Kira Sözleşmesinde Depozito İadesi ve Yasal Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
Kira Sözleşmesinde Depozito İadesi ve Yasal Şartları

Kira sözleşmesinde depozito, kiracının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini teminat altına almak amacıyla kiraya verene sağlanan güvence bedelidir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 342. maddesinin birinci fıkrasına göre konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmeyle belirlenecek güvence miktarı üç aylık kira bedelini aşamaz. Taraflarca sözleşmede üç aylık kira parasından daha yüksek bir depozito tutarı öngörülmüşse, kanuni sınırı aşan kısım butlan yaptırımına tabi tutularak geçersiz kabul edilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 342Kaynağı aç
MADDE 342- Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmeyle kiracıya güvence verme borcu getirilmişse, bu güvence üç aylık kira bedelini aşamaz. Güvence olarak para veya kıymetli evrak verilmesi kararlaştırılmışsa kiracı, kiraya verenin onayı olmaksızın çekilmemek üzere, parayı vadeli bir tasarruf hesabına yatırır, kıymetli evrakı ise bir bankaya depo eder. Banka, güvenceleri ancak iki tarafın rızasıyla veya icra takibinin kesinleşmesiyle ya da kesinleşmiş mahkeme kararına dayanarak geri verebilir. Kiraya veren, kira sözleşmesinin sona ermesini izleyen üç ay içinde kiracıya karşı kira sözleşmesiyle ilgili bir dava açtığını veya icra ya da iflas yoluyla takibe giriştiğini bankaya yazılı olarak bildirmemişse banka, kiracının istemi üzerine güvenceyi geri vermekle yükümlüdür. E. Kira bedeli I. Genel olarak2

Depozitonun Bankaya Yatırılması ve Bankadan Çıkış Şartları

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 342. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca güvencenin para veya kıymetli evrak olarak kararlaştırılması durumunda kiracı, kiraya verenin onayı olmadan çekilemeyecek şekilde parayı vadeli bir tasarruf hesabına yatırmak, kıymetli evrakı ise bir bankaya depo etmek zorundadır. Banka, nezdinde tutulan bu güvenceyi ancak sözleşmenin iki tarafının ortak rızası bulunması, kiracı aleyhine yürütülen icra takibinin kesinleşmesi veya kesinleşmiş bir mahkeme kararının ibraz edilmesi şartıyla ilgilisine ödeyebilir.

Kira sözleşmesinin sona ermesinin ardından bankadaki mevduatın serbest kalması belirli bir bildirim süresine tabi tutulmuştur. Türk Borçlar Kanunu'nun 342. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince kiraya veren, sözleşmenin bitiminden başlayarak üç ay içinde kiracı aleyhine kira ilişkisine dayanan bir dava açtığını veya icra yahut iflas takibine giriştiğini bankaya yazılı olarak bildirmediği takdirde banka, kiracının yazılı talebi üzerine güvence bedelini kiracıya geri vermekle yükümlüdür.

Depozitonun Eksiksiz İadesinde Hasar ve Yan Gider Koşulları

Tahliye sonrasında depozitonun tam olarak geri alınabilmesi için kiracının muaccel kira borcunun bulunmaması ve taşınmazda oturulan döneme ait elektrik, su, doğalgaz ile ortak gider aidatlarının eksiksiz ödenmiş olması gerekir. Kira borcunun veya ödenmemiş faturaların bulunması halinde kiraya veren depozitoyu iade etmekten kaçınabilir. Buna karşılık kiralananın amaca ve sözleşmeye uygun kullanımı sonucu oluşan olağan yıpranma ve eskimeler depozitodan kesilemez; kiracının taşınmaza bakım ve özen yükümlülüğüne uygun davranarak hasar vermemiş olması yeterlidir. Kiralananın teslimi sırasında herhangi bir hasar veya zarar saptanırsa bu durum anahtar teslim tutanağında kayıt altına alınır.

Güncel Depozito Bedelinin Hesaplanması ve Mahsup Yöntemi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2015/9280 Esas, 2016/4902 Karar ve 2012/15914 Esas, 2013/9504 Karar sayılı içtihatlarında benimsenen hesaplama yöntemine göre, tahliye sonrasında iadesi gereken güncel depozito bedeli tespit edilirken sözleşmenin kurulduğu tarihteki kira bedeli ile depozito miktarı arasındaki oran esas alınır. Belirlenen bu oran, kira ilişkisinin fiilen sona erdiği tarihteki güncel kira bedeline uygulanarak depozitonun iade anındaki güncel değeri hesaplanır.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2015/9280, K. 2016/4902Kaynağı aç
6. Hukuk Dairesi         2015/9280 E.  ,  2016/4902 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Alacak Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, depozito bedelinin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde, 10/10/1993 başlangıç tarihli kira sözleşmesi gereğince davalıya 15.000.000 TL depozito bedeli ödendiğini, müvekkilinin kiracı olarak bulunduğu dairenin tüm kiralarını ve aidatlarını zamanında ödediğini, 09/01/2014 tarihinde üzerine düşen her türlü yükümlülüğü yerine getirerek taşınmazı tahliye ettiğini, müvekkilinin sözleşmeye uygun olarak taşınmazı hasarsız teslim ettiğini ve hiçbir borcu olmadığı halde depozito bedelinin iade edilmediğini, günümüz koşullarına uyarlanmak suretiyle iadesi gerekli depozito bedelinin belirlenmesi gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.500 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, kira sözleşmesine depozito bedelinin aynen iade edileceğini, faiz veya uyarlamanın söz konusu edilmediğini, davacının dönem ortasında herhangi bir ihtar göndermeden taşınmazı terk ettiğini, makul süre kira bedeli talep hakkının doğduğunu, kiralananın alındığı gibi teslim edilmediğini, hasar ve zararların kiracı tarafından giderilmediğini, müvekkilinin depozito bedelinin çok üzerinde zararı bulunduğunu, depozito bedelinin zararını karşılamakla birlikte makul süre kira bedeli ve kiralanandaki hasarlara sözleşme gereği mahsup edildiğini beyanla davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dava tarihinde 1600 TL kira bedeli ödendiği, davacı tarafından kira sözleşmesi sona ermeden 10/01/2014 tarihinde kiralananın tahliye edildiği, erken tahliye halinde 6098 Sayılı TBK 325/1 maddesi gereğince "kiralananın benzer koşullarda kiraya verilebileceği makul bir süre için" kira bedelini ödemekle yükümlü olduğu, son ödenen kira bedeli gözönüne alınarak ve sözleşmede 15.000,000 TL (15 TL) depozito bedeline faiz işletileceğine dair bir koşul bulunmadığından sözleşmenin hususi şartlar 8. Bendi gözönüne alınarak davalının kira alacağı bulunduğundan depozitonun aktüerya hesabı yapılarak tahsilini talep etmekte hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında 10/10/1993 başlangıç tarihli, bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kira sözleşmesinin 8. maddesinde "Kiracı kiralayana 15.000.000 TL depozit olarak bırakacaktır. Bu para hiçbir şekilde kiraya mahsup edilmeyecek, tahliye anında kiracının, elektrik, su ve her türlü apartman gideri borcu ile hasarı olmaması halinde kendisine aynen iade edilcektir." düzenlemesi bulunmaktadır. Mahkemece, erken tahliye nedeniyle davacının, kiralananın benzer koşullarda kiraya verilebileceği makul bir süre için kira bedelini ödemekle yükümlü olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, Mahkemece, öncelikle güncel depozito bedelinin tespiti yönünden gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılıp, sözleşmenin başlangıç tarihindeki kira bedelinin Türk Lirası karşılığı esas alınarak, depozito bedelinin kira parasına olan oranı belirlendikten sonra, bu oran kira sözleşmesinin sona erdiği tarihinteki kira parasına tatbik edilerek elde edilecek güncel değer belirmesi gerekir. Mahkemenin de kabulünde olduğu gibi kural olarak erken tahliye halinde kiracı TBK.nun 325.maddesine göre kiralananın aynı şartlarla yeniden kiraya verilebileceği makul süre kira bedeli ile sorumludur. Tahliye tarihinden sonra, taşınmazın kira sözleşmesindeki bedel ve koşullarda ne kadar sürede yeniden kiraya verilebileceğinin uzman bilirkişi marifetiyle belirlenmesi gerekir. Öte yandan davalı savunmasında, kiralanandaki hasarların davacı tarafından giderilmediğini beyan ettiğine göre sözleşmenin 8. maddesine göre davacının iddiaları konusunda araştırma yapılması, kiralananda hasar olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Bu nedenle mahkemece, kiralananın aynı bedel ve şartlarla ne kadar sürede kiraya verilebileceği mahallinde bilirkişi aracılığı ile keşfen tespit ettirilip, tespit edilen bu süreye isabet eden makul süre kira alacağı ve kiracının sorumlu olduğu hasar bedeli olup olmadığı belirlenerek güncel depozito bedelinden mahsup edilmek suretiyle varsa kalan depozito bedeli yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 22/06/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/15914, K. 2013/9504Kaynağı aç
(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi         2012/15914 E.  ,  2013/9504 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Alacak Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davalı ve davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, depozitonun iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiş olup hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosya kapsamına, toplanan delillere ve delillerin takdirinde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz eden davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin depozit bedelinin miktarına yönelik temyiz itirazlarına gelince; davacı kiracı vekili, dava dilekçesi ile davalı şirketin maliki olduğu … Alış Veriş Merkezinde bulunan 331-332 numaralı bağımsız bölümleri 30.08.1989 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile davacıya kiraladığını, kira sözleşmesinin 7.maddesinin (c) bölümü gereğince 12.200.000(oniki milyon iki yüz bin ) TL depozito ücretinin davalı tarafa ödendiğini, kira sözleşmesinin 08.07.2011 tarihinde feshedildiğini, fesih tutanağına davacı tarafından kira sözleşmesinden doğan depozito alacağının saklı tutulduğuna dair şerh düşüldüğünü, davalı taraftan depozito ücretinin ödenmesi talep edilmiş ise de, davalı tarafın talep konusu 12.200.000.-TL nin kendisine ödenmediğini belirterek depozito bedelinden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davacı tarafından davalıya ödenen 12.200.000 TL nin güncelleştirilerek tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı kiraya veren vekili ise; davalı şirket nezdinde davacıdan alınmış depozito ödemesinin bulunmadığını, kira sözleşmesinin imzalandığı tarihte sözleşmenin tarafının davalı şirket olmayıp, ……A.Ş. olduğunu, … AVM nin mülkiyetinin 24.08.2000 tarihinde davalıya devredildiğini, … AVM nin önceki malikinin tasarruflarından davalının sorumlu tutulamayacağını, halen davacı tarafından yapılan bir depozito ödemesi söz konusu olmadığı gibi davalının taşınmazı devraldığı şirketten yapılan davacı adına bir depozito devrinin de söz konusu olmadığını, ibra ve fesih belgesine düşülen şerhe davalının bir itirazının olmadığını, o tarihte de davacıya depozito alacağının bulunmadığının bildirildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın 12.200 TL üzerinden kabulüne karar verilmiştir. Davaya dayanak olan 30/08/1989 başlangıç tarihli ve on yıl süreli kira sözleşmesi hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu sözleşmenin 7-c maddesinde “Kiracı, kira sözleşmesinden doğan borçlarının teminatını teşkil etmek üzere 12.200 (On iki milyon iki yüz bin lira) TL yi ekli ödeme planında gösterildiği şekilde kiralayana depozito olarak ödemeyi, bu depozitoyu başka hiçbir teminat ile değiştirmemeyi özellikle teminat mektubu verme teklifinde bulunmamayı, ayrıca bu miktar depozitonun kiralayana rehnedilmiş olduğunu kabul ve taahhüt eder. Depozito, kira sözleşmesinin anlaşma ile veya süresinin dolması nedeniyle sona ermesi halinde, kiralayanın tek taraflı iradesi ile kiralanana verilen her türlü zarar ve ödenmemiş kira ile yönetim borçları mahsup edilerek, bakiyesi kiracıya TL. olarak ödeneceği” yazılmıştır. Davacı kira sözleşmesinin 08/07/2011 tarihinde feshedildiğini belirterek davalıda kalan depozitonun iadesini istemiş, davalı ise kendisine depozito bedelinin önceki malik tarafından aktarılmadığından sorumlu olmayacağını savunmuştur. Davalının yeni malik sıfatıyla önceki malik ve kiraya verenin halefi olduğu gözetildiğinde depozitoyu iade etmekle yükümlü olduğu kuşkusuzdur. Mahkemece iadesi gereken güncel depozito bedelinin tesbiti yönünden gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılıp, sözleşmenin başlangıç tarihindeki kira bedelinin Türk Lirası karşılığı esas alınarak, depozitonun kira parasına olan oranı belirlendikten sonra, bu oran kira sözleşmesinin sona erdiği 08/07/2011 tarihindeki kira parasına tatbik edilerek elde edilecek güncel değer belirlenip, sonucu dairesinde alacak miktarının belirlenmesi gerekirken belirtilen bu hususlar üzerinde durulmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 29/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kiracının sözleşme süresine veya fesih dönemine uymaksızın kiralananı geri vermesi durumunda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 325. maddesinin birinci fıkrası uyarınca kira sözleşmesinden doğan borçları, kiralananın benzer koşullarla kiraya verilebileceği makul bir süre boyunca devam eder. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2015/9280 Esas, 2016/4902 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere bilirkişi marifetiyle belirlenecek bu makul süre kira alacağı ile kiracının sorumlu olduğu hasar bedeli, tespit edilen güncel depozito alacağından mahsup edilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 325Kaynağı aç
MADDE 325- Kiracı, sözleşme süresine veya fesih dönemine uymaksızın kiralananı geri verdiği takdirde, kira sözleşmesinden doğan borçları, kiralananın benzer koşullarla kiraya verilebileceği makul bir süre için devam eder. Kiracının bu sürenin geçmesinden önce kiraya verenden kabul etmesi beklenebilecek, ödeme gücüne sahip ve kira ilişkisini devralmaya hazır yeni bir kiracı bulması hâlinde, kiracının kira sözleşmesinden doğan borçları sona erer. Kiraya veren, yapmaktan kurtulduğu giderler ile kiralananı başka biçimde kullanmakla elde ettiği veya elde etmekten kasten kaçındığı yararları kira bedelinden indirmekle yükümlüdür. V. Takastan feragat yasağı

Kiralanan Taşınmazın Devrinde Yeni Malikin Sorumluluğu

Kira ilişkisi devam ederken taşınmazın üçüncü bir kişiye satılması veya devredilmesi durumunda yeni malik, önceki kiraya verenin yasal halefi konumuna geçer. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2012/15914 Esas, 2013/9504 Karar sayılı ilamına göre taşınmazı devralan yeni malik, halefiyet ilkesi gereğince sözleşmenin sona ermesi ve taşınmazın tahliyesiyle birlikte depozito güvence bedelini kiracıya geri vermekle bizzat yükümlüdür.

Elden veya Havaleyle Ödenen Depozito, Faiz ve Dava Şartı Arabuluculuk

Depozitonun bankada özel bir vadeli hesaba yatırılmayıp kiraya verene elden veya banka havalesiyle verilmesi halinde bu paraya kendiliğinden faiz işlemez. Ancak taşınmaz usulünce tahliye edilip depozitonun iadesi talep edilmesine karşın haklı bir neden olmaksızın iade yapılmazsa, ödemenin haksız olarak geciktirildiği tarihten itibaren temerrüt faizi istenebilir. İade için dava açmadan önce kiraya verene ihtarname çekilmesi şekli bir geçerlilik koşulu taşımamakla birlikte haklı nedenlerin ortaya konulması bakımından tercih edilen bir hukuki adımdır.

İhtarnameye veya talebe rağmen depozitonun ödenmemesi durumunda icra takibi başlatılabileceği gibi alacak davası da açılabilir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/B maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince, İcra ve İflas Kanunu hükümlerine dayalı ilamsız tahliye takipleri saklı kalmak üzere kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulmuş olması dava şartıdır. Arabuluculuk süreci sonucunda düzenlenen anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerhin alınması zorunlu olup; bu şerh taşınmazla ilgili anlaşma belgeleri bakımından taşınmazın bulunduğu yer, diğer anlaşma belgeleri bakımından ise arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesinden alınır.

6325 sayılı HUKUK UYUŞMAZLIKLARINDA ARABULUCULUK KANUNU m. 18/BKaynağı aç
MADDE 18/B- (Ek:28/3/2023-7445/37 md.) (1) Aşağıdaki uyuşmazlıklarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır: a) Kiralanan taşınmazların 2004 sayılı Kanuna göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler hariç olmak üzere, kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar. b) Taşınır ve taşınmazların paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar. c) 23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunundan kaynaklanan uyuşmazlıklar. ç) Komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklar. (2) Arabuluculuk süreci sonunda tarafların anlaşması halinde anlaşma belgesi, taşınmazla ilgili olarak kanunlarda yer alan sınırlamalar ile usul ve esaslar gözetilmek suretiyle düzenlenir. (3) Bu madde kapsamında düzenlenen anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerhin alınması zorunlu olup bu şerh taşınmazla ilgili anlaşma belgeleri bakımından taşınmazın bulunduğu yer, diğer anlaşma belgeleri bakımından ise arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesinden alınır. Mahkeme taşınmazla ilgili anlaşma belgeleri bakımından yapacağı incelemede anlaşma içeriğini, arabuluculuğa ve cebri icraya elverişli olup olmadığı ve taşınmazla ilgili olarak kanunlarda yer alan sınırlamalar ile usul ve esaslara uyulup uyulmadığı yönünden denetler; bu kapsamda kurum veya kuruluşlardan bilgi veya belge talep edebilir ve gerektiğinde duruşma açabilir. (4) Anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerhin verilmesiyle ilgili diğer hususlar hakkında 18 inci madde hükmü uygulanır. (5) (Ek:7/11/2024-7531/26 md.) Taşınmazın devrine veya taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hak kurulmasına ilişkin anlaşma belgesinin taraflarından biri, icra edilebilirlik şerhi verilmesinden sonra tapu müdürlüğünden tescil talebinde bulunabilir. Tapu müdürlüğünce taşınmaza ilişkin mevzuatta öngörülen gerekli inceleme ve değerlendirme yapıldıktan sonra resmi senet düzenlenmeksizin tescil talebi yerine getirilir. ALTINCI BÖLÜM Arabulucular Sicili Arabulucular sicilinin tutulması
Kira depozitosu en fazla kaç aylık kira tutarında kararlaştırılabilir?

Konut ve çatılı işyeri kiralarında depozito bedeli en çok üç aylık kira parası tutarında belirlenebilir; bu yasal sınırı aşan sözleşme hükümleri geçersizdir.

Taşınmazdaki normal kullanım eskimesi depozitodan mahsup edilebilir mi?

Normal kullanım sınırları içinde gerçekleşen olağan yıpranma ve eskimeler depozitodan kesilemez; kiracının özen yükümlülüğüne uyup taşınmaza hasar vermemesi yeterlidir.

Bankadaki vadeli depozito hesabı kiracı tarafından ne zaman geri alınabilir?

Kiraya veren sözleşmenin bitiminden itibaren üç ay içinde dava veya icra takibi açtığını bankaya yazılı olarak bildirmezse banka, kiracının başvurusu üzerine parayı kiracıya verir.

Taşınmaz satıldığında depozito yeni ev sahibinden talep edilebilir mi?

Taşınmazı sonradan devralan yeni malik, önceki kiraya verenin yasal halefi sayıldığından sözleşme bitiminde depozitoyu kiracıya geri ödemekle yükümlüdür.

Depozito iadesi alacağı için dava açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu mudur?

Kira ilişkisinden doğan depozito alacağı davalarında, dava açılmadan önce arabuluculuk kurumuna başvurulması kanunen dava şartı olarak zorunlu tutulmuştur.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu