Gece Bankadan Para Çekildi: Tazminat Hakkı ve Hukuki Yollar

by Avukat Erdal Ersoy
Gece Bankadan Para Çekildi: Tazminat Hakkı ve Hukuki Yollar

Gece saatlerinde banka hesabınızdan habersizce para çekilmesi ya da adınıza rızanız olmaksızın kredi açılması halinde hem cezai şikâyet hem de hukuki tazminat yoluna başvurma hakkınız bulunabilir. Temel mesele, söz konusu işlemi kimin gerçek anlamda yetkilendirdiğidir. Türk Borçlar Kanunu'na göre sözleşme ancak tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarıyla kurulur; irade açıklaması açık veya örtülü olabilir (TBK m. 1). Sizin iradenizin dışında gerçekleştiği ileri sürülen bir ödeme emri ya da kredi sözleşmesi, bu temel koşulu taşıyıp taşımadığı açısından değerlendirilebilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 1Kaynağı aç
MADDE 1- Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir. 2. İkinci derecedeki noktalar

Olayın Cezai Boyutu

Başkasına ait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren ya da elinde bulunduran kişinin, kart sahibinin rızası olmaksızın bunu kullanarak ya da kullandırarak kendisine veya başkasına yarar sağlaması TCK m. 245/1 kapsamında üç yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası gerektirmektedir. Başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte kart üretilmesi, satılması, devredilmesi, satın alınması veya kabul edilmesi ise aynı kanunun 245/2. maddesi uyarınca üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adli para cezasına konu olmaktadır. Sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka ya da kredi kartını kullanarak yarar sağlayan kişi ise, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, TCK m. 245/3 uyarınca dört yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezasıyla karşılaşmaktadır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 245Kaynağı aç
Madde 245 – (Değişik: 29/6/2005 – 5377/27 md.) (1) Başkasına ait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimse, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya başkasına yarar sağlarsa, üç yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (2) Başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üreten, satan, devreden, satın alan veya kabul eden kişi üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (3) Sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlayan kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, dört yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (4) Birinci fıkrada yer alan suçun; a) Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin, b) Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlâtlığın, c) Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin, zararına olarak işlenmesi hâlinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz. (5) (Ek: 6/12/2006 – 5560/11 md.) Birinci fıkra kapsamına giren fiillerle ilgili olarak bu Kanunun malvarlığına karşı suçlara ilişkin etkin pişmanlık hükümleri uygulanır. Yasak cihaz veya programlar

Bilişim sistemlerinin ya da banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması yoluyla gerçekleştirilen dolandırıcılık, TCK m. 158/1-f kapsamında nitelikli hal oluşturmaktadır. Kanun, bu bent de dahil olmak üzere belirli nitelikli hallerde hapis cezasının alt sınırının dört yıldan, adli para cezasının miktarının ise suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamayacağını öngörmektedir (TCK m. 158/1). Bu nitelikli suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi durumunda verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi durumunda ise bir kat artırılmaktadır (TCK m. 158/3). Olayda sahte resmi belge düzenlenmesi, gerçek bir resmi belgenin aldatacak biçimde değiştirilmesi veya sahte belgenin kullanılması söz konusuysa, bu eylemler TCK m. 204/1 kapsamında ayrıca iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla karşılık bulmaktadır. Belgeyi düzenleme yetkisine sahip bir kamu görevlisinin aynı eylemleri gerçekleştirmesi halinde ise TCK m. 204/2 uyarınca ceza üç yıldan sekiz yıla kadar yükselmektedir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 158Kaynağı aç
Madde 158- (1) Dolandırıcılık suçunun; a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle, b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle, c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle, d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle, e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak, f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle, g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle, h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında, i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle, j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, k) Sigorta bedelini almak maksadıyla, l) (Ek: 24/11/2016-6763/14 md.) Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle, İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/19 md.; Değişik: 3/4/2013-6456/40 md.) Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.[71] (2) Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak, başkasından menfaat temin eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır. (3) (Ek fıkra: 24/11/2016-6763/14 md.) Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır. Daha az cezayı gerektiren hal
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 204Kaynağı aç
Madde 204- (1) Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında artırılır. Resmî belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek

Bankanın Sözleşmeye Aykırılık Çerçevesindeki Sorumluluğu

Bireysel bankacılık ilişkisi, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek ya da tüzel kişiler bakımından 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamına girebilmektedir; zira bankacılık sözleşmeleri bu Kanun'un tüketici işlemi tanımı içinde açıkça yer almaktadır (TKHK m. 3/1-l). Hesabın ticari ya da mesleki amaçla kullanılıp kullanılmadığı bu nitelendirmeyi doğrudan etkiler; her somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir. Türk Borçlar Kanunu m. 112 uyarınca borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Bu genel hükmün banka ile müşteri arasındaki sözleşmesel ilişkiye nasıl uygulanacağı her davada mahkemenin değerlendirmesine bağlıdır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 112Kaynağı aç
MADDE 112- Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. 2. Yapma ve yapmama borçlarında
6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 3Kaynağı aç
MADDE 3- (1) Bu Kanunun uygulanmasında; a) Bakan: Gümrük ve Ticaret Bakanını, b) Bakanlık: Gümrük ve Ticaret Bakanlığını, c) Genel Müdür: Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürünü, ç) Genel Müdürlük: Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğünü, d) Hizmet: Bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan ya da yapılması taahhüt edilen mal sağlama dışındaki her türlü tüketici işleminin konusunu, e) İthalatçı: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere mal veya hizmetleri ya da bu malların hammaddelerini yahut ara mallarını ticari veya mesleki amaçlarla ithal ederek satım, kira, finansal kiralama veya benzeri bir yolla piyasaya süren gerçek veya tüzel kişiyi, f) Kalıcı veri saklayıcısı: Tüketicinin gönderdiği veya kendisine gönderilen bilgiyi, bu bilginin amacına uygun olarak makul bir süre incelemesine elverecek şekilde kaydedilmesini ve değiştirilmeden kopyalanmasını sağlayan ve bu bilgiye aynen ulaşılmasına imkân veren kısa mesaj, elektronik posta, internet, disk, CD, DVD, hafıza kartı ve benzeri her türlü araç veya ortamı, g) Konut finansmanı kuruluşu: Konut finansmanı kapsamında doğrudan tüketiciye kredi kullandıran ya da finansal kiralama yapan bankalar ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu tarafından konut finansmanı faaliyetinde bulunması uygun görülen finansal kiralama şirketleri ve finansman şirketlerini, ğ) Kredi veren: Mevzuatı gereği tüketicilere kredi vermeye yetkili olan gerçek veya tüzel kişiyi, h) Mal: Alışverişe konu olan; taşınır eşya, konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallar ile elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri her türlü gayri maddi malları, ı) Sağlayıcı: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, i) Satıcı: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, j) Teknik düzenleme: 29/6/2001 tarihli ve 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanunda yer alan tanımı, k) Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, l) Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi, m) Tüketici örgütleri: Tüketicinin korunması amacıyla kurulan dernek, vakıf veya bunların üst kuruluşlarını, n) Üretici: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere tüketiciye sunulmuş olan mal ya da bu malların hammaddelerini yahut ara mallarını üretenler ile mal üzerine markasını, unvanını veya herhangi bir ayırt edici işaretini koyarak kendisini üretici olarak gösteren gerçek veya tüzel kişiyi, ifade eder. İKİNCİ KISIM Genel Esaslar Temel ilkeler

İspat Yükü ve Bilirkişi İncelemesi

Bankacılık dolandırıcılığı davalarında ispat yükünün nasıl dağılacağı kritik bir sorudur. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin E. 2013/7902, K. 2013/19098 sayılı kararında, güvenlik şifrelerinin kırılması ve geçici şifrenin farklı bir telefon hattına yönlendirilmesi yoluyla gerçekleşen yetkisiz işlemin söz konusu olduğu bir davada, davacının kusurlu olduğunu ispatlama yükünün davalı bankada olduğu belirlenmiş; davalının bu ispat yükünü yerine getirememesi halinde davanın tamamen kabulü gerektiği saptanmıştır. Aynı kararda bilirkişi raporunda davacıya kusur yüklenmesinin gerekçesiz ve soyut ifadelerle geçiştirildiği tespit edilerek o rapora dayanılarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu kabul edilmiştir. Bu kararın farklı dolandırıcılık yöntemlerine, örneğin ATM veya fiziki şube aracılığıyla gerçekleştirilen işlemlere ne ölçüde uygulanabileceği ve güncel içtihatla örtüşüp örtüşmediği her somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2013/7902, K. 2013/19098Kaynağı aç
13. Hukuk Dairesi         2013/7902 E.  ,  2013/19098 K.İNTERNET BANKACILIĞINDA BANKANIN SORUMLULUĞUŞİFRENİN GÜVENLİĞİSAHTE KİMLİK DÜZENLEYEREK AÇILAN HESABA AKTARILAN PARAİSPAT YÜKÜ "İçtihat Metni" Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, internet bankacılığı şifresi kırılarak 08/01/2007 tarihinde hesabından 6.900,00TL tutarındaki parasının davalı bankanın Bakırköy Çarşı Şubesinden sahte kimlik düzenlenerek dava dışı 3. kişi adına açılan hesaba aktarıldığını ve aynı gün sahte olarak açılan hesaptan bu paranın çekildiğini, bu olayda kendisinin hiçbir kusurunun bulunmadığını, şifre ve parolanın kendisinin herhangi bir kusuru olmadan bankanın güvenlik şifresi kırılarak ve geçici şifrenin ise başka bir telefon hattına gelmesinin sağlanarak gerçekleştirildiğini belirterek, 6.900,00TL değerindeki alacağının olay tarihi olan 08/01/2007 tarihinden itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı banka, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, 21.05.2012 tarihli bilirkişi raporu benimsenmek suretiyle, davanın kısmen kabulü ile, 5.520,00TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan davalının tüm temyiz itirazlarının reddine, 2-Dosyaya sunulan ve mahkemece de benimsenmek suretiyle karara dayanak yapılan 21.05.2012 tarihli bilirkişi raporunda davacıya %20, davalı bankaya ise %80 kusur atfedilmiştir. Ancak, davacının kusurlu bulunmasının nedeni anlaşılamamaktadır. Bilirkişi raporunda davacıya hangi nedenle kusur verildiği afaki beyanlarla geçiştirilmiştir. Bu haliyle bilirkişi raporunun kabul edilerek, buna göre hüküm kurulması doğru olmamıştır. Davaya konu olayda, davacının kusurlu olduğunu ispatlaması gereken davalıdır; başka bir deyişle ispat yükü davalıdadır. Davalı, davacının kusurunu ispatlayamadığı takdirde, mahkemece davanın tamamen kabulü gerekirken, aksi değerlendirmeyle, çelişkili beyanlar içeren bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. SONUÇ:Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 295,07 TL harcın davalıdan alınmasına, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 09.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Tüketici davalarında bankanın güvenlik sistemlerinin yeterliliği, kimlik doğrulama mekanizmaları ve teknik altyapısı genellikle bilirkişi incelemesiyle değerlendirilmektedir. Mahkeme, teknik bilirkişiler aracılığıyla sistemin işleyişini ve uyuşmazlık konusu işlemin koşullarını incelemektedir.

Müşterinin Kendi Davranışlarının Sorumluluğa Etkisi

Her koşulda bankanın sorumlu tutulması mümkün olmayabilir. Mağdurun şifresini üçüncü kişilerle paylaşması ya da dolandırıcının talimatlarını bilinçli olarak uygulaması halinde bankanın sorumluluğunun azalabileceği değerlendirilmektedir. Bunun yanı sıra zararlı bir yazılımın mağdur tarafından güvenilmeyen bir kaynaktan bilinçli olarak yüklenmiş olması da sorumluluk değerlendirmesini etkileyebilir. Bu tür değerlendirmelerin hukuki sonucu her somut olayda mahkeme takdirine bağlıdır; genel bir kural olarak önceden belirlenmesi mümkün değildir.

Adınıza İzinsiz Kredi Açılmışsa: Menfi Tespit ve Sebepsiz Zenginleşme

Rızanız olmaksızın adınıza kredi açılmış ve banka bu krediyi sizden tahsil etmeye kalkışıyorsa, söz konusu sözleşmenin size borç yüklemediğinin tespitini mahkemeden talep edebilirsiniz. TBK m. 1 uyarınca sözleşme ancak karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarıyla kurulduğundan, gerçek bir irade uyuşması olmaksızın kurulduğu ileri sürülen bir sözleşmenin hukuki geçerliliği mahkemece değerlendirilebilir. Türk Borçlar Kanunu m. 77'ye göre haklı bir sebep olmaksızın başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen kişi bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür; bu yükümlülük özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan, gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğar. Bu genel hükmün dolandırıcılık kaynaklı zararın tazminine ne ölçüde uygulanabileceği ve haksız fiil hükümleriyle ilişkisi mahkemece kurulacak bir değerlendirme konusudur.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 77Kaynağı aç
MADDE 77- Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur. II. Borçlanılmamış edimin ifası

Muhafaza Edilmesi Gereken Deliller

Hukuki süreci sağlam temellere oturtabilmek için olayın izlerini belgeleyen kayıtların en erken aşamada korunması büyük önem taşımaktadır. Banka tarafından gönderilen SMS ve e-posta bildirimleri, internet bankacılığı işlem dökümleri, hesap ekstreleri, adınıza açılmışsa kredi sözleşmesi, banka ile yapılan yazışmalar ve SIM kart değişikliği gibi durumlar için mobil operatör kayıtları temel delil kategorileri arasında sayılmaktadır. Bu belgelerin eksiksiz biçimde saklanması hem cezai şikâyet hem de olası bir tazminat davası açısından önem taşır.

Sık Sorulan Sorular

Banka dolandırıcılığında ispat yükü kimde?

TBK m. 112 uyarınca borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının zararını gidermekle yükümlüdür. Bu genel çerçeve doğrultusunda, internet bankacılığı kanalıyla gerçekleştirilen yetkisiz işlemlere ilişkin bir davada Yargıtay 13. Hukuk Dairesi (E. 2013/7902, K. 2013/19098), davacının kusurlu olduğunu ispatlama yükünün davalı bankada olduğunu ve bu yük yerine getirilmeden hüküm kurulmasının bozma nedeni oluşturduğunu belirlemiştir. Kararın farklı dolandırıcılık yöntemleri için ne ölçüde geçerli olduğu somut koşullara göre değerlendirilmelidir.

Adıma izinsiz kredi açılmışsa ne yapabilirim?

Geçerli bir irade uyuşması olmaksızın kurulduğunu düşündüğünüz bir kredi sözleşmesinin size borç yüklemediğinin tespiti için mahkemeye başvurabilirsiniz. TBK m. 1 uyarınca sözleşme ancak tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarıyla kurulur; bu temel koşulun gerçekleşmediği ileri sürülerek sözleşmenin geçerliliği mahkemece denetlenebilir.

Sahte kimlik veya belgeyle işlem yapılmışsa hangi suç oluşur?

Sahte resmi belge düzenlenmesi, gerçek bir resmi belgenin başkalarını aldatacak biçimde değiştirilmesi veya sahte belgenin kullanılması TCK m. 204/1 kapsamında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına konu olmaktadır. Bu eylemlerin görevi gereği belge düzenleme yetkisine sahip bir kamu görevlisi tarafından işlenmesi halinde ise TCK m. 204/2 uyarınca üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.

Dolandırıcı birden fazla kişiyse ceza artar mı?

TCK m. 158/3 uyarınca nitelikli dolandırıcılık suçunun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında artırılmaktadır. Suçun, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde ise ceza bir kat artırılmaktadır. Bu nedenle olayın birden fazla kişiyi kapsadığına işaret eden her türlü bilgi ve belgenin cezai şikâyet aşamasında sunulması önem taşır.

Tüketici olarak bankaya karşı dava açabilir miyim?

6502 sayılı TKHK m. 3/1-k uyarınca ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiler tüketici sayılmaktadır. Bankacılık sözleşmeleri de aynı Kanun'un m. 3/1-l hükmü uyarınca tüketici işlemi kapsamındadır. Hesabın ticari ya da mesleki amaçla kullanılıp kullanılmadığının her somut olayda değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bilirkişi raporu yetersizse ne olur?

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin E. 2013/7902, K. 2013/19098 sayılı kararında, davacıya hangi nedenle kusur yüklüldüğünün bilirkişi raporunda gerekçesiz ve soyut ifadelerle geçiştirildiği saptanmış; bu nitelikteki bir rapora dayanılarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu kabul edilmiştir. Bu belirleme, bilirkişi raporunun yeterli gerekçe içermesinin yargılama bakımından taşıdığı önemi ortaya koymaktadır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu