Yaralanmalı Trafik Kazasında Tazminatın Belirlenmesi

by Avukat Erdal Ersoy
Yaralanmalı Trafik Kazasında Tazminatın Belirlenmesi

Yaralanmalı trafik kazasında manevi tazminat, Türk Borçlar Kanunu m. 56 uyarınca hâkimin olayın özelliklerini gözeterek zarar görene uygun bir miktar para ödenmesine karar verebileceği bir kalemdir. Hüküm belirli bir tutarı veya hesap yöntemini zorunlu kılmaz. Maddi tazminat değerlendirilirken kazazedenin yaşı, gelir durumu, maluliyet oranı, bakıcı ihtiyacı ve tedavi süreci dikkate alınabilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 56Kaynağı aç
MADDE 56- Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. 2. Haksız rekabet

Bedensel zarar ve manevi tazminat

Türk Borçlar Kanunu m. 56, bedensel bütünlüğü zedelenen kişiye manevi tazminat ödenmesine hâkimin karar verebileceğini düzenler. Takdir, olayın özelliklerine göre uygun görülen miktara ilişkindir. Bu düzenleme her yaralanma için önceden belirlenmiş bir ödeme sonucunu kurmaz.

Aynı maddede ağır bedensel zarar veya ölüm hâli ayrıca düzenlenir. Bu hâllerde zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. Yakınlar bakımından hüküm, her yaralanmayı değil ağır bedensel zararı veya ölümü ve hâkimin kararını esas alır.

Yaralanmaya bağlı tazminat yalnız ölüm hâline özgü biçimde ele alınmaz. Kırık, çıkık, ameliyat, kalıcı iz, sakatlık ve uzuv kaybı da tazminatın talep edilebileceği hâller arasında sayılır. Bu sayım, Türk Borçlar Kanunu m. 56'daki takdir şartının veya ağır bedensel zarar ölçütünün yerine geçmez.

Maddi tazminatta dikkate alınan etkenler

Tazminat miktarı hesaplanırken kişinin yaşı, gelir durumu, maluliyet oranı, bakıcı ihtiyacı ve tedavi süreci gibi etkenler dikkate alınır. Bu etkenlerin birlikte değerlendirilmesi, bütün dosyalarda aynı sonuca ulaştıran bir hesap formülü bulunduğu anlamına gelmez.

Kazazedenin sabit bir geliri varsa, örneğin maaşı varsa, bu gelir esas alınabilir. Geliri yoksa asgari ücret veya emsal meslek gelirleri üzerinden değerlendirme yapılabilir. Bu yaklaşım bağlayıcı bir cetvel olarak gösterilmiş değildir.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin E. 2016/1828, K. 2018/11457 sayılı kararında ilköğretim okulunda öğretmen olan ve çalışamadığı dönemde maaşını almaya devam edecek davacı yönünden, bilirkişi raporuna dayanılarak geçici işgöremezlik tazminatına hükmedilmesi hatalı görülmüştür. Bu dosyada zarar, çalışılamayan dönemde alınıyorsa fazla çalışma ücreti gibi yan ödemelerle sınırlı değerlendirilmiş ve mahrum kalınan kazancın araştırılması gerektiği belirtilmiştir. Karar, bu sınırı bütün yaralılar için genel bir kurala dönüştürmez.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/1828, K. 2018/11457Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2016/1828 E.  ,  2018/11457 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … şirketi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, 01.11.2008 tarihinde … 'in sevk ve idaresindeki davalı … şirketine sigortalı bulunan aracın meydana getirdiği iki taraflı ve yaralanmalı trafik kazası sonucu yaya olan müvekkilinin ciddi bir şekilde kalıcı maluliyetine neden olduğunu, kazanın meydana gelmesinde aracın sürücüsü … 'in asli kusurlu olduğunu, müvekkilinin kaza nedeniyle tüm tedavilere rağmen eski sağlığına kavuşamayıp esaslı oranda daimi sakat kaldığını, davalı … şirketine müracaat edildiğini, davalı … şirketince müvekkiline 12.658,00 TL civarında tazminat ödendiğini, ancak ödenen bu miktarın gerçek zararın çok altında olduğunu bildirerek 7.800,00 TL maddi tazminatın başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 26.10.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile tazminat talebini toplamda 86.902,97 TL ye yükseltmiştir. Davalı … şirketi vekili, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, toplanan delillere göre davacının davasının kabulüne; 86.902,97 TL'nin 29.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş; hüküm, davalı … şirketi vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı … şirketi vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkindir. Davacının talep edebileceği maddi tazminat miktarının belirlenmesi bakımından, kaza nedeniyle uğradığı işgöremezlik oranının doğru biçimde tespiti önem kazanmaktadır. Sözkonusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastaneleri'nin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü veya Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Somut olayda; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak … Devlet Hastanesi'nin Özürlü Sağlık Kurulu raporunda, kişinin işgücü kaybı oranının %4 olduğu belirlenmiştir. Mahkeme tarafından benimsenen 15.12.2014 tarihli Çukurova Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı'ndan alınan raporda ise, davacının genel beden gücünden kayıp oranının %24 oranında olduğu bildirilmiştir. Bu haliyle; … Devlet Hastanesi'nden alınan özürlü sağlık kurulu raporu ile mahkeme tarafından benimsenen maluliyet raporu arasında çelişki bulunmaktadır. Bu nedenle, mahkemece maluliyet hususunda yapılan araştırma yetersizdir. O halde mahkemece; davaya konu kazada yaralanan davacının kaza tarihinde yürürlükte bulunan Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde işgöremezlik oranının tespiti, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için, İstanbul Adli Tıp Kurumu İktisas dairesinden gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken; eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. 3-Dava dilekçesinde belirtildiği üzere davacı ilköğretim okulunda öğretmen olup çalışamadığı dönemde maaşını almaya devam edeceğinden, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu hükme esas alınarak geçici işgöremezlik tazminatına hükmedilmesi hatalı olmuştur. Davacı yönünden zararın, çalışamadığı dönemde eğer alıyorsa fazla çalışma ücreti gibi yan ödemelerden ibaret olduğu göz önüne alınmalıdır. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Bu durumda mahkemece davacının kaza tarihinde çalıştığı işyerinden fazla çalışma ücreti gibi yan ödeme uygulaması olup olmadığı, davacının çalışamadığı dönemde mahrum kaldığı kazanç bulunup bulunmadığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının, kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 28/11/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Maluliyet oranının belirlenmesi

Sürekli sakatlık tazminatı hesabı, sağlık kurulu veya adli tıp raporuyla belirlenen maluliyet oranına dayandırılır.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin E. 2016/1828, K. 2018/11457 sayılı kararında işgöremezlik oranı, çalışma gücü kaybı ileri sürülen kişinin şikâyetleri esas alınarak kurulan uzman hekim heyetiyle belirlenir. Heyet, Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesinde veya üniversite hastanelerinin adli tıp anabilim dallarında oluşturulabilir. Ölçü, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü ya da Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleridir.

Aynı dosyada devlet hastanesinden alınan özürlü sağlık kurulu raporu ile mahkemece benimsenen üniversite raporu arasında çelişki bulunmuştur. Raporlardaki oranlar yüzde 4 ve yüzde 24'dür. Kaza tarihinde yürürlükte bulunan Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde İstanbul Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesinden gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu oranlar yalnız o dosyadaki raporlara aittir.

Daire, sair temyiz itirazlarını reddetmiş; maluliyet araştırması ve geçici işgöremezlik tazminatına ilişkin temyiz itirazlarını kabul ederek hükmün bozulmasına 28/11/2018 gününde oybirliğiyle karar vermiştir. Bozma, yeniden hesaplanmış bir tazminat tutarı belirlemez.

Kusurun tazminata etkisi

Kazazedenin kazadaki kusur oranı hesaplamada etkili olabilir. Yüzde 30 kusurlu bulunan bir kişiye ödenecek tazminatın bu oran kadar azaltılması bir örnek olarak anlatılır. Örnek, her olayda aynı oranın uygulanacağı yönünde kanuni bir kural oluşturmaz.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin E. 2025/390, K. 2025/9590 sayılı karar metninde, önceki daire incelemesinde davacının alkollü sürücünün aracında seyahat etmesi nedeniyle müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiği gerekçesiyle bozma yapıldığı anlatılır. Bu anlatım indirim oranını göstermez ve başka kusur olaylarına kendiliğinden uygulanacak genel bir ölçü kurmaz.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/390, K. 2025/9590Kaynağı aç
4. Hukuk Dairesi         2025/390 E.  ,  2025/9590 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/136 E. 2024/618 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 25.05.2014 tarihinde davalı … şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı motosikletin seyir halindeyken yolun sağındaki bariyerlere çarpması sonucu tek taraflı, maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, araçta yolcu olarak bulunan davacının meydana gelen kazada yaralandığını, maluliyet oranının %59 olarak belirlendiğini, davalı … şirketine yapılan başvuru sonucu davacıya %24 maluliyet oranı üzerinden 33.296,00 TL ödeme yapılmasının teklif edildiğini, ancak ödemenin kabul edilmediğini iddia ederek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla işgücü kaybından doğan toplam 3.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalı şirkete başvuru tarihi olan 02.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davacı vekili 06.05.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı olarak toplam 218.248,60 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin maddi tazminat talepleri açısından, poliçe limitleri dahilinde ve sigortalı aracın sürücüsünün kusuru oranında davacının zararlarını gidermekle yükümlü olduğunu, davacının kaza geçirdiği aracın ticari bir araç olmadığını, yapılan taşımanın da hatır taşıması olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin bozma öncesi verilen kararı ile davacının meydana gelen trafik kazasında yaralanması nedeni ile maluliyetinin oluştuğunun belirlendiği, kusurlu bulunan sürücünün kullandığı aracın davalı şirket tarafından teminat altına alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile sürekli iş göremezlikten kaynaklanan 209.730,91 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 16.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 11.06.2019 tarih, 2016/1279 Esas, 2019/483 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 29.09.20 22… /17143 Esas, 2023/5913 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 29.09.2022 tarihli kararının süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece davacının alkollü sürücünün aracında seyahat etmesi nedeni ile müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiği gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davanın kısmen kabulüne, 167.784,73 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 16.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. VI.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müterafik kusur indirimi nedeni ile davanın reddedilen kısmı yönünden aleyhe vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Taraflar arasındaki uyuşmazlık, trafik kazası nedeni ile oluşan sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 18.06.2025 tarihinde Başkan Vekili … ile Üye …'in karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı Oy) (Karşı Oy) KARŞI OY Temyiz incelemesine konu olan İlk Derece Mahkemesi kararında, belirlenen tazminattan müterafik kusur sebebiyle indirim yapılmış ve bu nedenle kısmi kabul kararı verilerek, reddedilen miktar üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmiştir. Reddedilen miktar takdire dayalı olduğundan bu miktar üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Davacının bu konudaki temyiz itirazının kabulü ile hükmün bu kısmının da düzeltilerek onanması gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılamıyoruz.

Bozmadan sonraki ilk derece kararı, yüzde 20 müterafik kusur indirimi yapılarak davanın kısmen kabulüne ilişkindir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi bu kararı 18/06/2025 tarihinde oy çokluğuyla onamıştır. Yüzde 20 oranı bu dosyaya özgüdür; karşı oy bağlayıcı sonuç değildir.

Sigortanın karşılayabileceği zarar

Zorunlu trafik sigortası, kaza sırasında karşı tarafın kusurlu olması hâlinde zararı belirli teminatlar dâhilinde karşılamakla yükümlü tutulur.

Kusurlu sürücünün poliçesinde ihtiyari mali mesuliyet sigortası biçiminde ek teminat varsa, zorunlu sigorta limitlerinin üstündeki zararlar da karşılanabilir. Bu imkân poliçenin varlığına bağlıdır.

Trafik kazası tazminatı belirlenirken sigorta poliçesi dikkate alınır. Poliçeyi aşan miktar karşı taraftan talep edilebilir. Sigorta şirketinin ödeme yapmaması veya ödenmesi gereken miktardan daha az ödeme yapması hâlinde ilgili kişi sigorta şirketine dava açabilir.

Sigorta şirketinin teklif ettiği tazminat yetersizse ve uyuşmazlık mahkemeye gidilmeden çözülmek isteniyorsa Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru değerlendirilebilir.

Zamanaşımı

Türk Borçlar Kanunu m. 72, haksız fiilden doğan tazminat istemini iki süreye bağlar. Zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl geçmesi zamanaşımı sonucunu doğurur. Fiilin işlendiği tarihten itibaren on yılın geçmesi de her hâlde aynı sonucu doğurur.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 72Kaynağı aç
MADDE 72- Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır. Haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa zarar gören, haksız fiilden doğan tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcu ifadan kaçınabilir. II. Rücu isteminde

Tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa bu zamanaşımı uygulanır. Hangi ceza zamanaşımının uygulanacağı hükmün bu kesitinde belirtilmemiştir.

Haksız fiil nedeniyle zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa, tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile zarar gören bu borcu ifadan kaçınabilir.

Davanın görüleceği mahkeme

Anlaşma sağlanamazsa kazazedenin maddi ve manevi tazminat davasını asliye ticaret mahkemesinde açabileceği belirtilir. Başka bir anlatımda trafik kazası tazminat davasında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olarak gösterilir; kazaya karışan araçta yük veya yolcu varsa ticaret mahkemesinin devreye girdiği söylenir. Bu anlatımlar aynı konuda farklı görev sonucu doğurduğundan biri diğerinin yerine kesin görev kuralı olarak alınamaz.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2022/1308, K. 2022/3079 sayılı kararında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 21 ve 22. maddeleri uyarınca Gebze 4. Asliye Hukuk Mahkemesini o uyuşmazlıkta yargı yeri olarak belirlemiştir. Sonuç, incelenen yargı yeri uyuşmazlığına ilişkindir.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2022/1308, K. 2022/3079Kaynağı aç
5. Hukuk Dairesi         2022/1308 E.  ,  2022/3079 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Gebze 4. Asliye Hukuk Mahkemesi ile Gebze Asliye Ticaret Mahkemeleri'nce ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belli edilmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi gereği düşünüldü: -KARAR- Dava, trafik kazasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Gebze 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce, davanın trafik kazası nedeniyle tazminat davası olduğu ve davalı …'nın ticari işletmesiyle ilgili olup 6102 sayılı TTK'nın 5. maddesi uyarınca ticaret mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nce ise, davanın açılış tarihi itibariyle asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev değil iş bölümü ilişkisi olduğu, dava tarihinde Gebze'de ayrı ticaret mahkemesi bulunmayıp, HSK'nın 23.07.2015 tarih 1157 sayılı kararıyla, müstakil asliye ticaret mahkemesi kurulup 07.09.2015 tarihinde faaliyete geçtiği, dava tarihinde müstakil asliye ticaret mahkemesi bulunmadığından, iş bölümü itirazından da söz edilemeyeceği, yani iş bölümü itirazı olsa dahi, o tarihte Gebze'de müstakil asliye ticaret mahkemesi bulunmadığından, bu itirazın yapılmamış kabul edileceği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Bilindiği gibi asliye mahkemeleri, asliye hukuk ve asliye ticaret mahkemeleri olarak ikiye ayrılır. Asliye Ticaret Mahkemeleri, asliye hukuk mahkemesinin görevine giren ticari davaların çözümlendiği mahkemelerdir. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevine giren işler dışında kalan tüm uyuşmazlıklar asliye hukuk mahkemesince çözümlenir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 4. maddesinde hangi davaların ticari dava olduğu sayılmıştır. Bundan başka, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve bu Kanun'un 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalarla hususi hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılacağı düzenlenmiştir (TTK'nın 5/2). 6762 sayılı TTK'ya göre müstakil ticaret mahkemesi bulunan yerlerdeki ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişki görev değil iş bölümü ilişkisidir. (TTK'nın 4 ve 5. maddeleri) Asliye ticaret mahkemesi kanunla belirtilmiş olan ticari davalara bakar. Asliye hukuk mahkemesi ise ticari davalar dışında kalan hukuk davalarına (dar anlamda hukuk davalarına) bakar. Somut olayda; davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin sürücüsü olduğu araca davalı …'un aracıyla kusurlu olarak çarpması ile her iki aracın karşı yönden gelen servis aracına çarptıklarını, serviste bulunan iki kişinin yaralandığını, yaralananlara SGK tarafından ödenen tedavi gideri ve bağlanan aylıkların ilk peşin değerlerinin tahsili için açılan davalar sonucunda müvekkilinin 279.871,00 TL tazminatla sorumlu tutulduğunu ve tek geliri olan ücretinden ¼ oranında yapılan kesinti ile ödemeye çalıştığını, kazanın oluşumunda davalı …'un kusurunun daha fazla olduğunun kesinleşen ceza kararı ile sabit olduğunu, davalı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortasının bulunmadığını belirterek, davalının kusuruna isabet eden 209.914,91 TL'nin davalı …'dan kaza, davalı …'ndan ihbar tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Eldeki dava, 11/10/2010 tarihinde açılmıştır. 30/06/2012 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 6335 sayılı Kanun'un 38. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen geçici 9. madde “Bu Kanun'un göreve ilişkin hükümleri, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davalarda uygulanmaz. Bu davalar, açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan Kanun hükümlerine tâbidir” hükmünü içermektedir. Bu durumda dava tarihinde müstakil asliye ticaret mahkemesi bulunmadığı da gözetildiğinde iş bölümü itirazının da mümkün olmadığı anlaşılmakla, uyuşmazlığın asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK'nın 21 ve 22. maddeleri gereğince Gebze 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 28/02/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin E. 2022/3118, K. 2022/3099 sayılı kararında dava 8 Şubat 2016'da açılmıştır. Sonradan kurulan ticaret mahkemesine derdest dosyaların devrine dair bir ibare görülmediğinden dosyanın Aydın 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde sonuçlandırılması gerektiği kabul edilmiştir. Daire, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 21 ve 22. maddeleri uyarınca bu mahkemeyi yargı yeri olarak belirlemiştir.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2022/3118, K. 2022/3099Kaynağı aç
5. Hukuk Dairesi         2022/3118 E.  ,  2022/3099 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki davada Aydın 3. Asliye Hukuk ve Aydın Asliye Ticaret Mahkemeleri'nce ayrı ayrı yetkisizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belli edilmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi gereği düşünüldü: -KARAR- Dava; trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Aydın 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce, davanın konusunun maddi manevi tazminata ilişkin olduğu, davanın sigorta şirketine karşı da yöneltildiği, sigorta hukukunun 6102 sayılı Ticaret Kanunu’nda düzenlendiği, davaya bakmaya görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olduğu, bu nedenle davaya ticaret mahkemesi sıfatı ile bakıldığı, Hakimler ve Savcılar Genel Kurulu'nun 07/07/2021 tarihli ve 608 sayılı kararı ile 01/09/2021 tarihi itibariyle Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin faaliyete geçirildiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nce ise, Hakimler ve Savcılar Genel Kurulu'nun 07/07/2021 tarihli ve 608 sayılı kararında halihazırda açılmış davaların yeni kurulan mahkemeye devredileceğine ilişkin bir düzenlemenin mevcut olmadığı gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir. Hakimler ve Savcılar Genel Kurulu'nun 07/07/2021 tarihli ve 608 sayılı kararıyla 01/09/2021 tarihi itibariyle Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin faaliyete geçirildiği, davanın 08/02/2016 tarihinde açıldığı, 07/07/2021 tarihli ve 608 sayılı kararda derdest dosyaların devredileceği yönünde bir ibare bulunmadığı anlaşıldığından, dosyanın Aydın 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce görülerek sonuçlandırılması gerekmektedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince Aydın 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 28/02/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2015/9175, K. 2015/10562 sayılı kararında Güvence Hesabının sorumluluğunun Türk Ticaret Kanunu'nun 1483/1. maddesinden kaynaklandığını ve aynı kanunun 4. maddesi uyarınca bu kanundan kaynaklanan uyuşmazlıkların ticari dava sayıldığını kabul etmiştir. Bu gerekçeyle uyuşmazlığın ilgili asliye ticaret mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 21 ve 22. maddeleri gereğince bu mahkemenin yargı yeri olarak belirlenmesine karar vermiştir. Karar, Güvence Hesabına yöneltilen zorunlu mali mesuliyet sigortası uyuşmazlığına ilişkindir; diğer dosyalardaki taraf, tarih ve devir koşullarıyla aynı görev kuralı sayılmaz.

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2015/9175, K. 2015/10562Kaynağı aç
20. Hukuk Dairesi         2015/9175 E.  ,  2015/10562 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasında … Asliye Ticaret ve … Asliye Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Asliye Ticaret Mahkemesince, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 2, 3, 73 ve 82. maddeleri gereğince görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesi ise, davalının zorunlu sorumluluk sigortası yükümlüsü Güvence Hesabı ve davanın da sorumluluk sigorta sözleşmesine dayalı tazminat davası niteliğinde olması ve zorunlu sigortalarında Türk Ticaret Kanununda düzenlenmiş olması nedeniyle ticari dava niteliğindeki davanın ticaret mahkemesinin görevine girdiği gerekçesiyle görevsizlik yönünde hüküm kurmuştur. 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 14/1. maddesinde, bu Kanunun 13 üncü maddesi, 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve 10/7/2003 tarihli ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu ile ihdas edilen zorunlu sorumluluk sigortaları ile bu Kanunla mülga 21/12/1959 tarihli ve 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu çerçevesinde ihdas edilmiş olan zorunlu sigortalara ilişkin olarak belli koşulların oluşması halinde ortaya çıkan zararların bu sigortalarla saptanan geçerli teminat miktarlarına kadar karşılanması amacıyla … Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği nezdinde Güvence Hesabının oluşturulacağı hükmüne yer verilmiş, aynı maddenin II-a bendinde ise, sigortalının tespit edilememesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar için güvence hesabına başvurulabileceği belirtilmiştir. TTK'nın 4/1-a maddesinde de, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı açıkça düzenlenmiştir. Kanunun lafzı ve amacı nazara alındığında zorunlu mali mesuliyet sigortalarından doğan uyuşmazlıklarda asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklamalara göre trafik kazası neticesinde yaralanan ilgililerin, diğer şartların da bulunması halinde teminat miktarı ile sınırlı olarak zararlarının karşılanmasını Güvence hesabından isteyebileceği, 5684 sayılı Kanunun 14/l. maddesi uyarınca da kanundaki emredici düzenleme doğrultusunda, Güvence Hesabının Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortasının yerine geçtiği, diğer bir deyişle …'nın sorumluluğunu üstlendiği anlaşılmaktadır. Somut olayda davacı vekili, müvekkilinin motorsikletiyle seyir halindeyken plakasız ve sigortasız bir aracın çarpması sonucu yaralandığını belirterek, işgücü kaybı nedeniyle bir miktar tazminatın davalıdan tahsilini talep etmektedir. Güvence hesabının sorumluluğunun TTK'nın 1483/1. maddesinden kaynaklanmasına ve aynı Kanunun 4. maddesine göre TTK’nından kaynaklanan uyuşmazlıkların ticari dava sayılacağının açıkça belirtilmesine göre, uyuşmazlığın … Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince … Asliye Ticaret Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 05/11/2015 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Ölüm hâlinin yaralanmadan ayrılan yönü

Ölümlü trafik kazasında maddi ve manevi tazminatı ölenin yakınları ya da ölenin desteğinden yoksun kalan kişiler isteyebilir. Yaralanmada yakınlara manevi tazminat ise Türk Borçlar Kanunu m. 56'da ağır bedensel zarar veya ölüm hâli ve hâkimin kararıyla sınırlıdır. Destekten yoksunluk tazminatının hesap şartları bu çerçevede gösterilmemiştir.

Sık sorulan sorular

Manevi tazminat her yaralanmada belirli tutarda ödenir mi?

Hayır. Türk Borçlar Kanunu m. 56, hâkimin olayın özelliklerini gözeterek uygun bir miktara karar verebileceğini düzenler; zorunlu tutar veya hesap yöntemi öngörmez.

Yaralananın yakınları manevi tazminat isteyebilir mi?

Yakınlara ödeme, ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde ve hâkimin kararıyla mümkün olabilir. Her yaralanma bu kapsamda sayılmaz.

Sürekli sakatlık tazminatı neye dayanır?

Sürekli sakatlık tazminatı, sağlık kurulu veya adli tıp raporuyla belirlenen maluliyet oranına dayandırılır.

Maluliyet raporları çelişirse ne yapılır?

Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin E. 2016/1828, K. 2018/11457 sayılı kararında çelişen raporlar karşısında, kaza tarihinde yürürlükteki Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde İstanbul Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesinden gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınması gerektiği kabul edilmiştir.

Kazazedenin kusuru tazminatı etkiler mi?

Kusur oranı hesaplamada etkili olabilir ve örnekte tazminat bu oran kadar azaltılır. Örnekteki yüzde 30 oranı genel bir zorunlu ölçü değildir.

Zorunlu sigorta bütün zararı karşılar mı?

Zorunlu trafik sigortası, karşı taraf kusurluysa zararı belirli teminatlar dâhilinde karşılar. Poliçeyi aşan miktar karşı taraftan istenebilir; poliçede ek teminat varsa limit üstü zararlar da karşılanabilir.

Tazminat istemi ne zaman zamanaşımına uğrar?

Türk Borçlar Kanunu m. 72'ye göre istem, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren iki yılın ve her hâlde fiilin işlenmesinden itibaren on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Daha uzun ceza zamanaşımı öngörülen suçtan doğan tazminatta o süre uygulanır.

Trafik kazası tazminat davası hangi mahkemede açılır?

Bir anlatım davayı asliye ticaret mahkemesine, diğeri asliye hukuk mahkemesine ve araçta yük veya yolcu varsa ticaret mahkemesine bağlar. Dosyanın açılış tarihi, derdest dosyaların devri ve Güvence Hesabına yöneltilmiş olması gibi koşullar yargı yerini ayrıca değiştirebildiğinden bu sonuçlar tek görev kuralında birleştirilemez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu