Anayasa m. 35 kapsamında, mülkiyet hakkından yoksun bırakma sonucunu doğuran müdahalelerde kamu yararı ile malikin bireysel yararı arasındaki adil dengenin malike tazminat ödenmesi suretiyle kurulması öngörülmektedir. Kamulaştırmasız el atma sebebiyle açılan kısmi davada kesin delil niteliği kazanan olguların ek davada gözetilmemesi durumunda, mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde değerlendirmeler yapılabilmektedir.
Kısmi Dava ve Delil Türlerinin Hukuki Niteliği
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 109 uyarınca talep konusunun bölünebilir olduğu alacaklarda hakkın yalnız bir kesiminin dava konusu yapılması mümkündür. Davacının dava dilekçesinde talebini açıkça kısmi dava olarak adlandırması zorunlu olmayıp, alacağın sadece bir kısmının dava edildiğinin anlaşılması yeterlidir. Usul hukukunda hâkimi bağlama gücü bakımından deliller farklı kategorilere ayrılır; senet, yemin ve kesin hüküm hâkimi bağlayan kesin delil niteliğindedir. Buna karşılık tanık, bilirkişi incelemesi ve keşif hâkimin serbestçe değerlendirebileceği takdiri deliller grubunda yer alır.
İstinaf İncelemesi ve Belirlilik İlkesi
Bölge Adliye Mahkemesi değerlendirmesinde, kısmi davanın tespite ilişkin bölümünün ek dava bakımından kesin hüküm oluşturduğu, buna karşılık ilk davada alınan bilirkişi raporunun ek davada hâkimi bağlayan kesin delil niteliği taşımadığı kabul edilmiştir. Bu yaklaşımda bilirkişi raporlarının kural olarak takdiri delil olduğu, somut olayın özelliklerine göre kesin delil niteliği kazanabileceği, ancak raporda hesap ve değerlendirme hatası bulunduğu ve raporun tümüyle itiraz konusu yapılmadığı belirtilmiştir. Buna karşın, davalı idarenin daha önce ileri sürmediği itirazlar üzerinden kesinleşen raporun sonradan tartışmaya açılarak davanın reddedilmesinin, idarenin kendi kusurundan yararlanmasına yol açacağı ve hukuki belirlilik ile öngörülebilirlik güvencelerini zedeleyeceği değerlendirilmektedir.
Karşı Oy Gerekçesindeki Hukuki Yaklaşım
Yargısal değerlendirmede yer alan karşı oy gerekçesinde, çoğunluk kararında önceki bilirkişi raporundaki tespitin kabul edilmemesi sebebiyle ihlal sonucuna varıldığı, buna karşılık ek davada belirlenen tutarın taşınmazın gerçek değerini yansıtıp yansıtmadığı yönünde bir inceleme yapılmadığı ileri sürülmüştür. Bu yaklaşımın, taşınmazın kendisini değil, ilk davada bilirkişi tarafından hesaplanan tutarı mülk haline getirdiği savunulmuştur.
Bireysel Başvuru Yolu ve Giderim Şekli
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için iç hukuktaki olağan kanun yollarının önceden tüketilmiş olması gerekmektedir; bu gereklilik bireysel başvuru yolunun olağanüstü bir kanun yolu olmasından ileri gelir. Mahkeme kararından kaynaklandığı tespit edilen mülkiyet hakkı ihlallerine ilişkin incelemelerde, yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı kabul edilerek tazminat talebinin reddi yoluna gidilebilmektedir.
Kısmi davada alınan bilirkişi raporu ek davada kesin delil sayılır mı?
Bilirkişi raporları kural olarak hâkimi bağlamayan takdiri deliller arasında yer alır. Somut olayın özelliklerine göre bir raporun kesin delil niteliği kazanabileceği yönünde değerlendirmeler bulunsa da her bilirkişi raporu kendiliğinden ek davayı bağlayan kesin delil oluşturmaz; ancak ilk davada kesinleşerek bu niteliği kazanan tespitlerin dikkate alınmaması hak ihlali tartışması doğurabilir.
Mahkeme kararından kaynaklanan mülkiyet hakkı ihlalinde tazminat ödenir mi?
İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı somut başvuruda, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemeye gönderilmesinin yeterli bir giderim sağlayacağı değerlendirilerek ek tazminat talebi reddedilmiştir.
Davanın kısmi dava olduğu dilekçede açıkça belirtilmeli midir?
Talep konusunun bölünebilir olduğu hallerde alacağın sadece bir kesiminin istendiğinin anlaşılması yeterli olup dava dilekçesinde açıkça kısmi dava nitelemesinin yapılması şart değildir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

