Bağışlamanın geri alınması, bağışlayanın kanunda sayılan belirli haklı sebeplerin varlığı halinde bağışlama sözleşmesini tek taraflı bir beyanla sona erdirmesini ifade eder. Kişiye sıkı sıkıya bağlı ve devredilemez nitelikte olan bu yetki, kural olarak mirasçılara geçmez. Geri alma iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte bağışlama ilişkisi geriye etkili şekilde ortadan kalkar.
Bağışlamanın geri alınması üzerine bağışlanan, istem tarihindeki mevcut malvarlığı artışı çerçevesinde bağışlama konusunu iade etmekle yükümlüdür. Bağışlananın elinde istem tarihi itibarıyla herhangi bir değer kalmamışsa iadesi talep edilebilecek bir malvarlığı fazlalığı oluşmaz.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 295Kaynağı aç
Elden Bağışlamanın ve Yerine Getirilen Bağışlama Sözünün Geri Alınması
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 295. maddesine göre bağışlayan; bağışlananın kendisine veya yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemesi, kendisine veya ailesinden bir kimseye karşı kanundan doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranması yahut yüklemeli bağışlamada haklı bir sebep bulunmaksızın yüklemeyi ifa etmemesi hallerinde elden bağışlamayı ya da yerine getirdiği bağışlama sözünü geri alabilir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/17009, K. 2018/356Kaynağı aç
Ağır suç sebebine dayalı geri alma hakkının doğabilmesi için eylemin bağışlama gerçekleştikten sonra meydana gelmesi gerekir. Bu fiil bakımından bağışlanan hakkında ceza mahkemesinde bir mahkûmiyet hükmü kurulmuş olması veya hakkında kovuşturma yürütülmesi zorunlu tutulmaz.
Bağışlananın bağışlayana veya onun ailesinden bir kimseye karşı kanundan doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranması bağışlamanın geri alınması sebebi oluşturur. Buna karşılık kanunun tanıdığı boşanma veya nafaka davası açma hakkının kullanılması tek başına geri alma sebebi sayılamaz.
Yüklemeli Bağışlamalarda Yüklemenin Yerine Getirilmemesi ve İstisnaları
Yüklemeli bağışlamada bağışlanan, haklı bir sebep bulunmaksızın üstlendiği yüklemeyi ifa etmezse bağışlayan sözleşmeyi sona erdirerek bağışlamayı geri alabilir. Bu durumda bağışlananın sorumluluğu sözleşmenin ortadan kalkmasıyla sınırlı olup bağışlanandan ayrıca tazminat talep edilemez.
Bağışlama konusunun değeri yüklemenin gerektirdiği masraftan fazla olduğunda, yüklemenin ifasında kusursuz imkânsızlık bulunduğunda veya ifa bizzat bağışlayan tarafından engellendiğinde bağışlananın yüklemeyi yerine getirmemesi haklı bir nedene dayanır. Bu koşullarda bağışlamadan geri dönülemez.
Bağışlama Sözü Vermenin Geri Alınması ve Hükümsüzleşmesi
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 296. maddesi gereğince bağışlama sözü veren kimse; elden bağışlamanın geri alınmasını gerektiren sebeplerden birinin varlığı, sonradan mali durumunun ifayı kendisi için olağanüstü ağır kılacak derecede değişmesi veya yeni aile yükümlülüklerinin doğması ya da mevcut yükümlülüklerinin önemli ölçüde ağırlaşması durumlarında sözünü geri alarak ifadan kaçınabilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 296Kaynağı aç
Bağışlama sözü verenin borcunu ödeme güçsüzlüğü tespit edilir veya iflasına karar verilirse, henüz yerine getirilmemiş olan bağışlama sözünün ifa yükümlülüğü kendiliğinden ortadan kalkar ve ayrıca geri alma beyanında bulunulması gerekmez.
Geri Alma Süresi ve Mirasçıların Yetkileri
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 297. maddesi uyarınca bağışlayan, geri alma sebebini öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl içinde bağışlamayı geri alabilir; bu bir yıllık süre hak düşürücü niteliktedir. Kural olarak mirasçılara geçmeyen geri alma hakkı, kanunda belirli özel durumlarda mirasçılar tarafından da ileri sürülebilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 297Kaynağı aç
Bağışlayan bir yıllık hak düşürücü süre tamamlanmadan vefat ederse mirasçıları bu sürenin sona ermesine kadar geri alma hakkını kullanabilir. Bağışlayanın sağlığında sebebi öğrenemeden ölmesi halinde mirasçılar ölüm tarihinden itibaren bir yıllık süre içinde bu hakkı işletebilir. Bağışlananın bağışlayanı kasten ve hukuka aykırı olarak öldürmesi veya onun geri alma hakkını kullanmasını engellemesi durumunda da mirasçılar bağışlamayı geri alabilir; eylem meşru müdafaa gibi bir hukuka uygunluk sebebine dayanıyorsa bu yola başvurulamaz.
Düğün Ziynetlerinin Niteliği ve Görevli Mahkeme
Düğün sırasında kadına takılan ziynet eşyaları kendisine bağışlanmış sayılır ve kadının kişisel malıdır. Hukuken bağış niteliğinde olan bu ziynet eşyaları, yasada belirtilen nedenlerin gerçekleşmesi durumunda bağıştan dönülerek geri istenebilir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2017/17009 Esas ve 2018/356 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, düğünde takılan ziynet eşyalarının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 295. maddesi uyarınca bağışlamanın geri alınması hukuki sebebine dayalı olarak talep edilmesi halinde dava aile mahkemesinde değil asliye hukuk mahkemesinde görülür. Mahkemenin görevine ilişkin bu düzenleme kamu düzenine ilişkindir.
Mirası reddetmek bağışlama sayılır mı?
Hayır, bağışlama iki taraflı bir hukuki işlem iken mirası ret tek taraflı bir hukuki işlemdir; bu nedenle mirası reddetmek bağışlama olarak kabul edilmez.
Bağışlamanın geri alınmasında zamanaşımı veya hak düşürücü süre ne kadardır?
Bağışlayan, geri alma nedenini öğrendiği günden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde hakkını kullanmak zorundadır.
Bağışlamanın geri alınması halinde bağışlanan neyi iade eder?
Bağışlanan, geri verme isteminin yapıldığı tarihteki zenginleşmesi ölçüsünde bağışlama konusunu iade etmekle yükümlüdür; elinde istem tarihinde bir değer kalmamışsa geri verme borcu doğmaz.
Ziynet eşyalarının bağıştan dönme yoluyla geri istenmesinde hangi mahkeme görevlidir?
Düğünde takılan ziynetlerin Türk Borçlar Kanunu'nun 295. maddesi uyarınca bağışlamanın geri alınması sebebine dayanılarak talep edilmesi halinde görevli mahkeme aile mahkemesi değil, kamu düzeni gereği Asliye Hukuk Mahkemesidir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

