Kentsel Dönüşüm İnşaat Sözleşmelerinin Hukuki Niteliği
Kentsel dönüşüm sürecinde kat malikleri ile müteahhit arasında akdedilen inşaat sözleşmeleri, riskli yapıların yenilenmesi amacıyla tarafların hak ve yükümlülüklerini belirleyen, tam iki tarafa borç yükleyen ve karşılıklı edim içeren özel hukuk sözleşmeleridir. Bununla birlikte kentsel dönüşüm faaliyeti kamu düzenini ilgilendirdiğinden, bahse konu sözleşmelerin hem uygulanması hem de sona erdirilmesi idari denetime tabi tutulmuştur. Bu özelliği sebebiyle sözleşmeler, Türk Borçlar Kanunu ile 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun hükümlerine birlikte tabi olan karma nitelikli işlemlerdir.
6306 Sayılı Kanun Kapsamında Fesih Şartları ve Karar Yeter Sayısı
6306 sayılı Kanun uyarınca müteahhidin edimini yerine getirmemesi sebebiyle sözleşmenin feshedilebilmesi iki temel duruma bağlanmıştır. İlk durum, yeni yapının inşasına süresi içinde başlanılmamasıdır. Bütün maliklerce oy birliğiyle anlaşma sağlanmasından ya da paydaşların arsa payları oranında salt çoğunluğuyla karar alınıp bu karara katılmayanların hisselerinin satışının tamamlanmasından sonra fesih gündeme gelebilir. Hak sahiplerinin sözleşme gereği yapım işine başlanmasından önce yerine getirmesi gereken tüm ön edimleri ifa etmiş olması ve inşaata başlanmasına engel teşkil eden bir yargı kararı, idari işlem veya fiili idare uygulaması bulunmaması gerekir. Bu koşullar altında yapım işine müteahhitten kaynaklanan sebeplerle bir yıl içinde başlanmamışsa sözleşmenin feshi istenebilir.
6306 sayılı AFET RİSKİ ALTINDAKİ ALANLARIN DÖNÜŞTÜRÜLMESİ HAKKINDA KANUN m. 6Kaynağı aç
İkinci fesih hali ise inşai faaliyetin durmasıdır. Yapım işinin belirli bir seviyede durdurulması ve en az altı aydır projenin tamamlanmasını gerektirecek seviyedeki ekip ve ekipmanla inşai faaliyete devam edilmemesi halinde fesih şartı oluşur. Bu durumun varlığı; idarenin tespit, tutanak ve resmi kayıtları, yapı denetimi sistemindeki veriler, fotoğraflar ve uydu görüntüleri gibi somut ispat araçlarıyla ortaya konulmalıdır. Her iki gerekçede de inşaat sözleşmelerinin feshi için kat maliklerinin hisseleri oranında salt çoğunlukla karar alması kanunen zorunludur.
İdari Başvuru, İnceleme ve Resen Fesih Prosedürü
Arsa payı salt çoğunluğuyla fesih kararı alan hak sahipleri, Kentsel Dönüşüm Başkanlığına veya yetkili müdürlüğe başvurarak yapım işine başlanıp başlanmadığının ya da inşai faaliyetin yeterli ekip ve ekipmanla sürdürülüp sürdürülmediğinin tespitini talep eder. Fesih müracaatının mevzuata uygun bulunması durumunda müteahhide yazılı bildirim yapılarak 15 gün süre verilir ve işe devam etmeme nedenlerini belgeleriyle açıklaması istenir. Sürenin dolmasının ardından yapı mahallinde yerinde inceleme yürütülür; belediye, sosyal güvenlik kurumları ve ilgili diğer kurumlarla resmi yazışmalar yapılarak fesih koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği denetlenir.
Müteahhit, kendisine tanınan 15 günlük süre zarfında fesih gerekçelerinin gerçeği yansıtmadığı, gecikmenin mülk sahiplerinden veya inşaat alanındaki engellerden kaynaklandığı ya da hak sahiplerince alınan kararda yasal çoğunluğun bulunmadığı iddialarıyla feshe itiraz edebilir. İtirazlara rağmen idarenin fesih koşullarının oluştuğuna karar vermesi halinde bu işleme karşı, 6306 sayılı Kanun m. 6/9 uyarınca tebliğden itibaren otuz gün içinde 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu kapsamında İdare Mahkemelerinde dava açılabilir.
Yapılan idari inceleme sonucunda fesih şartlarının gerçekleştiği tespit edilirse müteahhide 30 gün süre verilerek işe başlaması veya projeyi tamamlayacak yeterli ekip ve ekipmanla faaliyetlere devam etmesi gerektiği, aksi takdirde sözleşmelerin resen feshedileceği ihtar olunur. Bu ihtara rağmen verilen 30 günlük süre içinde işe başlanmaması veya yeterli kapasiteyle devam edilmemesi halinde, ayrıca yeni bir ihtar çekilmesine gerek kalmaksızın sürenin bittiği tarih itibarıyla hak sahipleri ile müteahhit arasındaki sözleşmeler ilgililerin muvafakati aranmaksızın resen feshedilmiş sayılır.
Feshin Hukuki Sonuçları ve Tapu Sicilindeki Şerhlerin Terkini
İnşaat sözleşmelerinin resen feshedilmesinin ardından, taşınmazların siciline şerh edilmiş olan inşaat yapımına dair sözleşmeler kat maliklerinin veya ilgili idarenin talebi üzerine tapu müdürlüğü tarafından terkin edilir. Tapudaki şerhin kaldırılmasının ardından kat malikleri, kentsel dönüşüm sürecini tamamlamak üzere yeni bir yüklenici seçimi için karar alabilir ve yeni bir inşaat sözleşmesi imzalayarak yapım faaliyetine devam edebilirler.
6306 sayılı Kanun kapsamında gayrimenkul satış vaadi ya da arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesiyle müteahhide devredilen taşınmazlar için koruyucu bir hüküm öngörülmüştür. Malikler adına kat irtifakı tesis edilene kadar, somut yapım işine ilişkin işçilik ve malzeme borçları haricinde, müteahhidin üçüncü kişilere olan borçları sebebiyle taşınmazlara haciz veya tedbir konulamaz. Ancak inşai faaliyete başlanmasından itibaren altı ay içinde kat irtifakı kurulmadığı takdirde taşınmazlar üzerinde haciz ve tedbir uygulanması mümkün hale gelir.
Tasfiye Süreci, Tazminat Talepleri ve Kira Yardımları
Sözleşmenin feshine kadar geçen sürede yapılmış imalatlar, devredilen hisseler, gerçekleşen ödemeler ve tasfiyeye ilişkin uyuşmazlıklarda Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri uygulanır. Malikler, müteahhidin kusurlu ifası sebebiyle uğradıkları zararları genel hükümler dairesinde talep edebilir. Bu kapsamda gecikmeden kaynaklanan kira kayıpları, işin başka bir müteahhide verilmesi sebebiyle oluşacak inşaat maliyet farkı ve diğer doğrudan zararlar tazminat konusu yapılabilir. İnşaatın en az altı aydır durması gerekçesiyle sözleşmenin feshedilmesi durumunda, müteahhit tarafından sahada fiilen gerçekleştirilmiş olan işlerin bedeli mahsuplaştırılır.
İnşaatın müteahhidin yükümlülüklerini yerine getirmemesi sonucu yarım kalması halinde kat malikleri; eksik veya hatalı imalatlardan kaynaklanan zararlarının tazminini, yapının tamamlanamamış olması sebebiyle doğan mali kayıplarını ve müteahhidin kusurlu davranışından doğan sair zararlarını Türk Borçlar Kanunu'na dayalı tazminat davası yoluyla ileri sürebilirler.
Fesih neticesinde ortaya çıkan tasfiye sürecinde kira yardımlarına ilişkin olarak hak sahipleri lehine istisnai bir koruma getirilmiştir. 6306 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliği hükümleri uyarınca, fesih tarihine kadar müteahhit tarafından hak sahiplerine yapılmış bulunan kira yardımı ödemeleri hiçbir surette hak sahiplerinden geri talep edilemez.
Kentsel dönüşümde inşaat sözleşmesinin feshi için hangi çoğunluk gerekir?
Müteahhidin bir yıl içinde işe başlamaması veya inşaatın en az altı aydır durması hallerinde fesih kararı, kat maliklerinin hisseleri oranında salt çoğunluğu ile alınır.
Fesih sonrasında müteahhidin ödediği kira yardımları geri istenebilir mi?
6306 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca fesih tarihine kadar müteahhit tarafından maliklere ödenmiş olan kira yardımları hak sahiplerinden geri talep edilemez.
Sözleşme feshedildikten sonra tapudaki müteahhit şerhi nasıl silinir?
Resen feshin gerçekleşmesinin ardından kat maliklerinin veya ilgili idarenin müracaatı üzerine taşınmazın tapu kütüğündeki inşaat sözleşmesi şerhi tapu müdürlüğünce terkin edilir.
İnşaatın yarım kalması sebebiyle müteahhitten hangi zararlar istenebilir?
Malikler Türk Borçlar Kanunu uyarınca gecikme kaynaklı kira kayıplarını, yeni müteahhit maliyet farkını, eksik ve hatalı imalat zararlarını ve doğrudan maddi kayıplarını tazminat davasıyla talep edebilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

