HMK Madde 302: İlamın Alınması, Kesinleşme Kaydı ve Harçlar

by Avukat Erdal Ersoy
HMK Madde 302: İlamın Alınması, Kesinleşme Kaydı ve Harçlar

İlamın Alınması ve Harç Koşulu

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 302. maddesi, tarafların ilamı her zaman alabileceklerini açıkça düzenler; harcın ödenmiş olup olmaması bu hakkı etkilemez. Yargılama sonunda aleyhine karar verilen ya da kısmen haklı çıkan taraf, kendisine yüklenen kısmı henüz ödememiş olsa bile mahkemeden ilamını talep edebilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 302Kaynağı aç
MADDE 302- (1) Taraflar, harcının ödenmiş olup olmamasına bakılmaksızın ilamı her zaman alabilirler. (2) Bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olması, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmez. (3) 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu dâhil, diğer kanunların bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz. (4) Hükmün kesinleştiği, ilamın altına veya arkasına yazılıp, tarih ve mahkeme mührü konmak ve başkan veya hâkim tarafından imzalanmak suretiyle belirtilir. (5) (Ek: 20/7/2017-7035/27 md.) Kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimler de ilk derece mahkemesince yapılır. Kesin hüküm

Maddenin gerekçesi bu düzenlemenin arka planını ortaya koymaktadır: İlamı almak isteyen taraf, hüküm sonucunda kendisine yüklenmiş olan harcı ödemek durumundadır; ancak kendisine yüklenmemiş olan kısmı ödemeye zorlanması hakkaniyete aykırı görülmüş ve bu nedenle ilama erişim harcın tam olarak ödenmesi koşuluna bağlanmamıştır. Bu açıklama, bağlayıcı norm metni niteliği taşımayan bir yorum belgesidir.

Ödenmemiş Harcın Hukuki Süreçlere Etkisi

HMK m. 302/2 hükmü gereğince bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olması; hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmez. Bu düzenleme karşısında alacaklı, karar doğrultusunda icra takibi başlatabilir veya kanun yoluna gidebilir.

Karar ve ilam harcının süresinde ödenmemesi ilamın kullanımını engellemese de harcın kanuni yoldan tahsili her zaman mümkündür. Bu sonuç HMK m. 302'nin gerekçesinde de ifade edilmektedir; söz konusu açıklama bağlayıcı norm metni niteliği taşımamakla birlikte maddenin amacını aydınlatmaktadır.

Harçlar Kanunu ile Çatışma ve Öncelik Kuralı

HMK m. 302/3, 492 sayılı Harçlar Kanunu dahil diğer kanunların bu maddeye aykırı hükümlerinin uygulanmayacağını hükme bağlar. Bu fıkra açık bir norm çatışması çözüm kuralıdır: Harçlar Kanunu'nda ilamın alınmasını ya da hukuki süreçlerin işletilmesini harcın ödenmesi koşuluna bağlayan bir hüküm varsa, HMK m. 302 o hükmün önüne geçer.

Kesinleşme Kaydının Yapılması

Bir hükmün kesinleştiği, ilamın altına veya arkasına yazılıp tarih ve mahkeme mührü konmak ve başkan ya da hâkim tarafından imzalanmak suretiyle belirtilir. Bu işlem HMK m. 302/4'te düzenlenmiştir.

Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E. 2016/11756, K. 2017/4790Kaynağı aç
19. Ceza Dairesi         2016/11756 E.  ,  2017/4790 K. "İçtihat Metni" Mahkeme kararını yasal süresi içinde bildirmemek eyleminden dolayı … hakkında, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 68/1-a maddesi uyarınca 41,00 Türk lirası idarî para cezası uygulanmasına dair Burhaniye Nüfus Müdürlüğünce düzenlenen 10/11/2015 tarihli ve 1216/2015/999 sayılı idari yaptırım kararına yönelik başvurunun reddine ilişkin Burhaniye Sulh Ceza Hâkimliğinin 30/12/2015 tarihli ve 2015/1959 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 11/06/2016 gün ve 3606 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29/06/2016 gün ve KYB-2016-262157 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu. Anılan ihbarnamede; İdari yaptırım kararına konu Burhaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17/02/2015 tarihli ve 2014/396 esas, 2015/60 sayılı kararının 24/08/2015 tarihinde kesinleştiği, kesinleşme şerhinin ise 18/09/2015 tarihinde hâkim tarafından onaylanması üzerine 10 günlük kanuni süresi içinde 18/09/2015 tarihinde Burhaniye Nüfus Müdürlüğüne gönderildiğinin anlaşılması karşısında, başvurunun kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla; Gereği görüşülüp düşünüldü; 6100 sayılı HMK' nın 302/4. maddesinde '' Hükmün kesinleştiği, ilamın altına veya arkasına yazılıp, tarih ve mahkeme mührü konmak ve başkan veya hâkim tarafından imzalanmak suretiyle belirtilir'' hükmünün yer aldığı, Burhaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17/02/2015 tarihli ve 2014/396 esas, 2015/60 sayılı ilamının temyiz süreleri dikkate alınarak belirlenen kesinleşme tarihi 24/08/2015 ise de Hakim imzası ile bu hususun tespit edildiği kesinleştirme tarihinin 18/09/2015 olduğu, Yazı İşleri Müdürlü olan kabahatli tarafından da aynı gün Nüfus Müdürlüğü'ne müzekkere ile kararın gönderildiği anlaşılmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden Burhaniye Sulh Ceza Hâkimliğinin 30/12/2015 tarihli ve 2015/1959 değişik iş sayılı kararının CMK'nın 309/4-d. maddesi uyarınca BOZULMASINA, kabahatli …'e verilen idari para cezasının kaldırılmasına, 22/05/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kesinleşme şerhinin hâkim tarafından imzalandığı tarih ile temyiz süreleri esas alınarak belirlenen fiilî kesinleşme tarihi aynı güne denk gelmeyebilir. Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin E. 2016/11756, K. 2017/4790 sayılı kararında bu durum somut olarak ele alınmış; şerhin hâkim imzasıyla onaylandığı tarih, önceki fiilî kesinleşme tarihinden farklı bir güne denk gelmektedir. Kararda bildirim yükümlülüğünün şerhin hâkim tarafından onaylandığı tarihten itibaren başladığı sonucuna varılmıştır. Bu karar, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu kapsamındaki bildirim yükümlülüğüne ilişkin bir davada verilmiştir.

Kanun Yollarından Geçen Kararların Kesinleşme Kaydı ve Bildirim

7035 sayılı Kanun'un 27. maddesiyle eklenen HMK m. 302/5 hükmüne göre, kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile bu kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimler ilk derece mahkemesince yapılır.

Dosyanın Üst Mahkemeye Gönderilme Usulü

HMK m. 302/4 ve Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 203. maddesi uyarınca dava dosyasının tarih ve işlem sırasına göre düzenlenip dizi listesine bağlandıktan sonra gönderilmesi gerekmektedir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi bu usul şartını E. 2017/8004, K. 2017/6428 ve E. 2016/361, K. 2017/6122 sayılı kararlarında hükme bağlamış; bu gerekliliği karşılamayan dosyaları yerel mahkemeye iade etmiştir.

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2017/8004, K. 2017/6428Kaynağı aç
20. Hukuk Dairesi         2017/8004 E.  ,  2017/6428 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki davada … Kadastro ve … Asliye Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Temyiz incelemesi yapılabilmesi için; … Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.05.2017 gün ve 2014/289 2017/194 sayılı kararın taraflara tebliğ edilip kesinleşme şerhi verilmeden gönderildiği anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK’nın 22/2. maddesinde "İki mahkemenin aynı dava hakkında göreve veya yetkiye ilişkin olarak verdikleri kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği takdirde, görevli veya yetkili mahkeme, ilgisine göre bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca belirlenir." hükmüne yer verilmiştir. Yargı yeri belirlenebilmesi için, her iki kararın da temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olması gerektiğinden öncelikle, anılan yetkisizlik kararının mahkemesince taraflara tebliği sağlanmalı, temyiz edilmesi halinde dosyanın Yargıtay ilgili hukuk dairesine, temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde kesinleşme şerhi verildikten sonra yargı yeri belirlenmesi için Daireye gönderilmesi, Ayrıca, dava dosyasının, 6100 sayılı Kanunun 302/4. maddesi ve Bölge Adliye ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdarî ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca tarih ve işlem sırasına göre düzenlenip, dizi listesine bağlandıktan sonra gönderilmesi gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda değinilen eksikliklerin giderilmesi için dosyanın yerel mahkemeye gönderilmesine 14/07/2017 günü oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2016/361, K. 2017/6122Kaynağı aç
20. Hukuk Dairesi         2016/361 E.  ,  2017/6122 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi Taraflar arasındaki davadan dolayı yerel mahkemece verilen hüküm davacılar vekili ve davalı … tarafından temyiz edilmekle, dosya incelendi gereği düşünüldü: K A R A R Temyiz incelemesi yapılabilmesi için; Çekişmeli taşınmazın bulunduğu alanı kapsayan en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile 1985-1990 yıllarına ait hava fotoğrafları bulunduğu yerlerden getirtildikten sonra; dava dosyasının hükme esas alınan raporları düzenleyen fen ve … bilirkişilerine tevdi ile memleket hariası ve hava fotoğrafları ölçekleri kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ve hava fotoğrafları ölçeğine bilgisayar ortamında (… veya benzeri programlar kullanılarak) çevrildikten sonra, bu haritalar komşu ve yakın komşu parselleri de gösterecek şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın fen bilirkişi raporunda gödterilen her bir bölümünün niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf dınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranının ayrı ayrı açıklandığı müşterek imzalı, açıklamalı ve krokili ek rapor alınarak, bu dosya içine konulması, Ayrıca, dava dosyasının, 6100 sayılı Kanunun 302/4. ve Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddeleri uyarınca tarih ve işlem sırasına göre düzenlenip, dizi listesine bağlandıktan sonra gönderilmesi gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda değinilen eksikliklerin giderilmesi için dosyanın YEREL MAHKEMEYE GÖNDERİLMESİNE 03/07/2017 günü oy birliğiyle karar verildi.

Kanun Yolu ve Süresinin Hükümde Gösterilmesi

HMK m. 297/1-ç gereğince hüküm kısmında varsa kanun yolu ve süresi belirtilmelidir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 297Kaynağı aç
MADDE 297- (1) Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar: a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini. b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini. c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri. ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini. d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını. e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi. (2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Hükmün yazılması

Kesinleşmiş İlamın Sonuçları: Boşanma Davası Bağlamında

Kesin hüküm etkisinin başlaması için ilamın usulen kesinleşmiş olması yasal olarak zorunludur; şekli kesinlik, maddi anlamda kesin hüküm vasfının ön koşulunu oluşturur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin E. 2014/12495, K. 2014/13569 sayılı kararında bu ilke boşanma ilamları bağlamında somutlaştırılmıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/12495, K. 2014/13569Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2014/12495 E.  ,  2014/13569 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ :19.03.2014 (Ek Karar) NUMARASI :Esas no:1991/476 Karar no:1991/488 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Boşanma davasının davalısı K.. G.. vekili, Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesine 28.10.2013 tarihinde verdiği dilekçe ile, müvekkili ile eşinin aynı mahkemece 30.07.1991 tarihinde boşanmalarına karar verildiğini, bu kararın 20.09.1991 tarihinde kesinleştiğini belirterek, boşanma kararının ilgili nüfus müdürlüğüne bildirilmesini talep etmiş, mahkemece, "ilamın infazının zamanaşımına uğradığı" gerekçesiyle istek reddedilmiş, kararı talepte bulunan (davalı) temyiz etmiştir. Öncelikle, davanın taraflarından birinin başvurusu üzerine, hükmün kesinleşip kesinleşmediğinin tespitiyle ilgili olarak mahkemece verilen karara veya bu yönde yapılan işleme karşı temyiz yoluna başvurulmasının mümkün olup olmadığı, ön sorun olarak incelenmiştir. Bir hükmün, şeklen kesinleşip kesinleşmediğini, eş deyişle şekli kesinlik kazanıp kazanmadığını tespit etme, maddi anlamda “kesin hüküm” vasfını kazanıp kazanmadığının ve o ilamın kesin hüküm etkisine haiz olup olmadığının ön koşuludur (HMK. m. 303/1) Başka bir ifade ile, "kesin hüküm" etkisinin başlaması için ilamın usulen kesinleşmiş olması yasal olarak zorunludur. Bu hususu tespit etme, mahkemenin yargılama faaliyetinin bir parçasıdır ve bu faaliyetinin kapsamındadır. Hakim bu tespiti yapmakla, görülmekte olan davanın nihayete erdiğini belirlemiş olmaktadır. Kesinleşmiş bir karara, “kesinleşme şerhinin” kim tarafından ve nasıl verileceği ise, hukuki veya fiili bir engel bulunmadıkça kararı veren mahkemece yapılması gereken bir usul işlemidir. (HUMK. m. 443/5, 6100 s. HMK. m. 302/4) Bu bakımdan ilamın kesinleşip kesinleşmediğinin tespiti ile kesinleşme şerhinin verilmesine ilişkin usul işlemini, mahkemelerin “idari işlemi” kabul etmek mümkün değildir. Kesinleşme şerhinin verilmesine ilişkin usul işleminin, hata halinde her zaman geri alınması mümkün olduğundan temyize tabi olmadığı kabul edilebilir ise de, görülmekte olan davanın nihayete erdiğinin ve ilamın kesin hüküm etkisinin başladığının tespitiyle ilgili işlemin yargısal denetimin dışında olduğu kabul edilemez. Bu bakımdan, kararın temyizinin mümkün olduğu sonucuna varılmıştır. Mahkeme, "boşanma dosyasının imha edildiğini" belirtmiştir. Bu husus Ankara Cumhuriyet Savcılığının dosyaya gönderilen 11.11.2013 tarihli yazısından da anlaşılmaktadır. Dosyaya alınan aynı mahkemenin 1991/476 – 488 sayılı kararına göre, tarafların 30.07.1991 tarihinde boşanmalarına karar verildiği görülmektedir. Dava dosyası imha edildiği için bu kararın taraflara tebliğ edilip edilmediğini dosyaya bakarak tespit etmek mümkün olmamıştır. Ancak temyiz dilekçesi ekinde sunulan, o yıla ait esas defterindeki kayıtta, "tebliğ tarihinin 04.09.1991, kesinleşme tarihinin 20.09.1991 olduğuna" ilişkin bilgi notu yer almaktadır. Bu notun altında nüfusa yazıldığına ilişkin bir açıklama da bulunmaktadır. Boşanma kararı kesinleşmiş ise, üzerinden ne kadar zaman geçmiş olursa olsun, kesinleşmiş bu ilam, yargılamanın yenilenmesi kanun yolu kullanılmak suretiyle ortadan kaldırılmadıkça, hüküm ve sonuçlarını doğurmakta devam eder ve geçerlidir. Başka bir ifade ile kesin hüküm halini almış bir boşanma ilamı için zamanaşımı söz konusu olamaz. Nüfusa tescil, kurucu değil bildirici etkiye sahiptir. Hüküm tarihi ile ilamın taraflarına tebliği arasında on yıl veya daha fazla zaman geçtiği iddia edilmiş ve Yargıtay temyiz incelemesi sırasında bu hususu tespit etmiş ise, ileri sürülmüş olması koşuluyla Yargıtay, hükmün esasını inceleyemez ve esasla ilgili bir bozma tesis edemez. Böyle bir durumda, diğer taraf zamanaşımını kesen veya durduran bir sebep ileri sürmüş ise bunların mahalli mahkemece araştırılması için kararı bozar. (11.04.1940 tarihli 1939/5 esas, 1940/70 sayılı içt.bir.kararı) Ancak, bu ilke icrası gereken ilamlar için geçerlidir. Kesinleşen bir boşanma hükmünün icraya konulmasına gerek yoktur. Çünkü boşanma hükmü, inşai niteliktedir ve inşai hükümlerde hukuki durumdaki değişiklik, hükmün kesinleşmesiyle meydana gelir. Başka bir ifade ile eşler, boşanma kararı kesinleştiğinde boşanmış olurlar. Bunun için kararın nüfusa tescil edilmiş olması gerekli değildir. Mahkeme, davalının talebini "ilamın zamanaşımına uğradığı" gerekçesiyle reddetmekle, hüküm tarihinden itibaren on yıl geçtiğini, bu süre içinde ilamın tebliğe çıkarılmadığını ifade etmiş olmaktadır. Oysa esas defterindeki bilgi notunda ilamın taraflara tebliğ edildiği ve kesinleştiği, nüfusa da yazıldığı belirtilmiştir. Öyleyse esas defterindeki bilgiler ışığında, boşanma ilamının nüfusa gönderilip gönderilmediği ilgili nüfus müdürlüğünden sorulup tespit edilmeli, gönderilmiş ve buna ilişkin yazı nüfus müdürlüğüne ulaşmış ise, kişilerin medeni durumundaki değişikliğe ilişkin bu ilamın, hangi sebeple nüfusa tescil edilmediği açıklattırılmalı, ilam kesinleşmiş ise, kesinleştiği tarihin tespiti ile yetinilmeli, kesinleşmemiş ise, ilamın taraflara tebliğ edilmediği kabul edilip, davalının talebinin reddine karar verilmelidir. Bu husus araştırılmadan yazılı gerekçe ile isteğin reddi doğru bulunmamıştır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.16.06.2014(Pzt.) KARŞI OY YAZISI Sayın çoğunluğun "boşanma davasının davalısı K.. G.. vekili Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesine 28.10.2013 tarihinde verdiği dilekçe ile müvekkili ile eşinin aynı mahkemece 30.7.1991 tarihinde boşanmalarına karar verildiğini bu kararın 20.09.1991 tarihinde kesinleştiğini belirterek boşanma kararının ilgili nüfus müdürlüğüne bildirilmesini talep etmiş mahkemece; ilamın infazının zaman aşımına uğradığı gerekçesiyle istek reddedilmiş, kararı talepte bulunan (davalı) temyiz etmiştir. Mahkeme boşanma dosyasının imha edildiğini belirtmiştir. Bu husus Ankara Cumhuriyet Savcılığının dosyaya gönderilen 11.11.2013 tarihli yazısından da anlaşılmaktadır. Dosyaya alınan aynı mahkemenin 1991/476 – 488 sayılı kararına göre tarafların 30.07.1991 tarihinde boşanmalarına karar verildiği görülmektedir. Dosyası imha edildiği için bu kararın taraflara tebliğ edilip edilmediğini tesbit etmek mümkün olmamıştır. Ancak temyiz dilekçesi ekinde sunulan o yıla ait esas defterinde tebliğ tarihinin 4.9.1991, kesinleşme tarihinin 20.9.1991 olduğuna ilişkin bilgi notu yer almaktadır. Bu notun altında nüfusa yazıldığına ilişkin bir açıklamada bulunmaktadır. Boşanma karan kesinleşmiş ise üzerinden ne kadar zaman geçmiş olursa olsun kesinleşmiş bu ilam yeni bir hükümle ortadan kaldırılmadıkça hüküm ve sonuçlarını doğurmaya devam eder ve geçerlidir. Başka bir ifade ile kesin hüküm halini almış bir boşanma ilamı için zaman aşımı söz konusu olmaz." şeklindeki görüşüne aynen iştirak etmekle birlikte, kararın kesinleştirilmesi işlemi mahkemenin yaptığı bir idari işlem olup bu konuda mahkemenin yaptığı bir hata varsa her zaman mahkemesince düzeltilebilir. Kesinleştirme işlemi mahkeme hakimi tarafından her zaman düzeltilmesi mümkün idari işlem niteliğinde olup, temyiz edilebilir nitelikte nihai bir mahkeme kararı değildir. (HUMK.427/l.md.) Bu nedenle temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Sayın çoğunluğun bozma gerekçesine bu sebeple katılamıyorum.

Boşanma hükmü inşai niteliktedir; hukuki durumdaki değişiklik hükmün kesinleşmesiyle meydana gelir. Eşler, boşanma kararı kesinleştiğinde boşanmış olurlar; bunun için kararın nüfusa tescil edilmiş olması gerekmez. Nüfusa tescil kurucu değil bildirici etkiye sahiptir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin E. 2014/12495, K. 2014/13569 sayılı kararı bu sonucu açıkça ortaya koymuştur.

Aynı kararda kesin hüküm hâlini almış bir boşanma ilamı için zamanaşımının söz konusu olamayacağı; kesinleşen boşanma hükmünün yargılamanın yenilenmesi yoluyla ortadan kaldırılmadıkça hüküm ve sonuçlarını doğurmaya devam edeceği hükme bağlanmıştır. Bu sonuçlar boşanma ilamına özgü olup diğer ilam türlerine genellenmesi ayrıca değerlendirilmeyi gerektirir.

Kesinleşme ve Kanun Yolu Sistemiyle Bağlantılı Düzenlemeler

Bir dava hakkında iki ayrı mahkemenin göreve veya yetkiye ilişkin kararlarının kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği hâllerde görevli veya yetkili mahkeme, HMK m. 22/2 uyarınca ilgisine göre bölge adliye mahkemesince veya Yargıtay'ca belirlenir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 22Kaynağı aç
MADDE 22- (1) Yetkili mahkemenin bir davaya bakmasına herhangi bir engel bulunduğu yahut iki mahkeme arasında yargı çevrelerinin sınırlarının belirlenmesinde tereddüt ortaya çıktığı takdirde, yetkili mahkemenin tayininde, ilk derece mahkemeleri için bölge adliye mahkemelerine, bölge adliye mahkemeleri için Yargıtaya başvurulur. (2) İki mahkemenin aynı dava hakkında göreve veya yetkiye ilişkin olarak verdikleri kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği takdirde, görevli veya yetkili mahkeme, ilgisine göre bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca belirlenir. İnceleme usulü ve sonucu

İstinaf aşamasında inceleme, HMK m. 355 gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı tutulur; ancak bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılığı resen gözetir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 355Kaynağı aç
MADDE 355- (1) İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir. Duruşma yapılması ve karar verilmesi[50]

Sık Sorulan Sorular

Harç ödemeden ilamı alabilir miyim?

Evet. HMK m. 302/1 uyarınca taraflar, harcın ödenmiş olup olmamasına bakılmaksızın ilamı her zaman alabilir. Harcın ödenmemiş olması bu hakkı engellememektedir.

Harç ödenmezse icra takibi başlatılabilir mi?

Evet. HMK m. 302/2 açıkça düzenlemektedir: Bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olması, hükmün takibe konmasına engel teşkil etmez. Aynı hüküm tebliğe çıkarma ve kanun yollarına başvurma için de geçerlidir.

Kesinleşme kaydı nasıl yapılır?

Kesinleşme kaydı, hükmün kesinleştiğinin ilamın altına veya arkasına yazılıp tarih ve mahkeme mührü konmak ve başkan ya da hâkim tarafından imzalanması suretiyle yapılır. Kanun yollarından geçerek kesinleşen kararlar dahil bu işlem ilk derece mahkemesince gerçekleştirilir.

Temyiz için dosya nasıl hazırlanmalıdır?

HMK m. 302/4 ve Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 203. maddesi uyarınca dava dosyasının tarih ve işlem sırasına göre düzenlenip dizi listesine bağlandıktan sonra gönderilmesi gerekmektedir.

Boşanma kararı nüfusa tescil edilmeden geçerli olur mu?

Evet. Nüfusa tescil kurucu değil bildirici etkiye sahiptir; eşler boşanma hükmünün kesinleşmesiyle birlikte boşanmış sayılır. Kararın nüfusa tescil edilmiş olması bu sonuç için zorunlu değildir. Bu kural, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin E. 2014/12495, K. 2014/13569 sayılı kararında boşanma ilamları bakımından ortaya konmuştur.

Harçlar Kanunu HMK m. 302 ile çelişirse hangisi uygulanır?

HMK m. 302/3 gereğince 492 sayılı Harçlar Kanunu dahil diğer kanunların bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.

Kesinleşme şerhi tarihi ile fiilî kesinleşme tarihi farklı olabilir mi?

Bu iki tarih aynı güne denk gelmeyebilir. Temyiz süreleri esas alınarak belirlenen fiilî kesinleşme tarihi, şerhin hâkim imzasıyla onaylandığı tarihten önce olabilir. Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin E. 2016/11756, K. 2017/4790 sayılı kararında bildirim yükümlülüğünün şerhin hâkim tarafından onaylandığı tarihten başladığı sonucuna varılmıştır; bu karar nüfus bildirimine özgü bir davada verilmiştir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu