Kısmi Dava Kavramı ve Yasal Dayanağı
Kısmi dava, alacaklının aynı hukuki ilişkiden doğan ve bölünebilir nitelikteki alacağının tamamı için tam dava açma imkânı bulunmasına rağmen, şimdilik yalnızca belirli bir kesimini mahkeme önüne taşıdığı dava türüdür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 109/1 uyarınca, talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda alacağın sadece bir kısmının dava yoluyla ileri sürülmesi mümkündür (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/1644, K. 2018/11686; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/853, K. 2020/907).
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 109Kaynağı aç
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/1644, K. 2018/11686Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1397, K. 2021/292Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/853, K. 2020/907Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2021/485, K. 2021/971Kaynağı aç
6100 sayılı Kanun'un ilk metninde yer alan ve alacak miktarının taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli olması durumunda kısmi dava açılamayacağını öngören 109. maddenin ikinci fıkrası, 6644 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmıştır. Bu yasal değişikliğin ardından, alacak belirli veya belirlenebilir nitelikte olsa dahi usul şartları ve hukuki yarar bulunması kaydıyla kısmi dava açılabilmektedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/853, K. 2020/907; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2019/2997, K. 2021/331).
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2019/2997, K. 2021/331Kaynağı aç
Kısmi dava açılması, talep konusu alacağın kalan bölümünden feragat edildiği sonucunu doğurmaz. HMK m. 109/3 hükmüne göre, dava açılırken talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hali haricinde, kısmi dava açılması alacağın geri kalan kısmından vazgeçildiği anlamına gelmemektedir. Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu döneminde de alacağın bir bölümünün dava edilip kalanının sonradan istenmesini engelleyen bir yasa hükmü bulunmadığından kısmi dava açılması mümkün kabul edilmiştir.
Kısmi Dava Açılabilmesinin Şartları ve Uygulama Alanı
Bir davanın kısmi dava olarak görülebilmesi için alacağın tamamının aynı hukuki ilişkiden doğması, talep konusunun bölünebilir nitelikte bulunması ve dava dilekçesindeki açıklamalardan şimdilik belirli bir kesimin dava edildiğinin anlaşılması gerekir. Davacının dilekçesinde açıkça kısmi dava nitelemesi yapması zorunlu olmayıp; talep sonucunda fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması ya da alacağın şimdilik belirli bir miktarının istendiğinin belirtilmesi davanın kısmi dava sayılması için yeterlidir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/1644, K. 2018/11686; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/853, K. 2020/907).
İcra takibine vaki itirazın iptali davaları da kısmi dava şeklinde açılabilir. İtiraz üzerine duran icra takibinde, alacaklının itiraza uğrayan toplam alacağın yalnızca belirli bir kesimi yönünden takibin devamını talep ederek itirazın iptali davası açmasında hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/1644, K. 2018/11686).
Bölünemez hakları konu edinen talepler ise kısmi davaya konu yapılamaz. Bölünemez hakların yanı sıra manevi tazminat davaları, tapu iptali davaları ve idari işlemin iptali talepleri kısmi dava biçiminde açılamayacak dava türleri arasında yer almaktadır.
Kısmi Dava ile Belirsiz Alacak Davası Arasındaki Nitelendirme ve Usul Farkları
Dava dilekçesinde alacağın belirli bir kesiminin istendiği anlaşılmakla birlikte davanın kısmi dava mı yoksa belirsiz alacak davası mı olduğu konusunda tereddüt bulunuyorsa, hâkim HMK m. 26 ve HMK m. 119/2 uyarınca davacı tarafa bir haftalık kesin süre vererek dava türünü açıklamasını ister (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/853, K. 2020/907).
Dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olduğu belirtilmiş olsa dahi, bu dava türünün kanuni koşulları bulunmuyor fakat kısmi dava açılması mümkün görünüyorsa, dava hukuki yarar yokluğundan reddedilmez. Mahkeme doğrudan bir ara kararıyla davayı kısmi dava olarak nitelendirmeli ve talep sonucunun esasına girerek karar vermelidir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/853, K. 2020/907; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2021/485, K. 2021/971).
Dava dilekçesinde davanın açıkça belirsiz alacak davası türünde açıldığı belirtilmemişse dava kısmi dava sayılır. Kısmi davada talep miktarını artırmak üzere yalnızca bir kez ıslah hakkı kullanılabilir; ikinci bir ıslah dilekçesi verilemez ve belirsiz alacak davasına özgü olan talep artırım dilekçesi usulü uygulanamaz (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2019/2997, K. 2021/331). Ayrıca kısmi alacak davası duruşmada sözlü beyanda bulunularak veya tamamen ıslah yoluyla belirsiz alacak davasına dönüştürülemez.
Kısmi dava açılması, zamanaşımını alacağın tamamı bakımından kesmez; zamanaşımı yalnızca ilk davaya konu edilen miktar yönünden kesilirken, dava dışı bırakılan bakiye kısım yönünden işlemeye devam eder. Faiz başlangıcı bakımından da ayrım bulunmakta olup, ilk talep edilen kısım için dava tarihinden, sonradan ıslah ile artırılan kısım için ise ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülür. 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren HMK m.109/4 uyarınca, kısmi davada talep aynı davada bir kez, tahkikatın sonuna kadar iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmadan artırılabilir. Bu yolla artırılan kısım için zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Sadece fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması aynı sonucu doğurmaz; ayrı ek dava ve ıslah yoluyla yapılan işlemler kendi koşullarıyla değerlendirilir.
7589 sayılı Kanun, Madde 20Kaynağı aç
Bakiye Alacağın İleri Sürülmesi: Ek Dava ve Islah Usulü
Kısmi davada fazlaya ilişkin haklarını saklı tutan davacı, saklı tuttuğu alacak bölümünü tahsil etmek için aynı dava içerisinde kısmi ıslah yoluna gidebileceği gibi dilerse ayrı bir ek dava da açabilir. Davacı bu iki yoldan birini tercih etmek hususunda seçimlik hakka sahiptir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1397, K. 2021/292).
Ek dava, kısmi dava mahkemece karara bağlanmadan önce açılabileceği gibi ilk dava karara bağlandıktan sonra da açılabilir. Davacının hukuki yararının bulunması ve önceki davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması şartıyla birden fazla ek dava açılması da olanaklıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1397, K. 2021/292).
Kısmi davanın kabulüne ilişkin mahkeme kararı, saklı tutulan alacak bölümü için sonradan açılacak ek davada kesin delil teşkil eder (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1397, K. 2021/292).
Kısmi Davada Kesin Hüküm Etkisi ve Kanun Yolu Kesinlik Sınırı
Her dava kural olarak tespit ve eda olmak üzere iki kısımdan oluşur. Kısmi davada verilen ve kesinleşen hükmün tespit bölümü, saklı tutulan bakiye kısım hakkında açılan ikinci davanın tespit kısmı bakımından kesin hüküm oluşturur ve bağlayıcıdır. Davalının borcu ödemeye mahkûm edilmesi veya davanın reddedilmesi ile birlikte taraflar arasındaki borç ilişkisinin varlığı yahut yokluğu tüm borç ilişkisini kapsayacak şekilde karara bağlanmış olur (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2020/12392, K. 2021/5648).
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2020/12392, K. 2021/5648Kaynağı aç
Kısmi davanın bütünüyle reddedilmesi halinde tüm alacak hakkında kesin hüküm doğar; davanın kısmen kabul ve kısmen retle sonuçlanması halinde her iki bölüm yönünden kesin hüküm oluşur; kısmi davanın bütünüyle kabulü halinde ise kararın tespit bölümü ek dava için kesin hüküm teşkil eder. İkinci davaya bakan mahkeme, önceki kısmi davadaki sorumluluk tespitine ilişkin kesin hükümle bağlı olup bu olguyu yeniden inceleme konusu yapamaz. Kesin hüküm kamu düzenine ilişkin bulunduğundan mahkemelerce ve kanun yolu denetiminde kendiliğinden gözetilir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2020/12392, K. 2021/5648).
Alacağın bir kısmının dava edilmesi durumunda kanun yoluna başvuruya ilişkin kesinlik sınırı, dava konusu edilen kısmi miktara göre değil alacağın tamamına göre belirlenir (HMK m. 341/3). Dolayısıyla kısmi davada hüküm altına alınan miktar kesinlik sınırının altında kalsa dahi, alacağın tamamı esas alındığında karar kesin nitelikte sayılmaz. Mahkeme hükmünde kanun yolu ve süresinin gösterilmemesi ya da kararın kesin olduğunun hatalı biçimde belirtilmesi halinde, yargı organının yanlış yönlendirmesi nedeniyle taraf hak kaybına uğratılamaz ve kanun yoluna başvuru hakkı korunur (Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2016/1089, K. 2018/27607).
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 341Kaynağı aç
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2016/1089, K. 2018/27607Kaynağı aç
Kısmi dava açıldığında kalan alacak için zamanaşımı kesilir mi?
Hayır, kısmi davada zamanaşımı yalnızca dava konusu edilen kısım için kesilir; dava dışı bırakılan bakiye alacak bölümü bakımından zamanaşımı işlemeye devam eder. 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren HMK m.109/4 uyarınca, kısmi davada talep aynı davada bir kez, tahkikatın sonuna kadar iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmadan artırılabilir. Bu yolla artırılan kısım için zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Sadece fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması aynı sonucu doğurmaz; ayrı ek dava ve ıslah yoluyla yapılan işlemler kendi koşullarıyla değerlendirilir.
Kısmi davada faiz hangi tarihten itibaren işletilir?
Kısmi davada faiz, ilk başta dava edilen kısım yönünden dava tarihinden, sonradan ıslah yoluyla artırılan kısım yönünden ise ıslah tarihinden itibaren başlatılır.
Dava dilekçesinde kısmi dava ifadesinin açıkça yer alması zorunlu mudur?
Hayır, dilekçede açıkça kısmi dava yazılması şart olmayıp; fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması ya da alacağın şimdilik belirli bir miktarının istendiğinin belirtilmesi davanın kısmi dava sayılması için yeterlidir.
Kısmi davada talep artırımı için kaç kez ıslah yapılabilir?
HMK m.109/4 uyarınca kısmi davada talep aynı davada bir defa, tahkikat sona erinceye kadar iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmadan artırılabilir. Bu yol, HMK m.176 ve devamındaki ıslah kurumundan ayrıdır; ıslahın bir defa kullanılabilmesi kuralı kısmi davada yalnızca ıslahla artırım yapılabilir anlamına gelmez. Eski HMK m.107, yalnızca 31 Temmuz 2026’dan önce açılmış davalarda uygulanmaya devam eder.
Alacak miktarı açıkça belirli ise kısmi dava açılabilir mi?
Evet, HMK m. 109/2 hükmünün 6644 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılması sonucunda, alacak belirli veya belirlenebilir olsa dahi şartları ve hukuki yarar bulunması kaydıyla kısmi dava açılması mümkündür.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

