Kısmi davada alınan bilirkişi raporları, kural olarak sonradan açılan ek dava yönünden kesin delil teşkil etmez ve takdiri delil niteliğindedir. Ancak kısmi davada hükme dayanak yapılan rapor taraflarca bütünüyle inceleme ve itiraz konusu yapılarak tüm yargısal denetim yollarından geçmiş, toplam alacak miktarını ortaya koyacak biçimde kesinleşmiş ve taraflar açısından usuli kazanılmış hak doğmuşsa, ek davada kesin delil olarak değerlendirilir.
Kısmi Dava ve Ek Dava İlişkisi
Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda alacağın sadece bir bölümünün dava edilmesi kısmi dava teşkil eder. Açıkça belirtilmedikçe bu yolun seçilmesi, alacağın saklı tutulan geri kalan kısmından feragat edildiği sonucunu doğurmaz. Kısmi davada saklı tutulan alacak bölümü için dava sonuçlanmadan önce veya karar verildikten sonra ayrı bir ek dava açılması mümkündür.
Kısmi dava derdest iken aynı alacağın kalan bölümü için ek dava açıldığında, davalı taraf süresinde birleştirme talebinde bulunmamışsa davalar birleştirilemez. Bu durumda ek davaya bakan mahkemenin kısmi davanın sonuçlanmasını bekletici sorun yapması gerekir. Kısmi dava tamamen veya kısmen reddedildiğinde bu ret kararı ek dava yönünden kesin hüküm oluşturur; davanın tamamen kabul edilmesi halinde ise kararın tespite ilişkin bölümü ek dava için kesin hüküm teşkil eder.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2021/429, K. 2022/1650Kaynağı aç
Kısmi Davadaki Kesinleşmiş Hükmün Ek Davaya Etkisi
Her dava kural olarak tespit ve eda bölümlerinden meydana gelir. Kısmi davanın tamamen kabul edilmesi veya tamamen ya da kısmen reddedilmesi halinde taraflar arasındaki borç ilişkisinin varlığı yahut yokluğu zorunlu olarak borç ilişkisinin tümünü kapsayacak şekilde belirlenir. Bu çerçevede kesinleşen kararın tespite ilişkin bölümü, saklı tutulan kısım için yürütülen ek dava yönünden bağlayıcı kesin hüküm oluşturur.
Yargısal Denetimden Geçen Raporun Ek Davada Esas Alınması
İlk davada alınan ve kesinleşen hükmün dayanağını oluşturan bilirkişi raporunun ek dava bakımından bağlayıcılığı, somut yargılamadaki denetim koşullarına bağlıdır. Nitekim ilk davada hükme esas kılınan ve yargısal denetimlerden geçerek kesinleşen bilirkişi raporunun bulunduğu bir uyuşmazlıkta, saklı tutulan bedel için açılan ek davada yeniden bilirkişi incelemesi yapılmaksızın bu raporun hükme esas alınması Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 2024/8336 Esas ve 2025/633 Karar sayılı ilamında yerinde görülmüştür.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/8336, K. 2025/633Kaynağı aç
Direnme Kararlarının Temyiz İncelemesinde Usul
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesindeki duruşma düzenlemesi direnme kararlarının temyizini kapsamaz. Direnme usulünü düzenleyen 6100 sayılı Kanun'un 373. maddesinde de duruşmaya yer verilmediğinden, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu önündeki temyiz denetiminde direnme kararları yönünden duruşma yapılması mümkün değildir. Aynı Kanun'un 373. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca alt derece mahkemelerinin Hukuk Genel Kurulunun verdiği karara uyması zorunludur.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 373Kaynağı aç
Kısmi davada alınan bilirkişi raporu ek davada kesin delil midir?
Bilirkişi raporları kural olarak takdiri delil olup kesin delil oluşturmaz; ancak rapor kısmi davada tümüyle itiraz ve inceleme konusu yapılarak yargısal denetimlerden geçmiş, alacak miktarını belirleyecek biçimde kesinleşmiş ve usuli kazanılmış hak doğurmuşsa ek davada kesin delil niteliği taşır.
Kısmi dava derdest iken açılan ek davada mahkeme ne yapmalıdır?
Davalı süresinde birleştirme talebinde bulunmamışsa davalar birleştirilemez ve ek davaya bakan mahkeme kısmi davanın neticelenmesini bekletici sorun yapar.
Kısmi davanın sonuçlanması ek davayı nasıl etkiler?
Kısmi dava tamamen veya kısmen reddedilirse bu karar ek dava için kesin hüküm oluşturur; kısmi davanın tamamen kabulü durumunda ise kararın tespite ilişkin bölümü ek dava bakımından kesin hüküm teşkil eder.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

