Kira Sözleşmesi Nedir? Haklar ve Borçlar Rehberi

by Avukat Erdal Ersoy
Kira Sözleşmesi Nedir? Haklar ve Borçlar Rehberi

Kira Sözleşmesinin Tanımı, Hukuki Niteliği ve Şekli

Kira sözleşmesi, kiraya verenin bir malın ya da şeyin kullanılmasını veya kullanımla birlikte yararlanılmasını kiracıya devretmeyi, kiracının ise buna mukabil kararlaştırılan kira bedelini ifa etmeyi üstlendiği sözleşmedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 299. maddesinde düzenlenen bu bağ, tarafların iradelerinin uyuşması ile vücut bulan, karşılıklı borç yükleyen ve ilgililerine ayni değil şahsi hak bahşeden bir özel hukuk sözleşmesi niteliğindedir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 299Kaynağı aç
MADDE 299- Kira sözleşmesi, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. B. Kira süresi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/2549, K. 2018/12015Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2017/2549 E.  ,  2018/12015 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki kira alacağı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı ; davalı ile aralarında düzenlenen 11.06.2011 başlangıç tarihli iki yıl süreli kira sözleşmesi ile Sirer Caddesi, Sirer Pasajı No:8/9 Merkez – … adresindeki işyerinin kiraya verildiğini davalının işyerini 01/06/2011 ile 22/01/2014 tarihleri arasında kullandığını, kira alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine icra takibi başlattığını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla, itirazın iptali ile alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatının ve alacağın %20 ' si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, alacaklara takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı; dava konusu taşınmazı, ilk olarak 01/06/2009 tarihinde davacının babası … Kurul'dan üç yıl süreli olarak kiraladığını, kira sözleşmesi gereği kira parasının adı geçen kiralayana düzenli olarak ödendiğini, davacının; "taşınmazın kendisine devredildiğini, kira sözleşmesinin yenilenmesi gerektiğini ancak kira parasının daha önceden olduğu gibi babasına ödeneceğine " dair beyanı üzerine davacı ile 11.06.2011 tarihli sözleşmenin yapıldığını, 01/06/2009 tarihli sözleşme süresi sona erdiğinden dava dışı …'un sözleşme yapmaya yetkili olduğunu söylemesi üzerine adı geçen ile 01/06/2012 tarihinde üç yıl süreli yeni bir kira sözleşmesi daha imzalandığını kira parasının da yine …'a ödendiğini, davacının takibe kadar kira parasının …'a ödenmesine herhangi bir itirazda bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece; davaya konu edilen taşınmazın öteden beri davacının babası … Kurul tarafından kiraya verilmek sureti ile kullanıldığı, kira bedellerinin de yine oluşan teamül gereği … Kurul'a ödendiği, buna ilişkin … Kurul tarafından imzalanan belge bulunduğu, tanık …'un yazılı beyanı ile belge imzalanmadan davalı tarafından belge içeriğine ilişkin … Kurul'a açıklama yapıldığı buna göre kira borcunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Dava; kira alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yönelik asıl alacak yönünden itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasında 01.06.2011 başlangıç tarihli 2 yıl süreli kira sözleşmesinin geçerliliği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık; kira bedellerinin 01/06/2009 başlangıç tarihli ilk kira sözleşmesinin kiralayanı dava dışı … Kurul'a ödenip edinmediği ödenmiş ise, bu ödemelerin dava tarafları arasındaki borcu sona erdirip erdirmeyeceği hususlarında toplanmaktadır. Davacı; dava dışı … Kurul'un alzaimer hastası olduğu ve kira bedellerini toplayamadığı için davalı ile 01.06.2011 başlangıç tarihli kira sözleşmesi akdettiğini, kira bedellerinin ödenmediğini, mecurun anahtarının 22.01.2014 tarihinde kendisine teslim edildiğini iddia etmiş; davalı ise, ilk kiralayan ile dava konusu kira sözleşmesi sonrasında 01.06.2012 başlangıç tarihli bir kira sözleşmesi daha imzalandığını başlangıçtan itibaren tüm kira bedellerinin ilk kiralayan …'a ödendiğini belirterek, kira borcu olmadığını savunarak, taşınmazın teslim edildiğine ve kira borcu bulunmadığına dair … Kurul ve iki şahit tarafından imzalanan belgeyi delil olarak sunmuştur. Kira sözleşmesi karşılıklı iradelerin birleşmesi ile oluşan ve taraflarına şahsi hak sağlayan bir özel hukuk sözleşmesidir. Somut uyuşmazlıkta; davaya dayanak yapılan 01.06.2011 başlangıç tarihli kira sözleşmesi tarafların ortak ve özgür iradesi ile kurulduğundan geçerli olup, bu sözleşme ile ilk sözleşmenin feshedildiği taraf beyanları, anahtar tesliminin 22.01.2014 tarihinde davacıya yapıldığına dair davalının imzasını taşıyan belge ve tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu haliyle; davacının 01.06.2011 tarihli kira sözleşmesi kapsamında ve sözleşmenin tarafı olan davalı kiracısından talepte bulunabileceğine kuşku bulumamaktadır. Ayrıca dava konusu taşınmaz konut ve çatılı işyeri kirası hükümlerine tabi olup, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu 327. maddesinde yer alan düzenlemeye göre genel hükümlere tabi kira sözleşmelerinde kira sözleşmesinin başlangıcı ve süresi belli ise kira sözleşmesinde sürenin dolması ile kira sözleşmesi kendiliğinden sona erer. Kiraya veren sözleşmenin bitim tarihinden itibaren bir ay içinde dava açarak süre bitimi nedeniyle tahliye talep edebilir. Belirli süreli kira sözleşmelerinde belirlenen sürenin dolması halinde taraflar arasında açık bir anlaşma olmaksızın kira ilişkisi sürdürülürse kira sözleşmesi belirsiz süreli sözleşmeye dönüşür. Davada bitim süresinden itibaren taraflarca dava dayanağı sözleşme fesh edilmediğinden, uzayan dönem açısından da davacının talep hakkının bulunduğunun kabulü gerekir. Her ne kadar; kira borcunun dava dışı … Kurul'a ödendiği belirtilmiş ve delil olarak borcun bulunmadığına dair belge sunulmuş ise de; mahkemece hükme dayanak belgeyi borçlu sıfatı ile imzalayan … Kurul'un fiil ehliyetinin bulunmadığı başta olmak üzere belgenin düzenleniş biçimi ve içeriği açısından geçerliliğine dair ciddi iddalar bulunmasına rağmen bu hususlarda araştırma yapılmamıştır. Ancak, … Kurul'a yapıldığı ifade edilen ödemelerin geçerli kabul edilmesi halinde dahi, sözleşme tarafı alacaklı açısından borcu sona erdirmeyeceği açıktır. Bu nedenle; davalı kiracıya karşı dava açılmasında usulsüzlük bulunmadığından mahkemece 01.06.2011 başlangıç tarihli kira sözleşmesine göre uyuşmazlığın incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 26/11/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kira sözleşmesinin kurulması ve geçerliliği bakımından mevzuatta kural olarak zorunlu bir yazılı şekil şartı öngörülmemiştir. Bununla beraber, ileride doğabilecek uyuşmazlıklarda ispat külfetinin kolaylaşması ve kararlaştırılan şartların duraksamaya yer vermeyecek açıklıkta olması adına, bilhassa konut ve işyeri kiralarında sözleşmenin yazılı düzenlenmesi pratik açıdan gereklidir.

Kiraya Verenin ve Kiracının Temel Borçları

Kira ilişkisinde kiracının temel edimi belirlenen kira bedelini zamanında ve eksiksiz ödemektir. Kiraya verenin asli borcu ise Türk Borçlar Kanunu'nun 301. maddesinde belirtildiği üzere kiralananı kararlaştırılan günde, sözleşmede öngörülen amaca uygun kullanılabilir bir vaziyette teslim etmek ve kira müddetince bu uygunluğu muhafaza etmektir. Kiralananın elverişli teslimine ve kullanım boyunca bu haliyle korunmasına ilişkin kural, konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı aleyhine sınırlandırılamaz; genel hükümlere tabi diğer kira sözleşmelerinde ise kiracı aleyhine genel işlem koşulları vasıtasıyla bertaraf edilemez.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 301Kaynağı aç
MADDE 301- Kiraya veren, kiralananı kararlaştırılan tarihte, sözleşmede amaçlanan kullanıma elverişli bir durumda teslim etmek ve sözleşme süresince bu durumda bulundurmakla yükümlüdür. Bu hüküm, konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı aleyhine değiştirilemez; diğer kira sözleşmelerinde ise, kiracı aleyhine genel işlem koşulları yoluyla bu hükme aykırı düzenleme yapılamaz. II. Vergi ve benzeri yükümlülüklere katlanma borcu

Kiralanan şeyde kullanımı aksatan veya güçleştiren mühim kusur ve ayıpların zuhur etmesi halinde kiracı, söz konusu eksikliklerin giderilmesini isteme hakkını haizdir. Isıtma tertibatının işlememesi, ağır tesisat bozuklukları yahut gayrimenkulün kullanımına engel teşkil eden yapısal arızalar kiracının onarım ve ayıp giderme haklarını kullanmasına hukuki dayanak oluşturur.

Kira borcunun ifasında ödemenin muhatabı borcun geçerliliği yönünden tayin edicidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2017/2549 E., 2018/12015 K. sayılı ilamı gereğince, kira sözleşmesinin tarafı konumunda bulunmayan üçüncü bir şahsa yapılan ödemeler, kendi içinde geçerli bir edim kabul edilse dahi sözleşmede alacaklı sıfatını haiz kiraya veren yönünden kira borcunu sona erdirmez.

Sözleşmenin akdedilmesinden sonra kiralananın herhangi bir sebeple mülkiyet değiştirmesi durumunda, 6098 sayılı Kanun'un 310. maddesi uyarınca yeni malik kanun gereğince kira sözleşmesinin tarafı haline gelir. Kamulaştırma mevzuatına ilişkin özel düzenlemeler bu kuralın istisnasını teşkil eder.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 310Kaynağı aç
MADDE 310- Sözleşmenin kurulmasından sonra kiralanan herhangi bir sebeple el değiştirirse, yeni malik kira sözleşmesinin tarafı olur. Kamulaştırmaya ilişkin hükümler saklıdır. b. Üçüncü kişinin sınırlı ayni hak sahibi olması

Güvence Bedeli (Depozito) Esasları ve İadesi

Uygulamada depozito olarak isimlendirilen güvence bedeli, taşınmazda meydana gelebilecek hasarlar veya ödenmeyen kira ve yan giderler gibi kiracının sözleşmeden doğan taahhütlerini yerine getirmemesi ihtimaline karşı teminat amacıyla tahsil edilir. Bu bedel kiraya verenin şahsi malvarlığına dahil edip serbestçe tasarruf edebileceği bir para olmayıp, kira akdi bittiğinde kiracının edimlerini eksiksiz ifa etmiş bulunması şartıyla iade edilmelidir.

Konut ve çatılı işyeri kiralarında depozito uygulaması, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 342. maddesi kapsamında yasal sınırlamalara tabi tutulmuştur. Taraflarca güvence verilmesi kararlaştırıldığında bu miktar azami üç aylık kira parası kadar olabilir. Güvencenin nakit veya menkul kıymet şeklinde verilmesi öngörüldüğünde kiracı, parayı kiraya verenin izni olmaksızın çekilemeyecek biçimde vadeli tasarruf hesabına yatırmak veya kıymetli evrakı bankaya tevdi etmekle yükümlüdür. Söz konusu mevduat ya da kıymetli evrak banka tarafından ancak tarafların ortak rızası, kesinleşmiş bir icra takibi ya da kesinleşen mahkeme kararına istinaden geri verilebilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 342Kaynağı aç
MADDE 342- Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmeyle kiracıya güvence verme borcu getirilmişse, bu güvence üç aylık kira bedelini aşamaz. Güvence olarak para veya kıymetli evrak verilmesi kararlaştırılmışsa kiracı, kiraya verenin onayı olmaksızın çekilmemek üzere, parayı vadeli bir tasarruf hesabına yatırır, kıymetli evrakı ise bir bankaya depo eder. Banka, güvenceleri ancak iki tarafın rızasıyla veya icra takibinin kesinleşmesiyle ya da kesinleşmiş mahkeme kararına dayanarak geri verebilir. Kiraya veren, kira sözleşmesinin sona ermesini izleyen üç ay içinde kiracıya karşı kira sözleşmesiyle ilgili bir dava açtığını veya icra ya da iflas yoluyla takibe giriştiğini bankaya yazılı olarak bildirmemişse banka, kiracının istemi üzerine güvenceyi geri vermekle yükümlüdür. E. Kira bedeli I. Genel olarak2

Kiraya veren kişi, kira ilişkisinin hitamını takip eden üç ay içinde kiracıya karşı sözleşmeden kaynaklanan bir dava ikame ettiğini yahut icra veya iflas takibine giriştiğini bankaya yazılı biçimde iletmezse banka, kiracının başvurusu üzerine güvenceyi kiracıya geri vermek mecburiyetindedir.

Kira Bedelinin Belirlenmesi, Artış Sınırları ve Tespit Davası

Konut ve çatılı işyeri kiralarında yenilenen kira dönemlerinde tatbik edilecek kira artışına ilişkin taraflarca akdedilen anlaşmalar, bir önceki kira yılındaki tüketici fiyat endeksindeki on iki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek kaydıyla hukuken geçerlidir. Bu tavan düzenlemesi, bir yılı aşan süreli kira akitleri yönünden de geçerlilik taşır. Şayet taraflarca bu minvalde bir mutabakat sağlanamamışsa, yeni kira bedeli bir önceki kira yılının tüketici fiyat endeksindeki on iki aylık ortalama artış payını aşmamak şartıyla hâkim tarafından taşınmazın vaziyeti dikkate alınarak hakkaniyet dairesinde takdir edilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 344Kaynağı aç
MADDE 344 – Tarafların yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmaları, bir önceki kira yılında tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla geçerlidir. Bu kural, bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanır. Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılmamışsa, kira bedeli, bir önceki kira yılının tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla hâkim tarafından, kiralananın durumu göz önüne alınarak hakkaniyete göre belirlenir. Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın, beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde ve bundan sonraki her beş yılın sonunda, yeni kira yılında uygulanacak kira bedeli, hâkim tarafından tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranı, kiralananın durumu ve emsal kira bedelleri göz önünde tutularak hakkaniyete uygun biçimde belirlenir. Her beş yıldan sonraki kira yılında bu biçimde belirlenen kira bedeli, önceki fıkralarda yer alan ilkelere göre değiştirilebilir. Sözleşmede kira bedeli yabancı para olarak kararlaştırılmışsa 20/2/1930 tarihli ve 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun hükümleri saklı kalmak şartıyla, beş yıl geçmedikçe kira bedelinde değişiklik yapılamaz. Ancak, bu Kanunun, “Aşırı ifa güçlüğü” başlıklı 138 inci maddesi hükmü saklıdır. Beş yıl geçtikten sonra kira bedelinin belirlenmesinde, yabancı paranın değerindeki değişiklikler de göz önünde tutularak üçüncü fıkra hükmü uygulanır. III. Dava açma süresi ve kararın etkisi

Sözleşmede artış kaydı bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, beş seneyi aşan yahut beşinci yılın hitamında yenilenen kira sözleşmelerinde ve devamında gelen her beş senelik periyodun sonunda yeni kira parası mahkemece saptanır. Hâkim bu tespiti gerçekleştirirken tüketici fiyat endeksindeki on iki aylık ortalamalara göre değişim oranını, kiralananın fiziksel ve fiili durumunu ve emsal kira rayiçlerini gözeterek hakkaniyete mutabık bir bedel takdir eder.

Beş yıllık dönemin dolmasıyla birlikte mahkeme tarafından hakkaniyet ve emsaller gözetilerek saptanan kira parası, izleyen beş yıllık periyodun ara kira dönemlerinde Türk Borçlar Kanunu'nun genel artış ilkeleri doğrultusunda, bir önceki kira yılındaki tüketici fiyat endeksinin on iki aylık ortalamalara göre değişim oranını aşmayacak biçimde artırılmaya devam eder.

Kira karşılığının yabancı para cinsinden belirlendiği ahvalde, 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun düzenlemeleri saklı kalmak üzere, kural olarak beş yıl geçmedikçe kira bedelinde artış veya değişiklik talep edilemez. Aşırı ifa güçlüğü durumuna ilişkin kanuni hükümler bu sınırın istisnasını oluşturur. Bahse konu beş yıllık müddetin ikmal edilmesinden sonraki bedel tâyininde ise yabancı para biriminin değerinde yaşanan dalgalanmalar da göz önünde bulundurulur.

Kira bedelinin belirlenmesine ilişkin dava her zaman açılabilir. Ancak bu dava, yeni dönemin başlangıcından en geç otuz gün önceki bir tarihte açıldığı ya da kiraya veren tarafından bu süre içinde kira bedelinin artırılacağına ilişkin olarak kiracıya yazılı bildirimde bulunulmuş olması koşuluyla, izleyen yeni kira dönemi sonuna kadar açıldığı takdirde mahkemece belirlenecek kira bedeli bu yeni kira döneminin başlangıcından itibaren kiracıyı bağlar. Sözleşmede yeni kira döneminde kira bedelinin artırılacağına ilişkin bir hüküm varsa, yeni kira döneminin sonuna kadar açılacak davada mahkemece belirlenecek kira bedeli de bu yeni dönemin başlangıcından itibaren geçerli olur.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 345Kaynağı aç
MADDE 345- Kira bedelinin belirlenmesine ilişkin dava her zaman açılabilir. Ancak, bu dava, yeni dönemin başlangıcından en geç otuz gün önceki bir tarihte açıldığı ya da kiraya veren tarafından bu süre içinde kira bedelinin artırılacağına ilişkin olarak kiracıya yazılı bildirimde bulunulmuş olması koşuluyla, izleyen yeni kira dönemi sonuna kadar açıldığı takdirde, mahkemece belirlenecek kira bedeli, bu yeni kira döneminin başlangıcından itibaren kiracıyı bağlar. Sözleşmede yeni kira döneminde kira bedelinin artırılacağına ilişkin bir hüküm varsa, yeni kira döneminin sonuna kadar açılacak davada mahkemece belirlenecek kira bedeli de, bu yeni dönemin başlangıcından itibaren geçerli olur. IV. Kiracı aleyhine düzenleme yasağı2

Sözleşmenin Sona Ermesi, Tahliye Koşulları ve Süreler

Kiraya veren kimse, salt kendi sübjektif arzusuna dayanarak kiracıyı taşınmazdan keyfi biçimde çıkaramaz. Tahliye mekanizmasının işletilebilmesi için kiracının temerrüdü, akde aykırılık veya kanunda gösterilen konut yahut işyeri gereksinimi gibi yasal tahliye nedenlerinin somutlaşması ve kanunda çizilen bildirim veya dava prosedürlerine riayet edilmesi zorunludur.

Genel hükümlere tabi kira sözleşmelerinde açık veya örtülü biçimde bir süre belirlenmişse kira sözleşmesi bu sürenin sonunda kendiliğinden sona erer. Kiraya veren, sözleşmenin bitim tarihinden itibaren bir ay içinde dava açarak süre bitimi nedeniyle tahliye talep edebilir. Belirli süreli kira sözleşmelerinde belirlenen sürenin dolması halinde taraflar arasında açık bir anlaşma olmaksızın kira ilişkisi sürdürülürse kira sözleşmesi belirsiz süreli sözleşmeye dönüşür.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 327Kaynağı aç
MADDE 327- Açık veya örtülü biçimde bir süre belirlenmişse, kira sözleşmesi bu sürenin sonunda kendiliğinden sona erer. Taraflar, bu durumda, açık bir anlaşma olmaksızın kira ilişkisini sürdürürlerse, kira sözleşmesi belirsiz süreli sözleşmeye dönüşür. II. Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde fesih bildirimi 1. Genel olarak

Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracının himayesine yönelik özel fesih düzenlemeleri tatbik edilir. Türk Borçlar Kanunu'nun 347. maddesi uyarınca kiracı, belirli süreli akitlerde dönemin bitiminden evvel en az on beş gün öncesinde yazılı fesih ihbarında bulunmadığı sürece sözleşme aynı koşullarla birer yıllık sürelerle uzamış sayılır. Kiraya veren, salt belirlenen kira süresinin dolduğundan bahisle akdi sona erdirme yetkisine sahip değildir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 347Kaynağı aç
MADDE 347- Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı, belirli süreli sözleşmelerin süresinin bitiminden en az onbeş gün önce bildirimde bulunmadıkça, sözleşme aynı koşullarla bir yıl için uzatılmış sayılır. Kiraya veren, sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremez. Ancak, on yıllık uzama süresi sonunda kiraya veren, bu süreyi izleyen her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla, herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeye son verebilir. Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde, kiracı her zaman, kiraya veren ise kiranın başlangıcından on yıl geçtikten sonra, genel hükümlere göre fesih bildirimiyle sözleşmeyi sona erdirebilirler. Genel hükümlere göre fesih hakkının kullanılabileceği durumlarda, kiraya veren veya kiracı sözleşmeyi sona erdirebilir. 2. Bildirimin geçerliliği a. Şekil

Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiraya veren, on yıllık uzama süresinin tamamlanmasının akabinde, bu devreyi izleyen her uzama yılının nihayetinden en az üç ay evvel bildirimde bulunmak suretiyle herhangi bir tahliye gerekçesi göstermeksizin kira sözleşmesini tek taraflı feshedebilir. Tarafların ilk kira sözleşmesinden sonra bir araya gelerek yeni bir kira sözleşmesi tanzim etmeleri durumunda, on senelik uzama süresi yeni sözleşmenin sona erme tarihinden itibaren hesap edilir; zira akdedilen her yenileme sözleşmesi on yıllık yasal fesih süresini sıfırlayarak baştan başlatır.

Belirsiz süreli konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinde kiracı her vakit fesih hakkını kullanabilir. Kiraya veren ise ancak kira münasebetinin başlangıcından itibaren on yıllık sürenin geçmesini müteakip genel fesih bildirimi esaslarına başvurarak akdi sona erdirebilir.

6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un geçici 2. maddesi gereğince, kanunun yürürlüğe girdiği 1 Temmuz 2012 tarihi itibarıyla on senelik uzama vadesi tamamlanmış olan akitler bakımından bu fesih hakkı yürürlükten iki yıl sonra (1 Temmuz 2014); on yıllık süresi dolmamış olmakla birlikte bakiye süresi beş yıldan az kalan sözleşmeler bakımından ise yürürlükten beş yıl sonra (1 Temmuz 2017) uygulanma kabiliyeti kazanmıştır.

6101 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNUNUN YÜRÜRLÜĞÜ VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUN m. Geçici 2Kaynağı aç
GEÇİCİ MADDE 2- (1) Bu Kanunun 1 inci maddesinin son cümlesi hükmü bir defaya mahsus olmak üzere, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce Türk Borçlar Kanununun 347 nci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesinde öngörülen kira sözleşmelerinden on yıllık uzama süresi dolmamış olmakla birlikte geri kalan süre beş yıldan daha kısa olanlar hakkında, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş yıl; on yıllık uzama süresi dolmuş olanlar hakkında da yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl sonra uygulanır. Yürürlük
Kira sözleşmesinin yazılı yapılması zorunlu mudur?

Kira sözleşmesinin geçerliliği kanunen zorunlu bir yazılı şekle bağlanmamış olmakla birlikte, uyuşmazlıklarda ispat kolaylığı sağlaması ve koşulların tespiti bakımından yazılı yapılması önem arz eder.

Ev sahibi kira süresi bittiğinde kiracıyı çıkarabilir mi?

Konut ve çatılı işyeri kiralarında ev sahibi sözleşme süresinin bitimine dayanarak kiracıyı tahliye edemez; tahliyenin sağlanabilmesi için kanuni tahliye sebeplerinin gerçekleşmesi veya on yıllık uzama süresinin tamamlanması gerekir.

Depozito bedeli en çok ne kadar kararlaştırılabilir?

Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmeyle getirilecek güvence bedeli en fazla üç aylık kira tutarı kadar belirlenebilir.

Kira artışında uygulanacak yasal üst sınır nedir?

Yenilenen kira dönemlerinde geçerli olacak kira artışı, bir önceki kira yılındaki tüketici fiyat endeksinin (TÜFE) on iki aylık ortalamalara göre değişim oranını aşamaz.

Kiralanan taşınmaz başkasına devredilirse sözleşme ne olur?

Kiralanan taşınmazın mülkiyeti el değiştirdiğinde yeni malik, kanun gereğince mevcut kira sözleşmesinin kendiliğinden tarafı haline gelir.

Kira bedeli sözleşme tarafı olmayan üçüncü kişiye ödenebilir mi?

Sözleşmenin tarafı durumunda bulunmayan üçüncü kişilere gerçekleştirilen ödemeler, kural olarak alacaklı sıfatını haiz kiraya veren yönünden kira borcunu sona erdirmez.

Kira bedelinin tespiti davası ne zaman açılabilir?

Kira tespit davası her zaman ikame edilebilir; mahkemece takdir edilecek bedelin yeni kira dönemi başından itibaren geçerli sayılması için davanın dönemin başlangıcından en az 30 gün önce açılması veya bildirim şartının yerine getirilmesi gerekir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu