Önceden Kazalı Araçta Yeniden Değer Kaybı Talebi

by Avukat Erdal Ersoy
Önceden Kazalı Araçta Yeniden Değer Kaybı Talebi

Bir aracın geçmişte bir veya birden fazla kazaya karışmış olması, sonradan gerçekleşen yeni bir trafik kazası nedeniyle değer kaybı tazminatı talep edilmesine tek başına engel oluşturmaz. Bu tür uyuşmazlıklarda temel ilke, meydana gelen son kazanın aracın ikinci el serbest piyasa rayicinde önceki durumuna kıyasla yeni ve ilave bir ekonomik azalma meydana getirip getirmediğidir.

Geçmiş Hasarlar ve İlave Değer Kaybı Prensibi

Trafik kazasında zarar veren taraf ve onun zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, kusur oranında gerçek zararı karşılamakla yükümlüdür. İlk kazanın yol açtığı değer kaybı yalnızca o kazanın sorumlularına aittir. Araç maliki geçmişteki kazadan ötürü değer kaybı talep etmemiş olsa dahi, bu önceden doğmuş zarar sonraki kazaya sebep olan kişiye yüklenemez ve mükerrer tazminat istenemez. İkinci kazanın faili, münhasıran kendi hukuka aykırı eyleminin araç piyasasında yarattığı ek ekonomik eksilmeden sorumlu tutulur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2049, K. 2021/771Kaynağı aç
Hukuk Genel Kurulu         2017/2049 E.  ,  2021/771 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi: 4. Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu aracın müvekkilinin aracına çarptığını, kazanın tamamen davalı sürücünün kusurundan kaynaklandığını, müvekkilinin aracında oluşan 11.912TL hasar bedelinin kasko sigortasınca karşılandığını, 02.01.2012 tarihinde trafiğe çıkan aracın 31.08.2012 tarihinde yaşanan kaza sebebiyle değer kaybına uğradığını ileri sürerek 10.000TL değer kaybının olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: 5. Davalılar vekili cevap dilekçesinde; kazanın meydana gelmesinde müvekkillerinin kusurunun bulunmadığını, zararın sigorta şirketince karşılandığını, değer kaybının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkeme Kararı: 6. Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.09.2014 tarihli ve 2013/21 E., 2014/540 K. sayılı kararı ile; kazanın tamamen davalının kusuruyla meydana geldiği, ticaret odasınca gönderilen cevabi yazıda aracın kazasız rayiç değerinin 46.000TL, kazalı hâli ile değerinin ise 27.000 ila 30.000TL arasında olduğunun bildirildiği, trafik kazalarında aracının değer kaybı bulunan kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın kusurlu taraftan değer kaybını talep edebileceği, dava dilekçesinde 10.000TL değer kaybı talep edildiği, ticaret odası cevabına göre, araçta 16.000 ila 19.000TL arası değer kaybı olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle; davanın kabulü ile 10.000TL değer kaybının olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 8. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince 15.01.2015 tarihli ve 2014/23795 E., 2015/340 K. sayılı kararı ile; “…1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Davacı aracı 2012 model Cıtroen otomobil olup, 02.01.2012 tarihinde trafiğe çıkmış; davaya konu kaza 31.08.2012 tarihinde meydana gelmiştir. Davacı aracının, dava dışı kasko şirketi tarafından 11.912,00 TL. hasar bedeli ödenmiştir. Davacı vekili, kaza sebebiyle araçta 10.000,00 TL. tutarında değer kaybı oluştuğunu ileri sürerek işbu davayı açmıştır. Zarar veren, kusuru oranında gerçek zararı ödemekle sorumludur. Kusur ve gerçek zarar miktarının konusunda uzman bilirkişilerce belirlenmesi gerekir. Mahkemece, öncelikle usulüne uygun biçimde taraf delillerinin toplanması, deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekmektedir. Araçta meydana gelen değer kaybı, aracın olay tarihindeki hasarsız hali ile 2. el piyasa rayiç değeri ile hasar onarıldıktan sonraki 2. el piyasa rayiç değeri arasındaki farktır. Davalılar vekili, kusura ve tazminat miktarına itiraz etmiş; kusur durumunun belirlenmesi için tanık deliline dayanmış, tüm tanıkları dinlendikten sonra kusur yönünden rapor alınmasını istemiştir. Mahkemece davalı tanıklarından sadece Müyesser Ünver dinlenmiş; diğer tanıklar Büşra Ünver ve Yaşar Uluat dinlenmeden karar verilmiştir. Davalılar vekili açıkça diğer tanıklarının dinlenmesinden vazgeçmediği gibi, aksine ısrarla tanıklarının dinlenmesini talep etmiştir. ATK raporunda araçta 4.500,00 TL. değer kaybı olduğu bildirilmiş; mahkemece bu rapora neden itibar edilmediği gerekçelendirilmeden, aynı konuda Nazilli Ticaret Odasından verilen cevaba göre taleple bağlı kalınarak 10.000,00 TL. yönünden dava kabul edilmiştir. Ticaret odasının cevabına neden üstünlük tanındığı da açıklanmamıştır. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Bu durumda mahkemece, öncelikle davalılar vekilince bildirilen diğer tanıkların usulüne uygun biçimde dinlenilmeleri, daha sonra İTÜ veya KGM Fen Heyeti gibi kurum veya kuruluşlardan seçilecek bilirkişi ya da bilirkişi kurulundan tüm dosya kapsamına, oluş şekline göre tarafların kazanın meydana gelmesinde kusur durumlarının ve yukarıda açıklandığı biçimde davacı aracında oluşan değer kaybının tespiti hususlarında ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli, önceki raporlarında irdelendiği bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 9. Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2015/260 E., 2015/546 K. sayılı kararı ile; önceki gerekçelere ilave olarak, mahkemece Adli Tıp Kurumundan 17.02.2014 tarihinde rapor aldırıldığı, raporda davalının tamamen kusurlu olduğunun bildirildiği, davalının vekilinin tanıklarının dinlenmeden rapor aldırıldığını savunması nedeniyle mahkemece keşif ara kararı kurulduğu, davalı tanıklarına davetiye çıkarıldığı, keşif mahallinde de sadece davalı tanığı Müyesser bulunduğundan bu tanığın dinlendiği, davalı vekilince diğer tanığının duruşmada beyanının alınmasının talep edildiği, trafik kazasına bağlı açılan ve olayın oluş şekli ile ilgili dinletilmek istenen tanığın kaza mahallini görmeden, hangi aracın nereden geldiğini, hangisinin nerede durduğunu açıklayacak tanığın duruşmada dinlenmesinin mümkün olmadığı, diğer tanıkların dinlenmesi için yeniden keşif yapılmasının gerekeceği, bunun da mahkemece gerekli görülmediği, keşif mahalli dışında duruşmada hayal kurarak kazaya bağlı tanık dinlenmesinin mümkün olmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 241. maddesine göre de; mahkemenin bir tarafın ya da vekilinin ısrarla tanığını dinletme talebiyle bağlı olmadığı, olayın oluş şeklini bizzat gören Müyesser'in anlatımı ile kazanın nasıl olduğunun zaten yeteri kadar netleştiği, mahkemece alınan raporlar arasında çelişki bulunmadığı, kazanın çok taraflı bir kaza ya da ışık ihlali gibi karışık bir şekilde de meydana gelmediği, bu yüzden İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) veya Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) Fen Heyetinden rapor alınmasının kusur durumunu değiştirmeyeceği, mahkemenin gerekçesinin verilen bir hükmün neden verildiğinin açıklaması olduğundan gerekçede neden rapora uyulmadığının yazılmayacağı, Adli Tıp Kurumu raporunun değer yönünden verdiği cevaba neden uyulmadığının bu yüzden gerekçeye yazılmadığı, mahkemece ticaret odasına müzekkere yazıldığı, Özel Dairenin emsal kararları doğrultusunda aradaki farkın en az 16.000TL olduğunun anlaşıldığı, talebin de 10.000TL olması nedeniyle taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne karar verildiği, bozma kararının kendi içerisinde çelişkili olduğu, önce değer kaybının nasıl tespit edileceğinin açıklandığı, sonra buna uygun değer kaybı tespitinin yapılmadığının belirtildiği, mahkemece zaten bozma kararında belirtildiği gibi değer kaybı tespiti yapıldığı, ayrıca araç alım satımlarında net bir bedel olmasının mümkün olmadığı, ikinci el bir aracın satımında fiyat farklılıkları olabileceği, Ticaret Odasının verdiği cevabın hükme elverişli bulunduğundan tekrar araştırma yapılmasına gerek görülmediği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 10. Direnme kararı süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olay bakımından mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olup olmadığı; bu kapsamda davalı tarafça bildirilen diğer iki tanığın usulüne uygun biçimde dinlendikten sonra İTÜ veya KGM gibi kurum ya da kuruluşlardan seçilecek bilirkişi veya bilirkişi kurulundan tarafların kazanın meydana gelmesinde kusur durumlarının ve davacı aracında oluşan değer kaybının tespiti hususlarında ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli, önceki raporlarında irdelendiği bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 12. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27. maddesi gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukukî dinlenilme hakkına sahiptir. Bu hak; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini, kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini de içerir. Bu ilkeler uyarınca gerekçesiz karar oluşturulması, başlı başına usule aykırılık sorunu olarak görülmüş; hükmün kapsamını belirleyen HMK’nın 297. maddesi uyarınca kararda; tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılmasını ve değerlendirilmesini, neden bir kısım delile üstünlük tanındığının ya da tanınmadığının belirtilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukukî sebeplerin gösterilmesini aramıştır. 13. Mahkeme iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Bu hak aynı zamanda, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 36. maddesi ile teminat alınan ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesi ile düzenlenen adil yargılanma hakkının da en önemli unsurlarından biridir. 14. Uyuşmazlığın çözümü için tanık delili ve bilirkişi incelemesi hakkında da birtakım açıklamalar yapmakta fayda bulunmaktadır. 15. Davada taraflar arasında çekişmeli olan, geçmişte meydana gelmiş olaylar ve durumlar ile ilgili sahip olduğu bilgi ve algılarını mahkemeye aktaran kişiye tanık denir. Burada bahsedilen bilgi; tanığın gördükleri ve işittikleridir (Örneğin, gördüğü bir trafik kazasını veya işittiği konuşmaları mahkemeye aktarması). Tanık sadece gördüklerini ya da duyduklarını mahkemeye aktarır, olayları yorumlamaz ( Pekcanıtez, H./ Atalay, O./Özekes, M.: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2011, s. 506). 16. Doğrudanlık ilkesi gereğince, tanık, kural olarak davaya bakan mahkemede dinlenir. Tanık, mahkemenin yargı çevresi dışındaysa istinabe yoluyla dinlenmesine karar verilebilir. Yine mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, tanığın olayın gerçekleştiği veya şeyin bulunduğu yerde dinlenilmesine karar verebilir.  Buna göre, taşınmaza ilişkin davalarda tanığın taşınmazın başında keşif esnasında dinlenmesi gerekir. Tanık davetiye ile çağrılır. Tanığın taraflarca getirilmesini zorunlu kılan bir kural bulunmamaktadır. 17. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 241. maddesi uyarınca, mahkeme gösterilen tanıklardan bir kısmının tanıklığı ile ispat edilmek istenen husus hakkında yeterli derecede bilgi edindiği takdirde, geri kalanların dinlenilmemesine karar verebilir. “Tanıklardan bir kısmının dinlenilmesiyle yetinilmesi” başlıklı 241. madde, davayı uzatma niyetiyle hareket etmek isteyen tarafın bu konudaki çabalarını önleme amacını güden, mahkemeye tanınmış bir imkândır. Bu bağlamda mahkemece, taraflarca tanık listesinde gösterilen tanıklardan bir kısmının dinlenmesiyle yeterli derecede sonuç alınmış ise diğerlerinin dinlenmesinden vazgeçilmiş sayılmasına karar verilebilecektir. Ancak madde ile tanınan bu imkân mahkemece çok dikkatli değerlendirilmeli; her tanığın aynı bilgiye sahip olmayabileceği, diğer tanığın olay hakkında aydınlatıcı bilgileri mahkemeye sunabileceği, tanık sayısını sınırlandırılması ile tarafların adil yargılanma ve hukukî dinlenilme hakkının ihlaline yol açabileceği gözden kaçırılmamalıdır. 18. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266, 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 3. maddeleri ile Bilirkişilik Yönetmeliği’nin 5. maddesinde hangi hâllerde bilirkişiye başvurulması gerektiği hususu açıkça düzenlenmiştir. Buna göre; mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Bilirkişi, raporunda çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz; hukukî nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamayacağı gibi, hâkim de genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvuramaz. 19. Eldeki davada, davalılar vekilince dinlenmeyen tanıkların görgü ve bilgilerine başvurulduğunda, davanın aydınlanacağı, yargılamanın seyrinin, kusur oranlarının değişecebileceği savunulmuş, tüm tanıkları dinlendikten sonra kusur ve tazminat miktarı yönünden rapor alınması talep edilmiştir. Diğer iki tanığın dinlenmesi yönündeki bu talebin davayı uzatma amacını taşıdığından bahsedilemeyecektir. Mahkemece davalı tanıklarından sadece Müyesser Ünver dinlenmiş, diğer tanıklar Büşra Ünver ve Yaşar Uluat dinlenmeden karar verilmiştir. Mahkemece bu tanıkların dinlenmesi için yeniden keşif yapılmasının gerektiği, tek tanık beyanı ile yeterince bilgi sahibi olunduğu, kazanın çok karışık bir kaza olmadığı, diğer tanıkların da aynı yönde beyanda bulunacağı, beyanının kusur durumunu değiştirmeyeceği belirtilmiştir. Oysaki yukarıda izah edildiği üzere tanık; sadece gördüklerini ve duyduklarını mahkemeye aktaran kişidir. Tanık olayları yorumlayamayacağı gibi, tanığın görüşüne de başvurulmaz. Dinlenmeyen tanıkların duruşma esnasında dinlenmesi mümkündür. Burada tanıkların beyanının alınmasındaki amaç, trafik kazasının oluşum sürecinin tespit edilmesidir, yoksa kusur durumunun tanık beyanına göre hâkim tarafından değiştirilmesi olarak algılanamaz. 20. Zarar veren, kusuru oranında gerçek zararı ödemekle sorumludur. Trafik kazasının oluşumunda sürücülerin kusur oranlarının teknik bilirkişi raporuyla belirlenmesi gerekmektedir. Kazanın oluşum süreci net olarak tespit edilmeden, teknik inceleme için bilirkişiye başvurulamaz. Elbette tarafların tüm delilleri toplandıktan ve kazanın oluş şekline ilişkin sabit görülen maddi vakıa tam olarak saptandıktan sonra, tarafların kusur durumu değişmeyebilir; ancak bu sonuca hâkimin yorumu ile değil, özel veya teknik bilgiyi içeren bilirkişi raporu ile ulaşılabilir. Mahkemece, bahsi geçen iki tanık dinlenmeyerek savunma ve hukukî dinlenilme hakkı kısıtlandığı gibi, hukuka uygun olmayan, farazi gerekçelerle sonuca ulaşılmaya çalışılmıştır. 21. Kazanın oluş şekline göre değişkenlik göstermekle birlikte, kazalı bir araçta hayatın olağan akışına göre değer kaybı oluşacağı muhakkaktır. Kazalı bir araçta değer kaybı oluşup oluşmadığı veya oluşan değer kaybının miktarı; aracın modeli, markası, kaza tarihindeki yaşı, kilometresi, hasarın nitelik ve niceliği vs. gibi hususlara bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Değer kaybı; bahsedilen kriterler göz önüne alınarak, aracın hasarsız hâliyle ve kaza tarihi itibariyle serbest piyasadaki ikinci el piyasa rayiç değeri ile aracın hasarı onarıldıktan sonraki hâline göre serbest piyasadaki ikinci el piyasa değeri arasındaki farkın tespit edilmesiyle bulunur. Kusur durumu gibi değer kaybı incelemesi de teknik bilirkişi incelemesini gerektirmektedir. Davacı aracının hasar bedeli olan 11.912TL dava dışı kasko şirketi tarafından ödenmiştir. Adli Tıp Kurumundan alınan bilirkişi raporunda araçta 4.500TL değer kaybı olduğu belirtilmiştir. Değer kaybının tespiti konusunda bahsedilen yönlerden bir araştırma yapılmamış olup, raporun bu hâliyle hükme esas alınamayacağı açıktır. Ancak mahkemece teknik incelemeyi içeren bilirkişi raporuna neden itibar edilmediği gerekçeli kararda tartışılmadığı gibi, bu hususta usulüne uygun olarak yeni bir inceleme de yaptırılmamış, teknik incelemeyi gerektiren bir hususta Ticaret Odasının yazı cevaplarına dayanılarak sonuca ulaşılmaya çalışılmış, bu yazı cevaplarına neden üstünlük tanındığına gerekçeli kararda değinilmemiştir. 22. Yukarıda izah edilen bu gerekçelerle mahkemece yapılan araştırma ve inceleme Hukuk Genel Kurulunca da yeterli görülmediğinden mahkemece; öncelikle davalılar vekilince bildirilen diğer tanıkların usulüne uygun biçimde dinlenilmeleri, daha sonra İTÜ veya KGM gibi kurum veya kuruluşlardan seçilecek bilirkişi ya da bilirkişi kurulundan tüm dosya kapsamına, olayın oluş şekline göre tarafların kazanın meydana gelmesinde kusur durumlarının ve yukarıda açıklandığı biçimde davacı aracında oluşan değer kaybının tespiti hususlarında ayrıntılı, önceki raporların da irdelendiği, gerekçeli ve denetime elverişli bir bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. 23. Hâl böyle olunca, mahkemece Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 24. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. IV. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, Aynı Kanun’un 440/III-1. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 15.06.2021 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.

Aracın daha önceki kaza kayıtları ve geçmiş hasar dosyaları ilgili mercilerden celbedilerek titizlikle incelenmelidir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/16411 Esas, 2017/8082 Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere; aracın önceki hasarlarının derecesi, markası, modeli, yaşı, kilometresi ile son hasarın nitelik ve niceliği birlikte değerlendirilerek kaza tarihindeki piyasa rayici ile onarım sonrasındaki rayiç arasında ilave bir fark bulunup bulunmadığı saptanmalıdır.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/16411, K. 2017/8082Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2016/16411 E.  ,  2017/8082 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, kararda yazılı nedenlerle davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm, davalılar vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili dava dilekçesinde; davaya konu olay tarihinde …'ın maliki, diğer davalı …'ın sürücüsü olduğu … plakalı aracın müvekkiline ait … plakalı araca çarpması sonucu kaza meydana geldiğini, iş bu kazada davalı tarafın kusurlu olduğunu, davalı araç sürücüsünün asli kusurlu olarak sebebiyet vermiş olduğu kazada müvekkilinin aracında oluşan maddi hasar, araçların kasko ve/veya zorunlu mali mesuliyet … poliçesince karşılanmak üzere giderildiğini, anılan bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 17.12.2013 tarihinde kaza nedeniyle… plakalı araçta oluşan 14.060,00 TL'lik değer kaybı alacağının ve kaza tarihinden itibaren değer kaybı alacağına işleyecek yasal faizin davalılardan tahsili ile davalı adına kayıtlı olan 34 BU 3194 plakalı aracın kaydına üçüncü kişilere devrinin önlenmesi bakımından ihtiyati tedbir konulmasını talep ve dava etmiştir. 25/12/2015 havale tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 23.181,38 TL'ye artırmıştır. Davalılar vekili cevap dilekçesinde; araçta değer kaybından dolayı tazminat davasının dinlenmesi için daha önce aracın herhangi bir kazaya karışmamış olması ilk ve temel şart olup davacıya ait aracın tramer kayıtlarının incelenmesi ve aracın başkaca kazalara karışıp karışmadığının tespit edilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, kararda yazılı gerekçelerle ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; açılan davanın kabulü ile, toplamda 23.181,38 TL'nin 14.060,00 TL'sinin kaza tarihinden itibaren (17.12.2013) işleyecek yasal faiziyle birlikte 9.121,38 TL'sinin ıslah tarihi olan 29.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, trafik kazası sonucu oluşan araç değer kaybı bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Davacı tarafça, kaza nedeniyle araçta oluşan değer kaybı istenmiştir.Mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda 23.181,38 TL değer kaybı tazminatına hükmolunmuştur. Ancak davacı aracının dava konusu kazadan önceki tarihlere ilişkin (29.06.2014 ve 01.10.2014 tarihli) iki ayrı hasarının daha bulunduğu davalı … şirketi tarafından bildirilmiş olmasına rağmen, bu hususları da irdeleyerek araç değer kaybı hesabı yapılması yönünde bir inceleme yapılmadığı görülmektedir. Eksik inceleme ve hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporuna göre karar verilemez. Bu durumda mahkemece, öncelikli olarak davacı aracının 08/11/2012 tarihinde karıştığı kaza, dava konusu kaza tarihi olan 17/12/2013 tarihinden önce karıştığı kazalar varsa bunların da araştırılarak; oluşan eski hasarları konusunda, davacı aracının kazaya karıştığı karşı araçların zorunlu trafik sigortacıları ile davacı aracının kaskosunu yapan şirketten hasar dosyalarının getirtilmesi gerekmektedir. Anılan hasarlara ilişkin kayıt ve belgeler getirtildikten sonra, rapor düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınması ya da araç değer kaybı konusunda hesap yapmaya ehil, İTÜ veya … Müdürlüğü Fen Heyeti gibi kurum veya kuruluşlardan seçilecek hasar konularında uzman bilirkişi (makina mühendisi) veya bilirkişi kurulundan tüm dosya kapsamına göre; davacı aracının daha önceki tarihlerde karıştığı kazalar nedeniyle eski hasarının bulunduğu da gözetilerek, bu hasarların derecesi, aracın modeli, markası, kaza tarihindeki yaşı, kilometresi, hasarının nitelik ve niceliği vs. gibi hususlara göre, kaza tarihi itibariyle serbest piyasadaki 2. el piyasa rayiç değeri ile aracın hasarı onarıldıktan sonraki haline göre serbest piyasadaki 2. el piyasa değeri arasında fark olup olmayacağı belirlenerek bu hususlarda ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 25.9.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/2451, K. 2021/4771Kaynağı aç
4. Hukuk Dairesi         2021/2451 E.  ,  2021/4771 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu araç hasarı nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü: -K A R A R- Hükmüne uyulan Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 15.11.2017 gün 2016/19642 E. 2017/10599 K. sayılı ilamında; “….araçta meydana gelen değer kaybının; aracın serbest piyasa koşullarına göre kaza tarihi itibariyle hasarsız haldeki ikinci el rayiç değeri ile aracın yaşı, özellikleri, hasar miktarı ve hasarlı kısımların özelliği ve daha önce karışmış olduğu kaza da dikkate alınarak kazadan sonraki onarılmış halinin rayiç değeri tespit edilip bu iki miktar arasındaki azalmaya göre hesaplanması gerektiği, mahkemece araçtaki değer kaybının tespiti hususunda yeniden bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği, kaza tarihi olan 20.05.2011 tarihli olay yeri inceleme tutanağında araçta bulunan bidonlar içerisindeki çok sayıda zeytinyağının patlayarak zarar gördüğü, aynı şekilde zeytinlerin etrafa saçıldığı, poşet ve kasalarda bulunan incirlerin döküldüğü ve tüm bu dökülen mamullerin kullanılamaz durumda olduğu, müstahsil yol belgesi, olay yeri inceleme tutanağı ve bilirkişi raporuna göre davacının aracında bulunan emtia zararının 22.100,00 TL olduğu, emtia zararı yönünden takdiri indirim yapılmaksızın hüküm verilmesi gerektiği, mahkemece davacının ıslah dilekçesinde faiz talebi olduğu göz önünde bulundurularak talep gibi dava dilekçesinde talep edilen miktar yönünden haksız fiil tarihinden, ıslah edilen miktar yönünden ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği, davacı vekili davalı …Ş. aleyhine açmış olduğu davasını ön inceleme aşamasında geri aldığından, mahkemece davalı …Ş. vekili lehine hükmedilecek olan vekalet ücretinin yarısına hükmedilmesi gerektiği…” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uygun yapılan yargılama neticesinde, mahkemece alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, söz konusu karar davalılardan … vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 1.336,90 TL kalan onama harcının temyiz eden davalı …'ndan alınmasına 15/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Aynı Bölge Hasarı ve Pert Kayıtlı Araçların Durumu

Önceki kazalarda hasar gören ve onarılan parçaların yeni kazada yeniden hasarlanması hâlinde, değer kaybının doğup doğmadığı özel bir teknik değerlendirme gerektirir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2017/1807 Esas, 2018/3201 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, aracın önceki kazalarda da aynı bölgeden hasar alması sebebiyle ilave bir değer kaybının oluşmadığı yönünde düzenlenen bilirkişi tespiti doğrultusunda tazminat talebinin reddi hukuka uygundur.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2017/1807, K. 2018/3201Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2017/1807 E.  ,  2018/3201 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, davalı …'a ait, davalı …'ın sevk ve idaresindeki, davalı … şirketine zorunlu trafik sigortası ile sigortalı olan … plaka sayılı aracın, davacıya ait ve davacının sevk ve idaresinde bulunan … plaka sayılı araca çarptığından davacının aracında hasara yol açtığını iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile değer kaybı nedeniyle 2.400,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı …; her iki aracın, tali yol sayılabilecek bir sokaktan kontrollü çıkmaması aşamasında her iki tarafında kusur olduğunu, davacının aracının daha önce on farklı kazaya karıştığını davanın reddini istemiştir.Davalı …Ş. vekili; sorumluluklarının poliçe limiti sınırlı olduğunu öne sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; davacıya ait aracın söz konusu kaza öncesinde karıştığı trafik kazaları nedeniyle yine aynı bölgeden hasar gördüğünden değer kaybı olmayacağına ilişkin bilirkişi raporuna dayanarak, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde, usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 4,50 TL kalan onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına 22.3.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Aracın geçmişinde ağır hasar veya pert-total işlemi görmüş olması ise değer kaybı talebini doğrudan etkiler. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2015/19181 Esas, 2016/4684 Karar sayılı ilamına göre, tramer sorgusunda hasar kaydı bulunup çekme belgeli olarak perte ayrıldığı anlaşılan araçlar bakımından sonradan gerçekleşen kaza dolayısıyla değer kaybı talep edilemez.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2015/19181, K. 2016/4684Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2015/19181 E.  ,  2016/4684 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili; davalı … yönetiminde bulunan ve davalı …'e ait olan araçla seyir halinde iken o sırada park halinde bulunan müvekkiline ait araca çarparak maddi hasarlı trafik kazasının meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, aracında maddi hasar meydana geldiğini belirterek şimdilik 9.125,43 TL tamirat bedeli ile 11.000 TL değer kaybı bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı … vekili; talep edilen hasar bedelinin fahiş olduğunu ve davacıya ait aracın daha önce perte ayrılmış bir araç olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı …, davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulü ile 5.880,40 TL'nin(4.380,40 TL hasar bedeli, 1.500,00 TL değer kaybı) 24/11/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazla istemin reddine, karar verilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalı … vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Davacı tarafça, dava konusu kaza nedeniyle hasarlanan araçta oluşan 11.000 TL değer kaybının davalılardan tahsili talep olunmuş; mahkeme tarafından da hükme esas alınan uzman bilirkişi raporu ile belirlenen 1.500,00 TL'lik araç değer kaybının davalılardan tahsiline hükmolunmuştur. Oysa, dosya kapsamına göre dava konusu aracın tramer sorgulamasında daha önce 35.000,00 TL hasar kaydı mevcut olduğu ve çekme belgeli, olarak perte ayrılmış olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, davacı aracının daha önce pert total işlemi görmüş olması nedeniyle davacının araç değer kaybı talep edemeyeceği gözetilerek bu alacak kalemi yönünden davacı talebinin reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …'a geri verilmesine 13/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 92. maddesinin birinci fıkrasının (l) bendi uyarınca, hasar gerekçesiyle trafikten çekilen veya hurdaya ayrılan taşıtlara ilişkin değer kaybı alacakları, zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminat kapsamı haricinde tutulmuştur. Bu yasal çerçeveye paralel olarak Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun 2026/11 sayılı Genelgesi doğrultusunda, eksperlerin trafik sigortası incelemesinde tam veya ağır hasar saptaması hâlinde değer kaybı içermeyen ekspertiz raporu formu tanzim etmesi gerekmektedir.

Bilirkişi İncelemesi ve Hesaplama Yöntemi

Kazaya karışan bir araçta hayatın olağan akışına göre değer kaybı doğabileceği kabul edilse de, zararın varlığı ve kapsamı her somut olayda değişkenlik gösterir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/2049 Esas, 2021/771 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/21252 Esas, 2022/5913 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; değer kaybı, aracın hasarsız hâliyle serbest piyasa ikinci el değeri ile onarılmış hâlinin serbest piyasa değeri arasındaki fark üzerinden saptanır. Bu belirlemede aracın yaşı, modeli, kilometresi, hasarın niteliği ve daha önce karıştığı kazalar bir bütün olarak gözetilir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/21252, K. 2022/5913Kaynağı aç
4. Hukuk Dairesi         2021/21252 E.  ,  2022/5913 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükme karşı Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozma yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, müvekkiline ait araca davalının zorunlu trafik sigortacısı olduğu aracın tam kusurlu olarak çarpması sonucu müvekkilinin aracında değer kaybı meydana geldiğini beyanla, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL değer kaybının temerrüt tarihinden işleyecek reeskont faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili davanın reddini savunmuştur. Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/720-2020/471 sayılı ilamında; toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın reddine karar verilmiş; hükmün Adalet Bakanlığı tarafından HMK’nın 363. maddesi gereğince kanun yararına bozulması talep edilmiştir. Dava, trafik kazasından kaynaklanan değer kaybı istemine ilişkindir. Karayolları Trafik Kanunu’nun 91. maddesi gereği, KTK 85. maddesinde belirtilen, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olması durumunda, poliçe limiti dahilinde işletenin sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere, mali sorumluluk sigortası yaptırılması zorunludur. Yerel mahkemenin karar tarihinde yürürlükte bulunan Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesine göre “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun (…) öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun (…) düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Somut olayda trafik kazası 4.10.2019 tarihinde meydana gelmiştir. Davalıya zorunlu trafik sigortalı aracın poliçesinin teminat başlangıç ve bitiş tarihleri 9.1.2019-9.1.2020 olup dava 23.12.2019 tarihinde açılmıştır. Mahkemece makine mühendisinden aldırılan bilirkişi raporunda değer kaybı için seçenekli hesaplama yapılmış, hükmün gerekçesinde kaza ve poliçe başlangıç tarihi dikkate alındığında Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları ekine göre değerlendirme yapan seçeneğe itibar edilerek 6.10.2020 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir. Yerel mahkemenin karar tarihi gözetildiğinde, Anayasa Mahkemesi’nin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E-202/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle zarar ve zarar kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekmektedir. Zira uygulanması gereken bir kanun hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesi’nce iptaline karar verilirse, usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir (HGK. nun 21.01.2004 gün, 2004/10-44 E, 19 K. sayılı kararı) Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonucu oluşan durumun eldeki maddi anlamda kesinleşmemiş ve derdest olan davaya da uygulanması zorunludur. (HGK.nun 21.3.2012 gün, 2012/20-12 E,2012/232 K. sayılı kararı) Yargıtay uygulamasına göre değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınmaktadır. Dolayısıyla mahkemece AYM’nin iptal kararı sonrasında verilen 6.10.2020 tarihli kararda bilirkişi raporunda Yargıtay uygulamasına göre hesaplama yapan seçenek yerine, genel şartlara göre hesaplama yapan seçeneğin hükme esas alınması doğru olmayıp 6100 sayılı HMK’nın 363. maddesi gereği kanun yararına bozma isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma itirazlarının kabulüyle 6100 sayılı HMK’nin 363. maddesi uyarınca hükmün, hukuki sonuçlarına etkili olmamak kaydı ile KANUN YARARINA BOZULMASINA, bozma kararının bir örneğinin Resmi Gazetede yayınlanmak üzere Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine, 25/03/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesi ve 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu'nun 3. maddesi gereğince, mahkeme çözümü teknik veya özel bilgiyi gerektiren bu tip konularda uzman bilirkişi raporu almak zorundadır. Kusur durumu ve değer kaybı tespiti teknik uzmanlık gerektirdiğinden, ticaret odası gibi kurumlardan alınan yazı cevaplarına dayanılarak hüküm kurulamaz. Ayrıca kazanın oluş biçimi ve sürücü kusurları netleştirilmeden teknik değer kaybı incelemesine geçilemez.

Sigorta Başvurusu, Zamanaşımı ve Faiz Başlangıcı

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve 91. maddeleri uyarınca, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan zararların karşılanması amacıyla zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi düzenlenmesi zorunludur. Zarar gören araç maliki, aynı Kanun'un 97. maddesi uyarınca dava veya tahkim yoluna gitmeden önce ilgili sigortacıya başvurmalıdır. Sigorta kuruluşunun en geç 15 gün içinde yazılı bir yanıt vermemesi ya da sunulan cevabın talebi karşılamaması durumunda dava açılabilir veya Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurulabilir.

Motorlu araç kazalarından kaynaklanan tazminat istemleri, Karayolları Trafik Kanunu'nun 109. maddesi gereğince zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde kazanın meydana geldiği tarihten itibaren on yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Fiilin aynı zamanda suç teşkil etmesi durumunda, ceza kanunlarında öngörülen daha uzun dava zamanaşımı süresi uygulanır.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/2451 Esas, 2021/4771 Karar sayılı ilamı çerçevesinde, dava dilekçesinde talep edilen tazminat miktarı için haksız fiilin gerçekleştiği kaza tarihinden itibaren faiz işletilir. Yargılama sürecinde ıslah dilekçesiyle artırılan miktar yönünden ise, dilekçede faiz talebinin yer alması kaydıyla ıslah tarihinden geçerli olmak üzere faize hükmedilmesi gerekir.

Daha önce kaza kaydı olan araca değer kaybı çıkar mı?

Evet, aracın geçmişte hasar görmüş olması yeni kazada değer kaybı istenmesine engel değildir; son kazanın aracın piyasa rayicinde ilave bir eksilmeye yol açtığının uzman bilirkişi marifetiyle belirlenmesi yeterlidir.

Pert kaydı bulunan araç için değer kaybı tazminatı istenebilir mi?

Hayır, geçmişte pert-total işlemine uğrayıp çekme belgeli olarak kayıtlara geçmiş araçlar için değer kaybı istenemez ve Karayolları Trafik Kanunu'nun 92/1-l maddesi gereği bu araçlar zorunlu trafik sigortası teminatı dışındadır.

Aynı parçalar tekrar hasarlanırsa değer kaybı alınabilir mi?

Daha önceki kazalarda hasar almış aynı parçaların veya aynı gövde bölgesinin yeniden hasar görmesi durumunda, bu hasarın piyasada yeni bir fiyat kaybı yaratmadığı bilirkişi tarafından tespit edilirse değer kaybı talebi reddedilir.

Araç değer kaybı davası ne kadar sürede zamanaşımına uğrar?

Zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde kaza tarihinden itibaren on yıl içinde zamanaşımına uğrar; eylemin suç teşkil ettiği durumlarda ise uzamış ceza zamanaşımı süreleri uygulanır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu