonucu belirtildiği açıklanmakla birlikte, davalının kusursuzluğunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Mülga 6762 sayılı TTK'nın 781. maddesinde, taşıyıcının, eşyanın kendisine teslim edildiği tarihten gönderilene teslim olunduğu tarihe kadar meydana gelen ziya ve hasardan sorumlu olduğu düzenlenmiş olup, ancak aynı maddenin ikinci fıkrasında sayılan hallerin gerçekleştiğinin taşıyıcı tarafından ispatlanması halinde taşıyıcı sorumluluktan kurtulacaktır. Somut olayda, davaya konu akaryakıtın bulunduğu tankerlerin mühürlü olarak teslim edildiği ve teslim sırasında mührün bozuk olduğuna dair bir belirleme yer almadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca ceza mahkemesince, tank ölçümlerinde Marmara Ereğlisi'ndeki personelin hassas davranmadığı, su blöf kayıtlarının düzgün tutulmadığı, ham petrol ve condansade açıklarının bu nedenle oluştuğunun teftiş raporunda da belirtildiği dikkate alındığında açığın hangi aşamada ve kim tarafından meydana getirildiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle sanıkların beraatine karar verilmiştir. Bu durumda mahkemece eksik teslimin gerçekten hatalı ölçümden kaynaklanması halinde davalının meydana gelen ziya ve hasardan sorumlu tutulamayacağı nazara alınarak, eksik teslimatın ölçüm hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı, mühürlerin bozulmamasına rağmen tankerden boşaltma yapılmasının mümkün olup olmadığı konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, kararın mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Zamanaşımı Süreleri

TTK m. 855/1 uyarınca taşıma hükümlerine tabi taşımalarda; yolcunun bir kaza sonucu ölmesi veya bedensel bütünlüğü zedeleyen bir zarara uğraması hâlinde istem hakları on yılda, diğer zararlarda ise bir yılda zamanaşımına uğrar. Eşya taşımasında bu süre eşyanın gönderilene teslimi, yolcu taşımasında ise yolcunun varma yerine ulaşma tarihinden itibaren işlemeye başlar; eşyanın tamamen zayi olması ya da yolcunun ulaşamaması hâlinde ise süre, teslim veya ulaşma gereken tarihten itibaren işler.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 855Kaynağı aç
MADDE 855- (1) Bu Kitap hükümlerine tabi taşımalarda, yolcunun bir kaza sonucu ölmesi veya bedensel bütünlüğü zedeleyen bir zarara uğraması hâlinde istem hakları on yılda; diğer zararlarda ise bir yılda zamanaşımına uğrar. (2) Bu süre, eşya taşımasında, eşyanın gönderilene teslimi; yolcu taşımasında, yolcunun varma yerine ulaşma tarihinden başlar. Eşya tamamen zayi olmuş veya yolcu gideceği yere ulaşamamış ise, zamanaşımı süresi, eşyanın teslimi ve yolcunun ulaşması gereken tarihten itibaren işlemeye başlar. (3) Rücu haklarına ilişkin zamanaşımı, rücu alacaklısının, zararı ve rücu borçlusunu öğrendiği tarihten itibaren, üç ay içinde zarar hakkında rücu borçlusuna bildirimde bulunmuş olması şartıyla; rücu alacaklısına karşı mahkeme kararının kesinleştiği günden, kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmayan hâllerde ise, rücu alacaklısının borcu ifa ettiği tarihten itibaren işlemeye başlar. (4) Gönderen veya gönderilen, taşıyıcıya karşı olan haklarını, bir yıl içinde 18 inci maddenin üçüncü fıkrasına uygun şekilde istemiş olmaları şartıyla, def’i olarak her zaman ileri sürebilirler. (5) Taşıyıcının kastından veya pervasızca bir davranışıyla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinden veya ihmalinden dolayı; a) Eşya zıyaa, hasara uğramış veya geç teslim edilmişse, b) Yolcu geç ulaşmışsa, taşıyıcının sorumluluğu üç yılda zamanaşımına uğrar. (6) 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunundaki zamanaşımı hükümleri saklıdır. İKİNCİ KISIM Eşya Taşıma A) Taşıma sözleşmesinin uygulanması I – Taşıma senedi

TTK m. 930/1 uyarınca, taşıma işleri komisyoncusuna ilişkin hükümlerden doğan istemler ve haklar bir yılda zamanaşımına uğrar. Zararın, taşıma işleri komisyoncusunun kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinden ya da ihmalinden doğması hâlinde ise TTK m. 855 hükümleri uygulanır. Bu fıkra, kasıt veya pervasızlık içeren durumlarda zamanaşımı başlangıcı açısından farklı bir kural öngörmekte olup alacak takibinde koşulların titizlikle değerlendirilmesi gerekir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 930Kaynağı aç
MADDE 930- (1) Bu Kısımda yer alan hükümlerden doğan istemler ve haklar bir yılda zamanaşımına uğrar. (2) Zamanaşımının başlangıcı, zamanaşımına uğramış bir istem veya hakkın def’i olarak ileri sürülebilmesi bakımından ve zararın taşıma işleri komisyoncusunun kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinden veya ihmalinden doğması hâlinde 855 inci madde hükümleri uygulanır. BEŞİNCİ KİTAP Deniz Ticareti BİRİNCİ KISIM Gemi BİRİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler A) Tanımlar I- Gemi, ticaret gemisi

Rücu haklarında zamanaşımı farklı bir yapıya tabidir. TTK m. 855/3 uyarınca rücu alacaklısının, zararı ve rücu borçlusunu öğrendiği tarihten itibaren üç ay içinde rücu borçlusuna bildirimde bulunmuş olması şartıyla; mahkeme kararının kesinleştiği gün, kesinleşmiş karar yoksa borcun ifa edildiği tarihten itibaren zamanaşımı işlemeye başlar.

Mücbir Sebep Hükmü

Mücbir sebep iddiasının kabul görebilmesi için olayın tarafların kontrolü dışında olması, öngörülememesi ve sözleşmenin ifasını ciddi biçimde engellemesi gerekir. Bu durumun karşı tarafa süresinde bildirilmesi de iddianın değerlendirilmesini etkiler. Sözleşmede mücbir sebep sayılacak hâllerin ve bildirim süresinin tanımlanmış olması, tarafların bu hükme dayanmasını kolaylaştırır.

Uyuşmazlık Çözümü ve Arabuluculuk

Ticari nitelikteki lojistik uyuşmazlıklarında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması, ilgili kanunlarda bu yolun dava şartı olarak öngörülmüş olması hâlinde zorunludur. 6325 sayılı Kanun m. 18/A uyarınca arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın dava dilekçesine eklenmesi zorunludur; bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkeme, tutanağın bir hafta içinde sunulmasını, aksi takdirde davanın usulden reddedileceğini bildiren davetiye gönderir. Tahkim sözleşmesi bulunan ya da özel kanunda başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğu olan hâllerde ise dava şartı arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz.

6325 sayılı HUKUK UYUŞMAZLIKLARINDA ARABULUCULUK KANUNU m. 18/AKaynağı aç
MADDE 18/A- (Ek:6/12/2018-7155/23 md.) (1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. (3) Daire Başkanlığı, sicile kayıtlı arabuluculardan bu madde uyarınca arabuluculuk yapmak isteyenleri, varsa uzmanlık alanlarını da belirterek, görev yapmak istedikleri adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonlarına göre listeler ve listeleri ilgili komisyon başkanlıklarına bildirir. Komisyon başkanlıkları, bu listeleri kendi yargı çevrelerindeki arabuluculuk bürolarına, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirecekleri sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne gönderir. (4) Başvuru, uyuşmazlığın konusuna göre yetkili mahkemenin bulunduğu yer arabuluculuk bürosuna, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne yapılır. (5) Arabulucu, komisyon başkanlıklarına bildirilen listeden büro tarafından belirlenir. Ancak tarafların listede yer alan herhangi bir arabulucu üzerinde anlaşmaları hâlinde bu arabulucu görevlendirilir. (6) Başvuran taraf, kendisine ve elinde bulunması hâlinde karşı tarafa ait her türlü iletişim bilgisini arabuluculuk bürosuna verir. Büro, tarafların resmî kayıtlarda yer alan iletişim bilgilerini araştırmaya da yetkilidir. İlgili kurum ve kuruluşlar, büro tarafından talep edilen bilgi ve belgeleri vermekle yükümlüdür. (7) Taraflara ait iletişim bilgileri, görevlendirilen arabulucuya büro tarafından verilir. Arabulucu bu iletişim bilgilerini esas alır, ihtiyaç duyduğunda kendiliğinden araştırma da yapabilir. Elindeki bilgiler itibarıyla her türlü iletişim vasıtasını kullanarak görevlendirme konusunda tarafları bilgilendirir ve ilk toplantıya davet eder. (Ek cümle:28/3/2023-7445/36 md.) Avukatı bulunsa bile asıl tarafı da bilgilendirir. Bilgilendirme ve davete ilişkin işlemlerini belgeye bağlar. (8) Arabulucu, görevlendirmeyi yapan büronun yetkili olup olmadığını kendiliğinden dikkate alamaz. Karşı taraf en geç ilk toplantıda, yetkiye ilişkin belgeleri sunmak suretiyle arabuluculuk bürosunun yetkisine itiraz edebilir. Bu durumda arabulucu, dosyayı derhâl ilgili sulh hukuk mahkemesine gönderilmek üzere büroya teslim eder. Mahkeme, harç alınmaksızın dosya üzerinden yapacağı inceleme sonunda en geç bir hafta içinde yetkili büroyu kesin olarak karara bağlar ve dosyayı büroya iade eder. Mahkeme kararı büro tarafından 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca taraflara tebliğ edilir. Yetki itirazının reddi durumunda aynı arabulucu yeniden görevlendirilir ve dokuzuncu fıkrada belirtilen süreler yeni görevlendirme tarihinden başlar. Yetki itirazının kabulü durumunda ise kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde yetkili büroya başvurulabilir. Bu takdirde yetkisiz büroya başvurma tarihi yetkili büroya başvurma tarihi olarak kabul edilir. Yetkili büro, beşinci fıkra uyarınca arabulucu görevlendirir. (9) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir. (10) Arabulucu; taraflara ulaşılamaması veya taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması ya da tarafların anlaşması yahut tarafların anlaşamaması hâllerinde arabuluculuk faaliyetini sona erdirir ve son tutanağı düzenleyerek durumu derhâl arabuluculuk bürosuna bildirir. (11) Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. (Değişik ikinci cümle:7/11/2024-7531/25 md.) Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.[8] (12) Tarafların arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaları hâlinde, arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin İkinci Kısmına göre aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanır. Bu durumda ücret, Tarifenin Birinci Kısmında belirlenen iki saatlik ücret tutarından az olamaz. (13) Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde uyuşmazlığın konusu dikkate alınarak Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır. (14) Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. (15) Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. (16) Dava açılmadan önce ihtiyati tedbir kararı verilmesi hâlinde 6100 sayılı Kanunun 397 nci maddesinin birinci fıkrasında, ihtiyati haciz kararı verilmesi hâlinde ise 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen dava açma süresi, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar işlemez. (Ek cümle:28/3/2023-7445/36 md.) Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından sonra, başvuran taraf aleyhine uyuşmazlık konusuyla ilgili olarak icra takibi yapılması durumunda, başvuran tarafın bu takibe karşı son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde 2004 sayılı Kanunun 72 nci maddesi uyarınca menfi tespit davası açması ve talep etmesi halinde 2004 sayılı Kanunun 72 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uygulanır. (17) Arabuluculuk görüşmeleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, arabulucuyu görevlendiren büronun bağlı bulunduğu adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunun yetki alanı içinde yürütülür. (18) Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz. (19) İlgili kanunlarda dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin kabul edilen özel hükümler saklıdır. (20) Bu bölümde hüküm bulunmayan hâllerde niteliğine uygun düştüğü ölçüde bu Kanunun diğer hükümleri uygulanır. Bazı uyuşmazlıklarda dava şartı olarak arabuluculuk

Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Bu güvence, özellikle bir yıllık kısa zamanaşımı sürelerine tabi lojistik alacakları bakımından önem taşır. Geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmayan taraf, davada haklı çıksa bile karşı tarafın yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur; 7 Kasım 2024 tarihli değişiklikle bu yaptırıma Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekalet ücretinin yarısı da eklenmiştir.

Sık Sorulan Sorular

Freight forwarder ile taşıyıcı arasındaki sorumluluk farkı sözleşmede neden önemlidir?

Freight forwarder yalnızca taşıma organizasyonu yapıyorsa sorumluluk rejimi, taşıma işini kendi adına üstlenen bir taşıyıcıya kıyasla farklılık gösterebilir. Sözleşmede bu rolün açıkça tanımlanmaması, hasar veya gecikme hâlinde sorumluluğun kime ait olduğu konusunda ciddi belirsizlik yaratır.

Teslim belgesine şerh düşülmezse hukuki durumum ne olur?

Şerh düşülmeksizin teslim alınan mallarda malın sağlam teslim edildiği ileri sürülebilir. Bu durumda hasarın teslim öncesinde mi sonrasında mı oluştuğunu ispat etmek güçleşir. CMR'ye tabi uluslararası karayolu taşımalarında ihbar yükümlülüğünü yerine getiren alıcı bakımından ispat yükünün taşıyıcıya geçtiği Yargıtay içtihadına yansımıştır; iç hukuk taşımalarında ise bu kuralın uygulanması ayrıca değerlendirilmelidir. Teslim anında fark edilen her türlü hasar veya eksikliğin belgeye derhal kaydedilmesi bu nedenle önem taşır.

Lojistik sözleşmesinde sorumluluk tamamen sınırlandırılabilir mi?

Hayır. TBK m. 115/1 uyarınca borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. Sözleşme hizmet sözleşmesi niteliği taşıyorsa TBK m. 115/2 uyarınca bu sözleşmeden kaynaklanan herhangi bir borç sebebiyle sorumlu olunmayacağına dair önceden yapılan her türlü anlaşma da kesin olarak hükümsüzdür. Sorumluluk sınırlaması öngörülmek isteniyorsa bu emredici sınırlar gözetilmeli; ayrıca ilgili hizmetin lisans veya izin koşullarına göre hafif kusur muafiyetinin de geçersiz sayılabileceği değerlendirilmelidir.

Taşıyıcı sorumluluk sigortası malı güvence altına alır mı?

Taşıyıcı sorumluluk sigortası yalnızca taşıyıcının hukuken sorumlu tutulduğu zararları karşılar; taşıyıcının sorumlu olmadığı hâllerde mal sahibi bu poliçeden yararlanamayabilir. Malı doğrudan korumak için nakliyat emtia sigortası ayrıca yaptırılmalıdır.

Taşıma sözleşmelerinde zamanaşımı süresi ne kadardır?

TTK m. 855/1 uyarınca taşıma hükümlerine tabi taşımalarda, yolcunun ölümü veya bedensel bütünlüğü zedeleyen bir zararla sonuçlanan kazalarda istem hakları on yılda; diğer zararlarda ise bir yılda zamanaşımına uğrar. Eşyanın tamamen zayi olduğu hâllerde süre, teslim edilmesi gereken tarihten itibaren işlemeye başlar. Taşıma işleri komisyoncusuna özgü bir yıllık süre ise TTK m. 930/1 kapsamında ayrıca düzenlenmiştir.

Ek masraflar sözleşmede düzenlenmezse ne olur?

Ardiye, demuraj, detention, bekleme ücreti ve benzeri ek masrafların sözleşmede kimin üstleneceği belirtilmezse taraflar arasında ayrı bir uyuşmazlık doğabilir. Bu kalemlerin sözleşmede açıkça belirlenmesi, tarafların hak ve yükümlülüklerini baştan netleştirir.

Arabuluculuk son tutanağı dava dilekçesine eklenmezse ne olur?

6325 sayılı Kanun m. 18/A uyarınca mahkeme, tutanağın bir haftalık kesin süre içinde sunulmasını, aksi takdirde davanın usulden reddedileceğini bildiren davetiye gönderir. Sürenin geçirilmesi hâlinde dava usulden reddedilir. Tahkim sözleşmesi bulunan ya da özel kanunda başka bir uyuşmazlık çözüm yolu öngörülen durumlarda bu zorunluluk uygulanmaz.

Taşıyıcı eksik teslimde sorumluluktan nasıl kurtulabilir?

Taşıyıcının sorumluluktan kurtulabilmesi için hasarın, kendi kusurundan doğmayan bir sebepten, eşyada zaten mevcut noksan ve ayıplardan ya da eşyanın mahiyetinden veya ambalajın fena yapılmasından, yahut gönderen ya da gönderilenin fiilinden ileri geldiğini ispat etmesi gerekmektedir. Bu kurtuluş hâlleri kanunda sınırlı sayılı olarak düzenlenmiştir; taşıyıcı bu sayılan hâllerden birini ispat edemediği takdirde sorumluluktan kurtulamaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu