Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu Kesintisi ve Hukuki Esasları

by Avukat Erdal Ersoy
Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu Kesintisi ve Hukuki Esasları

Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu kesintileri, bu alanda yeni bir yasal düzenleme yapılıncaya kadar yürürlükten kaldırılan hükümlere göre tahsil edilerek genel bütçeye gelir kaydedilmek üzere Hazine hesaplarına aktarılmaktadır. İlgili kesintilerin takibi, vergi kanunlarında yer alan tahakkuk ve tahsilat usullerine tabidir.

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2020/653, K. 2020/1895Kaynağı aç
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2020/653 E.  ,  2020/1895 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2020/653 Karar No : 2020/1895 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:2019/2787 sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı şirketin … Bahreyn şubesinden 24/02/2014 tarihinde kullandığı üç yıl vadeli 22.000.000,00 EUR tutarlı döviz kredisinin vadesinden önce kapatılması nedeniyle 662.640,00 TL KKDF ve 229.073,74 TL cezai faiz tahakkuk ettirilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı tahakkuk fişinin iptali ile ödenen 891.713,74 TL'nin yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; Davacı tarafından kredinin alındığı tarihten sonra, şirket hisselerinin %90'ının merkezi Japonya'da bulunan …. şirketine satılmasına yönelik olarak imzalanan 29/09/2015 tarihli devir sözleşmesi gereğince kredi borcunun iki yıl geçmeden 14/01/2016 tarihinde kapatıldığı, davacı şirketin ticari faaliyetinden kaynaklanan bu durumun mevzuatla belirlenen KKDF kesintisi oranlarının davacıya uygulanmasını engelleyecek mücbir sebep oluşturmadığı sonucuna varıldığından dava konusu işlemin KKDF tahakkukuna ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı, Bununla birlikte, davacının kullandığı döviz kredisini vadesinden önce kapatmasında kötü niyetli ve kusurlu kabul edilemeyeceği, kredinin kapatıldığı tarihe kadarki süreçte KKDF mevzuatının ihlal edildiğini söylemeye olanak bulunmadığı da dikkate alındığında, dava konusu işlemin kredinin kullanım tarihinden itibaren hesaplanan cezai faiz tahakkukuna ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin kısmen iptaline, tahsil edilen 229.073,74 TL'nin yasal faiziyle birlikte davacıya iadesine, davanın 662.640,00 TL'ye yönelik kısmının ise reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti : … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğunun anlaşıldığı ve dilekçelerde ileri sürülen iddialar söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle, tarafların istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 11/03/2019 tarih ve E:2018/2851, K:2019/1909 sayılı kararıyla; İstinaf mahkemesi kararının, KKDF tahakkuku yönünden davanın reddi yolundaki karara yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının usûl ve hukuka uygun olduğu, bu nedenle davacı tarafından sunulan temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği, 01/01/2013 tarih ve 28515 sayılı Resmi Gazete’de 02/01/2013 tarihinden itibaren kullanılacak kredilere uygulanmak üzere yayımlanan 2012/4116 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile bankalar ve finansman şirketleri dışında Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt dışından sağladıkları döviz ve altın kredilerinde KKDF kesintisi oranının; ortalama vadesi bir yıla kadar olanlarda %3, ortalama vadesi 1 yıl (1 yıl dahil) ile 2 yıl arasında olanlarda %1, ortalama vadesi 2 yıl (2 yıl dahil) ile 3 yıl arasında olanlarda %0,5, ortalama vadesi 3 yıl (3 yıl dahil) ve üzerinde olanlarda %0 olarak belirlendiği, 07/06/1988 tarih ve 19835 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 88/12944 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki "Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu Hakkında Karar"ın 96/9006 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 5. maddesi ile yeniden düzenlenen “Müeyyide Uygulaması” başlıklı 8. maddesinde; "Müeyyide uygulaması ile ilgili olarak, a) Zamanında ve tam olarak yatırılmayan fon kesintileri ile fon kesintisi indirimi uygulanan kredilerde, vergi, resim ve harç istisnası uygulaması paralelinde, ihracatın veya taahhüdün gerçekleşmemesi veya ihracat veya taahhüdün kısmen gerçekleşmesi durumunda indirimli uygulanan fon kesintileri tama iblağ edilir ve tahsili gereken fon kesintileri bankalar, özel finans kurumları veya finansman şirketlerinden, … Fon'a yatırılması gereken, fon kesintisi istisnasının uygulandığı, destekleme priminin ödendiği tarihler ile Fon'a yatırıldığı tarih arasında geçen süre için ve bu sürede yürürlükte bulunan cezai faiz oranları üzerinden hesaplanacak cezai faizi ile birlikte geri alınır. d) Fon kesintisi indirimi uygulanan ithalat işlemlerinde, vergi, resim ve harç istisnası uygulaması paralelinde ihracatın veya taahhüdün gerçekleşmemesi veya ihracat ve taahhüdün kısmen gerçekleşmesi durumunda indirimli uygulanan fon kesintileri tama iblağ edilir ve tahsili gereken fon kesintileri, fon kesintisi istisnasının uygulandığı tarih ile tahsil edildiği tarih arasında geçen süre için ve bu sürede yürürlükte bulunan cezai faiz oranları üzerinden hesaplanacak cezai faizi ile birlikte gümrük idarelerince firmalardan tahsil edilir. Cezai faiz oranı, kanuni faiz oranının üç katıdır…” hükmüne yer verildiği, söz konusu cezai faiz oranının 04/11/2000 tarih ve 24220 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 28/09/2000 tarih ve 2000/1387 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yeniden kanuni faiz oranının iki katı olarak belirlendiği, 12/05/1988 tarih ve 88/12944 sayılı Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu Hakkında 6 nolu Tebliğ'in 2. maddesinde de aynı yönde düzenlemelerin yer aldığı, Aktarılan mevzuatta, yurt dışından sağlanan döviz kredilerine uygulanacak KKDF kesinti oranının, kredinin ortalama vadesi esas alınarak belirlendiği, kredinin vadesinden önce kapatılması nedeniyle ortalama vadesinde meydana gelen değişiklik dikkate alınarak tabi olduğu orana göre KKDF kesintisi yapılması ve fon kesintilerinin Fon'a yatırılması gereken tarih ile Fon'a yatırıldığı tarih arasında geçen sürede yürürlükte bulunan cezai faiz oranları üzerinden hesaplanacak cezai faizi ile birlikte ilgililerden tahsil edilmesi gerektiği, KKDF ile ilgili mevzuatta, kredinin ortalama vadesinden önce kapatılması halinde cezai faiz alınmayacağı yönünde bir kural bulunmadığı, bu durumu dikkate alarak davacının ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmekle yükümlü olduğu, Davacının imzaladığı devir sözleşmesi gereğince kullandığı döviz kredisini vadesinden önce kapatmasında kötü niyetli ve kusurlu kabul edilemeyeceği, kredinin kapatıldığı tarihe kadarki süreçte KKDF mevzuatının ihlal edilmediği gerekçesine dayanılarak dava konusu işlemin cezai faize ilişkin kısmının iptali yolunda verilen karara karşı davalı idarece yapılan istinaf başvurusunun reddine dair kararda hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının cezai faiz tahakkukuna ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dava konusu işlemin cezai faize ilişkin kısmının iptali ile bu tutarın davacıya iadesi yolundaki ilk derece mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair ilk kararda ısrar edilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacı şirkete 88/12944 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli "Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu Hakkında Karar"ın "müeyyide uygulaması" başlıklı 8. maddesi uyarınca cezai faiz tahakkuk ettirildiği, KKDF mevzuatında kredinin ortalama vadesinden önce kapatılması halinde cezai faiz alınmayacağına dair herhangi bir kural yer almadığı, temyize konu kararda davacıdan kesilen cezai faizin yasal faiziyle iadesine hükmedilmesinde hukuka uyarlılık bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, KKDF kesintisine konu teşkil eden kredinin zorunluluktan dolayı 19 ay sonra kapatıldığı, dolayısıyla kredi kullanımının başında KKDF mevzuatının ihlalinden söz edilemeyeceği, dava konusu işlemle tahakkuk ettirilen cezai faizin niteliği itibarıyla ceza olduğu, kanuni bir dayanağı olmayan cezai faiz tahakkuku nedeniyle ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerinin ancak kanunla konulabileceğini öngören Anayasa'nın 38. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2. maddesinin ihlal edildiği, mülkiyet hakkına müdahale anlamı taşıyan cezai faiz tahakkukunun Anayasa'nın 35. maddesinde yer alan mülkiyet hakkının ancak kanunla sınırlandırılabileceği yönündeki hükme da aykırılık teşkil ettiği, KKDF kesintisine konu kredinin kullanım tarihinden itibaren cezai faiz hesaplanmasının hakların kısıtlanması ile ilgili uyulması gereken ölçülülük ilkesi ile de bağdaşmadığı, bu nedenle cezai faizin en çok kredinin kapatılması gereken tarih ile KKDF kesintisinin ödendiği tarihler için alınabileceği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemle kaynak kullanımı destekleme fonu payı üzerinden 88/12944 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli "Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu Hakkında Karar"ın “Müeyyide Uygulaması” başlıklı 8. maddesi uyarınca cezai faiz tahakkuk ettirilmesi, Anayasa'nın 38. maddesinde hükme bağlanan "kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi"ne aykırılık teşkil etmektedir. Bu nedenle, neticesi itibariyle hukuka uygun bulunan ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı şirket, … Bahreyn Şubesinden 24/02/2014 tarihinde vadesi 28/02/2017 olarak belirlenen 22.000.000,00 EURO tutarında döviz kredisi kullanmış, bahse konu kredinin 3 yıl vadeli olması sebebiyle KKDF kesintisi %0 olarak belirlenmiştir. Ancak, davacı şirkete ait hisselerin % 90'ının merkezi Japonya'da bulunan … şirketine satılmasına yönelik imzalanan 29/09/2015 tarihli devir sözleşmesinde davacı şirketin kredi borçlarının kapatılmasının öngörülmesi nedeniyle, döviz kredisi vadesinden önce 14/01/2016 tarihinde kapatılmıştır. Üç yıl vadeli olarak alınan döviz kredisinin iki yıl geçmeden kapatılması sebebiyle de, davalı idare tarafından … tarih ve … sayılı fiş ile 662.640,00 TL KKDF payı ve 229.073,74 TL cezai faiz tahakkuk ettirilmiş ve kredi kapama işlemi sırasında davacı şirketten toplamda 891.713,74 TL tahsil edilmiştir. Bunun üzerine, bahse konu tahakkuk fişi ile toplamda ödenen 891.713,74 TL'nin yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu'nun 92 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik 40. maddesinin II numaralı paragrafının (b) ve (c) bentlerinin Kaynak Kullanımı Destekleme Fonunun kurulmasını öngören 88/12944 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının yürürlüğe girdiği tarihteki halinde; "b) Faiz Oranları: Banka, kredi işlemlerinde ve mevduat kabulünde alınacak ve verilecek azami faiz oranları ile temin edilecek diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelik ve azami sınırlarının tesbitine, bunların kısmen veya tamamen serbest bırakılmasına ve yürürlük zamanlarının tesbitine ilişkin olarak Maliye Bakanlığına önerilerde bulunur. c) Banka kredilerinin düzenlenmesi: Banka, kalkınma planları ve yıllık programların hedeflerine uygun olarak banka plasmanları üzerinde nitelik ve nicelik bakımından tanzim tedbirleri ittihaz eder ve umumi kredi hacmi ile umumi kredi hacmi içinde muhtelif kredi nebilerinin sektörler ve mevzular itibariyle dağılımını ayarlar. Banka, kredilerin kalkınma planlarının amaçlarına yönlendirilebilmesi ve kredi düzenlemesinde, yukarıdaki fıkrada belirlenen amacın tahakkuku için ayrıca fon kurmaya, kaldırmaya, kaynağını kredilere tahakkuk ettirilen faizlerden veya sair suretlerle sağlamaya ve bunların yürürlük zamanlarını tesbite ilişkin olarak Maliye Bakanlığına önerilerde bulunur. Bankanın, yukarıdaki (b) bendi ve (c) bendinin ikinci fıkrasına istinaden Maliye Bakanlığı'na yapacağı öneriler, Yüksek Plânlama Kurulu'nun uygun mütalâası ve Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe girer." düzenlemesi bulunmaktadır. Yine, Kaynak Kullanımı Destekleme Fonunu ilga eden, ancak uygulamasının devam etmesini öngören 4684 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un Geçici 3. maddesinin (a) bendinde; "a) Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu kesintileri, bu konuda yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar yürürlükten kaldırılan hükümlere göre tahsil edilmeye devam olunur ve doğrudan genel bütçeye gelir yazılmak üzere Hazine hesaplarına intikal ettirilir. Kesinti oranlarını sıfıra kadar indirmeye veya onbeş puana kadar yükseltmeye veya kesintiyi tümüyle kaldırmaya Cumhurbaşkanı yetkilidir. Bu kesintiler vergi kanunlarındaki tahakkuk ve tahsilat hükümlerine göre takip edilir. Kaynak Kullanımını Destekleme Fonundan ihtisas kredilerine ödenmesi gereken destekleme primleri nedeniyle bankalara ödenmemiş birikmiş borçlar, Hazinenin görev zararı borcu olarak kabul edilir ve bu borçların tasfiyesine ilişkin hükümler çerçevesinde işlem yapılır." hükmü yer almaktadır. Anılan yasal düzenlemelere istinaden 01/01/2013 tarih ve 28515 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2012/4116 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile bankalar ve finansman şirketleri dışında Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt dışından sağladıkları döviz ve altın kredilerinde KKDF kesintisi yapılacağı öngörülmüş ve söz konusu kesintilere ait oranların ortalama vadesi bir yıla kadar olan kredilerde %3, ortalama vadesi 1 yıl (1 yıl dahil) ile 2 yıl arasında olan kredilerde %1, ortalama vadesi 2 yıl (2 yıl dahil) ile 3 yıl arasında olan kredilerde %0,5, ortalama vadesi 3 yıl (3 yıl dahil) ve üzerinde olan kredilerde ise %0 olacağı kabul edilmiştir. Aynı şekilde, 07/06/1988 tarih ve 19835 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 88/12944 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki "Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu Hakkında Karar"ın “Müeyyide Uygulaması” başlığını taşıyan 8. maddesinin 96/9006 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli kararın 5. maddesi ile yeniden düzenlenmiş halinde; "a) Zamanında ve tam olarak yatırılmayan fon kesintileri ile fon kesintisi indirimi uygulanan kredilerde, vergi, resim ve harç istisnası uygulaması paralelinde, ihracatın veya taahhüdün gerçekleşmemesi veya ihracat veya taahhüdün kısmen gerçekleşmesi durumunda indirimli uygulanan fon kesintileri tama iblağ edilir ve tahsili gereken fon kesintileri bankalar, özel finans kurumları veya finansman şirketlerinden, … Fon'a yatırılması gereken, fon kesintisi istisnasının uygulandığı, destekleme priminin ödendiği tarihler ile Fon'a yatırıldığı tarih arasında geçen süre için ve bu sürede yürürlükte bulunan cezai faiz oranları üzerinden hesaplanacak cezai faizi ile birlikte geri alınır. d) Fon kesintisi indirimi uygulanan ithalat işlemlerinde, vergi, resim ve harç istisnası uygulaması paralelinde ihracatın veya taahhüdün gerçekleşmemesi veya ihracat ve taahhüdün kısmen gerçekleşmesi durumunda indirimli uygulanan fon kesintileri tama iblağ edilir ve tahsili gereken fon kesintileri, fon kesintisi istisnasının uygulandığı tarih ile tahsil edildiği tarih arasında geçen süre için ve bu sürede yürürlükte bulunan cezai faiz oranları üzerinden hesaplanacak cezai faizi ile birlikte gümrük idarelerince firmalardan tahsil edilir. Cezai faiz oranı, kanuni faiz oranının üç katıdır. İlgili idarelerin maddi hata veya hatalı yorumu sonucu ödenen destekleme primlerinin geri alınmasında cezai faiz tahsil edilmez. Para-Kredi ve Koordinasyon Kurulu'nca yapılacak incelemeler sonucunda ihracat ve taahhüdü mücbir sebep halleri nedeniyle gerçekleşmediğine karar verilen kredilere ait fon kesintileri alınmaz. Bu madde esaslarına göre Fon'a yatırılacak tutarların ve bunlara tahakkuk ettirilecek cezai faizlerin tahsilinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.” hükmüne yer verilmiş, 04/11/2000 tarih ve 24220 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 28/09/2000 tarih ve 2000/1387 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile de mezkur maddede tahsili öngörülen cezai faiz oranının kanuni faiz oranının iki katı olacağı düzenleme altına alınmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu ile ilgili yukarıda değinilen düzenlemelerden, fon kesintisine konu teşkil eden döviz kredilerinde kesinti oranının kredinin ortalama vadesine göre tedricen belirlendiği, kullanılan kredinin belirlenen vadeden önce kapatılması halinde meydana gelen değişiklik de gözetilerek tabi olunan yeni orana göre fon kesintisi yapılabileceği ve fon kesintisinin yatırılması lazım gelen tarih ile yatırıldığı tarih arasında geçen süre için cezai faiz tatbik edilerek tahsil işleminin gerçekleştirilebileceği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda; davacı şirkete ait hisselerin dava dışı bir şirkete devrini öngören sözleşmeye istinaden döviz kredisinin erken kapatıldığı, dolayısıyla döviz kredisinin vadesinden evvel kapatılmasında davacı şirketin kusurlu ve kötü niyetli kabul edilemeyeceği, ayrıca kredinin 19 ay sonra kapatılması karşısında kapama tarihine kadarki süreçte davacının KKDF mevzuatını ihlal etmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin cezai faize ilişkin kısmının iptali ile tahsil edilen cezai faizin davacıya ödenmesine ilişkin ilk derece mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki ısrar kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. Öte yandan, davacı tarafından somut uyuşmazlıkta davalı idarece tesis edilen işlemde tahakkuk ettirilen cezai faizin niteliği itibarıyla ceza yaptırımı olduğu ve kanuni bir dayanağı bulunmadığı, bu haliyle cezai faiz uygulamasının Anayasa'nın 38. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulabilir." düzenlemesi ile Anayasa'nın 35. maddesinde yer alan mülkiyet hakkının ancak kanunla sınırlandırılabileceği yönündeki hükme aykırılık teşkil ettiği ileri sürülmekte ise de, 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu'nun 40. maddesinin II numaralı paragrafının (b) ve (c) bentlerine istinaden çıkartılan ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte 4684 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un Geçici 3. maddesi uyarınca uygulaması devam eden 88/8860 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ihdas edilen Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu kesintisinin etkin bir şekilde tahsili için öngörülen cezai faizin kanunsuz ceza olmaz ilkesine halel getirmediği açıktır. Nitekim, kanunun verdiği yetkiye dayanarak kurulan fona ilişkin kesintilerin etkin bir şekilde tahsili için öngörülen cezai faiz uygulaması, kanun koyucunun fon kesintisi ihdas etmeye ilişkin tanıdığı yetki kapsamında bir unsurudur. Benzer şekilde, davacı tarafından dava konusu işlemle ölçülülük ilkesinin de ihlal edildiği ileri sürülmekte ise de, cezai faizin 4684 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi uyarınca uygulaması devam eden 88/12944 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki "Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu Hakkında Karar"ın “Müeyyide Uygulaması” başlığını taşıyan değişik 8. maddesinin yukarıda aktarılan hükümleri doğrultusunda kredi kullanım tarihinden itibaren hesaplandığı gözetildiğinde, tesis edilen işlemin ölçülülük ilkesine aykırılık teşkil etmediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla, yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine uygun bir şekilde davacı şirkete cezai faiz tahakkuk ettirilmesine yönelik dava konusu işlemde herhangi bir hukuka aykırılık, ısrar kararında ise hukuka uyarlık bulmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne; 2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle cezai faize ilişkin kısmının iptali ile tahsil edilen cezai faizin davacıya ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının BOZULMASINA, 3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 21/10/2020 tarihinde kesin olarak oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu ısrar kararının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.
4684 sayılı BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN m. geçici 3Kaynağı aç
Geçici Madde 3 – a) Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu kesintileri, bu konuda yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar yürürlükten kaldırılan hükümlere göre tahsil edilmeye devam olunur ve doğrudan genel bütçeye gelir yazılmak üzere Hazine hesaplarına intikal ettirilir. Kesinti oranlarını sıfıra kadar indirmeye veya onbeş puana kadar yükseltmeye veya kesintiyi tümüyle kaldırmaya Cumhurbaşkanı yetkilidir.[1][2] Bu kesintiler vergi kanunlarındaki tahakkuk ve tahsilat hükümlerine göre takip edilir.[3] Kaynak Kullanımını Destekleme Fonundan ihtisas kredilerine ödenmesi gereken destekleme primleri nedeniyle bankalara ödenmemiş birikmiş borçlar, Hazinenin görev zararı borcu olarak kabul edilir ve bu borçların tasfiyesine ilişkin hükümler çerçevesinde işlem yapılır. b) 6.12.1984 tarihli ve 3100 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin (5) numaralı fıkrası uyarınca ödeme kaydedici cihaz özel hesabında biriken mevcut nakit bütçeye gelir yazılmak üzere Hazine hesaplarına intikal ettirilir. c) Bu Kanunla tasfiye edilen Akaryakıt Fiyat İstikrar Fonunun 31.12.2001 tarihine kadar tahakkuk eden, ancak ödenemeyen yükümlülükleri bütçeye bu amaçla konulacak ödenekten karşılanır. d) Tasfiye edilen Toplu Konut Fonu gelirleri arasında yer alan aşağıdaki gelirlerin, bu konuda yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar Hazine adına tahsiline devam edilerek Hazine hesaplarına intikali sağlanır. 1 – (Mülga: 6/6/2002-4760/18 md.) 2 – Diğer mevzuatla Toplu Konut Fonu için verilmesi öngörülen paralar, 3 – (Mülga: 6/6/2002-4760/18 md.) Yukarıdaki bentlerde belirtilen nispet ve miktarları yeniden tespite, azaltmaya veya kaldırmaya Cumhurbaşkanı yetkilidir.2 Mevzuatta Toplu Konut Fonuna yapılmış bulunan atıflar, Toplu Konut İdaresine yapılmış sayılır. e) 24.3.1988 tarihli ve 3418 sayılı Kanunun 39 uncu maddesinin bu Kanunla yürürlükten kaldırılan (b) bendine göre 31.12.2001 tarihi itibarıyla tahakkuk eden gelirlerden harcanmayan miktarlar, 3418 sayılı Kanunun bu Kanunla değişik 39 uncu maddesinin (a) bendi hükümleri çerçevesinde ertesi yıl bütçelerine özel gelir ve ödenek kaydedilir. f) 23.5.2000 tarihli ve 4568 sayılı Kanunla tasfiye edilen Kamu Ortaklığı Fonunun kullanım alanları ile ilgili olarak sağlanmış olan Hazine garantili dış proje kredilerinden 1.1.2001 tarihi itibarıyla geri ödemesi devam edenler, bu tarihten geçerli olmak üzere Hazine tarafından devralınır. g) Bu Kanunla tasfiye edilen fonlar için, 1.1.2002 tarihinden itibaren tahsil edilecek genel bütçe vergi, resim ve harç gelirlerinden, 24.3.1988 tarihli ve 3418 sayılı Kanunun 39 uncu maddesi hariç olmak üzere pay ayrılmaz. h) Bu Kanunla tasfiye edilen fonlardan finansmanı sağlanmak üzere yıllara sari olarak yapılan sözleşmelerde yer alan ve 1.1.2002 tarihinden sonrasına sirayet eden hak ve yükümlülükler ilgili idareler nezdinde devam eder. Ancak, 1.1.2002 tarihinden itibaren bu çerçevede yapılacak ödemeler, konsolide bütçeye dahil idareler için bütçede ilgili fonun hizmetine devamını sağlamak üzere açılacak tertip veya özel tertiplerden, diğer idarelerde ise bütçelerinden yapılır. ı) Mera Fonundan ücret ödenmek suretiyle çalışmakta olan toplam doksan personelden, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda belirtilen genel ve özel şartları taşıyanlar, istekleri halinde Tarım ve Köyişleri Bakanlığındaki durumlarına uygun boş memur kadrolarına üç ay içinde atanırlar. Bunlar hakkında 3.11.1999 tarihli ve 4460 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları hükümleri uygulanır. Bu Kanun hükümlerinden faydalanmak istemeyenler ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda belirtilen genel ve özel şartları taşımayanların her türlü yasal hakları ödenerek kurumlarıyla ilişikleri kesilir. j) Bu Kanunla ve diğer mevzuatla tasfiye edilen fonlar hakkında, bu Kanunda düzenleme bulunmayan hususlarda, 21.2.2001 tarihli ve 4629 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin (A) fıkrasının (d) bendi ile (B), (C) ve (D) fıkraları hükümleri uygulanır.

Kesinti Oranlarını Belirleme Yetkisi ve Yasal Dayanak

Anayasa'nın 73. maddesinin son fıkrası uyarınca vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar, indirimler ve oranlarına ilişkin hükümlerinde, kanunun belirttiği alt ve üst sınırlar dahilinde değişiklik yapma yetkisi devredilebilir. 4684 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin (a) bendi uyarınca fon kesintisi oranlarını sıfıra kadar indirmeye, on beş puana kadar yükseltmeye veya kesintiyi bütünüyle kaldırmaya ilişkin yetki Cumhurbaşkanına tanınmış olmakla birlikte, önceki metinlerde bu yetki Bakanlar Kuruluna bırakılmıştır. Kesintilerin tahsilinde ise 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri tatbik olunur.

Danıştay 7. Daire, E. 2019/5558, K. 2023/2764Kaynağı aç
Danıştay 7. Daire Başkanlığı         2019/5558 E.  ,  2023/2764 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y YEDİNCİ DAİRE Esas No : 2019/5558 Karar No : 2023/2764 DAVACI : … Yağ Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. … DAVALILAR : 1- … VEKİLİ : Av. … 2- … Bakanlığı adına … Gümrük Müdürlüğü VEKİLİ : Av. … DAVANIN KONUSU :İhtirazı kayıtla verilen … tarih ve … sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi üzerine tahakkuk ettirilerek ödenen kaynak kullanımını destekleme fonu payının iptal ve iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine dair işlem ile bu işlemin dayanağı 10/04/2015 tarih ve 29322 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2015/7511 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın eki kaynak kullanımını destekleme fonu payının istisna (0 KKDF alınması) listesinin 3. sırasında 'Fasıl-15 Hayvansal ve bitkisel katı ve sıvı yağlar…' istisnasına dair cetvelde 1511.90 GTİP kodlu Palm Olein Yağı'nın parantez içi düzenleme ile istisna dışında bırakılması yönünden iptali ile 4684 sayılı Kanun'un geçici 3(a) maddesinde yer alan "kaynak kullanımı destekleme fonu kesintileri bu konuda yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar yürürlükten kaldırılan hükümlere göre tahsil edilmeye devam olunur." şeklindeki düzenlemenin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurulması istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu Bakanlar Kurulu kararı ile yurt içinden temin ve tedarik edilmesi mümkün bulunmayan vasıftaki diğer hammaddeler için vadeli ithalatta kesinti oranlarının %0 olarak belirlenerek kaynak kullanımını destekleme fonu payı istisnası uygulanmasına rağmen istisna uygulanan yağlardan kaynak kullanımını destekleme fonu payı bakımından hiçbir farkı bulunmayan yurt dışından ithal edilen 1511.90.99.00.19 GTİP numaralı RBD Palm Olein (Palm Yağı) isimli eşyanın istisna kapsamı dışında tutulmasının AİHS ve Anayasa ile belirlenen ilkeler ile mülkiyet hakkına müdahaleye dair temel ölçütlere aykırı olduğu, yine ihtirazı kayıtla ödenen kaynak kullanımını destekleme fonu payının iadesine yönelik başvurularının, Gümrük Kanunu'nun 211. maddesi kapsamında bir iade olmadığından bahisle reddinin usule uygun olmadığı, 4684 sayılı Kanun'un geçici 3(a) maddesinde yer alan "Kaynak kullanımı destekleme fonu kesintileri bu konuda yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar yürürlükten kaldırılan hükümlere göre tahsil edilmeye devam olunur." şeklindeki düzenlemenin Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülmektedir. CUMHURBAŞKANLIĞININ SAVUNMASI: Dava konusu düzenlemenin üst hukuk normları ile hizmetin gereklerine ve kamu yararına uygun olduğu, haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. TİCARET BAKANLIĞININ SAVUNMASI : 10/04/2015 tarih ve 29322 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2015/7511 sayılı Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu Kesintileri Hakkındaki Bakanlar Kurulu Kararının 3. maddesinde "Bu karar hükümlerini Maliye Bakanı yürütür." hükmü gereği Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın hasım mevkiine alınması gerektiği, vadeli ithalatında kaynak kullanımını destekleme fonu payının kesintisi oranı %0 olarak belirlenen malların GTİP'i .. sayılı Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu Kesintileri Hakkında Karar eki listede belirtilmiş olup, 1511.90.99.00.19 GTİP'li Palm Olein yağının istisna dışında bırakıldığı, bu nedenle İdarelerince yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu, Bakanlar Kurulunca 4684 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinde verilen yetki kapsamında yapılan düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı, Anayasa'ya aykırılık iddiasının ciddi olmadığı, haksız açılan davanın reddi gerektiği savunulmaktadır DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : 474 sayılı Gümrük Giriş Tarife Cetveli Hakkında Kanun'un 2. maddesinin 25/06/1992 tarih ve 3824 sayılı Kanun'la değişik şekli ile Bakanlar Kuruluna verilen yetki kullanılarak, 2015/7511 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın eki kaynak kullanımını destekleme fonu payının istisna listesinin 3. sırasında tanımlanan eşya için kesinti oranının Kanun'da öngörülen sınırlar dahilinde %0 olarak belirlendiğinin anlaşılması, öte yandan idari yargı yerlerinin denetim yetkisinin, kanunların idari makamlara bıraktığı yetkilerin kullanılmasının hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesi ile sınırlı olması ve Bakanlar Kurulunca, düzenlemeye konu oranın ekonomik göstergeler doğrultusunda hangi eşyalara uygulanacağın yargısal denetiminin, Anayasa'nın 125. maddesi ile bağdaşmayacağının açık olması karşısında, iptal istemine konu yapılan düzenlemede ve ihtirazı kayıtla verilen beyanname üzerine tahakkuk ettirilerek ödenen kaynak kullanımını destekleme fonu payının iptal ve iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine dair işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Davacı şirket adına ihtirazi kayıtla verilen … tarihli ve … sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi üzerine tahakkuk ettirilerek tahsil edilen kaynak kullanımını destekleme fonu payının iptali ve iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin ve bu işlemin dayanağı olan 10/04/2015 tarih ve 29322 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2015/7511 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki kaynak kullanımını destekleme fonu payı istisna listesinin 3'üncü sırasında yer alan "hayvansal ve bitkisel katı ve sıvı yağlar" istisnasına dair cetvelde 1511.90 GTİP kodunda tanımlı ''palm olein'' yağının parantez için düzenleme ile istisna dışında (%0 oranında kesinti) bırakılmasına ilişkin düzenlemenin iptali ile 4684 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin (a) işaretli bendinde yer alan, kaynak kullanımını destekleme fonu kesintilerinin, bu konuda yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar yürürlükten kaldırılan hükümlere göre tahsil edilmeye devam olunacağı yolundaki düzenlemenin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istemine ilişkindir. Anayasaya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek işin esasına geçildi: 07/06/1988 tarih ve 19385 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 88/12944 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kalkınma planı ve yıllık programlarda öngörülen hedeflere uygun olarak yatırımların yönlendirilmesi ve ihtisas kredilerinde kredi maliyetlerinin düşürülmesi amacıyla Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası nezdinde "Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu" kurulmuş, Kararın 3'üncü maddesinin (b) işaretli bendinde mal mukabili ödeme şekline göre yapılan ithalat bedellerinin ödemeleri üzerinden %6 oranında hesaplanarak yatırılacak tutar fonun kaynakları arasında sayılmıştır. 12/07/2001 tarih ve 24460 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2001/2698 sayılı Kararname Eki Kararın 4. maddesi ile, 03/07/2001 tarih ve 88/12944 sayılı Kararname Eki Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu Hakkında Karar ile eki ve değişiklikleri 01/01/2002 tarihi itibarıyla yürürlükten kaldırılmış ise de, 03/07/2001 tarihli 4684 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un geçici 3. maddesinin (a) işaretli bendi ile, kaynak kullanımı destekleme fonu kesintilerinin, bu konuda yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar yürürlükten kaldırılan hükümlere göre tahsil edilmeye devam olunacağı ve doğrudan genel bütçeye gelir yazılmak üzere Hazine hesaplarına intikal ettirileceği (Bakanlar Kurulunun kesinti oranlarını sıfıra indirmeye veya onbeş puana kadar yükseltmeye veya kesintiyi tümüyle kaldırmaya yetkili olduğu) düzenlenmiştir. Bakanlar Kurulunun 2015/7511 sayılı Kararı ile, Karar eki listede yer alan malların mal mukabili ödeme şekline göre ithalatında kaynak kullanımı destekleme fonu kesintisi oranının %0 olarak uygulanması öngörülmüş, listede 1511.90 GTİP kodunda tanımlı ürün, uygulamanın kapsamı dışında bırakılmıştır. Anayasa'nın 73. maddesinin 3. fıkrasında, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı; aynı maddenin son fıkrasında da, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapma yetkisinin Bakanlar Kuruluna verilebileceği düzenlenmiştir. Görüldüğü üzere Anayasa'da verginin yasallığı ilkesi düzenlenirken, aynı zamanda bu ilkenin istisnası da sayılabilecek şekilde, Yasa ile belirlenen sınırları aşmamak koşuluyla Bakanlar Kuruluna düzenleme yetkisi verilebileceği kabul edilmiştir. Öte yandan; Anayasa'nın 125. maddesinin 1. fıkrasında, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu kurala bağlanmış iken ; 07/05/2010 tarih ve 5982 sayılı Kanun'un 11. maddesi ile değişik 4. fıkrasında, yargı yetkisinin, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağı; yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idarî eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Maddedeki bu sınırlama, Bakanlar Kuruluna tanınan yetki uyarınca yürürlüğe konulan düzenlemelere karşı açılacak davalarda, öncelikle yasada belirlenen sınırların aşılıp aşılmadığının; belirlenen sınırlar dahilinde kullanılan yetkinin de, yine Anayasa'nın 73. maddesinde ifade edilen ''verginin yasallığı'' ilkesi ile aynı maddenin birinci fıkrasında, "herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür" biçiminde ifade edilen "vergilendirmede eşitlik" ilkesine ve 10. maddesinde açıklanan "yasa önünde eşitlik" ilkesine uygunluğu yönünden yargısal denetime tabi tutulmasını öngörmüştür.125. madde hükmü ile öngörülen amaç, bu ilkeler dışında ve/veya bu ilkelerle bağdaşmayacak ölçütlerle yapılacak yargısal denetimin, idarenin takdir yetkisinin, hiç veya gereği gibi kullanılamaması gibi Hukuk Devletinde istenmeyen bir sonucun doğmasına neden olunmasının önüne geçilmesidir. 1511.90 GTİP kodunda tanımlı ''palm olein'' cinsi dökme yağın da istisna kapsamına alınan diğer hammaddeler gibi yurtiçinden temin ve tedarik imkanı bulunmadığı, düzenleme ile istisna kapsamına alınan diğer yağlarla aynı hiçbir farkı bulunmadığı, bu nedenle %0 oranında kesinti yapılacak eşya arasında gösterilmesi gerektiği gerektiği iddiasıyla açılan davada, Kanun hükmü ile Bakanlar Kuruluna verilen yetki kullanılarak, liste ekinde tanımlanan eşya için kesinti oranının Kanunda öngörülen sınırlar dahilinde %0 olarak belirlendiğinin anlaşılması, öte yandan idari yargı yerlerinin denetim yetkisinin, kanunların idari makamlara bıraktığı yetkilerin kullanılmasının hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesi ile sınırlı olması ve Bakanlar Kurulunca, düzenlemeye konu oranın ekonomik göstergeler doğrultusunda hangi eşyalara uygulanacağın yargısal denetiminin, Anayasa'nın 125. maddesi ile bağdaşmayacağının açık olması karşısında, iptal istemine konu yapılan düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu itibarla, ihtirazi kayıtla verilen beyanname üzerine kaynak kullanımı destekleme fonu kesintisi tahakkuk ettirilmesi işleminin iptali ve kesinti tutarının iadesi istemiyle yapılan başvurunun, reddedilmesi yolunda kurulan işlemin de hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmüştür. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, duruşma için belirlenen günde, davacı vekilinin mazeret dilekçesi sunduğu, davalı Cumhurbaşkanlığını temsilen Avukat …'ın, diğer davalı Ticaret Bakanlığını temsilen ise Avukat …'ın geldiği görülerek Danıştay Savcısı …'ın emekli olmasından dolayı duruşmaya katılamayacak olması nedeniyle Danıştay Başsavcılığı tarafından görevlendirilen Danıştay Savcısı Sibel KÖK'ün katılımıyla yapılan duruşmada davalı idarelerin vekillerine usulüne uygun olarak söz verilip, Danıştay Savcısının düşüncesinin alınmasından ve Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlenilerek dosyadaki belgelerin incelenmesinden sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : İhtirazı kayıtla verilen .. tarih ve … sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi üzerine tahakkuk ettirilerek ödenen kaynak kullanımını destekleme fonu payının iptal ve iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine dair işlem ile bu işlemin dayanağı 10/04/2015 tarih ve 29322 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2015/7511 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın eki kaynak kullanımını destekleme fonu payının istisna (0 KKDF alınması) listesinin 3. sırasında 'Fasıl-15 Hayvansal ve bitkisel katı ve sıvı yağlar…' istisnasına dair cetvelde 1511.90 GTİP kodlu Palm Olein Yağı'nın parantez içi düzenleme ile istisna dışında bırakılması yönünden iptali ile 4684 sayılı Kanun'un geçici 3(a) maddesinde yer alan "kaynak kullanımı destekleme fonu kesintileri bu konuda yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar yürürlükten kaldırılan hükümlere göre tahsil edilmeye devam olunur." şeklindeki düzenlemenin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurulması istenilmektedir. İNCELEME VE GEREKÇE : USUL YÖNÜNDEN: Dairemiz üyesi Sn. …'in, olayda davacı tarafından dava konusu edilen düzenleyici işlemin olumsuz idari işlem olarak nitelendirilen işlemlerden olduğu, bu tip idari işlemlere karşı doğrudan dava açılamayacağı; ancak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca idareye başvuru üzerine tesis edilecek işleme karşı dava yoluna başvurulabileceği yönünde karşı oyu bulunduğundan oyçokluğuyla işin esasına geçilmiştir. 2577 sayılı Kanun'un 22. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer verilen, 15. maddede sayılan sebeplerden biri ile veya yargılama usulüne ilişkin meselelerde azınlıkta kalanların işin esası hakkında da oylarını kullanacaklarına ilişkin kural ve Vergi Dava Daireleri Kurulunun usule ilişkin meselelerde azınlıkta kalanların diğer usuli meselelerde ve nihai kararda oy kullanacaklarına dair içtihadı uyarınca usuli mesele yönünden karşı oyda kalan üye esas yönünden de oylamaya katılmıştır. ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: Anayasa'nın 73. maddesinin son fıkrasında, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapma yetkisinin Bakanlar Kuruluna verilebileceği hükmü yer almıştır. 474 sayılı Gümrük Giriş Tarife Cetveli Hakkında Kanun'un 2. maddesinin 25/06/1992 tarih ve 3824 sayılı Kanunla değişik şeklinde, bu Kanunun eki Gümrük Giriş Tarife Cetvelinde yer alan eşyaların gümrük vergisi had ve nispetlerinin, Bakanlar Kurulunca sıfıra kadar indirilebileceği veya bu Cetveldeki had ve nispetlerin % 50`sine kadar artırılabileceği, Bakanlar Kurulunun ayrıca, Tarifedeki notlarda gerekli değişiklikleri yapmaya, bu değişikliklerin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye de yetkili olduğu, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası anlaşma hükümlerinin saklı bulunduğu kurala bağlanmıştır. 03/07/2001 tarih ve 24451 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4684 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 01/01/2002 tarihinde yürürlüğe giren 16. maddesinin (e) fıkrası ile, 18/06/1999 tarih ve 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun, Bakanlar Kurulunun kredilerin kalkınma planlarının amaçlarına uygun olarak yönlendirilmesi için fon kurmaya, kaldırmaya, kaynağını kredilere tahakkuk ettirilen faizlerden veya sair suretlerle sağlamaya yetkili olduğuna ilişkin 20. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi 01/01/2002 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmış; aynı Kanun'un geçici 3. maddesinin (a) fıkrasında ise, Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu kesintilerinin, bu konuda yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar yürürlükten kaldırılan hükümlere göre tahsil edilmeye devam olunacağı ve doğrudan genel bütçeye gelir yazılmak üzere Hazine hesaplarına intikal ettirileceği; kesinti oranlarını sıfıra kadar indirmeye veya onbeş puana kadar yükseltmeye veya kesintiyi tümüyle kaldırmaya Bakanlar Kurulunun yetkili olduğu; bu kesintilerin tahakkuk ve tahsilinin, Maliye Bakanlığınca, vergi gelirlerine ilişkin yetkiler kapsamında takip edileceği ve kesintilerin tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiş; bu düzenlemelere paralel olarak da, 12/07/2001 tarih ve 24460 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 03/07/2001 tarih ve 2001/2698 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi eki Kararın 4. maddesi ile 12/05/1988 tarih ve 88/12944 sayılı Kararnamenin eki Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu Hakkında Karar ile ek ve değişiklikleri 01/01/2002 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, idarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından iptal davası açılabileceği, 2. fıkrasında da, idari yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olacağı, mahkemelerin yerindelik denetimi yapamayacakları, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremeyecekleri hükme bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek işin esasına geçildi: Yukarıda yer verilen düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesinden, yayın tarihi sonraya rastlamakla birlikte; 4684 sayılı Kanun'la aynı tarihli 2001/2698 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi eki Kararın 4. maddesi ile, 4684 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendine paralel olarak, 12/05/1988 tarih ve 88/12944 sayılı Kararnamenin eki Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu Hakkında Karar ile ek ve değişikliklerinin 01/01/2002 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmış olması karşısında, Bakanlar Kurulunun, 01/01/2002 tarihi itibarıyla kredilerin kalkınma planlarının amaçlarına uygun olarak yönlendirilmesi için fon kurma, kaldırma, kaynağını kredilere tahakkuk ettirilen faizlerden veya sair suretlerle sağlama yetkisinin kaldırıldığı, kaynak kullanımını destekleme fonu kesintilerinin ise bütçeye gelir yazılmak üzere tahsil edilmeye devam olunacağı, Bakanlar Kurulunun yeni bir fon kurma yetkisi olmamakla birlikte sözü edilen fon kesinti oranlarını belirleme veya tümden kaldırma yetkisinin devam ettiği sonucuna ulaşılmaktadır. Bu itibarla, kaynak kullanımını destekleme fonu kesintilerinin, bu konuda yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar yürürlükten kaldırılan hükümlere göre tahsil edilmeye devam olunacağı yolundaki 4684 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin (a) fıkrası uyarınca ve 30/12/2008 tarih ve 27096 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2008/14420 sayılı Bakanlar Kurulu kararının 2. maddesinin atıfta bulunduğu 1988/12944 sayılı Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu Hakkında Bakanlar Kurulu Kararının "Fon'un Kaynakları" başlıklı 3. maddesinin (d) bendinde yer alan "Kabul kredili, vadeli akreditif ve mal mukabili ödeme şekline göre yapılan ithalatlarda mal bedeli üzerinden kaynak kullanımını destekleme fonu payı tahsil edilebileceğine ilişkin düzenleme gereği davacı tarafından gerçekleştirilen 1511.90 GTİP kodunda tanımlı ''palm olein'' cinsi dökme yağ ithalatında kaynak kullanımı fonu payı tahsil edilebilecektir. Açıklanan nedenlerle, ithale konu 1511.90 pozisyonunda yer alan ''palm olein'' cinsi dökme yağla benzer nitelik ve özelliklere sahip olan ve 29322 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2015/7511 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın eki kaynak kullanımını destekleme fonu payının istisna listesinin 3. sırasında Fasıl-15 "Hayvansal ve bitkisel katı ve sıvı yağlar…" olarak yer verilen eşyaların kaynak kullanımını destekleme fon payından istisna tutulmasına rağmen, sözü edilen yağlar gibi yurt içinden temin ve tedarik imkanı bulunmayan ve bitkisel yağ özelliğine sahip olan "palm olein" cinsi yağın istisna kapsamı dışında bırakılamayacağı ileri sürülmüşse de; yukarıda sözü edilen Kanun hükmü ile Bakanlar Kuruluna verilen yetki kullanılarak, liste ekinde tanımlanan eşya için kesinti oranının Kanun'da öngörülen sınırlar dahilinde %0 olarak belirlendiğinin anlaşılması, öte yandan idari yargı yerlerinin denetim yetkisinin, kanunların idari makamlara bıraktığı yetkilerin kullanılmasının hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesi ile sınırlı olması ve Bakanlar Kurulunca, düzenlemeye konu oranın ekonomik göstergeler doğrultusunda hangi eşyalara uygulanacağın yargısal denetiminin, Anayasa'nın 125. maddesi ile bağdaşmayacağının açık olması karşısında, iptal istemine konu yapılan düzenlemede ve ihtirazı kayıtla verilen beyanname üzerine tahakkuk ettirilerek ödenen kaynak kullanımını destekleme fonu payının iptal ve iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine dair işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.İhtirazı kayıtla verilen beyanname üzerine tahakkuk ettirilerek ödenen kaynak kullanımını destekleme fonu payının iptal ve iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine dair işlem ile bu işlemin dayanağı 10/04/2015 tarihli ve 29322 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2015/7511 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın eki kaynak kullanımını destekleme fonu payının istisnasına dair cetvelde Palm Olein Yağı'nın istisna dışında bırakılması yönünden iptali istemiyle açılan DAVANIN REDDİNE, 2. Aşağıda dökümü yapılan … Türk Lirası yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 14. maddesinin 1. fıkrası ve yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, duruşmalı işlere ilişkin … Türk lirası vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay Vergi Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 06/06/2023 tarihinde usulde oyçokluğu, esasta oybirliğiyle karar verildi.

Kredilerin yönlendirilmesi amacıyla yeni bir fon kurma yetkisinin 01/01/2002 tarihi itibarıyla sona ermesine rağmen, genel bütçeye aktarılan fon kesintisi oranlarını tespit etme veya kesintiyi tümden kaldırma yetkisi sürmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesi ve Anayasa'nın 125. maddesi uyarınca idari yargı yerlerinin yetkisi hukuka uygunluk denetimiyle sınırlı olup yerindelik denetimini içermez. Bu kapsamda, yasal yetki dairesinde ekonomik göstergeler gözetilerek hangi eşyaların fon istisnasına konu edileceğinin belirlenmesi idarenin takdir yetkisi alanında kabul edilmektedir.

Kredi Türlerine Göre Kesinti Oranları ve Erken Kapatma

6657 sayılı Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu Kesintisi Hakkında Cumhurbaşkanı Kararı ile finansal kiralama şirketlerinin yurt dışından temin ettikleri kredilerde fon kesintisi oranı yüzde sıfır olarak belirlenmiş ve bu düzenleme Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmiştir.

2012/4116 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca bankalar ve finansman şirketleri haricinde Türkiye'de yerleşik kişilerin yurt dışından sağladıkları döviz ve altın kredilerinde kademeli kesinti oranları tatbik edilir. Buna göre ortalama vadesi bir yıla kadar olan kredilerde yüzde üç; bir yıl dahil olmak üzere bir ila iki yıl arasında olanlarda yüzde bir; iki yıl dahil olmak üzere iki ila üç yıl arasında olanlarda yüzde sıfır virgül beş; üç yıl dahil olmak üzere üç yıl ve üzerinde olan kredilerde ise kesinti oranı yüzde sıfır olarak uygulanır.

Yurt dışından sağlanan döviz kredisinin kararlaştırılan vadesinden önce kapatılması durumunda, kredinin fiili ortalama vadesinde gerçekleşen değişiklik dikkate alınarak intibak eden yeni orana göre fon kesintisi yapılır. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun E. 2020/653, K. 2020/1895 sayılı kararı uyarınca, kesintinin yatırılması gereken tarih ile fiilen yatırıldığı tarih arasında geçen süre için cezai faiz uygulanır.

88/12944 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Karar'ın 8. maddesi ve 2000/1387 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı çerçevesinde, vaktinde ve eksiksiz ödenmeyen fon kesintileri için cezai faiz oranı kanuni faiz oranının iki katı olarak tespit edilmiştir. İdari Dava Daireleri Kurulu, kanunun tanıdığı yetki uyarınca fon kesintilerinin etkin tahsilini sağlamaya yönelik cezai faiz tatbikinin kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesine ve ölçülülük ilkesine aykırılık teşkil etmediğini değerlendirmiştir.

Vadeli İthalat İşlemleri ve Gümrük Cezaları

88/12944 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın 3. maddesi uyarınca kabul kredili, vadeli akreditif ve mal mukabili ödeme şekillerine göre yapılan ithalat işlemlerinde mal bedeli üzerinden fon payı tahsil edilebilmektedir.

Danıştay 7. Daire, E. 2019/2533, K. 2022/4472Kaynağı aç
Danıştay 7. Daire Başkanlığı         2019/2533 E.  ,  2022/4472 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y YEDİNCİ DAİRE Esas No : 2019/2533 Karar No : 2022/4472 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı adına … Gümrük Müdürlüğü VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem: Davacı adına tescilli … tarih ve … sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesiyle ithal edilen "zümrüt" ticari tanımlı eşyanın kaynak kullanımını destekleme fonu payından muaf olmadığından bahisle tahakkuk ettirilen kaynak kullanımını destekleme fonu payı ve anılan fon payı üzerinden 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 234. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca karara bağlanan para cezasına vaki itirazın reddine dair işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında Karar'da kıymetli madenler ve kıymetli taşların ayrı ayrı tanımlandığı, davacının ithal ettiği zümrüt isimli eşyanın kıymetli taş kapsamında sayıldığı, mal mukabili ödeme şekliyle yapılan zümrüt ithalatının kaynak kullanımını destekleme fonu payından muaf olduğuna ilişkin ithalat tarihi itibariyle kanuni bir düzenlemenin bulunmadığı, 24/07/2017 tarihli ve 2017/10640 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nda her ne kadar kıymetli taşların mal mukabili ödeme karşılığı ithalatı kaynak kullanımını destekleme fonu payından muaf tutulmuşsa da sonradan yürürlüğe giren bu düzenlemenin geçmişe etkili şekilde uygulanması için gerekli olan açık bir düzenleme kararda yer almadığından davacıdan kaynak kullanımını destekleme fonu payının istenmesine ilişkin ek tahakkuk kararında hukuka aykırılık bulunmadığı; dava konusu işlemin para cezası kararına ilişkin kısmına gelince, 24/07/2017 tarih ve 2017/10640 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nda, kıymetli taşların mal mukabili ödeme şekline göre ithalatında kaynak kullanımını destekleme fonu payının kesintisinin sıfır olarak uygulanacağı belirtildiğinden, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanun hükümlerinin farklı olması halinde, failin lehine olan kanunun uygulanacağı ve infaz olunacağı yönündeki genel ceza hukuku ilkesi uyarınca, ceza kesilmesine esas olan eylemin artık fon kesintisi gerektirmeyeceği belirtilerek yürürlükten kaldırılması ve yargılamanın yapıldığı tarih itibariyle lehe olan mevzuatın olaya uygulanması gerektiği sonucuna ulaşıldığından, mal mukabili ödeme şeklinde yapılan kıymetli taş ithalatının artık fon kesintisine tabi olmaması sebebiyle bu doğrultuda ceza da kesilemeyeceğinden tipik hareketin gerçekleşmediği ve davalı idarenin yanlış yönlendirmesi sonucu ödenmeyen fon kesintileri sebebiyle davacıya atfedilebilecek bir kusur bulunmadığından dava konusu para cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin kısmen iptaline kısmen de davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurularına konu kararın dava konusu işlemin kısmen iptaline yönelik hüküm fıkrasına ilişkin kısmının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın anılan kısmının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği; dava konusu işlemin ek tahakkuka ilişkin kısmına gelince; olayda, davalı idare tarafından Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar'ın 2. maddesinde kıymetli maden ve kıymetli taşların ayrı ayrı tanımlandığı, mevzuatta işlenmemiş kıymetli madenlerin kaynak kullanımını destekleme fonu payından muaf olduğu yönünde açık hükümlerin bulunmasına rağmen, kıymetli taşların kaynak kullanımını destekleme fonu payından muaf olduğuna dair herhangi bir mevzuat hükmünün bulunmaması nedeniyle davacı adına ek tahakkuk kararı alınmış ise de, Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin, bir hukuk devleti olarak nitelendirildiği, hukuk devleti ilkelerinden biri olan hukuki güvenlik ilkesinin öngörülebilirlik ve belirlilik ilkeleri ile bağlantılı olduğu, belirtilen ilkeler çerçevesinde vergilendirmeye tabi işlemlerde de kişinin hukuki sonuç doğuracak bir işlem gerçekleştirmeden önce kendisine uygulanacak hukuk kurallarının tüm sonuçlarını önceden öngörebilmesi ve işlemi tüm bu sonuçları gözeterek gerçekleştirebilmesinin hukuk devletinin gereği olduğu, hukuk normlarının herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması gerektiği, kıymetli taşların kaynak kullanımını destekleme fonu payından muaf olduğuna ilişkin açık bir hüküm bulunmamakla birlikte Gümrükler Genel Müdürlüğü ile Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüklerinin konuya ilişkin borsa üyesi firmalarca ithal olunan kıymetli taşların kaynak kullanımını destekleme fonu payı muafiyetinden yararlanacağı yönünde yazılarının bulunduğu ve idare tarafından Kıymetli Madenler ve Taşlar Piyasası üyesi firmalar tarafından gerçekleştirilen kıymetli taş ithali kaynak kullanımını destekleme fonu payından muaf kabul edilerek tahsili yoluna gidilmediği, davacı tarafından idarenin söz konusu uygulamalarına güvenilerek kaynak kullanımını destekleme fonu payı ödenmeksizin ithalat yapıldığı, diğer yandan idarece, kıymetli taşların kaynak kullanımını destekleme fonu payından muaf olduğuna dair açık ve net bir hüküm bulunmadığından bahisle kıymetli taşların ithalinde kaynak kullanımını destekleme fonu payı alınmaması yönündeki yorumunu değiştirerek ek tahakkuk ve para cezası kararı alınmasının hukuki güvenlik ilkesine aykırı olduğu, öte yandan 24/07/2017 tarih ve 2017/10640 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi eki kararla kıymetli taşların ithalinde kaynak kullanımını destekleme fonu payı kesintisi oranının %0 (sıfır) olarak tespit edildiği hususu dikkate alındığında idarenin baştan beri gayesinin Elmas ve Kıymetli Taş Piyasası üyesi firmalar tarafından ithal edilen kıymetli taşlardan kaynak kullanımını destekleme fonu payı kesintisi yapılmaması yönünde olduğu sonucuna varıldığından dava konusu ek tahakkuk işleminde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılmasından sonra dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğünün 04/01/2017 tarihli yazısında kıymetli taşların kaynak kullanımını destekleme fonu payından istisna edildiğine dair herhangi bir mevzuat hükmünün yer almadığı, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Kıymetli taşların kaynak kullanımını destekleme fonundan muaf olduğuna ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamakta olup, 24/07/2017 tarih ve 2017/10640 sayılı Kararname eki kararın 1. maddesinde Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Kararın 2. maddesinde belirlenen kıymetli taşların Borsa İstanbul Anonim Şirketinde işlem görmek üzere kabul, kredili, vadeli akreditif ve mal mukabili ödeme şekillerine göre ithalatında kaynak kullanımı destekleme fonu kesintisi oranının %0 olarak tespit edildiği, kıymetli taşların 24/07/2017 tarihinden önce kaynak kullanımı destekleme fonundan muaf olmadığının bu kararla da ortaya konulmuş olduğunun anlaşılması karşısında dava konusu ek tahakkukun iptaline ilişkin vergi dava dairesi kararının bozulması, dava konusu işlemin para cezasına dair kısmına yönelik temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı adına tescilli … tarih ve … sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesiyle ithal edilen "zümrüt" ticari tanımlı eşyanın kaynak kullanımını destekleme fonu payından muaf olmadığından bahisle tahakkuk ettirilen kaynak kullanımını destekleme fonu payı ve anılan fon payı üzerinden 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 234. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca karara bağlanan para cezasına vaki itirazın reddine dair işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 242. maddesinin 1. fıkrasında; yükümlülerin, kendilerine tebliğ edilen gümrük vergileri, cezalar ve idari kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir üst makama, üst makam yoksa aynı makama verecekleri bir dilekçe ile itiraz edebilecekleri; 2. fıkrasında, idareye intikal eden itirazların otuz gün içinde karara bağlanarak ilgili kişiye tebliğ edileceği; 3. fıkrasında, itiraz dilekçelerinin süresi içinde yanlış makama verilmesi halinde, itirazın süresinde yapılmış sayılacağı ve idarece yetkili makama ulaştırılacağı; 4. fıkrasında da, itirazın reddi kararlarına karşı işlemin yapıldığı yerdeki idari yargı mercilerine başvurulabileceği hükme bağlanmış; 234. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin olay tarihinde yürürlükte bulunan şeklinde, serbest dolaşıma giriş rejimine veya bir geçici muafiyet düzenlemesine tabi tutulan eşyaya ilişkin olarak yapılan beyan ile muayene ve denetleme veya teslimden sonra kontrol sonucunda; eşyanın tarife uygulamasını etkileyen cins, tür ve niteliklerinde veya vergilendirmeye esas olan sayı, baş, ağırlık gibi ölçülerinde aykırılık görüldüğü ve beyana göre hesaplanan gümrük vergisi ile muayene sonuçlarına göre alınması gereken gümrük vergisi arasındaki fark %5'i aştığı takdirde, gümrük vergisinden başka bu vergi farkının üç katı para cezası alınacağı, (b) bendinde de, kıymeti üzerinden gümrük vergisine tabi eşyanın beyan edilen kıymeti, muayene ve denetleme sonucunda bu Kanun'un 23 ilâ 31. maddelerinde yer alan hükümler çerçevesinde belirlenen kıymete göre noksan bulunduğu takdirde, bu noksanlığa ait gümrük vergisinden başka bu vergi farkının üç katı para cezası alınacağı hükümlerine yer verilmiştir. 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, “Kambiyo, nukut, esham ve tahvilat alım ve satımının ve bunlar ile kıymetli madenler ve kıymetli taşlarla bunlardan mamul veya bunları muhtevi her nevi eşya ve kıymetlerin ve ticari senetlerle tediyeyi temine yarayan her türlü vasıta ve vesikaların memleketten ihracı veya memlekete ithalinin tanzim ve tahdidine ve Türk parasının kıymetinin korunması zımnında kararlar ittihazına Bakanlar Kurulu salahiyetlidir.” kuralına yer verilmiştir. 1567 sayılı Kanun'un uygulanması bağlamında çıkarılan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Kararın 1. maddesinin 1. fıkrasında; “Türk parasının kıymetini korumak amacıyla, Türk parasının yabancı paralar karşısındaki değerinin belirlenmesine, döviz ve dövizi temsil eden belgelere (menkul değerler ve diğer sermaye piyasası araçları dâhil) ilişkin tüm işlemler ile dövizlerin tasarruf ve idaresine, Türk parası ve Türk parasını temsil eden belgelerin ithal ve ihracına, kıymetli maden, taş ve eşyalara ilişkin işlemlere, ihracata, ithalata, özelliği olan ihracat ve ithalata, görünmeyen işlemlere, sermaye hareketlerine ilişkin kambiyo işlemlerine ait düzenleyici, sınırlayıcı esaslar bu Karar ile tayin ve tespit edilmiştir.“ kuralı yer almış; 2. maddesinin birinci fıkrasının (o) bendinde, yetkili müesseselerin, Bakanlıkça tespit edilen usul ve esaslar çerçevesinde dövize ilişkin işlemler yapmasına izin verilen ve kıymetli maden, taş ve eşyalara ilişkin işlemler de yapabilen anonim şirketleri ifade edeceği belirtilmiş, 6. maddesinin üçüncü fıkrasında, PTT, yetkili müesseseler ve İstanbul Altın Borsası bünyesindeki piyasalarda borsa ile ilgili mevzuat kapsamında olmak üzere kıymetli maden aracı kuruluşlarının efektif alım satımı yapabilecekleri” kuralına yer verilmiştir. Aynı Kararın 7/a maddesinde ise; "Kıymetli madenler, taşlar ve eşyaların Dış Ticaret Rejimi esasları dahilinde Türkiyeye ithali ve ihracı serbesttir. Standart ve standart dışı işlenmemiş kıymetli madenlerin, ithal ve ihracında gümrük idarelerine beyan verilmesi yeterli olup, ithalat ve ihracat rejim, karar ve yönetmelikleri uygulanmaz. Ancak, standart ve standart dışı işlenmemiş kıymetli madenlerin ihracatında ilgililerin talebi durumunda, 15/12/1999 tarih ve 99/13812 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan İhracat, İhracat Sayılan Satış ve Teslimler ile Döviz Kazandırıcı Hizmet ve Faaliyetlerde Vergi, Resim ve Harç İstisnası Hakkında Karar, İhracat: 2008/6 sayılı İhracat, Transit Ticaret, İhracat Sayılan Satış ve Teslimler ile Döviz Kazandırıcı Hizmet ve Faaliyetlerde Vergi, Resim ve Harç İstisnası Hakkında Tebliğ ile 17/1/2005 tarihli ve 2005/8391 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Dahilde İşleme Rejimi Kararı ve bunlara dayanılarak yayımlanan düzenlemeler uygulanabilir. Bu talepleri inceleyip sonuçlandırmaya Ekonomi Bakanlığı yetkilidir." düzenlemesi bulunmaktadır. 1211 sayılı T.C.Merkez Bankası Kanunu'nun 3098 sayılı Kanun'la değişik 40/II-b.c maddesi ile 3182 sayılı mülga Bankalar Kanunu'nun 37. ve 40. maddeleri uyarınca 12/05/1988 tarih ve 88/12944 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile "kalkınma planı ve yıllık programlarda öngörülen hedeflere uygun olarak yatırımların yönlendirilebilmesi ve ihtisas kredilerinde kredi mahiyetlerinin düşürülmesi" amacıyla kaynak kullanımı destekleme fonu ihdas edilmiş, 3182 sayılı Bankalar Kanunu, 4389 sayılı Bankalar Kanunu ile 23/06/1999 tarihinde yürürlükten kaldırılmakla birlikte bu Kanun'un 20/1-b maddesi ile fon devam ettirilmiş, bu aşamadan sonra 03/07/2001 tarihinde 4684 sayılı Bankalar Kanunu yürürlüğe girerek 4389 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmış, ancak söz konusu Kanun'un geçici 3/a maddesi ile kaynak kullanımı destekleme fonu kesintilerinin, bu konuda yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar yürürlükten kaldırılan hükümlere göre tahsil edilmeye devam olunacağı ve doğrudan genel bütçeye gelir yazılmak üzere Hazine hesaplarına intikal ettirileceği, kesinti oranlarını sıfıra kadar indirmeye veya onbeş puana kadar yükseltmeye veya kesintiyi tümüyle kaldırmaya Bakanlar Kurulu'nun yetkili olduğu düzenlemesi getirilmiştir. 26/08/1989 tarih ve 20264 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 12/05/1988 tarih ve 88/12944 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın 3.maddesinde; kabul kredili vadeli akreditif ve mal mukabili ödeme şekline göre yapılan ithalatlarda %6 (ilgili dönemde %3) oranında kaynak kullanımını destekleme fonu payı alınacağı hükümlerine yer verilmiştir. 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 234. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, serbest dolaşıma giriş rejimine veya kısmi muafiyet suretiyle geçici ithalat rejimine tabi tutulan eşyaya ilişkin olarak, yapılan beyan ile muayene ve denetleme veya teslimden sonra kontrol sonucunda; 15. maddede belirtilen Gümrük Tarifesini oluşturan unsurlarında veya vergilendirmeye esas olan sayı, baş, ağırlık gibi ölçülerinde aykırılık görüldüğü ve beyana göre hesaplanan ithalat vergileri ile muayene sonuçlarına göre alınması gereken ithalat vergileri arasındaki fark %5'i aştığı takdirde, ithalat vergilerinden ayrı olarak bu farkın üç katı para cezası alınacağı hükme bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda yazılı mevzuat hükümlerinin değerlendirmesinden, ilgili Bakanlar Kurulu Kararları ve Tebliğlerden anlaşılacağı üzere kıymetli taşların kaynak kullanımını destekleme fonundan muaf olduğuna ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamasına karşın, 24/07/2017 tarih ve 2017/10640 sayılı Kararname eki kararın 1. maddesinde Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Kararın 2. maddesinde belirlenen kıymetli taşların Borsa İstanbul Anonim Şirketinde işlem görmek üzere kabul kredili, vadeli akreditif ve mal mukabili ödeme şekillerine göre ithalatında kaynak kullanımını destekleme fonu kesintisi oranının %0 olarak tespit edildiği anlaşılmaktadır. Bu bakımdan, kıymetli taşların 24/07/2017 tarihinden önce kaynak kullanımını destekleme fonundan muaf olmadığının bu kararla da ortaya konulmuş olduğunun anlaşılması, beyannamelerin tescil tarihinde kıymetli madenler için mevcut olan muafiyet hükmünün, kıymetli taşları kapsamaması ve 2017/10640 sayılı kararla getirilen lehe değerlemenin ise, ceza mahiyeti bulunmayan tahakkuk işleminde uygulanmasına olanak bulunmaması karşısında dava konusu ek tahakkuk kararında hukuka aykırılık görülmemiştir. Temyiz isteminin, kararın para cezalarına ilişkin hüküm fıkrasına yönelik kısmına gelince; Yukarıda anılan madde uyarınca ceza kararı alınabilmesi için vergi kaybına neden olan bir durumun bulunması ve bu durumun da maddede yazılı türden olması gerekmekte olup, aksi takdirde anılan madde uyarınca ceza uygulanamayacaktır. Olayda ise, ithal edilen eşyanın tarife uygulamasını etkileyen unsurlarında veya vergilendirmeye esas olan ölçülerde veya kıymetinde herhangi bir aykırılığın tespit edilmediği, bu nedenle anılan hükme göre para cezası hesaplanarak karara bağlanmasını gerektirecek herhangi bir sebebin bulunmadığı anlaşıldığından, vergi dava dairesi kararının davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine ilişkin hüküm fıkrasında sonucu itibariyle isabetsizlik görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin kısmen reddine, kısmen de kabulüne, 2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının para cezasına ilişkin hüküm fıkrasına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, 3. Kararın, kaynak kullanımını destekleme fonu payı tahakkukuna ilişkin hüküm fıkrasının BOZULMASINA, 4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine, 5. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13. maddesinin (j) bendi parantez içi hükmü uyarınca alınması gereken harç dahil olmak üzere, yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 15/11/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : 4458 sayılı Kanun'un 234. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde serbest dolaşıma giriş rejimine veya kısmı muafiyet suretiyle geçici ithalat rejimine tabi tutulan eşyaya ilişkin olarak yapılan beyan ile muayene ve denetleme veya teslimden sonra kontrol sonucunda; 15. maddede belirtilen Gümrük Tarifesini oluşturan unsurlarda veya vergilendirmeye esas olan sayı, baş, ağırlık gibi ölçülerinde aykırılık görüldüğü takdirde ceza uygulanması gerektiğine ilişkin esasların tespit edildiği görülmektedir. Olayda, ithalatın kaynak kullanımını destekleme fonu payına tabi olması durumunda eşyanın gümrük tarifesini oluşturan unsurlarında aykırılık söz konusu olabilecekse de, kıymetli taş ithalatlarında kaynak kullanımını destekleme fon payı alınmamasına dair İstanbul Ticaret Bölge Müdürlüğünün 28/12/2015 tarihli yazısı nedeniyle idarenin genel görüşü doğrultusunda hareket etmek suretiyle beyanda bulunan davacı adına, anılan fon payı üzerinden sözü edilen Kanun'un 234. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca para cezası kararı alınmasında hukuka uyarlık bulunmadığından, temyize konu karara yönelik başvurunun açıklanan gerekçeyle reddi gerektiği oyuyla Dairemiz kararın belirtilen kısmına katılmıyorum.

24/07/2017 tarihli ve 2017/10640 sayılı Karar öncesinde kıymetli taş ithalatı fon muafiyetine tabi bulunmamaktadır. Danıştay 7. Dairesinin E. 2019/2533, K. 2022/4472 sayılı kararında açıklandığı üzere, sonradan getirilen lehe fon kesintisi oranı düzenlemesi ceza niteliğinde olmayan tahakkuk işlemlerine geçmişe etkili olarak uygulanamaz.

4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 234. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca idari para cezası verilebilmesi için, beyana göre hesaplanan ithalat vergileri ile muayene sonuçlarına göre alınması gereken ithalat vergileri arasındaki farkın yüzde beşi aşması ve eşyanın tarife uygulamasını etkileyen niteliklerinde, vergilendirmeye esas ölçülerinde veya beyan edilen kıymetinde maddede öngörülen türden bir aykırılık bulunması gerekir. Eşyanın gümrük tarifesini etkileyen unsurlarında, ölçülerinde veya kıymetinde herhangi bir aykırılık bulunmadığı hallerde, yalnızca fon payı eksikliği gerekçe gösterilerek bu madde uyarınca vergi kaybı cezası tesis edilemez.

İdari İtiraz Süreci ve Yargılama Usulü

4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 242. maddesi gereğince, yükümlülere tebliğ edilen gümrük vergileri, para cezaları ve idari kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde bir üst makama, üst makam yoksa aynı makama itiraz dilekçesi verilebilir. İdareye intikal eden itirazlar otuz gün içinde karara bağlanarak ilgilisine bildirilir. İtiraz dilekçesinin süresi içinde yetkisiz bir makama verilmesi halinde başvuru süresinde yapılmış kabul edilir ve idarece yetkili mercie ulaştırılır. İtirazın reddi halinde işlemin yapıldığı yerdeki idari yargı mercilerine başvurulabilir.

Danıştay 7. Daire, E. 2019/3003, K. 2022/4474Kaynağı aç
Danıştay 7. Daire Başkanlığı         2019/3003 E.  ,  2022/4474 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y YEDİNCİ DAİRE Esas No : 2019/3003 Karar No : 2022/4474 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı adına … Kargo Gümrük Müdürlüğü VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … Kuyumculuk Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem: Davacı adına tescilli …, …, … tarih ve sayılı serbest dolaşıma giriş beyannameleriyle ithal edilen "pırlanta" ticari tanımlı eşyanın kaynak kullanımını destekleme fonu payından muaf olmadığından bahisle tahakkuk ettirilen kaynak kullanımını destekleme fonu payı ve anılan pay üzerinden 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 234. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca karara bağlanan para cezasına vaki itirazın reddine dair işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; olayda, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında Karar'da kıymetli madenler ve kıymetli taşlar ayrı ayrı tanımlanmış olup, davacının ithal ettiği pırlanta isimli eşyanın kıymetli taş kapsamında sayıldığı, mal mukabili ödeme şekliyle yapılan pırlanta ithalatının kaynak kullanımını destekleme fon payından muaf olduğuna ilişkin ithalat tarihi itibariyle kanuni bir düzenlemenin bulunmadığı, bu nedenle davacıdan kaynak kullanımını destekleme fonu payı istenmesine ilişkin ek tahakkuk kararında hukuka aykırılık bulunmadığı; dava konusu işlemin para cezası kararına ilişkin kısmına gelince, 24/07/2017 tarih ve 2017/10640 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nda, kıymetli taşların mal mukabili ödeme şekline göre ithalatında kaynak kullanımını destekleme fonu payı kesintisinin sıfır olarak uygulanacağı belirtildiğinden, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanun hükümlerinin farklı olması halinde, failin lehine olan kanunun uygulanacağı ve infaz olunacağı yönündeki genel ceza hukuku ilkesi uyarınca, ceza kesilmesine esas olan eylemin artık fon kesintisi gerektirmeyeceği belirtilerek yürürlükten kaldırılması ve yargılamanın yapıldığı tarih itibariyle lehe olan mevzuatın olaya uygulanması gerektiği sonucuna ulaşıldığından, mal mukabili ödeme şeklinde yapılan kıymetli taş ithalatının artık fon kesintisine tabi olmaması sebebiyle failin lehine olan kanun göz önüne alınarak dava konusu para cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle işlemin kısmen iptaline kısmen de davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurularına konu kararın dava konusu işlemin kısmen iptaline yönelik hüküm fıkrasına ilişkin kısmının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın anılan kısmının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği; dava konusu işlemin ek tahakkuka ilişkin kısmına gelince; olayda, davalı idare tarafından Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar'ın 2. maddesinde kıymetli maden ve kıymetli taşların ayrı ayrı tanımlandığı, mevzuatta işlenmemiş kıymetli madenlerin kaynak kullanımını destekleme fonu payından muaf olduğu yönünde açık hükümlerin bulunmasına rağmen, kıymetli taşların kaynak kullanımını destekleme fonu payından muaf olduğuna dair herhangi bir mevzuat hükmünün bulunmaması nedeniyle davacı adına ek tahakkuk kararı alınmış ise de; Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin, bir hukuk devleti olarak nitelendirildiği, hukuk devleti ilkelerinden biri olan hukuki güvenlik ilkesinin öngörülebilirlik ve belirlilik ilkeleri ile bağlantılı olduğu, belirtilen ilkeler çerçevesinde vergilendirmeye tabi işlemlerde de kişinin hukuki sonuç doğuracak bir işlem gerçekleştirmeden önce kendisine uygulanacak hukuk kurallarının tüm sonuçlarını önceden öngörebilmesi ve işlemi tüm bu sonuçları gözeterek gerçekleştirebilmesinin hukuk devletinin gereği olduğu, hukuk normlarının herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması gerektiği, kıymetli taşların kaynak kullanımını destekleme fonu payından muaf olduğuna ilişkin açık bir hüküm bulunmamakla birlikte Gümrükler Genel Müdürlüğü ile Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüklerinin konuya ilişkin borsa üyesi firmalarca ithal olunan kıymetli taşların kaynak kullanımını destekleme fonu payı muafiyetinden yararlanacağı yönünde yazılarının bulunduğu ve idare tarafından Kıymetli Madenler ve Taşlar Piyasası üyesi firmalar tarafından gerçekleştirilen kıymetli taş ithali kaynak kullanımını destekleme fonu payından muaf kabul edilerek tahsili yoluna gidilmediği, davacı tarafından idarenin söz konusu uygulamalarına güvenilerek kaynak kullanımını destekleme fonu payı ödenmeksizin ithalatın yapıldığı, diğer yandan idarenin, kıymetli taşların kaynak kullanımını destekleme fonu payından muaf olduğuna dair açık ve net bir hüküm bulunmadığından bahisle kıymetli taşların ithalinde kaynak kullanımını destekleme fonu payı alınmaması yönündeki yorumunu değiştirerek ek tahakkuk ve para cezası kararı alınmasının hukuki güvenlik ilkesine aykırı olduğu, öte yandan 24/07/2017 tarih ve 2017/10640 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi eki kararla kıymetli taşların ithalinde kaynak kullanımını destekleme fonu payı kesintisi oranının %0 (sıfır) olarak tespit edildiği hususu dikkate alındığında idarenin baştan beri gayesinin Elmas ve Kıymetli Taş Piyasası üyesi firmalar tarafından ithal edilen kıymetli taşlardan kaynak kullanımını destekleme fonu payı kesintisi yapılmaması yönünde olduğu sonucuna varıldığından dava konusu ek tahakkuk işleminde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılmasından sonra dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğünün 04/01/2017 tarihli yazısında kıymetli taşların kaynak kullanımını destekleme fonu payından istisna edildiğine dair herhangi bir mevzuat hükmünün yer almadığı, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Kıymetli taşların kaynak kullanımını destekleme fonundan muaf olduğuna ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamakta olup, 24/07/2017 tarih ve 2017/10640 sayılı Kararname eki kararın 1. maddesinde Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Kararın 2. maddesinde belirlenen kıymetli taşların Borsa İstanbul Anonim Şirketinde işlem görmek üzere kabul, kredili, vadeli akreditif ve mal mukabili ödeme şekillerine göre ithalatında kaynak kullanımı destekleme fonu kesintisi oranının %0 olarak tespit edildiği, kıymetli taşların 24/07/2017 tarihinden önce kaynak kullanımı destekleme fonundan muaf olmadığının bu kararla da ortaya konulmuş olduğunun anlaşılması karşısında dava konusu ek tahakkukun iptaline ilişkin vergi dava dairesi kararının bozulması, dava konusu işlemin para cezasına dair kısmına yönelik temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı adına tescilli …, …, … tarih ve sayılı serbest dolaşıma giriş beyannameleriyle ithal edilen "pırlanta" ticari tanımlı eşyanın kaynak kullanımını destekleme fonu payından muaf olmadığından bahisle tahakkuk ettirilen kaynak kullanımını destekleme fonu payı ve anılan pay üzerinden 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 234. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca karara bağlanan para cezasına vaki itirazın reddine dair işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 242. maddesinin 1. fıkrasında; yükümlülerin, kendilerine tebliğ edilen gümrük vergileri, cezalar ve idari kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir üst makama, üst makam yoksa aynı makama verecekleri bir dilekçe ile itiraz edebilecekleri; 2. fıkrasında, idareye intikal eden itirazların otuz gün içinde karara bağlanarak ilgili kişiye tebliğ edileceği; 3. fıkrasında, itiraz dilekçelerinin süresi içinde yanlış makama verilmesi halinde, itirazın süresinde yapılmış sayılacağı ve idarece yetkili makama ulaştırılacağı; 4. fıkrasında da, itirazın reddi kararlarına karşı işlemin yapıldığı yerdeki idari yargı mercilerine başvurulabileceği hükme bağlanmış; 234. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin olay tarihinde yürürlükte bulunan şekliyle (b) bendinde de, kıymeti üzerinden gümrük vergisine tabi eşyanın beyan edilen kıymeti, muayene ve denetleme sonucunda bu Kanun'un 23 ilâ 31. maddelerinde yer alan hükümler çerçevesinde belirlenen kıymete göre noksan bulunduğu takdirde, bu noksanlığa ait gümrük vergisinden başka bu vergi farkının üç katı para cezası alınacağı hükümlerine yer verilmiştir. 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, “Kambiyo, nukut, esham ve tahvilat alım ve satımının ve bunlar ile kıymetli madenler ve kıymetli taşlarla bunlardan mamul veya bunları muhtevi her nevi eşya ve kıymetlerin ve ticari senetlerle tediyeyi temine yarayan her türlü vasıta ve vesikaların memleketten ihracı veya memlekete ithalinin tanzim ve tahdidine ve Türk parasının kıymetinin korunması zımnında kararlar ittihazına Bakanlar Kurulu salahiyetlidir.” kuralına yer verilmiştir. 1567 sayılı Kanun'un uygulanması bağlamında çıkarılan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Kararın 1. maddesinin 1. fıkrasında; “Türk parasının kıymetini korumak amacıyla, Türk parasının yabancı paralar karşısındaki değerinin belirlenmesine, döviz ve dövizi temsil eden belgelere (menkul değerler ve diğer sermaye piyasası araçları dâhil) ilişkin tüm işlemler ile dövizlerin tasarruf ve idaresine, Türk parası ve Türk parasını temsil eden belgelerin ithal ve ihracına, kıymetli maden, taş ve eşyalara ilişkin işlemlere, ihracata, ithalata, özelliği olan ihracat ve ithalata, görünmeyen işlemlere, sermaye hareketlerine ilişkin kambiyo işlemlerine ait düzenleyici, sınırlayıcı esaslar bu Karar ile tayin ve tespit edilmiştir.“ kuralı yer almış; 2. maddesinin birinci fıkrasının (o) bendinde, yetkili müesseselerin, Bakanlıkça tespit edilen usul ve esaslar çerçevesinde dövize ilişkin işlemler yapmasına izin verilen ve kıymetli maden, taş ve eşyalara ilişkin işlemler de yapabilen anonim şirketleri ifade edeceği belirtilmiş, 6. maddesinin üçüncü fıkrasında, PTT, yetkili müesseseler ve İstanbul Altın Borsası bünyesindeki piyasalarda borsa ile ilgili mevzuat kapsamında olmak üzere kıymetli maden aracı kuruluşlarının efektif alım satımı yapabilecekleri” kuralına yer verilmiştir. Aynı Kararın 7/a maddesinde ise; "Kıymetli madenler, taşlar ve eşyaların Dış Ticaret Rejimi esasları dahilinde Türkiyeye ithali ve ihracı serbesttir. Standart ve standart dışı işlenmemiş kıymetli madenlerin, ithal ve ihracında gümrük idarelerine beyan verilmesi yeterli olup, ithalat ve ihracat rejim, karar ve yönetmelikleri uygulanmaz. Ancak, standart ve standart dışı işlenmemiş kıymetli madenlerin ihracatında ilgililerin talebi durumunda, 15/12/1999 tarih ve 99/13812 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan İhracat, İhracat Sayılan Satış ve Teslimler ile Döviz Kazandırıcı Hizmet ve Faaliyetlerde Vergi, Resim ve Harç İstisnası Hakkında Karar, İhracat: 2008/6 sayılı İhracat, Transit Ticaret, İhracat Sayılan Satış ve Teslimler ile Döviz Kazandırıcı Hizmet ve Faaliyetlerde Vergi, Resim ve Harç İstisnası Hakkında Tebliğ ile 17/1/2005 tarihli ve 2005/8391 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Dahilde İşleme Rejimi Kararı ve bunlara dayanılarak yayımlanan düzenlemeler uygulanabilir. Bu talepleri inceleyip sonuçlandırmaya Ekonomi Bakanlığı yetkilidir." düzenlemesi bulunmaktadır. 1211 sayılı T.C.Merkez Bankası Kanunu'nun 3098 sayılı Kanun'la değişik 40/II-b.c maddesi ile 3182 sayılı mülga Bankalar Kanunu'nun 37. ve 40. maddeleri uyarınca 12/05/1988 tarih ve 88/12944 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile "kalkınma planı ve yıllık programlarda öngörülen hedeflere uygun olarak yatırımların yönlendirilebilmesi ve ihtisas kredilerinde kredi mahiyetlerinin düşürülmesi" amacıyla kaynak kullanımı destekleme fonu ihdas edilmiş, 3182 sayılı Bankalar Kanunu, 4389 sayılı Bankalar Kanunu ile 23/06/1999 tarihinde yürürlükten kaldırılmakla birlikte bu Kanun'un 20/1-b maddesi ile fon devam ettirilmiş, bu aşamadan sonra 03/07/2001 tarihinde 4684 sayılı Bankalar Kanunu yürürlüğe girerek 4389 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmış, ancak söz konusu Kanun'un geçici 3/a maddesi ile kaynak kullanımı destekleme fonu kesintilerinin, bu konuda yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar yürürlükten kaldırılan hükümlere göre tahsil edilmeye devam olunacağı ve doğrudan genel bütçeye gelir yazılmak üzere Hazine hesaplarına intikal ettirileceği, kesinti oranlarını sıfıra kadar indirmeye veya onbeş puana kadar yükseltmeye veya kesintiyi tümüyle kaldırmaya Bakanlar Kurulu'nun yetkili olduğu düzenlemesi getirilmiştir. 26/08/1989 tarih ve 20264 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 12/05/1988 tarih ve 88/12944 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın 3.maddesinde; kabul kredili vadeli akreditif ve mal mukabili ödeme şekline göre yapılan ithalatlarda %6 (ilgili dönemde %3) oranında kaynak kullanımını destekleme fonu payı alınacağı hükümlerine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda yazılı mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, ilgili Bakanlar Kurulu Kararları ve Tebliğlerden anlaşılacağı üzere kıymetli taşların kaynak kullanımını destekleme fonundan muaf olduğuna ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamasına karşın, 24/07/2017 tarih ve 2017/10640 sayılı Kararname eki kararın 1. maddesinde Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Kararın 2. maddesinde belirlenen kıymetli taşların Borsa İstanbul Anonim Şirketinde işlem görmek üzere kabul kredili, vadeli akreditif ve mal mukabili ödeme şekillerine göre ithalatında kaynak kullanımını destekleme fonu kesintisi oranının %0 olarak tespit edildiği anlaşılmaktadır. Bu bakımdan, kıymetli taşların 24/07/2017 tarihinden önce kaynak kullanımını destekleme fonundan muaf olmadığının bu kararla da ortaya konulmuş olduğunun anlaşılması, beyannamelerin tescil tarihinde kıymetli madenler için mevcut olan muafiyet hükmünün, kıymetli taşları kapsamaması ve 2017/16040 sayılı kararla getirilen lehe değerlemenin ise, ceza mahiyeti bulunmayan tahakkuk işleminde uygulanmasına olanak bulunmaması karşısında dava konusu işlemin kaynak kullanımını destekleme fonu payı tahakkukuna ilişkin kısmında hukuka aykırılık görülmemiştir. Temyiz isteminin, kararın para cezalarına ilişkin hüküm fıkrasına yönelik kısmına gelince; İthal edilen eşyanın kıymetinde herhangi bir aykırılık tespit edilmemesi, diğer bir ifadeyle, 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun yukarıda değinilen hükmüne göre para cezası hesaplanarak karara bağlanmasını gerektirecek herhangi bir sebep bulunmaması karşısında, vergi dava dairesi kararının davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine ilişkin hüküm fıkrasında sonucu itibariyle isabetsizlik görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin kısmen reddine, kısmen de kabulüne, 2. …Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının para cezasına ilişkin hüküm fıkrasına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, 3. Kararın, kaynak kullanımını destekleme fonu payı tahakkukuna ilişkin hüküm fıkrasının BOZULMASINA, 4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine, 5. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13. maddesinin (j) bendi parantez içi hükmü uyarınca alınması gereken harç dahil olmak üzere, yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 15/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'un 5. maddesi uyarınca idare mahkemeleri; vergi mahkemelerinin görev alanına giren davalar ile ilk derecede Danıştayda görülecek davalar haricindeki iptal davalarını, tam yargı davalarını, tahkim şartı öngörülen imtiyaz sözleşmeleri dışındaki idari sözleşmelerden doğan davaları ve kanunlarla verilen diğer işleri çözümler. Danıştay 3. Dairesi E. 2020/4942, K. 2020/6271 sayılı kararında, fon kesintisinin vergi, resim, harç veya benzeri mali yüküm niteliğinde olmadığı ve vergiyle bağlantısı bulunmadığı gerekçesiyle uyuşmazlığın idare mahkemesinin görev alanında kaldığını belirterek ilk derece vergi mahkemesi kararını görev yönünden bozmuştur.

Danıştay 3. Daire, E. 2020/4942, K. 2020/6271Kaynağı aç
Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2020/4942 E.  ,  2020/6271 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2020/4942 Karar No : 2020/6271 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : 1- … Satış ve Dağıtım Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. … 2- … Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı banka tarafından ihtirazi kayıtla verilen beyanname üzerine 2014 yılının Haziran dönemi için tahakkuk eden kaynak kullanımı destekleme fonu ve hesaplanan gecikme faizinin kaldırılması ve ödenen tutarın yasal faiziyle birlikte iadesi istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Satış ve Dağıtım Anonim Şirketinin … N.V ile ''Kredi ve Teminat'' sözleşmesi akdettiği ve geri ödeme vadesi olarak 1 yıl 1 haftanın belirlendiği, 12/06/2012 tarihinde de kredinin kullanıldığı, daha sonra 20/06/2013 tarihinde ilk kez ve 20/06/2014 tarihinde ikinci kez vadenin temdit edildiği, bunun dışında kredi kapatma tarihi olan 19/06/2015 tarihine kadar sözleşmede hiçbir değişikliğin yapılmadığı, akabinde 12/05/1988 tarih ve 88/12944 sayılı kararnameye ilişkin Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu Hakkında 6 Sıra No'lu Tebliğ'de ortalama vadesi 1 yılın üzerinde olan yurtdışı kredilerinde kaynak kullanımı destekleme fonu kesintisi uygulanmayacağının düzenlendiği ve temdit sözleşmelerinin de yeni bir sözleşme olmadığından bahisle kredinin kapatılmasına aracılık eden … Anonim Şirketinin sorumlu sıfatıyla ihtirazi kayıtla kaynak kullanımı destekleme fonu beyanında bulunduğu, olayda, kredinin kullanım tarihi olan 12/06/2012 tarihinde 12/05/1988 tarih ve 88/12944 sayılı kararnameye ilişkin söz konusu Tebliğ'de yer alan ortalama vadesi 1 yılın üzerinde olan yurtdışı kredilerinde kaynak kullanımı destekleme fonu kesintisi uygulanmayacağına ilişkin düzenlemenin yürürlükte bulunduğu, yapılan kredi sözleşmesinin de 1yıl 1 hafta süreli olduğu, sonrasında yapılan temdit sözleşmelerinin de yeni bir sözleşme mahiyetinde olmadığı, sözleşmelerde temdit ile birlikte yeni düzenlemeler yapılmadığı yalnızca vade uzatımı yapıldığının görüldüğü, dolayısıyla yürürlükteki mevzuat uyarınca anılan fona tabi olmayan davacılar adına yapılan tahakkukta hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle tahakkuk eden kaynak kullanımı destekleme fonu ve hesaplanan gecikme faizi kaldırılmış, ödenen tutarın ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile iadesine hükmedilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Bankalar ve finansman şirketleri dışında Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt dışından sağladıkları ortalama vadesi asgari 1 yıl ve daha fazla olan döviz ve altın kredilerine ilişkin kaynak kullanımı destekleme fonu istisnasının 02/01/2013 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırıldığı, düzenleme ile ortalama vadesi 3 yıl ve üzeri döviz ve altın kredilerinde kesinti yapılmayacağının belirlendiği, somut olayda istisnanın uygulanmasına olanak bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Vergi Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : … Satış ve Dağıtım Anonim Şirketinin … N.V ile ''Kredi ve Teminat'' sözleşmesi akdettiği ve geri ödeme vadesi olarak 1 yıl 1 haftanın belirlendiği, 12/06/2012 tarihinde de kredinin kullanıldığı, daha sonra 20/06/2013 tarihinde ilk kez ve 20/06/2014 tarihinde ikinci kez vadenin temdit edildiği, bunun dışında kredi kapatma tarihi olan 19/06/2015 tarihine kadar da sözleşmede hiçbir değişikliğin yapılmadığı, akabinde 12/05/1988 tarih ve 88/12944 sayılı kararnameye ilişkin Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu Hakkında 6 Sıra No'lu Tebliğ'de ortalama vadesi 1 yılın üzerinde olan yurtdışı kredilerinde kaynak kullanımı destekleme fonu kesintisi uygulanmayacağının düzenlendiği ve temdit sözleşmelerinin de yeni bir sözleşme olmadığından bahisle kredinin kapatılmasına aracılık eden … Anonim Şirketinin sorumlu sıfatıyla ihtirazi kayıtla kaynak kullanımı destekleme fonu beyanında bulunması üzerine kaynak kullanımı destekleme fonu tahakkuk ettiği ve gecikme faizi hesaplandığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasında, görev dışında bir işe bakılmış olması bozma nedenleri arasında sayılmıştır. 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'un 5. maddesinin (1) işaretli fıkrasında, idare mahkemelerinin, vergi mahkemelerinin görevine giren davalarla ilk derecede Danıştay'da çözümlenecek davalar dışındaki iptal davalarını ve tam yargı davalarını çözümlemekle görevli olduğu belirtildikten sonra, aynı kanunun 6. maddesinde de vergi mahkemelerinin, genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaları ve bu konularda 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un uygulanmasına ilişkin davalar ile diğer kanunlarla verilen işleri çözümleyeceği hükme bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası bünyesinde kurulan ve 01/01/2002 tarihi itibarıyla kaldırılmakla birlikte 4684 sayılı Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun uyarınca tahsiline devam olunan, teşviki öngörülen yatırımlar ile ihtisas kredilerinin kapsamını oluşturduğu kaynak kullanımı destekleme fon kesintilerinin dayanağını 4389 sayılı Bankalar Kanunu ve bu Kanuna dayanılarak çıkarılan Bakanlar Kurulu Kararı oluşturmaktadır. 12/05/1988 tarih ve 88/12944 sayılı kararnameye ilişkin Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu Hakkında 6 Sıra No'lu Tebliğ'de ortalama vadesi 1 yılın üzerinde olan yurtdışı kredilerinde kaynak kullanımı destekleme fonu kesintisi uygulanmayacağının düzenlendiği ve temdit sözleşmelerinin de yeni bir sözleşme olmadığından bahisle kredinin kapatılmasına aracılık eden … Anonim Şirketinin sorumlu sıfatıyla ihtirazi kayıtla kaynak kullanımı destekleme fonu beyanında bulunduğu, söz konusu ihtirazi kayıtla beyana dayanılarak tahakkuk eden kaynak kullanımı destek fonu ve gecikme faizinin kaldırılması ve ödenen tutarın yasal faiziyle birlikte talep edildiği olayda, kaynak kullanımı destekleme fonu kesintisinin, vergi, resim harç veya benzeri mali yüküm olmadığı ve vergi ile bir bağlantısı bulunmadığından, 2576 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca genel görevli olan idare mahkemesinin görevinde olan uyuşmazlığın vergi mahkemesince incelenerek sonuçlandırılmasında yasaya uygunluk görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle, 1. … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 2. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 3. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13. maddesinin (j) bendi parantez içi hükmü uyarınca alınması gereken harç dahil olmak üzere yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 28/12/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
2576 sayılı BÖLGE İDARE MAHKEMELERİ, İDARE MAHKEMELERİ VE VERGİ MAHKEMELERİNİN KURULUŞU VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN m. 5Kaynağı aç
Madde 5 – 1. (Değişik: 24/2/1988 – 3410/1 md.) İdare mahkemeleri, vergi mahkemelerinin görevine giren davalarla ilk derecede Danıştayda çözümlenecek olanlar dışındaki: a) İptal davalarını, b) Tam yargı davalarını, c) (Değişik: 8/6/2000 – 4577/2 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklardan hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan idarî sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davaları, d) Diğer kanunlarla verilen işleri, Çözümler. 2. Özel Kanunlarda Danıştayın görevli olduğu belirtilen ve İdari Yargılama Usulü Kanunu ile idare mahkemelerinin görevli kılınmış bulunduğu davaları çözümler. Vergi Mahkemelerinin görevleri:

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 22. maddesi gereğince idari yargı yerlerinde konular aydınlandığında meseleler sırasıyla oya konulur ve karara bağlanır. Anılan maddenin 2. fıkrası uyarınca, 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinde sayılan usul sebeplerinden biriyle veya yargılama usullerine ilişkin meselelerde azınlıkta kalan üyeler işin esası hakkında da oy kullanmakla yükümlüdür. Danıştay 7. Dairesinin E. 2019/5558, K. 2023/2764 sayılı dosyasında da usuli meselede karşı oyda kalan üye bu kural doğrultusunda esas hakkındaki oylamaya katılmıştır.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 22Kaynağı aç
Madde 22 – 1. Konular aydınlandığında meseleler sırasıyla oya konulur ve karara bağlanır. 2. 15 nci maddede sayılan sebeplerden biri ile veya yargılama usullerine ilişkin meselelerde azınlıkta kalanlar işin esası hakkında da oylarını kullanırlar. Azınlıkta kalanların görüşleri, kararların altına yazılır. Tutanaklar:
Yurt dışından temin edilen döviz kredisi vaktinden önce kapatılırsa faiz uygulanır mı?

Döviz kredisinin vadesinden önce kapatılması durumunda yeni fiili ortalama vadeye göre tabi olunan fon oranı uygulanır ve fonun yatırılması gereken tarih ile yatırıldığı tarih arasındaki süre için kanuni faiz oranının iki katı tutarında cezai faiz tahsil edilir.

Eksik KKDF ödemesi sebebiyle Gümrük Kanunu m. 234 cezası kesilebilir mi?

İthal eşyasının tarife unsurlarında, ölçülerinde veya kıymetinde kanunda öngörülen nitelikte bir aykırılık tespit edilmedikçe yalnızca fon payı eksikliğine dayanılarak 4458 sayılı Kanun m. 234 uyarınca vergi farkı cezası uygulanamaz.

Gümrük idaresince tebliğ edilen işlemlere itiraz süresi ne kadardır?

Tebliğ edilen vergi, ceza ve idari kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde bir üst makama, üst makam yoksa aynı makama itiraz edilebilir; süresinde yanlış makama verilen dilekçeler de geçerli kabul edilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu