TMK 605 Kapsamında Mirasın Hükmen Reddi ve Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
TMK 605 Kapsamında Mirasın Hükmen Reddi ve Şartları

Mirasın Hükmen Reddi Kavramı ve Yasal Çerçeve

Türk Medeni Kanunu'nun 605. maddesinin birinci fıkrasına göre, yasal ve atanmış mirasçılar kendilerine intikal eden mirası reddetme hakkına sahiptir. Mirasın hükmen reddi ise aynı maddenin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Anılan hüküm gereğince, mirasbırakanın ölüm tarihi itibarıyla ödemeden aczi açıkça belli ise veya bu durum resmen tespit edilmişse miras kanunen reddedilmiş sayılır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 605Kaynağı aç
Madde 605-Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler. Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır. 2. Süre a. Genel olarak

Mirasbırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczinin açıkça belli olması veya resmen tespit edilmiş bulunması halinde miras kanunen reddedilmiş sayılır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 2022/4844 Esas ve 2022/7642 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, Türk Medeni Kanunu'nun 605/2. maddesine dayanılarak ileri sürülen taleplerde mirasçıların iyi niyetli ya da kötü niyetli olup olmadıklarının bir önemi bulunmamaktadır.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/4844, K. 2022/7642Kaynağı aç
7. Hukuk Dairesi         2022/4844 E.  ,  2022/7642 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 26.06.2014 gününde verilen dilekçe ile mirasın hükmen reddi talebi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 25.01.2022 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir. Davacılar, murisleri …'nın 14.03.2013 tarihinde vefat ettiğini, terekesinin borca batık olduğunu, murisin başkaca malvarlığının olmadığını belirterek mirasın hükmen reddine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalı … Telekominikasyon A.Ş. vekili, muris hakkında telefon faturası nedeniyle … borcun tahsili için takip yapılmış ise de; 02.07.2010 tarihinde kurum veznesine 337,90 TL muris tarafından ödeme yapılarak dosyanın kapatıldığını, müvekkili yönünden davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Bir kısım davalılar vekillleri, davalılara ait alacağın murisin vefatından önce kesinleştiğini, mirasçıların kabul anlamına gelen davranışlarda bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. Mahkemece, "davanın kabulüne, muris …'nın terekesinin davacılar tarafından hükmen reddedildiğinin tespiti ile reddin tesciline" dair verilen kararın bir kısım davalılar vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine, karar Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 09.12.2020 tarih ve 2016/18754 Esas, 2020/8249 Karar sayılı ilamı ile "Mahkemece murisin taşınmaz kaydı olup olmadığı ilgili Tapu Müdürlüklerinden sorulmuş ise de; ölüm tarihi itibariyle bu araştırma yapılmamış, ayrıca ölüm tarihi itibariyle murise ait taşınır kaydı bulunup bulunmadığı araştırılmamıştır. Öte yandan hükmün gerekçe bölümünde murisin şirket hissedarı olması nedeniyle Gelir İdaresi Başkanlığına vergi borcu olduğu belirtilmiş; murise ait alacağın bulunup bulunmadığının tespiti açısından murisin şirket ortağı olup olmadığı ve ölüm tarihi itibariyle bu ortaklıktan bir alacağının doğup doğmadığı tespit edilmemiştir. Yapılan araştırmalar sonucu terekenin aktifinin pasifini karşılayamadığı tespit edilse dahi 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 610/2. maddesine göre terekeyi sahiplenen mirasçıların mirası reddetme … bulunmadığından davacı mirasçıların mirası kabul anlamına gelen davranışlarda bulunup bulunmadıkları da araştırılmalıdır. Terekenin ve davacının durumu net olarak tespit edildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmelidir. Buna göre Ziraat Bankası'na ait cevabi yazının ekinde bulunan hesap hareketlerine göre 29.03.2013 tarihi itibariyle 17.058,94 TL hesapta alacak kaydı bulunduğu vefat sonucu hesabın kapatıldığı, 27.03.2013 tarihinde de ATM'den para çekildiği belirtilmiştir. Ancak bu işlemlerin kim tarafından yapıldığı ve akibeti saptanmamıştır. Hal böyle olunca yukarıda belirtilen hususlarda yeterli araştırma yapılmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda yerel mahkemece; "davacılar tarafından muris ile ilgili veraset ve intikal beyannamesi verildiği ve Ziraat Bankasında bulunan 4.781,52 TL paranın mirasçılar tarafından çekildiği, davacı mirasçıların mirası kabul anlamına gelen davranışlarda bulunduğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir. Dava, terekenin borca batık olduğunun tespiti hukuksal nedenine dayalı olarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 605/2. maddesi gereğince açılan mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir. Ölüm tarihinde murisin ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/2). Bu maddeye dayanan talepler süreye tabi olmayıp, mirasçıların iyiniyetli ya da kötü niyetli olmalarının bir önemi bulunmamaktadır. Murisin ödemeden aczi ölüm tarihine göre belirlenir. Ölüm tarihi itibariyle, murisin tüm malvarlığı terekenin aktifini, tüm borçları ise terekenin pasifini oluşturur. Terekenin pasifinin aktifinden fazla olması; terekenin ödemeden aczini ve dolayısıyla da terekenin borca batık olduğunu gösterir. Ancak, tereke borca batık olmasına rağmen Türk Medeni Kanununun 610/2. maddesinde açıklandığı şekilde tereke işlemlerine karışan, tereke mallarını gizleyen veya kendine maleden mirasçı, mirası reddedemez. Davacının murisinin ölümünden sonra yasal yükümlülüklerini yerine getirerek veraset ve intikal vergisi beyannamesini vermiş olması mirası kabul anlamında yorumlanamaz. Murisin ölümü nedeniyle sağlığında yaptırdığı hayat sigortasından ödenen tazminat, mirasçıların hak sahipliği sıfatından … haklarından olup terekeye dahil değildir. Somut olaya gelince; Ziraat Bankası A.Ş. … Şubesinin Bursa Yeşil Vergi Dairesine gönderdiği 02.04.2013 tarihli yazısında, murisin kullanmış olduğu tüketici kredisinin Ziraat Sigorta Şirketinden gelen 22.050,00 TL tazminat ile kapatılmış olduğu, kalan 4.781,52 TL'nin varislere ödenmek üzere emanet hesabında tutulduğu bildirilmiş olup; murisin kullandığı kredi nedeniyle sigorta tazminatından mirasçılara ödeme yapıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece öncelikle murisin sağlığında kullanmış olduğu tüketici kredisi nedeniyle tanzim edilen sigortaya ait poliçe örneği ve dayanak diğer belgelerin getirtilerek, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin Türk Medeni Kanununun 610. maddesi anlamında terekeye ait olup olmadığı yahut poliçenin teminat altına aldığı kredi borcu ödendikten sonra artan tutarın hak sahibi mirasçılara ait olup olmayacağı değerlendirilmek suretiyle hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.12.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Terekenin Borca Batıklığının Tespiti ve Araştırma Yöntemi

Mirasbırakanın ödemeden acz içinde bulunup bulunmadığı ve terekenin borca batıklığı ölüm tarihi esas alınarak belirlenir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 2022/4844 Esas ve 2022/7642 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, vefat tarihi itibarıyla murisin mevcut tüm malvarlığı terekenin aktifini, borçlarının tamamı ise terekenin pasifini oluşturur. Terekenin pasif tutarının aktif malvarlığından fazla olması, ödemeden acz halini ve terekenin borca batık olduğunu gösterir.

Mirasbırakan hakkında icra takibi neticesinde aciz vesikası düzenlenmiş olması halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aciz vesikasının bulunmadığı durumlarda ise murisin ölüm tarihindeki mevcut durumu esas alınarak bankalar, trafik tescil birimleri, vergi daireleri, belediyeler ve tapu müdürlüğü nezdinde inceleme yapılır; zabıta marifetiyle de alacak ve borçlar araştırılarak aktif ve pasif malvarlığı tereddüde yer bırakmayacak biçimde saptanır.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/6601, K. 2022/7752Kaynağı aç
7. Hukuk Dairesi         2022/6601 E.  ,  2022/7752 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon 1. Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 10.04.2019 tarihinde verilen dilekçeyle mirasın hükmen reddi talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 08.03.2022 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi bir kısım davalı vekilleri tarafından talep edilmiştir. Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf taleplerinin esastan reddine dair verilen kararın davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü. KARAR Davacı vekili, 06.12.2013 tarihinde vefat eden muris …’ın terekesinin borca batık olduğunun tespiti ile mirasın hükmen reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı … vekili cevap dilekçesinde, dava şartlarının mahkemece araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı … Mal Müdürlüğü vekili, davalı …Ş. vekili, davalı Ziraat Bankası vekili ve davalı … vekilinin istinaf talepleri Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince kesin olarak esastan reddedilmiştir. Mahkemece, Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 22.09.2022 tarih ve 2022/1182 Esas, 2022/1150 Karar sayılı ilamı neticesinde mahkeme hükmünün 22.09.2022 tarihinde kesinleştiğine dair kesinleşme şerhi düzenlenmiştir. Hükmü, davalı … Mal Müdürlüğü vekili temyiz etmiştir. 1- İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporuna göre, terekenin aktifinin 75.900 TL, pasifinin 157.300 TL olduğu anlaşılmaktadır. Dava değeri itibariyle 2022 yılı için temyiz kesinlik sınırı olan 107.090 TL’nin üzerinde bulunduğundan temyiz kanun yolu açıktır. Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince kesin olarak karar verilmesi, ilk derece mahkemesince de kesinleşme şerhi düzenlenmesi doğru görülmediğinden hükmün 22.09.2022 tarihinde kesinleştiğine dair 29.09.2022 tarihinde yazılan kesinleşme şerhinin KALDIRILMASINA, 2- Dava, TMK'nın 605/2. maddesi gereğince açılan mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir. Ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/2). Mirasçılar Türk Medeni Kanununun 610. maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir. Türk Medeni Kanununun 606. maddesinde belirtilen süre bu davada uygulanmaz. Dava alacaklılara husumet yöneltilerek görülür. Bu davada yetkili mahkeme ise alacaklıların davanın açıldığı zamandaki ikametgahı mahkemesidir. Ayrıca Türk Medeni Kanununun Velayet Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 39/2. fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması da zorunludur. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne, Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve incelemeler hüküm kurmaya yeterli değildir. Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi halde terekenin murisin ölüm tarihinde borca batık olup olmadığı, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının ölüm tarihindeki mevcut durum esas alınarak bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler, tapu müdürlüğü vb. kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı göz önünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi, mirasçının mirası kabul anlamına gelen davranışlarda bulunup bulunmadığının araştırılması gerekir. Davalı … Mal Müdürlüğü ölüm tarihi itibariyle kurumlarının muristen alacaklı olmadığını bildirdiğinden, bu davalı yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Dosya içeriğinden Çaykara Mal Müdürlüğüne ve SGK’ya olan borcun, murisin şahsi borcu değil, ortağı ve temsilcisi olduğu Karaoğlu Oto Kiralama İnş. Hafr. Ltd. Şti.’nin borcu olduğu anlaşılmaktadır. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanunun 22.7.1998 tarihli 4369 sayılı Kanunla değişik 35. maddesi hükmüne göre; limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun gereğince takibe tabi tutulurlar. Aynı Kanuna 25.5.1995 tarihli 4108 sayılı Kanunla ilave edilen Mükerrer 35. madde hükmüne göre de; tüzel kişilerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Şu halde açıklanan yasa hükümleri gereğince, murisin temsilcisi olduğu limited şirketin, şirketin malvarlığından tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan vergi borcundan temsilcisi olarak da şahsi sorumluğu söz konusudur. Murisin yasal mirasçısı olan davacılar hakkında, amme alacaklısı tarafından henüz takibe geçilmemiş olması, yasal mirasçıların borç tehdidi altında olmadıkları anlamına gelmez. Öyleyse, bu işten anlayan bilirkişi veya bilirkişiler eliyle murisin "yasal temsilcisi" olduğu limited şirketin defter, kayıt ve belgeleri üzerinde inceleme yaptırılarak şirketin aktif ve pasifinin saptanması ve murisin şirketin kamu borcundan dolayı sermaye hissesi oranında şahsen sorumlu olacağı miktarın bu suretle belirlenmesi, amme alacağının şirketin malvarlığından tamamen tahsili mümkün ise, bu halde davacıların borca batıklığın tespitini istemekte hukuki yararlarının bulunmayacağı gözetilerek isteğin reddedilmesi, değil ise murisin ölüm tarihi itibarıyla tespit edilen terekesi aktifinin borcu karşılamaya yeterli olmaması halinde isteğin kabulüne karar verilmesi gerekir. Ayrıca, mahkemece terekenin aktif ve pasifi araştırılırken ölüm tarihinin baz alınmadığı görülmektedir. O halde mahkemece yapılması gereken iş, murisin 06.12.2013 tarihi itibariyle tapuda taşınmaz kaydının, trafik sicilinde araç kaydın bankada mevcut hesabının bulunup bulunmadığının araştırılması için ilgili tapu, emniyet ve banka şubelerine yazı yazılmalıdır. Murise ait olduğu tespit edilen 113 ada 24 parsel ve 132 ada 14 parsel sayılı taşınmazlar dışında gayrimenkulünün bulunması halinde gayrimenkullerde, adına kayıtlı aracın bulunması halinde araç için keşif yapılarak konusunda uzman bilirkişiler aracılığıyla ölüm tarihindeki değerleri tespit edilmelidir. SGK ve Vergi Dairesi Başkanlığına olan borçların ölüm tarihi itibariyle miktarı ve niteliği belirlenmeli, yukarıda açıklanan ilkeler ışığında murisin sorumlu olduğu miktar yönünden konusunda uzman bilirkişilerden rapor alınmalıdır. TMK’nın 610/2. maddesine göre, terekeyi sahiplenen mirasçıların mirası reddetme … bulunmadığından davacı mirasçının mirası kabul anlamına gelen davranışlarda bulunup bulunmadıkları da araştırılmalıdır. İlk derece mahkemesince, belirtilen hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi, Bölge Adliye Mahkemesince de davalı vekillerinin istinaf talepierinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeplerle hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle hükmün 22.09.2022 tarihinde kesinleştiğine dair 29.09.2022 tarihinde yazılan kesinleşme şerhinin KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı … Mal Müdürlüğü vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile HMK'nın 373/1. maddesi gereğince temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, karardan bir örneğin Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine, dosyanın İLK DERECE MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 14.12.2022 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.

Mirasbırakanın bir limited şirketteki konumu dolayısıyla kamu borcu söz konusu olduğunda, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 2022/6601 Esas ve 2022/7752 Karar sayılı ilamı doğrultusunda amme alacağının şirket malvarlığından tamamen tahsil edilip edilemeyeceği araştırılır. Kamu borcunun şirketin kendi malvarlığından bütünüyle tahsil kabiliyeti bulunmaktaysa, mirasçıların borca batıklığın tespitini talep etmelerinde hukuki yararlarının bulunmayabileceği değerlendirilir.

Talep Süresi ve Ret Hakkının Kaybedilmesi

Türk Medeni Kanunu'nun 606. maddesinde yer alan süre, hükmen ret taleplerinde uygulanmaz. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 2022/6601 Esas ve 2022/7752 Karar sayılı ilamına göre, mirasçılar mirası zımnen kabul etmiş duruma düşmedikçe ve Türk Medeni Kanunu'nun 610. maddesindeki engeller bulunmadıkça murisin ödemeden aczinin tespitini her zaman isteyebilirler.

Mirasçıların kanuni ret haklarını yitirmeleri Türk Medeni Kanunu'nun 610. maddesinin ikinci fıkrasında sınırlanmıştır. Ret süresi dolmadan önce mirasçı sıfatıyla terekedeki iş ve işlemlere karışan, olağan yönetim faaliyetlerinin ötesine geçerek mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi sınırını aşan işlemler gerçekleştiren, tereke mallarını gizleyen veya kendi zimmetine geçiren mirasçılar mirası reddetme hakkını kaybederler.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 610Kaynağı aç
Madde 610- Yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur. Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçı, mirası reddedemez. Zamanaşımı veya hak düşümü sürelerinin dolmasına engel olmak için dava açılması ve cebrî icra takibi yapılması, ret hakkını ortadan kaldırmaz. III. Mirasçılardan biri tarafından ret

Mirasbırakanın vefatının sonrasında mirasçılar tarafından veraset ve intikal vergisi beyannamesi verilmiş olması mirası kabul ettikleri anlamına gelmez. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 2022/4844 Esas ve 2022/7642 Karar sayılı kararında, kanuni yükümlülüklerin ifası mahiyetindeki vergi beyannamesinin mirası zımnen kabul iradesi şeklinde yorumlanamayacağı vurgulanmıştır.

Yargılama Usulü, Yetkili Mahkeme ve Husumet

Türk Medeni Kanunu'nun 609. maddesinin birinci fıkrası uyarınca mirasın gerçek reddi sulh hukuk mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır. Terekenin borca batık olduğunun ve mirasın hükmen reddedildiğinin tespitinde ise görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Mirasın hükmen reddi davası murisin alacaklılarına husumet yöneltilerek açılır ve yetkili mahkeme alacaklıların davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 2022/6601 Esas ve 2022/7752 Karar sayılı ilamı doğrultusunda, murisin ölüm tarihi itibarıyla muristen alacaklı olmadığını bildiren davalı kamu idaresi yönünden, pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekir.

Mirasın hükmen reddine ilişkin davanın bir vekil vasıtasıyla açılması ve yürütülmesi halinde, Türk Medeni Kanununun Velayet Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 39/2. fıkrası uyarınca vekaletnamede mirasın reddi yetkisini içeren özel bir kaydın bulunması zorunludur.

Mirasın hükmen reddi davası açmak için bir süre sınırı var mıdır?

Mirasın hükmen reddi taleplerinde Türk Medeni Kanunu'nun 606. maddesinde düzenlenen ret süresi uygulanmaz; mirasçılar terekeyi zımnen kabul etmiş sayılmadıkları müddetçe murisin aczinin tespitini her zaman talep edebilirler.

Mirasbırakan adına aciz vesikası bulunması durumunda ne olur?

İcra takibi neticesinde mirasbırakan hakkında aciz vesikası düzenlenmiş olması durumunda terekenin borca batık olduğu kabul edilir.

Veraset ve intikal vergisi beyannamesi verilmesi ret hakkını engeller mi?

Mirasbırakanın ölümünden sonra kanuni bir yükümlülük gereği veraset ve intikal vergisi beyannamesi verilmiş olması mirası kabul anlamına gelmez ve hükmen ret talebine engel teşkil etmez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu