Kamu Personelinde Efor Kaybı Tazminatı Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
Kamu Personelinde Efor Kaybı Tazminatı Şartları

Efor Kaybı Tazminatının Hukuki Niteliği ve Temel Dayanakları

Efor kaybı tazminatı, kamu güvenlik personelinin görevini yerine getirdiği sırada kalıcı iş gücü kaybına uğraması halinde ödenen bir maddi tazminat türüdür. Beden gücünde meydana gelen eksilmeye rağmen ilgilinin maaş veya kazancında fiili bir düşüş meydana gelmese dahi, aynı işi ve günlük faaliyetleri eskisine ve emsallerine kıyasla daha fazla çaba sarf ederek sürdürmesi tazminat hakkını doğurur. Danıştay 10. Dairesi'nin 2021/7703 Esas ve 2025/3299 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, bedensel kayba maruz kalan kişinin yaşamını ve mesleğini devam ettirirken sarf ettiği fazladan güç zararın kendisini oluşturur ve idari faaliyetlerin neden olduğu bu güç kaybı idare hukuku kuralları uyarınca tazmin edilir.

Danıştay 10. Daire, E. 2021/7703, K. 2025/3299Kaynağı aç
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2021/7703 E.  ,  2025/3299 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/7703 Karar No : 2025/3299 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Bakanlığı VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin… tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davalı idare tarafından aleyhine olan kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından; Siirt ili, 3. Komando Tugayı 3. Komando Tabur Komutanlığı emrinde piyade uzman çavuş olarak görev yapmakta iken, Van ili, Başkale ilçesi, … mevkiinden 21/09/2015 tarihinde görevli bulunduğu birlik ile geçerken BTÖ mensuplarınca yola döşenen EYP'nin patlaması sonucunda özürlü kalacak şekilde yaralandığından bahisle uğradığı iddia edilen zararlara karşılık 3.000,00 TL (miktar arttırımı sonucu 464.602,89 TL) maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın, olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacının yaralanması ile neticelenen olayın, bölücü terör örgütü mensuplarınca karayoluna önceden döşenen patlayıcının infilak etmesi/ettirilmesi sonucu meydana geldiği, davacının herhangi bir kusurunun bulunmadığı, dolayısıyla zararlı sonucu doğuran olay ile hizmet arasında illiyet bağı bulunduğundan zararın, zarar görenler üzerinde bırakılmayarak tüm topluma yayılması adalet, hakkaniyet ve eşitlik esaslarına uygun düşeceğinden, davacının zararının kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince karşılanması gerekmekte ise de, profesyonel asker olarak görev yapan davacının bu tür olaylar için de eğitim alması, bu tür olaylarla karşılaşan tüm personelin davacıdaki aynı rahatsızlığa yakalanmaması, davacının kalıcı olmak suretiyle fiziki olarak yaralanmadığı da göz önüne alındığında, davacının rahatsızlığının [tedavi ile çalışma olanağı veren travma sonrası stres (anksiyete) bozukluğu] oluşmasında bünyesel durumun da takdiren %50 oranında etkili olduğu kanaatine varılarak, bu husus dikkate alınmak suretiyle davacıya ödenecek tazminat miktarının belirlenmesi gerektiği, kararda yer verilen bilirkişi raporları ile yapılan açıklamalar çerçevesinde; davacının dava konusu olay neticesinde efor kaybı nedeniyle uğradığı zarara karşılık hesaplanan toplam 929.205,78 TL tazminat tutarından, %50 oranındaki bünyesel durum indirimi yapılması neticesinde belirlenen 464.602,89 TL maddi tazminatın davacıya ödenmesi gerektiği, davacı …'ın yaralanmasına neden olan eylemin oluş şekli itibarıyla toplumda yarattığı infial, olayın etkisi ve niteliği, davacıda oluşan maluliyet oranı, 2330 sayılı Kanun uyarınca yapılan ödeme ve yaralanma olayının doğrudan davalı idarenin eyleminden kaynaklanmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde; duyulan acı ve elemle orantılı olacak şekilde davalı idarece 50.000,00 TL manevi tazminatın davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, hükmedilen 464.602,89 TL maddi tazminatın; 3.000,00 TL'lik kısmı ile 50.000,00 TL manevi tazminatın, idareye başvuru tarihi olan 03/03/2017 tarihinden, kalan 461.602,89 TL'lik kısmının ise miktar artırımı dilekçesinin Mahkeme kaydına girdiği tarih olan 14/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi… İdari Dava Dairesince; İdare Mahkemesi kararının maddi ve manevi tazminatın esasına ilişkin kısmının kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı, kararın bu kısmı yönünden, davalının istinaf başvurusunun reddedilmesine; kararın, maddi tazminata miktar artırım tarihinden itibaren faiz yürütülmesine ilişkin kısmı yönünden ise; dava dilekçesinde istenilen tazminat miktarının sonradan artırılan kısmının miktar artırımı dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi gerektiği, bakılan davada, 14/03/2019 tarihinde kayda giren dilekçe ile maddi tazminat miktarının artırıldığı, artırılan tazminat miktarı bakımından, miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, miktar artırım dilekçesinin verildiği tarihten itibaren faiz yürütülmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, kararın, davalı idare aleyhine hükmedilen maddi tazminata miktar artırımı dilekçesinin Mahkeme kayıtlarına girdiği tarihten itibaren faiz yürütülmesine ilişkin kısım yönünden istinaf başvurusunun kabulüne, kararın bu kısmının kaldırılmasına, davalı idare aleyhine hükmedilen maddi tazminat için miktar artırımı dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 05/04/2019 tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, tazminat istemine konu olayda, idareye izafe edilebilecek herhangi bir hizmet kusurunun olmadığı, Devletçe sağlanan yararların hükmedilecek maddi tazminattan mahsup edilmesi gerektiği, davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğu, Bakanlıklarının 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca harçtan muaf olduğu, kararın aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ :… DÜŞÜNCESİ : Temyize konu kararın manevi tazminata ilişkin kısmının onanması, maddi tazminata ilişkin kısmının ise bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacı tarafından; Siirt ili, 3. Komando Tugayı 3. Komando Tabur Komutanlığı emrinde piyade uzman çavuş olarak görev yapmakta iken, davacının da arasında bulunduğu birliğin, 21/09/2015 tarihinde Yüksekova-Van istikametinde intikal faaliyeti esnasında Van ili, Başkale ilçesi, … mevkiine gelindiğinde bölücü terör örgütü mensupları tarafından karayoluna önceden döşenen patlayıcı maddenin, davacının içerisinde bulunduğu mayına karşı korumalı taktik tekerlekli zırhlı aracın (Kirpi) geçişi esnasında infilak etmesi/ettirilmesi neticesinde davacının kaburgasında kırık, ciğerinde sönme olacak şekilde yaralandığından bahisle olay nedeniyle uğradığı (efor kaybı nedeniyle) maddi ve manevi zararlarının, olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte karşılanması istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır. İdare, kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür. Bu bağlamda, kamu görevlilerinin görevini yaparken, görevi nedeniyle uğramış olduğu zararların da kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerekmektedir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: A) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine dair kısmının incelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine dair kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat istemininkabulüne ilişkin kısmına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine dair kısmının incelenmesi: Dava dosyasının incelenmesinden; davacı Siirt ili, 3. Komando Tugayı 3. Komando Tabur Komutanlığı emrinde piyade uzman çavuş olarak görev yaparken, davacının da arasında bulunduğu birliğin, 21/09/2015 tarihinde Yüksekova-Van istikametinde intikal faaliyeti esnasında, Van ili, Başkale ilçesi, Çamlık mevkiine gelindiğinde bölücü terör örgütü mensupları tarafından karayoluna önceden döşenen patlayıcı maddenin, davacının, içerisinde bulunduğu mayına karşı korumalı taktik tekerlekli zırhlı aracın (Kirpi) geçişi esnasında infilak etmesi/ettirilmesi neticesinde yaralandığı, Van Başkale Devlet Hastanesinde, ardından Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde tedavisinin yapıldığı, Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından davacı hakkında düzenlenen … tarih ve … numaralı sağlık kurulu raporunda davacı ile ilgili olarak sol travmatik pnömotoraks nedeni ile tüp takıldığı, L1 vertebra ve kaburga kırığı nedeniyle hayat fonksiyonlarının orta düzeyde (3) etkilenmiş olduğu, psikiyatri notunda, bombalı saldırı sonrası uyku sorunları, sıkıntı irkilme şikayetleri, anksiyete bozukluğu nedeniyle ilaç tedavisi başlandığı, halen araca binme korkusu, uyku sorunları olduğu yakınmalarının devam ettiğinin belirtildiği, Mahkemece 28/02/2018 tarihinde verilen ara kararı ile davacının 21/09/2015 tarihinde meydana gelen olay neticesinde yaralanması sonucu engelli hale gelip gelmediği, engelli hale gelmiş ise oluşan iş gücü kaybının açıklığa kavuşturulması için dosyanın, Adli Tıp Kurumu Van Adli Tıp Şube Müdürlüğüne gönderilmesi üzerine, 29/06/2018 tarihli (Raporda sehven 29/6/2017 yazılmış) Adli Tıp Raporu ile davacı …'ın 21/09/2015 tarihindeki mayın patlaması sonucu meydana gelen "tedavi ile çalışma olanağı veren Travma Sonrası Stres (anksiyete) bozukluğu" nedeniyle 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre meslek grup numarası Grup 1 kabul olunarak Grl I(16A…..45) A%49, yaşına göre (E Cetveli) %44,2 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı ve geçici iş göremezlik süresinin olay tarihinden itibaren 6 aya kadar uzayabileceğinin mütalaa edilmesi üzerine, davacının maddi tazminat talebinin değerlendirilmesi amacıyla, tespit edilen maluliyet oranı esas alınarak uğradığı (efor kaybı nedeniyle) maddi zararın hesaplanması için dosya üzerinden yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan 04/01/2019 tarihli Bilirkişi Raporunda; Siirt ili, 3.Komando Tugay Komutanlığı'nın… tarih ve … sayılı yazısı ekinde yer alan bordrolar üzerinden karşılaştırma yapıldığı, bu doğrultuda, davacının mevcut maaşı ile emsal maaş arasında bakiye alacak oluşmadığı, dolayısıyla davacının yeni görev yerine atanmasından kaynaklı maaş farkının bulunmadığı, davacının maaş bilgilerinin Siirt ili, 3.Komando Tugay Komutanlığı'nın … tarih ve… sayılı yazısı ekinde bildirildiği, sonraki dönem ödemelerinde kamu görevlileri için 3. Dönem TİS'de maaş zammı öngörülmediğinden cari ödemelerin emsal çerçevesinde devam ettirildiği, Yüksek Mahkeme içtihatları çerçevesinde davacının yeni göreve atandığı tarihten itibaren oluşan efor kaybı üzerinden değerlendirme yapılacağı, hesaplamaların personelin net maaş bilgisinin esas alınarak yapıldığı, bu suretle diğer personellerden daha fazla efor sarf ederek maaşa hak kazandığı kabul edilerek, davacının maluliyet oranına göre işlemiş dönem için belirlenen tazminat tutarının 52.386,99 TL, işleyecek aktif dönem tazminat tutarının 897.667,79 TL olarak hesaplandığı, daha fazla efor harcamak suretiyle de olsa çalışmasını sürdürüp yaşlılık aylığına hak kazanması olası bulunduğundan pasif dönem zararının hesaplanmadığı, davacıya ödenen nakdi tazminatın rapor tarihi itibariyle getirisi; yasal faiz ölçüsünde güncelleştirilmiş halinin mahsubu sonucu 929.205,78 TL maddi zararının hesaplanması üzerine, İdare Mahkemesince davacının dava konusu olay neticesinde efor kaybı nedeniyle uğradığı zarara karşılık hesaplanan toplam 929.205,78 TL tazminat tutarından, %50 oranındaki bünyesel durum indirimi yapılması neticesinde belirlenen 464.602,89 TL maddi tazminatın davalı idarece davacıya ödenmesine karar verildiği görülmektedir. Tazminat hukukunda, çağın gereklerine uygun olarak geliştirilen içtihatlarla, kişinin uğramış olduğu kalıcı bedensel sakatlığının sebep olduğu iş gücü kaybının mevcut işini yürütmesine engel olup / olmadığına bakılmaksızın gelirinde ve mal varlığında bir eksilme olmamış olsa dahi günlük faaliyetlerini ve işini eskisine ve emsallerine göre daha fazla efor sarf ederek gerçekleştireceği kabulünden hareketle "güç (efor) kaybı tazminatı" olarak adlandırılan tazminatın ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bedensel kayba uğrayan kişinin günlük yaşamını sürdürebilmesi ve işini yapabilmesi için zarardan önceki durumuna ve diğer kişilere göre daha fazla bir güç (efor) sarf ettiği gerçeğinden hareket edilerek zararı, bir anlamda, bu "fazladan sarf edilen gücün" oluşturduğu esası benimsenmiştir. Bu doğrultuda, idari faaliyetlerin neden ve etkisiyle kamu görevlilerinin veya diğer kişilerin güç (efor) kaybına dayanan maddi zararının idare hukukunun ilke ve kuralları uyarınca idarece tazmin edilmesi gerektiği hususunda bir duraksama bulunmamaktadır. Bununla birlikte efor kaybı zararı hesabında kalıcı sakatlığa uğrayan herkes için sakatlık öncesi ya da mevcut gelirine bakılmaksızın bir çalışmanın karşılığı olarak eşit ve objektif bir ölçüt olan (2022 yılına kadar asgari geçim indirimi -AGİ- dahil, 2022 yılından itibaren AGİ hariç) net asgari ücretin esas alınması gerektiği, düzenlenen sağlık kurulu raporunda belirlenen meslekte kazanma güç kaybı oranında davacının günlük yaşamını ve işini daha fazla güç (efor) sarf ederek sürdüreceği, bu fazladan sarf edilen efordan kaynaklanan maddi zararının en fazla net asgari ücret tutarı kadar olacağı, Dairemizin içtihatlarıyla kabul edilmiş bulunmaktadır. Buna göre, davacının işlemiş ve işleyecek aktif dönemdeki efor kaybından kaynaklanan maddi zararının, (2022 yılına kadar asgari geçim indirimi -AGİ- dahil, 2022 yılından itibaren AGİ hariç) net asgari ücrete meslekte kazanma gücü kaybı oranı uygulanmak suretiyle hesaplanması gerekirken, davacının mevcut maaşı üzerinden yapılan hesaplama ile hükmedilen maddi tazminat miktarında hukuki isabet bulunmamaktadır. Öte yandan; Bölge İdare Mahkemesince yeniden yapılacak yargılama sonucunda, davacı lehine hükmedilecek maddi tazminat tutarının, davacının istinaf ve temyiz kanun yollarına başvurmadığı dikkate alınarak aleyhe hüküm verme yasağı kapsamında 464.602,89 TL'yi aşamayacağı da açıktır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, 2. … Bölge İdare Mahkemesi… İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyize konu davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının manevi tazminat istemi yönünden ONANMASINA, maddi tazminat istemi yönünden BOZULMASINA, 3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi …İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 26/06/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Kamu görevlilerinin kamu görevini yerine getirirken ve görevi sebebiyle uğradıkları bedensel zararlar idarece kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmin edilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 55. maddesi uyarınca, bedensel zararlar bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır ve söz konusu hükümler idarenin sorumlu olduğu her türlü idari eylem ve işlemlerden kaynaklanan vücut bütünlüğü kayıplarına ilişkin istem ve davalarda da uygulanır. Danıştay 10. Dairesi'nin 2021/6924 Esas ve 2025/636 Karar sayılı kararında da idari faaliyetlerden doğan bedensel zararların tespitinde Borçlar Kanunu'nun ilgili hükmünün esas alınacağı belirtilmiştir.

Danıştay 10. Daire, E. 2021/6924, K. 2025/636Kaynağı aç
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2021/6924 E.  ,  2025/636 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/6924 Karar No : 2025/636 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … adına velayeten … ve … VEKİLİ : Av. … TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Huk. Müş. V. Dr. … İSTEMLERİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, Diyarbakır ili, Çınar ilçesi, … İlçe Emniyet Amirliğine ve üzerinde bulunan lojmanlarına … tarihinde saat 23.40 sıralarında gerçekleştirilen bombalı araç, uzun namlulu ve roketli saldırı eylemi sonucunda yaralandığından bahisle uğradığını ileri sürdüğü zararlarının tazmini amacıyla 25/10/2016 tarihinde İçişleri Bakanlığına yapmış olduğu başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile 1,00 TL (miktar artırımı üzerine 57.715,67 TL) maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; somut olay ile dosyadaki bilgi belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, Diyarbakır ili, Çınar ilçesinde 13/01/2016 tarihinde İlçe Emniyet Amirliği ve lojmanlarına yönelik bölücü terör örgütü mensuplarınca bomba yüklü aracın patlatılması ile gerçekleştirilen saldırı öncesinde birden çok istihbari bilgi, rapor ve ihbarın olduğu ve bu bilgiler karşısında davalı idarenin gerekli önlem, tedbir ve emniyeti alarak yapılan saldırıyı önlemekle yükümlü bulunduğu ancak tüm bunlara karşın bu saldırının önlenemediği ve engellenemediği anlaşıldığından idarenin yürütmekle yükümlü olduğu güvenlik hizmetinin işleyişinde aksaklık olduğu kanaatine varıldığından yaşanan olayın önlenememesinde idarenin hizmet kusuru bulunduğu; davacı tarafından zararların tazmini amacıyla 25/10/2016 tarihinde İçişleri Bakanlığına yapılan başvurunun zımnen reddine yönelik işlemin, 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca idareden bir "ön karar" alınmasına yönelik başvuruya cevabi nitelikte olduğu, bu kapsamda kesin ve yürütülebilir icrai nitelikte bir işlem olmadığından işlemin iptali yönündeki talebin incelenmeksizin reddi gerektiği; maddi tazminat talebi yönünden, davacının 13/01/2016 tarihinde maruz kalmış olduğu patlama olayına bağlı gelişen arızası sebebiyle % 5 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı yönünde rapor tanzim edilmesi üzerine, davacının meslekte kazanma gücünden kaybetme oranı dikkate alınarak maddi zararın tespiti amacıyla alınan bilirkişi raporunda toplam tazminatın 57.715,67 TL olarak hesaplandığı, söz konusu raporun hükme esas alınabilecek nitelikte görüldüğü; manevi tazminat istemi yönünden ise, davacının duyduğu acı ve üzüntüyü bir nebze de olsun rahatlatmak amacıyla olayın oluş şekli, mahiyeti ve davacı üzerindeki etkileri de dikkate alınarak talep edilen 200.000,00 TL manevi tazminatın davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle zımni ret işleminin iptali istemi yönünden davanın incelenmeksizin reddine, maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; yaşanan olayda davalı idarenin hizmet kusuru saptandığına göre davacının uğradığı manevi zararın karşılanması gerektiği tartışmasız olup, somut olayda davacı küçüğün yaşı, yaralanma şekli, yaralanması akabinde yüzünde ve vücudunun çeşitli bölgelerinde yara izlerinin kalmış olması, % 5 oranında sürekli işgöremez olduğu, duyduğu acı ve üzüntüyü bir nebze de olsun rahatlatmak amacıyla olayın oluş şekli ve mahiyeti ve davacı küçük üzerindeki etkileri ile Dairelerinin benzer durumlarda verdiği kararlar da dikkate alınarak, 20.000,00 TL manevî zararın davalı idare tarafından tazmin edilmesi ve söz konusu miktarın davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davalı idarenin istinaf başvurusunun maddi tazminata ilişkin kısım yönünden reddine, manevi tazminata ilişkin kısım yönünden kısmen kabulüne, kısmen reddine, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminatın kabulüne ilişkin kısmının kaldırılmasına, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, 20.000,00 TL manevi tazminatın, idareye başvuru tarihi olan 25/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, maddi zararların açık ve net olarak ispatlanması ve olayın terör eylemi olması nedeniyle 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirme yapılması gerektiği, 5233 sayılı Kanun'da manevi tazminatın düzenlenmediği, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğu ileri sürülmektedir. Davacı tarafından, vücudunda sabit izler kaldığı, pek çok kez ameliyat geçirdiği, %5 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, zararın oluşmasında idarenin ağır hizmet kusuru bulunduğu, hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğu, aynı terör olayı nedeniyle yaralanan başka bir kişinin açtığı davada daha yüksek miktarda manevi tazminata hükmedildiği ileri sürülmektedir. TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davacı tarafından davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin maddi tazminat yönünden kabulü, manevi tazminat yönünden reddi, davacının temyiz isteminin ise kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dava dosyasının incelenmesinden; davacı …'ün … tarihinde saat 23.40 sıralarında, Diyarbakır ili, Çınar ilçesi, … İlçe Emniyet Amirliğine ve üzerinde bulunan lojmanlarına PKK/KCK terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilen bombalı araç ve ardından uzun namlulu ve roketli saldırı eylemleri sonucunda yararlandığından ve olayda hizmet kusuru olduğundan bahisle, yaşadığı acı nedeniyle uğramış olduğu maddi ve manevi zararlarının tazmini amacıyla 25/10/2016 tarihinde İçişleri Bakanlığına başvuru yapıldığı, ancak anılan başvurunun zımnen reddedildiği, bunun üzerine oluştuğu ileri sürülen zararlara karşılık 1,00 TL (miktar artırımı üzerine 57.715,67 TL) maddi, 200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. A) Temyize konu kararın, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine dair kısmının incelenmesi: İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun "Bedensel zarar" başlıklı 54. maddesinde, bedensel zararların; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olduğu; "Belirlenmesi" başlıklı 55. maddesinin 1. fıkrasında, destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararların, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanacağı, kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemelerin, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemeyeceği; zarar veya tazminattan indirilemeyeceği, hesaplanan tazminatın, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamayacağı veya azaltılamayacağı, bu Kanun hükümlerinin, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanacağı hükümlerine yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." hükmü düzenlenmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Uyuşmazlıkta, dava konusu tazminat istemine esas olan yaralanma olayının meydana gelmesinde davalı idarenin, yürütmekle yükümlü olduğu güvenlik hizmetinin işleyişinde aksaklık olduğundan dolayı hizmet kusurunun bulunduğu anlaşıldığından, davacının maddi zararlarının davalı idarece karşılanması gerektiği hususunda duraksama bulunmamaktadır. Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; 13/01/2016 tarihinde gerçekleşen olay sonucu meydana gelen yaralanma nedeniyle Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Yenimahalle Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 13/02/2018 tarihli Sağlık Kurulu Raporu ile davacının %5 oranında tüm vücut fonksiyon kaybının bulunduğunun tespit edildiği, ayrıca Emniyet Genel Müdürlüğü Nakdi Tazminat Komisyonunun … tarih ve … sayılı kararı ile davacı …'e 8.437,60 TL nakdi tazminat ödenmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Öte yandan, Mahkemece hükme esas alınan hesap bilirkişisi raporunda; davacının (olay tarihinde 13 yaşında olan) hastane kayıtlarına göre olay tarihinden itibaren 10 günlük istirahat raporu ve devam eden tarihlerde ara ara birer günlük tedavilerinin ve bazı günlerde de muayene randevularının olduğu belirtilerek 13/01/2016 ila 12/06/2018 tarihleri arasındaki bazı günlerin geçici iş göremezlik süresi olarak kabul edildiği, başka bir anlatımla bu dönemde davacının herhangi bir gelirinin bulunmadığı biliniyor olmasına rağmen, geçici iş göremezlik dönemi için tazminat hesabının yapıldığı; sürekli iş göremezlik dönemi için yapılan tazminat hesabında net asgari ücret üzerinden hesaplama yapıldığı ancak yarar olarak düşülmesi gereken nakdi tazminatın mahsup edilmediği görülmektedir. İdare Mahkemesince hükme esas alınan hesap bilirkişisi raporunun içeriğine ilişkin açıklanan hususlar, söz konusu raporun karara dayanak olarak kabul edilemeyeceğini, başka bir anlatımla anılan raporun hükme esas alınacak nitelikte olmadığını göstermektedir. Bu itibarla, Mahkemece, davacının uğradığı zarara karşılık ödenecek tazminatın tespiti amacıyla, aşağıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda maddi tazminat hesabına ilişkin yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekmektedir. 1- Geçici iş göremezlik tazminatı yönünden; Geçici iş göremezlik tazminatı, çalışma gücünün kullanılamaması nedeniyle çalışma gücünün %100 oranında kaybedildiğinin kabul edildiği "tedavi ve iyileşme süresi" ile sınırlı bir tazminat olup, bu süreçte olay öncesinde çalışan kişinin işe devam edememesinden dolayı uğradığı kazanç kaybının giderilmesi amaçlanmaktadır. Bu kapsamda, olay/zarar tarihinde 13 yaşında olup gelir getirici bir işte çalışmayan davacının kazanç kaybı söz konusu olmayacağından geçici iş göremezlik zararı da doğmayacaktır. 2- Sürekli/kalıcı işgöremezlik tazminatı (efor) yönünden; Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, geçici iş göremezlik süresinin sona erdiği tarihten muhtemel yaşam süresinin sonuna kadar geçecek süre için net asgari ücrete çalışma gücü kaybı oranının uygulanması suretiyle yapılan hesaplamada, davalı idarece ödenen ve yarar olarak kabul edilmesi gereken nakdi tazminatın mahsup edilmediği görülmektedir. Bu durumda, yeniden yapılacak hesaplamada, davalı idarece ödenen nakdi tazminat tutarının yarar olarak kabul edilip, hükme esas alınan rapor tarihine kadar (12/06/2018) yasal faiz uygulanarak bulunacak güncel değerinin hesaplanan maddi tazminat tutarından indirilmesi gerekmektedir. Buna göre Bölge İdare Mahkemesince, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonrası düzenlenecek rapora göre maddi tazminat istemi hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, temyize konu kararda maddi tazminat yönünden hukuki isabet bulunmamaktadır. B) Temyize konu kararın manevi tazminat istemine ilişkin kısmının incelenmesi: Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlamaktadır. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve varsa idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri hak ihlallerinin bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli, idari faaliyetin niteliği, zararlı sonuca etkisi ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir. Buna göre, manevi tazminat takdir edilirken, davacı yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır. Temyize konu kararda davacı lehine 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiş ise de; dava konusu olay nedeniyle % 5 oranında tüm vücut fonksiyon kaybı bulunmasının ve yüzünde sabit izler olmasının davacı üzerinde yarattığı etki ve yaşadığı sıkıntılar göz önünde bulundurulduğunda; Bölge İdare Mahkemesince davacı için takdir edilen manevi tazminat miktarının, duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde olmadığı sonucuna varılmaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE, davacının temyiz isteminin KABULÜNE, 2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 18/02/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 55Kaynağı aç
MADDE 55- Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz. Bu Kanun hükümleri, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır. d. Manevi tazminat

Tazminat Talebinin Şartları ve Maluliyet Raporu

Efor kaybı tazminatına hak kazanılabilmesi bakımından, personelin fiilen görevde bulunması ya da emekli olması bir engel oluşturmaz. Kalıcı iş gücü kaybının yürütülen kamu göreviyle bağlantılı olması tazminat hakkının doğumu için yeterlidir; görevle illiyet bağı kurulan hallerde emeklilik sonrasına ilişkin dönem de tazminat hesabına dahil edilir.

Tazminat talebinde bulunabilmek için geçici iş göremezlik raporu yeterli kabul edilmez. İlgilinin maluliyet durumunun Adli Tıp Kurumu ya da yetkili bir sağlık kurulu tarafından tanzim edilen ve kalıcı maluliyet oranını içeren kesin sağlık kurulu raporu ile belgelenmesi şarttır.

Aktif ve Pasif Dönem Tazminatının Hesaplanması

Efor kaybı zararı hesaplanırken mağdurun kaza öncesindeki ya da mevcut gelir durumuna bakılmaksızın objektif ve eşit bir ölçüt olarak net asgari ücret esas alınır; kişinin fiili veya emsal maaşı üzerinden hesaplama yapılamaz. Zarar hesabı, olayın gerçekleştiği tarihten personelin emekliye ayrılacağı tarihe kadar olan aktif dönem ile emeklilik sonrasını kapsayan pasif dönem olarak ikiye ayrılır. Aktif dönemde net asgari ücret ile maluliyet oranı çarpılarak hesaplama yapılır; bu dönemde 2022 yılı öncesi için asgari geçim indirimi hesaba dahil edilirken, 2022 yılından itibaren asgari geçim indirimi hesap dışı bırakılır. Ayrıca aktif dönem hesabında geleceğe yönelik olarak bilinen son asgari ücret artırılarak dikkate alınır ve toplu ödemenin erken yapılması sebebiyle iskontoya tabi tutulur.

Emeklilik tarihinden personelin muhtemel yaşam süresi sonuna kadar geçen pasif dönem hesabı, personelin emeklilik sonrasında da aynı fazladan eforu sarf etmeye devam edeceği kabulüne dayanır. Bu aşamada TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosu referans alınarak bakiye ömür tespit edilir ve asgari geçim indirimi hariç tutulmuş net asgari ücret ile maluliyet oranının çarpımı üzerinden hesaplama gerçekleştirilir.

Nakdi Tazminat Mahsubu ve Manevi Tazminat İlkesi

Terörle mücadele gibi görevler esnasında yaralanan personele 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun uyarınca nakdi tazminat ya da tütün ikramiyesi ödenmiş olması, efor kaybı tazminatı talep edilmesine engel teşkil etmez. Ancak idarece yapılan bu nakdi ödemeler bir yarar niteliği taşır; bu tutarlar hükme esas alınan rapor tarihine kadar yasal faiziyle güncellenerek hesaplanan maddi tazminat miktarından mahsup edilir.

Bedensel zarara dayalı davalarda talep edilen geçici iş göremezlik tazminatı, tedavi ve iyileşme sürecinde işe gidememekten kaynaklanan kazanç kaybını gidermeyi amaçlar; dolayısıyla olay tarihinde gelir getirici bir işte çalışmayan küçük yaştaki kimseler bakımından bu zarar türü doğmaz. Öte yandan manevi tazminat mal varlığındaki bir eksilmeyi kapatmak için değil, bedensel kayıp nedeniyle yaşama sevinci azalan kişinin manen tatminini sağlamak amacıyla takdir edilir ve parasal olarak belirlenir.

İdareye Başvuru Zorunluluğu ve Dava Açma Süreleri

İdari eylemler sebebiyle hakları ihlal edilenlerin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi gereğince idari dava açmadan önce idareye başvurmaları gereklidir. İlgililer bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemelidir. Bu taleplerin idarece reddedilmesi veya idare tarafından otuz gün içinde cevap verilmemesi durumunda, cevapsız kalınan sürenin bittiği tarihten itibaren kanuni dava süresi içinde tam yargı davası açılabilir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 13Kaynağı aç
Madde 13 – 1. İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.[9] 2. Görevli olmayan adli (…)[10] yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz. Dilekçeler üzerine ilk inceleme:

2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddedilmesi durumunda, sonradan idari yargı mercilerinde açılacak davalarda idareye önceden başvurma şartı aranmaz.

Maaşında azalma olmayan kamu personeli efor kaybı tazminatı alabilir mi?

Evet, kalıcı iş gücü kaybına uğrayan personelin gelirinde eksilme olmasa bile, aynı kazancı elde etmek ve işini yürütmek için emsallerine göre daha fazla çaba sarf etmesi sebebiyle efor kaybı tazminatı ödenir.

Efor kaybı davası için geçici iş göremezlik raporu yeterli midir?

Hayır, geçici iş göremezlik raporu yeterli değildir; Adli Tıp Kurumu veya yetkili bir sağlık kurulu tarafından düzenlenmiş, kalıcı maluliyet oranını içeren kesin raporun bulunması şarttır.

Emekli olduktan sonra efor kaybı tazminatı istenebilir mi?

İlgilinin emekli olması tazminat hakkını tek başına ortadan kaldırmaz; görevle illiyet bağı taşıyan kalıcı iş gücü kaybı hallerinde tazminat talep edilebilir. Bununla birlikte, emeklilik sonrasındaki pasif dönemin hesaba katılıp katılmayacağı maluliyet oranı ve uyuşmazlığın niteliğine göre her olayda ayrıca değerlendirilir.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2016/1240, K. 2018/2770Kaynağı aç
10. Hukuk Dairesi         2016/1240 E.  ,  2018/2770 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davacı Kurum 25.08.2010 tarihli iş kazası sonucu % 46 sürekli iş göremez hale gelen sigortalıya bağlanan gelir ve sağlık harcamaları nedeniyle oluşan kurum zararının tahsilini talep etmiş olup, mahkemece gerçek zarar hesabı yapılmaksızın davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanunun 21. maddesi olup, davalının rücu alacağından sorumluluğu, ancak maddede öngörülen koşulların gerçekleşmesi halinde mümkündür. 5510 sayılı Kanunun “İş Kazası ve Meslek Hastalığı İle Hastalık Bakımından İşverenin ve Üçüncü Kişilerin Sorumluluğu” başlıklı 21. maddesine göre; İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. Anılan madde ile tazmin sorumlularının Kurum karşısındaki sorumluluğu bir tavanla sınırlandırılmış olup, bu sorumluluk “…sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı…” bulunmaktadır. Anılan maddenin açık hükmü karşısında; ilk peşin sermaye değerli gelirin, Kurum yararına tazmini mümkün kısmının belirlenebilmesi için gerçek zarar tavan hesabı yapılması zorunluluğu bulunmaktadır. Bu tür davalarda gerçek zarar hesabı, tazminat hukukuna ilişkin genel ilkeler doğrultusunda yapılmalı, sigortalı sürekli iş göremezlik durumuna girmişse bedensel zarar, ölüm halinde destekten yoksun kalma tazminatı hesabı dikkate alınmalıdır. Gerçek zararın belirlenmesinde, zarar ve tazminata doğrudan etkili olan sigortalının net geliri, kalan ömür süresi, iş görebilirlik çağı, iş göremezlik derecesi, kusur ve destek görenlerin gelirden alacakları pay oranları, eşin evlenme olasılığı gibi tüm veriler ortaya konulmalıdır. Gerçek zarar, sigortalının kaza tarihi itibarıyla kalan ömür süresine göre aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluşmaktadır. Sigortalı veya hak sahiplerinin kalan ömür süreleri yönünden ise, Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, … Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, … Üniversitesi ve … Üniversitesi’nin çalışmalarıyla “TRH2010” adı verilen Ulusal Mortalite Tablosu hazırlanarak Sosyal Güvenlik Kurumunca 2012/32 sayılı Genelgeyle ilk peşin sermaye değerlerinin hesabında uygulamaya konulmuş olup özü itibarıyla varsayımlara dayalı gerçek zarar hesabında gerçeğe en yakın verilerin kullanılması gerektiğinden ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH2010 tablosu kalan ömür sürelerinde esas alınmalıdır. Sigortalının 60 yaşına kadar aktif dönemde günlük net geliri üzerinden, 60 yaşından sonra kalan ömrü kadar pasif dönemde asgari ücret üzerinden, her yıl için ayrı ayrı hesaplama yapılacağı Yargıtayın yerleşmiş görüşlerindendir. Günlük net gelir saptanarak rapor tarihi itibarıyla bilinen dönemdeki kazanç, var olan verilere göre iskontolama ve artırma işlemi yapılmadan hesaplanmaktadır. Bilinmeyen dönemdeki kazanç bakımından ise tazminatların peşin olarak hesaplanmasına karşın gelirlerin taksit taksit elde edilmesi sonucunda tazminata esas gelire artırım ve iskonto uygulanmaktadır. Peşin sermayeden elde edilecek yarar, reel faiz kadar olduğundan şu durumda enflasyon dışlanmak suretiyle değişen ekonomik koşullar ve reel faiz oranları da gözetilerek % 10 yerine Kurum ilk peşin sermaye değeri hesaplamalarına paralel olarak % 5 oranı uygulanmalıdır. Meslekte kazanma gücü kaybı oranının (sürekli iş göremezlik derecesinin) % 60’ın altında kaldığı durumlarda, emsallerine göre sigortalının daha fazla efor harcamak suretiyle de olsa çalışmasını sürdürüp yaşlılık aylığına hak kazanması olası bulunduğundan, 60 yaş sonrası yönünden pasif dönem zarar hesabı yapılmamalıdır. Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında dava değerlendirildiğinde, iş kazası nedeniyle sigortalının % 46 oranında sürekli iş göremez hale geldiği gözetilerek pasif dönem hesaba katılmayarak yukarıdaki ilkeler çerçevesinde uzman bilirkişi tarafından yöntemince rapor düzenlenerek sigortalı için gerçek zararı hesaplanmalı, bu miktar gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri ile karşılaştırılıp düşük olan tutara hükmedilerek davalının sorumluluğu belirlenmelidir. O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 29.03.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
2330 sayılı Kanun kapsamında tazminat alınmış olması yeni bir dava açılmasına engel midir?

Engel değildir; 2330 sayılı Kanun kapsamında nakdi tazminat ödenmiş olması efor kaybı sebebiyle ayrıca dava açılmasını engellemez. Ancak idarece yapılan nakdi tazminat ödemesi yarar kabul edilerek bilirkişi raporu tarihine kadar yasal faiziyle güncellenir ve hesaplanan maddi zarardan mahsup edilir.

İdareye ön başvuru yapılmadan doğrudan dava açılabilir mi?

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca, idari eylemden doğan zararların tazmini için dava açılmadan önce eylemin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurulması kanuni bir zorunluluktur.

Adli yargıda açılan davanın görevsizlikle reddedilmesi halinde idareye başvuru gerekir mi?

Hayır, görevsiz adli yargı mercilerinde açılan davanın görev yönünden reddi üzerine idari yargıda açılacak davalarda idareye ön başvuru şartı aranmaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu