Alacak Davası Nedir ve Hangi Talepleri Kapsar?
Alacak davası, bir kişinin veya şirketin vadesinde yerine getirmediği para borcunun ya da kanunen mümkün olan diğer edim yükümlülüklerinin mahkeme kararıyla talep edilmesini sağlayan temel yargı yoludur. Bu dava vasıtasıyla alacaklı, muhatabından elde edemediği edimin cebri icra gücüyle karşılanmasını amaçlar.
Alacak Davasının Temel Şartları ve Muacceliyet
Bir alacak davasının dinlenebilmesi için öncelikli şart, alacağın ifa zamanının gelmiş ve talep edilebilir, yani muaccel durumda bulunmasıdır. Türk Borçlar Kanunu'nun 117. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, muaccel bir borcun borçlusu kural olarak alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 117Kaynağı aç
Borcun ifa edileceği gün taraflarca birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanılarak usulüne uygun bir bildirimle belirlenmişse bu günün geçmesiyle borçlu temerrüde düşer. Haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde ise temerrüt için bildirim şarttır.
Alacak davası açılmasından önce noter ihtarnamesi gönderilmesi yönünde genel bir yasal zorunluluk bulunmamaktadır. Bununla birlikte muaccel bir borcun borçlusunun temerrüde düşürülmesi kural olarak alacaklının ihtarıyla gerçekleşir.
Dava Şartı Arabuluculuk Zorunluluğu
Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi gereğince, ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak ve tazminat taleplerinde dava ikame edilmeden önce arabuluculuk sürecine başvurulması bir dava şartıdır. Benzer biçimde işçi ile işveren arasındaki alacak ve tazminat taleplerinde de arabuluculuk kural olarak dava şartı niteliğindedir; ancak iş kazası ile meslek hastalığından doğan kimi tazminat uyuşmazlıkları kanunla bu şarttan müstesna tutulmuştur.
İcra ve İflas Kanunu'nda yer alan ilamsız icra yoluyla tahliye prosedürü saklı kalmak üzere, kira ilişkilerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar 1 Eylül 2023 tarihi itibarıyla zorunlu arabuluculuk kapsamına dahil edilmiştir. Kanunen dava şartı kılınan bu hâllerde arabuluculuğa müracaat edilmeksizin mahkemede dava açılması durumunda, uyuşmazlığın esasına girilmeden davanın usulden reddine karar verilir.
Görevli ve Yetkili Mahkemenin Belirlenmesi
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, dava konusunun değerine veya miktarına bakılmaksızın malvarlığı ve şahıs varlığı haklarına ilişkin davalarda, mevzuatta aksine açık bir görev hükmü bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi görevlidir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 2Kaynağı aç
Uyuşmazlığın hukuki dayanağına göre görevli yargı mercii farklılaşır: Ticari bir ilişkiden kaynaklanan uyuşmazlıklarda Asliye Ticaret Mahkemesi, işçi ile işveren arasındaki ilişkilerden doğan taleplerde İş Mahkemesi, tüketici işleminden ileri gelen alacaklarda koşulları varsa Tüketici Mahkemesi görev alır. Kira sözleşmesinden kaynaklanan alacak davalarında ise davanın parasal tutarına bakılmaksızın kural olarak Sulh Hukuk Mahkemesi görev yapmaktadır.
Yetkili mahkeme bakımından genel kural, davanın açıldığı tarihteki davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Bununla birlikte Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 10. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, taraflar arasındaki sözleşmeden doğan alacak davaları bu sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 10Kaynağı aç
İspat Yükü ve Delillerin Sunulması
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesinin birinci fıkrası gereğince, mevzuatta özel bir düzenleme mevcut olmadıkça uyuşmazlık konusu vakıaya bağlanan hukuki neticeden kendi yararına hak çıkaran taraf bu olguyu kanıtlamakla mükelleftir. Dolayısıyla alacaklı alacağının doğumunu, borçlu ise borcun ödendiğini veya borcu sona erdiren diğer durumları ispatlar.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 190Kaynağı aç
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, hukuki bir karineye dayanan taraf sadece bu karinenin dayandığı temel vakıayı ispat etmekle yükümlüdür. Kanunun istisna tuttuğu durumlar haricinde, karşı tarafın bu kanuni karinenin aksini ispat etme hakkı saklıdır.
Alacak Davalarında Zamanaşımı Süreleri
Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesine göre, ilgili kanunlarda aksine bir hüküm sevk edilmediği takdirde her alacak on yıllık genel zamanaşımı süresine tabidir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 146Kaynağı aç
Türk Borçlar Kanunu'nun 147. maddesi birtakım alacaklar için beş yıllık özel zamanaşımı süresi öngörmüştür. Kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret benzeri dönemsel edimler ile konaklama ve yeme-içme bedelleri beş yılda zamanaşımına uğrar. Küçük sanat işleri, küçük çaplı perakende satışlar, ortaklık sözleşmesinden doğup ortakların birbirleriyle veya ortaklıkla aralarındaki alacaklar da bu süreye bağlıdır. Ayrıca vekâlet, komisyon, acentelik ile ticari simsarlık ücreti dışındaki simsarlık alacakları ve yüklenicinin ağır kusuru hali saklı kalmak üzere eser sözleşmesinden doğan talepler de beş yıllık zamanaşımına tabidir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 147Kaynağı aç
Geçici Hukuki Koruma ve Cebri İcra Süreci
Borçlunun dava aşamasında malvarlığını gizlemesi, devretmesi veya alacağın gelecekte tahsilini tehlikeye sokacak tasarruflara girişmesi ihtimalinde, kanuni şartları varsa ihtiyati haciz istenebilir. İhtiyati haciz alacağı nihai olarak tahsil ettiren bir işlem olmayıp, davanın sonucunda elde edilecek hakkı güvenceye alan geçici bir hukuki koruma aracıdır.
Yargılama neticesinde mahkemece alacağın tahsiline hükmedilmesine rağmen borçlu borcunu kendiliğinden ifa etmezse, kararın ilam niteliği ve kesinleşme koşulları gözetilerek ilamlı icra takibi yoluyla cebri icra uygulanabilir.
Alacak davası açmadan önce ihtar çekmek zorunlu mudur?
Alacak davası açmadan önce borçluya noter aracılığıyla ihtarname gönderilmesine dair genel bir yasal mecburiyet yoktur; ancak borcun vadesi sözleşmeyle kesin olarak belirlenmemişse borçluyu temerrüde düşürmek için alacaklının ihtarda bulunması gerekir.
Arabuluculuk dava şartı yerine getirilmezse mahkeme nasıl bir karar verir?
Zorunlu arabuluculuk kapsamında yer alan uyuşmazlıklarda arabuluculuk yoluna müracaat edilmeden doğrudan dava ikame edilirse mahkeme uyuşmazlığın esasına girmeksizin davayı usulden reddeder.
Borçlar hukukunda genel zamanaşımı süresi kaç yıldır?
Kanunda daha kısa veya farklı bir özel süre öngörülmemiş olan alacaklar, Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca on yıllık zamanaşımına tabidir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

