Kira sözleşmesi; kiraya veren tarafın bir şeyin kullanılmasını veya kullanımla beraber ondan semere elde edilmesini kiracıya bırakmayı, kiracının ise bu kullanıma karşılık kararlaştırılan kira parasını ödemeyi borçlandığı rızai bir sözleşmedir. Kira ilişkisi kural olarak tarafların anlaşması, mahkeme kararı ya da kiralananın yok olması ile nihayete erer. Bu hukuki bağ kurulduktan sonra tarafların karşılıklı hak ve borçları kanun ve sözleşme hükümleri çerçevesinde cereyan eder.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2013/1656, K. 2015/1160Kaynağı aç
Kiraya Veren Sıfatı ve Sözleşmenin Geçerliliği
Kira hukukunda mülkiyet esası değil akit esası geçerli kabul edildiğinden, kiralayan ve mal sahipliği sıfatlarının aynı kişide toplanması zorunluluğu bulunmamaktadır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2013/1656, K. 2015/1160 sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, malik sıfatı bulunmayan bir kimse tarafından akdedilen kira sözleşmesi hukuken geçerlidir ve kural olarak sözleşmenin getirdiği hak ile borçlar sözleşmeyi imzalayan taraflara ait olur. İptal edilmediği müddetçe bağlayıcılığını koruyan bu sözleşmelerde kiracının kiralayana karşı edimlerini yerine getirmesi esastır. Nitekim Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin E. 2012/5753, K. 2012/9308 sayılı kararında kiralayanın malik olması gerekmediği, geçerli sözleşme hükümlerinin tarafları bağlayacağı ve kayyımlık gibi üçüncü mercilere yapılan ödemelerin kiralayana karşı temerrüdü engellemeyeceği açıklanmıştır. Davada kiralayan sıfatına karşı çıkılması halinde ise davacı kiralayan durumunda olduğunu kanıtlamak zorundadır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/5753, K. 2012/9308Kaynağı aç
Bir kimsenin mülkiyeti başkasına ait olduğunu bildiği veya bilebilecek vaziyette olduğu bir taşınmazı kendi malı gibi kiraya verip kira bedellerini tahsil etmesi durumunda, taşınmazın gerçek hak sahibi ile bu kişi arasındaki uyuşmazlıkta 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 526 ve devamı maddelerindeki vekaletsiz iş görme hükümleri tatbik olunur. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin E. 2019/4276, K. 2019/7302 sayılı kararında belirtildiği üzere, Türk Borçlar Kanunu'nun 527 nci maddesi uyarınca vekaletsiz iş gören her türlü ihmal ve ihtiyatsızlığından ötürü sorumlu bulunmaktadır; iş görenin ihmali kanıtlandığı takdirde taşınmazın emsal getirisine, aksi takdirde fiilen tahsil edilen kiraların hak sahibine iadesine karar verilir. Öte yandan kiraya verenin vefatı durumunda mirasçıları kendiliğinden kira ilişkisinin tarafı konumuna gelir ve sözleşme aynı şartlarla geçerliliğini sürdürür.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2019/4276, K. 2019/7302Kaynağı aç
Güvence Bedeli ve Kiralananın Kullanım Esasları
Kira güvence bedeli ya da depozito; kiralanan taşınmazın herhangi bir zarara uğramayacağına teminat oluşturmak hedefiyle sözleşmenin başlangıcında nakit para veya kıymetli evrak biçiminde verilen teminattır. Sözleşme şartlarına riayet edilmiş olması kaydıyla taşınmaz boşaltılırken kiracı tarafından geri alınır. Kiracı taşınmazı kullanırken kiralananın satılması yahut sözleşme hitamında bir başkasına kiralanması süreçlerinde, taşınmazı incelemek ve gezmek isteyen şahıslara kendisi için en elverişli zaman dilimi gözetilmek suretiyle izin vermekle yükümlüdür.
Kiralananın sonradan ayıplı hale gelmesi durumunda kiracı; kiraya verenden ayıbın giderilmesini, kira bedelinin indirilmesini, sözleşmeden dönmeyi veya sözleşmeyi feshetmeyi ve ayıp dolayısıyla uğradığı zararın tazminini talep edebilir. Kiracının kiralananda sözleşmeye aykırı değişiklik yapması durumunda kiraya veren, eski hale getirilmesi için kiracıya en az otuz günlük süre verir; ihtara rağmen bu süre içinde eski hale getirme yapılmazsa fesih yoluna başvurulabilir. Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülemeyen olağanüstü durumların meydana gelmesi ve ifanın aşırı güçleşmesi halinde, sözleşmeyi yerine getirmede zorluğa düşen taraf kira sözleşmesinin uyarlanmasını mahkemeden talep edebilir. Kiraya veren ayrıca kiralananın döşenmesine veya kullanılmasına yarayan taşınırlar üzerinde hapis hakkını kullanarak öncelikli teminat sağlayabilir.
Kira Bedelinin İspatı ve Tevsik Yükümlülüğü
Kira hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda taraflar arasında geçerli bir kira bağının mevcut bulunduğunu ve kira bedelinin miktarını kanıtlama mükellefiyeti kiraya verendedir. Buna karşın muaccel hale gelen kira paralarının ödendiğini ispat yükü kiracıya aittir. Sözleşmenin başlangıç tarihinin ispatı da kiraya verene düşmekte olup; şayet başlangıç tarihini gösterir yazılı bir kira sözleşmesi tanzim edilmişse bunun aksinin tanık beyanıyla ispatı caiz değildir. Fakat kira sözleşmesi şifahi olarak kurulmuşsa başlangıç tarihinin tespiti bakımından tanık dinlenmesi mümkündür.
Mevzuat gereğince kira bedellerinin banka veya yetkili ödeme kuruluşları vasıtasıyla tevsiki mecburidir. Tevsik zorunluluğuna riayet edilmeksizin elden gerçekleştirilen ödemelerde 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 355 inci maddesi uyarınca taraflar adına özel usulsüzlük cezası tatbik edilir. Bununla birlikte ödemenin bu zorunluluğa aykırı biçimde elden yapıldığını, ödeme tarihini izleyen beş iş günü zarfında kendiliğinden vergi idaresine ihbar eden kiracı hakkında özel usulsüzlük cezası kesilmez.
Kira Borcunun Ödenmemesi ve Temerrüt Hükümleri
Kira bedelinin ödenmemesi nedeniyle işlem yapılabilmesi için kararlaştırılan ödeme vadesinin dolmuş ve borcun muaccel hale gelmiş bulunması şarttır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 315 inci maddesi uyarınca kiracı, kiralananın kendisine tesliminden sonra muaccel olan kira bedelini veya yan gideri ifa etmezse; kiraya veren yazılı bir süre tayin ederek bu mühlet içerisinde borç yerine getirilmediği takdirde sözleşmeyi feshedeceğini bildirir. Kanun gereğince kiracıya tanınacak mehil konut ve çatılı işyeri kiralarında en az otuz gün, diğer kiralarda ise en az on gün olup, verilen bu yasal süre kiracıya yapılan yazılı bildirimin tebliğ edildiği tarihi izleyen günden itibaren hüküm ifade etmeye başlar. İhtarın tebliğ edilmemesi halinde fesih prosedürü hukuki netice doğurmaz.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 315Kaynağı aç
Tahliye talepli icra takibinde borçluya borcunu yedi gün içinde borca itiraz etme hakkı veya otuz gün içinde ödemesini yapması için süre tanınır; aksi halde cebri icra yolu ile tahliye edileceği belirtilir. Borçlu yedi gün içinde borca itiraz ederse takip durur ve itirazın kaldırılması için alacaklının dava açması gerekir. Borçlu yedi gün içinde itiraz etmezse takip kesinleşir; otuz gün içinde ödeme yapılmazsa icra yolu ile tahliye gerçekleşir ve haciz işlemleri başlatılır.
Tahliye Sebepleri ve Dava Açma Koşulları
Konut veya işyeri ihtiyacına dayalı olarak tahliye istenebilmesi için kira sözleşmesinin süresinin sona ermiş olması gerekir. Kiracının tahliyesini gerektiren bir diğer kanuni düzenleme ise 6098 sayılı Kanun'un 352 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alır. Kiracının veya birlikte ikamet ettiği eşinin aynı ilçe veya belde belediye sınırları dahilinde oturmaya elverişli bir konutunun varlığı halinde; sözleşmenin teessüsü esnasında bu husustan haberdar olmayan kiraya veren, kira sözleşmesinin bitiminden itibaren bir ay içinde dava ikame ederek taşınmazın tahliyesini isteyebilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 352Kaynağı aç
Kiracının kira bedelini zamanında tediyeden imtina etmesi durumunda 6098 sayılı Kanun'un 352 nci maddesinin ikinci fıkrası devreye girer. Buna göre bir yıldan kısa süreli kira mukavelelerinde kira süresi zarfında; bir yıl ve daha uzun süreli mukavelelerde ise bir kira yılı veya bir kira yılını aşan süre zarfında kira bedelini ödemediği için kiracıya yazılı olarak iki haklı ihtarda bulunulmuşsa, kiraya veren kira süresinin ve bir yıldan uzun kiralarda ihtarların yöneltildiği kira yılının hitamından başlayarak bir ay içinde Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açarak sözleşmeyi feshedebilir.
Tahliye taahhütnamesinin geçerliliği 6098 sayılı Kanun'un 352 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kiralananın kiracıya tesliminden sonraki bir tarihte tanzim edilmiş olmasına bağlıdır. Kiracı taşınmazı belirli bir günde tahliye edeceğini teslimden sonra yazılı olarak üstlenmiş olmasına rağmen taşınmazı boşaltmazsa, kiraya veren taahhüt edilen tarihten itibaren bir ay içinde dava açmak veya icraya başvurmak suretiyle sözleşmeyi sona erdirir. Adi yazılı şekilde hazırlanan taahhütname bu yola müracaat için yeterlidir. Kira süresinin sona ermesi vakıasına dayanılarak ilamsız icra yoluna başvurulabilmesi için kural olarak yazılı bir kira mukavelesinin bulunması icap eder; sözlü akdedilen kira ilişkilerinde ancak geçerli bir tahliye taahhüdü varsa bu takip yolu işletilebilir. Taahhüde dayalı takipte icra dairesince düzenlenen tahliye ve ödeme emrine karşı kiracının itiraz süresi ise yedi gündür.
Kiraya verenin taşınmazın tapudaki maliki olması şart mıdır?
Hayır, kira sözleşmesi akdedebilmek için kiraya verenin tapuda malik sıfatını taşıması zorunlu değildir; malik olmayan kimselerin yaptığı kira sözleşmeleri de hukuken geçerlidir ve taraflarını bağlar.
Tahliye taahhütnamesi ne zaman imzalanırsa geçerli olur?
Tahliye taahhütnamesinin hukuken geçerli sayılabilmesi için taşınmazın fiilen kiracıya teslim edilmesinden sonraki bir tarihte yazılı olarak düzenlenmesi şarttır.
Yazılı kira sözleşmesindeki başlangıç tarihi tanıkla çürütülebilir mi?
Hayır, yazılı kira sözleşmesinde gösterilen başlangıç tarihinin aksı tanık beyanıyla ispatlanamaz; tanık dinletilebilmesi ancak sözleşmenin sözlü olarak akdedildiği durumlarda mümkündür.
İki haklı ihtar sebebiyle tahliye davası ne kadar sürede açılmalıdır?
Bir kira yılı içinde kira bedelinin ödenmemesi yüzünden iki haklı yazılı ihtara sebep olunmuşsa, kira yılının sona ermesinden itibaren bir ay içinde sulh hukuk mahkemesinde tahliye davası açılmalıdır.
Kira borcunun elden ödenmesi halinde vergi cezasından nasıl muaf olunur?
Tevsik şartına aykırı şekilde elden yapılan ödemeyi takip eden beş iş günü içinde durumu kendiliğinden vergi idaresine bildiren kiracı adına özel usulsüzlük cezası kesilmez.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

