18 Yaşından Küçüklerin Maluliyet Tazminatı Nasıl Hesaplanır

by Avukat Erdal Ersoy
18 Yaşından Küçüklerin Maluliyet Tazminatı Nasıl Hesaplanır

18 yaşından küçük bir çocuğun bedensel zarara uğraması hâlinde maluliyet tazminatı, çalışma hayatına henüz girilmemiş olduğu gerekçesiyle 18 yaşından itibaren hesaplanamaz. Tazminat, sürekli çalışma gücünün yitirildiği tarihten, yani kaza veya zarar tarihinden başlar. Bunun temelinde, küçüklerin günlük yaşamın her alanında emsallerine göre fazladan harcamak zorunda kaldıkları çaba ve gücün (efor) başlı başına ekonomik bir değer taşıdığı ilkesi yatmaktadır.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2013/13485, K. 2014/19487Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2013/13485 E.  ,  2014/19487 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Çerkezköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 31/05/2013 NUMARASI : 2009/478-2013/226 Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalı Y.. D.. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacılar vekili, müvekkili Cansu'nun yolcu olarak bulunduğu davalı idaresindeki minibüsten inmek istediği sırada hareket halinde iken kapının açılması nedeni ile düşerek yaralanmasına neden olduğunu belirterek çalışma gücü kaybı nedeni ile fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 80.000,00.-TL maddi tazminatın her iki davalıdan, ayrıca Cansu için 50.000,00.-TL, anne ve babası için ayrı ayrı 10.000,00.-TL olmak üzere toplam 70.000,00.-TL manevi tazminatın Y.. D..'den olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsilini talep etmiş, talebini ıslah etmiştir. Davalı A… Sigorta A.Ş. vekili, kusur oranında, gerçek zarardan, poliçe limiti ile sorumlu olduklarını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı Y.. D.. vekili, taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacıların ceza davasında şikayetçi olmamaları nedeniyle tazminat talep edemeyeceklerini müvekkilinin kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davalı sürücünün % 62,50 oranında kusurlu olduğu ve davacının % 10,30 oranında çalışma gücü kaybı olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabul kısmen reddiyle çalışma gücü kaybı nedeniyle 12.052,45.-TL maddi tazminatın sigorta şirketinden dava, davalı Yaşar'dan olay tarihinden, ayrıca Cansu için 3.000,00.-TL, anne ve babası için ayrı ayrı 2.000,00.-TL olmak üzere toplam 7.000,00.-TL manevi tazminatın davalı Y.. D..'den olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı Y.. D.. vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı Y.. D.. vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir. 2-Davacılar vekilinin temyiz itirazları yönünden; a-Dava Borçlar Kanunu'nun 46. maddesi (6098 sayılı TBK m. 54) gereğince çalışma gücü kaybı nedeniyle maddi tazminat ve 47. maddesi (TBK m. 56) gereğince manevi tazminat istemine ilişkindir. Sorumluluğu doğuran olayın, zarar görenin vücut bütünlüğünü ihlâl etmesi hali BK m. 46/I’de özel olarak hükme bağlanmıştır (6098 sayılı TBK m. 54). Bu hüküm gereğince “Cismani bir zarara düçar olan kimse külliyen veya kısmen çalışmaya muktedir olamamasından ve ileride iktisaden maruz kalacağı mahrumiyetten tevellüt eden zarar ve ziyanını ve bütün masraflarını isteyebilir”. Bu hüküm gereğince, vücut bütünlüğünün ihlâli halinde mağdurun malvarlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddî zararın türleri; masraflar, çalışma gücünün kısmen veya tamamen kaybından doğan zararlar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar şeklinde düzenlenmiştir. Borçlar Kanunu'nun 46. maddesinde belirtilen “bütün masraflar” deyimi çok geniş kapsamlıdır. Bu giderlere zarara uğrayanın katlanmak zorunda kaldığı bütün giderler dahildir. Sorumluluk hukukunun temel amacı, bir kimsenin malvarlığında iradesi dışında meydana gelen eksilmeleri aynen veya nakden gidererek zarar görenin zarar verici olay sonucunda malvarlığında eksilen değer yerine nitelik veya nicelik yönünden eş bir değer koymaktır. Zarar görenin malvarlığında eksilen değer yerine aynı nitelikte bir değer konulması mümkün olduğu takdirde bu değer; bu mümkün olmadığı takdirde, nicelik yönünden, yani para ile ona denk bir değer konulur ve zarar verenin yerine getirmek zorunda olduğu bu yükümlülüğe tazminat yükümlülüğü adı verilir. Tazminat yükümlülüğünün, bir diğer ifadeyle zarar verenin ödeyeceği tazminat miktarının tespit edilebilmesi için, öncelikle zararın hesaplanması gerekmektedir. Zarar görenin malvarlığının zarar verici olaydan sonraki durumu ile böyle bir olay meydana gelmeseydi göstereceği durum arasındaki farkı ifade eden zarar, eşyaya ilişkin olabileceği gibi kişiye ilişkin de olabilecektir. Vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan zararların da kişiye ilişkin zarar kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Çalışma gücü, zarar görenin iş gücünün, yani beden ve fikir gücünün, gelir getirici şekilde kullanılması demektir. Burada asıl önem arz eden kazanç kaybı veya azalması değil, kazanma gücünün kaybı veya azalmasıdır. Bu kayıp ve azalmadan doğan olumsuz ekonomik sonuçlar, zararı oluşturur (EREN Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, B. 9, İstanbul 2006, s. 713). Bununla birlikte Yargıtay'ın yerleşik uygulaması gereğince kişinin vücut bütünlüğünün ihlâli nedeniyle ortaya çıkan beden gücü kayıplarının gelirinde veya malvarlığında bir azalma meydana gelmese dahi tazminat gerektiği kabul edilmekte ve bu husus güç kaybı tazminatı olarak ifade edilmektedir. Bu durum ilk bakışta sorumluluk hukukundaki zarar kavramına aykırı gibi görünse de burada vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin aynı işi zarardan önceki durumu ve diğer kişilere göre daha fazla güç sarf ederek yaptığı gerçeğinden hareket edilmekte ve zararı, fazladan sarf edilen bu gücün oluşturduğu kabul edilmektedir. Bunun gibi çalışma yaşına gelmemiş küçükler yönünden de bedensel zarar sonucu oluşan maluliyet nedeni ile evde ya da dışarıda aileye yardımcı olma, eğitim alma, yeme, içme vb gibi tüm yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesinde emsallerine göre sarfetmesi gereken fazla çaba veya güç (efor) bir ekonomik değer olarak gürülmeli ve bu nedenle bir zarar oluştuğunun kabulü gerekmektedir. Somut olayda hükme esas alınan bilirkişi raporunda beden gücü kaybına uğrayan davacı C.. E..'in 18 yaşından itibaren kazanç sağlamaya başlayacağı kabul edilerek, bu yaştan itibaren zarar hesabı yapılmış ise de, yukarıda yapılan açıklamalar gözönünde tutularak davacının sürekli çalışma gücünü yitirdiği tarihten itibaren zararın oluşacağı kabul edilerek hesaplama yapılması gerektiğinden yazılı olduğu şekilde eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. b-Beden gücü kaybı nedeni ile tazminat hesaplanırken rapor tanzim tarihine kadar gerçekleşen zararın bilinen veriler nazara alınarak ve iskontoya tabi tutulmadan somut olarak, rapor tanzim tarihinden sonraki zarar da bilinen son gelir nazara alınıp 1/Kn katsayısına göre her yıl % 10 oranında artırılmak ve iskonto edilmek suretiyle hesaplanmalıdır (YHGK., 28.06.1995 tarih, 1994/9-628 Esas, 1995/694 Karar). Hükme esas alınan bilirkişi raporunda her ne kadar zarar bilinen son gelir nazara alınıp 1/Kn katsayısına göre her yıl % 10 oranında artırılmak ve iskonto edilmek suretiyle hesaplanma yapılmış ise de belirlenen zarardan ayrıca 9 yaşında olan davacının 18 yaşında gelir sağlamaya başlayacağı ve buna göre 9 yıl önce tazminat alacağı gerekçesi ile tazminatı 0,4241 oranında iskontoya tabi tutarak hesaplama yapılması hatalı olup yukarıda açıklanan yönteme uygun hesaplama için ek rapor alınması gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. c-Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi hükmüne göre (6098 sayılı TBK. m. 56), hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Dosya kapsamından, kaza sonucu davacı C.. E..'in sağ el bileği tendonunda oluşan yaralanma nedeni ile % 10. 3 oranında sürekli çalışma gücü kaybına uğradığı ve elinde oluşan yaralanmanın sabit iz niteliğinde olduğu dosya kapsamındaki rapor ve resimden anlaşılmaktadır. Mahkemece Cansu için 3.000,00.-TL, anne ve babası için ayrı ayrı 2.000,00.-TL olmak üzere toplam 7.000,00.-TL manevi tazminata hükmedilmiştir. Manevi tazminatın değerlendirilmesinde tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davalıların sorumluluğunun niteliği, davacıdaki yaralanmanın niteliği ve etkisi ile kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de gözönünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmedilmesi gerekmektedir. Bu bakımdan somut olayda olayın meydana geliş şekli ve davacıdaki yaralanmanın niteliği dikkate alındığında davacılar için hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir miktar daha yüksek manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, somut olay ile bağdaşmayan miktarlarda manevi tazminata hükmedilmesi uygun görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Y.. D.. vekilinin temyiz nedenlerinin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine, aşağıda dökümü yazılı 975,47 TL kalan onama harcının temyiz eden davalı Y.. D..'den alınmasına 25.12.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2015/4618, K. 2017/10383Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2015/4618 E.  ,  2017/10383 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki, trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, kararda yazılı nedenlerle, davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm, davacılar vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacılar vekili, davalının trafik sigortacısı olduğu iki aracın çarpışması ve park halindeki aracın savrulmasına yol açıp bu aracın da kaldırım üzerindeki davacı çocuklara çarpmasıyla oluşan kazada, davacı çocukların yaralandığını, hastane ve evde tedavi süreleri boyunca kazanç kaybına uğrayan davacıların ayrıca daimi işgücü kaybına uğradığını, davalının zarardan sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla her bir davacı için 5.000,00 TL. maddi tazminatın kaza tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 02.10.2014 tarihli ıslah dilekçesiyle, taleplerini davacı … için 25.453,31 TL'ye ve davacı … için 37.769,80 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili, davaya konu kaza nedeniyle davacı …'a 10.856,32 TL. tazminatı 08.03.2013'te ödediklerini, bu davacı yönünden poliçeden doğan sorumluluklarının son bulduğunu, sigortalının kusuru oranında ve poliçe limitiyle sınırlı olarak zarardan sorumlu olduklarını, diğer davacı … tarafından yapılmış başvuru olmadığından temerrüde düşmediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davacıların davasının kabulü ile davacı … için 25.453,31 TL'nin 08.03.2013 tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline; davacı … için 37.769,80 TL. tazminatın dava tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, Borçlar Kanunu'nun 46. maddesi (6098 sayılı TBK md. 54) gereğince çalışma gücü kaybı nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Davacı taraf, davacı çocukların davaya konu kazada yaralanıp kısmi işgöremezliğe uğradığı iddiası ile maddi tazminat isteminde bulunmuş; mahkemece, 06.09.2014 tarihli hesap bilirkişi raporu ile belirlenen miktarlar hüküm altına alınmıştır. Ancak, mahkemenin hükme esas aldığı rapor yapılan hesaplama yerinde değil hükme esas alınamaz. Sorumluluğu doğuran olayın, zarar görenin vücut bütünlüğünü ihlâl etmesi hali BK m. 46/1'de özel olarak hükme bağlanmıştır (6098 sayılı TBK m. 54). Bu hüküm gereğince "Cismani bir zarara düçar olan kimse külliyen veya kısmen çalışmaya muktedir olamamasından ve ileride iktisaden maruz kalacağı mahrumiyetten tevellüt eden zarar ve ziyanını ve bütün masraflarını isteyebilir". Bu hüküm gereğince, vücut bütünlüğünün ihlâli halinde mağdurun malvarlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddî zararın türleri; masraflar, çalışma gücünün kısmen veya tamamen kaybından doğan zararlar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar şeklinde düzenlenmiştir. Borçlar Kanunu'nun 46. maddesinde belirtilen “bütün masraflar” deyimi çok geniş kapsamlıdır. Bu giderlere zarara uğrayanın katlanmak zorunda kaldığı bütün giderler dahildir. Sorumluluk hukukunun temel amacı, bir kimsenin malvarlığında iradesi dışında meydana gelen eksilmeleri aynen veya nakden gidererek zarar görenin zarar verici olay sonucunda malvarlığında eksilen değer yerine nitelik veya nicelik yönünden eş bir değer koymaktır. Zarar görenin malvarlığında eksilen değer yerine aynı nitelikte bir değer konulması mümkün olduğu takdirde bu değer; bu mümkün olmadığı takdirde, nicelik yönünden, yani para ile ona denk bir değer konulur ve zarar verenin yerine getirmek zorunda olduğu bu yükümlülüğe tazminat yükümlülüğü adı verilir. Tazminat yükümlülüğünün, bir diğer ifadeyle zarar verenin ödeyeceği tazminat miktarının tespit edilebilmesi için, öncelikle zararın hesaplanması gerekmektedir. Zarar görenin malvarlığının zarar verici olaydan sonraki durumu ile böyle bir olay meydana gelmeseydi göstereceği durum arasındaki farkı ifade eden zarar, eşyaya ilişkin olabileceği gibi kişiye ilişkin de olabilecektir. Vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan zararların da kişiye ilişkin zarar kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Çalışma gücü, zarar görenin iş gücünün, yani beden ve fikir gücünün, gelir getirici şekilde kullanılması demektir. Burada asıl önem arz eden kazanç kaybı veya azalması değil, kazanma gücünün kaybı veya azalmasıdır. Bu kayıp ve azalmadan doğan olumsuz ekonomik sonuçlar, zararı oluşturur (EREN Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, B. 9, … 2006, s. 713). Bununla birlikte …'ın yerleşik uygulaması gereğince kişinin vücut bütünlüğünün ihlâli nedeniyle ortaya çıkan beden gücü kayıplarının, gelirinde veya malvarlığında bir azalma meydana gelmese dahi tazminat gerektirdiği kabul edilmekte ve bu husus güç kaybı tazminatı olarak ifade edilmektedir. Bu durum, ilk bakışta sorumluluk hukukundaki zarar kavramına aykırı gibi görünse de, burada vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin aynı işi zarardan önceki durumu ve diğer kişilere göre daha fazla güç sarf ederek yaptığı gerçeğinden hareket edilmekte ve zararı, fazladan sarf edilen bu gücün oluşturduğu kabul edilmektedir. Bunun gibi çalışma yaşına gelmemiş küçükler yönünden de, bedensel zarar sonucu oluşan maluliyet nedeni ile evde ya da dışarıda aileye yardımcı olma, eğitim alma, yeme, içme vb. gibi tüm yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesinde emsallerine göre sarfetmesi gereken fazla çaba veya güç (efor) bir ekonomik değer olarak görülmeli ve bu nedenle bir zarar oluştuğu kabul edilmelidir. Somut olayda; hükme esas alınan 06.09.2014 tarihli bilirkişi raporunda, beden gücü kaybına uğrayan davacılar … ve …'ın 18 yaşından itibaren kazanç sağlamaya başlayacağı kabul edilerek, bu yaştan itibaren zarar hesabı yapılmış ise de; yukarıda yapılan açıklamalar gözönünde tutularak davacı çocukların sürekli çalışma gücünü yitirdiği tarihten itibaren zararın oluşacağı kabul edilerek hesaplama yapılması gerektiğinden, yazılı olduğu şekilde eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir. 2-Hükme esas alınan 06.09.2014 tarihli bilirkişi raporunda, davacı çocukların % 10,3 oranındaki sürekli işgöremezlikten kaynaklanan zararları için, 18 yaşından itibaren gelir elde edecekleri kabul edilerek bu yaştan itibaren hesaplama yapılmış; davacıların 18 yaşına ulaşacakları tarihteki gelirleri de, en son bilinen asgari ücretin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle ulaşacağı değer olarak esas alınmıştır. Ayrıca davacıların zararları 18 yaşından itibaren doğacağı ve yaşları nedeniyle davacı …'ın tazminatı 5 yıl ve …'nin 4 yıl erken alacağı gerekçesiyle, bu süreler için tazminatlarından ayrıca % 10 iskonto yapılmıştır. Davacı çocuklar için kaza tarihinden itibaren zararın doğacağı kabul edilerek hesaplama yapılması gerekliliği yukarıda ifade edilmiş olmakla birlikte, rapordaki hesap biçimi yönünden bakıldığında da davacıların 18 yaştan itibaren elde edecekleri gelirin zaten iskontoya tabi tutulması nedeniyle, tazminatın erken alınması gerekçesi ayrıca % 10 iskontoya gidilmesi de yerinde olmadığından, hatalı hesaplamaları içeren rapora göre, eksik incelemeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA; peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 13.11.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Tazminatın Hukuki Dayanağı

Bedensel zararlar Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesi kapsamında değerlendirilir. Bu madde tedavi giderlerini, kazanç kaybını, çalışma gücünün azalması veya yitirilmesinden doğan kayıpları ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıpları bedensel zarar kalemleri olarak saymaktadır. TBK m. 55 ise bu zararların TBK hükümleri ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanacağını, kısmen ya da tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacı taşımayan ödemelerin tazminattan indirilemeyeceğini ve hesaplanan tazminatın miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesiyle artırılamayacağını ya da azaltılamayacağını hükme bağlamaktadır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 54Kaynağı aç
MADDE 54- Bedensel zararlar özellikle şunlardır: 1. Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar. c. Belirlenmesi
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 55Kaynağı aç
MADDE 55- Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz. Bu Kanun hükümleri, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır. d. Manevi tazminat

Vücut bütünlüğünün ihlali nedeniyle ortaya çıkan beden gücü kayıplarının, kişinin gelirinde veya malvarlığında fiili bir azalma bulunmasa dahi tazminat gerektirdiği, yerleşik Yargıtay uygulamasında kabul edilmektedir. 18 yaşından önce daimi maluliyet zararının oluşmadığına ilişkin dar yorumun hukuka, hakkaniyete ve adalete uygun olmadığı; bu yorumun küçüğün hayatı boyunca hiç karşılanmayacak bir zarara mahkum edilmesi sonucunu doğuracağı Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin E. 2023/4972, K. 2024/602 sayılı kararında onaylanan gerekçeler arasında yer almaktadır. Bedensel bütünlüğün zedelenmesi hâlinde manevi tazminata da hükmedilebileceği; ağır bedensel zarar durumunda zarar görenin yakınlarının da manevi tazminat talep edebileceği TBK m. 56'da düzenlenmiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/4972, K. 2024/602Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2023/4972 E.  ,  2024/602 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/989 E., 2023/1374 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İskenderun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2012/232 E., 2020/457 K. Taraflar arasındaki maddi-manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle incelemenin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda 13.02.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir Belli edilen günde gelen davacılar … ve … ile davalı vekili Avukat …'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; davacılardan …'in 7,5 aylık hamile iken doğumun başlaması nedeniyle, 03.06.2011 tarihinde davalı hastaneye başvurduklarını, müvekkilinin sezeryanla …ve …adında iki çocuklarının dünyaya geldiğini, doğumun erken gerçekleşmesi nedeniyle bebeklerin ikisinin de kuvöze alınarak 45 gün süre ile burada tutulduklarını, kuvözde kaldıkları sürede çocuklarla Dr. …ın ilgilendiğini, müvekkillerinin ikiz bebeklerini çıkarıldıktan yaklaşık 1 ay sonra kontrol amaçlı olarak aynı hastaneye götürdüklerini, çocukların gözleri ile ilgili herhangi bir şey söylenmediğini, doğumdan yaklaşık 3,5 ay sonra müvekkillerinin çocukları tekrar kontrol amaçlı hastaneye götürdüklerinde muayeneyi …isimli doktor'un yaptığını, doğumdan yaklaşık 5 ay sonra çocukları hastaneye götürdüklerinde doktorların çocuklarda katarakt oluştuğunu belirttiklerini, oysaki yeni doğmuş çocukların katarakt olmasının normal olan bir şey olmadığını, bunun üzerine müvekkillerinin çocukları Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürdüklerini, söz konusu hastanede yapılan muayene sonucu düzenlenen raporlarda süresinden önce doğan prematüre çocukların gelişimlerinin tam olarak tamamlanmadan doğduklarından 1.2.3. veya en son 4. evreye kadar ROP denen muayenelerinin yapılarak tedavi edilmesi gerektiği, süresinde müdahale edilmediğini, doktorların ihmali nedeniyle çocukların artık % 100 oranında görme engelli oldukları ve yine artık görmelerinin mümkün olmadığına dair rapor tanzim edildiğini, gerekli müdahaleler yapılması gerektiği halde önemli olan bu müdahalenin ihmal edildiğini ileri sürerek, davacı anne ve baba adına asaleten ve çocuklar adına velayeten maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkili hastaneye ve doktorlarına yükletilecek bir kusurun mevcut olmadığını, yapılan tüm müdahalelerin tıp literatürüne uygun olup her hangi bir ihmalin veya sorumsuzluğun mevcut olmadığını, bebeklerin oksijen tedavisi görerek tedavi süreçlerinin geçtiğini, bebeklerin hayati tehlikeyi atlatmaları sonrasında bebeklere hidrosefali, kalça çıkıklığı kontrolü yapıldığını, her iki bebeğin de gözlerinde gözle görünür bir bulguya rastlanmadığını, ancak oksijen tedavileri bittikten sonra ROP kontrolü için göz doktoruna gönderildiklerini, doğar doğmaz ağır hastalıklar geçiren ve oksijen tedavisi görmeye başlayan bebeklerin oksijen maskelerinin çıkarılarak göz muayenelerinin yapılmasının mümkün olmadığını, bebeklere yapılan muayenede gözlerinde alerjik konjonktivitin dışında bir bulguya rastlanmadığını, bahsedilen rahatsızlığın ilk kontrolden sonra oluşmuş olma ihtimalinin yüksek olduğunu, ayrıca iddia edildiği gibi bahsi geçen rahatsızlığın %100 tedavi şansı olduğu beyanının tıp literatürüyle bağdaşmadığını, davacı tarafından imzalanan aydınlatılmış rıza formunda önlenemeyen, istenmeyen durumlar nedeniyle ekip elemanları ve Gelişim hastanesinden hak talep etmeyeceğinin beyan edildiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bilirkişi heyeti raporunda, çocuk doktoru …'ın en geç doğumdan sonraki 4. haftada göz muayenesi yaptırılması gerekir iken, ilk muayeneyi çocuklar yaklaşık 3,5 aylık olduğunda yaptırmış olması dolayısıyla hatalı olduğunun belirtildiği, ikizlerin ventilatörde izlenmesi veya göz kapaklarının ödemli olmasının muayene olmasına engel teşkil eden bir durum olmadığı bu nedenle Evr V ROP gelişiminde illiyetin bulunduğunun tespit edildiği, ilk muayeneyi yaptırmak çocuk doktorunun sorumluluğunda iken daha sonraki muayeneler ve izlem göz hastalıkları uzmanın sorumluluğunda olduğu, bu nedenle 26.09.2011 tarihinde bebeklerin muayenelerini yapan Dr. …'in ayrıntılı göz dibi incelemesi yapması gerektiği, herhangi bir nedenle yapılamadıysa daha ileri bir merkezde incelenmelerini sağlaması ve düzenli sıklıklarla izlenmeleri gerektiği bu halde bunların sağlanmadığı ve ileri evre ROP saptanarak tedavi edilemez düzeye geldiği, Evre V ROP gelişiminde illiyetin bulunduğunun tespit edildiği, İskenderun 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/93 E. sayılı dosyası ile başlayan yargılamanın da sonucunun beklenilmesine gerek görülmediği, somut olayda olduğu gibi hasta, doğrudan hekime değil de, hastaneye başvurmuşsa ve hastane yönetimi onun bakımı için bir hekimi görevlendirmişse, hekim hastanenin “yardımcı kişisi” konumunda olduğundan hastaya karşı hastane sözleşme içi “kusursuz sorumlu” ve görevlendirdiği hekimin kusuru nedeniyle “yardımcı kişiden sorumlu” (BK. m.100, TBK. m.116) olduğu, Yargıtay’ın yerleşik kararlarına göre “hekim en hafif kusurdan dahi tam kusurlu” sayıldığından, her ikisi hastaya karşı tam kusur esasına göre tazminat ödemekle yükümlü olacağı, hastanın açtığı davada hastane ile hekim ve diğer hastane personeli arasında kusur oranlarının paylaştırılmasına gerek bulunmadığı, bu paylaştırma ancak tarafların birbirlerine karşı açacakları dönme (rücu) davasında söz konusu olabileceği, İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporlarda küçüklerin %100 malül olduğunun tespit edildiği, 18 yaşından önce daimi maluliyet zararının oluşmadığına ilişkin görüşün, hukuka, hakkaniyete ve adalete uygun olmadığı, "daimi iş göremezlik" terimini yalnızca çalışma hayatına özgüleyen dar yorum, davacı küçüğün hayatı boyunca hiç karşılanmayacak bir zarara mahkum etmek sonucunu doğuracağı, "efor tazminatı" şeklindeki uygulamanın kabulü ile 18 yaşına kadar iş göremezlik tazminatının hesaplanarak ödetilmesine gerektiği, somut olayda ölüm söz konusu olmadığından davacıların destekten yoksun kalma tazminatları yönünden taleplerinin yerinde olmadığı, bakıcı gideri hesaplaması yapılırken aktüer bilirkişi raporunun brüt asgari ücretle hesaplama yapan kısmının dikkate alındığını, davacıların herhangi bir kusurunun bulunmayışı, zarar görenin yaşı, tarafların ekonomik ve sosyal durumu, küçüklerin maluliyetinin derecesi ile tedavi tam olarak yerine getirilseydi küçüklerin gelirinden böyle bir pay ayırmasının gerekmeyeceği ve salt eksik bilgilendirilmekle bu zarara katlanmak zorunda olan aileye bakım yükümlülüğü de yüklenemeyeceği dikkate alındığında, bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılmasına dair koşulların oluşmadığı, eylemin ağırlığı, olayın oluş şekli, küçüğün ve anne babasının kusurunun bulunmayışı, maluliyetin derecesi ve tarafların ekonomik sosyal durumları değerlendirilerek küçükler yararına 100.000,00'er TL manevi tazminat ile küçüklerin uğradığı bedensel zarardan davacı anne ve babaya manevi tazminat verilmesi hususunda küçüğün %100 oranında malul olması, sürekli bakıcı muhtaçlığı ve tedavisinin hayat boyu süreceği dikkate alındığında anne ve babanında birlikte çocuğa baktığı anlaşıldığından hem küçük için hem de anne ve baba için 80.000,00'er TL tazminata hükmedildiği, faiz başlangıç tarihi dikkate alınarak bulunacak toplam tazminat tutarının yargılama sırasında TBK nın 76 ncı maddesi uyarınca davalının yaptığı geçici ödemelerin tutarını geçebileceği düşünülerek geçici ödemenin, işlemiş faizle bulunacak toplam tazminat tutarından mahsubunun gerektiği, eldeki dava haksız fiilden kaynaklandığından, olay tarihi olan 03.06.2011 tarihinden itibaren faiz alacağına hükmedildiği gerekçesiyle, ıslah dilekçesi ve taleple bağlı kalınarak davacı …Ücel’in maddi tazminat talebinin (sürekli iş göremezlik zararı) kabulü ile, 831.654,66 TL'nin olay tarihi olan 03.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı küçüğe velayeten davacılara verilmesine, davacı …’in maddi tazminat talebinin (sürekli iş göremezlik zararı) kabulü ile, 831.654,66-TL'nin olay tarihi olan 03/06/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı küçüğe velayeten davacılara verilmesine, davacıların bakıcı giderine yönelik taleplerinin kabulü ile, küçük …Ücel İçin 1.091.179,73 TL ve Küçük …Ücel için 1.091.179,73 TL olmak üzere toplam 2.182.356,46 TL’nin olay tarihi olan 03.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı küçükler adına velayeten davacılara verilmesine, koşulları oluşmadığından bakıcı giderine yönelik tazminattan indirim yapılmasına yer olmadığına, davacıların kendi adlarına talep ettikleri destekten yoksun kalma tazminat taleplerinin reddine, davacı küçük …Ücel’in manevi tazminat talebinin kabulü ile, 100.000,00 TL'nin olay tarihi olan 03.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı küçüğe velayeten davacılara verilmesine, davacı Küçük …Ücel’in manevi tazminat talebinin kabulü ile, 100.000,00 TL'nin olay tarihi olan 03.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı küçüğe velayeten davacılara verilmesine, davacı … 'in manevi tazminat talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile, 80.000,00 TL'nin (…Ücel’den dolayı 40.000,00 TL, …Ücel’den dolayı 40.000,00 TL) olay tarihi olan 03.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile bu davacıya verilmesine, davacı …'in manevi tazminat talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile, 80.000,00 TL'nin( …Ücel’den dolayı 40.000,00 TL, …Ücel’den dolayı 40.000,00 TL) olay tarihi olan 03/06/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile bu davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflar istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri 1- Davacılar vekili; davacıların müşterek çocuklarının artık geriye dönüşü mümkün olmayacak şekilde %100 malül kaldıklarını, manevi tazminat alacaklarından indirim yapılmadan ve talep edilen tam miktar üzerinden manevi tazminatlara karar verilmesi gerektiğini belirtirek, kararın manevi tazminata ilişkin talepleri yönünden kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. 2- Davalı vekili; müvekkili hastaneye ve ilgili hekimlere atfı kabil kusur bulunmadığını, Mahkemece gerektiği gibi kusur incelemesi yapılmadığını, talep dışında karar verildiğini, ceza dosyasının bekletici mesele yapılmamış olmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, dosyada mevcut kusur raporlarında ebeveynlerin sorumluluğunun değerlendirilmediğini, davacıların göz muayenesi hususunda özellikle kontrol bakımından gerekli şekilde bilgilendirildiği ancak davacıların gereken yükümlülüğü yerine getirmediğinin dinlenen tanık beyanı ve hastane kayıtları ile sabit olduğunu, maluliyet tespiti yönünden alınan raporların eksik ve hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile, bakıcı gideri tazminatının net asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiğini, bakıcı gideri tazminatında davacılara yapılan evde bakım ücreti ödemesinin dikkate alınmaması bu kapsamdaki ödemelerin hesaplanan tazminattan mahsup edilmemesinin ve bakıcı gideri tazminatından hakkaniyet indirimi yapılmamasının hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminat tutarlarının fahiş derecede yüksek olduğunu, alacak kalemleri için olay tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, Mahkemece geçici ödeme tutarlarının mahsubuna karar verilmesinin isabetli olduğunu, ancak kabul anlamına gelmemek kaydıyla söz konusu ödemelerin işlemiş faizleri ile birlikte hükmedilen toplam tazminattan mahsubu ile doğrudan kalan bakiye tutara hükmedilmesi gerekirken Mahkeme tarafından sadece belirtilen ödemelerin mahsup edilmesine şeklinde karar verilmesi ile yetinilmesinin özellikle kararın icra ve infazında tereddüte sebebiyet verdiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı hastanede izlenimi yapan çocuk doktoru …'ın 4. haftada göz muayenesi yaptırması gerekirken ilk muayeneyi çocuklar yaklaşık 3.5 aylık olduğunda yaptırdığı, göz doktoru …'in gerekli incelemeyi yapması gerekirken bunu yapmayarak hastalığın tedavi edilemez bir aşamaya gelmesine neden olduğu ve çocukları üst bir sağlık merkezine sevkini sağlamadığı, bu haliyle yapılması gereken muayenenin süresinden sonra gerçekleştiği, çocukların bu işlemler nedeniyle görme duyusunu kaybettikleri, küçüklerin ailesinin gerekli tedavinin yapılması için aydınlatmaması nedeniyle dava dışı doktorların kusurlu olduğu, davalı hastane bakımından ise olayın meydana gelmesinde gerek organizasyon olarak gerekse çalıştırdığı personelin ihmali nedeniyle zamanında göz muayenesinin yerine getirilmemesi ya da daha donanımlı başkaca bir sağlık kuruluşuna zamanında hastanın sevk edilmemesi nedeniyle kusurlu olduğu, somut olayın özellikleri gözetildiğinde, davalı hastanenin kusur durumu, küçüğün görme yetisini kaybetmesi ve bunun hayatı boyunca olası sonuçları birlikte değerlendirildiğinde hükmedilen manevi tazminat miktarlarının yerinde olduğu, mahkemesince tarafların kusur durumu ve maluliyet oranı belirlendikten sonra uzman bilirkişi aktüerya bilirkişisinden rapor alınarak bu bedele hükmedilmesinde, küçüklerin "görme yetisini" kaybetmesi nedeniyle hayatı boyunca emsallerine oranla daha fazla efor sarf etmek zorunda kalacağı, bu haliyle sürekli iş gücü kaybının on sekiz yaşına kadar "efor tazminatı" olarak hesaplanmasında, sürekli bakıma muhtaç olması dikkate alınarak birleşen dosyada bakıcı giderine hükmedilmesine ve görme yetisi kaybı nedeniyle olayın somut özelliklerine göre bu ücrette hakkaniyet indirimi yapılmamasına ve ücretin belirlenmesindeki esaslarda benimsenen gerekçelere göre de, tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde bildirdiği sebepleri tekrar ederek, kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, vekilin özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle oluşan maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 502, 506, 508 inci maddeleri 3. Değerlendirme 1. Vekil, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa bir tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmak ve en emin yol seçilmek gerekir. Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir. Gereken özen görevini göstermeyen vekil, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Aynı hususlar adam çalıştıran sıfatı ile doktorun görev yaptığı sağlık kuruluşları için de geçerlidir. 2. Somut uyuşmazlıkta dosya kapsamında yer alan raporlarda; küçük çocukların takip ve tedavisini yapan doktorların kusurlu olduğu, ailenin herhangi bir sorumluluğu olmadığının belirtildiği, kusur ve maluliyet oranlarının tespiti için alınan raporların dosya kapsamına uygun, yeterli ve maddi tazminat için yapılan hesaplamanın hakkaniyete, hukuk kurallarınına uygun olduğu, davacıların dava dilekçelerinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak kendi adına asaleten ve çocuklar adına velayeten talep bulundukları ve yargılama sırasında verilen ıslah dilekçesine uygun hüküm kurulduğu da anlaşıldığından, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 56Kaynağı aç
MADDE 56- Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. 2. Haksız rekabet

Efor Kaybı İlkesi ve Hesaplama Başlangıcı

Çalışma yaşına gelmemiş küçükler için maluliyet tazminatı, aile yardımı, eğitim alma, yeme-içme ve benzeri tüm yaşamsal faaliyetlerde emsallerine göre fazladan sarf edilen çaba ve gücün ekonomik bir karşılığı olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle tazminat hesabının 18 yaşından başlatılması bozma nedeni sayılmaktadır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2013/13485, K. 2014/19487 ve E. 2015/4618, K. 2017/10383 sayılı kararları bu ilkeyi açıkça benimsemektedir.

Tazminat hesabının 18 yaşından başlatıldığı bir raporda, küçüğün 18 yaşında gelir elde etmeye başlayacağı gerekçesiyle belirlenen tazminat miktarına ayrıca bir iskonto uygulanması da yanlış bulunmaktadır. 18 yaşından itibaren elde edilecek gelir, hesaplama yöntemi gereği zaten iskontoya tabi tutulduğundan, ikinci bir iskonto uygulamak zararda çifte indirimeye yol açmaktadır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E. 2015/4618, K. 2017/10383 sayılı kararı, 18 yaşından itibaren başlatılan hesaba ek olarak uygulanan yüzde on iskontoyu da bozma nedeni saymıştır.

Hesaplamada Esas Alınan Gelir

Fiilen herhangi bir geliri bulunmayan küçük çocuklar için tazminat hesabında esas alınacak gelir, Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre net asgari ücret düzeyidir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin E. 2022/16716, K. 2024/1897 sayılı kararı, hesaplamanın iki döneme bölünmesi gerektiğini ortaya koymaktadır: kaza tarihinden 18 yaşına kadar olan dönem için AGİ (Asgari Geçim İndirimi) bedeli dahil edilmemiş asgari ücret, 18 yaşından sonraki aktif dönem için ise AGİ bedeli dahil edilmiş asgari ücret esas alınmalıdır. Bu ayrım anılan karara dayanmaktadır; AGİ bileşenine ilişkin mevzuat değişikliklerinin dosya özelinde ayrıca değerlendirilmesi gerekebilir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2013/16812, K. 2014/1690Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2013/16812 E.  ,  2014/1690 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BATMAN 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/05/2013 NUMARASI : 2009/780-2013/304 Taraflar arasında görülen tazminat davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacı vekili dilekçesinde; davacıların müşterek çocuğu olan H.. G..'ün; parkta oynarken, davalıya ait kapısı açık trafo binasında elektriğe kapılarak hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığını belirterek, H.. G.. için 5.000 TL maddi(ıslah ile 41.554 TL) 20.000 TL manevi, anne ve babası için 10.000'er TL manevi tazminatın tahsilini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmü taraf vekilleri temyiz etmektedir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bentler dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir. Somut olayda, elektrik çarpması nedeniyle yaralanan H.. G..'ün %13 oranında sürekli maluliyet durumunun oluştuğu, davalının olayın meydana gelmesinde %70 davacı anne-babanın %30 kusurlarının bulunduğu bilirkişi raporları ile belirlenmiştir. Mahkemece, H.. G..'ün maluliyeti nedeniyle uğradığı zarara ilişkin hükme esas alınan bilirkişi raporunda tazminat hesabının net asgari ücret üzerinden yapılıp yapılmadığı açıklanmamıştır. Yerleşmiş Yargıtay uygulamalarına göre, davacının net asgari ücret düzeyinde gelir elde ettiği kabul edilerek, tazminat miktarı belirlenmelidir. Bu nedenle mahkemece bu husus açıklattırılarak, gerektiği takdirde bilirkişiden yeniden ve Yargıtay denetimine uygun rapor alınmak suretiyle, net asgari ücret esas alınarak belirlenen miktara hükmedilmelidir. Bundan ayrı olarak, davalı vekilinin bilirkişi raporuna itirazı üzerine sunulan "ek raporda davacı küçüğün %13 malul kaldığından ve askerlik hizmetinden muaf olacağı düşünüldüğünden bu nedenle askerlik dönemi dikkate alınmadığı" açıklanmış ve mahkemece de askerlik dönemi esas alınmadan yapılan hesaplamaya göre hüküm tesis edilmiştir. Ancak, davacı küçüğün %13 malül kaldığı ve bu nedenle askerlik yapamayacağı hususu, yönündeki soyut bilirkişi beyanı yeterli kabul edilerek, sonuca gidilmesi doğru değildir. Mahkemece, davacının %13 maluliyetinin askerliğe engel teşkil edip etmeyeceği ilgili askeri birimlerden sorularak, engel teşkil ettiği takdirde şimdiki gibi aksi halde askerlik süresi düşülerek yeniden bilirkişilerce hesaplanacak tazminata hükmedilmelidir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/16716, K. 2024/1897Kaynağı aç
4. Hukuk Dairesi         2022/16716 E.  ,  2024/1897 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1588 E., 2022/2007 K. DAVA TARİHİ : 27.09.2018 HÜKÜM/KARAR : Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne / davanın kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ: İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/342 E., 2021/72 K. Taraflar arasındaki maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı … şirketine Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olan aracın yaya olarak karşıdan karşıya geçmekte olan davacıya çarpması sonucu davacının yaralanarak malul kaldığını, tedavi döneminde okuluna devam edemediğini, stajyer öğrenci olarak çalışamadığını, üniversite sınavlarına katılamadığını, kaza sebebiyle maluliyetinden kaynaklı halen çalışamadığını ve kazanç kaybına uğradığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL sürekli iş göremezlik, 100,00 TL geçici iş göremezlik, 100,00 TL tedavi giderleri olmak üzere toplamda 300,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiş; 05.01.2021 tarihli dilekçesi ile taleplerini toplam 140.303,13 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının başvurusunda sunduğu belgelere göre sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olması nedeniyle talebin reddedildiğini, sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ile sınırlı olduğunu, geçici iş göremezlik zararının poliçe teminat kapsamında olmadığını, tarafların kusur durumunun ve davacının maluliyetinin doğru yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gerektiğini, davacının gelirinin somut belgelerle ispatlanması gerektiğini, SGK tarafından davacıya yapılan ödemelerin tespit edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının meydana gelen trafik kazasında yaralanması nedeniyle %37 oranında maluliyetinin oluştuğunun ve 6 ay iyileşme süresinin belirlendiği, %25 oranında kusurlu bulunan sürücünün kullandığı aracın davalı … şirketi tarafından sigortalı olduğu gerekçesi ile ekonomik geleceğin sarsılmasından ve tedavi giderlerinden kaynaklı talebin feragat nedeniyle reddine, 1.193,55 TL geçici iş göremezlik, 139.109,59 TL sürekli iş göremezlik olmak üzere toplamda 140.303,13 TL tazminatın temerrüt tarihi olan 09.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı istinaf dilekçesinde; davalı şirketin ancak sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçedeki teminat tutarıyla sınırlı olarak sorumlu olabileceğini, mevcut poliçenin sağladığı teminat kapsamında olmayan hiçbir talepten şirketin sorumlu tutulamayacağını, sosyal inceleme tutanağında davacının öğrenci olduğu, çalışmadığı yazmakta iken davacının geliri olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, kaza tarihinde davacının 18 yaşından küçük ve düzenli gelir elde ettiğine dair dosyada somut bir veri bulunmadığını, bu nedenlerle geçici işgöremezlik tazminatına hükmedilmemesi gerektiğini, kaza tespit tutanağı ve 28.08.2019 tarihli bilirkişi raporu ile uyumlu olmayan 18.03.2020 tarihli bilirkişi raporundaki değerlendirmelere itibar edilmemesi ile davanın reddini, aksi kanaatte olunması halinde ise çelişkinin giderilmesi için yeniden rapor aldırılmasını, iddia ve savunmaları ile delilleri belirtilmeksizin ve de değerlendirilmeksizin, tartışılmadan hüküm verilmiş olduğunu açıklayarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile meydana gelen kazada davalı şirkete sigortalı araç sürücüsünün tedbirsiz, dikkatsiz, trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili özen yükümlülüğüne aykırı şekilde seyrettiği, hatalı sevk ve idaresinin olaya %25 kusur ile etkili olduğu, geçici iş göremezlik süresi sonunda 18 yaşını halen doldurmamış olan davacı hakkında geçici iş göremezlik tazminatına karar verilemeyeceği anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle ekonomik geleceğin sarsılmasından ve tedavi giderlerinden kaynaklı talebin feragat nedeniyle reddine, davacının 1.193,55 TL geçici iş göremezlik tazminatı talebi yönünden davanın reddine, 139.109,59 TL kalıcı iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihi olan 09.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dileçesinde; davacının 18 yaşından küçük olmasına rağmen haftanın üç günü gündelik işlerde çalışarak gelir elde ettiğini, bu durumun sosyal ve ekonomik durum araştırma tutanağı ile de belirlendiğini, geçici iş göremezlik tazminatının reddedilmesinin hatalı olduğunu belirtmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı … şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yayanın uğradığı sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 86, 88, 89 ve 90 ıncı maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, hükme esas alınan kusur raporunda detaylı şekilde çelişkinin de giderilmesine, davacının geçici iş göremezlik süresinde 18 yaşından küçük olduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir 2. Davacının hak kazanabileceği iş gücü kaybı tazminatının hesaplanması için alınan ve hükme esas kabul edilen bilirkişi raporunda; davacının geçici iş göremezlik süresi olan 6 ay süresince %100 maluliyet oranı üzerinden hesaplama yapılmış, geçici iş göremezlik süresi sonunda ise sürekli iş göremezlik hesabı maluliyet oranı üzerinden hesaplanmıştır. İlk Derece Mahkemesince bu hesaplamaya itibar edilerek davacının sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatına hak kazandığı gerekçesi ile kabul kararı verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ise davacının geçici iş göremezlik süresince 18 yaşından küçük olduğu, bu süreçte gelir getirici bir işte çalıştığını da ispat edemediği gerekçeleri ile davacının geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddine karar vermiştir. Kaza tarihinde 18 yaşından küçük olan davacının, gelir getirici bir işte çalışmadığı, dolayısıyla geçici iş göremezlik süresince mahrum kaldığı herhangi bir kazancı bulunmadığı anlaşılmakla geçici iş göremezlik zararı da doğmamıştır. Ancak; kaza tarihinde 18 yaşından küçük olan ve gelir getirici bir işte fiilen çalışması bulunmayan davacı çocuk için iş gücü kaybı (efor kaybı) tazminat hesabı yapılırken kaza tarihinden fiilen çalışmaya başlayacağı 18 yaşına kadar AGİ bedeli dâhil edilmemiş asgari ücret üzerinden ve 18 yaştan sonraki aktif devre için AGİ bedeli dâhil edilmiş asgari ücret üzerinden hesap yapılması gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Hesaplama Yöntemi: Gerçekleşmiş ve Gelecekteki Zarar

Beden gücü kaybı tazminatının hesaplanma biçimi iki dönem için farklılık göstermektedir. Bilirkişi raporu tanzim tarihine kadar gerçekleşen zarar, bilinen veriler esas alınarak iskontoya tabi tutulmadan somut olarak hesaplanır. Rapor tanzim tarihinden sonraki dönem için ise bilinen son gelir esas alınıp 1/Kn katsayısına göre her yıl yüzde on artırım ve iskonto uygulanarak hesap yapılır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin E. 2023/12787, K. 2025/5842 sayılı kararında sürekli iş göremezlik hesaplarında TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant hesap yönteminin kullanılması gerektiği yer almaktadır.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/12787, K. 2025/5842Kaynağı aç
4. Hukuk Dairesi         2023/12787 E.  ,  2025/5842 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/642 Değişik İş, 2023/641 Karar SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2023/İHK-46265 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2023/250956 İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortalanan aracın, yaya olan davacıya çarpması sonucunda 27.09.2021 tarihinde yaralamalı iki taraflı trafik kazasının meydana geldiğini ve kaza nedeniyle davacının malul kaldığını, davalı tarafa başvuru yapılsa da davalı tarafça ödeme yapılmadığını beyanla belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla şimdilik 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL bakıcı gideri tazminatı ve 100,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 400,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş ve bedel arttırım dilekçesiyle talebini sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden 302.742,84 TL'ye, geçici iş göremezlik tazminatı yönünden 33.807,77 TL'ye ve bakıcı gideri tazminatı yönünden 10.732,50 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili tarafından cevap dilekçesinde; davacı tarafça müvekkiline dava öncesinde usulüne uygun başvuru yapılmadığını, sunulan maluliyet raporunun usulüne uygun olmadığını, maluliyet oranının tespiti için Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması gerektiğini, müvekkilinin geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri tazminatı ve tedavi giderlerinden teminat dışı olması nedeniyle sorumlu olmadığını, müvekkilinin sorumluluğunu ZMSS poliçe limitleri dahilinde ve sigortalı aracın sürücüsünün kusuru oranında olduğunu, kusur durumunun tespiti için rapor alınması gerektiğini, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz yönteminin kullanılması suretiyle ve asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, ceza dosyasında tarafların uzlaşıp uzlaşmadığının tespit edilmesi gerektiğini, davaya konu kaza nedeniyle SGK tarafından davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, temerrüt tarihinden itibaren yasal faize karar verilebileceğini, davacı yararına hükmedilen vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan miktarın 1/5'i oranında olması gerektiğini beyanla başvurunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kabulü ile 347.282,11 TL tazminatın 01.11.2022 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ve davacı vekil ile temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 10.324,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararında hukuka aykırılık bulunmadığından itirazların reddine karar vermiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacı tarafça müvekkiline dava öncesinde usulüne uygun başvuru yapılmadığını, kusur raporunun hatalı olduğunu, hükme esas alınan maluliyet raporunun usulüne uygun olmadığını, kaza tarihinde 18 yaşından küçük olan davacının geçici iş göremezlik tazminatı talep edemeyeceğini, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1.8 teknik faiz yönteminin kullanılması suretiyle hesaplama yapılması gerektiğini, davaya konu kaza nedeniyle SGK tarafından davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, müvekkilinin geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri tazminatı ve tedavi giderlerinden teminat dışı olması nedeniyle sorumlu olmadığını, bakıcı gideri tazminatının net asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiğini, davacının hastanede kaldığı günler için bakıcı gideri talep edemeyeceğini, dava tarihinden itibaren yasal faize karar verilebileceğini belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalı sigorta şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın, yaya olan davacıya çarpması ile meydana gelen yaralamalı trafik kazası sonucunda davacının yaralanıp malul kalması nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri tazminatı ve tedavi gideri istemine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, maluliyet raporunun kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerine uygun olarak hazırlanmış olmasına, kusur raporunun kazanın oluş şekline uygun olmasına, tazminat hesabının Yargıtay içtihatlarına uygun olarak TRH 2010 Yaşam Tablosunun ve progresif rant hesap yönteminin kullanılması suretiyle yapılmasına, somut olayda müterafik kusur indirimi yapılmasının gerektirecek bir durum veya olgunun olmamasına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Hükme esas alınan maluliyet raporunda davacının geçici iş göremezlik süresinin kaza tarihinden itibaren 6 ay olduğu belirtilmiş, aktüer bilirkişi tarafından da 33.807,77 TL geçici iş göremezlik tazminatı hesabı yapılmış,Uyuşmazlık Hakem Heyetince bilirkişi raporu esas alınarak davacı için 33.807,77 TL geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmiştir. Davacı kaza tarihinde 18 yaşından küçük olup aktif çalışması bulunmayan çocuk yararına geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilemez. Davacının 18 yaşından önceki dönemde kazanç getiren herhangi bir işte çalışıp çalışmadığı hususu dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Şu durumda, İtiraz Hakem Heyetince davacının 18 yaşından önceki dönemde gelir getirici bir işte çalışıp çalışmadığı araştırılarak geçici iş göremezlik tazminatı yönünden sonuca gidilmesi gerekir. Eksik inceleme dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARAR 1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,14.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Maluliyet Oranının Tespiti

Maluliyet oranının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu veya üniversite hastanelerinin adli tıp anabilim dalı bölümlerinden, uzman doktor heyetinden oluşan bir raporun alınması gerekmektedir. Hangi yönetmeliğin esas alınacağı, haksız fiilin gerçekleştiği tarihe göre değişmektedir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin E. 2021/10126, K. 2023/2922 sayılı kararına göre uygulama şu sıralamayı izlemektedir: 11.10.2008 öncesinde Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü; 11.10.2008–01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği; 01.09.2013–01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği; 01.06.2015–20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik; 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik uygulanmaktadır.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/10126, K. 2023/2922Kaynağı aç
4. Hukuk Dairesi         2021/10126 E.  ,  2023/2922 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2378 E., 2020/1520 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü/Başvurunun Esastan Reddi, Başvurunun Kısmen kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Anamur 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2016/33 E., 2019/326 K. Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili, davalılar … ve … vekili ile davalı …Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalılar … ve … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; 16.07.2015 tarihinde müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu dava dışı sürücünün sevk ve idaresindeki motosiklet ile davalı …’ün işleteni olduğu, davalı …Ş. nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigortası (…) poliçesi olan, davalı …’ün sevk ve idaresindeki otomobilin karıştığı çift taraflı trafik kazasında müvekkilinin yaralanarak malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 450,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 50,00 TL Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan tedavi gideri olmak üzere toplam 1.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalı … haricindeki davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile maddi tazminata ilişkin talebini 131.864,97 TL’ye yükseltmiştir. II. CEVAP 1.Davalılar … ve … vekili cevap dilekçesinde; kusur durumunun tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'na gönderilmesini talep ettiklerini, manevi tazminatın sadece kazaya karışan taraflardan istenebileceğini, kazaya karışmayan sadece araç sahibi olması sebebiyle davalı durumunda olan …'den manevi tazminat istenilmesinin hukuka aykırı olduğunu, … açısından manevi tazminat talebinin reddini talep ettiklerini, talep edilen tazminat miktarının fazla olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. 2. Davalı … AŞ vekili cevap dilekçesinde; davaya konu kazaya ilişkin kusur oranlarının tespitinin Adli Tıp Kurumu vasıtasıyla yapılması gerektiğini, davacının daimi maluliyetinin varlığından söz edebilmek için tıbbi tedavinin sona ermesi ve daimi maluliyetin kati surette tespitinin gerektiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamında alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 20.09.2018 tarihli kusur raporuna göre davalı sürücü …'ün kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu, İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi Başkanlığının 06.09.2017 tarihli raporunda davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin %8,1 oranında ve geçici iş göremezlik süresinin 9 ay olduğu, raporun Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre hazırlandığı, aktüer bilirkişi raporunda tazminatın usulünce hesaplandığı, davacının olayda malul kaldığı, manevi zarara uğradığı gerekçesiyle, davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile; 10.276,63 TL geçici iş görmezlik tazminatı, 121,092,34 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 131.368,97 TL tazminatın davalı …Ş yönünden dava tarihi olan 25.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, diğer davalılar yönünden ise kaza tarihi olan 16.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 16.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı … ve …'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalılar … ve … vekili ile davalı …Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece hükmedilen manevi tazminatın davacının maluliyet oranı ve kazadaki kusur durumu dikkate alındığında yetersiz olduğunu, hükmedilen tazminatta indirim yapılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, mahkemece indirimin neden yapıldığı ile ilgili gerekçe gösterilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalılar … ve … vekili istinaf dilekçesinde; hükmedilen maddi ve manevi tazminatın fazla olduğunu, davacının SGK’dan almış olabileceği yardımlar konusunda herhangi araştırma ya da mahsup yapılmadığını, davacının motorsiklette yolcu olduğunu, kaza esnasında koruyucu ekipman kullanmadığını, bu nedenle hükmedilecek tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, hükmedilen alacaklara uygulanan faiz ve diğer ferilerin başlangıç tarihlerinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür. 3. Davalı …Ş. vekili istinaf dilekçesinde; temlik sözleşmesi kapsamında devir ile alacağın 40.000,00 TL'lik kısmında davacının tasarruf imkanının kalmadığını, davacı yanın temlik sözleşmesini kötü niyetli olarak mahkemeye bildirmediğini, bu nedenle alacağın devredilen kısmı hakkında davacı lehine hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı lehine geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacının gerek kaza tarihi gerekse dava tarihi itibariyle 18 yaşından küçük olduğunu, dosyadaki belgelere göre davalının lise öğrencisi olduğunu, herhangi bir geliri bulunmadığını, mahkemece bu nedenle geçici iş göremezliğe bağlı tazminat isteminin kabulünün hatalı olduğunu, müterafik kusur indimi yapılması gerektiğini, bakım giderinin aile tarafından yapıldığını, bakım giderinde aile indirimi yapılması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 125 inci maddesinin 2 nci fıkrasında yer alan "Davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam eder." hükmü dikkate alındığında Anamur Noterliğinin 23.08.2019 tarih ve 11710 yevmiye sıralı noter onaylı temliknamesi ile davacının alacağının 40.000,00 TL'sini MHD Medikal ve Otomasyon İth. İhr. Tic. Ltd. Şti.'ye devrettiği, bu nedenle MHD Medikal ve Otomasyon İth. İhr. Tic. Ltd. Şirketinin davacı sıfatı kazanarak dosyaya dahil edildiği, davacının motosiklette yolcu olarak bulunduğu, davacının maluliyet ölçüsünü belirtir raporun incelenmesinde, rahatsızlığının tibia fibula kemiği kırığı nedenine dayandığı, davacının yaralanmasının kask takılması zorunlu baş bölgesinden olmayıp bacak bölgesinden kaynaklandığı için müterafik kusur indirimi yapılmasını gerektirir bir durum olmadığı, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 150/1-a bendi gereğince motosiklet sürücülerinin koruyucu kıyafet olarak kask takması mecburi iken yönetmelikte dizlik takılması gerektiğine ilişkin olarak herhangi bir hüküm bulunmadığı, bu nedenle davacının dizlik takmamış olmasının kendisi aleyhine müterafik kusur olarak değerlendirilmeyeceği, davacının 20.09.1998 doğumlu olup, kaza tarihi olan 16.07.2015 tarihi itibari ile 16 yaşında ve lise öğrencisi olduğu, yaşı küçük olan herhangi bir yerden geliri bulunmayan çocuklar lehine geçici iş göremezlik tazminatına karar verilemeyeceği, zarar görenin, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihi olan 16.07.2015 tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahip olduğu, dosya içinde mevcut 03.03.2016 tarih ve 1319495 sayılı Mersin SGK İl Müdürlüğü'nün yazısına göre davacıya davaya konu kaza nedeniyle SGK tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı, 16.07.2015 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı …'ın sürücüsü, diğer davalı …'in işleteni olduğu aracın, davacıya çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında davacının %8,1 oranında malul kalacak biçimde yaralandığı, alınan kusur raporlarına göre trafik kazasının meydana gelmesinde davalı sürücü ve işletenin % 100 oranında kusurlu olduğunun anlaşıldığı, buna göre tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları, kusur oranları, kaza ve davanın tarihi, davacının kaza anında 16 yaşında oluşu, paranın satın alma gücü, olay tarihi birlikte değerlendirildiğinde hükmolunan manevi tazminatın yerinde olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin kabulü ile 121,092,34 TL sürekli iş göremezlik tazminatının (40.000,00 TL'lik kısmının temlik alan dahili davacı MHD Medikal ve Otomasyon İth. İhr. Tic. Ltd. Şti.'ne, bakiye kalan 81.092,34 TL'lik kısmının ise davacı …'e ait olmak üzere) Ege Sigorta A.Ş yönünden dava tarihi olan 25.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte diğer davalılar yönünden ise kaza tarihi olan 16.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak, davacı …'e verilmesine, geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 16.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı … ve …'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar … ve … vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; geçici iş göremezlik tazminatının reddinin hatalı olduğunu, davacının geçici iş göremezlik süresinin 9 ay olduğunu, trafik kazasında sakatlanıp bir süre okuluna gidemeyen ve bu yüzden yıl kaybına uğrayan davacının söz konusu tarihte öğrenci olduğunu, davacının çalışma yaşamına bir yıl geç kalmış olması nedeniyle gelecekteki kazanç kaybını tazminat olarak isteyebileceğini, davacının kaza tarihindeki yaşına göre 9 ay boyunca yaşıtlarına göre normal yaşantısında herkesten daha fazla efor sarf etmek zorunda kaldığını, bu sürede tedavi olduğunu, mahkemece hükmedilen manevi tazminatın davacının maluliyet oranı ve kazadaki kusur durumu dikkate alındığında yetersiz olduğunu, tazminatta indirim yapılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, mahkemece indirimin neden yapıldığı ile ilgili gerekçe gösterilmediğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalılar … ve … vekili temyiz dilekçesinde; hükmedilen maddi ve manevi tazminatın fazla olduğunu, davacının SGK’dan almış olabileceği yardımlar konusunda herhangi araştırma ya da mahsup yapılmadığını, davacının motosiklette yolcu olduğunu, kaza esnasında koruyucu ekipman kullanmadığını, bu nedenle hükmedilecek tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, dosyadaki kusur raporunun çelişkili olduğunu, hükmedilen alacaklara uygulanan faiz ve diğer ferilerin başlangıç tarihlerinin hatalı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalıların işleteni, sürücüsü ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı olduğu aracın karıştığı kazada davacının yaralanması nedeniyle sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 ve 92 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52 ve 54 üncü maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalılar … ve … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Somut olayda, kaza sonrası düzenlenen ve hükme esas alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi Başkanlığının 06.09.2017 tarihli raporunun Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlendiği anlaşılmaktadır. 16.07.2015 kaza tarihi itibari ile Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik yürürlüktedir. Bölge Adliye Mahkemesince; davacının maluliyet oranının tespiti için Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerinden davacının güncel muayenesi yapılarak olay tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun rapor alınarak, davacının kaza nedeniyle uğradığı çalışma gücü kaybı bulunup bulunmadığı ve varsa oranı konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak (usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin tüm, davalılar … ve … vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalılar … ve … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalılar … ve … iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Geçici İş Göremezlik Tazminatı

18 yaşından küçük ve gelir getirici herhangi bir işte fiilen çalışmayan çocuklar için geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilemeyeceği, bu dönemde mahrum kalınan bir kazanç bulunmadığından tazminat tabanının oluşmadığı gerekçesiyle Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin birden fazla kararında kabul edilmektedir. Öte yandan aynı daire, küçüğün 18 yaşından önce gelir getirici bir işte çalışıp çalışmadığının araştırılmadan hüküm kurulmasını bozma nedeni saymaktadır; bu araştırma, davanın seyrini doğrudan etkileyebilir.

Geçici iş göremezlik konusunda tüm Yargıtay kararları aynı yönde değildir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2013/13253, K. 2014/18409 sayılı kararında ise geçici iş göremezlik süresince daha fazla efor harcayacak olan küçük davacı için bu dönemde asgari ücret düzeyinde kazanç kaybı zararının belirlenerek hüküm altına alınması gerektiği, aksine verilen kararın bozulduğu görülmektedir. Bu yaklaşım, yukarıda belirtilen 4. Hukuk Dairesi kararlarındaki çerçeveden ayrışmaktadır; iki yönlü tablo karşısında dosyanın özelliğine göre değerlendirme yapılması önem taşımaktadır.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2013/13253, K. 2014/18409Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2013/13253 E.  ,  2014/18409 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya 5. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 10/07/2012 NUMARASI : 2009/371-2012/281 Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacılar vekili, müvekkillerinin küçük oğluna davalıların işleteni, sürücüsü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın çarpması neticesinde yaralandığını ve iş gücü kaybına uğradığını açıklayıp fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile çocuk için 1.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi, anne baba için 5.000,00'er TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiştir. Davalı sigorta şirketi vekili, davanın reddini savunmuştur. Davalı Ş.. G.. vekili, taleplerin haksız ve fahiş olduğunu ileri sürmüştür. Diğer davalılar vekili, müvekkillerinin kusuru bulunmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı M. A. kaza tarihinde 14 yaşında olduğu, 9 aylık iş göremezlik süresi sonunda dahi 16 yaşını bitirmemiş olduğu, yaşı ve gelir getirici bir işte çalıştığına dair her hangi bir delil sunulmadığı gerekçesi ile maddi tazminat talebinin reddine, davacı küçük için 10.0000,00 TL, anne-baba için 2.500,00'er TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir. 1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve manevi tazminatın takdirinde 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 47.maddesindeki özel haller dikkate alınarak hak ve nesafet kuralları çerçevesinde hüküm kurulmuş olmasına göre, davacılar vekilinin yerinde görülmeyen aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Davacının diğer temyiz itirazına gelince; Adli Tıp Kurumu marifeti ile tespit edilen maluliyete ilişkin rapora göre, trafik kazasında sürekli malul kalacak derecede yaralanmayan davacının iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayacağı, bu dönemde ise %100 malul sayılacağı belirtilmiş, mahkemece davacı küçüğün gelir getirici işte çalıştığının ispat edilemediği gerekçesi ile maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Halbuki beden gücü kaybı nedeniyle 9 aylık geçici iş göremezlik döneminde de daha fazla efor sarf ederek hayatını idame ettirmek durumunda olacak davacının, bu dönem için asgari ücret düzeyinde kazanç kaybı zararının tespit edilip hüküm altına alınması gerekir iken mahkemece, davacının bu kısma ilişkin tazminat talebinin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 11.12.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Temerrüt Faizinin Başlangıcı

Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında zarar görenin kısmi dava, ek dava veya ıslah yoluyla ileri sürdüğü kısımlar için de temerrüt faizi haksız eylem tarihinden itibaren istenebilir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E. 2021/10126, K. 2023/2922 sayılı kararının onanan bölümünde bu husus açıkça yer almaktadır.

Askerlik Dönemi ve Hesaba Etkisi

Erkek çocukların maluliyet tazminatı hesaplanırken askerlik döneminin tazminata dahil edilip edilmeyeceği, küçüğün maluliyet oranının askerliğe engel teşkil edip etmediğine bağlıdır. Bu durum ilgili askerî birimlerden sorularak belirlenmeli; engel teşkil ettiği anlaşılırsa askerlik dönemi tazminata dahil edilmeli, etmediği anlaşılırsa askerlik süresi hesaptan düşülmelidir. Yargıtay, soyut bilirkişi beyanını bu konuda yeterli saymamaktadır.

18 yaşından küçük çocuk için tazminat hesabı hangi tarihten başlar?

Tazminat hesabı, çocuğun sürekli çalışma gücünü yitirdiği tarihten, yani kaza veya zarar tarihinden başlar. 18 yaşından itibaren başlatılması bozma nedeni sayılmaktadır.

Küçüğün geliri yoksa tazminat hesabında ne esas alınır?

Geliri bulunmayan küçükler için net asgari ücret esas alınmaktadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin E. 2022/16716, K. 2024/1897 sayılı kararında kaza tarihinden 18 yaşına kadar olan dönemde AGİ bedeli dahil edilmemiş, 18 yaşından sonraki dönemde ise AGİ bedeli dahil edilmiş asgari ücret üzerinden hesap yapılması gerektiği belirtilmektedir.

18 yaşından küçük çocuğa 18 yaşına kadar olan dönem için de tazminat ödenir mi?

Evet. Çalışma hayatına girmemiş olması, o döneme ait zararı ortadan kaldırmaz. Eğitim, ev yardımı, yeme-içme gibi günlük faaliyetlerde emsallerine göre fazladan harcanan çaba başlı başına ekonomik bir zarar olarak kabul edilmektedir.

18 yaşından küçüğe geçici iş göremezlik tazminatı ödenir mi?

Fiilen gelir getirici işte çalışmayan küçükler için geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilemeyeceği Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin birden fazla kararında kabul görmektedir; ancak küçüğün 18 yaşından önce herhangi bir işte çalışıp çalışmadığının araştırılmadan karar verilmesi de bozma nedeni sayılmaktadır. Öte yandan Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin daha eski tarihli bir kararında geçici iş göremezlik döneminde daha fazla efor harcayacak olan küçük için bu dönem zararının da belirlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu konuda farklı yönde kararlar bulunduğundan dosyanın özelliğine göre değerlendirme yapılması önem taşımaktadır.

Maluliyet oranını kim ve hangi yönetmeliğe göre belirler?

Oran, Adli Tıp Kurumu veya üniversite hastanelerinin adli tıp anabilim dalı bünyesinde oluşturulan uzman doktor heyeti tarafından belirlenir. Hangi yönetmeliğin uygulanacağı, haksız fiilin gerçekleştiği tarihe göre farklılaşmaktadır; 20 Şubat 2019 sonrasındaki olaylarda Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik geçerlidir.

Tazminat hesabında iskonto nasıl uygulanır?

Rapor tanzim tarihine kadar gerçekleşen zarar bilinen verilerle iskontosuz somut olarak hesaplanır. Bundan sonraki dönem ise bilinen son gelir esas alınıp 1/Kn katsayısına göre yıllık yüzde on artırım ve iskonto uygulanarak hesaplanır. Hesabın 18 yaşından itibaren başlatıldığı durumlarda ayrıca erken tazminat alma gerekçesiyle ek iskonto uygulanması yanlış bulunmaktadır; çünkü 18 yaşından itibaren elde edilecek gelir hesaplama yöntemi gereği zaten iskontoya tabidir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu