Sözleşmeye Verilen İsim Neden Belirleyici Değildir
Taraflar bir sözleşmeyi hizmet sözleşmesi, danışmanlık anlaşması ya da benzer bir adla kurabilirler; ancak Türk Borçlar Kanunu m. 19 uyarınca sözleşmenin türü ve içeriği belirlenirken tarafların yanlışlıkla ya da gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın gerçek ve ortak iradeleri esas alınır. Bu kural, bir sözleşmenin başlığının o ilişkinin hukuki sonuçlarını belirlemediği anlamına gelir; asıl belirleyici olan sözleşmenin içeriği, edimlerin yapısı ve tarafların gerçek amacıdır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 19Kaynağı aç
Kira Sözleşmesinin Temel Unsurları
Türk Borçlar Kanunu m. 299'a göre kira sözleşmesi; kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Bu tanımdan çıkan iki temel edim, kiraya verenin kullanım hakkını devretmesi ve kiracının kira bedeli ödeme borcudur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2023/235, K. 2024/195 sayılı kararında da kira sözleşmesinin tam iki tarafa borç yükleyen rızai bir sözleşme olduğu ve sözleşmenin meydana gelmesi için tarafların esaslı noktalar üzerinde irade beyanlarını karşılıklı ve birbirine uygun biçimde ortaya koymaları gerektiği vurgulanmıştır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 299Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/235, K. 2024/195Kaynağı aç
Kira sözleşmesini hizmet, eser veya vekâlet sözleşmesinden ayıran temel özellik, sözleşmenin merkezinde şahsi bir emek ya da faaliyet borcunun değil bir kullanım hakkının devrinin yer almasıdır. Sözleşmede asıl edim kullanım hakkının devri ise ve bu devir bedel karşılığında gerçekleşiyorsa, sözleşmeye hizmet sözleşmesi adı verilmiş olsa bile TBK m. 19 çerçevesinde tarafların gerçek iradesine göre hukuki nitelik belirlenebilir.
Hâkimin Sözleşmeyi Nitelendirmesi
TBK m. 19, sözleşmenin nitelendirilmesinde tarafların kullandığı sözcükleri değil gerçek ve ortak iradeyi esas almaktadır. Bu düzenleme çerçevesinde tarafların bir sözleşmeye verdikleri isim, sözleşmenin uygulanacak hukuk kurallarını doğrudan belirlemez; ilişkinin mahiyeti ve asli unsurları ön plana çıkar. Kira ilişkisini farklı bir sözleşme adı altında kurmuş olmanın bu değerlendirmeyi engellemeyeceği doktrinel açıklamalarda da ifade edilmektedir; ancak TBK m. 19 metninin kendisi, hâkimin re'sen yeniden nitelendirme yapacağını açıkça düzenlememekte, yalnızca gerçek ve ortak iradenin esas alınacağını öngörmektedir.
Karma Sözleşmeler ve Baskın Unsur Değerlendirmesi
Uygulamada bazı sözleşmeler hem kullanım hakkının devrini hem de belirli bir hizmet ya da organizasyon edimini bir arada barındırır. Bu tür karma yapılarda hangi hükümlerin uygulanacağı sorusu doğar. Doktrindeki bir görüşe göre karma nitelikli sözleşmelerde sözleşmenin baskın karakterini oluşturan edime ilişkin hükümler esas alınır; kullanım hakkının devri baskın edim ise kira hukuku hükümleri geçerlidir. Bu teorinin yargı içtihadındaki uygulaması bağımsız karar metinleriyle doğrulanamamıştır; dolayısıyla söz konusu yaklaşım kesin bir kural olarak değil, doktrindeki bir görüş olarak değerlendirilmelidir.
Nitelendirme meselesinin somut bir görünümü, operatörlü makine veya personel içeren kira benzeri yapılarda ortaya çıkmaktadır. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, E. 2023/1753, K. 2023/1857 sayılı kararında, iş makinesinin operatörüyle birlikte kiralandığı uyuşmazlıkta ilişkiyi hizmet sözleşmesi olarak nitelendirmiş ve ticaret mahkemesini görevli kabul etmiştir. Öte yandan aynı dairenin farklı bir uyuşmazlıkta benimsediği yaklaşıma göre operatör unsurunun sözleşmenin asli konusu olmayıp kiralananın kullanımına bağlı yan bir yükümlülük niteliğinde kaldığı hâllerde ilişkinin kira sözleşmesi olarak değerlendirilmesi gerekebilir. Bu iki yaklaşım, her somut ilişkide asli edimin ne olduğunun ayrıca belirlenmesini zorunlu kılmaktadır.
İstinaf Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, E. 2023/1753, K. 2023/1857Kaynağı aç
Kira Hukukunun Emredici Hükümleri ve Bağlantılı Sözleşmeler
Türk Borçlar Kanunu, konut ve çatılı işyeri kiralarını güçlü bir kiracı koruma rejimiyle düzenlemiştir. Bu rejimi dolanmak amacıyla kira ilişkisine farklı bir isim verilmesi, TBK m. 19 uyarınca tarafların gerçek iradesinin araştırılmasını gerektiren bir durum oluşturur. Nitekim TBK m. 340, konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmenin kurulması ya da sürdürülmesini kiracının yararı olmaksızın ve kiralananın kullanımıyla doğrudan ilişkisi olmayan bir borç altına girmesine bağlayan ek sözleşmeleri geçersiz saymaktadır. Bu geçersizlik yaptırımının yalnızca bağlantılı sözleşmeyi mi yoksa asıl kira sözleşmesini de mi etkileyeceği, mevcut düzenleme metninden net biçimde çıkarılamamaktadır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 340Kaynağı aç
Kamu Kurumlarının Kira Sözleşmeleri
TBK m. 339, kamu kurum ve kuruluşlarının hangi usul ve esaslar içinde olursa olsun yaptıkları bütün kira sözleşmelerine de konut ve çatılı işyeri kiralarına ilişkin hükümlerin uygulanacağını açıkça düzenlemiştir. Bununla birlikte aynı madde, niteliği gereği geçici kullanıma özgülenmiş taşınmazların altı ay ve daha kısa süreyle kiralanmalarında bu hükümlerin uygulanmayacağını da öngörmektedir. Dolayısıyla kamu kurumlarına uygulama kuralı bu istisna saklı kalmak kaydıyla geçerlidir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 339Kaynağı aç
Geçici Kullanıma Özgülenmiş Taşınmazlara İlişkin İstisna
TBK m. 339, niteliği gereği geçici kullanıma özgülenmiş taşınmazların altı ay ve daha kısa süreyle kiralanmasında konut ve çatılı işyeri kiralarına ilişkin hükümlerin uygulanmayacağını düzenlemiştir. Madde metninde iki koşul birlikte sayılmıştır: taşınmazın niteliği itibarıyla geçici kullanıma özgülenmiş olması ve kira süresinin altı ay veya daha kısa olması. Bu iki koşulun kümülatif biçimde mi yoksa bağımsız olarak mı aranacağı ve bu istisnanın servisli konut ya da otel benzeri modellere uygulanıp uygulanamayacağı, somut olayın koşullarına göre değerlendirilmeyi gerektiren bir alan olarak öne çıkmaktadır.
Kira İlişkisinin Varlığının Talep Türleri Üzerindeki Etkisi
Taraflar arasındaki ilişkinin hukuki niteliği, talep edilebilecek giderim türlerini de doğrudan etkiler. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2023/235, K. 2024/195 sayılı kararında, kira alacağı talebinin sözleşmeye, ecrimisil talebinin ise rayice göre belirleneceği; bu iki talebin dayanakları bakımından farklı mahiyette olduğu vurgulanmıştır. Bu kararın esas uyuşmazlığı görevli mahkeme sorununu konu almakta olup anılan saptama bu bağlamda yapılan genel hukuki bir açıklamadır. Karar, taraflar arasında hukuken geçerli bir kira ilişkisi saptanması hâlinde haksız işgalden söz edilemeyeceğinden ecrimisil yönünden değil, kira ilişkisinin hukuki sonuçları çerçevesinde bir inceleme yapılması gerektiğini de ortaya koymaktadır.
Sık Sorulan Sorular
Kira sözleşmesi hizmet sözleşmesi adıyla düzenlenirse hangi hükümler uygulanır?
Sözleşmenin adı belirleyici değildir. TBK m. 19 uyarınca hukuki nitelendirmede tarafların gerçek ve ortak iradesi esas alınır. Sözleşmenin içeriğinde kullanım hakkının devri ve karşılığında bedel ödeme borcu yer alıyorsa, bu ilişkinin kira hükümlerine tabi tutulup tutulmayacağı, tarafların gerçek iradesinin araştırılması sonucunda belirlenir.
Sözleşmede hem kullanım hem hizmet edimi varsa hangi hükümler geçerli olur?
Karma nitelikli sözleşmelerde uygulanacak hukuk kuralının belirlenmesi, taraflarca kararlaştırılan edimlerin ağırlığına ve asli unsurun ne olduğuna göre şekillenir. Doktrindeki bir görüşe göre baskın edime ilişkin hükümler esas alınır; ancak bu yaklaşım, bağımsız karar metinleriyle genel geçer bir kural olarak doğrulanabilmiş değildir. Somut olayda asli edimin niteliğinin tespiti belirleyici olmaktadır.
Kira ilişkisine bağlı ek sözleşmeler geçerli midir?
TBK m. 340 uyarınca konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmenin kurulması ya da sürdürülmesini kiracının yararı olmaksızın ve kiralananın kullanımıyla doğrudan ilişkisi olmayan bir borç altına girmesine bağlayan ek sözleşmeler geçersizdir. Geçersizliğin yalnızca ek sözleşmeyi mi yoksa asıl kira sözleşmesini de mi kapsadığı, mevcut düzenleme metninden net biçimde çıkarılamamakta olup somut koşullara göre değerlendirilmeyi gerektirmektedir.
Kamu kurumlarıyla yapılan kira sözleşmeleri kiracı koruma hükümlerinden yararlanır mı?
TBK m. 339, kamu kurum ve kuruluşlarının hangi usul ve esaslarla yapılmış olursa olsun tüm kira sözleşmelerine konut ve çatılı işyeri kira hükümlerinin uygulanacağını düzenlemiştir. Bununla birlikte aynı maddede, niteliği gereği geçici kullanıma özgülenmiş taşınmazların altı ay ve daha kısa süreyle kiralanması bu kuralın dışında tutulmuştur; kamu kurumları da bu istisnanın koşullarını taşıyan kiralamalar bakımından söz konusu koruma hükümlerinin kapsamı dışında kalabilir.
Kira ilişkisi varsa ecrimisil talep edilebilir mi?
Kira alacağı talebi ile ecrimisil talebi dayanakları bakımından farklı mahiyettedir: kira alacağı sözleşmeye, ecrimisil ise rayice göre belirlenir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2023/235, K. 2024/195 sayılı kararında taraflar arasında hukuken geçerli bir kira ilişkisi saptandığında haksız işgalden söz edilemeyeceğinden ecrimisil talebi yerine kira ilişkisinin sonuçlarına göre bir değerlendirme yapılması gerektiği ortaya konulmuştur.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

