Kamulaştırma Nedir? Haklar ve Hukuki Süreç Rehberi

by Avukat Erdal Ersoy
Kamulaştırma Nedir? Haklar ve Hukuki Süreç Rehberi

Kamulaştırma; devlet veya kamu tüzel kişilerinin, kamu yararının gerektirdiği hallerde, özel mülkiyette bulunan bir taşınmazın tamamını veya bir kısmını kanunda gösterilen esas ve usullere göre mülkiyetine geçirmesi veya üzerinde idari irtifak kurması işlemidir. Anayasa'nın 46. maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu uyarınca kamulaştırma yetkisi münhasıran Devlet ve kamu tüzel kişilerine tanınmıştır; il özel idareleri, belediyeler, köyler ve tüzel kişiliğe sahip kamu kurumları bu yetkiyi kullanabilir. Kamulaştırma işlemi yalnızca özel mülkiyete konu taşınmazlar üzerinde kurulabilir; halihazırda kamu malı niteliği taşıyan taşınmazlar kamulaştırılamaz. Hukuki bakımdan istimlak ile kamulaştırma kavramları tamamen aynı anlama gelmekle birlikte, ekonomik teşebbüsleri konu alan devletleştirme kurumundan farklıdır. Kamulaştırmanın temel kuralı, gerçek bedelin kural olarak nakden ve peşin ödenmesidir. İdarenin kamulaştırma işlemlerine başlayabilmesi için yeterli kamulaştırma ödeneğini temin etmiş olması kanuni bir zorunluluktur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/925, K. 2024/239Kaynağı aç
Hukuk Genel Kurulu         2022/925 E.  ,  2024/239 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/397 E., 2022/531 K. KARAR : Davanın reddine ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 17.01.2022 tarihli ve 2021/3229 Esas, 2022/175 Karar sayılı BOZMA kararı Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, vekalet ücretine ilişkin bölüm düzeltilmek suretiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin İstanbul ili Başakşehir ilçesi İkitelli Köyü 2509 parsel sayılı taşınmazın paydaşı olduğunu, dava konusu taşınmaza davalı idare tarafından kamulaştırma işlemi yapılmaksızın el atıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde; davacının taşınmazdaki hissesine karşılık takdir edilen kamulaştırma bedelinin bankaya bloke edildiğini, davacı adına noter kanalıyla çıkarılan kamulaştırma tebligatının daimi birlikte çalışan sekreteri …'a 20.11.1985 tarihinde tebliğ edildiğini, davacının tüm işlemlerden haberdar olduğunu belirterek hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 19.10.2020 tarihli ve 2019/318 Esas, 2020/251 Karar sayılı kararı ile; yapılan kamulaştırma tebligatının tebliği itibarıyla taşınmaz maliki davacı yönünden başlamış bir kamulaştırma işlemi bulunduğu, tespit edilen adresine noter kanalıyla çıkarılan kamulaştırma tebligatının muhatabın daimi birlikte çalışan sekreteri …'a 20.11.1985 tarihinde tebliğ edildiği, akabinde iki farklı vekil tarafından sunulan iki farklı vekâletname ile davacı vekilleri tarafından idareye başvurulduğu, davacının kamulaştırma işleminden haberdar olduğu, davacı tarafından 30 günlük hak düşürücü sürede bedel artırım davası açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 13.01.2021 tarihli ve 2020/1121 Esas, 2021/28 Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmazın Arsa Ofisi Genel Müdürlüğünce 01.02.1985 tarihinde kamulaştırıldığı, davacının payına düşen kamulaştırma bedelinin depo edildiği, kamulaştırma işleminin 20.11.1985 tarihinde davacı adına daimi çalışan sekreteri …'a tebliğ edildiği, Bakırköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.09.1987 tarihinde kesinleşen 1986/778 Esas, 1987/33 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazda yer alan davacı payının Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü adına tesciline karar verildiği, davacı vekilleri tarafından idareye sunulan vekâletnameler ve yapılan başvurular ile birlikte değerlendirildiğinde dahi davacıya kamulaştırmanın usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olduğunun kabul edilmesi gerektiği, davacının 30 günlük hak düşürücü süre içerisinde dava açmadığı, buna göre de mevcut durum itibarıyla davacının kamulaştırmasız el atmaya dayalı tazminat davası açmasının hukuken olanaklı olmadığı, bu nedenle davacı vekilinin sair istinaf nedenlerinin yerinde görülmediği gerekçesiyle vekâlet ücretine ilişkin kısım düzeltilmek suretiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "…1-) Dosyada bulunan kanıt ve belgelere göre, kararın dayandığı gerekçelere göre; dava konusu İstanbul İli, Başakşehir İlçesi, İkitelli Köyü 2509 parsel sayılı taşınmaz hakkında 1164 sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun kapsamında kamulaştırma işlemi yapıldığı ve dava konusu taşınmazdaki davacı payının Bakırköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1986/778 Esas – 1987/33 Karar sayılı kararı ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca davalı idare adına tescil edildiği anlaşılmıştır. Yapılan incelemede, davacı adına noter kanalıyla tebliğe çıkartılan kamulaştırma evraklarının 20.11.1985 tarihinde “gösterilen adreste muhatabın daimi birlikte çalışan sekreteri …’a 20.11.1985 tarihinde tebliğ edilmiştir.” şerhi ile tebliğ edildiği, davacı tarafından verilen vekaletnameler uyarınca 20.06.1986 ve 09.03.1989 tarihlerinde vekillerince davalı idareye başvuruda bulunulduğundan, kamulaştırma işleminin ve bedelinin kesinleştiği gerekçesiyle hak düşürücü süre geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Kamulaştırma Kanunu'nun 25. maddesi uyarınca hakların kullanılması ve borçların yerine getirilmesi bakımından kamulaştırma işlemi, mal sahibi açısından usulüne uygun tebligatla başlar. Davacıya Tebligat Kanunu'nun 17. maddesine göre tebligat yapılmış ise de; Tebligat Kanunu'nun 17. maddesinde; "Belli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler, o yerde bulunmadıkları takdirde tebliğ aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine, meslek veya sanatını evinde icra edenlerin memur ve müstahdemlerinden biri bulunmadığı takdirde aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır." hükmü yer almaktadır. Aynı Kanunun 20. maddesi; “13, 14, 16, 17 ve 18 inci maddelerde yazılı şahıslar, kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka yere gittiğini belirtirlerse; keyfiyet ve beyanda bulunanın adı ve soyadı tebliğ mazbatasına yazılarak altı beyan yapan tarafından imzalanır ve tebliğ memuru tebliğ evrakını bu kişilere verir” düzenlemesini içermektedir. Ayrıca tebligatın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Tebligat Tüzüğünün 26.maddesinin 1.fıkrasında; "19, 20, 22 ve 24 üncü maddelerde, muhatap namına kendilerine tebligat yapılacağı gösterilen şahıslar, muhatabın muvakkaten başka yere gittiğinden bahisle tebliği kabul etmezlerse, keyfiyet ve beyanda bulunanın hüviyeti tebliğ mazbatasına yazılarak altı beyanı yapan tarafından imzalanır. Beyanda bulunan imzadan imtina ederse, tebliğ memuru bu ciheti yazar ve imza eder." denilmiştir. Bu itibarla yapılan tebligatta, muhatabın adreste bulunmama sebebi gösterilmediğinden, yapılan tebligat usulsüzdür. Bu durumda; davacı adına çıkartılan noter tebligatının yasa hükümlerine uygun olmadığı, davacı vekillerine tevdi edilen belgenin kamulaştırma işleminin tebliği yerine geçmeyeceği, tapuda ferağ verilmediği gibi, kamulaştırma bedelinin ödendiğine dair herhangi bir belge de ibraz edilemediğinden kesinleşmiş bir kamulaştırma işleminin varlığından söz edilemeyecek olup, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi, Doğru olmadığı gibi, 2-) 21/12/2019 tarihinde kabul edilerek 24/12/2019 gün 30988 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7201 sayılı Kanunun 6. ve 7. maddesi ve 09/06/2021 tarihinde kabul edilerek 19/06/2021 gün 31516 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7327 sayılı Kanunun 20. ve 27. maddeleri ile 2942 sayılı Yasaya eklenen ek-3, geçici 15. ve 17. maddeleri ile; "Mülga 31/8/1956 tarihli ve 6830 sayılı İstimlâk Kanununun 16 ncı ve 17 nci maddeleri ile bu Kanunun mülga 16 ncı ve 17 nci maddeleri uyarınca kesinleşmiş mahkeme kararlarına istinaden idareler adına tescil edilen taşınmazların eski malikleri adına kamu bankalarına yatırılan ancak hak sahiplerine ödenmediği tespit edilen kamulaştırma bedelleri nedeniyle idareler aleyhine açılacak her türlü davada değer; taşınmazın idare adına tescil edildiği tarih, değerleme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri gözetilmek suretiyle tespit edilir. Tespit edilen bu bedel, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) tablosundaki aylık değişim oranları esas alınmak suretiyle dava tarihi itibarıyla güncellenir ve ortaya çıkan bedel hak sahibine ödenir. (Ek cümle:9/6/2021- 7327/20 md.) Bu hüküm, tebliği dâhil eksik veya hatalı kamulaştırma işlemleri bulunmasına rağmen idare adına tescil edilmiş olan taşınmazlar hakkında da uygulanır. Geçici 15. maddesi ile “ Mülga 6830 sayılı Kanunun 16 ncı ve 17 nci maddeleri ile bu Kanunun mülga 16 ncı ve 17 nci maddeleri uyarınca kesinleşmiş mahkeme kararlarına istinaden idareler adına tescil edilen taşınmazların eski malikleri adına kamu bankalarına yatırılan ancak hak sahiplerine ödenmediği tespit edilen kamulaştırma bedelleri nedeniyle idareler aleyhine açılmış ve devam eden davalar, ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak sonuçlandırılır.” Geçici 17. maddesi ile “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla bu Kanunun ek 3 üncü maddesine eklenen cümle, bu cümleyi ihdas eden Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte kanun yolu incelemesindekiler dâhil görülmekte olan davalarda da uygulanır ” hükmü getirilmiştir. Bu durumda yukarıda açıklanan hususta rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden, bozmanın niteliğine göre sair yönler incelenmeksizin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi hükmünün HMK’nın 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA,…" karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki karardaki gerekçe ile direnme kararı verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, usulüne uygun bir tebligat bulunmamakla birlikte usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi de bulunmadığını, davaya konu olayda tebliğ mazbatasında muhatabın adreste bulunup bulunmadığı, bulunmuyorsa adreste bulunmama sebebine ilişkin herhangi bir ibarenin olmadığını, kamulaştırma evrakının elden tebliği veya haricen öğrenmenin hak düşürücü süreyi başlatan sebeplerden biri olmadığını, ister müvekkil isterse de yetki verdiği vekili olsun ne kadar bilgi ve belge talep etse de bu taleplerin hak düşürücü süreyi başlatan sebebin noter tebliği olduğu gerçeğini ortadan kaldırmayacağını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Uyuşmazlık Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı tazminat istemine ilişkin eldeki davada, dava konusu 2509 parsel sayılı taşınmaz yönünden yapılan kamulaştırma işleminin kesinleşip kesinleşmediği noktasında toplanmaktadır. D. Gerekçe 1. İlgili Hukuk 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının (Anayasa) 35 inci maddesi, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 4650 sayılı Kanunla yapılan değişiklik öncesi 13, 14 ve 25 inci maddeleri, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 17 ve 20 nci maddeleri, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, 2. Değerlendirme 1. Konunun açıklığa kavuşturulması için öncelikle kamulaştırmasız el atma kavramının açıklanmasında yarar bulunmaktadır. 2. Kamulaştırmasız el atma müessesesi, kamulaştırma yetkisi bulunan bir idari makamın Anayasaya ve kanunlara uygun işlemleri oluşturmaksızın bir kişinin malına kalıcı olarak el koyması ve onun üzerinde bir yapı ya da tesis yapması yahut o taşınmazı bir hizmete özgülemesi suretiyle mal sahibinin taşınmazı dilediği gibi kullanmasına engel olması hâlidir (Türk Hukuk Lügatı, Cilt I, Ankara 2021, s. 646). Kamulaştırmada, yöntem olarak Anayasa ve kanunlara uygun bir kamulaştırma işlemi yapılması söz konusu iken, kamulaştırmasız el atmada usulüne uygun bir kamulaştırma işleminden söz edilmesi olanaklı değildir. 3. Modern mülkiyet anlayışında mülkiyet hakkı yetki ve ödevlerden oluşmaktadır. Malikin hem yetkileri hem de yakınlarına ve topluma karşı ödevleri bulunmaktadır. Hakkın kapsamında yer alan ödevler, mülkiyet hakkına yabancı, ona dıştan ve sonradan yükletilen sınırlamalar olarak kabul edilmemeli, aksine bunları kamu yararı amacıyla malike yükletilen ve mülkiyet hakkını oluşturan ödevler olarak düşünmelidir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz. Mülkiyet ancak kanunla ve kamu yararı amacı ile sınırlandırılabilir. Başka bir deyişle, kanun koyucunun malikin yetkilerini sınırlamak yetkisi, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının (Anayasa) 35 inci maddesinin ikinci fıkrasında sınırlandırılmıştır. Bu sınırlandırmanın özü “kamu yararı”, şekli ise “kanun”dur. Kanun koyucunun mülkiyet üzerinde yaptığı sınırlamalar bu hakkın özüne dokunamaz. 4. Anayasada modern mülkiyet anlayışı benimsenmiştir ve mülkiyet hakkına saygılı ve bu hakkı koruyan bir rejimi öngörmektedir. 5. Anayasanın, “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesi: “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz” düzenlemesini getirmiştir. 35 inci maddede mülkiyet hakkı üç aşamalı bir anlatımla açıklanmıştır: 6. Birinci fıkrasında “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir” denilerek bu hakkın varlığı anayasal bir hak olarak saptanmıştır. Böyle bir hak sahibi mülkiyetinde olan şeyi dilediği gibi kullanabilir, ona sahip olabilir. Başkalarının o şeye el koyması durumunda onun el koymasının önlenmesini ve bu hakkının korunmasını dava yolu ile isteyebilir. Mülkiyet hakkının bu görünümü kural olarak sınırsız ve kısıtlamasızdır. Kutsal, sınırlamasız ve kısıtlamasız görünen bu hak anılan maddenin iki ve üçüncü fıkraları ile genel bir sınırlamaya bağlı kılınmıştır. 7. İkinci fıkra uyarınca: “Bu haklar ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir”. Demek ki kamu yararı olan yerde veya bu amaçla kullanma gereksiniminde mülkiyet hakkı sınırlanabilir. Ancak bu sınırlama da kanunla yapılabilir. Kanunsuz olarak burada kamu yararı vardır, denilerek herhangi bir kamu kurumu veya tüzel kişisi mülkiyet hakkına herhangi bir sınırlama koyamaz. Öyle ise bu fıkranın içeriğine göre ancak kamu yararı bulunduğu durumlarda ve kanuna tutunarak sınırlama yapılabilir, yasal bir dayanak olmadan kamu yararı olsa bile mülkiyet hakkına el uzatılamaz. Kanunun olanak tanıdığı yerde de kamu yararı bulunmalıdır. 8. Anayasanın 35 inci maddesinin ikinci fıkrasında kastedilen kamu yararı nedeniyle mülkiyet hakkının sınırlanması, 46 ncı maddede “Kamulaştırma” olarak ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Anılan madde; “Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamu yararının gerektirdiği hâllerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir. Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan artırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir. Ancak, tarım reformunun uygulanması, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskân projelerinin gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve turizm amacıyla kamulaştırılan toprakların bedellerinin ödenme şekli kanunla gösterilir. Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu hâllerde, taksitlendirme süresi beş yılı aşamaz; bu takdirde taksitler eşit olarak ödenir. Kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudan doğruya işleten küçük çiftçiye ait olanlarının bedeli, her hâlde peşin ödenir. İkinci fıkrada öngörülen taksitlendirmelerde ve herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanır” hükmünü içermektedir. 9. Ancak anılan maddede öngörülen koşullar gerçekleştiğinde, mülkiyet hakkına sınırlama getirilmekte ve karşılığı ödenmek suretiyle malikin malı elinden zorla alınmaktadır. 10. Anayasanın 35 inci maddesinin üçüncü fıkrası, mülkiyet hakkına bir sınırlama daha koymuştur. Bu fıkrada, “Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz” ifadeleriyle, mülkiyet hakkı sahibine kendi kendini sınırlaması koşulunun ne olduğunu göstermiştir. 11. Dikkat edilecek olursa; Anayasa’da mal sahibinin kullanma hakkı, 35 inci maddenin ikinci fıkrasında “kamu yararı”, üçüncü fıkrasında “toplum yararı” ile sınırlanmış ise de; her iki durumda da, taşınmazın mülkiyetine el uzatılamamakta, sadece kullanma hakkının hangi sınırlarla bağlı olduğu ifade edilmektedir. 12. Yine Anayasanın “mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağını” içeren 35 inci maddesi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683 üncü maddesi hükümlerinin birlikte incelenmesinden varılan sonuç, Türk hukukunda mülkiyet hakkının sosyal (modern) mülkiyet anlayışıyla düzenlenmiş olduğudur. 13. Türk Kanunu Medenisi ve bu Kanunu ilga eden 4721 sayılı Kanun'un Dördüncü Kitabında öncelikle mülkiyet hakkı düzenlenmiş; ne var ki 683 üncü madde (Türk Kanunu Medenisi md. 618) ile bir tanım verilmemiş, sağladığı yetkilerin belirtilmesiyle yetinilmiştir. 14. 4721 sayılı Kanun’un “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683 üncü maddesinde; “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir” hükmü bulunmaktadır. 15. 4721 sayılı Kanun’un 683 üncü maddesi uyarınca malik, eşya üzerinde ancak hukuk düzeninin sınırları içinde tasarruf edebilecektir. Dolayısıyla mülkiyet, kişilere, eşya üzerinde en geniş yetkiler sağlamakla birlikte, ödevler de yükleyen bir hak olarak kabul edilmektedir. Bu hak, malikin gerek yetkilerini ve gerekse komşularla topluma karşı olan ödevlerini kapsamakta, böylece mülkiyetin özü, yetki ve ödevlerden oluşmaktadır. 16. Mülkiyet hakkının olumlu içeriğine göre malik, eşyayı eylemli olarak dilediğince kullanma, ondan ve semerelerinden yararlanma, eşyayı zilyedinde bulundurma, satış, bağışlama, nesnel haklar kurma, kişisel haklarla sınırlama gibi, eşya üzerinde dilediğince tasarrufta bulunma yetkileriyle donatılmıştır. 17. Malikin eşya üzerindeki egemenliği hukuk düzeninin sınırları içinde üçüncü kişilere karşı korunmuş bulunmaktadır. 4721 sayılı Kanun'un 683 üncü maddesine göre malik, eşyayı hukuka aykırı olarak elinde bulunduran ya da eşyaya el koyan kişilerden onun geri verilmesini isteyebileceği gibi, yine hukuka aykırı olarak zilyetliğine yapılan el koymaların önlenmesini, taşkınlıkların giderilmesini de isteme hakkına sahiptir. 18. Bu suretle, mülkiyet hakkının sağladığı yetkilerin müeyyidesi olan dava hakları malike tanınarak mülkiyet korunmuştur. Kanunun deyimiyle, “istihkak ve el atmanın önlenmesi” istemleri mülkiyet hakkından doğup, varlıklarını mülkiyet hakkına ayrılmaz bir biçimde bağlı olarak sürdürürler. 19. Mülkiyet hakkının içeriğine giren ödevler ise; yapmama, katlanma ve yapma ödevleridir. Komşuluk hukukuna ilişkin ödevler yapmama ödevine, kar, yağmur ve tutulamayan kaynak sularını kabule zorunluluk katlanma ödevine, taşınmaz mallar için vergi, resim ve harç ödeme yükümlülüğü de yapma ödevine örnek olarak gösterilebilir. 20. Bütün bu anlatılanların ortaya koyduğu sonuç şudur; mülkiyet, bireylerin bir şey üzerindeki egemenliği demektir (Türk Hukuk Lügatı, Cilt I, Ankara 2021, s. 828). 21. Dolayısıyla 16.5.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere, usulü dairesinde verilmiş bir kamulaştırma kararı olmadan ve bedeli ödenmeden taşınmazına el konulan kimse, ilgili kamu tüzel kişisi aleyhine el atmanın önlenmesi davası açabileceği gibi, değer karşılığının verilmesini de isteyebilir. 22. Bu aşamada 6830 sayılı İstimlak Kanunu’nu yürürlükten kaldıran ve 08.11.1983 tarihinde yürürlüğe giren 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun ilgili hükümlerinin açıklanması gerekmektedir. 23. 2942 sayılı Kanun'un 05.05.2001 tarihinde 4650 sayılı Kanunla yapılan değişiklik öncesi 25/1 inci maddesinde "Hakların kullanılması ve borçların yerine getirilmesi bakımından kamulaştırma işlemi mal sahibi için 13. madde uyarınca yapılan tebligatla başlar" hükmü öngörülmüştür. 24. Kanun koyucunun kamulaştırmada özel bir önem gösterdiği tebligatın ne şekilde yapılacağı 13 üncü maddede açıklanmış, prensip itibariyle doğrudan doğruya ve mal sahibinin tespit olunan adresine noter vasıtasıyla tebligat yapılması esası kabul edilmiştir. İdare tarafından noter vasıtası ile yapılacak olan tebligata; kamulaştırması kararlaştırılan taşınmazın kamulaştırılmasına esas uygun ölçekli bir plan ya da krokisi, kamulaştırma kararı, idarece takdir olunan kıymeti, kamulaştırma karşılığının veya ilk taksidinin milli bankalardan birine hak sahibi adına yatırıldığına dair belge, kamulaştırmanın hangi idare yararına yapıldığı ve açılacak davalarda husumetin kime yöneltileceği hususlarına ilişki belgeler eklenmelidir. 25. 2942 sayılı Kanun'un “Dava hakkı” başlığı altında düzenlenen 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında ise “Kamulaştırılacak taşınmaz malın sahibi, zilyedi ve diğer ilgililer noter veya köy ihtiyar kurulu aracılığıyla yapılan tebligat gününden, kendilerine tebligat yapılmayanlara tebligat yerine geçmek üzere gazete ile yapılan ilan tarihinden veya köy odasına asılmak suretiyle yapılan ilan süresinin bitiminden itibaren otuz gün içinde, kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda ve takdir olunan bedel ile maddi hatalara karşı da adli yargıda dava açabilecekleri” hükmü öngörülmüştür. 26. Bu hâliyle, mal sahibi yönünden açılacak davalarda, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin başlangıcına; ilke olarak mal sahibinin hakkını dava edebilir duruma geldiği tebliğ tarihinin esas alınması gerektiği açıktır. Anılan ilkeye tek istisna, 24.06.1994 tarihli ve 1993/3 Esas, 1994/2 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile getirilmiştir. Anılan kararda, mal sahibine daha önce kamulaştırma işlemi ile ilgili yasaya uygun bir bildirim yapılmamış olması halinde, Kamulaştırma Kanunu’nun 14 üncü maddesinde öngörülen 30 günlük hak düşürücü sürenin tapuda ferağ işleminin yapıldığı tarihte başlayacağı esası benimsenmiştir. 27. Açıklanan yasal durum çerçevesinde; mal sahibi takdir edilen bedele ve maddi hatalara karşı kamulaştırma işlemi tebliğ edilmiş ise tebliğ tarihinden, yasaya uygun bir tebligat yapılmamış ise tapuda ferağ işleminin yapıldığı tarihten itibaren ancak 30 günlük hak düşürücü süre içerisinde dava açabilecektir. 28. Somut olay ve dosya kapsamına göre; dava konusu 2509 parsel sayılı taşınmazın 1164 sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun kapsamında Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü tarafından Bayındırlık ve İskân Bakanlığının 01.02.1985 tarihli ve 265/122 sayılı olur'u ile kamulaştırıldığı, davacı adına noter kanalıyla tebliğe çıkartılan kamulaştırma evraklarının 20.11.1985 tarihinde “gösterilen adreste muhatabın daimi birlikte çalışan sekreteri …’a 20.11.1985 tarihinde tebliğ edilmiştir.” şerhi ile tebliğ edildiği, davacı tarafından verilen vekâletnameler uyarınca 20.06.1986 ve 09.03.1989 tarihlerinde iki farklı vekil tarafından davalı idareye başvuruda bulunulduğu, sonrasında dava konusu taşınmazdaki davacı payının Bakırköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.02.1987 tarihli ve 1986/778 Esas, 1987/33 Karar sayılı kararı ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun mülga 17 nci maddesi uyarınca davalı idare adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. 29. Somut olayda kamulaştırma işlemine ilişkin noter tebligatının muhataba tebliğinin usulüne uygun olup olmadığı hususu uyuşmazlığın temelini oluşturmaktadır. 30. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (TK) “Belli bir yerde veya evde meslek ve sanat icrası” başlıklı 17 nci maddesi; “Belli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler, o yerde bulunmadıkları takdirde tebliğ aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine, meslek veya sanatını evinde icra edenlerin memur ve müstahdemlerinden biri bulunmadığı takdirde aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır” düzenlemesini içermektedir. 31. Aynı Kanun’un "Muhatabın muvakkaten başka yere gitmesi” başlıklı 20 nci maddesi ise; “13, 14, 16, 17 ve 18 inci maddelerde yazılı şahıslar, kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka yere gittiğini belirtirlerse; keyfiyet ve beyanda bulunanın adı ve soyadı tebliğ mazbatasına yazılarak altı beyan yapan tarafından imzalanır ve tebliğ memuru tebliğ evrakını bu kişilere verir. Bu kişiler tebliğ evrakını kabule mecburdurlar. Kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka bir yere gittiğini belirten kimse, beyanını imzadan imtina ederse, tebliğ eden bu beyanı şerh ve imza eder. Bu durumda ve tebliğ evrakının kabulden çekinme hâlinde tebligat, 21 inci maddeye göre yapılır. (Değişik son cümle: 19/3/2003-4829/4 md.) Bu maddeye göre yapılacak tebligatlarda tebliğ, tebliğ evrakının 13, 14, 16, 17 ve 18 inci maddelerde yazılı kişilere verildiği tarihte veya ihbarname kapıya yapıştırılmışsa bu tarihten itibaren onbeş gün sonra yapılmış sayılır’" şeklinde düzenlenmiştir. 32. Ayrıca tebligatın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan mülga Tebligat Tüzüğü'nün 26 ncı maddesinin birinci fıkrası; "19, 20, 22 ve 24 üncü maddelerde, muhatap namına kendilerine tebligat yapılacağı gösterilen şahıslar, muhatabın muvakkaten başka yere gittiğinden bahisle tebliği kabul etmezlerse, keyfiyet ve beyanda bulunanın hüviyeti tebliğ mazbatasına yazılarak altı beyanı yapan tarafından imzalanır. Beyanda bulunan imzadan imtina ederse, tebliğ memuru bu ciheti yazar ve imza eder" hükmünü içermektedir. 33. Bilindiği üzere tebligat, bilgilendirme yanında belgelendirme özelliği de bulunan önemli bir usul işlemidir. Tebligat ile ilgili yasal düzenlemeler tamamen şeklî olduğundan gerek tebligat işlemi gerekse tebligat tarihi ancak kanun ve yönetmelikte emredilen şekillerle tevsik ve dolayısıyla ispat olunabilir. 34. Tebligat Kanunu'nun bu konuda etkili önlemler almış olmasının amacı, tebligatın bir an evvel muhatabına ulaşmasını ve onun tarafından kabul edilmesini sağlamaktır. Tebligatın doğru kişiye ve kanunda gösterilen yönteme uygun olarak yapılması zorunludur. 35. Yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri ışığında somut olay incelendiğinde; Bakırköy 5. Noterliğinin 12.11.1985 tarihli ve 143222 yevmiye numaralı kamulaştırma tebligatında muhatabın daimi birlikte çalışan sekreteri …'a tebliğ edildiği belirtilmesine rağmen; muhatabın tebligat sırasında adreste bulunmama sebebi tebliğ mazbatasına yazılmamıştır. 36. Tebliğ memuru, muhatabın adreste bulunmaması hâlinde, hangi sebeple adresten geçici olarak ayrıldığını, beyanda bulunanın adı ve soyadı ile sıfatını tebliğ tutanağına yazarak tebliğ tutanağını beyanda bulunana imzalatmak suretiyle tebliğ edilecek evrakı beyanda bulunan kişiye vermelidir. 37. Bu nedenle gerek 7201 sayılı Kanun'un 17 ve 20 nci maddeleri gerekse tebligatın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan mülga Tebligat Tüzüğünün 26 ncı maddesi uyarınca, muhatabın tebligat sırasında adreste bulunmama sebebi gösterilmediğinden davacı adına çıkartılan noter tebligatının kanun hükümlerine uygun olmadığı, davacı vekillerine 20.06.1986 ve 09.03.1989 tarihlerinde tevdi edilen belgelerin ödeme belgesi niteliğinde bulunmayıp kamulaştırma işleminin tebliği yerine geçmeyeceği, tapuda ferağ verilmediği gibi kamulaştırma bedelinin ödendiğine dair herhangi bir belge de ibraz edilemediğinden kesinleşmiş bir kamulaştırma işleminin varlığından söz edilemez. 38. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında davacı … vekili Talat Akkuş'un 15.05.1986 tarihli ve 24809 yevmiye numaralı vekâletnameye istinaden idareye başvurduğu, dosya içerisinde yer alan 20.06.1986 tarihli idare yazısının ödeme belgesi niteliğinde olduğu, bu belge nedeniyle kamulaştırma bedelinin ödendiğinin kabulü gerekeceği, bu nedenle direnme kararının değişik gerekçe ve nedenlerle onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. 39. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesi doğru olmamıştır. 40. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, Dosyanın 6100 sayılı Kanun’un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.05.2024 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
2709 sayılı TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI m. 46Kaynağı aç
Madde 46 – (Değişik: 3/10/2001-4709/18 md.) Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir. Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan artırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir. Ancak, tarım reformunun uygulanması, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskân projelerinin gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve turizm amacıyla kamulaştırılan toprakların bedellerinin ödenme şekli kanunla gösterilir. Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu hallerde, taksitlendirme süresi beş yılı aşamaz; bu takdirde taksitler eşit olarak ödenir. Kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudan doğruya işleten küçük çiftçiye ait olanlarının bedeli, her halde peşin ödenir. İkinci fıkrada öngörülen taksitlendirmelerde ve herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanır. E. Devletleştirme ve Özelleştirme[19]
2942 sayılı KAMULAŞTIRMA KANUNU m. 3Kaynağı aç
Madde 3 – İdareler, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler.[1] Cumhurbaşkanınca kabul olunan, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskan projelerinin gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve turizm amacıyla yapılacak kamulaştırmalarda, bir gerçek veya özel hukuk tüzelkişisine ödenecek kamulaştırma bedelinin o yıl Genel Bütçe Kanununda gösterilen miktarı, nakden ve peşin olarak ödenir. Bu miktar, kamulaştırma bedelinin altıda birinden az olamaz. Bu miktarın üstünde olan kamulaştırma bedelleri, peşin ödeme miktarından az olmamak ve en fazla beş yıl içinde faiziyle birlikte ödenmek üzere eşit taksitlere bağlanır. Taksitlere, peşin ödeme gününü takip eden günden itibaren, Devlet borçları için öngörülen en yüksek faiz haddi uygulanır.[2] Kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudan doğruya işleten küçük çiftçiye ait olanların bedeli, her halde peşin ödenir. (Ek fıkra: 24/4/2001 – 4650/1 md.) İdarelerce yeterli ödenek temin edilmeden kamulaştırma işlemlerine başlanılamaz. İrtifak hakkı kurulması

Kamu Yararı Kararı ve Alınma Usulü

Kamulaştırma sürecinin ilk aşamasını kamu yararı kararının alınması oluşturur. 2942 sayılı Kanun'un 5. ve 6. maddelerine göre kamu kurumları yararına kamulaştırmalarda karar yönetim kurulu veya idare meclisi, bunlar yoksa yetkili idare organlarınca alınır. Gerçek kişiler veya özel hukuk tüzel kişileri yararına yapılacak işlemlerde ise başvuru üzerine, ilgililerin hizmet bakımından denetimine bağlı oldukları köy, belediye, özel idare veya bakanlıkça kamu yararı kararı verilir. Cumhurbaşkanı veya bakanlıklar tarafından alınan kamu yararı kararlarının ayrıca başka bir merci tarafından onaylanması gerekmez. Bunun yanında onaylı imar planına ya da yetkili bakanlıklarca onaylanmış özel plan ve projeye dayalı hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınması ve onaylanması zorunlu değildir; bu durumlarda yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlandığını gösteren bir karar alınması yeterlidir.

2942 sayılı KAMULAŞTIRMA KANUNU m. 5Kaynağı aç
Madde 5 – Kamu yararı kararı verecek merciler şunlardır: a) Kamu idareleri ve kamu tüzelkişileri; 1. 3 üncü maddenin ikinci fıkrasında sayılan amaçlarla yapılacak kamulaştırmalarda ilgili bakanlık, 2. Köy yararına kamulaştırmalarda köy ihtiyar kurulu, 3. Belediye yararına kamulaştırmalarda belediye encümeni, 4. İl özel idaresi yararına kamulaştırmalarda il daimi encümeni, 5. Devlet yararına kamulaştırmalarda il idare kurulu, 6. Yükseköğretim Kurulu yararına kamulaştırmalarda Yükseköğretim Kurulu, 7. Üniversite, Türkiye Radyo – Televizyon Kurumu, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu yararına kamulaştırmalarda yönetim kurulları, 8. Aynı ilçe sınırları içinde birden çok köy ve belediye yararına kamulaştırmalarda ilçe idare kurulu, 9. Bir il sınırları içindeki birden çok ilçeye bağlı köyler ve belediyeler yararına kamulaştırmalarda il idare kurulu, 10. Ayrı illere bağlı birden çok kamu tüzelkişileri yararına kamulaştırmalarda Cumhurbaşkanı,[4] 11. Birden çok il sınırları içindeki Devlet yararına kamulaştırmalarda Cumhurbaşkanı.4 b) Kamu kurumları yararına kamulaştırmalarda yönetim kurulu veya idare meclisi, bunların olmaması halinde yetkili idare organları, c) Gerçek kişiler yararına kamulaştırmalarda bu kişilerin, özel hukuk tüzelkişileri yararına kamulaştırmalarda ise; yönetim kurulları veya idare meclislerinin, yoksa yetkili yönetim organlarının başvuruları üzerine gördükleri hizmet bakımından denetimine bağlı oldukları köy, belediye, özel idare veya bakanlık. Onay mercii
2942 sayılı KAMULAŞTIRMA KANUNU m. 6Kaynağı aç
Madde 6 – Kamu yararı kararı; a) Köy ihtiyar kurulları ve belediye encümenleri kararları, ilçelerde kaymakamın, il merkezlerinde valinin, b) İlçe idare kurulları, il daimi encümenleri ve il idare kurulları kararları, valinin, c) Üniversite yönetim kurulu kararları, rektörün, d) Yükseköğretim Kurulu kararları, Kurul başkanının, e) Türkiye Radyo – Televizyon Kurumu yönetim kurulu kararları, genel müdürün, f) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Yönetim Kurulu kararları, Yüksek Kurum Başkanının, g) Kamu kurumları yönetim kurulu veya idare meclisleri veya yetkili idare organları kararları, denetimine bağlı oldukları bakanın, h) Gerçek kişiler veya özel hukuk tüzelkişileri yararına; köy, belediye veya özel idarece verilen kararlar, valinin, Onayı ile tamamlanır. Cumhurbaşkanı veya bakanlıklar tarafından verilen kamu yararı kararlarının ayrıca onaylanması gerekmez.[5] Onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur. Bu durumlarda yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir karar alınır. Kamulaştırmada önce yapılacak işlemler ve idari şerh

Kamulaştırma Bedeli, Asliye Hukuk Mahkemesi ve Tebligat Süreci

İdare ile malik arasında satın alma usulüyle anlaşma sağlanamaması halinde idare, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescili istemiyle taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine başvurur. Mahkeme, başvuru tarihinden itibaren en geç otuz gün sonrası için belirlediği duruşma gününü, dava dilekçesi ve belgelerle birlikte malike meşruhatlı davetiye ile bildirir; adresi tespit edilemeyenlere tebligat ilan yoluyla yapılır. Duruşmada bedelde anlaşılamazsa mahkeme, en geç on gün içinde keşif ve otuz gün sonrası için duruşma günü tayin ederek bilirkişiler eşliğinde taşınmaz başında keşif gerçekleştirir. Yargılama sırasında tapu malikinin daha önce vefat ettiği tespit edilirse mirasçıları, taşınmazın gerçek malikinin başka bir kimse olduğu belirlenirse gerçek malik davaya dahil edilerek sürece devam olunur.

2942 sayılı KAMULAŞTIRMA KANUNU m. 10Kaynağı aç
Madde 10 – (Değişik: 24/4/2001 – 4650/5 md.) Kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde idare, 7 nci maddeye göre topladığı bilgi ve belgelerle 8 inci madde uyarınca yaptırmış olduğu bedel tespiti ve bu husustaki diğer bilgi ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerek taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine müracaat eder ve taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bu bedelin, peşin veya kamulaştırma 3 üncü maddenin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise taksitle ödenmesi karşılığında, idare adına tesciline karar verilmesini ister. Mahkeme, idarenin başvuru tarihinden itibaren en geç otuz gün sonrası için belirlediği duruşma gününü, dava dilekçesi ve idare tarafından verilen belgelerin birer örneği de eklenerek taşınmaz malın malikine meşruhatlı davetiye ile veya idarece yapılan araştırmalar sonucunda adresleri bulunamayanlara, 11.2.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanununun 28 inci maddesi gereğince ilan yoluyla tebligat suretiyle bildirerek duruşmaya katılmaya çağırır. Duruşma günü idareye de tebliğ olunur. Mahkemece malike doğrudan çıkarılacak meşruhatlı davetiyede veya ilan yolu ile yapılacak tebligatta; a) Kamulaştırılacak taşınmaz malın tapuda kayıtlı bulunduğu yer, mevkii, pafta, ada, parsel numarası, vasfı, yüzölçümü. b) Malik veya maliklerin ad ve soyadları, c) Kamulaştırmayı yapan idarenin adı, d) 14 üncü maddede öngörülen süre içerisinde, tebligat veya ilan tarihinden itibaren kamulaştırma işlemine idari yargıda iptal veya adli yargıda maddi hatalara karşı düzeltim davası açabilecekleri, e) Açılacak davalarda husumetin kime yöneltileceği, f) 14 üncü maddede öngörülen süre içerisinde, kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal davası açanların, dava açtıklarını (…)[9] belgelendirmedikleri takdirde, kamulaştırma işleminin kesinleşeceği ve mahkemece tespit edilen kamulaştırma bedeli üzerinden taşınmaz malın kamulaştırma yapan idare adına tescil edileceği, g) Mahkemece tespit edilen kamulaştırma bedelinin hak sahibi adına hangi bankaya yatırılacağı, h) Konuya ve taşınmaz malın değerine ilişkin tüm savunma ve delilleri, tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde mahkemeye yazılı olarak bildirmeleri gerektiği, Belirtilir. Mahkemece, kamulaştırılacak taşınmaz malın bulunduğu yerde çıkan bir gazete ve bir internet haber sitesi ile Türkiye genelinde yayımlanan gazetelerin birisinde kamulaştırmanın ve belgelerin özeti en az birer defa yayımlanır.[10] Mahkemece belirlenen günde yapılacak duruşmada hakim, taşınmaz malın bedeli konusunda tarafları anlaşmaya davet eder. Tarafların bedelde anlaşması halinde hakim, taraflarca anlaşılan bu bedeli kamulaştırma bedeli olarak kabul eder ve sekizinci fıkranın ikinci ve devamı cümleleri uyarınca işlem yapar. Mahkemece yapılan duruşmada tarafların bedelde anlaşamamaları halinde hakim, en geç on gün içinde keşif ve otuz gün sonrası için de duruşma günü tayin ederek, 15 inci maddede sayılan bilirkişiler marifetiyle ve tüm ilgililerin huzurunda taşınmaz malın değerini tespit için mahallinde keşif yapar. Yapılacak keşifte, taşınmaz malın bulunduğu yerin bağlı olduğu köy veya mahalle muhtarının da hazır bulunması amacıyla, muhtara da davetiye çıkartılır ve keşifte hazır bulunması temin edilerek, muhtarın beyanı da alınır. Bilirkişiler, taraflar ve diğer ilgililerin beyanını da dikkate alarak, 11 inci maddedeki esaslar doğrultusunda taşınmaz malın değerini belirten raporlarını onbeş gün içinde mahkemeye verirler. Mahkeme bu raporu, duruşma günü beklenmeksizin taraflara tebliğ eder. Yapılacak duruşmaya hakim, taraflar veya vekillerini ve bilirkişileri çağırır. Bu duruşmada tarafların bilirkişi raporlarına varsa itirazları dinlenir ve bilirkişilerin bu itirazlara karşı beyanları alınır. (Değişik sekizinci fıkra: 19/4/2018-7139/26 md.) Tarafların bedelde anlaşamamaları halinde gerektiğinde hâkim tarafından onbeş gün içinde sonuçlandırılmak üzere yeni bir bilirkişi kurulu tayin edilir ve hâkim, tarafların ve bilirkişilerin rapor veya raporları ile beyanlarından yararlanarak adil ve hakkaniyete uygun bir kamulaştırma bedeli tespit eder. Mahkemece tespit edilen bu bedel, taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkının kamulaştırılma bedelidir. Tarafların anlaşması halinde kamulaştırma bedeli olarak anlaşılan miktar peşin ve nakit olarak, hak sahibi adına bankaya yatırılır. Tarafların anlaşamaması halinde hâkim tarafından kamulaştırma bedeli olarak tespit edilen bedelin (…) mahkemece belirlenecek banka hesabına yatırılması ve yatırıldığına dair makbuzun ibraz edilmesi için idareye onbeş gün süre verilir. Kamulaştırma bu Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise ilk taksitin yine peşin ve nakit olarak hak sahibi adına, hak sahibi tespit edilememiş ise ileride ortaya çıkacak hak sahibine verilmek üzere 10 uncu maddeye göre mahkemece yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılması ve yatırıldığına dair makbuzun ibraz edilmesi için idareye onbeş gün süre verilir. Gereken hallerde bu süre bir defaya mahsus olmak üzere mahkemece uzatılabilir. İdarece, kamulaştırma bedelinin hak sahibi adına yatırıldığına, hâkim tarafından kamulaştırma bedeli olarak tespit edilen bedelin (…)[11] veya hak sahibinin tespit edilemediği durumlarda ise ileride ortaya çıkacak hak sahibine verilmek üzere bloke edildiğine dair makbuzun ibrazı halinde mahkemece, taşınmaz malın idare adına tesciline ve kamulaştırma bedelinin hak sahibine ödenmesine karar verilir ve bu karar, tapu dairesine ve paranın yatırıldığı bankaya bildirilir. Tescil hükmü kesin olup, tarafların bedele ilişkin istinaf veya temyiz hakları saklıdır. İstinaf veya temyiz incelemesi sonucunda kesinleşen kamulaştırma bedeli, hak sahibine peşin ve nakit olarak ödenen tutardan daha az olması durumunda aradaki fark ilgilisinden talep edilir. İdare tarafından hak sahibi adına yapılan ödeme tarihi ile geri ödemeye ilişkin yazının ilgilisine tebliğ edildiği tarih arasındaki süre için faiz alınmaz. (Ek fıkra: 11/4/2013-6459/6 md.) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesinin 5/4/2023 tarihli ve E: 2022/83, K: 2023/69 sayılı Kararı ile.) (…) Bu maddede öngörülen işlemler, mahkemenin davetine uymayanlar olduğu takdirde ilgilinin yokluğunda yapılır. Hak sahibinin tespit edilemediği durumlarda mahkemece, kamulaştırma bedelinin üçer aylık vadeli hesaba dönüştürülerek nemalandırılması amacıyla gerekli tedbirler alınır. Kamulaştırılması yapılan taşınmaz mal, tahsis edildiği kamu hizmeti itibariyle sicile kaydı gerekmeyen bir niteliğe dönüşmüş ise, istek halinde mahkemece sicil kaydının terkinine karar verilir. Bu tescil ve terkin işlemi sırasında mal sahiplerinin bu taşınmaz mal nedeniyle vergi ilişkisi aranmaz. Ancak, tapu dairesi durumu ilgili vergi dairesine bildirir. (İptal ondördüncü fıkra: Anayasa Mahkemesinin 25/12/2024 Tarihli ve E: 2024/101, K: 2024/232 Sayılı Kararı ile.) Kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal veya maddi hatalara karşı adli mahkemelerde açılacak düzeltim davalarında hangi idareye husumet yöneltileceğinin davetiye ve ilanda açıkça belirtilmemiş veya yanlış gösterilmiş olması nedeniyle davada husumet yanlış yöneltilmiş ise, gerçek hasma tebligat yapılmak suretiyle davaya devam olunur. Kamulaştırma bedelinin tespiti esasları:[12][13]
2942 sayılı KAMULAŞTIRMA KANUNU m. 14Kaynağı aç
Madde 14 – (Değişik: 24/4/2001 – 4650/7 md.) Kamulaştırmaya konu taşınmaz malın maliki tarafından 10 uncu madde gereğince mahkemece yapılan tebligat gününden, kendilerine tebligat yapılamayanlara tebligat yerine geçmek üzere mahkemece gazete ile yapılan ilan tarihinden itibaren otuz gün içinde, kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal ve maddi hatalara karşı da adli yargıda düzeltim davası açılabilir. İdari yargıda açılan davalar öncelikle görülür. İştirak halinde veya müşterek mülkiyette, paydaşların tek başına dava hakları vardır. İdare, kamulaştırma belgelerinin mahkemeye verildiği günden itibaren otuz gün içinde maddi hatalara karşı adli yargıda düzeltim davası açabilir. İdare tarafından, bu Kanun hükümlerine göre tespit olunan malike ve zilyede karşı açılan davaların görülmesi sırasında, taşınmaz malın gerçek malikinin başka bir şahıs olduğu anlaşıldığı takdirde, davaya bu gerçek malik, tapu malikinin daha önce öldüğü sabit olursa mirasçıları da dahil edilmek suretiyle devam olunur. (İptal altıncı fıkra: Anayasa Mahkemesinin 25/12/2024 Tarihli ve E: 2024/101, K: 2024/232 Sayılı Kararı ile.) Bilirkişiler

2942 sayılı Kanun'un 25. maddesi uyarınca kamulaştırma süreci, hakların kullanılması ve borçların yerine getirilmesi bakımından mal sahibi yönünden mahkemece yapılan tebligatla işlemeye başlar. Tebligat işlemi, bilgilendirmenin yanı sıra belgelendirme niteliği de taşıyan şeklî bir usul işlemi olduğundan kanunda öngörülen usullere uygunluğu aranır; yargı kararlarında somut olaya göre belgelerin vekile tevdi edilmesinin veya haricen öğrenilmesinin usulünce yapılmış tebligat yerine geçmeyeceği kabul edilebilmektedir. İstinaf veya temyiz incelemesi sonucunda kesinleşen kamulaştırma bedelinin hak sahibine peşin ödenen tutardan daha az olması durumunda idare aradaki farkı geri talep eder; idarenin ödeme tarihi ile geri ödeme yazısının tebliğ edildiği tarih arasında geçen süre için ilgiliden faiz istenemez.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2021/3229, K. 2022/175Kaynağı aç
5. Hukuk Dairesi         2021/3229 E.  ,  2022/175 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi Vek.Av. … Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen ilk derece mahkemesinin kararına karşı, davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi'nce istinaf isteminin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmak suretiyle esas hakkında yeniden karar verilmesine dair yukarıda gün ve sayıları yazılı kararının Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü: – K A R A R – Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine ilişkin olarak verilen karara karşı, davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesine ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesince verilen hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir. 1-) Dosyada bulunan kanıt ve belgelere göre, kararın dayandığı gerekçelere göre; dava konusu İstanbul İli, Başakşehir İlçesi, İkitelli Köyü 2509 parsel sayılı taşınmaz hakkında 1164 sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun kapsamında kamulaştırma işlemi yapıldığı ve dava konusu taşınmazdaki davacı payının Bakırköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1986/778 Esas – 1987/33 Karar sayılı kararı ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca davalı idare adına tescil edildiği anlaşılmıştır. Yapılan incelemede, davacı adına noter kanalıyla tebliğe çıkartılan kamulaştırma evraklarının 20.11.1985 tarihinde “gösterilen adreste muhatabın daimi birlikte çalışan sekreteri Musa Atal’a 20.11.1985 tarihinde tebliğ edilmiştir.” şerhi ile tebliğ edildiği, davacı tarafından verilen vekaletnameler uyarınca 20.06.1986 ve 09.03.1989 tarihlerinde vekillerince davalı idareye başvuruda bulunulduğundan, kamulaştırma işleminin ve bedelinin kesinleştiği gerekçesiyle hak düşürücü süre geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Kamulaştırma Kanunu'nun 25. maddesi uyarınca hakların kullanılması ve borçların yerine getirilmesi bakımından kamulaştırma işlemi, mal sahibi açısından usulüne uygun tebligatla başlar. Davacıya Tebligat Kanunu'nun 17. maddesine göre tebligat yapılmış ise de; Tebligat Kanunu'nun 17. maddesinde; "Belli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler, o yerde bulunmadıkları takdirde tebliğ aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine, meslek veya sanatını evinde icra edenlerin memur ve müstahdemlerinden biri bulunmadığı takdirde aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır." hükmü yer almaktadır. Aynı Kanunun 20. maddesi; “13, 14, 16, 17 ve 18 inci maddelerde yazılı şahıslar, kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka yere gittiğini belirtirlerse; keyfiyet ve beyanda bulunanın adı ve soyadı tebliğ mazbatasına yazılarak altı beyan yapan tarafından imzalanır ve tebliğ memuru tebliğ evrakını bu kişilere verir” düzenlemesini içermektedir. Ayrıca tebligatın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Tebligat Tüzüğünün 26.maddesinin 1.fıkrasında; "19, 20, 22 ve 24 üncü maddelerde, muhatap namına kendilerine tebligat yapılacağı gösterilen şahıslar, muhatabın muvakkaten başka yere gittiğinden bahisle tebliği kabul etmezlerse, keyfiyet ve beyanda bulunanın hüviyeti tebliğ mazbatasına yazılarak altı beyanı yapan tarafından imzalanır. Beyanda bulunan imzadan imtina ederse, tebliğ memuru bu ciheti yazar ve imza eder." denilmiştir. Bu itibarla yapılan tebligatta, muhatabın adreste bulunmama sebebi gösterilmediğinden, yapılan tebligat usulsüzdür. Bu durumda; davacı adına çıkartılan noter tebligatının yasa hükümlerine uygun olmadığı, davacı vekillerine tevdi edilen belgenin kamulaştırma işleminin tebliği yerine geçmeyeceği, tapuda ferağ verilmediği gibi, kamulaştırma bedelinin ödendiğine dair herhangi bir belge de ibraz edilemediğinden kesinleşmiş bir kamulaştırma işleminin varlığından söz edilemeyecek olup, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi, Doğru olmadığı gibi, 2-) 21/12/2019 tarihinde kabul edilerek 24/12/2019 gün 30988 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7201 sayılı Kanunun 6. ve 7. maddesi ve 09/06/2021 tarihinde kabul edilerek 19/06/2021 gün 31516 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7327 sayılı Kanunun 20. ve 27. maddeleri ile 2942 sayılı Yasaya eklenen ek-3, geçici 15. ve 17. maddeleri ile; "Mülga 31/8/1956 tarihli ve 6830 sayılı İstimlâk Kanununun 16 ncı ve 17 nci maddeleri ile bu Kanunun mülga 16 ncı ve 17 nci maddeleri uyarınca kesinleşmiş mahkeme kararlarına istinaden idareler adına tescil edilen taşınmazların eski malikleri adına kamu bankalarına yatırılan ancak hak sahiplerine ödenmediği tespit edilen kamulaştırma bedelleri nedeniyle idareler aleyhine açılacak her türlü davada değer; taşınmazın idare adına tescil edildiği tarih, değerleme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri gözetilmek suretiyle tespit edilir. Tespit edilen bu bedel, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) tablosundaki aylık değişim oranları esas alınmak suretiyle dava tarihi itibarıyla güncellenir ve ortaya çıkan bedel hak sahibine ödenir. (Ek cümle:9/6/2021- 7327/20 md.) Bu hüküm, tebliği dâhil eksik veya hatalı kamulaştırma işlemleri bulunmasına rağmen idare adına tescil edilmiş olan taşınmazlar hakkında da uygulanır. Geçici 15. maddesi ile “ Mülga 6830 sayılı Kanunun 16 ncı ve 17 nci maddeleri ile bu Kanunun mülga 16 ncı ve 17 nci maddeleri uyarınca kesinleşmiş mahkeme kararlarına istinaden idareler adına tescil edilen taşınmazların eski malikleri adına kamu bankalarına yatırılan ancak hak sahiplerine ödenmediği tespit edilen kamulaştırma bedelleri nedeniyle idareler aleyhine açılmış ve devam eden davalar, ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak sonuçlandırılır.” Geçici 17. maddesi ile “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla bu Kanunun ek 3 üncü maddesine eklenen cümle, bu cümleyi ihdas eden Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte kanun yolu incelemesindekiler dâhil görülmekte olan davalarda da uygulanır ” hükmü getirilmiştir. Bu durumda yukarıda açıklanan hususta rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden, bozmanın niteliğine göre sair yönler incelenmeksizin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi hükmünün HMK’nın 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 17/01/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2017/23193, K. 2019/1536Kaynağı aç
5. Hukuk Dairesi         2017/23193 E.  ,  2019/1536 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : …… ……… Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesinin kararına karşı davalı idare vekilinin istinaf başvurusu üzerine …… ……… Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılmak suretiyle yeniden hüküm kurulmuş bu karara karşı davacı vekilince temyiz yoluna başvurulmasına dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı kararının duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, duruşma için belirlenen 07/02/2019 günü taraf vekillerinin yüzlerine karşı duruşmaya başlanarak, sözlü açıklamaları da dinlendikten ve dosyadaki kağıtlar okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü. – K A R A R – Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karara karşı, davalı idare vekilince yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nun 353/1-b-3 maddesi uyarınca yeniden esas hakkında karar verilmesine ilişkin olarak …… ……… Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince verilen hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dosyada bulunan kanıt ve belgelere göre; dava konusu…… mahallesi 478 ada 98 parsel sayılı taşınmazın geldisi olan 363 ada 7 parsel üzerinden geçen …… çift devre …… … nakil hattı sebebiyle 1984 tarihli kamu yararı kararına istinaden irtifak kamulaştırması yapıldığı, …… Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunun 17. maddesi uyarınca irtifak hakkının idare adına tescili istemi ile açılan …… Asliye Hukuk Mahkemesinin 1986/390E.-433K. sayılı dava dosyasında 363 ada 7 parselin 5.630 m2’lik kısmında …… lehine irtifak hakkı tesisi ile bu hakkın tapuya tesciline karar verilmesi üzerine irtifak hakkı şerhinin 27.07.1989 tarihinde tapuya işlendiği, davacı …’ün 18.02.2005 tarihinde taşınmazı satış yolu ile edindiği, 01.07.2016 tarihli fen bilirkişi rapor ve krokisine göre 363 ada 7 parselden ifrazen oluşan 478 ada 98 parselin üzerindeki … nakil hattının irtifak alanının 4.989,05 m2 olarak tespit edildiği, ilk derece mahkemesince usule uygun bir kamulaştırma işlemi bulunmadığından davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı idare vekilinin istinaf başvurusu üzerine …… ……… Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 17. maddesi uyarınca açılan tescil davasında dava dilekçesi ile gerekçeli kararın ilgililere usule uygun olarak tebliğ edilmesi sebebiyle kamulaştırma işleminden haberdar olunduğu, ayrıca davacının taşınmazı tapu kaydındaki şerhi görerek satın aldığı halde bu tarihlerden itibaren Kamulaştırma Kanununun 14. maddesi gereğince 30 gün içerisinde kamulaştırma bedeline karşı bedel artırım davası açılmadığından kamulaştırma işleminin ve bedelinin kesinleştiği gerekçesiyle kamulaştırmasız el atmadan kaynaklı tazminat istemli iş bu davanın hak düşürücü süre geçtiğinden bahisle reddine karar verildiği anlaşılmıştır. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 25.maddesi uyarınca hakların kullanılması ve borçların yerine getirilmesi bakımından kamulaştırma işlemi mal sahibi açısından usulüne uygun olarak yapılan tebligatla başlar. Aynı yasanın 13. maddesi gereğince mal sahibine …… aracılığı ile tebligat yapılması zorunludur. Yapılan incelemede; dava konusu taşınmazın kamulaştırılmasına ilişkin …… tebligatlarının tümünün aynı adrese (…… mahallesi/……) çıkartıldığı, kamulaştırma tarihindeki maliklerden ……… Pamukoğlu'na çıkartılan …… tebligatlarının bila tebliğ iade edildiği, ……… Külünkoğlu'na çıkartılan …… tebligatlarının ise kime tebliğ edildiği anlaşılamadığından usulsüz olduğu, usulüne uygun kamulaştırma tebligatı yapılmamış kişi açısından kamulaştırma işlemi başlamayacağı gibi taşınmazın hükmen idare adına tescili için 17. madde uyarınca açılan davada yapılan tebligatların kamulaştırma işleminin tebliği yerine geçmeyeceği, tapuda ferağ verilmediği ve kamulaştırma bedelinin ödendiğine dair herhangi bir belge de ibraz edilemediğinden kesinleşmiş bir kamulaştırma işleminin varlığından söz edilemeyeceği, 13.03.2015 gün ve 29294 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesinin 13.11.2014 gün ve 2013/95-2014/176 sayılı kararın 14.09.2015 günü yürürlüğe girmesi ile, 6487 sayılı Yasanın 22.maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen geçici 7.maddesi iptal edildiğinden somut olayda bu maddenin uygulanmasının da mümkün olmadığı, bu itibarla ilk derece mahkemesince davanın kabulüne ilişkin olarak verilen kararın yerinde olduğu anlaşıldığından davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği halde yazılı şekilde davanın reddine dair yeniden esas hakkında hüküm kurulması, Doğru görülmemiştir. Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenle HMK'nun 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının ……ye irad kaydedilmesine, temyiz eden davacı yararına yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 2.037,00-TL. vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, 07/02/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.
2942 sayılı KAMULAŞTIRMA KANUNU m. 25Kaynağı aç
Madde 25 – (Değişik: 24/4/2001 – 4650/14 md.) Hakların kullanılması ve borçların yerine getirilmesi bakımından kamulaştırma işlemi, mal sahibi için 10 uncu madde uyarınca mahkemece yapılan tebligatla başlar. Mülkiyetin idareye geçmesi, mahkemece verilen tescil kararı ile olur. Mahkemece verilen tescil kararı tarihinden itibaren taşınmaz mal sahibinin, kamulaştırılması kararlaştırılan taşınmaz malda yeni inşaat veya ekim yapmak veya mevcut inşaatta esaslı değişiklikler meydana getirmek gibi kullanma hakları kalkar. Bundan sonra yapılanların değeri dikkate alınmaz. (Ek fıkra: 12/7/2013-6495/27 md.) Baraj, sulama şebekeleri ve boru hatları, karayolu, demiryolu, liman ve havaalanı gibi gelecek yıllara sari büyük projelerde kamu yararı kararı kamulaştırılacak taşınmazların bulunduğu mahalle ve/veya köy muhtarlığında on beş gün süre ile asılmak suretiyle ilan edilir. Kamu yararı kararının ilan süresinin bitiminden itibaren, kamulaştırılacak taşınmazlar üzerine yapılan sabit tesisler ile dikilen ağaçların bedeli, kamulaştırma bedelinin tespitinde dikkate alınmaz. (Değişik üçüncü cümle: 19/4/2018-7139/28 md.) Taşınmazlardaki bu sınırlama ilan tarihinin bitiminden itibaren beş yıl olup, (…)[27] ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Trampa Yolu ve Acele Kamulaştırma Trampa yolu ile kamulaştırma

İdari İptal ve Adli Düzeltim Davaları

Taşınmaz maliki, mahkemece yapılan tebligat gününden veya tebligat yapılamayan hallerde gazete ilanından itibaren otuz gün içinde kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal davası açabilir. Aynı otuz günlük hak düşürücü süre içinde kamulaştırma bedeline ilişkin maddi hatalara karşı adli yargıda düzeltim davası açılması da mümkündür. İdare de belgelerin mahkemeye sunulduğu tarihten itibaren otuz gün içinde maddi hatalar için adli yargıda düzeltim davası açabilir. Paylı mülkiyette veya elbirliği mülkiyetinde her bir paydaş tek başına dava açma hakkına sahiptir. Tebligat veya ilanda husumetin yöneltileceği idarenin yanlış gösterilmesi veya hiç belirtilmemesi davayı düşürmez; gerçek hasma tebligat yapılarak yargılamaya devam edilir.

2942 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal davası açan maliklerin bu davayı açtıklarını belgelendirmeleri gerekir; dava açıldığı belgelendirilmediği takdirde kamulaştırma işlemi kesinleşir ve mahkemece tespit edilen bedel üzerinden taşınmaz idare adına tescil edilir. Kanun'un 14. maddesi gereğince idari yargıda açılan davalar öncelikle görülür. İdari yargıda açılan iptal davası sonuçlanmadan, adli yargıda açılan maddi hataların düzeltilmesine ilişkin davalarda nihai karar verilemez.

Acele Kamulaştırma Usulü ve Yargılama Farkları

Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesinde düzenlenen acele kamulaştırma usulü; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu'nun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınan hâllerde ya da özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda uygulanır. Bu usulde idare, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere mahkemeden değer tespiti ister; mahkemece yedi gün içinde bilirkişilerce belirlenen bedel malik adına bankaya yatırılarak taşınmaza el konulur. Taksitli ödeme öngörülen hallerde bankaya yatırılacak tutar ilk taksit bedelidir. Mahkemece verilen el koyma kararı tapu müdürlüğüne bildirilir; taşınmazın başkasına devir, ferağ veya temlikinin yapılamayacağı tapu kütüğüne şerh edilir ve taşınmaz Kanun'un 20. maddesi uyarınca boşaltılır.

Danıştay 6. Daire, E. 2018/6491, K. 2021/8360Kaynağı aç
Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2018/6491 E.  ,  2021/8360 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2018/6491 Karar No : 2021/8360 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: İstanbul İli, Tuzla İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parselde kayıtlı taşınmazın hissedarlarından olan davacı tarafından, Bakanlar Kurulunun 22/05/2017 tarih ve 2015/7808 sayılı kararına dayanılarak, anılan taşınmazın TEİAŞ Genel Müdürlüğünce Kamulaştırma Kanununun 27. maddesine istinaden kamulaştırılmasına dair … tarihli, … sayılı işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; iptali istenilen kamulaştırma işleminin, uyuşmazlık konusu taşınmazın acele kamulaştırılmasına dair 22/05/2015 tarih ve 2015/7808 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına istinaden tesis edildiği, dayanak Bakanlar Kurulu Kararının iptali yönünde bir karar da bulunmadığından, İstanbul İli, Tuzla İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın TEİAŞ'a ait "380 kV Tepeören-Kurtköy-Kartal (Yenileme) Enerji İletim Hattı Projesi" kapsamında kamulaştırılması işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Bakanlar Kurulu kararı gereğince tesis edilen acele kamulaştırma işleminin uygulanmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Enerji iletimi yanı sıra sistem arz güvenliği açısından 380 kV Tepeören-Kurtköy-Kartal (Yenileme) Enerji İletim Hattı Projesinin adeta otoban özelliğine ve İstanbul Anadolu Yakası için hayati öneme sahip olduğu belirtilerek, istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden, yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeksizin, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : İstanbul İli, Anadolu yakasında; Tuzla, Pendik ve Kartal İlçeleri sınırları içerisinde olan ve TEİAŞ Genel Müdürlüğü tarafından kapasite artırımına gidilmesi sureti ile İstanbul İli, Tuzla İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı davacıya ait taşınmazın 380 kV Tepeören-Kurtköy-Kartal (Yenileme) Enerji İletim Hattı Projesi kapsamında kalması nedeniyle kamulaştırılması amacıyla TEİAŞ Yönetim Kurulunun … tarih ve … sayılı kararıyla kamu yararı kararı alındığı, bu kararın … tarih ve … sayılı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı kararıyla onaylandığı, 18/12/2013 tarih ve 29412 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 22/05/2015 tarih ve 2015/7808 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla "380 kV Tepeören-Kurtköy-Kartal (Yenileme) Enerji İletim Hattı Projesi" kapsamındaki güzergaha isabet eden taşınmazların TEİAŞ Genel Müdürlüğü tarafından acele kamulaştırılmasına karar verildiği, yine TEİAŞ Genel Müdürlüğü tarafından anılan taşınmazlarda fiili kamulaştırma işlemlerine başlanılması için … tarih ve … sayılı dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır. Davalı idarenin başvurusu üzerine … Asliye Hukuk Mahkemesinin … tarih, E:… Değişik İş, K:… sayılı kararı ile davacıya ait taşınmaz açısından acele el koyma kararı verildiği, daha sonra davacının uzlaşma görüşmelerine davet edildiği, uzlaşma sağlanmaması nedeniyle … Asliye Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı dosyası üzerinden bedel tespiti ve tescil davası açıldığı, bunun üzerine davacı tarafından Danıştay Altıncı Dairesinin E:2018/355 sayılı dosyasında hem 22/05/2015 tarih ve 2015/7808 sayılı Bakanlar Kurulu kararının ve hem de kamulaştırma kararının iptali istemiyle ikame edilen davada Dairemizin 22/02/2018 tarih ve K:2018/1478 sayılı kararı ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A maddesinin 1. fıkrasında acele kamulaştırma işlemlerinin ivedi yargılama usulüne tabi olduğu belirtildikten sonra, davanın; Bakanlar Kurulu işlemine ilişkin kısmının, 2575 sayılı Danıştay Kanununun 24. maddesi uyarınca Danıştay Altıncı Dairesince çözümlenmesi gerektiği, kamulaştırma işleminin ise idari yargılama usulünün genel hükümlerine tabi olduğu ve İdare Mahkemesinin görev alanına girdiği sonucuna ulaşılarak yargılama usulü açısından ayrı düzenlemeye tabi olan işlemlere karşı aynı dilekçe ile dava açılmayacağı gerekçesiyle dilekçe ret kararı verilmiştir. Bu karar üzerine acele kamulaştırmaya dair 22/05/2015 günlü, 2015/7808 sayılı Bakanlar Kurulu kararının iptali için ilk derece Mahkemesi olarak Dairemizce ivedi yargılama usulünde görülen davanın Dairemizin 20/12/2018 tarih ve E.2018/2988, K:2018/10476 sayılı kararı ile reddine karar verildiği, bu karar için davacı tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/11/2019 tarih ve E:2019/2717, K:2019/5911 sayılı kararı ile de anılan kararın onandığı anlaşılmaktadır. Bakılmakta olan dava ise Danıştay Altıncı Dairesinin 22/02/2018 tarih ve E:2018/355 K:2018/1478 sayılı dilekçe ret kararı üzerine TEİAŞ Genel Müdürlüğünün … tarihli, … sayılı olağan kamulaştırma işleminin iptali istemiyle ilk derece mahkemesinde açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun ''İvedi yargılama usulü'' başlıklı 20/A maddesinin birinci fıkrasında ivedi yargılama usulüne tâbi uyuşmazlıklar sayılmış; (b) bendinde, acele kamulaştırma kararlarından doğan uyuşmazlıklarda ivedi yargılama usulünün uygulanacağına yer verilmiş, maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde dava açma süresinin otuz gün olduğu, (c) bendinde; yedi gün içinde ilk inceleme yapılacağı ve dava dilekçesi ile eklerinin tebliğe çıkarılacağı, (d) bendinde; savunma süresinin dava dilekçesinin tebliğinden itibaren on beş gün olduğu, bu sürenin bir defaya mahsus olmak üzere en fazla on beş gün uzatılabileceği, savunmanın verilmesi veya savunma verme süresinin geçmesiyle dosyanın tekemmül etmiş sayılacağı kurala bağlanmıştır. 2942 sayılı Kanunun "Acele Kamulaştırma" başlıklı 27. maddesinde ise, "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda yer alan yasal düzenlemelerde belirtildiği üzere, Devlet ve kamu tüzelkişileri kamu yararının gerektirdiği hallerde özel mülkiyette bulunan malları yasada gösterilen esas ve usullere göre kamulaştırmaya yetkilidir. Olağan kamulaştırma dışında özel koşulların varlığı halinde Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırma yapılabileceği hüküm altına alınmıştır. Böylece Mevzuatımızda kamulaştırma ile acele kamulaştırmaya ilişkin usul ve esaslar birbirinden farklı şekilde düzenlenmiş olup birbiriyle öncelik-sonralık ilişkisi de kurulmamıştır. Uyuşmazlıkta, görülmekte olan dava ile Dairemizin 2018/2988 esasına kayden bakılan acele kamulaştırmaya ilişkin davada uygulanacak usul hükümleri birbirinden farklı olup; Dairemiz tarafından acele kamulaştırmaya ilişkin uyuşmazlık ivedi yargılama usulü tatbik edilerek karara bağlanmış iken, ilk derece Mahkemesinde görülen olağan kamulaştırmaya ilişkin uyuşmazlığa ancak yasada yazılı, aralarında acele kamulaştırma davalarının da sayıldığı istisnai hallerde tatbik edilebilecek olan ivedi yargılama usulünün uygulanamayacağı tabiidir. Davaya konu taşınmazın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının … tarih … sayılı kamu yararı kararı doğrultusunda kamulaştırmasına ilişkin bu davanın ise olağan kamulaştırmaya ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, acele kamulaştırmanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A maddesindeki usule, olağan kamulaştırmanın ise genel idari yargılama usulüne tabi olması nedeniyle olağan kamulaştırmaya ilişkin davada ivedi yargılama usulünün uygulanmasına imkan bulunmadığından, dosyanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 16. maddesi uyarınca tekemmül ettirilerek istinaf kanun yolu açık olmak üzere yeniden karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığından dava konusu mahkeme kararında usule ve hukuka uygunluk görülmemiştir. Bu itibarla, davanın reddine ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Kullanılmayan … TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davacıya iadesine, 4. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 15/06/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
2942 sayılı KAMULAŞTIRMA KANUNU m. 27Kaynağı aç
Madde 27 – 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın (Değişik ibare: 24/4/2001 – 4650/15 md.) 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına (Değişik ibare: 24/4/2001 – 4650/15 md.) 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir.[28][29] (Ek fıkra: 19/4/2018-7139/29 md.) Mahkemece verilen taşınmaz mala el koyma kararı tapu müdürlüğüne bildirilir. Taşınmaz malın başkasına devir, ferağ veya temlikinin yapılamayacağı hükmü tapu kütüğüne şerh edilir. El koyma kararından sonra taşınmaz mal 20 nci madde uyarınca boşaltılır. Bu Kanunun 3 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedelidir. ALTINCI KISIM Bedelsiz Kullanma, Giderlerin Ödenmesi ve İdareler Arasında Taşınmaz Mal Devri BİRİNCİ BÖLÜM Bedelsiz Kullanma ve Giderler Bedelsiz kullanma yetkisi

Acele kamulaştırma kararlarından doğan uyuşmazlıklarda 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca ivedi yargılama usulü uygulanır ve dava açma süresi otuz gündür. İvedi yargılama usulünde savunma süresi dava dilekçesinin tebliğinden itibaren on beş gün olup mahkemece bir defaya mahsus olmak üzere en fazla on beş gün uzatılabilir. Olağan kamulaştırma işlemlerine karşı açılan davalarda ise genel idari yargılama usulü geçerlidir. İki usul birbirinden farklı kurallara tabi olduğundan ve aralarında bir öncelik-sonralık ilişkisi bulunmadığından, acele kamulaştırma kararı ile olağan kamulaştırma işlemine karşı tek bir dilekçe ile dava açılamaz.

Kısmi Kamulaştırma, Trampa ve Takyidatların Bedele Yansıtılması

Taşınmazın bir kısmı kamulaştırıldığında kalan kısım yararlanmaya elverişli durumda değilse, kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda dava açılmamış olması şartıyla malik, kamulaştırma kararının tebliğinden itibaren otuz gün içinde yazılı başvuruda bulunarak bu kısmın da kamulaştırılmasını isteyebilir; bu başvuru üzerine idarenin kalan kısmı da kamulaştırması zorunludur. Kamulaştırma dışında kalan kısımda kamulaştırma sebebiyle değer artışı meydana gelirse bu artış kamulaştırma bedelinden indirilir, ancak yapılacak indirim kamulaştırma bedelinin yüzde ellisinden fazla olamaz. Kalan kısımda değer eksilmesi oluşursa eksilen değer kamulaştırma bedeline eklenir. Kalan kısım kullanıma elverişli olmakla birlikte kesilen bina, duvar ve kanal gibi tesislerin kullanılabilir duruma getirilmesi gerekiyorsa bunlara ilişkin tamir giderleri bedele ilave edilir. Kısmi kamulaştırma uyuşmazlıkları adli yargıda karara bağlanır.

2942 sayılı KAMULAŞTIRMA KANUNU m. 12Kaynağı aç
Madde 12 – Kısmen kamulaştırılan taşınmaz malın değeri; a) Kamulaştırılmayan kısmın değerinde, kamulaştırma sebebiyle bir değişiklik olmadığı takdirde, o malın 11 inci maddede belirtilen esaslara göre takdir edilen bedelinden kamulaştırılan kısma düşen miktarıdır. b) Kamulaştırma dışında kalan kısmın kıymetinde, kamulaştırma nedeniyle eksilme meydana geldiği takdirde; bu eksilen değer miktarı tespit edilerek, kamulaştırılan kısmın (a) bendinde belirtilen esaslar dairesinde tayin olunan kamulaştırma bedeline eksilen değerin eklenmesiyle bulunan miktardır. c) Kamulaştırma dışında kalan kısmın bedelinde kamulaştırma nedeniyle artış meydana geldiği takdirde ise, artış miktarı tespit edilerek, kamulaştırılan kısmın (a) bendinde belirtilen esaslar dairesinde tayin edilen bedelinden artan değerin çıkarılmasıyla bulunan miktardır. Şu kadar ki, (c) bendi gereğince yapılacak indirme, kamulaştırma bedelinin yüzde ellisinden fazla olamaz. (b) ve (c) bentlerinde sözü edilen bedelin düşüş ve artış miktarları, 11 inci maddede belirtilen esaslara göre bedel takdiri suretiyle tespit olunur. Kamulaştırma dışında kalan kısım, imar mevzuatına göre yararlanmaya elverişli olduğu takdirde;kesilen bina, ihata duvarı, kanalizasyon, su, elektrik, havagazı kanalları, makine gibi tesislerden mal sahiplerine kalacak olanlarının eski nitelikleri dairesinde kullanılabilecek duruma getirilebilmeleri için gereken gider ve bedel, belirlenerek kamulaştırma bedeline ilave olunur. Bu masraf ve bedeller (b) bendinde yazılı kıymet düşüklüğü miktarının belirlenmesinde gözönünde tutulmaz. Bir kısmı kamulaştırılan taşınmaz maldan artan kısmı yararlanmaya elverişli bir durumda değil ise, kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda dava açılmayan hallerde mal sahibinin en geç kamulaştırma kararının tebliğinden itibaren otuz gün içinde yazılı başvurusu üzerine, bu kısmın da kamulaştırılması zorunludur. (Değişik altıncı fıkra: 21/3/2018-7103/27 md.) Baraj inşası için yapılan kamulaştırmalar sonunda kamulaştırma sahasına mücavir taşınmaz mallar, kamulaştırma işleminin tamamlandığına ilişkin ilanın indirildiği tarihten itibaren bir yıl içinde sahiplerinin yazılı başvurusu üzerine çevrenin sosyal, ekonomik veya yerleşme düzeninin bozulup bozulmadığı, ekonomik veya sosyal yönden yararlanılmasının mümkün olup olmadığı yönlerinden ilgili valilikte kurulan komisyon tarafından incelenir. Komisyonca yapılan inceleme sonucunda çevrenin sosyal, ekonomik veya yerleşme düzeninin bozulduğuna ve taşınmaz maldan yararlanılmasının mümkün olmadığına karar verilmesi halinde taşınmaz mal kamulaştırmaya tabi tutulur. Taşınmaz mal sahibinin bu kapsamda açacağı davalarda ilgili valilik komisyonuna başvurulması dava şartıdır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin hususlar Cumhurbaşkanınca yürürlüğe konulan yönetmelikle düzenlenir. Bu suretle kamulaştırılan mücavir taşınmaz mallar hakkında 22 nci ve 23 üncü maddeler uygulanmaz. İdare, bu taşınmaz mallar üzerinde imar mevzuatı hükümlerini de göz önünde tutarak dilediği gibi tasarrufta bulunabilir ve gerektiğinde Hazineye bedelsiz olarak devredebilir.[17] Kısmen kamulaştırılan paylı mülkiyete konu taşınmaz mal, evvelce paydaşlar arasında fiilen bölünerek bir veya birkaç paydaşın tasarruf ve yararlanmasına bırakılmış ve yapılan kısmi kamulaştırma bu yerin tamamını veya bir kısmını kapsıyor ise, bu durumda kamulaştırmaya ilişkin işlemler sadece bu paydaş veya paydaşlar hakkında yürütülerek kamulaştırma bedeli payları oranında kendilerine ödenir. Pay veya paydaşların sadece bu kısım için dava hakları vardır. Taşınmaz malın kamulaştırılmayan kısmı üzerinde hakları kalmaz ve adları paydaşlar arasından çıkarılır. Kamulaştırılan bu yerler tapu sicilinde idare adına tescil olunur. Bu maddenin uygulanmasından doğacak anlaşmazlıklar adli yargıda çözümlenir. İKİNCİ BÖLÜM Dava Hakkı ve Bilirkişiler[18] Tebligat

Mal sahibinin kabul etmesi şartıyla kamulaştırma bedeli yerine, idarenin kamu hizmetine tahsis edilmemiş taşınmaz mallarından bu bedeli kısmen veya tamamen karşılayacak miktarı verilebilir. Trampa yoluyla verilecek taşınmaz malın değeri idarenin ihale komisyonunca ya da bu amaçla kurulacak komisyonca tespit edilir ve bedeller arasındaki fark taraflarca nakit olarak karşılanır; ancak idarenin vereceği taşınmazın değeri kamulaştırma bedelinin yüzde yüz yirmisini aşamaz. İpotekli taşınmazlarda ipotek tutarı düşüldükten sonra kalan miktar hak sahibine ödenip ipotek alacaklısının hakları şerhin bedele yansıtılması suretiyle korunurken, yargı kararlarında tapu kaydında mevcut hacizlerin de bedele yansıtılması gerektiği belirtilmektedir.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2014/20414, K. 2015/1989Kaynağı aç
5. Hukuk Dairesi         2014/20414 E.  ,  2015/1989 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gölbaşı(Ankara) 2. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 21/05/2014 NUMARASI : 2013/56-2014/228 Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı idare vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü. – K A R A R – Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir. Kamulaştırılan taşınmaz ile emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak zeminine; resmi birim fiyatları esas alınıp, yıpranma payı düşülerek yapılara değer biçilmesi ve üzerindeki ağaçlara ise yaş, cins ve verim durumlarına göre karşılık saptanmasında ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; Tapu kaydında mevcut hacizlerin tespit edilen bedele yansıtılmaması, Doğru değilse de, bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden; Gerekçeli kararın hüküm fıkrasının 1 nolu bendine ayrı bir cümle olarak (Tapu kaydında mevcut hacizlerin tespit edilen bedele yansıtılmasına,) cümlesinin yazılmasına, Hükmün böylece DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12.02.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
2942 sayılı KAMULAŞTIRMA KANUNU m. 26Kaynağı aç
Madde 26 – Mal sahibinin kabul etmesi halinde kamulaştırma bedeli yerine, idarenin kamu hizmetine tahsis edilmemiş olan taşınmaz mallarından, bu bedeli kısmen veya tamamen karşılayacak miktarı verilebilir. Kamulaştırma bedeli yerine verilecek taşınmaz malın değeri, idarenin ihale komisyonunca yoksa bu amaçla kuracağı bir komisyonca tespit edilir. Taşınmaz mal bedelleri arasındaki fark taraflarca nakit olarak karşılanır. Ancak idarenin vereceği taşınmaz malın değeri, kamulaştırma bedelinin yüzde yüzyirmisini aşamaz. Acele kamulaştırma

Kamulaştırmasız El Atma ve Taşınmazı Geri Alma Hakkı

Kamulaştırmasız el atma; idarenin usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi tesis etmeksizin veya süreci tamamlamaksızın özel mülkiyete müdahale etmesidir. Bu müdahale idarenin taşınmazı fiilen kamu yararına tahsis etmesi şeklinde gerçekleşebileceği gibi, imar planı gibi işlemlerle tasarruf yetkisinin uzun süreli sınırlandırılması şeklinde hukuki el atma olarak da ortaya çıkabilir. Usulüne uygun işlem tesis edilmeksizin taşınmazına el konulan kimse, müdahalenin men'i davası açabileceği gibi mülkiyetin idareye devri karşılığında dava tarihindeki değer üzerinden bedel tazmini de talep edebilir; nitekim yargı kararlarında tazminat davasının açıldığı tarihten sonrası için ecrimisil istenemeyeceği yönünde hüküm kurulmaktadır. Tamamlanmış ve kesinleşmiş kamulaştırma işlemlerine karşı ise sonradan kamulaştırmasız el koyma sebebiyle bedel davası açılamaz. Kamulaştırmasız el atma ilamlarında faiz ve başlangıcı belirtilmemişse ve kararın infazı için kesinleşme şartı bulunmuyorsa karar tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebilir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2018/3829, K. 2018/8156Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2018/3829 E.  ,  2018/8156 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de; Dava, kamulaştırmasız el atma davasından kaynaklı ilamlı takipte ilama aykırı şekilde faiz talep edildiğinden takibin iptaline ilişkin olup, mahkemece kamulaştırmasız el atma davalarında dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiştir. İlamda, faiz ve faizin başlangıcı konusunda bir hüküm bulunmaması halinde karar tarihinden itibaren yasal faiz istenebilir. Ancak, hükmün infazı için kesinleşmesi gereken hallerde, faizin, kararın kesinleşme tarihinden itibaren hesaplanması gerekir (İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'nun 24.11.1995 tarih, 1994/2 E. – 1995/2 K. sayılı ve HGK'.nun 05.04.2000 tarih, 2000/12–739 E. – 2000/746 K. sayılı ilâmlarında vurgulandığı üzere). Ayrıca, ilamların infaz edilecek kısmı hüküm fıkrası olup, ilamın aynen infazı zorunludur. İcra mahkemesi, infazın ilama uygunluğunu denetlemekle görevli olup, ilamı yorumlayıp, değiştiremez (HGK'nun 8.10.1997 tarih, 1997/12-517 E, 1997/776 K.). Somut olayda, takip dayanağı ilamda kamulaştırmasız el atma bedeli ve ecrimisil miktarına hangi tarihten itibaren faiz işletileceğine hükmedilmediği, anılan alacak kalemlerinin tahsili için başlatılan ilamlı takipte ise dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edildiği anlaşılmakta olup, ilamın infazı için de kesinleşmesine gerek bulunmadığından, tüm alacak kalemleri için karar tarihi olan 25.03.2014 tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebilir. O halde, mahkemece karar tarihi olan 25.03.2014 ile takip tarihi olan 24.11.2014 tarihleri arasında yasal faiz talep edilebileceği nazara alınarak, birikmiş faiz alacağının kısmen iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Davacının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17/09/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2023/3041, K. 2023/11419Kaynağı aç
5. Hukuk Dairesi         2023/3041 E.  ,  2023/11419 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/259 Esas, 2022/2238 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/65 Esas, 2021/381 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir. Davacılar vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 21.11.2023 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davacılar vekili Avukat … ile davalı Hazine vekili Avukat … gelmişlerdir. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Ankara ili, Etimesgut ilçesi, … Mahallesi 312 parsel sayılı taşınmazın kök murisi …'dan çocuklarına intikal ettiğini, halen fiilen askeri alan olarak kullanıldığını, davacıların, … ve …’un mirasçıları olduğunu, taşınmazın 1981 yılında kamulaştırıldığını, kamulaştırma bedelleri ödenmeden, taşınmazın bir kısım maliklerinden ferağlar alınmışsa da ödenek yetersizliği nedeniyle kamulaştırmadan vazgeçildiğini, emsal Ankara Batı Adliyesi 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/539 Esas sayılı dosyasında davanın kabulüne karar verildiğini, kamulaştırma bedeli ödenmeden taşınmaza el atıldığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere tazminat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanması suretiyle faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın … adına olan tahsisi 2013 yılında kaldırılarak Cumhurbaşkanlığı Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığına devredildiğini, müvekkil idare yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, dava konusu taşınmaz İmar ve İskan Başkanlığı Planlama ve İmar Genel Müdürlüğü'nün 19.01.1981 tarihli onaylı imar planına dayanılarak kamulaştırıldığını, taşınmazın kıymet takdirinin yapılacağının 19.08.1982 tarihinde ilanen duyurulduğunu, taşınmaz maliklerinin görebileceği şekilde 20.08.1982 tarihinde askıya asıldığını, 30.08.1982 tarihinde askıdan indirildiğini, Kamulaştırma bedeli olarak hesaplanan 188.730.959,000 TL'nin 05.06.1984 tarihinde … Bankası … Şubesine yatırıldığını, muris …'a Ankara 4. Noterliği 07.06.1984 tarihli ve 17627 yevmiye numarasıyla gönderilen tebligatın 21.06.1984 tarihinde bizzat kendisine teslim edildiğini, muris …'a Ankara 4. Noterliği 07.06.1984 tarihli ve 17622 yevmiye numarasıyla gönderilen tebligatın 18.06.1984 tarihinde muhataba adreste ulaşılmadığından köy azası … imzasına verilip muhatabın kapısına yapıştırılarak bekçiye haber verilmek suretiyle tebliğ edildiğini, dava konusu taşınmazın rızaen kamulaştırılması için eski maliklerinin dilekçe verdiğini, bedelini alarak tapuda paylarını Hazineye devrettiklerini, idarece 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nda (2942 sayılı Kanun) belirtilen usuller çerçevesinde kamulaştırma işlemi yapıldığını, davacıların beyanlarının gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın İmar ve İskan Başkanlığı Planlama ve İmar Genel Müdürlüğünün 19.01.1981 tarihli onaylı imar planına dayanılarak kamulaştırıldığını, rızaen kamulaştırılması için eski maliklerinin dilekçe verdiğini, bedelini alarak tapuda paylarını Hazineye devrettiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; herhangi bir kamulaştırma bedelinin ödenmediğini murisleri tarafından her ne kadar tapuda ferağ verilmiş ise de adlarına yatırılmış herhangi bir kamulaştırma bedelinin olmadığını, taşınmaza fiilen el konulduğunu, davanın kabulü gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu taşınmazın 18.09.1956 tarihinde … Oğlu … adına hükmen tescilli iken ölümü ile 11.08.1966 tarihinde intikalen mirasçıları adına tescilini müteakip aynı tarihte taksim ile 1/4’er pay olarak Süleyman çocukları …, …, … ve … adına tescil edildiği, taşınmazın iş bu maliklerin uhdesinde iken davalılardan Milli Savunma Bakanlığının 19.01.1981 tarihli ve 496 sayılı kararı ile askeri amaçla kullanılmak üzere davaya konu 312 parselin de bulunduğu taşınmazların kamulaştırılmasına karar verildiği, davacılara ait hisselerin bulunduğu taşınmaz hakkında 1982 yılında kamulaştırma işlemlerine başlanıldığı ancak yeterli ödenek bulunmaması nedeniyle yeterli ödenek tahsis edilinceye kadar idarece 16.12.1982 tarihinde 312 sayılı parselin kamulaştırmasından vazgeçildiği, sonrasında kamulaştırma ödeneğinin temin edilmesini müteakip dava konusu parselin kamulaştırma işlemlerine yeniden başlandığı, 20.04.1984 tarihinde taşınmaz hakkında kıymet takdir raporu hazırlandığı, davaya konu 312 parselle birlikte ödenek yetersizliği nedeniyle kamulaştırması yapılamayan bölgedeki diğer parsellerin kamulaştırma bedelleri de dahil olmak üzere tapu maliklerine ödenmek üzere 5 Haziran 1984 tarihinde … Bankası … Şubesine toplam 188.730,95 TL kamulaştırma bedelinin yatırıldığı, devam eden kamulaştırma nedeniyle davacılar murisi Süleyman oğlu … adına Ankara 4. Noterliğinin 07.06.1984 tarihli ve 17627 yevmiye numarasıyla gönderilen tebligatın 21.06.1984 tarihinde bizzat kendine tebliğ edildiği, muris … adına Ankara 4. Noterliğinin 07 Haziran 1984 tarihli ve 17622 yevmiye nosu ile gönderilen tebligatın 18 Haziran 1984 tarihinde muhataba rastlanılmadığından köy azası … imzasına verilip 2 nolu formun muhatabının kapısına yapıştırılarak bekçiye haber verildiği tapu müdürlüğünden celp edilen tescile esas dayanak belgeler ve resmi senetten muris … tarafından “1/4 payını 4.843.750 TL bedel mukabilinde askeri maksatlarla kullanılmak üzere sattığını” 25.06.1984 tarihli satış senedi ile beyan etmesi üzerine 25 Haziran 1984 tarihli ve 1478 yevmiye nolu işlemle, muris … tarafından “1/4 payını 4.843.750 TL bedel mukabilinde askeri maksatlarla kullanılmak üzere sattığını” 25.06.1984 tarihli satış senedi ile beyan etmesi üzerine 25 Haziran 1984 tarihli ve 1483 yevmiye nolu işlemle davacılar murisi payının Hazine adına tescil edildiği, devam eden kamulaştırma işlemleri sırasında 25 Haziran 1984 tarihli ve 1476 yevmiye numarası ile Maliye Hazine adına ferağlar nedeniyle başka malik hisselerinin de Hazine adına tescilinin sağlandığı, kamulaştırma işleminin kesinleşmesinden ve 09.10.1986 tarihinde fiilen el atılarak kamulaştırma amacına uygun kullanılmaya başlandıktan sonra taşınmaz maliklerinden bir kısmının davalılardan … aleyhine Ankara Batı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/683 Esas sayılı dosyası üzerinden 2942 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesi uyarınca tapu kaydının iptali ile hisseleri oranında adlarına tescili talebiyle dava açtıkları, yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin 2011/178 Karar sayılı kararı ile 2942 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesi koşullarını taşımadığı, taşınmazın kamulaştırma amacına uygun biçimde etrafları tel örgüyle çevrilerek askeri alan içerisine alınmak suretiyle kullanılmakta olduğu hususları belirtilerek tapu iptali ve tescile yönelik davanın reddine karar verildiği, söz konusu kararın Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleştiği, daha sonrasında davaya konu taşınmazın imar uygulamaları ile davalı taraf adına kayıtlı başka parsellere gittiği, kamulaştırma yoluyla Hazineye geçen taşınmazın imar planında askeri alan kullanımında iken … tarafından T.C. Cumhurbaşkanlığı MİT Müsteşarlığına devredildiği ve hâlen MİT Müsteşarlığı yerleşkesinde bulunduğunun dosya içeriğinden anlaşıldığı ve 2942 sayılı Kanun'un; "tebliğ işlemleri, dava hakkı" başlığını taşıyan 13 üncü maddesi hükmü uyarınca kamulaştırma evrakı taşınmaz mal sahibine tebliğ edilmek üzere notere verilir ve noter 15 gün içinde belgeleri tebliğe çıkarır. Anılan Kanun'un 14 üncü madde hükmüne göre de; "taşınmaz malın sahibi, noter aracılığıyla yapılan tebligat gününden, kendilerine tebligat yapılmayanlara tebligat yerine geçmek üzere gazete ile yapılan ilan tarihinden itibaren 30 gün içinde kamulaştırma bedelinin arttırılması davası açabilir.'' hükmü gereği; davacılar murisince, usulüne uygun yapılan tebligatı müteakip (tebligat usulsüz yapılmış olsa dahi tapuda yapılan işlemle geçerli hale gelmiş olduğu hususu da gözetildiğinde) ferağ yapılan ilgili satış senedinde, bu hissenin tamamının askeri maksatlarda kullanılmak üzere rızai istimlak suretiyle ve resmi senette yazılı olduğu şekilde, belirtilen bedele Maliye Hazinesine istimlak yoluyla satıldığının beyan edildiği, o dönem kendilerine tebligat yapılan ve tapuda ferağ veren davacılar murisi ve diğer kendilerine tebligat yapılan maliklerin bu şekilde kamulaştırma işlemini öğrendikleri, bir kısmının bedel artırım davası açtığı ve açılan davaların Yargıtay incelemesinden geçtiği, (Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 02.10.1986 tarihli ve 1986/11126 Esas, 12301 Karar sayılı onama ilamı) diğer malikler tarafından davacılar murisi de dahil kamulaştırmayı öğrendikleri tarihten itibaren 2942 sayılı Kanun'un 14'ncü maddesinde belirtilen otuz günlük hak düşürücü süre içinde kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal, maddi hatalara karşı da adli yargıda düzeltim davası açılmadığı, dolayısıyla kamulaştırma işleminin kesinleştiği, tamamlanan ve kesinleşen kamulaştırma işlemine karşı, kamulaştırmasız el koyma sebebiyle bedel davası açılamayacağı, açıklanan nedenlerle davacı tarafın bedel artırım isteği yönünden de hak düşürücü sürenin geçtiği ve davacı tarafın kamulaştırmasız el atmaya dayalı olarak tazminat istemine hakkı kalmadığı anlaşıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmesine dair kararda usul ve esas yönünden bir isabetsizlik olmadığı anlaşıldığından davacılar vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf başvurusunda ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin sorumlu idareden tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri 2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “… Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.” 3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “… Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına …” karar verilmiştir. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aleyhine temyiz olunan davalı Hazine yararına 21.09.2023 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 17.100,00 TL vekâlet ücretinin temyiz eden davacılardan alınmasına, Davacılardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2022/434, K. 2022/14210Kaynağı aç
5. Hukuk Dairesi         2022/434 E.  ,  2022/14210 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Birleştirilen Tarsus 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/61 Esas 2020/136 Karar sayılı Dava Dosyası Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonucunda; davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmiş, davacı … vd. vekili de temyiz dilekçesinde duruşma isteminde bulunmuş olmakla, duruşma için belirlenen 18.10.2022 günü temyiz eden vekilinin yüzüne karşı, usulüne göre çağrı kağıdı gönderilmesine rağmen gelmediğinden temyiz eden davalı idare vekilinin yokluğunda duruşmaya başlanarak gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü. – K A R A R – Dava ve birleştirilen dava; kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ve ecrimisil istemine ilişkindir. Mahkemece asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Dosyada bulunan belgelere göre; dava konusu Mersin İli, Tarsus İlçesi, İncirlikuyu Mahallesi, 165 ada, 74 parsel sayılı 2.345,81 m² yüzölçümlü taşınmazın kök 191 parsel sayılı 7.712,00 m2 yüzölçümlü taşınmazın 2.570,00 m²'lik bölümünün 1977 yılında davalı idare tarafından Mersin Şehri İçme Suyu Kullanma ve Endüstri Suyu Tasfiye Tesisleri Yeri Projesi kapsamında kamulaştırmaya tabi tutulduğu, kamulaştırma tarihindeki malikler …, …, …, … adına kamulaştırma noter tebligatlarının düzenlendiği, … … adına çıkartılan kamulaştırma noter tebligatının birlikte sakin kızı …'e 24.09.1977 tarihinde, … adına çıkartılan kamulaştırma noter tebligatının bizzat kendisine 11.11.1977 tarihinde, … adına düzenlenen tebligatın ise birlikte sakin amcasının kızı … adına 11.11.1977 tarihinde, … adına gönderilen tebligatın ise adreste tanınmadığından bahisle iade edildiği, kamulaştırma tarihindeki maliker tarafından Tarsus 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1982/665 Esas, 1982/530 Karar sayılı dosyası ile dava konusu taşınmazın 1.755 m²'lik kısmı için tezyidi bedel davası açıldığı anlaşılmıştır. Yapılan incelemede; … … adına düzenlenen kamulaştırma tebligatının kızı … imzasına tebliğ edildiği belirtilmiş ise de nüfus kayıtlarında yapılan inceleme neticesinde murisin … adında bir kızının olmadığı, tapu maliki muris … …'ın tebliğ tarihinde ölü olduğu, Erdoğan … adına düzenlenen tebligatın ise bila tebliğ iade edildiği belirlendiğinden adı geçenler bakımından yapılan kamulaştırma noter tebligatlarının usulsüz olduğu anlaşılmıştır. Ancak; 1-)Davacılar murisi …'ın kamulaştırma tebligatının yapıldığı tarihte okuryazar olmadığı iddia edildiğinden, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 24 üncü maddesi uyarınca adı geçenin imza edecek kadar yazı bilip bilmediği hususunun, kolluk vasıtasıyla araştırılıp taraflardan delilleri sorulmak suretiyle vakıa olarak incelenerek, bankaya bloke edilmiş olan kamulaştırma bedelinin adı geçene ödenip ödenmediği de araştırılmak suretiyle sonucuna göre tebligatın geçerli olduğunun tespiti halinde davanın kabulüne, aksi halde reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, 2)Kamulaştırmasına karar verilen 2.500,00 m²'lik bölüm ile, bedel artırım davasına konu edilen 1.755,00 m²'lik bölümün dava konusu taşınmaz ile aynı yere ilişkin olup olmadığı net olarak belirlenememiş olup, Tarsus 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1982/665 Esas, 1982/530 Karar sayılı tezyidi bedel dosyası getirtilip, taşınmazın kamulaştırma planı ve istimlak haritası zemine uygulanıp bu dosyaya konu yer ile dava konusu 165 ada, 74 parsel sayılı taşınmazın aynı yere ilişkin olup olmadığı kesin olarak tespit edilip bu hususların kroki üzerinde gösterilmesi için fen bilirkişisinden ek rapor alındıktan sonra; aynı yere ilişkin değil ise dava konusu taşınmazın tamamı yönünden kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat bedelinin hesaplanması, aynı yere ilişkin ise hakkında tezyidi bedel davası bulunan bölüm ile usulüne uygun kamulaştırma tebligatına konu kısımlar için davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi , 3)Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; dava konusu taşınmaza fiilen hangi tarihte el atıldığı saptanamamıştır. Bu nedenle; dava konusu taşınmaza fiilen hangi tarihte (ay, gün ve yıl olarak) el atıldığı taraflardan sorularak, el atma tarihine ilişkin tüm belgeler (yer teslim tutanağı, geçici ve kesin kabul tutanakları vs) getirtildikten, Dava konusu taşınmaz ve çevresine ait 04.11.1983 tarihinden öncesini ve bu tarihten sonrasını gösterir şekilde hava fotoğrafları getirtilip, hava fotoğrafları ile el atılan yer üzerinde ölçekli kroki çakıştırılmak suretiyle, el atma tarihinin tespiti için fen bilirkişisinden ek rapor alındıktan, sonra şayet el atma tarihinin 1983 yılından önce olması halinde, yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun değiştirilen Geçici 6 ncı maddesi uyarınca 09.10.1956 tarihi ile 04.11.1983 tarihleri arasında fiilen el atılan taşınmazlara ilişkin olarak açılan kamulaştırmasız el atma davalarında taşınmazın el atma tarihindeki nitelikleri esas alınarak dava tarihindeki değerinin tespit edilmesi gerektiği, el atmanın 1983 yılıdan sonra olduğunun anlaşılması halinde ise; taşınmazın dava tarihindeki niteliği esas alınarak değerinin tespit edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi ve yine el atma tarihinin 04.11.1983 tarihinden önce olduğunun tespiti halinde kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası yönünden maktu harç ve maktu vekalet ücretine, sonra olduğunun belirlenmesi halinde ise nispi harç ve nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 4)Kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat istemine ilişkin asıl davanın açıldığı 16.11.2017 tarihinden sonrası için ecrimisil istenemeyeceği gözetilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde birleştirilen dava bakımından ecrimisil talebinin kabulüne karar verilmesi, Doğru görülmemiştir. Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle HUMK'un 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, davacılardan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, temyiz eden davacılar yararına yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 8.400,00 TL vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, 18.10.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kamulaştırma bedelinin kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde, idarece kamulaştırma amacına uygun hiçbir işlem veya tesis yapılmaz ya da taşınmaz kamu yararına bir ihtiyaca tahsis edilmeyerek olduğu gibi bırakılırsa, mal sahibi veya mirasçıları aldıkları bedeli işleyecek kanuni faiziyle birlikte ödeyerek taşınmazı geri alabilir. Faiz, bedelin malik veya mirasçı tarafından alındığı tarihten itibaren hesaplanır. Geri alma hakkı, doğmasından itibaren bir yıl içinde kullanılmadığı takdirde düşer; kanuni süreler geçtikten sonra idareden hak, bedel veya tazminat talebinde bulunulamaz. Aynı amaca yönelik birden fazla taşınmaz birlikte kamulaştırılmışsa durum bütünlük içinde değerlendirilir. Baraj inşası için kamulaştırılan sahalara mücavir taşınmazların sahipleri ilanın indirilmesinden itibaren bir yıl içinde valilik komisyonuna başvurabilir ve bu kapsamda dava açabilmek için komisyona başvurulmuş olması dava şartıdır. Baraj sahasındaki mücavir taşınmazlar ile Arsa Ofisi Kanunu'na dayalı işlemlerde geri alma hakkı hükümleri uygulanmaz.

2942 sayılı KAMULAŞTIRMA KANUNU m. 23Kaynağı aç
Madde 23 – Kamulaştırma bedelinin kesinleşmesi tarihinden itibaren beş yıl içinde, kamulaştırmayı yapan idarece veya 22 nci maddenin dördüncü fıkrası uyarınca devir veya tahsis yapılan idarece; kamulaştırma ve devir amacına uygun hiç bir işlem veya tesisat yapılmaz veya kamu yararına yönelik bir ihtiyaca tahsis edilmeyerek taşınmaz mal olduğu gibi bırakılırsa, mal sahibi veya mirasçıları kamulaştırma bedelini aldıkları günden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte ödeyerek, taşınmaz malını geri alabilir.[26] Doğmasından itibaren bir yıl içinde kullanılmayan geri alma hakkı düşer. (Ek fıkra: 10/9/2014-6552/100 md.) Birinci ve ikinci fıkrada belirtilen süreler geçtikten sonra kamulaştırılan taşınmaz malda hakları bulunduğu iddiasıyla eski malikleri veya mirasçıları tarafından idareden herhangi bir sebeple hak, bedel veya tazminat talebinde bulunulamaz ve dava açılamaz. Aynı amacın gerçekleşmesi için birden fazla taşınmaz mal birlikte kamulaştırıldığı takdirde bu taşınmaz malların durumunun bir bütün oluşturduğu kabul edilerek yukarıdaki fıkralar buna göre uygulanır. Özel kanunlarda bu maddenin uygulanmayacağına ilişkin hükümler saklıdır. 1164 sayılı Arsa Ofisi Kanununa dayanılarak yapılan kamulaştırmalarda ve bu Kanunun 3 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda bu madde hükmü uygulanmaz. BEŞİNCİ KISIM Hasar, Doğacak Hak ve Borçlar, Trampa Yolu ile ve Acele Kamulaştırma BİRİNCİ BÖLÜM Hasar Kamulaştırma bedelinden düşülebilecek hasar
Kamulaştırma bedelinde peşin ödeme kuralının istisnası var mıdır?

Kamulaştırma bedelinin peşin ödenmesi anayasal kuraldır; ancak tarım reformu, büyük enerji ve sulama projeleri, iskân projeleri, yeni orman yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve turizm amaçlı kamulaştırmalarda bedeller kanunla en fazla beş yıl içinde eşit taksitlerle ödenebilir. Taksitli ödemelerde uygulanacak faiz konusunda mevzuat hükümlerinde farklı ölçülere yer verilmiş olup Anayasa kamu alacakları için öngörülen en yüksek faizin, Kamulaştırma Kanunu ise peşin ödeme gününü takip eden günden itibaren devlet borçları için öngörülen en yüksek faiz haddinin uygulanacağını düzenlemektedir. Bununla birlikte, kamulaştırılan topraktan doğrudan doğruya işleten küçük çiftçiye ait olanların bedeli her hâlde peşin ödenir.

Kamulaştırma tebligatını alan malikin dava açma süresi ne kadardır?

Malik, mahkemece yapılan tebligat gününden veya gazete ilanından itibaren otuz gün içinde kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal davası ve bedeldeki maddi hatalara karşı adli yargıda düzeltim davası açabilir.

Kullanılmayan kamulaştırılmış taşınmaz nasıl geri alınır?

Bedelin kesinleşmesinden itibaren beş yıl içinde taşınmaz amaca uygun kullanılmazsa, hak sahibi doğumu takip eden bir yıl içinde bedeli kanuni faiziyle iade ederek taşınmazı geri alabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu