Kira Uyarlama Davası Şartları ve Hukuki Usulü

by Avukat Erdal Ersoy
Kira Uyarlama Davası Şartları ve Hukuki Usulü

Kira Uyarlama Davasının Hukuki Niteliği ve Kapsamı

Kira uyarlama davası, sözleşmenin kurulmasından sonra tarafların iradesi dışında beliren olağanüstü koşullar nedeniyle başlangıçtaki edim dengesinin aşırı bozulması halinde kira bedelinin değişen şartlara intibak ettirilmesi talebiyle açılan davadır. Türk Borçlar Kanunu'nun aşırı ifa güçlüğünü düzenleyen 138. maddesi hükmü; konut ve çatılı işyeri kiraları dahil olmak üzere taşınır ve taşınmaz bütün kira ilişkilerinde doğrudan uygulama alanı bulur.

Sözleşmenin Yeni Koşullara Uyarlanmasının Şartları

Türk Borçlar Kanunu'nun 138. maddesi uyarınca uyarlama talebinin kabul edilebilmesi dört temel koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlıdır. İlk olarak, sözleşmenin kurulduğu sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi beklenmeyen olağanüstü bir durumun ortaya çıkması gerekir. İkinci olarak bu durumun borçludan kaynaklanmaması şarttır. Üçüncü koşul, olağanüstü gelişmenin sözleşmenin yapıldığı andaki olguları kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmiş olmasıdır. Dördüncü koşul ise borçlunun borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak yerine getirmiş bulunmasıdır. Koşulların birlikte varlığı halinde borçlu hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteyebilir; uyarlamanın mümkün olmadığı hallerde sözleşmeden dönülebilir, sürekli edimli sözleşmelerde ise dönme hakkı yerine kural olarak fesih hakkı kullanılır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 138Kaynağı aç
MADDE 138- Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır. Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır. F. Takas I. Koşulları 1. Genel olarak
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2018/7863, K. 2019/534Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2018/7863 E.  ,  2019/534 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki uyarlama davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; davalı tarafından … / …’de Marina projesi ile yapılan AVM’ deki bağımsız bölümün 01.06.2012 başlangıç tarihli 5 yıl süreli kira sözleşmesi ile mücevher mağazası olarak kullanılmak üzere kiralandığını, insanların AVM’ye yeterli ilgiyi göstermediğini, abartılı ve yanıltıcı reklamlar sonucunda iradesinin yanıltılarak kira sözleşmesi yapıldığını, döviz kurunun fahiş arttığını ve emsallerine göre kira bedelinin fahiş kaldığını ileri sürerek, halen aylık 1530USD + KDV olarak ödenen kira bedelinin dava tarihinden itibaren aylık KDV dahil 500 USD olarak uyarlanmasını istemiştir. Davalı; sözleşmenin geçerli olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini dilemiştir. Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile kira bedelinin aylık 1000 USD karşılığı 2.165 TL olarak uyarlanmasına dair verilen karar Yargıtay 6. Hukuk Dairesince 07.04.2016 tarih ve 2015/7802 E. 2016/2888 K sayılı ilamı ile; '' … Ancak, sözleşmenin değişen koşullara uyarlanması ya da dönme hakkının kullanılması, şu dört koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlıdır. a-Sözleşmenin yapıldığı sırada, taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum ortaya çıkmış olmalıdır. b- Bu durum borçludan kaynaklanmamış olmalıdır. c- Bu durum, sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmiş olmalıdır. d- Borçlu, borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olmalıdır. Maddeye göre, uyarlamanın bütün koşulları gerçekleşmişse borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteyebilir. Bunun mümkün olmaması hâlinde borçlu, sözleşmeden dönebilir; sürekli edimli sözleşmelerde ise kural olarak, fesih hakkını kullanır.” denilerek uygulama da kabul edilen uyarlama davasının yasa maddesi haline getirildiği belirtilmiştir. Mahkemece, sözleşme koşullarının kiracı aleyhine ağırlaştığı ekonomik şartlar ve mecurun niteliği nedeniyle edim dengesinin bozulduğu gerekçesiyle kira bedelinin kısmen uyarlanmasına karar verilmiş ise de; davacının davadaki talebi kira bedelinin uyarlanmasına ilişkin olup mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler ışığında uyarlama koşullarının varlığı hususunda araştırma yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ve hüküm kurmaya elverişli ve yeterli görülmeyen bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmuş olması doğru değildir.'' gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkemece; bozma ilamına uyma kararı verilerek yapılan yargılama sonucunda; borçlunun borcunu aşırı ifa güçlüğünden doğan hakkını saklı tutmadan ifa ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde bozma gereği yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; somut olayda, Dairece bilirkişi raporunun karar vermeye elverişsiz olduğu, uyarlama koşulları üzerinde durulmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur. Mahkemece bozma gereği bilirkişi incelemesi yapılmamış, davacı kiracının borcunu aşırı ifa güçlüğünden doğan haklarını saklı tutarak ödeme yapmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kira borcu dönemsel olarak ifa edilen borçlardan olup, tek seferde ifa ile borç sona ermemektedir. Davacı kiracının aşırı ifa güçlüğünden doğan haklarını saklı tutmadan ödeme yapmış olması uyarlama davası açma hakkını engellemez. Mahkemece bu durumda bozma gereği yapılarak uyarlama koşullarının varlığı üzerinde durularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.01.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Türk Borçlar Kanunu'nun 138. maddesinde borcun ifa edilmemiş olması veya aşırı güçleşmeden doğan hakların saklı tutularak yerine getirilmesi genel bir koşul olarak düzenlenmiştir. Buna karşın, kira ediminin tek seferde ifa ile sona ermeyip dönemsel nitelik taşıması sebebiyle Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2018/7863 Esas ve 2019/534 Karar sayılı ilamına göre kiracının haklarını saklı tutmadan ödeme yapmış olması uyarlama davası açma hakkını engellemez.

Dürüstlük Kuralı ve Sözleşmedeki İntibak Şartları

Hakların kullanılması ve borçların ifasında Türk Medenî Kanunu'nun 2. maddesinde temellenen dürüstlük kuralı belirleyicidir; hukuk düzeni hakkın açıkça kötüye kullanılmasını koruma altına almaz. Bu çerçevede, kira sözleşmesinde taraflarca önceden konulmuş olumlu ya da olumsuz intibak kayıtları bulunsa dahi, olağanüstü şartlar edimler arasında aşırı bir dengesizliğe yol açmışsa bu kaydın aynen uygulanmasında ısrar edilmesi dürüstlük kuralına aykırılık oluşturabilir. Böyle bir durumda sözleşmedeki intibak kaydına rağmen uyarlama yapılması mümkündür.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 2Kaynağı aç
Madde 2 – Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. II. İyiniyet

Kira sözleşmesinin kurulması aşamasında, henüz olağanüstü durumlar baş göstermeden önce sözleşmeye eklenen ve kiracının uyarlama davası açma hakkından feragat ettiğini belirten kayıtlar hukuken geçerli kabul edilmez. Uyarlama talep hakkından feragat ancak olağanüstü durum meydana geldikten sonra geçerli olabileceğinden, felaket öncesinde kararlaştırılan feragat şartları bağlayıcı değildir.

Yabancı Para Borçlarında Uyarlama Talebi

Aşırı ifa güçlüğüne ilişkin Türk Borçlar Kanunu'nun 138. maddesi hükmü yabancı para borçları bakımından da uygulanır. Aynı kanunun 344. maddesinin dördüncü fıkrasında, kira bedelinin yabancı para olarak kararlaştırıldığı hallerde mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla beş yıl geçmedikçe kira bedelinde değişiklik yapılamayacağı kurala bağlanmış; ancak aşırı ifa güçlüğünü düzenleyen 138. madde hükmü bu sınırlamanın dışında tutularak açıkça saklı bırakılmıştır. Dolayısıyla beş yıllık süre geçmemiş olsa bile kanundaki olağanüstü koşullar gerçekleştiğinde yabancı para cinsinden belirlenen kira sözleşmelerinde de uyarlama istenebilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 344Kaynağı aç
MADDE 344 – Tarafların yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmaları, bir önceki kira yılında tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla geçerlidir. Bu kural, bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanır. Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılmamışsa, kira bedeli, bir önceki kira yılının tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla hâkim tarafından, kiralananın durumu göz önüne alınarak hakkaniyete göre belirlenir. Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın, beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde ve bundan sonraki her beş yılın sonunda, yeni kira yılında uygulanacak kira bedeli, hâkim tarafından tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranı, kiralananın durumu ve emsal kira bedelleri göz önünde tutularak hakkaniyete uygun biçimde belirlenir. Her beş yıldan sonraki kira yılında bu biçimde belirlenen kira bedeli, önceki fıkralarda yer alan ilkelere göre değiştirilebilir. Sözleşmede kira bedeli yabancı para olarak kararlaştırılmışsa 20/2/1930 tarihli ve 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun hükümleri saklı kalmak şartıyla, beş yıl geçmedikçe kira bedelinde değişiklik yapılamaz. Ancak, bu Kanunun, “Aşırı ifa güçlüğü” başlıklı 138 inci maddesi hükmü saklıdır. Beş yıl geçtikten sonra kira bedelinin belirlenmesinde, yabancı paranın değerindeki değişiklikler de göz önünde tutularak üçüncü fıkra hükmü uygulanır. III. Dava açma süresi ve kararın etkisi

Dava Süresi, Görevli Mahkeme ve Kararın Hüküm Tarihi

Kira uyarlama davası için kanunda herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre öngörülmemiştir. Kira bedelinin tespiti davalarında aranan beş yıllık yasal süre koşulu uyarlama davalarında uygulanmaz. Taraflar arasındaki sözleşme dengesini bozan olağanüstü koşullar meydana geldiği takdirde dava her zaman ikame edilebilir. Kira uyarlama davalarında görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesi, yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Hâkim tarafından verilecek uyarlama kararı, davanın açıldığı tarihten itibaren geçerli olmak üzere hüküm doğurur.

İspat Esasları ve İhtiyati Tedbir Kararları

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 187. maddesi gereğince ispatın konusunu tarafların üzerinde uyuşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur; herkesçe bilinen vakıalarla ikrar edilmiş hususlar çekişmeli sayılmaz. Kira uyarlaması yargılamasında yalnızca vergi ve resmi kayıtlar dikkate alınarak karar verilemez veya ihtiyati tedbir talebi reddedilemez. Taşınmazın yerinde incelenmesi, alanında uzman bilirkişilerden ve gayrimenkul değerleme uzmanlarından oluşan bir heyetle mahallinde keşif yapılması, fiili iş hacmindeki değişimler ile taşınmazın nitelik ve konumunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 187. maddesi çerçevesinde saptanması gerekir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 187Kaynağı aç
MADDE 187- (1) İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. (2) Herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz. İkrar

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hale geleceği yahut gecikme yüzünden ciddi bir zararın doğacağı hallerde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir verilebilir. Mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının etkisi, aksi belirtilmedikçe aynı kanunun 397. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca nihai kararın kesinleşmesine kadar sürer.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 389Kaynağı aç
MADDE 389- (1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. (2) Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır. İhtiyati tedbir talebi
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 397Kaynağı aç
MADDE 397- (1) İhtiyati tedbir kararı dava açılmasından önce verilmişse, tedbir talep eden, bu kararın uygulanmasını talep ettiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas hakkındaki davasını açmak ve dava açtığına ilişkin evrakı, kararı uygulayan memura ibrazla dosyaya koydurtmak ve karşılığında bir belge almak zorundadır. Aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar. (2) İhtiyati tedbir kararının etkisi, aksi belirtilmediği takdirde, nihai kararın kesinleşmesine kadar devam eder. (3) Tedbir kalkmış veya kaldırılmış ise bu husus ilgili yerlere bildirilir. (4) İhtiyati tedbir dosyası, asıl dava dosyasının eki sayılır. Tedbire muhalefetin cezası
Kira uyarlama davası açmak için 5 yıllık sürenin dolması gerekir mi?

Hayır, kira uyarlama davasında kira tespiti davalarındaki 5 yıllık süre aranmaz; sözleşme dengesini dürüstlük kuralına aykırı şekilde bozan olağanüstü bir durum ortaya çıktığında dava açılabilir.

Sözleşmedeki feragat maddesi uyarlama davası açılmasını engeller mi?

Hayır, olağanüstü koşullar gerçekleşmeden önce sözleşmeye konulan ve uyarlama davası açma hakkından feragat edildiğine dair şartlar hukuken geçersiz sayılır.

Döviz üzerinden kararlaştırılan kiralarda uyarlama istenebilir mi?

Evet, Türk Borçlar Kanunu'nun 138. maddesi yabancı para borçlarını da kapsar ve Türk Borçlar Kanunu'nun 344. maddesinin dördüncü fıkrasında beş yıllık sınırlama bulunsa bile aşırı ifa güçlüğü hükmü açıkça saklı tutulmuştur.

Kira uyarlaması davasında ihtiyati tedbir ne zamana kadar geçerlidir?

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 397. maddesinin ikinci fıkrasına göre ihtiyati tedbir kararının etkisi, mahkeme kararında aksi belirtilmedikçe nihai kararın kesinleşmesine kadar devam eder.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu