Kurum İçi Geçici Görevlendirmenin Süresi ve Sınırları

by Avukat Erdal Ersoy
Kurum İçi Geçici Görevlendirmenin Süresi ve Sınırları

Aynı kurum içinde geçici görevlendirme, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda bu adla ayrıca düzenlenmemiş bir konu olarak ele alınır. Kamu görevlisinin kadrosuyla hukuki bağı sürdürülerek ve görevlendirme belli bir süreyle sınırlanarak, kurumun görev alanı içindeki geçici bir hizmet ya da henüz kadroya bağlanmamış yeni bir kamu hizmeti için atamaya yetkili amir tarafından görevlendirilmesi olanaklı görülmüştür. Bu çerçeve sayısal bir azami süre koymaz. Buna karşılık 657 sayılı Kanun’un Ek Madde 8/(d) hükmünde geçici süreli görevlendirme süresi bir yılda altı ayı geçemez; yurt dışında görevlendirilen güvenlik görevlileri için süre en çok iki yıldır ve gerekli görülmesi hâlinde bir katına kadar uzatılabilir. Bu iki anlatım aynı işlem türünün tek süresi olarak birleştirilmemelidir.

Danıştay 2. Daire, E. 2012/6808, K. 2013/3092Kaynağı aç
2. Daire         2012/6808 E.  ,  2013/3092 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No:2012/6808 Karar No:2013/3092 Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı):İstanbul Valiliği Diğer Davalı: … Kaymakamlığı – … / İstanbul Karşı Taraf: … İsteğin Özeti: … İdare Mahkemesi'nin … günlü, E: …, K: … sayılı kararının, davalı idarelerden İstanbul Valiliği tarafından, dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. Cevabın Özeti:Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır. Danıştay Tetkik Hakimi: … Düşüncesi:İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı : … Düşüncesi:İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir. Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İkinci Dairesi'nce işin gereği düşünüldü: Dava, … İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün 18.11.1996 tarih ve 730/811 sayılı yazısı ve 15.11.1996 tarihli Valilik oluru ile … Öğretmen Evi Müdürü olarak görevlendirilen davacının, söz konusu görevlendirmesinin iptaline ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır. … İdare Mahkemesi'nin … günlü, E: …, K: … sayılı kararıyla; uyuşmazlık konusu olayda; davacının … Öğretmenevi Müdürlüğündeki görevlendirilmesinin 18.11.1996 tarihinde başlayıp, görevden alındığı 03.07.2008 tarihine kadar devam ettiği görülmekte olup, yerleşmiş yargı içtihatlarına göre geçici olarak görevlendirmelerin 6 aylık süre ile sınırlı olduğu ve hizmet gereklerine yönelik ve kamu yararı amaçlı olarak gerçekleştirilmesi gerektiği, oysa, davacının geçici görevlendirilmesinin 12 yıla yakın bir süre devam ettiği, dolayısıyla bu görevlendirmenin geçici olma özelliğinin çok ötesine geçtiği ve artık naklen atama niteliğine büründüğünün kabulünün zorunlu olduğu, bu durumda ise, görevinde başarılı olan ve aksi yönde bir iddiada bulunmaksızın davacının görevinden alınması yönünde tesis edilen işlemde kamu yararına ve hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle iptaline hükmedilmiştir. Davalı İdarelerden İstanbul Valiliği; işlemlerinin hukuka uygun olduğunu öne sürmekte ve idare mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir. Anayasanın 128. maddesinde "Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir." hükmü yer almış ve memurların özlük işlerini düzenleyen 657 sayılı Kanunun 86. maddesinde, memurların kanuni izin, geçici görev, disiplin cezası uygulaması veya görevden uzaklaştırma nedenleriyle işlerinden geçici olarak ayrılmaları halinde, yerlerine kurum içinden veya diğer kurumlardan veya açıktan vekil atanabileceği, ancak ilkokul öğretmenliği, tabiplik, diş tabipliği, eczacılık, mühendislik ve mimarlık, veterinerlik, köy ve kasaba imamlığına ait boş kadrolara açıktan vekil atanabileceği, bu Kanuna tabi kurumlarda çalışan veteriner hekim veya hayvan sağlık memurlarının, veteriner hekim veya hayvan sağlık memuru bulunmayan belediyelerin veterinerlik veya hayvan sağlık memurluğu hizmetlerini ifa etmek üzere bu hizmetlerle ilgili kadrolara vekalet aylığı verilmek suretiyle atanabilecekleri, yukarıda sayılan haller dışında, boş kadrolara ait görevlerin lüzum görüldüğü takdirde memurlara ücretsiz olarak vekaleten gördürülebileceği hükme bağlanmıştır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda aynı kurum içinde geçici görevlendirme konusu ise düzenlenmemiş olmakla birlikte, bir kamu kurumunun mevzuatla belirlenmiş olan görev alanı içinde yer alan "geçici" nitelikteki bir hizmeti; ya da, değişen ve gelişen sosyal, ekonomik ve kültürel koşulların sonucu olarak ortaya çıkan, henüz örgütsel alt yapısı oluşturulmamış ve bir kadro ile ilgilendirilmemiş olan "yeni bir kamu hizmetini" yürütmek amacı ile, durumu uygun olan kamu görevlilerinin, uzmanlıklarından yararlanmak amacıyla, "kadroları ile hukuki bağlarını sürdürmek ve belli bir süre ile sınırlı olmak üzere" atamaya yetkili amir tarafından geçici olarak görevlendirilmeleri olanaklıdır. Anılan yasal düzenlemeden anlaşılacağı üzere, vekalet ve geçici görevlendirme, hizmet gereklerinden kaynaklanan geçici uygulamalar olup; asıl olan, yönetim ve memuriyet kadrolarına, yasal koşulları taşıyanların, kariyer ve liyakat ilkelerine uyularak atanmalarıdır. Dolayısıyla vekalet veya geçici görevlendirme yoluyla yapılan görevlendirmeler, yönetim ve memuriyet kadrolarına atama yapılmak suretiyle sona ereceği açıktır. Dosyanın incelenmesinden, davacının … İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün 18.11.1996 tarih ve 730/811 sayılı yazısı ve 15.11.1996 tarihli Valilik Oluru ile … Öğretmen Evi Kurucu Müdürü olarak görevlendirildiği, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihe kadar da bu görevini sürdürdüğü, … Öğretmen Evi Müdürü olan …’in hakkında yapılan soruşturma sonunda hazırlanan soruşturma raporu ile hakkında görev yeri değişikliğinin teklif edilmesi üzerine, …’in davacının görev yaptığı … Öğretmen Evi Müdürlüğü’ne asaleten atamasının yapılması üzerine davacının görevlendirmesinin sona erdiği anlaşılmaktadır. Olayda her ne kadar davacının … Öğretmenevi Müdürlüğündeki görevlendirilmesi uzun yıllar devam etmiş ise de, söz konusu bu görevlendirmenin mahiyeti itibariyle davacı açısından kazanılmış hak teşkil etmeyeceği gibi görevlendirme müessesesinin asaleten atamayı engeller mahiyette kullanılamayacağı da açıktır. Bu durumda; asaleten atama yapılmak suretiyle davacının görevlendirilmesinin sona erdirilmesinde hukuka aykırılık, aksi yöndeki İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davalı idarelerden … Valiliği'nin temyiz isteminin kabulüyle, … İdare Mahkemesi'nce verilen … günlü, E: …, K: … sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Kanunla değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, tebliğ tarihini izleyen onbeş gün içinde Danıştay'a kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 20.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Altı ay ve yurt dışı güvenlik görevlisi istisnası

Ek Madde 8/(d) hükmüne göre geçici süreli görevlendirme süresi bir yılda altı ayı geçemez. Aynı hükümdeki istisna genel bir uzatma yetkisi değildir. Yalnız yurt dışında görevlendirilen güvenlik görevlileri için geçici görevlendirme süresi en çok iki yıl olarak belirlenmiş, gerekli görülmesi hâlinde bu sürenin bir katına kadar uzatılabileceği belirtilmiştir.

Aynı kurum içindeki görevlendirmeyi değerlendiren kararlarda ise 657 sayılı Kanun’da bu konunun düzenlenmediği belirtilmiş; kadro bağının korunması ve görevlendirmenin belli bir süreyle sınırlı olması aranmıştır. Bu kararlar altı ay, bir yıl veya başka bir sayısal üst sınır koymamaktadır. Dolayısıyla Ek Madde 8/(d) hükmündeki altı aylık sınır, aynı kurum içi görevlendirme kararlarında benimsenmiş genel bir tavan olarak gösterilemez.

Danıştay Danıştay 2. Daire Başkanlığı, E. 2013/8676, K. 2016/881Kaynağı aç
Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2013/8676 E.  ,  2016/881 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2013/8676 Karar No : 2016/881 Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı) : Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Başkanlığı Vekilleri : Karşı Taraf (Davacı) : İsteğin Özeti : … İdare Mahkemesi'nce verilen … günlü, … sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. Cevabın Özeti : Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır. Danıştay Tetkik Hakimi : Düşüncesi : Mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İkinci Dairesi'nce işin gereği düşünüldü: Dava, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı … İl Müdürlüğü'nde veteriner hekim kadrosunda olup sözleşmeli statüde ücretsiz izinli olarak Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu … İl Koordinatörlüğü'nde Yerinde Kontrol Uzmanı olarak görevli iken Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu … İl Koordinatörlüğü'nde geçici olarak görevlendirilen davacının, bu görevlendirmesinin iptal edilerek tekrar … İl Koordinatörlüğü'nde görevlendirilmesine ilişkin … günlü, 9552 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. … İdare Mahkemesi'nin … günlü, … sayılı kararıyla; soruşturma raporunda getirilen teklife dayalı olarak işlem tesis edildiği, bahse konu soruşturma raporunda davacıya isnat olunan fiillerin soyut iddia mahiyetinde olup sübuta erdirilmediği gibi davacının gerek görevinde başarısız olduğu ya da yetersiz kaldığı yolunda bir tespitin bulunmaması ve gerekse görev yaptığı yerde farklı bir birimde de görevlendirilmesinin mümkün bulunması karşısında, davacının Malatya ilindeki görevlendirilmesinin iptalinin hizmet gereklerinden ziyade davacıyı cezalandırma amacı taşıdığı kanaatine varıldığından hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline hükmedilmiştir. Davalı idare, davacının da içinde olduğu personel arasında huzursuzluk yaşanarak çalışma düzeninin bozulduğunu, sağlıklı çalışma ortamının sağlanması için soruşturma sonucu getirilen teklif doğrultusunda işlem tesis edildiğini öne sürerek İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir. 5648 sayılı Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un 3. maddesinde "1) Bu Kanunla verilen görevleri yerine getirmek üzere, kamu tüzel kişiliğini haiz, idarî ve malî özerkliğe sahip, özel bütçeli, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde özel hukuk hükümlerine tâbi ve Bakanlığın ilgili kuruluşu olmak üzere Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu kurulmuştur." hükmüne; 14. maddesinin 1. fıkrasının ilk cümlesinde ise " Kurumda hizmetler 14/7/1965 tarih ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile diğer kanunların sözleşmeli personel hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın istihdam edilen sözleşmeli personel eliyle yürütülür" hükmüne yer verildikten sonra, aynı maddenin 5. fıkrasında ise 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I), (II) ve (IV) sayılı cetvellerde sayılan kurum ve kuruluşlarda çalışanlardan durumları, bu maddede sayılan nitelik ve şartlara uygun olanların, kendilerinin isteği ve kurumlarının muvafakatı ile Kurumda sözleşmeli olarak istihdam edilebileceği ve bu hükme göre görevlendirilenlerin, görevde kaldıkları sürece, malî ve sosyal hakları açısından davalı idareye bağlı oldukları belirtilmiştir. Bir kamu kurumunun aynı kurum içinde yer alan bir hizmeti yürütmek amacıyla, o hizmetle ilgili kurumda uzmanlaşmış kamu görevlilerinin kadroları üzerinde kalmak üzere belli bir süre ile görevlendirilmesi mümkündür. Vekalet ve geçici görevlendirme hizmet gereklerinden kaynaklanan geçici bir uygulama olup, asıl olan yönetim ve memuriyet kadrolarına yasal koşulları taşıyanların liyakat ve ehliyet ilkelerine uyularak atanmalarıdır. Vekalet ve geçici görevlendirme yoluyla yapılan görevlendirmelerin, sözü edilen kadrolara atama yapılmak suretiyle sona erdirilebileceği tabiidir. Ayrıca vekaleten veya geçici görevlendirme yoluyla görevlendirilenlerin, yetersizlikleri ve kusurlarının belirlenmesi ve başarısız olmaları gibi geçerli sebeplerin bulunması durumunda görevlendirme işlemine son verilebileceğine de kuşku bulunmamaktadır. Dosyanın incelenmesinden; Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu … İl Koordinatörlüğü'nde görev yapan davacının, birim amiri Ş.D. hakkında yıpratma ve karalama çalışması içerisinde olduğu, birim amiri ve mesai arkadaşlarına karşı olumsuz tavırlar sergilediği, işlerin yapılması sırasında sürekli muhalefet ettiği iddiaları üzerine düzenlenen soruşturma raporunda, … İl Koordinatörlüğü'nde Yerinde Kontrol Birim Amiri olarak görev yapan Ş. D. ile aynı birimde görevli uzmanlar N.U.Ö., Z.Ö. ve davacı arasında karşılıklı olarak olumsuz olarak algılanabilecek tavır ve davranışlar olduğu sonucuna ulaşılarak davacının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/A-e maddesinde yer alan "Devlet memuru vakarına yakışmayan tutum ve davranışta bulunmak" fiiline benzer nitelikte fiil işlediğinden bahisle disiplin bakımından uyarma cezası ile cezalandırılmasına, idari yönden ise; … İl Koordinatörlüğünde geçici görevle çalışan davacının görevlendirmesinin iptal edilerek esas görev yeri olan … İl Koordinatörlüğü'ne gönderilmesi teklifi getirildiği, bu teklif doğrultusunda davacının dava konusu işlemle … İl Koordinatörlüğündeki görevlendirmesinin iptal edilerek … İl Koordinatörlüğü'ne iade edilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık konusu olayda; Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu … İl Koordinatörlüğü'nde geçici olarak görevlendirilen davacının, bu görevlendirmesinin idarenin takdir hak ve yetkisine dayalı olarak her zaman geri alınabilecek bir niteliğe sahip bulunması karşısında, idarece, davacının görevlendirme süresi ve söz konusu Koordinatörlükte yaşanan olaylar değerlendirilmek suretiyle kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak Malatya İl Koordinatörlüğündeki geçici görevlendirmesinin iptal edilerek esas görev yeri olan … İl Koordinatörlüğü'nde görevlendirilmesinde hukuka aykırılık, bu işlemi iptal eden İdare Mahkemesi kararında da hukuki isabet bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile … İdare Mahkemesi'nce verilen … günlü, … sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun temyize konu kararın verildiği tarih itibariyle yürürlükte olan haliyle 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Kanun'la değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkeme'ye gönderilmesine, tebliğ tarihini izleyen onbeş gün içinde Danıştay'a kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 24/02/2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY ( X ) İdare Mahkemesi'nce verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olduğundan, anılan kararın onanması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyorum.
Danıştay 2. Daire, E. 2020/1423, K. 2020/3086Kaynağı aç
Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2020/1423 E.  ,  2020/3086 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2020/1423 Karar No : 2020/3086 TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ: … KARŞI TARAF (DAVACI): … VEKİLİ: … İSTEMİN KONUSU: … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E: …, K: … sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava Konusu İstem : Dava; … Büyükşehir Belediye Başkanlığı Denetim Zabıta Şube Müdürlüğünde zabıta memuru olarak görev yapan davacının, Toptancı Haller Şube Müdürlüğü … (… ) Şubesine atanmasına ilişkin 09/06/2015 günlü, 2607-2840 sayılı işlem ile bu işlemin dayanağı olan … Büyükşehir Belediyesi Memur Kadrolarının Tahsisi Hakkında Yönetmeliğin iptali istemiyle açılmıştır. … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E: …, K: … sayılı kararla, davanın reddine hükmedilmiş; Danıştay İkinci Dairesinin 12/03/2018 günlü, E:2016/14240, K:2018/1559 sayılı kararıyla; anılan kararın, dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 2. fıkrasının, 6. maddesinin 2. fıkrasının 2. cümlesinin, 8. maddesi ile 9. maddesinin iptali isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden bozulmasına; Yönetmeliğin diğer maddeleri ile dava konusu atama işlemi yönünden davanın reddine ilişkin kısımlarının ise onanmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : … İdare Mahkemesinin, Danıştay İkinci Dairesinin bozma kararına uyularak verilen temyize konu kararıyla; dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin 2. fıkrasının 2. cümlesi ile 9. maddesi yönünden; … İdare Mahkemesince dava konusu Yönetmeliğin 6. maddenin 2. fıkrasının 2. cümlesi ile 9. maddesinin iptali yolunda verilen … günlü, E: …, K: … sayılı kararın Danıştay 2. Dairesinin 12/03/2018 günlü, E:2016/13388, K:2018/1561 sayılı kararı ile onandığı; dava konusu Yönetmeliğin "Mevzuat gereği şart olan veya önceden tahmin edilemeyen hizmetlerin ifası için ihtiyaç duyulan kadroları ilçeler arasında tahsis etmeye Büyükşehir Belediye Encümeni yetkilidir." hükmünün düzenlendiği 5. maddesinin 2. fıkrası yönünden; anılan maddenin 1. fıkrasında kadroların ilçelere tahsisinin Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından yapılacağının belirtildiği, 5393 sayılı Belediye Kanununun 18. maddesinde de; norm kadro çerçevesinde belediyenin ve bağlı kuruluşların kadrolarının ihdas, iptal ve değiştirilmesine karar vermek belediye meclisinin görev ve yetkileri arasında sayıldığı; buna göre, hükümde yer alan "Mevzuat gereği şart olan ve önceden tahmin edilemeyen hizmetler" ifadesinin belirlilik taşımadığı, öte yandan belediye encümeninin görevleri gözönüne alındığında; kadro tahsislerinde Büyükşehir Belediye Encümenin yetkili kılındığı 5. maddenin 2. fıkrasının hukuka uygun olmadığı; dava konusu Yönetmeliğin "(1) İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanlığı afet veya acil durum hallerinde personeli diğer ilçelerde geçici olarak görevlendirebilir. (2) İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanlığı önceden geçici görevlendirme yapacağı yeri duyurmak suretiyle talepte bulunan personeli geçici olarak görevlendirebileceği gibi ihtiyaç halinde resen de geçici görevlendirme yapabilir. Bu şekilde görevlendirmelerde süre resen yapılanlar için bir takvim yılında iki ayı, personelin talebi halinde yapılanlar için bir takvim yılında her seferinde üç ayı, toplamda altı ayı geçemez. (3) Bir projenin mahallinde uygulanması veya önemli görülen bir faaliyetin acil sonuçlandırılması veya inceleme, tespit ve eğitim amacıyla teknik uzman veya proje koordinatörü gibi görevleri yürüten personel ile gerekli olan diğer teknik ve idari personelin geçici olarak görevlendirilmesi ihtiyacının ortaya çıkması durumlarında ihtiyaç süresince ilgili daire başkanlığı tarafından resen geçici görevlendirme yapılabilir. Resen yapılacak geçici görevlendirmelerde süre bir takvim yılında iki ayı geçemez. (4) Bitki ve hayvan hastalıkları ve zararlılarıyla mücadele ve kontrol hizmetleri ile benzer çalışmalarda ihtiyaç duyulan nitelik, süre ve sayıda personel süresince ilgili daire başkanlığı tarafından resen geçici olarak görevlendirilebilir. Resen yapılacak geçici görevlendirmelerde süre bir takvim yılında iki ayı geçemez." düzenlemesinin bulunduğu 8. maddesi yönünden ise; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda aynı kurum içinde geçici görevlendirme konusu düzenlenmemiş olmakla birlikte, bir kamu kurumunun mevzuatla belirlenmiş olan görev alanı içinde yer alan "geçici" nitelikteki bir hizmeti ya da değişen ve gelişen sosyal, ekonomik ve kültürel koşulların sonucu olarak ortaya çıkan, henüz örgütsel altyapısı oluşturulmamış ve bir kadro ile ilgilendirilmemiş olan "yeni bir kamu hizmetini" yürütmek amacı ile durumu uygun olan kamu görevlilerinin, "kadroları ile hukuki bağlarını sürdürmek ve belli bir süre ile sınırlı olmak üzere" atamaya yetkili amir tarafından geçici olarak görevlendirilmelerinin olanaklı olduğu; belediye personelini atama yetkisinin Kanun ile Belediye Başkanına verildiği açık olup, dava konusu Yönetmeliğin ilgili maddesinde İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanlığına tanınan diğer ilçelere geçici görevlendirme yetkisinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin 2. fıkrasının 2. cümlesi ile 9. maddesi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 2. fıkrasının ve 8. maddesinin ise iptaline hükmedilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacının 21/02/2020 tarihinde yaş haddinden emekliye ayrıldığı, bu nedenle davanın konusuz kaldığı; ilçeler arasında merkez ilçe – merkez dışı ilçe ayrımı yapmadan, tüm ilçelerde yaşayan vatandaşlar için etkin, verimli, eşit ve daha ekonomik hizmet sunumu sağlamak amacıyla belediye il sınırları ile il mülki sınırlarının örtüştürüldüğü; 6360 sayılı Kanun kapsamında … il sınırları içinde ihtiyaç nerede hasıl olursa oraya hizmet götürmek amacıyla gerekli atamaların her daim yapıldığı ve yapılmaya devam ettiği; dava konusu Yönetmeliğin merkez ilçelere diğer ilçelere oranla daha fazla personel tahsisini öngördüğü ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN CEVABI: Cevap verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: … DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, 2. … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E: …, K: … sayılı kararın ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına, 4. Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren (15) onbeş gün içinde Danıştay'da karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/10/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kadro bağı, amaç ve atama yetkisi

Geçici görevlendirme, durumu uygun kamu görevlisinin kadrosuyla hukuki bağını sürdürmesi ve görevin belli bir süreyle sınırlı olması kaydıyla olanaklı görülmüştür. Amaç, mevzuatla belirlenmiş görev alanı içindeki geçici nitelikte bir hizmeti veya örgütsel altyapısı henüz kurulmamış ve kadroyla ilgilendirilmemiş yeni bir kamu hizmetini yürütmektir. Görevlendirmede kamu yararıyla bağdaşmayan, kişiyi görevinden fiilen uzaklaştırma veya cezalandırma gibi hizmet gereklerine ters bir sonuç amaçlanmamalıdır.

Danıştay 5. Daire, E. 1997/2711, K. 1998/270Kaynağı aç
5. Daire         1997/2711 E.  ,  1998/270 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No: 1997/2711 Karar No: 1998/270 Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı): Milli Eğitim Bakanlığı Karşı Taraf: … İsteğin Özeti: … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararının dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. Savunmanın Özeti: Temyizi istenen kararın usul ve kanuna uygun olduğu, bu nedenle istemin reddi gerekeceği yolundadır. Danıştay Tetkik Hakimi: … Düşüncesi: 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 59. maddesinde belirtilen istisnai memuriyetler arasında yer alan Bakanlık Müşavirliğine atama, 2451 ve 4158 sayılı Kanunlara göre "ortak kararname" ile yapılmakta olup; kural olarak ilgililerin bu kadroda "görevlendirme" suretiyle çalıştırılmalarına olanak bulunmamaktadır. Kaldı ki, bir kamu kurumunun görev alanına giren bir hizmetin yerine getirilmesini sağlamak amacıyla ve zorunlu hallerde başvurulan ve bu hizmet alanında uzman personelin, kadroları üzerinde kalmak ve belli bir süre ile sınırlı olmak üzere istihdam edilmelerini öngören "görevlendirme" müessesesinin özelliği dikkate alındığında, bu şekilde istihdam edilen bir kişinin, idare tarafından söz konusu görevde sürekli olarak bırakılması sonucunu doğuracak şekilde yargı kararı verilemeyeceğini de kabul etmek gerekir. Buna göre, dava konusu olayda, öğretmen olan davacının Bakanlık Müşaviri olarak görevlendirilmesine ilişkin onayın iptali yolunda tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, davalı idarenin temyiz isteminin kabulüyle dava konusu işlemin iptaline dair İdare Mahkemesi kararının bozulması gerekeceği düşünülmüştür. Danıştay Savcısı: … Düşüncesi: Bakanlık Müşavirliği, 657 sayılı Yasaya göre istisnai bir memuriyet olup, bu kadrolara atama da aynı yasanın 59 uncu maddesine göre müşterek kararname ile yapılmaktadır. Kadrosu uhdesinde kalmak üzere başka bir yerde görevlendirme (istihdam) müessesesi 657 sayılı yasada yer almamıştır. Bu nedenle davacının görevlendirme onayının iptal edilmesi suretiyle işgal ettiği kadrosuna iadesi sonucunu doğuran işlemde mevzuata aykırılık görülmemiştir. Nitekim, bu yoldaki uygulamaların yasaya aykırı olduğu nedeniyle davalı idarece iptal edildiği anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenle dava konusu işlemin iptali yolundaki Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmadığından bozulması gerekeceği düşünülmüştür. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Beşinci Dairesince dosyanın tekemmül ettiği görülerek yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin işin gereği düşünüldü: … Okulu Öğretmeni olarak görev yapmakta iken 8.3.1996 günlü, 96/45919 sayılı Bakan onayı ile Bakanlık Müşaviri olarak görevlendirilen davacı, bu görevlendirme onayının iptaline ilişkin 16.9.1996 günlü, 96/118621 sayılı işlemin iptali istemiyle dava açmıştır. … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla; bir göreve atama konusunda idareye kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olarak takdir yetkisi tanındığı; dava dosyasının incelenmesinden, davacının, görevlendirildiği … Eğitim Ataşeliği görevinin sona ermesi üzerine yurda döndükten sonra 5.2.1996 günlü Bakan oluru ile … Okulunda Öğretmen olarak göreve başladığı; 7.3.1996 tarihli Bakan oluru ile Bakanlık Müşaviri olarak görevlendirildiği; daha sonra adı geçenin, "yurtdışı görevine bağlı olarak eşinin görev yerine gidiş ve kızının görev yerinden dönüş harcırahlarının ödenmemesi üzerine verdiği dilekçeye olumlu yanıt alamaması üzerine … İdare Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde gayrı ciddi, mesnetsiz ve yanıltıcı iddialarda bulunduğundan ve bundan sonra görev alacak öğretmen ve idarecilere kötü örnek olacağından" bahisle dava konusu işlemle Bakanlık Müşavirliğinde görevlendirme onayının iptal edildiği anlaşılmakta ise de, davalı idarece ileri sürülen sebebin hukuken yeterli bir sebep olarak kabulüne olanak bulunmadığı; bu nedenle, anılan işlemde kamu yararı ve hizmet gereklerine uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir. Davalı idare, 21.8.1997 günlü temyiz dilekçesinde, dava konusu işlemin, Yurt Dışı Eğitim Öğretim Genel Müdürlüğünün 2.8.1996 günlü, 7558 sayılı yazısında getirilen teklif doğrultusunda tesis edildiğini; Mahkeme kararının gerekçesinin soyut olduğunu; 15.10.1997 günlü ek temyiz dilekçesinde de, Bakanlık Müşavirliklerine Bakan onayı ile atama yapılabilmesinin mümkün olmadığını; Bakanlığa ait kadro cetvellerinde "Bakan onaylı Bakanlık Müşavirliği" adı altında bir kadro bulunmadığını; Bakanlıkta bugüne kadar çeşitli Bakanlar tarafından bazı görevlilerin Bakanlık Müşaviri olarak görevlendirilmelerinin aslında "yok" hükmündeki tasarruflar olduğunu; bu nedenle, bu durumdaki tüm personelin görevlendirme onaylarının iptal edildiğini öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda aynı kurum içinde geçici görevlendirme konusu düzenlenmemiş olmakla birlikte, bir kamu kurumunun mevzuatla belirlenmiş olan görev alanı içinde yer alan "geçici" nitelikteki bir hizmeti; ya da, değişen ve gelişen sosyal, ekonomik ve kültürel koşulların sonucu olarak ortaya çıkan, henüz örgütsel altyapısı oluşturulmamış ve bir kadro ile ilgilendirilmemiş olan "yeni bir kamu hizmetini" yürütmek amacı ile, durumu uygun olan kamu görevlilerinin, "kadroları ile hukuki bağlarını sürdürmek ve belli bir süre ile sınırlı olmak üzere" atamaya yetkili amir tarafından geçici olarak görevlendirilmeleri olanaklıdır. Bu işlemin kurulmasında, yukarıda nitelendirilen kamu hizmetlerinin yürütülmesi amaç edinilmeli; kamu yararı ile bağdaşmayan, örneğin kamu görevlisini görevinden fiilen uzaklaştırmak veya onu cezalandırmak gibi hizmet gereklerine ters düşen bir sonuç amaçlanmamalıdır. Öte yandan, 657 sayılı Yasanın "Sınıflandırma" başlığını taşıyan II. Kısmının "Kadroların tespiti" başlıklı 33. maddesinde yer alan "Kadrosuz memur çalıştırılamaz."; "Kadro cetvelleri" başlığını taşıyan 35. maddesindeki "Her kurum için gerekli kadroların sınıfı, derecesi, ünvanı ve adedi gösterilir." ve 45. maddesinde yer alan "Hiçbir memur sınıfının dışında ve sınıfının içindeki derecesinin altında bir derecenin görevinde çalıştırılamaz." yolundaki hükümler birlikte değerlendirildiğinde, "memurun kendi kadro görevinde çalışmasının" temel ilke olarak kabul edildiğinde kuşkuya yer bulunmamaktadır. Bir kamu kurum veya kuruluşuna tahsis edilmiş olan, ancak hukuken açık (boş) bulunan kadroların, kural olarak "görevlendirme" suretiyle doldurulamayacağını ve personelin, bu kadrolarda öncelikle yetkili makamlarca yapılacak "asaleten atama" veya gerekli ve zorunlu hallerde aynı Yasanın 86. maddesinde düzenlenen "vekaleten atama" yoluyla istihdam edilmeleri gerektiğini de özellikle vurgulamak gerekir. Ayrıca, anılan Yasanın "İstisnai Memurluklar" başlığını taşıyan 59. maddesinde sayılan memuriyetler arasında yer alan Bakanlık Müşavirliğine ilgililerin atanabilmeleri, 2451 sayılı Bakanlıklar ve Bağlı Kuruluşlarda Atama Usulüne İlişkin Kanunun 2. maddesi ve bu Kanuna 4158 sayılı Kanunla eklenen ek madde gereğince "ortak kararname" ile mümkün olup; bu hukuki durum karşısında ve yukarıda açıklanan nedenlerle bir kamu görevlisinin Bakanlık Müşavirliğinde kural olarak "görevlendirme" suretiyle çalıştırılmasına olanak bulunmadığı gibi; görevlendirilen bir kişinin bu görevde sürekli olarak bırakılması sonucunu doğuracak şekilde yargı kararı verilemeyeceğini, bir başka ifadeyle, bu konuda idarenin yargı kararı ile zorlanamayacağını da kabul etmek gerekir. Yukarıda belirtilen hukuksal nedenler birlikte değerlendirildiğinde, … Okulu Öğretmeni olarak görev yapmakta iken 7.3.1996 günlü, 96/45919 sayılı Bakan Oluru ile Bakanlık Müşaviri olarak görevlendirilen davacının sözkonusu görevlendirme onayının iptali yolunda tesis edilen 16.9.1996 günlü, 96/118621 sayılı işlemde sözü edilen mevzuat hükümlerine ve hukuka aykırılık bulunmadığından, anılan işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulüyle … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1/b. fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adıgeçen Mahkemeye gönderilmesine, artan …- lira posta pulu ücretinin isteği halinde davalıya iadesine, 9.2.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Açık kadroların kural olarak görevlendirmeyle doldurulacağı sonucu bu çerçeveden çıkmaz. Personelin bu kadrolarda öncelikle asaleten, gerekli ve zorunlu hâllerde 657 sayılı Kanun’un 86. maddesinde düzenlenen vekâleten atamayla istihdam edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Vekâlet ve geçici görevlendirme hizmet gereklerinden doğan geçici uygulamalardır. Asıl olan, yönetim ve memuriyet kadrolarına yasal koşulları taşıyanların kariyer, liyakat ve ehliyet ilkelerine uygun biçimde atanmasıdır.

Bu nedenle vekâlet veya geçici görevlendirme yoluyla yapılan görevlendirmenin, ilgili kadroya atama yapılmasıyla sona ereceği kabul edilmiştir. Ayrıca yetersizlik ve kusurun belirlenmesi ile başarısız olma gibi geçerli sebeplerin bulunması durumunda görevlendirme işlemine son verilebileceği ifade edilmiştir. Bu sebepler örnekleyici biçimde sayılmıştır; her sona erdirmenin yalnız bu sebeplere bağlı olduğu sonucu metinden çıkmaz.

Danıştay 5. Daire’nin 1998 tarihli kararı

Danıştay 5. Daire’nin E. 1997/2711, K. 1998/270 sayılı kararında, kadro bağı korunarak ve belli süreyle sınırlı geçici görevlendirmenin olanaklı olduğu belirtildikten sonra somut uyuşmazlık ayrıca değerlendirilmiştir. Bakanlık müşavirliğine atamanın ortak kararnameye bağlı olması nedeniyle bu görevde kural olarak görevlendirmeyle çalıştırmanın mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. Daire, görevlendirme onayının kaldırılması işleminde anılan mevzuata ve hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, bu işlemi iptal eden idare mahkemesi kararını bozmuştur.

Uzun süren görevlendirme ve kazanılmış hak

Danıştay 2. Daire’nin E. 2012/6808, K. 2013/3092 sayılı kararında, öğretmenevi müdürlüğündeki görevlendirmenin uzun yıllar sürmüş olması davacı yönünden kazanılmış hak oluşturmamıştır. Görevlendirme, asaleten atamayı engelleyecek biçimde kullanılamaz. Daire, asaleten atama yapılarak görevlendirmenin sona erdirilmesinde hukuka aykırılık görmemiş ve aksi yöndeki idare mahkemesi kararını bozmuştur. Sonuç bu olaya özgüdür.

Geri alma ve yeniden görevlendirme

Danıştay 2. Daire’nin E. 2013/8676, K. 2016/881 sayılı kararında, aynı kurum içindeki bir hizmeti yürütmek için uzmanlaşmış kamu görevlisinin kadrosu üzerinde kalarak belli süreyle görevlendirilebileceği tekrar edilmiştir. Somut uyuşmazlıkta geçici görevlendirmenin, idarenin takdir hak ve yetkisine dayalı olarak geri alınabilecek nitelikte olduğu kabul edilmiştir. Görevlendirme süresi ve il koordinatörlüğünde yaşanan olaylar değerlendirilerek yapılan iptal ve esas görev yerinde görevlendirme hukuka aykırı görülmemiş, işlemi iptal eden idare mahkemesi kararı bozulmuştur. Sonuç, bu uyuşmazlığın koşullarına bağlıdır.

Belediye yönetmeliğindeki süre ve yetki hükümleri

Danıştay 2. Daire’nin E. 2020/1423, K. 2020/3086 sayılı kararı, davalı idarenin temyiz istemini reddetmiş ve ilk derece mahkemesi kararının tamamını onamıştır. Onanan kararda yönetmeliğin 5. maddesinin 2. fıkrası ile 8. maddesinin iptaline; 6. maddesinin 2. fıkrasının 2. cümlesi ve 9. maddesi yönünden karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir.

İptal gerekçesinde, belirsiz bulunan hizmetler için ilçeler arasında kadro tahsisinde belediye encümeninin yetkili kılınması hukuka uygun görülmemiştir. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 18. maddesi, norm kadro çerçevesinde belediye ve bağlı kuruluş kadrolarının ihdası, iptali ve değiştirilmesine karar vermeyi belediye meclisinin görev ve yetkileri arasında saymaktadır. Belediye personelini atama yetkisinin kanunla belediye başkanına verildiği belirtilmiş; İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanlığına diğer ilçelerde geçici görevlendirme yetkisi verilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu yetki aykırılığı, yönetmeliğin 8. maddesinin iptali gerekçesine ilişkindir.

İptal edilen 8. madde metninde, duyuru üzerine talep veya resen yapılan geçici görevlendirmede süre; resen görevlendirmede bir takvim yılında iki ay, personelin talebinde her seferinde üç ay ve toplamda altı ay olarak sınırlanmıştır. Proje, acil faaliyet, inceleme, tespit, eğitim ile bitki ve hayvan hastalıkları ve benzeri çalışmalar için resen görevlendirmede de süre bir takvim yılında iki ayı geçemez biçiminde yazılmıştır. Bu süreler iptal edilen madde metnine aittir ve geçerli genel süre kuralı olarak kabul edilmiş değildir.

Onanan gerekçe, 657 sayılı Kanun’un aynı kurum içi geçici görevlendirmeyi düzenlemediğini; buna rağmen kadro bağı sürdürülerek, belli süreyle sınırlı olmak üzere ve atamaya yetkili amir tarafından geçici veya kadroya bağlanmamış yeni bir kamu hizmeti için görevlendirmenin olanaklı görüldüğünü belirtir. Burada da sayısal bir süre yer almaz.

Dava açılması ve yürütmenin durdurulması

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesinin 1. fıkrasına göre Danıştayda veya idari mahkemede dava açılması, dava edilen idari işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 27Kaynağı aç
Madde 27 – (Değişik: 10/6/1994-4001/12 md.) 1. Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. 2. (Değişik: 2/7/2012-6352/57 md.) Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. (Ek cümle: 21/2/2014-6526/17 md.) Ancak, kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz. Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur. Sadece ilgili kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez.[20] 3. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Dava dilekçesi ve eklerinden yürütmenin durdurulması isteminin yerinde olmadığı anlaşılırsa, davalı idarenin savunması alınmaksızın istem reddedilebilir. 4. Vergi mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur. Ancak, 26 ncı maddenin 3 üncü fıkrasına göre işlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında tahsil işlemi devam eder. Bu şekilde işlemden kaldırılan dosyanın yeniden işleme konulması ile ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerle tahsilat işlemlerinden dolayı açılan davalar, tahsil işlemini durdurmaz. Bunlar hakkında yürütmenin durdurulması istenebilir. (Ek cümle: 19/1/2022-7351/2 md.) (İptal cümle:Anayasa Mahkemesi’nin 1/6/2022 tarihli ve E.: 2022/14, K.: 2022/70 sayılı Kararı ile.) 5. Yürütmenin durdurulması istemli davalarda 16 ncı maddede yazılı süreler kısaltılabileceği gibi, tebliğin memur eliyle yapılmasına da karar verilebilir. 6. Yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığında verilir; ancak, durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. Taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, yürütmenin durdurulması hakkında karar veren daire, mahkeme veya hakim tarafından çözümlenir. İdareden ve adli yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz. 7. Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar; Danıştay dava dairelerince verilmişse konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarına, bölge idare mahkemesi kararlarına karşı en yakın bölge idare mahkemesine, idare ve vergi mahkemeleri ile tek hakim tarafından verilen kararlara karşı bölge idare mahkemesine (…)[21] kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. İtiraz edilen merciler, dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. 8. Yürütmenin durdurulması kararı verilen dava dosyaları öncelikle incelenir ve karara bağlanır. 9. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Yürütmenin durdurulmasına dair verilen kararlar onbeş gün içinde yazılır ve imzalanır. 10. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz. Kararların sonuçları:[22]

Aynı maddenin 2. fıkrasına göre yürütmenin durdurulması kararı, işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartları birlikte gerçekleşirse verilebilir. Kural olarak davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe gösterilir. Kararda, işlemin hangi gerekçelerle açıkça hukuka aykırı olduğu ve uygulanması hâlinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğu belirtilir. Uygulanmakla etkisi tükenecek idari işlemlerde, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere savunma alınmadan da yürütme durdurulabilir. Ancak kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği ile geçici veya sürekli görevlendirme işlemleri, uygulanmakla etkisi tükenecek idari işlemlerden sayılmaz. Bu hüküm görevlendirmenin süresini veya yönetmelik şartını düzenlemez.

Bir yılda altı ay sınırı her kurum içi görevlendirmeye uygulanır mı?

Bu sonuç çıkarılamaz. Altı aylık sınır, Ek Madde 8/(d) hükmündeki geçici süreli görevlendirme için yazılmıştır. Aynı kurum içi görevlendirmeyi ele alan kararlar konunun 657 sayılı Kanun’da düzenlenmediğini belirtir ve sayısal tavan koymadan kadro bağı ile belli süre şartını arar.

Yurt dışındaki güvenlik görevlisinin süresi uzatılabilir mi?

Ek Madde 8/(d) hükmüne göre yurt dışında görevlendirilen güvenlik görevlisinin geçici görevlendirme süresi en çok iki yıldır. Gerekli görülmesi hâlinde bu süre bir katına kadar uzatılabilir. İstisna bu görevlilere özgüdür.

Uzun süren görevlendirme kazanılmış hak doğurur mu?

Danıştay 2. Daire’nin E. 2012/6808, K. 2013/3092 sayılı kararındaki olayda, uzun yıllar süren görevlendirme kazanılmış hak oluşturmamıştır. Görevlendirme asaleten atamayı engelleyecek biçimde kullanılamaz.

Dava açmak görevlendirme işlemini durdurur mu?

Durdurmaz. 2577 sayılı Kanun’un 27. maddesinin 1. fıkrasına göre dava açılması, dava edilen idari işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz.

Yürütmenin durdurulması için hangi şartlar birlikte aranır?

2577 sayılı Kanun’un 27. maddesinin 2. fıkrasına göre telafisi güç veya imkânsız zarar ihtimali ile işlemin açıkça hukuka aykırı olması birlikte aranır. Kamu görevlileri hakkındaki geçici veya sürekli görevlendirme işlemleri, uygulanmakla etkisi tükenecek işlemlerden sayılmaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu