Küçükler Adına Mirasın Reddi Usulü ve Yasal Temsil

by Avukat Erdal Ersoy
Küçükler Adına Mirasın Reddi Usulü ve Yasal Temsil

Küçüklerin Hukuki Durumu ve Ret Beyanının Yapılması

On sekiz yaşından küçük mirasçılar sınırlı ehliyetli grubunda yer aldığından, malvarlığını doğrudan etkileyen mirasın reddi gibi işlemleri tek başlarına yapamazlar. Mirasın reddi beyanı küçükler adına kural olarak velayet hakkına sahip anne veya baba, velayet altında bulunulmayan durumlarda ise vasi tarafından gerçekleştirilir.

Mirasın Gerçek Reddi İçin Kanuni Süre ve Şekil

Türk Medeni Kanunu'nun 606. maddesinde mirasın reddi için üç aylık yasal hak düşürücü süre öngörülmüştür. Kanuni mirasçılar açısından bu hak düşürücü süre, mirasçılık sıfatının sonradan öğrenildiği ispatlanmadıkça vefat bilgisinin edinilmesiyle işlemeye başlar. Mirasbırakanın vasiyetnameyle belirlediği atanmış mirasçılarda ise üç aylık süre, ölüme bağlı kazandırmanın resmi yoldan kendilerine tebliğ edilmesiyle başlar.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 606Kaynağı aç
Madde 606- Miras, üç ay içinde reddolunabilir. Bu süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar. b. Terekenin yazımında

Türk Medeni Kanunu'nun 609. maddesine göre mirasçıların ret iradelerini sulh mahkemesine dilekçeyle bildirmeleri veya sözlü olarak iletmeleri gerekir. Mirasın kayıtsız ve şartsız reddedilmesi kanuni bir zorunluluktur. Yetkili sulh hâkimi bildirilen ret iradesini tutanağa geçirir; yasal süresi içinde iletilen beyan mirasın açıldığı yer sulh mahkemesindeki özel kütüğe kaydedilir. Ayrıca mirası reddeden taraf talep ettiği takdirde, tescili kanıtlayan resmi bir belge kendisine verilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 609Kaynağı aç
Madde 609- Mirasın reddi, mirasçılar tarafından sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır. Reddin kayıtsız ve şartsız olması gerekir. Sulh hâkimi, sözlü veya yazılı ret beyanını bir tutanakla tespit eder. Süresi içinde yapılmış olan ret beyanı, mirasın açıldığı yerin sulh mahkemesince özel kütüğüne yazılır ve reddeden mirasçı isterse kendisine reddi gösteren bir belge verilir. Tutanağın ve kütüğün nasıl tutulacağı Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.[32] II. Ret hakkının düşmesi

Görevli ve Yetkili Mahkeme ile Çekişmesiz Yargı Usulü

Mirasın reddi beyanının tespiti ve tescili talebi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu sistemi içinde çekişmesiz yargı işi niteliğindedir. Çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. Bu nitelik gereği dilekçede davalı gösterilmez; kişiler talep eden veya ilgili sıfatıyla yer alır.

Mirasın reddi beyanında yetkili mahkeme, ret beyanının özel kütüğe işlendiği mirasın açıldığı yer sulh hukuk mahkemesi olup bu yer mirasbırakanın son yerleşim yeridir.

Veli ile Çocuk Arasında Menfaat Çatışması ve Kayyım Atanması

Velinin hem kendi adına hem de velayeti altındaki çocuk adına mirası reddetmek istemesi hâlinde menfaat çatışması gündeme gelir. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2017/5217 Esas ve 2017/7827 Karar sayılı ilamı uyarınca, davacı velinin hem kendi adına hem de velayeti altında bulunan çocuklar adına mirasın gerçek reddini talep etmesi durumunda küçükler ile veliler arasında menfaat çatışması bulunduğundan kayyım tayini ilgilisinden istenebileceği gibi mahkemece kendiliğinden de kayyım tayini yoluna gidilebilir.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2017/5217, K. 2017/7827Kaynağı aç
14. Hukuk Dairesi         2017/5217 E.  ,  2017/7827 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, 12.11.2014 gününde verilen dilekçe ile mirasın gerçek reddi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen 02.02.2015 günlü hükmün kanun yararına bozulması, Adalet Bakanlığı yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: _ K A R A R _ Dava, mirasın gerçek reddi istemine ilişkindir. Mahkemece, davacı … yönünden mirasın ret beyanının kabulü ile özel kütüğe yazılmasına, velayeti altındaki çocuklar yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.10.2017 tarihli, 2017/54479 sayılı tebliğnamesi ile süresinde temyiz edilmeksizin kesinleşmiş bulunan hükmün HMK'nın 363/1 maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasını istemiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 426/2. maddesine göre; bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışırsa vesayet makamı ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı ataması gerekmektedir. Davacı … hem kendi adına hem de velayeti altında bulunan çocuklar adına mirasın gerçek reddini talep etmiştir. Küçükler ile veliler arasında menfaat çatışması bulunduğundan kayyım tayini ilgilisinden istenebileceği gibi mahkemece re'sen kayyım tayini yoluna da gidilebilir. Davacı … kendisine verilen kesin süreye rağmen kayyım tayini yoluna gitmediğinden küçüklerin menfaatinin korunması amacıyla mahkemece …'nın reşit olduğu da gözönüne alınarak kayyım tayin ettirilerek usulüne uygun temsil sağlandıktan sonra karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple Adalet Bakanlığının gösterdiği lüzum üzerine Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteğinin kabulü ile kararın kanun yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kanun yararına bozma talebinin kabulü ile hükmün kanun yararına BOZULMASINA, bozma ilamı ve ekindeki dosyanın gereği yapılmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 30.10.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Türk Medeni Kanunu'nun 426. maddesinin ikinci fıkrası, yasal temsilci ile ergin olmayan küçüğün menfaatlerinin çatışması halinde küçüğe temsil kayyımı atanmasını düzenler. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2015/4347 Esas ve 2016/9181 Karar sayılı ilamına konu terekenin borca batıklığına dayalı mirasın reddi uyuşmazlığında, veli ile çocukların hukuki yararları arasında sadece somut çatışma değil, çatışma ihtimalinin bulunması halinde dahi küçüğün Türk Medeni Kanunu'nun 426. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kayyım tarafından temsil edilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2015/4347, K. 2016/9181Kaynağı aç
14. Hukuk Dairesi         2015/4347 E.  ,  2016/9181 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 25.12.2013 gününde verilen dilekçe ile mirasın hükmen reddi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 04.11.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: _ K A R A R _ Davacılar vekili, 06.01.2009 tarihinde vefat eden muris …'nın terekesinin borca batık olduğunu beyanla mirasın hükmen reddini istemiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, terekenin borca batıklığı nedenine dayanan mirasın hükmen reddinin tespite ilişkindir. (TMK M.605/2) Davacılardan … kendi adına asaleten 15.03.2000 doğumlu … ve 01.04.2001 doğumlu …'ya velayeten murisin ölümü tarihinde terekesinin borca batık olması sebebiyle mirasın hükmen reddinin tespitini talep etmiştir. Dava tarihi itibariyle davacılar … ve … velayet altında olup, reşit değildir. Velisinin hukuki yararı ile küçüklerin hukuki yararlarının çatışma ihtimali varsa ergin olmayan küçüğün kayyım ile temsil edilmesi gereklidir (TMK m. 426/2). Bu nedenle 15.03.2000 doğumlu … ve 01.04.2001 doğumlu …'ya kayyım tayin ettirilmesi, husumetin kayyıma yöneltilmesi, kayyımın gösterdiği delillerin toplanması gerekirken küçüklere kayyım tayin ettirilmeden işin esasının incelenerek karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Kabule göre de; mahkemece eksik araştırma ve incelemeyle hüküm verilmiştir. Murisin ölümü ile, tereke bütün aktif ve pasifi ile mirasçılarına geçer. Murisin vergi, prim vb. borçları da terekenin pasifi içerisinde olup terekeye dahildir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden murisin … 'nin ortağı ve temsilcisi olduğu, borcun, murisin şahsi borcu değil, ortağı ve temsilcisi olduğu şirketin vergi borcundan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanunun 22.07.1998 tarihli 4369 sayılı Kanunla değişik 35. maddesi hükmüne göre; limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu kanun gereğince takibe tabi tutulurlar. Aynı kanuna 25.05.1995 tarihli 4108 sayılı Kanunla ilave edilen mükerrer 35. madde hükmüne göre de tüzel kişilerin malvarlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin şahsi malvarlıklarından bu kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Şu halde açıklanan yasa hükümleri gereğince murisin; "ortağı" ve "temsilcisi" olduğu şirketlerin, şirketin malvarlığından tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan vergi borcundan, şirket ortağı olarak "koyduğu sermaye hissesi oranında" doğrudan doğruya; "temsilcisi" olarak da şahsi sorumluğu söz konusudur. Bu itibarla mahkemece uzman bilirkişi veya bilirkişiler eliyle murisin, "ortağı" ve "yasal temsilcisi" olduğu limited şirketlerin defter, kayıt ve belgeleri üzerinde inceleme yaptırılarak şirketin aktif ve pasifinin saptanması ve murisin şirketin kamu borcundan dolayı sermaye hissesi oranında şahsen sorumlu olacağı miktarın bu suretle belirlenmesi, amme alacağının şirketin malvarlığından tamamen tahsili mümkün ise bu halde davacıların borca batıklığın tespitini istemekte hukuki yararlarının bulunmayacağı gözetilerek isteğin reddedilmesi, aksi halde murisin ölüm tarihi itibariyle tespit edilen terekesinin aktifinin borcu karşılamaya yeterli olmaması halinde isteğin kabulüne karar verilmesi gerekir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırına iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07.11.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2016/11514 Esas ve 2019/4967 Karar sayılı ilamına konu terekenin borca batıklığı kaynaklı davada da veli ile çocukların hukuki yararlarının çatıştığı tespit edilmiştir; bu tür mirasın reddi uyuşmazlıklarında küçüklere kayyım atanması, davanın niteliği gereği husumetin kayyıma yöneltilmesi ve kayyım delil sunduğu takdirde bu delillerin toplanarak karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/11514, K. 2019/4967Kaynağı aç
14. Hukuk Dairesi         2016/11514 E.  ,  2019/4967 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacılar tarafından 08/09/2015 gününde verilen dilekçe ile mirasın hükmen reddi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 15/12/2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: KARAR Dava, mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir. Davacı …, 29.05.2010 tarihinde ölen …’in kendisinin eşi ve küçük çocuklar Nihat ve Aysel’in babası olduğunu; …'in babası olan muris …'in ise 02.06.2004 tarihinde öldüğünü; muris …'in vergi borçlarından dolayı kendisine 04.09.2015 tarihinde ödeme emri geldiğini; murisin terekesinin borca batık olduğunu, mirasın hükmen reddi hükümlerinin uygulanması gerektiğini, mirası kayıtsız şartsız reddettiklerini, mirası reddin tescilini istemiştir. Mahkeme, davanın 3 aylık hak düşürücü sürede açılmadığından bahisle davanın reddine karar vermiştir. Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir. Dava, terekenin borca batık olduğunun tespiti hukuksal nedenine dayalı olarak TMK'nun 605/2. maddesi gereğince açılan mirasın hükmen reddi davasıdır. Ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır (TMK. md. 605/2). Bu nedenle mahkemece yapılacak terekenin aktif ve pasifine ilişkin tüm araştırmaların mirasbırakanın ölüm tarihi esas alınarak yapılması gerekir. Mirasçılar Türk Medeni Kanununun 610. maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça yani zimnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir. Türk Medeni Kanununun 606. maddesinde belirtilen süre bu davada uygulanmaz. Dava alacaklılara husumet yöneltilerek görülür. Bu davada yetkili mahkeme ise alacaklıların davanın açıldığı zamandaki ikametgahı mahkemesidir. Ayrıca TMK'nun velayet, vesayet ve miras hükümlerinin uygulanmasına ilişkin Tüzüğün 39/2. fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması zorunludur. TMK'nın 426/2 maddesine göre bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışırsa vesayet makamının ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı ataması gerekmektedir. Mirasın reddinde davacı velinin hukuki yararı ile davacı çocukların hukuki yararı çatıştığında, küçüklere kayyum tayin ettirilmesi, husumetin kayyıma yöneltilmesi, kayyım gösterdiği takdirde delillerin toplanması gerekir. Öte yandan, davanın niteliği gereği davalı-alacaklıların, murisin terekesinin borca batık olduğunu bilmemeleri, bilmelerinin de mümkün olmaması, terekenin borca batık olup olmadığına yapılan yargılama sonrasında karar verilmesi durumlarında yargılama gideri ve harçtan davalıların değil davacıların sorumlu tutulması gerekir. Olayları açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme Hakime aittir (HMK.m.33). Dava dilekçesi içeriğine göre dava, ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczinin tespiti isteğine ilişkindir (TMK.605/2 m.). Gerek 743 sayılı Medeni Kanun'da, gerekse 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda bu tür uyuşmazlıklarda sulh hukuk mahkemesi'nin görevli olduğu konusunda bir düzenleme bulunmamaktadır. 23.12.1942 gün ve 24/29 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre, mirasın hükmen reddi davasında görevli mahkeme borç miktarına göre belirlenir. Davanın açıldığı tarihten önce yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK. ise asliye hukuk ve sulh hukuk mahkemesinin görevli olup olmadığını, tayin ve tespitte dava konusunun değeri ve miktarı ölçüsünü kaldırmış, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın mal varlığı haklarına ilişkin davalarda, görevli mahkemenin aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi olduğu hükme bağlanmıştır (HMK.m.2/1). Kanunda bu konuda aksine bir düzenleme bulunmadığına göre, HMK’nun yürürlüğe girmesinden sonra açılacak terekenin borca batık olduğunun tespitine ilişkin davalarda davanın değerine bakılmaksızın asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Görev, kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması zorunludur. Bu durumda dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yanlış niteleme ve değerlendirme sonucunda süreye tabi olmayan mirasın hükmen reddinin tespiti davasında davanın süre yönünden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 30.05.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Menfaat çatışması ihtimali ve olası gecikmeler karşısında talep dilekçesinde alternatifli kurgu yapılabilmektedir. Mahkeme menfaat çatışması görmüyorsa küçükler adına velayet temsilinde ret beyanının tespiti ve tescili; menfaat çatışması görüyorsa küçükler adına temsil kayyımı atanarak kayyımın iradesiyle ret beyanının tamamlanması istenebilir.

Vesayet Altındaki Küçüklerde İzin Süreci

Küçük velayet altında bulunmayıp kendisine mahkemece vasi atanmışsa, vasi tarafından gerçekleştirilecek mirasın reddi işleminde vesayet makamı izni ile denetim makamı izni mekanizmalarının işletilmesi gündeme gelebilir.

Avukat ile Temsilde Mirasın Reddi İçin Özel Yetki

Mirasın reddi beyanı mirasçı açısından ağır sonuç doğuran, bozucu yenilik doğuran bir irade beyanıdır. Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 39. maddesinin ikinci fıkrası gereğince mirasın reddi taleplerinde vekille temsil hâlinde mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması zorunludur.

Küçük adına mirası ret süresi ne zamandan başlar?

Türk Medeni Kanunu'nun 606. maddesi uyarınca miras üç ay içinde reddolunabilir. Bu süre, yasal mirasçılar için ölümün öğrenildiği tarihten, vasiyetname ile atanmış mirasçılar için tasarrufun resmen bildirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

Anne veya baba çocuğuyla mirası birlikte reddederken kayyım gerekir mi?

Evet; velinin hem kendi adına hem de çocuğu adına mirası reddetmesinde hukuki yararların çatışması veya çatışma ihtimali bulunması hâlinde Türk Medeni Kanunu'nun 426. maddesinin ikinci fıkrası gereğince küçüğe kayyım tayin ettirilmesi gerekir.

Küçük adına mirasın reddi başvurusu nereye yapılır?

Başvuru çekişmesiz yargı kapsamında mirasbırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır.

Mirasın reddinde genel dava vekâletnamesi geçerli midir?

Hayır; Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 39. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca vekâletnamede mirasın reddi yetkisini içeren özel yetkinin yer alması zorunludur.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu